Browsing articles tagged with " U21"
Tem
9

Alman Futbolunda Tertemiz Bir Sayfa Açılıyor

By Editor  //  Futbol  //  2 Comments

İsveç’te gerçekleşen 21 Yaş Altı Avrupa Futbol Şampiyonası’nı kazanan Almanya, 17, 19 ve 21 yaş altında şampiyon olmayı başarabilen ilk ulusal karma oldu.

Uzun sürmüş bir günün sonunda uykunun huzurlu sularına dalan Alman futbolu, o ılık sularda gelecek güzel günlerin rüyasını gördü muhakkak. Horst Hrubesch komutasındaki genç panzerler, İsveç’te sadece Avrupa 21 Yaş-Altı Futbol şampiyonu olmadılar; aynı zamanda Almanya’nın dünya futbol coğrafyasında gitgide silikleşen kalıntıları üzerine inşa edilecek yepyeni bir geleceğin temellerini attılar. Malmö’de kazanılan 21 Yaş Altı Avrupa Futbol Şampiyonluğu, 11 ay gibi kısa bir süre zarfında Avrupa’da şimdiye kadar hiçbir ulusal karmanın başaramadığı bir ‘üçleme’yi tamamladı.

SWEDEN SOCCER EURO U21 FINALAlmanya ilk kez, “U 17″, “U 19″ ve “U 21″ sınıflarının üçünde birden şampiyon olmayı başardı. Bütün bu başarıların arkasında kuşkusuz kendisi de bir Avrupa şampiyonu olan Horst Hrubesch’in katkısı tartışılmaz. 1980 Avrupa şampiyonu Almanya karmasının emektârlarından biri olan Horst Hrubesch, Almanya Futbol Birliği DFB’nin altyapısında 10 yıldır çalıştırıcı olarak hizmet veriyor. Dikkatli futbolseverler “Hrubesch” ismini 80’li yıllarda Samsunspor ile yaşanan bir ilişkiden hemen hatırlayacaklardır. Bugün 58 yaşın birikimini genç panzerlere aktaran Hrubesch, öğrenmekten ve mesleki bilgisini geliştirmekten geri kalmayan bir futbol adamı olarak tanınıyor Almanya’da. Hrubesch, bu merakını İngiltere’ye karşı oynadıkları final karşılaşmasında bir kez daha sergiledi; genç panzerler “4-1-4-1″ şeklindeki sıradışı bir dizilişle kimsenin beklemediği bir işi başardı ve finalde İngiltere’yi saf dışı bıraktı. Haliyle Horst Hrubesch turnuvanın en cezbedici çalıştırıcısı olurken, öğrencileri de hem Avrupa şampiyonu hem de kimsenin kendilerinden beklemediği bir başarıyı elde edebildikleri için turnuvanın en çekici ve merak uyandıran karması oldular. Gelelim 21 yaş altı Avrupa Şampiyonası’nın diğer yıldız adaylarına; evsahibi İsveç’in gol ayağı Marcus Berg, turnuvanın en dikkat çekici oyuncusuydu, naçizâne bendenizin gözünde. 184 santimetre boyundaki bu genç Viking, kaydettiği 7 gol ile hem turnuvanın hem de turnuva tarihinin en çok gol kaydedebilen oyuncusu oldu. Marcus Berg, güçlü fiziği, hızı ve gol kokusu alabilme yetisiyle futbolseverleri hayran bırakırken, Henrik Larsson, Fredrik Ljungberg ve Zlatan İbrahimoviç’in ardından İsveç futbol okulunun yetiştirdiği en büyük yıldız adayı… Avrupa 21 yaş altı Futbol Şampiyonası’nda tanıdık bir isim, Mesut Özil turnuvanın en dikkate layık orta saha oyuncusu olarak göz kamaştırdı. Mesut, İngiltere-Almanya finalinde serbest vuruştan ağlara yolladığı bir gol ve iki gol pası ile sahanın en başarılı ismiydi. Toplam dört gol pası ile turnuvanın asist kıralı ünvanını elde eden Mesut Özil, hücuma dönük bir orta saha oyuncusu olarak Alman futbolunun uzun zamandır özlemini çektiği ‘yıldız futbolcu’ özlemini giderecek gibi gözüküyor…

Alman okulu, uzun yıllardır ‘yıldız’ futbolcu açlığı çekerken, sadece bir mevkide bugüne kadar hemen hemen hiç sıkıntı çekmedi: ‘kaleci’. Almanya karmasının kalesini koruyan Manuel Neuer, turnuvanın en başarılı kale bekçisi olduğu gibi gelecekte de Avrupa’nın en iyi kalecilerinden biri olacağını fısıldadı, malın iyisinden anlayan gözlere… Almanya, her ne kadar kulüp düzeyinde pek parlak bir marifet ortaya koyamasa da, ne olursa olsun her turnuvada başa güreşebileceğini ispat etti. Seyir keyfi ve eğlence açısından fazla tatmin edici olmasa bile, panzerler ayaktopu ulemasına disiplin ve çalışkanlığın çok şeye kadir olabileceğini öğrettiler. ’1954 Bern Mucizesi’nin yıldönümüne denk gelen günlerde elde edilen 21 yaş altı Avrupa şampiyonluğu ve dahi 19 ve 17 yaş altı Avrupa şampiyonlukları Alman futbolunun geleceğe huzur ve heyecanla bakabilmesine müsaade ediyor. UEFA U21 Şampiyonu’nun ilk 11’inde dokuz oyuncunun göçmen kökenli ailelerin çoçukları olması, Almanya’nın şimdiye kadar yaptığı hatalardan dersini aldığını gösteriyor. Elleriyle büyüttüğü göçmen çocuklarının neler vadettiğini nihayet idrak eden Alman futbolu, dört gözle gençlerinin yeni mucizelere imza atacakları günlerin hayalini kurmaya başladı bile…

Yazısı için Hakan Saygun’a teşekkür ederiz.

Tem
7

Toulon 2009′da Şili Şampiyon Oldu

By Emir Güney  //  Futbol  //  No Comments

Her sene haziran ayında Fransa’da gerçekleştirilen ve davet edilen ülkelerin U-21 takımlarının boy gösterdiği Toulon Turnuvası bu sene de birbirinden güzel maçlara sahne oldu. Turnuva sayesinde, dünyanın dört bir yanından gelen genç oyuncular kendilerini Avrupalı futbol simsarlarının önünde sergileme imkanı buldular.

İlk defa 1967’de gerçekleştirilen; ancak o zaman kulüp takımlarına açık olan Toulon turnuvası, uzunca bir aradan sonra 1975 yılında sadece milli takımların çağırıldığı bir turnuva haline geldi. 1975’teki bu turnuvayı finalde ev sahibi Fransa’yı 1-0 yenen Arjantin U-21 takımı kazandı.

3-12 Haziran 2009 tarihleri arasında 37. defa gerçekleştirilen Toulon Turnuvası’nda bu sene sekiz takım dörderli iki grup olarak dağıldı. Bütün maçların Region-du-Var bölgesinde ve finalin de Toulon’da oynandığı bu turnuvada, A Grubu’nda Arjantin, Hollanda, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır yer aldı. B Grubu’nda ise ev sahibi Fransa, Şili, Portekiz ve Katar boy gösterdi.

Grup maçlarının ardından A Grubu’nda turnuvanın favorilerinden ve daha önce iki defa bu kupaya sahip olmuş Arjantin grubu lider bitirdi. Daha önce 2006’da final oynayıp Fransa’ya kaybeden Hollanda ise grubu ikinci sırada bitirdi. İşin ilginç yanı lider Arjantin, Hollanda’yı grup maçında 4-0 yendi ve Hollanda grubu BAE ile birlikte 4 puanda tamamladı. Arjantin’den aldıkları bu ağır yenilgi yüzünden averajları -3 olan Hollanda takımı, averajı 0 olan BAE’yi 1-0 yendiği için gruptan ikili averaj sayesinde yarı finale yükselmiş oldu.

B Grubu’nda ise her turnuvanın favorisi ve Toulon’da toplamda 11 ve son 6 senede 4 defa şampiyonluğu bulunan Fransa takımı, Şili maçında uzatmalarda yediği golle mağlup olarak grubu 9 puanla lider tamamlayan Şili’nin ardından 6 puanla ikinci oldu.

Yarı final maçları ise birbirinden heyecanlı geçti. Daha önce hiç şampiyonluğu bulunmayan Şili ve Hollanda takımları yarı final ilk maçında karşılaştılar. Gruplardaki formuyla rakibine oranla daha çok şans verilen Şili takımı normal süresi (U-21 maçları 40′ar dakikadan iki devre oynanıyor) 1-1 biten maçı penaltı atışlarıyla 5-4 kazandı ve finale adını yazdıran ilk takım oldu.

Hakemlerimizden Halis Özkahya’nın yönettiği diğer yarı final maçında ise Arjantin Fransa ile yenişemedi ve maç 6. ve 10. dakikalarda gelen karşılıklı iki golle 1-1 sona erdi. Penaltı atışlarına kalan bu maçı da Fransa takımı 3-1 kazandı ve finalde Şili’nin rakibi oldu.

sili
Şilili Futbolcular Şampiyonluğu Kutluyor

Turnuvanın son gününde ise önce üçüncülük-dördüncülük maçı oynandı. Hollanda’yı ‘ufak’ forveti Buananotte’nin 78. dakikada attığı golle deviren Arjantin, Toulon 2009’da 3. oldu. Final maçında ise nefesleri kesen bir mücadelenin ardından turnuvanın tartışmasız en formda takımı Şili son dakikalarda gelen golle ev sahibi Fransa’ya 12. defa bu kupayı kaldırma şansı vermedi ve ilk defa Toulon Turnuvası’nda şampiyonluğa ulaşmış oldu.

Sonuçlardan ziyade turnuvanın asıl amacı olan genç yetenekleri tanıma kısmına geçersek karşımıza birbirinden yetenekli oyuncular çıkıyor.

Benim ilk gözüme çarpan enteresan kişiliği, fiziksel yapısı ve golcülüğü ile diğer futbolculardan ayrılan Arjantinli forvet Diego Buenanotte. 1.57 boyunda olan Buenanotte’yi boyu yüzünden küçümserseniz bu yapacağınız en büyük hatalardan biri olacaktır. Hızı ve oyun zekası ile defans oyuncularına ciddi anlamda dert oldu turnuva boyunca. Bir başka oyuncu da şampiyon olan Şili’nin forveti Gerson Martinez. Toulon 2009’da bu iki forvet 4 golle gol krallığını paylaştılar. İkisi de turnuva boyunca birer tane maç dışında tüm maçlarda gol atarak ne kadar tehlikeli olduklarını herkese (özellikle de yetenek avcılarına) gösterdiler. Bu oyuncuların bir başka ortak özelliği de ikisinin de maçların son dakikalarında gollerini atmış olmaları. Bunu tesadüf olarak görmek de mümkün ancak bence tam tersine bu genç oyuncuların diğer arkadaşlarından daha iyi konsantre olduklarını gösteriyor. Bu da genç yaşlarına rağmen mental olarak yaşıtlarından daha ileride olduklarının bir kanıtı ve ilerisi için büyük kulüplerin göz önünde bulunduracakları bir gerçek olacaktır.

Dipnot olarak eklemek istediğim bir bilgi de Toulon Turnuvası’nın tamamen özel davetiye ile gerçekleştirilmesi ve hiçbir organizasyona (FIFA, UEFA vb.) bağlı olmamasıdır. 2008 yılında Türkiye de bu turnuvaya davet edilmiş; ancak grup maçlarında üçüncü olarak ilk turda elenmiştir.

Tem
2

U21: Geleceğin Yıldızları

By Emir Güney  //  Futbol  //  No Comments

Mesut Özil, Theo Walcott, Micah Richards, Bojan Krkic, Mario Balotelli, Sebastian Giovinco, Zoran Tosic ve daha niceleri… Futbol dünyasını yakından takip edenler için bu saydığım oyuncular zaten bilinmeyen genç yetenek değiller. Aksine her biri dünyanın en iyi takımlarında oynayan birbirinden yetenekli futbolcular. Bu oyuncuların en önemli ortak özelliği ise hiçbirinin daha 21 yaşını bitirmemiş olmaları.

İki senelik uzun bir eleme turunun ardından geçtiğimiz iki hafta içerisinde 2009 21 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası İsveç’te gerçekleşti. Birbirinden yetenekli genç futbolcuların milli takımlarını temsil ettikleri bu turnuvada harikulade maçlar izledik. En önemli konu ise belki de kulüplerinde her maçta ilk on bir şansı bulamayan ama gerçekten potansiyeli olan bu oyuncuların sorumluluk aldıklarında neler yapabileceklerini gördük.

Elemelerden sonra finallere kalmayı başaran 8 takımın dörderli iki gruba ayrıldığı ve gruptan ilk iki takımın yarı finale kaldığı turnuvanın tabii uzun bir de eleme safhası vardı. Türkiye U-21 takımının da bulunduğu 2007 yılında başlayan bu safhayı kısaca inceleyelim.

31 Mayıs 2007 ile 10 Eylül 2008 arasında oynanan Eleme Turu’nda Türkiye takımı 2. Grup’ta mücadele etmiş ve 8 maçta aldığı 6 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyetle grubunu lider olarak bitirmişti. 10 grup birincisi ve en iyi 4 grup ikincisinin Play-off oynamaya hak kazandığı eleme turunun ardından 11-15 Ekim 2008 tarihleri arasında İsveç’teki 2009 Avrupa Şampiyonasına katılabilmek için 14 takım kıyasıya mücadele ettiler. Bu aşamada Milli takımımız ilk maçını Adana 5 Ocak’ta 8. Grup’u averajla ikinci sırada bitiren Beyaz Rusya karşısında oynadı ve 1-0 kazandı. Ancak ikinci maçta etkili bir futbol oynayamayan Hami Mandıralı’nın öğrencileri maçı 2-01 kaybederek finallere bu kadar yaklaşmasına rağmen İsveç biletini alamadılar.

Eleme turu ve Play-off maçlarının ardından finallere kalmaya hak kazanan 7 takım ve bir de ev sahibi olan İsveç A ve B gruplarına ayrıldılar. 15-29 Haziran 2009 arasında oynanan grup ve final maçları birbirinden yetenekli genç oyuncuların Avrupa vitrininde kendilerini göstermeleri için ideal bir ortam yarattı.

A Grubu’da yer alan takımlar şöyleydi: İsveç, Beyaz Rusya, İtalya ve Sırbistan. Bu grupta yapılan maçların ardından İtalya 7 puanla grubu lider bitirirken ev sahibi İsveç de 6 puan ile grubu 2. sırada tamamladılar.

Bu dört takım arasında göze batan oyunculardan bahsetmek gerekirse ilk olarak akla üç maçta 5 gol atan İsveçli Markus Berg geliyor. Beyaz Rusya ile yapılan açılış karşılaşmasında ‘hat-trick’ yapan Berg daha sonra Sırbistan’a da iki gol atınca U-21 turnuva rekorunu daha turnuva bitmeden kırmış oldu. İtalya takımında ise takımın en genç oyuncusu olan Balotelli (18) oynadığı şık futbolla takdir topladı. Tek olumsuz nokta ise ikinci maçta İsveç karşısında kırmızı kart görüp takımını üçüncü maçta yalnız bırakmış olması. Sırbistan ve Beyaz Rusya’da maçın kaderini değiştirecek oyuncu olarak kimseyi gösteremesek de Sırp oyuncu Tosic’in kaliteli kumaşı olduğunu söyleyebiliriz. Zaten Manchester Utd da onu boşuna almış olamaz.

B Grubu’na geçtiğimiz zaman ise birbirinden güçlü takımların mücadelesini görmekteyiz. İngiltere, Almanya, İspanya ve Finlandiya ilk iki sırayı kapabilmek için kıyasıya bir mücadeleye giriştiler ancak gruptan çıkan takımlar 7 puanlı İngiltere ve 5 puan ile Almanya oldu. Bu grubun sürprizi ise üçüncü olup elenen İspanya’ydı. Bojan Krkic ve Raul Garcia gibi dünya yıldızlarına sahip olan İspanya ağabeylerinin Euro 2008’de yakaladığı başarıyı bu turnuvada tekrar etmek istiyorlardı ancak rakipleri buna izin vermediler.

B Grubu’nda göze batan oyuncuları düşünürsek aklımıza Almanya’nın yaratıcı hücum oyuncusu Mesut Özıl geliyor. Türk asıllı Alman oyuncu bundan bir süre önce Fatih Terim ile milli takım seçme konusunda bir diyaloga girip Almanya milli takımını tercih etmişti. Yeteneğinden kimsenin kuşkusunun olmadığı Mesut bu turnuvada da oynadığı etkili futbolla Alman taraftarları açıkçası çok mesut etti. Almanya takımında Mesut’un dışında Borussia Mönchangladbach’ın hızlı forveti Marko Marin, yırtıcı forvet Dejagah ve güçlü savunma oyuncusu Boateng de yıldızı parlayan oyuncular arasındaydılar. İngiltere’ye bakacak olursak kalitesini zaten kanıtlamış Walcott’un yanında İngilizlerin göz bebeği Micah Richards ve forvet Agbonlahor göze batan oyuncular olarak ön plandaydılar. İspanya’da Krkic ve Garcia’nın olduğundan bahsetmiştik. Onların yanına Diego Capel ve Xisco’yu da ekleyebiliriz. Finlandiya ise güçlü rakipleri karşısında pek varlık gösteremese de, takımda ön plana çıkan oyuncu güçlü forvet Berat Sadık oldu.

Grup maçlarının ardından yarı finaldeki eşleşmeler de nefes kesiciydi. İngiltere ev sahibi İsveç ile final bileti için mücadele ederken İtalya da güçlü Almanya ile eşleşmişti.

İlk yarı final maçında taraftarın da desteğini arkasına alan İsveç takımı karşısında yüksek tempo ile oynayan bir İngiliz takımı buldu. Daha da kötüsü 25. saniyede İngiltere golü buldu ve kontrolü eline geçirdi. İlk yarı bittiğinde ise İsveç 3-0 gerideydi. İkinci yarıda İsveçli taraftarlar her ne kadar çok ümitli olmasalar da genç oyuncularını motive etmek için ellerinden geleni yaptılar ve bu destek de sonuç verdi. İsveç müthiş bir geri dönüş yaparak son 25 dakikaya 3 gol sığdırdı ve maç uzatmaların ardından penaltılara kaldı. Turnuvanın gol kralı olmayı daha grup maçlarından garantileyen Berg’in İsveç’in ilk penaltısını kaçırması sürpriz olsa da ondan önce Milner da İngilizler adına penaltı kaçırmıştı ve durum berabereydi. Ancak 6. penaltılara gelindiğinde İngilizler adına Gibbs topu ağlara yollarken Molins vuruşu gole çeviremeyince finale kalan taraf İngiltere oldu.

İkinci yarı final maçı ise belki de turnuvanın en yüksek tempolu ve heyecanlı maçlarından biriydi. İlk maça oranla gol kısırlığı yaşansa da, pozisyon zenginliği ve iki kaleye de atılan toplam 39 şut her şeyi ortaya koyuyordu. Bundesliga’da bu sezonun sürpriz takımı Hoffenheim’da oynayan genç sağbek Andreas Beck’in ikinci yarının başında ceza alanı dışından bulduğu gol ile Almanya maçı 1-0 kazanmayı bildi ve finalde İngiltere’nin rakibi oldu.

Final maçında yıldızları bol olan iki kadro 2009 U-21 Avrupa Şampiyonu olabilmek için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştılar. Ancak mücadele ve tempo yüksek olsa da goller tek taraflı oldu ve Almanya güçlü rakibini 4-0 gibi farklı bir skorla geçerek Avrupa Şampiyonu oldu. Finalde bir de gol atan Mesut aynı zamanda maçın adamı seçildi. Turnuva öncesinde disiplinli futbolu ve yaratıcı hücum oyuncularıyla zaten favorilerden biri olan Almanya böylece hak ettiği şampiyonluğu kazandı.

2011’de Danimarka’da yapılacak olan bir sonraki turnuva için Eleme Turu maçları 29 Mart 2009’da başladı. 2. Grup’ta İsviçre, Ermenisten, İrlanda Cumhuriyeti, Gürcistan ve Estonya ile eşleşen milli takımımız şimdiye kadar iki maç yaptı. İrlanda Cumhuriyeti’ni deplasmanda 3-0 ve Ermenistan’ı da yine deplasmanda 5-2 yendik ve grupta en iddialı takım olduğumuzu gösterdik. Önümüzde daha çok sayıda maç var ancak bu gruptan bizi lider olarak çıkarabilecek kalitede genç oyunculara sahibiz. Umarım Danimarka 2011 hakkındaki yazımı yazarken Türkiye’nin Avrupa arenasına çıkardığı genç yeteneklerden övünçle bahsederim.

Son Tweetler