31
Maria Sharapova’nın US Open 2010 Kıyafetleri
Maria Sharapova, US Open 2010′daki ilk maçını oynuyor. Üzerindeki harika yeşil elbiseyi görünce biraz araştırma yaptık ve gündüz maçlarında yeşil gece maçlarında ise mor elbise giyeceğini öğrendik. Umarız Maria bu kıyafetleri birden fazla giyecek kadar turnuvada kalabilir.



3
Rafael Nadal Artık 4 Numara

Uzun süredir sakatlıklarla boğuşan ve ATP puanları toplayamayan Rafael Nadal, Avustralya Açık çeyrek finalindeki mağlubiyetinin ardından yeni açıklanan dünya sıralamasında dördüncü sıraya düştü. Roger Federer’in en yakın rakibi ile 3000 puana yakın fark yarattığı sıralamada, Novak Djokovic ikinci, Avustralya Açık finalisti Andy Murray ise üçüncü sırayı aldı.
İlk 10 sıranın dışında olup Avustralya Açık sonrası 10. sıraya yükselen tek isim yarı finalist Marin Cilic oldu. Fernando Verdasco’yu ilk 10′un dışına iten Marin Cilic ilk 5′e doğru uzanacak gibi gözüküyor.
Marsel İlhan’ın 17 sıra yükselerek 137.sıraya yerleştiği dünya sıralamasında en büyük çıkışı gerçekleştiren isim Polonyalı Lukazs Kubot oldu. Kubot, 25 sıra yukarıya çıkarak 61.lığa yükseldi. Kubot, Avustralya Açık’ta dördüncü tura kadar yükselip Novak Djokovic’e elenmişti.
WTA ve ITF Bayanlar sıralamalarında ise Türk sporcuların durumu ise şöyle, İpek Şenoğlu çiftlerde 54, Çağla Büyükakçay teklerde 275., ve Melis Sezer gençler kategorisinde 96. sırada bulunuyor.
2
Londra’da Zafer Nikolay Davydenko’nun

Londra’da düzenlenen, teniste erkeklerde sezonun son turnuvası olan, Atp World Tour Finals 2009’u kazanan Rus Nikolay Davydenko oldu.
Aslında pek çok kişinin beklemediği bir sonuç diyebiliriz, Davydenko’nun şampiyonluğu için. Rus tenisçi finalde Arjantinli Juan Martin Del Potro’yu 6-3 ve 6-4’lük setlerle 2-0 mağlup ederek, şampiyonluğa ulaştı ve böylece geçen sezon ikincilikle yetindiği turnuvada bu sezon ilk sırayı almış oldu. Çiftlerde ise Bryan ikizleri, finalde Max Mryni & Andy Ram ikilisini geçerek şampiyon oldular.
A Grubu
Turnuvada grup maçlarına bakarsak A grubunda Roger Federer ilk iki maçını kazandıktan sonra, son maçında Del Potro’ya mağlup oldu. Del Potro ise bu maçtan önce Andy Murray’e yenilmiş, Fernando Verdasco’yu ise mağlup etmişti. Grup maçlarının sonunda hem Del Potro, hem de Murray ikişer galibiyete sahip olsa da, sadece 1 oyun averajı farkıyla Arjantinli tenisçi yarı finale yükselen ikinci isim oldu.
A grubunda bu sonuçlar alınırken, ilginç olaylar da yaşandı. Son maçların olduğu gün önce Murray ve Verdasco arasında müthiş bir maç yaşandı. Murray 4–6, 7–6 ve 7-6’lık skorlarla maçı kazanıp, akşam oynanacak grubun diğer maçından gelecek sonucu beklemeye başladı. Federer, Del Potro karşısında ilk seti 6–2 ile kaybettikten sonra ikinci sette oyun tie-break’e gitti. Federer bu seti kaybetseydi turnuvaya erken veda edecek, yarı finale Murray ve Del Potro gidecekti. Ancak tie – break oyununda 5–4 geriden gelerek seti kazanan Federer gruptan çıkmış oldu. Son sette ise Verdasco’nun yarı finale çıkması için rakibine en fazla 3 oyun vermesi lazımdı. Herkes Murray’in yarı finale çıkmasını beklerken Federer oyun 3-3’ken 3 kez eline geçen servis kırma şansını tepti, ardından seti 6–3 alan Del Potro adını yarı finale yazdırmış oldu. Andy Murray’in enlemesiyle ilgili komplo teorileri, İngiliz gazetelerinde sıkça yer buluyor bugünlerde.
B Grubu
B grubuna geçersek en dikkat çeken sonuç, Rafael Nadal’ın 3 maçta da mağlup olması olsa gerek. Verdasco da A Grubunda üçte sıfır çekmişti. Bu turnuvanın İspanyollar için pek keyifli geçtiği söylenemez. Turnuvaya sakatlanan Andy Roddick’in yerine katılan Robin Soderling çoğu kişiye göre ( ben de dahil ) bir sürprize imza atarak, grubu ilk sırada tamamladı. Şampiyon Davydenko ise ilk maçında Novak Djokovic’e yenilmesine rağmen sonraki maçlarını kazanınca gruptan çıkan diğer isimdi. Önce Basel’i ardından Paris Masters’ı kazanan, bana göre bu turnuvanın da favorisi olan Djokovic’in gruptan çıkamaması, benim için turnuvanın en büyük hayal kırıklığı oldu.
Yarı Finaller
Nikolay Davydenko bu turnuvaya gelene kadar, 12 kez karşılaştığı Federer’i hiç yenememişti. Ancak ve ancak şanssızlığı yarı finalde kırdı. Maçtaki ilk altı oyunu Federer kazanınca 13. maçta da Federer galibiyeti göreceğini düşünen tenisseverleri yanıltan Davydenko, ilk sette 3. ve 5. oyunlarda rakibinin servisini kırarak ilk seti 6–2 kazandı. Federer ile ilgili ilginç bir detay, Federer bu turnuvada hiç ilk set kazanamadı. Bu sonuç konsantrasyon eksikliğinden midir bilinmez, ancak ikinci setlerde ise hep kazandı. Bu maçta da ikinci seti hiç basit hata yapmadan 6 – 4 kazanmayı bildi. Oldukça çekişmeli geçen son seti 7-5 kazanan Nikolay Davydenko, üst üste ikinci kez sezon sonu turnavasında finale çıktı.
Davydenko’nun bu galibiyetinde basit hatalarda 30 – 21’le geride kalmasının etkili olduğunu söyleyebiliriz. Federer winner’larda 32 – 27 önde olsa da Davydenko’nun etkili savunmasının zorladığı basit hataları maçı kaybetmesini sebep oldu.
Diğer yarı final maçında ise, grupların flaş ismi Robin Soderling Tie-Break’e giden ilk seti kazandı. İkinci sette 8. oyunda rakibinin servisini kıran Del Potro, bu seti 6-3 kazanarak durumu eşitledi. Son set ise muhtemelen turnuvanın en heyecan verici setiydi. Bir kez daha tie-break’e giden set sonucunda, tie – break oyununa ağırlığını koyan ( 4-0’lık bir seriyle başladı.) Del Potro, oyunu 6-2 kazanarak finalde Davydenko’nun rakibi olmayı başardı.
Ve Final
En sonunda final’e geldik. 12 kez kaybettiği, hiç kazanamadığı Roger Federer’i bu sefer mağlup eden Davydenko, bu maçın da getirdiği moralle çok başarılı bir maç çıkardı. Oldukça agresif bir oyun sergileyen Rus tenisçi, ilk sette durum 2-1’ken rakibinin servisini kırdı. Seti de 6-3 kazandı. İkinci sette oyunu biraz daha dengelese de, Del Potro 3-2 öndeyken rakibinin servisini kırmaya çok yaklaştı ancak Davydenko buna izin vermedi. Skor 4-4’ken bir kez daha Del Potro’nun servisini kıran Davydenko, bu seti de 6-4 kazanarak maçı ve dolayısıyla şampiyonluğu kazandı.
Turnuva sonucunda Şampiyon Davydenko, ATP Sıralamasında Andy Roddick’i geride bırakarak 6.lığa, Robin Söderling ise Fernando Verdasco’yu geride bırakarak 8.liğe yükseldi.
22
Novak Djokovic’in Cafe & Restaurant Zinciri

Novak Djokovic, bir yıldan kısa sürede kendi adını verdiği cafe ve restoran zincirine dördüncü halkayı ekledi.
‘Novak Cafe & Restaurant’ isimli zincirin dördüncüsü, geçtiğimiz pazar günü Sırbistanın ilk ATP turnuvası olan “Serbia Open”‘ın oynandığı tesiste açıldı.
Açılışa Novak’ın ailesi, kız arkadaşı Jelena Ristic ve Sırbistan İçişleri Bakanı ile birlikte 400′ün üzerinde davetli katıldı.




18
Gaël Monfils Vogue Amerika 2009 Sayısında
Gael Monfıls, Vogue Amerika’nın Ekim 2009 sayısı için ünlü model Karlie Kloss ile birlikte kamera karşısındaydı. Arthur Elgort tarafından gerçekleştirilen çekime “French Open” ismi verilmiş.



12
Dmitry Medvedev’den Elena Dementieva’ya Onur Ödülü

Rus tenisinin en başarılı ve en istikrarlı isimlerinden Elena Dementieva, ülkesinde ekonomi, spor, eğitim, sanat gibi alanlarda üstün başarı gösteren kişilere devlet tarafından verilen onur ödülüne ( Order of Honor – Орден Почета ) layık görüldü ve düzenlenen törende bu ödül kendisine devlet başkanları Dmitry Medvedev tarafından takdim edildi.
Hem Elena’yı hem de Rus Devletini kutluyor ve sevgilerimizi sunuyoruz.
Merak edenler için: Order of Honor
31
Elena Dementieva San Francisco’da

Wimbledon 2009′da Serena Williams’a yenilerek elenen Elene Dementiava, Bank of the West Classic turnuvası için Stanford’a gitti. Rus tenisçi turnuva devam ederken San Francisco’yu gezdi.


26
Melis Sezer Röportajı
Spor Stüdyosu, 1 yaşına gelmeden 1000. postuna ulaştı. Bu önemli postumuzu Türk sporunun gelecek vaadeden isimlerinden biriyle yaptığımız röportaja ayırdık.
Melis Sezer henüz 16 yaşında. Gençler kategorisinde uluslararası müsabakalara katılan Melis, Dünya Gençler sıralamasında en yüksekte bulunan Türk sporcu ünvanını da taşıyor. Dünya Gençler sıralamasında 140. sırada olan Melis, kendi yaş kategorisinde olduğu gibi 18 yaş kategorisinde de Türkiye şampiyonu.
Geçtiğimiz günlerde Wimbledon Tenis Turnuvası ön elemelerine katılarak Türkiye’nin gündemine gelen Melis, röportaj teklifimizi kırmadı ve ENKA tesislerinde havuz başında hoş bir sohbet gerçekleştirmemizi sağladı. Bu röportajın gerçekleşmesine yardımcı olarak Melis’le irtibata geçebilmemizi sağlayan, ENKA Atletizm Kulübü ve Milli Takımımızın sporcusu Pınar Saka da röportaj esnasında bizlerleydi. Bir başka deyişle, benim hazırladığım röportaj soruları bir süre sonra yerini iki Milli sporcunun sohbetine bıraktı, ben de konuşulanlardan çıkardıklarımı sizlerle paylaşmak istedim.
Melis, birçok yetenekli tenisçimizin yaptığı gibi tenis bursuyla yurtdışında okumak yerine, profesyonel olup WTA yolunu takip etmiş durumda. Gönül isterdi ki sporcularımız bu tercihi yapmak yerine ikisini bir arada götürebilsinler. Ama hepimizin bildiği şartlar nedeniyle bu mümkün olmuyor. Bu kararın kendisi için olumlu sonuçlar doğurmasını ümit ediyor ve röportajımıza başlıyoruz.
SporStüdyosu: Melis, bize spora başlangıç hikayeni anlatabilir misin? Tenisi seçme nedenin neydi?
Melis Sezer: Biz, o sıralarda ailece İzmir’de yaşıyorduk. Ablam tenis antrenmanlarına gidiyordu. Ben de aslında onun peşine takıldım diyebilirim. Başladığımda 5 yaşındaydım. İyi oynadığım farkedilince daha fazla önem vermeye başladım. 12 yaşında tamamen ailemin bana inanması ve kendi çabalarıyla İtalya’daki bir uluslararası turnuvaya göndermesi benim kariyerimde bir çığır açtı. O turnuvayı kazandım ve tenisi hayatımın değişmez bir parçası yapmaya karar verdim.
SS: 12 yaşındaki turnuvadan bugüne sayısız uluslararası turnuvaya katıldın. Bu turnuvalara da mı aile desteğiyle gidiyorsun?
MS: Üst üste başarılarım gelmeye başlayınca İzmir Ekonomi Üniversitesi bana sponsor oldu. Bu anlamda şanslı bir sporcu olduğumu söyleyebilirim. Bir süre onlarla çalışarak başarılarımı arttırdım ve son 1 yıldır da Garanti Koza sponsorluğunda müsabakalara katılıyorum. İzmir’den İstanbul’a gelişim de Garanti Koza’nın istekleri sonucunda oldu. Benim ENKA’da spor yapmamı istediler. Ben de o zaman İzmir’de Karşıyaka’dan ayrılmak durumunda kaldım.
SS: İzmir’den İstanbul’a geçişte adaptasyon sorunu yaşadın mı?
MS: Kolay bir geçiş olmadı elbette; ama annem de benimle beraber İstanbul’a yerleşti. Babam ve ablam hala İzmir’deler. Ayrı yaşamak zorluyor; ama kariyerim için iyi olanı düşünmek zorundaydım.
SS: ENKA’ya transfer olduğundan beri beraber çalıştığın antrenörlerle ilişkilerin nasıl? Seni oyun anlamında geliştirebildiklerini düşünüyor musun?
MS: ENKA’da Avustralyalı Gavin Hopper ve İngiliz David Gaves ile birlikte çalışıyorum. Son derece uyumlu çalışıyoruz. Gavin Hopper, benim backhand stilimi değiştirmem gerektiğini söyledi ve üzerinde çalıştık. Gerçekten de oyunuma çok katkısı oldu. ENKA’da çalışmaktan ve antrenörlerimle olan ilişkiden mutluyum.
SS: Wimbledon’a giderken bir anda basının ilgisi üzerine çekildi. Ancak oradan pek de iyi olmayan bir skorla döndün. Taylandlı Luksika KhumKhum’a yenildiğin (6-0, 6-1) maçı biraz anlatabilir misin?
MS: Daha iyi bir sonuç almak için gitmiştim. İlk kez bir Türk Junior, bu elemelere katılma hakkı kazanıyor. Bu benim için büyük gururdu. Ama oyunun kontrolü maçın başından itibaren rakibime geçti. Doğrusu bir türlü toparlanamadım. Kontrolü kaptırdıktan sonra skor da kaçınılmaz oluyor. Ama iki sezon daha Junior’larda yarışma hakkım var. Daha başarılı olacağımı düşünüyorum.
SS: Senin için hangi zeminde oynamak daha avantajlı?
MS: Ben sert zeminlerde oynamaktan hoşlanıyorum. O yüzden çim zemin benim için iyiydi. Betonda da oynarken rahat hissediyorum. Toprak kortta henüz eksiklerim var.
SporStüdyosu: Bu kısımda Türkiye’de toprak kortların durumunu soruyorum, cevaptan anlaşılan Türkiye’de pek toprak kort turnuvası yapılmıyor. Türkiye Şampiyonası ile ilgili bir konu açıldığında ise bir başka şaşkınlık yaşadık. Türkiye Şampiyonası’nda oynadığı yarı final maçından bahsederken, maçın hakemsiz oynandığını öğrendik. Sporcular birbirlerine güvenmek zorundalarmış. Bu bana biraz ters gelse de Melis bu konuya iyi yönünden yaklaşıyor.
MS: Hakemsiz oynuyor olmamız, nadiren sorun oluyor. Bu konu bizim kişisel olarak gelişimimize katkıda bulunuyor. Kimlerin doğru söyleyip söylemediğini karşısındaki rakip rahatlıkla anlar. O yüzden biz de taraf tutmamaya dikkat eder, rakibimize saygı göstermeyi öğrenmiş oluruz.
SS: Genelde sporcularımız Türkiye’de ‘eğitim ve spor’u bir arada götürmekte zorlanırlar ve tercih yapmak zorunda kalırlar. Sen de bu konuda zorlandın mı?
MS: Evet, o tercih kesinlikle söz konusu. Ben günde 5 saat antrenman yapıyorum. Sadece bir günüm boş oluyor. Onda da yaptıklarıma dikkat ederim. Böyle bir durumda iken okul ile beraber götürmek imkansızlaşıyor. Lise 2′de Açık Öğretim Lisesi’ni denedim. Şimdi ise akşam lisesine devam ediyorum. Eğitimime devam etmek istiyorum, ama şu sıralarda tenis benim için birincil konu.
SS: Pemra Özgen, Çağla Büyükakçay ve İpek Şenoğlu gibi isimler Türkiye’ de bayan tenisini bir noktaya getirdiler. Daha da ileriye taşıyabileceğini düşünüyor musun? Bu isimler senin yaşça büyüklerin, sana katkıları oldu mu?
MS: Hepsiyle Milli Takım’dan tanışıyorum. Benim hep örnek aldığım insanlar oldular. Ancak WTA sıralamasında daha yukarıları hedeflememiz gerekiyor. Bu kolay değil; ama elimden geleni yapacağım.
SS: Teşekkür ederiz, başarılarının devamını dileriz.
Bu röportaj sonrası Mısır’da iki Gençler Şampiyonası’na katılan Melis, ardından İstanbul Cup eleme turlarına girdi.
Mısır’da ilk katıldığı Grade 3 (3. derece) turnuvada yarı finale çıkmasına rağmen, Yunan rakibi Despina Papamichaile’e üç set sonunda mağlup olarak turnuvaya veda etti. Hemen ardından katıldığı Grade 2 (2.derece) Smash International Şampiyonası’nda ise Dünya sıralamasında ilk 100 içerisinde bulunan Hintli Kyra Shroff’u çeyrek finalde mağlup eden Melis, yarı finalde 118. sıradaki Nour Abbes’e 6-3 ‘lük setlerle elendi.
Melis Sezer, İstanbul Cup elemelerinde ise Belaruslu Ekaterina Dzehalevich’e 6-1 ve 6-3′lük setlerle elendi.
Melis’in önünde çok uzun bir yol var. Bu yolda kendisine sonsuz başarılar diliyor ve gıpta ile izlediğimiz İspanyol, Rus tenisçilerin arasına girmesini sabırsızlıkla bekliyoruz.
Röportajın gerçekleşmesini kabul ettikleri için ENKA Spor Kulübü’ne ve iletişime geçmemizi sağladığı için Milli atlet Pınar Saka’ya teşekkür ederiz.
14
Melis Sezer Mısır’da
Geçtiğimiz günlerde Wimbledon tenis turnuvasının eleme turlarına katılma hakkı kazanarak gündeme gelen 16 yaşındaki tenisçimiz Melis Sezer, şu günlerde Mısır’da 3. seviye (Grade 3) Mısır 1 ITF Gençler Şampiyonası’na katılıyor. Turnuvanın 7 numaralı seri başı olan tenisçimiz, ön eleme turunu maç yapmadan geçti. Melis’in ilk turdaki rakibi Mısırlı Alia Nour. Nour, ilk turda Hintli Shweta Rana’yı 6-4′lük iki set sonunda geçmişti.
Melis, Dünya Gençler sıralamasında da 131. sırada bulunuyor. Rakibi Nour ise ilk 1000 tenisçi arasında bulunmuyor. Maçın favorisi Melis Sezer. Turnuvanın 1 numaralı seri başı olarak gösterilen Porto Rikolu Monica Puig ise aynı sıralamada 75. sırada.
Gelecek vaadeden tenisçimize bu turnuvada başarılar diliyoruz. Önümüzdeki günlerde kendisiyle gerçekleştirdiğimiz röportajı da sitemizde yayınlayacağız.
Güncelleme:
Melis ilk turda karşılaştığı Mısırlı rakibini 6-3 ve 6-0′lık setlerle geçerek ikinci tura yükseldi. İkinci turdaki rakibi ise İsveçli Matilda Hamlin olacak. Hamlin, Dünya Gençler sıralamasında 317. sırada bulunuyor. Maçın favorisi Melis Sezer.
12
Virtua Tennis 2009 PC Versiyonu Çıktı
SEGA’nın meşhur tenis oyunu Virtua Tennis’in 2009 sürümünün XBOX 360 ve Playstation 3 versiyonlarından sonra PC versiyonu da geçtiğimiz günlerde piyasaya sürüldü. Çok farklı kort ve oyun çeşitlerinin bulunduğu Virtua Tennis 2009′da normal tenisten sıkılanlar için oyunu eğlenceli hale getirecek değişik alternatifler de bulunuyor.
Oyunda 5 farklı zorluk seviyesi var. Dilerseniz gerçek hayattaki tenisçilerle oynuyor dilerseniz kendi karakterinizi yaratıyorsunuz. Önceki oyunlarda olduğu gibi kendinizi geliştirdikçe ve para kazandıkça ünlü tenisçilerle kendinize maçlar ayarlayabiliyorsunuz.
Oyunda bulunan tenisçiler : Roger Federer , Rafael Nadal, Novak Djokovic, Andy Murray, Andy Roddick, David Nalbandian, James Blake, David Ferrer, Mario Ancic, Tommy Haas, Venus Williams, Ana Ivanoviç, Svetlana Kuznetsova, Amelie Mauresmo, Maria Sharapova, Anna Chakvetadze, Deniela Hantuchova, Nicole Vaidisova, Lindsay Davenport, Juan Carlos Ferrero.. Elbette sonradan açılan sürpriz bazı isimler de mevcut.
Virtua Tennis 2009′un seriye kattığı en büyük yenilik şüphesiz WTA Dünya Turnuvası özelliği. Yeterince geliştiğinizi düşünüyorsanız bu turnuvaya katılıp dünyadaki tenisseverlerle kapışma fırsatı buluyorsunuz.
Yazısı için Abdullah Özgün’e teşekkür ederiz.
Son Tweetler
Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.
Son Yazılar
- Serra Sengel’in Başarısı
- Maria Sharapova’nın US Open 2010 Kıyafetleri
- Londra 2012 Ticari Ürünleri Satışta
- Avrupa’da 5′te 2
- Singapur 2010′da Bir İlk
- Singapur 2010′da “Sade” Bir Anne
- Şampiyonlar Ligi Yolcusu Kalmadı!
- Chris Thater Anısına
- Şampiyonlar Ligi’nde Dramatik Gece
- New York’ta Son Perde..
- Andy Murray Vogue Eylül Sayısında
- Air Jordan Retro 11 – “Cool Grey”
- Brandon Jennings – Under Armour Micro G Black Ice
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike!
- Resul Kalaycı Olimpiyat Şampiyonu
Son Yorumlar
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike! için Can Aciksoz
- Vuelta’ya Doğru için serkan77
- Singapur 2010′da Bir İlk için Alper Ecevit
- Singapur 2010′da Bir İlk için ABDULLAH
- Singapur 2010′da Bir İlk için guney






