Browsing articles tagged with " U19 Avrupa Şampiyonası"
Tem
25

U-19 Avrupa Futbol Şampiyonası 2. Gün

By Emir Güney  //  Futbol, Haberler  //  No Comments

U-19 Avrupa Futbol Şampiyonası 1. Gün
U-19 Avrupa Futbol Şampiyonası Başlıyor

UEFA U-19 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ikinci maç gününün ardından iki grupta da heyecan son maçlara taşındı. Özellikle ülkemizin de bulunduğu B Grubu’nda dört takımın da kaderleri kendi ellerinde.

Fransa’nın ilk maçta Sırbistan ile berabere kalması ve Türkiye’nin de İspanya’ya yenilmesi Fransa-Türkiye maçını iki takımın da kader maçı haline getirdi. Turnuvanın favorileri arasında gösterilen Türkiye, bu maçta da İspanya maçında olduğu gibi öne geçmesine rağmen 90. dakikada N’diaye ile gelen Fransa golüne engel olamadı ve bir puana razı oldu. Asıl şaşırtıcı durum Türkiye’yi yenen İspanya’nın Sırbistan’a 2-1 kaybetmesiyle ortaya çıktı. Bu skorlar sonucunda lider Sırbistan 4, ikinci İspanya 3, üçüncü Fransa 2 ve son sıradaki Türkiye 1 puana sahip oldu. Sonuçlar bizim açımızdan dezavantajlı gibi görünse de son maçı lider Sırbistan ile yapacağımız için alacağımız bir galibiyet ikili averaj sistemi nedeniyle bizi yarı finale taşıyor. Öte yandan Fransa ve İspanya da üst tura çıkmak için kozlarını paylaşacaklar ve İspanya’nın bir puan önde olmanın verdiği avantajı kullanarak daha garanti bir futbol sergileyeceğini düşünüyorum. Zaten topa sahip olma üzerine kurulu taktikleri daha sabırlı bir oyun oynamaları için çok uygun.

A Grubu’nda da Durum Pek Farklı Değil

ukrayna-2-2

Ukraynalı Futbolcuların Gol Sevinci

A Grubu’nda İngiltere ve Ukrayna iki maçtan da 1 puan çıkarırken, Slovenya’yı 2-1 yenen İsviçre 4 puanla grupta avantajlı konumda bulunuyor. Ancak bu çok büyük bir avantaj değil; çünkü son maçta Ukrayna’ya yenilmeleri halinde gruptan çıkamama ihtimalleri yüksek. İngiltere ise Ukrayna’nın İsviçre’ye yenilmesi halinde Slovenya’dan 1 puan dahi alsa yarı finale çıkmaya hak kazanıyor.

Karşımıza çok bilinmeyenli bir denklem çıktığını düşünüyor olabilirsiniz. Aslında durum bunun tam tersi. Anlaşılacağı gibi iki grupta da bütün takımların yarı finale kalma şansları devam ediyor ve bunu başarmanın en kısa yolu da galibiyetten geçiyor. Bu sebeple benim düşüncem, antrenörlerin ince hesaplar yapmaktansa genç oyuncuları motive edip yüksek fizik gücüne dayalı ve tempolu bir oyun anlayışı içerisinde takımlarını galibiyete odaklayacakları. Bu şekilde ilk sekiz maçta ortaya çıkan beş beraberlik (%62,5) son dört maça yansımayacaktır. Hatta ben dört maçta da beraberlik çıkacağını düşünmüyorum.

Tem
22

U-19 Avrupa Futbol Şampiyonası 1. Gün

By Emir Güney  //  Futbol, Haberler  //  No Comments

U-19 Avrupa Futbol Şampiyonası Başlıyor

UEFA U-19 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda A ve B Gruplarında ilk maçlar dün akşam oynandı. Alınan sonuçlar şöyle:

A Grubu: İngiltere 1-1 İsviçre, Ukrayna 0-0 Slovenya

B Grubu: Fransa 1-1 Sırbistan, Türkiye 1-2 İspanya

İlk dört maçın üçünün berabere bitmesi yanıltıcı olmasın, genç oyuncular üst düzey bir mücadele örneği gösteriyorlar ve maçlar kıran kırana geçiyor. Özellikle Eurosport International kanalının canlı olarak verdiği Türkiye – İspanya maçının kalitesi bana göre İngiltere Premier Lig’deki orta sıra takımlarının aralarında oynadığı bir maça eşdeğerdi. 19 yaşından ufak oyunculardan kurulu iki takımın bu seviyede futbol oynaması açıkçası beni çok mutlu etti. Bu oyuncular bugün böyle oynuyorlarsa, önümüzdeki üç dört yıl içinde nasıl oynayacaklar kim bilir…

Türkiye – İspanya Maçı

trgol

Gelelim canlı olarak izlediğim İspanya-Türkiye maçının analizine. Öncelikle maçı Eurosport’un canlı olarak vermesinden bu maçın ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyoruz. Sonuçta dünyanın dört bir yanından izlenen bir spor kanalının U-19 seviyesinde oynanan bir maçı canlı vermesi ciddi bir durumdur. Ayrıca İspanyol ve Türk oyuncular için de çok büyük bir fırsattır.

Maçı Eurosport’un kendi spikerlerinden dinlemeyi tercih ettim; çünkü tarafsız bir gözün yorumlarını açıkçası merak ediyordum. Spikerin ve yanındaki yorumcunun Türkiye’nin futbolu hakkındaki övgü dolu yorumları ise bir Türk olarak beni gerçekten gururlandırdı. Her ne kadar maçı Türkiye 2-1 kaybetse de, Eleme Turu’nda bütün maçlarını kazanarak bu aşamaya gelen takımımız rakibine ciddi bir üstünlük sağladı.

Aslında bu maçta futbolun doğasının işleyişini hep birlikte bir kez daha gördük. ‘Eğer ayağına gelen fırsatları gole çeviremezsen, er ya da geç rakibin golü atar.’ Yani kısaca söylemek gerekirse ‘Atamayana atarlar!’. Türkiye maça ileride baskı kurarak ve akıllıca paslaşarak başladı. Topa sahip olması ve uzun süre hatasız pas yapmasıyla ünlü İspanyol ekolü karşısında maçın ilk yarısında rakibine top oynatmayan ve hataya zorlayıp kontra ataklarla etkili olan bir Türkiye takımı vardı İliçivets Stadı’nda. Zaten bu baskı ve Sercan Yıldırım’ın da bireysel yeteneği sayesinde 12. dakikada Eren Albayrak ile öne geçtik. Bu dakikadan sonra da kalemizde ciddi bir pozisyon görmeden devreye girdik.

uefau19

İkinci Yarı

İkinci yarının başında, futbolun altın kuralının işleyişini bir kez daha gördük. Oyun başlar başlamaz İspanyol kaleci David De Gea hatalı bir pasla adeta topu bize hediye etti ancak Hamburg forveti Tunay ceza alanında kaptığı bu topu solundaki Sercan’a aktarmak istedi ve pası da başarılı olmayınca farkı ikiye çıkaramadık. İşte bu anda oyunun seyri yön değiştirdi. Bu pozisyondan üç dakika sonra sağ kanattan hızlı gelişen İspanya atağı ceza alanımızda penaltı olarak sonuçlandı ve İspanya Falque ile durumu 1-1 yaptı. Bu gol aynı zamanda İspanya’nın ilk ciddi atağıydı. Bir anda iyi oynayan Türkiye’de moraller bozulurken, çıkış arayan İspanya moral kazandı ve oyuna biraz daha denge geldi. Zaten bu golün etkisinden çıkamadan yine bir sağ kanat atağında ceza alanına yapılan ortayı zor bir pozisyon olmasına rağmen San Martin güzel bitirdi ve İspanya durumu 2-1′e getirdi. Eğer ikinci yarının başında o golü atsaydık zannediyorum ki, son yedi senede dört defa bu turnuvada şampiyon olmuş İspanya takımı grup maçlarına farklı bir mağlubiyetle başlayacaktı. Ancak atamayana attılar. Hem de bir değil iki tane attılar… Bu dakikadan sonra maçta biraz daha denge kuruldu ve yorulan Türk oyuncular da ilk yarıdaki pres ve kontra atak taktiğini iyi kullanamayınca maç bu şekilde sona erdi. Son düdükten hemen önce önüne gelen ara pası ile ceza alanında topla buluşan Sercan kaleciyle kaşı karşıya pozisyonu kalitesine yakışmayan bir vuruşla bitirince bir puan dahi alamadan turnuvaya başlamış olduk.

Futbolun bir skor oyunu değil de bir spor olduğu gerçeğini ele alırsak, Türkiye’nin bu futbolu ile geriye kalan bütün maçları kazanıp şampiyon olamaması için açıkçası hiçbir neden göremiyorum. Bu açıklamam size iddialı gelebilir; ancak Ogün Temizkanoğlu yönetimindeki takımımız özellikle teknik kapasite ve hız bakımından üst düzeyde ve turnuvanın en iddialı takımlarından biri karşısında ortaya koyulan bu futbol gelecek için ümit vaat ediyor.

Son olarak, maçta gözüme takılan bir oyuncudan bahsetmek istiyorum: Rıdvan Şimşek. Beşiktaş’ın sezon başında ilk yaptığı transferlerden biri olan Rıdvan’ı dün akşam ilk defa canlı olarak izleme şansı buldum ve hayran kaldım. Sağ bek mevkisinde oynayan bu oyuncuyu Daniel Alves’in şut çekmeyen hali olarak düşünebilirsiniz. Maç boyu ileriye bindirmeler yapan ve her yaptığı bindirmede rakiplerini ipe dizip ciddi bir pozisyon yaratan bir oyuncu Rıdvan. Ayrıca top tekniği yaşının çok üzerinde ve topla akıllı oynaması ile de bu sezon Mustafa Denizli’den formayı kapacakmış gibi görünüyor. Umarım bir sakatlık geçirmez ve Türk futbolu bu genç yeteneği bir an önce kazanır.

Tem
20

U-19 Avrupa Futbol Şampiyonası Başlıyor

By Emir Güney  //  Futbol, Haberler  //  No Comments

u19_221 Temmuz – 2 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek UEFA U-19 Avrupa Futbol Şampiyonası birçok genç yeteneği gözler önüne serecek. Haziran ayında gerçekleştirilen U-21 Avrupa Şampiyonası’nı yakından takip eden biri olarak bu turnuvayı da açıkçası merakla bekliyorum. Bu turnuva, U-21 turnuvasındaki yıldız oyuncu sayısına göre daha küçük bir yaş grubuna ait olduğundan, daha çok potansiyel yıldızları barındıran bir turnuva olarak görülüyor.

İlki 1948 yılında ‘FIFA Junior Tournament’ (FIFA Gençler Turnuvası) olarak başlatılan bu organizasyon, 1980 yılında UEFA Avrupa Şampiyonası haline getirildi. 1980 yılında U-18 olarak oynanan bu turnuva daha sonra oyuncu statülerinin ve FIFA kurallarının sıklıkla değişmesi nedeniyle önce U-17 oldu, daha sonra ise şu anki hali olan U-19 olarak oynanmaya başlandı.

Son 5 sezonda bu turnuvayı İspanya takımı 3 defa kazandı ve İspanya A Milli takımının şu anki kadrosunu düşündüğümüzde, bu turnuvadaki oyuncuların ve takımların performanslarını inceleyerek aslında bundan üç dört sene sonra hangi ülkenin daha başarılı olacağını tahmin edebiliriz.

Bu seneki turnuvanın bizim için önemli kısmı ise son sekiz takım arasında Ogün Temizkanoğlu’nun yönetimi altında Türkiye’nin de mücadele edecek olması. A ve B grubu olarak dörderli iki gruba ayrılan takımlar şöyle: A Grubu: Ukrayna, Slovenya, İngiltere ve İsviçre. B Grubu: Fransa, Sırbistan, Türkiye ve İspanya.

Aslında A Milli takımlar seviyesinde düşünürsek bizim gruptaki rakiplerimiz diğer gruba göre daha dişli gözüküyorlar. Ancak bu yaş kategorisinde A Milli takımlarda olduğu kadar kalite farkı olmadığından bütün takımların şansı aşağı yukarı eşit görünüyor.

u19_1

Maçlar başlamadan önce bu sekiz takımda bulunan bazı yakından izlemeye değer oyuncudan bahsedelim. Türkiye takımından başlarsak öncelikle göze çarpan bir oyuncudan ziyade bir takım oluyor. U-19 Milli takımımıza en çok oyuncu veren kulübün Galatasaray (5 futbolcu) olduğunu görüyoruz. Galatasaray’dan sonra Bursaspor da üç oyuncu ile geleceğe yatırım yaptığı aşikar olan bir başka kulübümüz. Beşiktaş iki oyuncu ile temsil edilirken Fenerbahçe’den kimsenin olmaması aslında Fenerbahçe’nin oyuncu yetiştirme politikasında yıllardır tartışılan ‘alt yapıya önem vermeme’ sorunu bir kez daha gözler önüne seriliyor. Türkiye’nin bu turnuvadaki kozları Avrupa’da birçok kulübün yakından takip ettiği Bursasporlu Sercan Yıldırım ve Beşiktaş’ın yeni transferi Rıdvan Şimşek olacak. Tam kadromuz ise şu şekilde: Murat Akça, Emirhan Ergün, Çetin Güngör, Sinan Osmanoğlu, Fatih Serkan Kurtuluş (Galatasaray A.Ş.), Eren Albayrak, Serdar Aziz, Sercan Yıldırım (Bursaspor) Umut Sözen, Özgür Çek (Ankaraspor A.Ş.), Necip Uysal, Rıdvan Şimşek (Beşiktaş A.Ş.) Metin Uçar, Soner Aydoğdu (Gençlerbirliği), Bayram Olgun (MKE Ankaragücü), Uğur Parlak (Dardanelspor A.Ş.), Tunay Torun (Hamburger SV), Onur Ayık (SV Werder Bremen), Yavuz Özsevim (Dardanelspor A.Ş.).

İngiltere

İngiltere Milli Takımı’nda benim gözüme çarpan iki futbolcu Premier Lig’de de zaman zaman görev alan Manchester United’lı Danny Welbeck ve Arsenal’li Gavin Hoyte. Alex Ferguson ve Arsene Wenger’in genç yeteneklere ne kadar önem verdiğini hepimiz biliyoruz. Her sezon en az bir iki oyuncuyu A takıma ve dolayısıyla da genç milli takımlara kazandırıyorlar.

Fransa

Fransa takımında ise forvet hattında Damien Le Tallec izlenmesi gerek bir genç yetenek. Stade de Reims takımında pek şans bulamasa da milli takımlar seviyesinde çok sayıda maç yapmış deneyimli bir genç oyuncu. Bakalım Fransa’nın skor yükünü sırtlayabilecek mi?

İspanya

İspanya takımında ise en deneyimli oyuncu olarak görünen Camacho sakatlığı dolayısıyla turnuva kadrosundan çıkarıldı ve bu İspanya’da şok etkisi yarattı. Ağabeylerinin geçtiğimiz yaz kazandığı Avrupa Şampiyonası ile onlardan da beklenti elbette şampiyonluk.

Diğer Milli Takımlar

İsviçre, Slovenya, Sırbistan ve ev sahibi Ukrayna takımları ise daha çok yerel takımlarında oynayan genç yeteneklerden oluşan takımlar. O yüzden bu takımlarda oynayan oyuncular hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Bu turnuvadan sonra eminim bu takımlardan da bazı oyuncular kendilerini gösterip transfer konusu olacaklardır.

Özellikle son yıllarda UEFA’nın hem maddi hem de manevi olarak genç oyuncu yetiştirme konusuna büyük bir ağırlık verdiğini biliyoruz. Ayrıca her sene Avrupa’daki liglerde yer alan takımların daha fazla altyapıdan oyuncu bulundurmasını sağlayacak kurallar koyduğunu da biliyoruz. Böylece U-19 Avrupa Şampiyonası gibi turnuvaların önemi daha da artıyor; çünkü kulüpler altyapılarında daha çok oyuncu yetiştirip bu tip turnuvalarda bu oyuncuları dünya piyasasına sunma imkanı buluyorlar. Elbette oyunculara da gelecek kariyerleri için çok büyük bir imkan doğmuş oluyor. Son söz olarak, umarım çekişmeli ve üst düzey futbolun olduğu bir turnuva izleriz ve Türkiye takımı 1992 yılından sonra bir kez daha şampiyonluk sevincini bizlere yaşatır.