30
Konfederasyon Kupası: Altın 11
2009 Konfederasyon Kupası tamamlandı. Turnuvayı grupların ilk maçlarından itibaren takip etmeye çalıştım. Bugün medyada yer alan bazı haberlerde Konfederasyon Kupası’nın Altın 11’i açıklanmıştı. Kadroda yer verilen isimlerin çoğu beni çok şaşırttı. Yapılan Altın 11, sanki turnuva takip edilerek değil de futbolcuların geçmiş dönem performansları göz önünde bulundurularak oluşturulmuş gibiydi…
Defans hattında tüm turnuva boyunca üstün performans gösteren Booth ve Onyewu ikilisinin bulunmayışı, orta sahada adeta yıldızlaşan Melo ve Dempsey’dan herhangi birinin olmaması, bu yılki performansının altında kalan Xavi ve Pienar’ın ise listede gösterilmesi bende çok büyük hayal kırıklığı yaşattı.
Turnuvanın kapanışında Kaka için verilen “Turnuvanın En İyi Oyuncusu” ödülü ise gerçekten turnuva performansını hiç mi hiç yansıtmıyordu. Benim için turnuvanın en iyi oyuncusu, turnuvadaki inanılmaz yükselişi ile birlikte kulübü Fiorentina’nın da sözleşmesini 2013’e kadar uzattığı Brezilyalı ön libero Felipe Melo olmalıydı.
Turnuvayı detaylı izleyerek özellikle teknik açıdan takip eden birisi olarak tamamen objektif bir bakış açısı ile kendi Altın 11’imi belirledim. Oyun içindeki dizilişlerine yakın olarak sizlerle paylaşıyorum.
28
Konfederasyon Kupası’nda Final: Brezilya – ABD
Brezilya karşısında oğlu Michael Bradley’in cezası Bob Bradley için önemli bir eksik
Konfederasyon Kupası’nda final maçındayız. Turnuvayı takip edenlerin tek beklentisi müthiş bir Brezilya – İspanya finaliydi. Ancak hesaplar tutmadı. Euro 2008’de Türkiye’nin mucizelerini devralmış bir ABD vardı turnuvada. ABD için grupta 2. maçlar bittiğinde bu takım final oynar diyen birisi olsa herhalde deli muamelesi görürdü. Futbol belki de ihtimali çok düşük olsa da gerçekleşen bu tür sürprizler oldukça daha da çok sevilecek gibi gözüküyor.
Gelelim finalin iki takımına ait teknik değerlendirmeye. ABD’nin oyun içinde dağılımını inceleyerek başlayalım. En uçta yer alan Davies ve Altıdore çok üstün yetenekleri olmayan oyuncular. Davies daha çok önüne atılan toplarla sürati ile pozisyon yakalamak isteyen bir oyuncu. Altıdore ise günümüzde nesilleri tükenmek üzere olan sırtı dönük pivot özellikleri taşıyor. Elbette Davies bir Robinho; ‘Altıdore’ da bir Fabiano değil. Bu iki santrafor Brezilyalılar ile olan farkı daha çok mücadele ederek kapatmaya çalışacaklar.
ABD için belki en fazla önemi taşıyan oyuncu Donovan. Bayern Münih’te başarısız bir ikinci yarı geçiren Donovan milli takımda tüm blokların bağlantısını yapıyor. Orta saha ile santraforlar arası köprü görevi yapmakla kalmıyor takım zor durumdayken defans ile orta saha hattına bile aracılık yapıyor. ABD orta sahası ise tam bir asker yuvası. Özellikle Bradley ve Dempsey maç başına 12 km üzerinde mesafe kat ediyor. Yarı final maçında yıl içinde çok övgü olan İspanya orta sahasına adım attırmadılar. İspanya maçında kırmızı kart gören Bradley’in cezası ABD için büyük handikap.
Topla çıkışları çok iyi olmayan Onyewu önderliğindeki ABD savunması gelen uzun topları, kanat ortalarını ve araya oynanan tehlikeleri önlemekte çok başarılı. Kalede Tim Howard ise gerçekten tecrübesi ile güven veriyor.
Brezilya cephesi ise daha bilindik isimlerden oluştuğu için tek tek üzerilerinde durmaya gerek yok. Aslında en önemli görev Felipe Melo ve Gilberto’da olacak. Eğer önlerinde oynayacak Kaka, Robinho, Ramires ve Fabiano dörtlüsünü rahatlatacak defansif katkıyı yapabilirlerse öndeki dörtlünün bir şekilde ABD’ye karşı gol bulacağı aşikar. Özellikle turnuva başından beri Felipe Melo’nun göz dolduran performansı bu maçta da dikkatleri onun üzerinde toplayacak. Defans hattında yer alacak Lucio ve Luisao ise yapı olarak Altıdore ile baş edebilecek kapasitede; ama süratli oyunu benimseyen Davies ve Donovan’a karşı zorlanabilirler.
Brezilya – ABD finalinin seyir zevkinin yüksek olması ABD’nin performansına bağlı olacak. Eğer finali zaten büyük başarı sayarak direnç göstermezlerse tek taraflı bir maç izleyebiliriz. Ancak İspanya maçındaki dirençlerini kupayı almak adına gösterirlerse keyifli bir maç bizi bekliyor olacak.
24
Konfederasyon Kupası’nda Yarı Final Heyecanı
Konfederasyon Kupası Grup Maçları Yayınlandı
ABD mucizesinde başrol oynayan Onyewu’nun Villa ve Torres karşısında işi zor gözüküyor.
Konfederasyon Kupası’nda grup maçlarının sona ermesi ile gözler yarı final maçlarına çevrildi. Turnuvanın 2 favorisi, finale doğru giden yolda ABD ve Güney Afrika ile karşılaşacaklar.
İspanya – ABD 24.06.2009
ABD, grubun son maçında mucizeyi gerçekleştirdi. İspanya maçında ise şansları gerçekten çok çok az. Teknik açıdan baktığımızda İspanya rakibine karşı her açıdan çok üstün durumda. Oyunun ABD yarı alanında geçeceğini düşünürsek Onyewu önderliğinde ve ağır ABD savunmacıları Villa ve Torres karşısında çok zor duruma düşebilir. Oyunun çok az zamanda olsa İspanya yarı alanında oynanacağı dönemde ise Donovan ve arkadaşları Puyol ve Pique karşısında çok başarılı olamayabilir. Maçın ABD tarafına dönebilmesinin tek yolu var. Eğer ABD tarafı oyunu ilk 1 saat tutabilirse son yarım saate sıkıştıracakları bir kontra ya da hava topu ile bir mucize daha gerçekleştirebilirler. Bu ihtimali son başardıkları mucizeden bile zor bir ihtimal görüyorum. İspanya finale çıkmak dışında kazandığında kıracağı 35 maçlık yenilmezlik serisini de düşünerek maça daha fazla oranda tutunacaktır.
Aragones sonrası görevi devralan Vicente Del Bosque aynı sistem üzerinde yaptığı küçük bir değişiklik ile takımın vitesini biraz daha yükseltti. Bu değişiklik ise savunmanın önünde Senna yerine Xabi Alonso tercihi. Euro 2008 sonrası Senna yerine tercih edilen Alonso hem tekniği hem de oyun mantığı ile önündekileri ve savunmasını çok rahatlatıyor. Hücumda dönen topların bir çoğunu kazanarak tekrar uç elemanlarına kazandıran Alonso, Senna’ya oranla takımın oyun zekasına daha fazla katkı yapıyor. Aslında İspanya milli takımından alınacak en güzel ders kadrodaki istikrar. Hazırlık maçları dahil tüm maçlara Villa-Torres ikilisi ile çıkan ve iskelet üzerinde çok az değişiklik yapan İspanya gün geçtikçe başarılarını arttırıyor. Bizler her milli kadro açıklanmadan kimler alınmalı diye tartışırken İspanya birlikte oynamanın, alışkanlığın meyvelerini toplamaya devam ediyor.
Brezilya – Güney Afrika 25.06.2009
Yarı finalin ikinci maçında ev sahibi Güney Afrika turnuvanın bir diğer favorisi Brezilya ile karşılaşacak. Mücadele büyük oranda savunmadaki yaşlı kurt Booth ve Brezilya’nın süratli uç oyuncuları arasında geçecek. Özellikle son maçta Kaka’nın önünde Robinho,Fabiano ve Ramires adeta bermuda şeytan üçgeni gibiydiler. Robinho’nun soldan Ramires’in sağdan getireceği her top G.Afrika için büyük tehlike olacak. Güney Afrika tarafında ise en büyük koz seyirci gözüküyor. Özellikle “Vuvuzela” adı verilen enstrümanları ile sanki dev bir sinek ordusunun hiç durmadan çıkardığı sesi andıran tezahürat şekli bizleri ekran başında rahatsız ettiği kadar Brezilyalı oyuncuları da rahatsız ederlerse küçükte olsa bir şans doğabilir. Güney Afrika tarafında grup maçlarında dikkat çeken Booth, Parker ve Masilela dışında eğer ikinci yarı şans bulursa Mashego’da etkili olabilir düşüncesindeyim.
Felipe Melo orta sahadaki bitmeyen enerjisi ile turnuvada dikkat çekenlerden.
Brezilya ile ilgili orta sahada yeni şans bulmaya başlayan Melo ile bir paragraf açmak istiyorum. İtalya maçında Gilberto ile paylaştığı orta sahada oyunu iki yönü ile oynama yeteneği gözlerden kaçmadı. Sanki sahada bir Gerard ve Lampard tadında bir stil olarak gözlemlediğimiz Felipe Melo henüz 26 yaşında. 4 yıllık İspanya deneyimi sonrası geçen yılı Fiorentina forması ile geçiren Melo milli takımla formunu zirvesine çıkmış gözüküyor. Güney Afrika maçında Ramires ile birlikte en fazla dikkat çekeceğini düşündüğüm Melo’yu çok yüksek bedellerle transferler yapan takımlarımızın da takip etmesini ve maliyetini araştırmasını öneriyorum.
Son Tweetler
Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.
Son Yazılar
- Serra Sengel’in Başarısı
- Maria Sharapova’nın US Open 2010 Kıyafetleri
- Londra 2012 Ticari Ürünleri Satışta
- Avrupa’da 5′te 2
- Singapur 2010′da Bir İlk
- Singapur 2010′da “Sade” Bir Anne
- Şampiyonlar Ligi Yolcusu Kalmadı!
- Chris Thater Anısına
- Şampiyonlar Ligi’nde Dramatik Gece
- New York’ta Son Perde..
- Andy Murray Vogue Eylül Sayısında
- Air Jordan Retro 11 – “Cool Grey”
- Brandon Jennings – Under Armour Micro G Black Ice
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike!
- Resul Kalaycı Olimpiyat Şampiyonu
Son Yorumlar
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike! için Can Aciksoz
- Vuelta’ya Doğru için serkan77
- Singapur 2010′da Bir İlk için Alper Ecevit
- Singapur 2010′da Bir İlk için ABDULLAH
- Singapur 2010′da Bir İlk için guney




