11
Los Galacticos 2′nin Geleceği
Bundan tam 2 yıl önce medyada Los Galacticos 2′nin yolda olduğu yazılıyordu. Herkesin ürettiği bir gelecek senaryosu vardı. Bu senaryonun başrolüne elbette Florentino Perez koyuluyordu. Calderon döneminde yapılan yanlış transferler ve Barca’nın gerisinde kalan Real Madrid’i buradan kurtarmanın tek yolu olarak gösterilen Perez’den, tıpkı ilk başkanlık döneminde olduğu gibi Real Madrid’i tekrar göklere çıkarması bekleniyordu. Perez’in ilk başkanlığında yaptıklarını herkes hatırlar. Paradan söz etmeye gerek yok aslında. Ben burada önemli olanın icraatlar olduğunu düşünüyorum. Figo, Beckham, Zidane ve Ronaldo gibi yıldızların takıma nasıl kazandırıldığını Los Galacticos 2 yazımda anlatmıştım.
Cristiano Ronaldo, Santiago Bernabéu’da Yaklaşık 85.000 Real Madrid Taraftarının Önünde
Geçtiğimiz aylarda yapılan Real Madrid kongresinde yeniden Perez aday olmuştu ve seçileceğine kesin gözle bakılıyordu. Nitekim öyle de oldu. Perez büyük bir farkla başkanlığa seçilmişti ve Real taraftarı beklemeye koyulmuştu. Henüz Perez başkan olmadan önce, Real Madrid’e kazandıracağı konuşulan isimler vardı. Ronaldo, Kaka, Alonso hatta imkansız diyenler olmasına rağmen Steven Gerrard da bu isimlerin arasındaydı. Şimdi bu yazılan isimlere tekrar baktığımızda Ronaldo ve Kaka’nın Perez’in seçimlerde söz verdiği gibi Real Madrid forması giydiklerini görüyoruz. Kaka Zidane’dan sonra en pahalı transfer olarak tarihe geçmişti, bundan sadece 1 hafta sonrasında ise tarihe geçen C.Ronaldo olmuştu. Temmuz başında Kaka taraftarın önüne çıktı, binlerce insan ayaktaydı, 7 temmuzda ise Ronaldo için 85.000 kişi Barnebeu’ya akın etti. Perez böylece sözünü tutmuş oldu. Sonrasında defansa Albiol ve forvete Benzema takviyeleri geldi. Dolaşan dedikodularda Perez’in şimdi orta sahaya bir takviye yapmak istediği konuşuluyor. İsimler ise tanıdık. Alonso ki bence alınma ihtimali en yüksek oyuncu, ve şimdilerde ise Roma’lı De Rossi. Perez’in orta sahaya ve defansa bir takviye yaptıktan sonra transferi kapatacağı konuşuluyor. Ancak bence Perez çok iyi bir ismi gözünden kaçırdı. Bu isim geçtiğimiz günlerde 18 milyon euro’ya Marsilya’nın yolunu tutan Lucho Gonzalez. Bana göre bu oyuncu Real’in orta sahada aradığı kan olabilirdi. İsmi çok az geçsede bu transferin son anda çıkan bir pürüzden gerçekleşmediği konuşuluyor.
Real Madrid’in Gelecek Sezonki Kadrosu Nasıl Şekilleniyor?
Kale yıllardır olduğu gibi yine İker Casillas’ın. Defansın dörtlüsü Marcelo, Pepe, Albiol, Sergio Ramos şeklinde kurulacağa benziyor. İnterli Maicon’un ismi ise sık sık Real ile geçiyor ve bu kurgu o transfer edildiğinde değişebilir. Orta saha ise şu anda Ronaldo, Kaka, Diarra ve Robben olarak en iyi şekli ile kuruluyor. Ancak Robben’in geleceği pek parlak değil. Zira Ribery Perez’in gündeminde onun bulunduğu mevki için. Diarra ise bu bölgeye bir trasnfer yapılmazsa orası için en uygun isim konumunda. Forvet ise Raul ve Benzema’ya emanet görülüyor kağıt üstündeki kadromuzda. Geçtiğimiz Galacticos döneminde olduğu gibi bu yılzdızların kaptanı büyük ihtimal ile yine Raul olacak. Onun yeri garanti gibi. Benzema’nın bulunduğu bölgeye ise İbrahimovic ve Villa isimleri çok sık yazılmıştı ama bunlarda olumlu hiçbir gelişme yaşanmadı. Perez’in takımdaki Hollandalıların ipini keseceği biliniyor. Sneijder, Huntelaar ve Van der Vaart gönderilmesi gündemde olanlar. Robben’in ise geçen sezon yaptığı performansın nimetinden yararlanarak takımda kalabileceği söyleniyor.
Bu yıldızlar topluluğunun teknik direktörü ise Pellegrini. Manuel Pellegrini’nin Villarreal ile yaptıkları onun İspanya’da büyük saygı kazanmasını sağlamıştı. Fakat şimdi Perez’in bu teknik direktör seçimi tartışılıyor. Transfer törenlerinin simge isimlerinden Alfredo Di Stefano’nun Pellegrini’den pek memnun kalmadığı söyleniyor. Birçok hocanın adı geçmişti ve kimse Pellegrini’den bahsetmemişti. İspanya medyasında Pellegrini’nin en büyük sorununun otorite olacağı yazılıyor. Bu kadar büyük isimler ile çalışmak onun için gerçekten zor olacak. Fakat unutulmaması gereken iki nokta var. Birincisi Pellegrini’nin harika bir taktik zekaya sahip olması, ikincisi ile Perez’in ona duyduğu büyük güven. Bunlar onun artıları.
Bakalım Real Madrid önümüzdeki sezon Kaka, Ronaldo ve Benzema transferlerinin tanıtımında sergilediği Şampiyonlar Ligi kupalarından yeniden kazanabilecek mi, yoksa bu kadar yatırıma rağmen yine Barcelona’nın gerisinde mi kalacak, bekleyip göreceğiz…
27
Efsane Golcü Raúl González 32 Yaşında
27 Haziran tarihi, Real Madrid kaptanı Raúl González’in doğum günü. Raúl ve Real taraftarları için özel olan bugün, kendisi benim de en sevdiğim futbolcu olması itibariyle önem teşkil ettiği için onun hakkında bir şeyler karalamak istedim.
1977 yılının sıcak bir Haziran günü Madrid’de doğan efsane futbolcu, her çocuk gibi yürümeye başlar başlamaz topla tanışır. İlerleyen yıllarda yeteneği ailesi tarafından da farkedilerek yetişmesi için Atletico Madrid’in alt yapısına emanet edilir. Orada kısa süre kalan futbolcu daha sonra şüphesiz ilerleyen yıllarda Raul’un nasıl bir efsane olacağının farkında olmayan Jesus Gil tarafından henüz 15 yaşındayken Real Madrid’in alt yapısına emanet edilir.
Real’e geldiğinde ona ilk güvenen ve yeteneğini gören, sonradan çocuğunun isim babası olan Jorge Valdano oldu. İlk yılında Real Madrid’in B takımında orta sahada oynayan Gonzalez, Real altyapısındaki ilk golünü eski takımı At.Madrid’e attı. Valdano ondaki golü koklayan yapısını gördükten sonra forvette oynamaya başlayan futbolcu, daha 17 yaşında iken, Real Madrid’in genç takımının başarılarının bir yenisi olarak A takımına yükseldi. O genç yaşında bile mücadeleci ve lider ruhu sıkça kendini göstermeye başlamıştı.
1998 yılında ilk kez Milli takım ile Dünya Kupası’na çağrıldı. 1998 yılı Raúl’un Dünya futbol sahnesine adını duyurmaya başladığı yıl oldu. İspanya’da adından sıkça söz ettiren ve geleceğin dünya yıldızı olarak gösterilen Raul, artık dünya sahnesindeydi. Raul Fransa’daki turnuvada Nijerya’ya 1 gol attı. Oyun zekası ve sahadaki duruşu büyük takdir topladı. İleride hiç değişmeyecek Raúl profili işte bu yıl oluştu. Sonrası ise vefakar bir Madrid’li, efsane bir yıldız olarak anılmasını sağladı.
Real Madrid ile Bütünleşti
2000′li yıllara gelindiğinde Raúl=Real Madrid kavramı yavaş yavaş oturmaya başlamıştı. ‘Leblebi gibi gol atan’ forvet profili haline geldi onunki. Barnebeu tribünleri ise yavaş yavaş Raul’e aşık oluyordu. Raúl formalı çocuklar kahramanlarını seçmişlerdi. 2002 yılı, Raul’un kendi değişi ile en güzel yıllarından biri oldu. Takımı rakiplerini birbir geçmiş, Raul Şampiyonlar Ligi gol kralı olmuş ve kupayı kazanmıştı. Final maçından sonra İspanya bayrağı ile turlaması, ona olan sevginin daha da artmasına neden oldu. Florentino Perez’in yarattığı Los Galacticos‘un değişmez bir parçasıydı. O ve arkadaşları, o yıl altın harflerle Madrid tarihine yazılmışlardı.
Real’e gelen tüm yıldızlar hep göz önünde oldular. Çok paralar kazandılar ve gittiler. Beckham, Ronaldo, Figo, Zidane… Fakat Raul’un takımdaki yeri hiçbir zaman değişmedi. dünya starları bohçalarını toplayıp giderlerken o takımda bir değişmez olarak kaldı. Kaptandı ve gemisini terk etmek aklının ucundan bile geçmemişti.
Raul yıllar geçtikçe sanki daha da gençleşiyordu. Hep örnek alınması gereken bir futbolcu oldu. Bütün Real Madrid camiasının, futbolu bıraktıktan sonra da bir şeyler beklediği bir isim haline geldi. Los Galacticos döneminde 2006 ylında takım tökezlerken ‘Eğer Real Madrid düzelecekse hemen şimdi ayrılırım’ diyecek kadar Real Madrid’li… O, kendisini süratiyle, topla yaptığı cambazlıklarla değil; forması için döktüğü ter ile, bütün takım yürürken koşmasıyla, tilki lakabını almasını sağlayan oyun zekası, efsane aşırtmaları, bitirişleri ve takımı defalarca ipten alışıyla kanıtladı ve bu sayede sevildi.
Raul, inanılmaz mental gücü, oyun görüşü, saygı uyandıran karakteri ve futbolcu kimliği, tevazusu, becerisi ve liderlik vasıflarıyla benim için ister formda ister formsuz olsun dünyanın en özel futbolcusu. Sanki abim, sanki çok yakın bir arkadaşım, hiç tanımasam da hep iyiliğini istediğim birisi… Yazımı, fanatik Barçalı bir İspanyol’un söyledigi sözle bitireyim: “Ne aldıkları şampiyonluklar, ne kupalar, ne paraları, ne de şöhretleri… Madrid’de özendigim tek şey El diablo!…”
Son Tweetler
Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.
Son Yazılar
- Serra Sengel’in Başarısı
- Maria Sharapova’nın US Open 2010 Kıyafetleri
- Londra 2012 Ticari Ürünleri Satışta
- Avrupa’da 5′te 2
- Singapur 2010′da Bir İlk
- Singapur 2010′da “Sade” Bir Anne
- Şampiyonlar Ligi Yolcusu Kalmadı!
- Chris Thater Anısına
- Şampiyonlar Ligi’nde Dramatik Gece
- New York’ta Son Perde..
- Andy Murray Vogue Eylül Sayısında
- Air Jordan Retro 11 – “Cool Grey”
- Brandon Jennings – Under Armour Micro G Black Ice
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike!
- Resul Kalaycı Olimpiyat Şampiyonu
Son Yorumlar
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike! için Can Aciksoz
- Vuelta’ya Doğru için serkan77
- Singapur 2010′da Bir İlk için Alper Ecevit
- Singapur 2010′da Bir İlk için ABDULLAH
- Singapur 2010′da Bir İlk için guney




