21
Wimbledon 2009 Başlıyor
Kısa bir sürenin ardından yine bir başka Grand Slam ile dolu iki hafta geçireceğiz. Wimbledon bugün başlıyor. Turnuvanın başlamasına dakikalar kala bu turnuva hakkında genel kültürümüzü arttırmak için belli başlı bilgileri edinmekte fayda var.
Grand Slamler
Wimbledon’a giriş yapmadan önce genel olarak Grand Slam kavramı ve geçmişi hakkında merak edilenleri paylaşalım. Bildiğiniz üzere Grand Slamler, Avustralya Açık, Roland Garros, Wimbledon ve Amerika Açık’tan oluşuyorlar. 1938 yılında Don Budge bu 4 büyük turnuvayı aynı yıl içinde kazanınca, Amerikalı yazar Allison Danzig’in ‘Budge başarıların Grand Slam’ine ulaştı’ demesiyle birlikte bu turnuvaların her biri Grand Slam diye adlandırılmaya başlandı ve 1989’da bu 4 turnuva birleşerek Grand Slam komitesini oluşturdular.
Roger Federer ve Pete Sampras erkeklerde 14 galibiyetle en çok Grand Slam kazanan isimler olurken, bayanlarda Margaret Court tam 24 Grand Slam kazanarak kırılması güç bir rekora imza attı.
Wimbledon Nasıl Başladı?
Wimbledon’un başlangıcı 1868 yılında Worple Road’da kurulan, orijinal adıyla ‘The All England Croquet Club’ olan kulübün kuruluşuna dayanıyor. 1875 yılında Binbaşı Walter Clopton Wingfield’in çim tenisi, ya da original adıyla ‘Sphairistike’ kulübün aktiviteleri arasına alınır. 1877 yılında kulübün adı ‘The All England Croquet and Lawn Tennis Club’ olarak değiştirilir ve ilk turnuva oynanmaya başlanır. Kortun uzunlukları, netin yüksekliği gibi ayrıntıların dışında benzer kurallarla oynanan , finalinin 200 kişi tarafından izlendiği turnuvayı Spencer Gore kazanır. Bu mekandaki yerleşim ‘Merkez kort’ ortada olmak üzere, diğer kortların bunun etrafında konumlandırılmasından oluşur. Yıllar içinde yeni kortlar ve stadyumlar eklensede bu düzenek değiştirilmemiştir. Bu yüzdendir ki genelde bu tür turnuvalarda isimlendirilen ana kortlar Wimbledon’da Merkez Kort olarak kalmıştır.
1884 yılıyla beraber mücadelere dahil olan bayanların ilk şampiyonu ise Maud Watson olmuştur. Yeni yüzyıla girildikten sonra turnuva uluslararası bir yapı almıştır ve 1905’te Amerikalı May Sutton ilk yabancı bayan şampiyonu olurken, 1907’de Avustralyalı Norman Brookes ilk yabancı erkek şampiyonu olarak tarihe geçmiştir.
Birinci Dünya Savaşı zamanında tesisler halkın ihtiyaçlarına açılmış ve yeni bir alana taşınma planarı yapılmaya başlanmıştır. 1922 yılında Church Road’da şimdi oynanan turnuva merkezi inşa edilmiş ve merkez kortun o yılki kapasitesi biraz da tenisin popülaritesini arttırmak amacı ile 14000 kişi olarak belirlenmiştir.
İkinci Dünya Savaşı ile birlikte tesisler tekrardan halkın ihtiyaçlarına açılmıştır. Yangın ve ambulans merkezi olaran sivil savunma için kullanılan tesisler 1940 yılında bombalanmış ve merkez korta isabet eden birkaç bomba 1200 koltuğun yıkılmasına sebebiyet vermiştir. Verilen savaş arasının ardından 1946 yılında mücadeleler merkez kortta tekrar başladı. 1950’li yıllarda hava ulaşımının yaygınlaşmasıyla beraber turnuvanın tüm oyunculara açılması söz konusu olmuştur. Uzun süren çabalar ve müzakerelerin ardından ilk Wimbledon Açık şampiyonası 1968 yılında yapılmış ve erkeklerde Rod Laver, bayanlarda ise Billie Jean King’in zaferleri ile sonuçlanmıştır.
O yıllardan 21. yüzyıla kadar büyük bir gelenek haline gelen Wimbledon turnuvası 4 Grand Slam arasında en prestijli olan turnuva olarak kabul edilir. Bu özel turnuvanın özel stadyumu olan Merkez Kort 1922 yılında 14000 kişi için yapılmış fakat geçtiğimiz sene bu kapasite 15000 kişiye çıkartılmıştır. Ayrıca bu sene yapılan bir yenilemeyle merkez kortun üzerine 10 dakikada kapatılacak bir çatı sistemi yapılmıştır. Merkez kortun girişinin üstünde Rudyard Kiplings’in bir şiirinden alıntı olarak yazılan “If you can meet with triumph and disaster / And treat those two imposters just the same” sözü belki de bu stadyumu anlatmak için yeterli. Wimbledon’un ikinci büyük kortu ise yine basit bir şekilde 1 numaralı kort diye adlandırılmıştır. 1997 yılında açılan stadyumun kapasitesi ise 11429 kişidir.
Bu turnuvanın sayfalarına isimlerini altın harflerle yazdıran isimler başlıca; erkeklerde 7 turnuva galibiyetleri ile Pete Sampras ve W.C. Renshaw olurken, bayanlarda Martina Navratilova 8 turnuva zaferi ile bu dalda başı çekmektedir.
Bu yıl Wimbledon’da toplam £12,550,000 ödül dağıtılacak. Tekler şampiyonları £850,000 ve finalistleri £425,000 ile ödüllendirilirken, Çiftler’de ise şampiyon ekip kişi başı £230,000 kazanacak.
Nadalsız Bir Turnuva
Geçtiğimiz sene oynanan epik finalin ardından bu sene Wimbledon için büyük beklentiler yaşayan tenis severler Rafael Nadal’ın turnuvadan çekildiğini açıklaması ile büyük hayal kırıklığına uğradılar. Nadal yaptığı iki hazırlık karşılaşmasının ardından böyle büyük bir turnuvada oynamak için yeterli fizik gücünün olmadığını bu yüzden turnuvadan çekilme kararı aldığını söyledi. Avustralya Açık’tan sonra dizinde ki sakatlık her geçen gün kötüye giden Nadal, Roland Garros sonrasında büyük bir tedavi sürecine girmişti fakat anlaşılan bu onun için yeterli olmadı. Dünya 1 numarasını burada göremeyecek olmak çok üzücü. Eşleşmelerde onun yerini Juan Martin Del Potro alıcak.
Rafael Nadal’ın turnuvaya katılmaması büyük üzüntü yaratsa da mutlaka bazı sporcular arasında, bu büyük bir sevinç kaynağı olmuştur. İlk olarak turnuvanın son 6 senedir finalinda olan, bunların beşini kazanan Roger Federer, Rafael Nadal katılsa bile şampiyonluğun en büyük favorisi olacaktı; ancak eminiz ki karşısında görmek istediği en son kişi her zaman Rafael Nadal idi. Federer’in final yolunda kolay bir eşleşmesi olduğu düşünülüyor. Roland Garros finalisti Soderling ile çeyrek finalde ve Novak Djokovic ile yarı finalde karşılaşma ihtimali olsa da, çim kortta bu iki isim karşısında da çok zorluk çekeceğini düşünmüyorum.
Öte yandan eşleşmelerin Rafael Nadal tarafından olan ev sahibi isim Andy Murray, Nadal’ın çekilmesinin ardından finalin ikinci adayı oldu. Yarı finale kadar yolu çok rahat gözüken Murray, yarı finalde de Roddick veya Del Potro ikilisinden biriyle karşılaşabilir. Bu turnuvanın mutlak finali ise Andy Murray-Roger Federer olacak gibi gözüküyor.
Andy Murray mi Roger Federer mi?
Roger Federer bu maça da açık ara favori çıkacaktır ancak Murray karşısında son 4 karşılaşmasını sert kortlarda kaybetmesi büyük bir istatistik olarak karşımıza çıkıyor. Murray çim kortlara yeni yeni adapte oluyor olsa da, özellikle ev sahibi avantajını kendi lehine çevirebilirse , heyecan yerine ateşleyici güç yaratabilirse olası finalde büyük bir sürpriz yapıp İngilizlerin uzun süren bekleyişini sonlandırabilir.
Bayanlar’da Williams Kardeşler Favori
Bayanlarda ise son 9 senenin 7’sinde zafere ulaşan Williams kardeşler bu sene de yine en büyük favoriler olarak dikkati çekiyorlar. Özellikle Serena Williams için finalin yolunda Victoria Azarenka dışında onu zorlayacak dişli rakip zor çıkacak gibi gözüküyor. Her ne kadar Jie Zheng ve Elena Dementieva geçen sene burada iyi yerlere gemiş olsalarda, bir sürprize imza atabileceklerini düşünmüyorum. Venus Williams tarafında ise Stosur, Radwanska, Jankovic, Safina ve Kuznetsova gibi güçlü isimler bulunuyor. Venus bu yoldan finale kadar gelebilir mi bilmiyorum; fakat bu sene Venus’ü burada zafere ulaşırken görmüyorum.
Eski şampiyonlardan Maria Sharapova ve Amelie Mauresmo’nun performansları ise merakla beklenenler arasında yer alıyor.
Bu sene özellikle bayanlarda birçok beklenmedik sonuç beklediğim turnuvanın erkekler tarafında ise favorilerin daha başarılı olacağını ve daha keyifli maçlar izleyeceğimizi düşünüyorum.
Wimbledon’un ilk haftasında her turun ardından, turun özeti ve önemli maçları ile birlikte olacağız. Turnuvanın ikinci haftasında ise yine alıştığımız gibi her gün maç yorum ve sonuçlarıyla sizlerle birlikte olmaya çalışacağım.
Hepimize bol tenisli, keyifli iki Wimbledon haftası diliyorum.
Son Tweetler
Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.
Son Yazılar
- Serra Sengel’in Başarısı
- Maria Sharapova’nın US Open 2010 Kıyafetleri
- Londra 2012 Ticari Ürünleri Satışta
- Avrupa’da 5′te 2
- Singapur 2010′da Bir İlk
- Singapur 2010′da “Sade” Bir Anne
- Şampiyonlar Ligi Yolcusu Kalmadı!
- Chris Thater Anısına
- Şampiyonlar Ligi’nde Dramatik Gece
- New York’ta Son Perde..
- Andy Murray Vogue Eylül Sayısında
- Air Jordan Retro 11 – “Cool Grey”
- Brandon Jennings – Under Armour Micro G Black Ice
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike!
- Resul Kalaycı Olimpiyat Şampiyonu
Son Yorumlar
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike! için Can Aciksoz
- Vuelta’ya Doğru için serkan77
- Singapur 2010′da Bir İlk için Alper Ecevit
- Singapur 2010′da Bir İlk için ABDULLAH
- Singapur 2010′da Bir İlk için guney



