Browsing articles tagged with " New York Knicks"
Oca
29

Hidayet Türkoğlu’nun “Ball” Röportajı

By Editor  //  Basketbol, Flaş, NBAMag  //  No Comments
hedo-ball2

Fotoğraflar: Güney Cüceloğlu (Kaynak göstererek kullanabilirsiniz)

Dün gece muhteşem bir maç oynayan ve 26 sayı üreten Hedo, maç sonrası kendisine sorulan soruya verdiği cevapla ortalığı karıştırdı. Fakat sunucu ve Hedo’yu takip edenler ne demek istediğini iyi anladılar. Hedo, oyun kuruculardan top beklemek yerine hücumda oyunu yönlendiren, topla daha fazla oynaması gereken kişi olduğunu ima ediyordu ve son derece de haklıydı.

sunucu- what was different for you tonight in terms of just setting the tone with your game in this game?
hedo- ball

Dün oynanan ve bizim de Toronto benchinden izlediği karşılaşmadan fotoğraflara Güney‘in fotoğraf blogundan ulaşabilirsiniz.

ball

Hedo'nun "ball" dediği an. Fotoğrafı kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Ağu
28

NBA’in Başı Dertten Kurtulmuyor..

By Erman Eroğlu  //  Basketbol  //  No Comments

Lige verilen ardan faydalanan oyuncuların çoğu önümüzdeki sezon hazırlıklarıyla vakit geçirirken, bir kısmı ise başını belaya sokmakla meşgul oluyor. Özellikle ligin lanetli takımı New York’un canı son dönemde gelen iki yeni haberle iyice sıkılmışa benziyor.

NBA’in yaramaz çocuğu Nate Robinson, geçtiğimiz Salı günü ehliyetsiz araba kullanırken yakalandı. Polis yetkilileri onu polis merkezine götürdüklerinde, zaten askıya alınmış bir ehliyeti olduğu için hakkında tutuklama kararı çıkartıldı. Daha önce mahkemeye çıkması için kendisine gönderilmiş bir karar varken, Robinson’un ikinci kez ehliyet derdine girmesi ona pahalıya patlayabilir. Henüz takımıyla yeni bir sözleşme imzalamamış olan Robinson, sınırlı free-agent piyasasında kendisine bol sıfırlı bir kontrat bulmak çabası içerisindeydi. Zaten saha içerisinde sergilediği sürekli agresif tavırlarına, saha dışında da yeni eksi puanlar ekleyerek, kendisini arzu ettiği kontrat ve takım hedeflerinden bir hayli uzaklaştırmış oldu.

Çok geçmeden, yine eski bir New York’lu olan Renaldo Balkman’da tutuklandı. Her ne kadar şu anda New York için ter döküyor olmasa da, sürekli problem yaşayan oyuncuların bir şekilde New York ile yollarının kesişmesi, özellikle Knicks taraftarları arasında sabrın taşmasına sebep oluyor. Geçtiğimiz sezon, aynı şekilde Eddy Curry de erkek şöförüne cinsel taciz suçlamasıyla, polis merkezinde ifade vermişti. Renaldo Balkman’ın tutuklanma sebebi ise, alkol testine girmeyi reddetmesi. Neyse ki Balkman 500 $ karşılığında serbest bırakıldı.

Başını belaya sokanlar içerisinde biri var ki, ona özel bir parantez açmakta yarar var; Michael Beasley. Oyuncu uyuşturucu ve ruhsal tedavi amacıyla Teksas’ta bir hastaneye yatırıldı. Ne kadar süre burada tutulacağı ise henüz belli değil. Geçtiğimiz günlerde Twitter sayfasında yayınladığı bir fotoğrafta, uyuşturucu görüntüsü olduğu iddiaları ortalığı karıştırdı. Esasında bu fotoğrafta Beasley yeni yaptırdığı döğmesini gösteriyor. Ancak sırtı dönük oyuncunun bulunduğu odadaki yoğun duman, hakkında uyuşturucu iddiasını da gündeme getiriyor. Ancak işin önemli olan kısmı buradan sonra başlıyor. Beasley’in Twitter’da bir hesabı var ve buraya zaman zaman ruh halini yansıtan düşünceler yazıyor. Bunlardan biri “ Bütün dünya bana karşıymış gibi hissediyorum, kaybetmeye karşı galip gelemiyorum.” şeklinde. Bir diğeri ise yine ruhsal bir anomali durumunu işaret eden, “Yaşamaya değmediğini hissediyorum, bittim.” şeklinde. Daha önce de uyuşturucu kullandığı için 50bin $ para cezasına çarptırılan Beasley, ilk sezonunda da takım içinde uyum sorunu yaşamış, yönetim ve takım arkadaşlarıyla anlaşmakta sorunlar yaşamıştı. 2008 Draft’ında, Miami tarafından ikinci sırada seçilen Beasley, NBA’in en önemli genç yeteneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Tüm bu olayların içerisinde ince bir detaya dikkatinizi çekmek istiyorum; Twitter. Son günlerin en gözde haberleşme sitelerinden olan Twitter, içerisinde bir çok ünlü ismi barındırıyor. NBA oyuncuları arasında bir hastalık halini almaya başlayan sitede, oyuncuların yayınladıkları resim, yorum ve yazılar, bazen başlarına bela olabiliyor. Beasley örneğinden sonra Nate Robinson’da tutuklama kararı hakkında, Twitter sayfasından özür diledi. Ancak profesyonel oyuncuların, ağzına geleni bir tıkla söyleyebilmeleri, onlara ne kadar fayda sağlayacaktır bu da bir merak konusu.

Tem
11

2010 Off-Season Fırsat mı, Kıyamet mi?

By Erman Eroğlu  //  Basketbol  //  1 Comment

maya_takvimi200Dünyada neredeyse Maya takviminin sonu olan 2012 yılı kadar önemle beklenen NBA 2010 sezonu sonuna sadece 1 yıl kaldı. Birçok takım 2010 sezon sonu için çalışmalarını şimdiden tamamladı. Peki nedir 2010 sezon sonunu bu kadar önemli yapan? İsterseniz kısaca bir gözdirelim…

Esasında 2010 yılını en önemli kılan faktör, Lebron James’in sözleşmesinde bulunan oyuncu opsiyonu. Yani 2010 yılında Lebron James, eğer opsiyonunu kullanırsa serbest kalabilir. Bu da demek oluyor ki Cleveland dışında bir takım, NBA’in gelmiş geçmiş en büyük efsanelerinden birini kadrosuna katabilir. İş elbette bu kadarla sınırlı değil. NBA Top 3′ten bir diğer oyuncu Dwayne Wade de 2010 yılında serbest kalıyor. Her ne kadar Heat Başkanı Railey onu takımda tutmak için elinden geleni yapsa da, Wade son dönemde sürekli olarak takımda kalmasının koşullara bağlı olduğunu medya önünde tekrarlıyor. Bu da ceylan avcısı tabir edebileceğimiz 2010 takımlarının iştahını bir kat daha kabartıyor.

2010 serbest oyuncu listesi bu kadarla da sınırlı değil; Hido’un yeni takım arkadaşı ve ligin iyi en iyi uzunlarından biri olan C. Bosh, Suns’ın uslanmak bilmeyen çocuğu Amare, eğer iyileşirse Çinli pivot Yao, belki Nowitzki, Atlantalı Joe Johnson diye uzayıp gidiyor. Başta New York Knicks olmak üzere birçok takım, bu yıldızlar deryasından kendine bir parça kapabilmek için 2010 yılına neredeyse devam eden bir kontrat bırakmadılar. Bu çabayı daha yakından örneklemek gerekirse, New York geçen sene oyunculara toplamda 93 milyon dolar öderken 2010 yılında elinde kalacak oyunculara ödeyeceği toplam miktar şu an itibari ile 19-20 milyon $ civarında gözüküyor. James ve diğer yıldızlara sunabilmek için neredeyse 60-70 milyon $ civarında bir bütçeyi daha şimdiden ayırmış durumdalar. Bu durum elbette akıllıca bir yatırım olmasının yanında esasen ligde dengeleri derinden sarsan, oyuncuların 1 sene öncesinden kimyasını bozan alıştığımız dışında bir durum olmaya başladı. 2010 yılında serbest kalacak olanlar dışındaki tüm oyuncular şimdiden kontrat kaygısına düşmeye başladılar. Sonuçta serbest kalacak oyuncular bir takımda oynayacaklar; ancak hevesli patronlar orta seviyedeki oyuncuların kontratlarını nerdeyse hiçe saydılar ve hiçbiri yeni bir kontrat imzalayamadı. Elbette yıldız oyuncular seçimlerini yaptıktan sonra bazı şeyler değişime uğrayacaktır; ancak Larry Hughes gibi oyuncular kariyerlerinin geri kalanında bu seviyede kontratlar alamayacaklardır. Belki de biri için fırsat olan 2010 diğerleri için kıyamete dönüşecek.

2010 Bütçe Ayarlamaları

Bu arada NBA yönetiminin bu gidişata bir el atacağı da gelen haberler arasında. Süregelen ekonomik kriz şüphesiz sporda da etkisini gösterdi. Takımları biraz rahatlatmak ve bu çılgınlığa bir nebze de olsun dur diyebilmek için yönetimin 2010 yılında bütçeleri 55 milyon $’ın altına çekmesi bekleniyor. Geleceğini 2010 sonrasına bağlayan takımlardan bazıları bu konuda yeniden düşünecektir. Bu önlem yalnızca takımları değil oyuncularıda bir miktar etkiliyor Ceplerine giren paranın azalması oyuncular ve menajerlerinin suratını bir miktar asabilir; ancak böyle bir dönemde normal olarak lig yönetiminin sessiz kalması beklenemez. Ayrıca bu uygulama 2010 yılında serbest kalacak oyuncuların şimdiden kontrat imzalayarak gelecek yılki bütçe azalmalarından etkilenmemelerini sağlayabilir. Tüm bu hesaplar birkaç milyon dolarlık hesaplar. Şampiyonluk yüzüğünü gerçekten kafasına takmış Lebron gibi oyuncuları ne kadar fikrinden saptırabilir, o da ayrı bir muamma.

Oyuncuların Durumları

LeBron James:

lebron-james

James, belki de tüm takımların en çok heyecan duydukları isim. Şu ana kadar sözleşmesini yenilememiş olması olaya bir kat daha renk katıyor. Clevland şehri ve takım yönetimi esas
olarak LeBron’un takımda kalması için elinden geleni yapıyor; ancak tüm bu çabalar henüz bir şampiyonluk getiremedi. Başkan Len Komoroski ve antrenör M. Brown, LeBron’un etrafını saran ve şehri şampiyonluğa götürecek takımı yaratmak için her türlü çabayı gösterdiler; ama olmadı. Takım mayıs ayında Orlando’nun sahası olan Amway Arena’da Doğu Finali’ni kaybedip evine dönerken Orlando seyircisi LeBron ile dalga geçiyordu, o da hiç kimseyi tebrik etmeden soyunma odasına gitti, giderken gözlerinden takıma olan kırgınlığı okunuyordu, onu bu hale sokmamalıydılar. Aradan günler geçti, onu bir nebze de olsun mutlu edebilmek için, gittiği her takımı şampiyon yapmak gibi bir yeteneği olduğuna inanılan Shaq takıma kazandırıldı. Bu da yetmedi NBA’in Amerika’dan sonra en çok takip edildiği ikinci ülke olan Çin’den takıma yeni bir ortak katıldı. Çinli grup Lebron’un adını dünya çapında pazarlayabilecek kapasiteye sahip olduğuna inanıyor ve onu takımda tutmak için ekstra bir çaba harcayacak. Ama tüm bu gelişmeler süper yıldızı takımda tutmaya yetecek mi onu yakında göreceğiz.

Dwayne Wade:

Onun durumu LeBron’a göre daha basit. Bir şampiyonluk yüzüğü var ve yenilerini kazanmak için hiç de acelesi yok. Ama bu durumun takımı rehavete sokmasını istemiyor, yeni yapılanmanın kendi çevresinde şehri şampiyonluğa ulaştıracak yıldızlardan oluşması için sürekli takıma bası yapıyor. İşte birazda anlaşmazlık burada çıkıyor. Takımın başkanı ve belki de ligin P. Jackson ile birlikte en üst düzey antrenörlerinden olan P. Railey, kafasında gelecek planlarını çoktan kurmuş durumda. Wade ise yapılanmaya yaşının gerektirdiği olgunluktan uzak bir şekilde eleştiriler getirmekte, kanaatimce sabırlı olup Railey’in adımlarını takip etmeli. Chalmers ve Cook ile devam etmek isteyen Railey, J.O’Neal’in biten yüksek kontratının yerine iyi bir uzun ve 3. skor opsiyonu olarak da Wade’in yanına can yakan bir şutör bularak takım iskeletini kurmak istiyor. Bence Wade tüm bu gerçekleri göze alarak önce saygılı olmalı ve kesinlikle takım değiştirmemeli.

Chris Bosh:

chrisboshTakım değiştirmesi en muhtemel yıldızdı; ancak 2 gün önce Toronto kesenin ağzını Hido için sonuna kadar açtı ve Bosh için şehrin neler yapabileceğini göstermiş oldu. Elbette bu çok iyi niyetli davranışı bir de Bosh açısından değerlendirmek gerek. Bu yapılanma şampiyonluk için yeterli mi, ligin en önemli uzunlarından birini ligin unutulmayan oyuncularından biri haline getirebilir mi bu konuda çok şüpheliyim. Hido’nun takıma katılması onlara güç katacaktır; ancak takımı şampiyonluğa götüren savunma kurgusunu çok önemli ölçüde arttırmayacaktır. Raptors savunmasını ligin iyi takımları seviyesine çıkarabilirse ancak o zaman play-off ve ötesini görebilir. Bosh için ayrılık en akıllıca karar olur.

Amar’e Stoudemire:

Zaten Phoenix yeni yapılanma için düğmeye bastı, önce Matrix, arkasından onun takasıyla gelen Shaq, şimdi de Amare. Onun takımdan ayrılması için 2010 yılını beklemesi gerekmeyebilir. takımın Minessota ile görüşme halinde olduğu ve genç pivot Al Jefferson karşılığında Amare’yi takas etmeyi düşündükleri gelen haberler arasında. Tüm bu gelişmeler ne yönde olursa olsun, 2010 yılının lige yeni bir heyecan katacağı şimdiden belli oluyor.

Haz
24

Richard Jefferson San Antonio’da

NBA’de yaz sezonu hamleleri gelmeye başladı. ESPN’den yapılan açıklamaya göre San Antonio Spurs; Kurt Thomas, Fabricio Oberto ve Bruce Bowen karşılığında Milwaukee Bucks’ın yıldız forveti Richard Jefferson’ı kadrosuna kattı. Tarafların her konuda anlaştığı; fakat resmi açıklamanın önümüzdeki salı günü yapılacağı bildirildi.

2001 yılında Houston Rockets tarafından ilk tur 13. sıradan seçilen Jefferson, aynı gün Eddie Griffin karşılığında New Jersey Nets’e takas edilmiş; daha sonra 2008 yılında ise Nets tarafından Bobby Simmons ve Yi Jianlian karşılığında Bucks’a yollanmıştı. Geçen yıl 19.6 sayı 4.6 ribaunt ve 2.4 asist ortalaması tutturan yıldız oyuncu; kariyerinde ise 571 maçta 35.8 dakikada 17.7 sayı, 5.3 ribaunt ve 3.0 gibi iyi sayılabilecek istatistikler tutturdu. 2004 yılında ABD Milli takımında yer almayı başaran oyuncu, henüz All-Star takımına seçilmeyi başaramadı.

Bucks taraftarları, bu takastan dolayı yönetime oldukça kızgın; Spurs taraftarları ise artık yaşlanan Bowen ve Finley’in yerine, hemen hiçbir şey kaybetmeden yapılan bu hamle sonrası oldukça mutlular… Milwaukee Bucks; bu takas sonrası, finansal olarak bu yıl için 3 milyon dolarlık, 2010 yazı için ise 8 milyon dolarlık bir boşluk yaratmış oldu. Hedefleri ise hem Charlie Villanueva, hem de gelecek vaadeden oyun kurucu Ramon Sessions’un her ikisini birden kadrolarına tekrar katabilmek.

San Antonio cephesinde ise mutluluk ve heyecan hakim. Zaten ligin en iyi üçlülerinden olan Duncan-Ginobili ve Parker’ın yanına atletik ve enerjik bir oyuncuyu katmış olmaları onları şampiyonluk yolunda tekrar öncü takım konumuna yükseltebilir. Tek sırıtan pozisyonları olan pivot pozisyonuna ise Detroit Pistons’tan Rasheed Wallace veya New York Knicks’ten Chris Wilcox’u düşünüyorlar. Adı geçen diğer isimler ise; Zaza Pachulia, Chris Andersen ve Antonio McDyess.

Bakalım otoriteler tarafından ‘etkileyici’ olarak nitelendirilen bu takas Spurs’u tekrar Batı’nın zirvesine yerleştirecek mi?

Randy Foye ve Mike Miller Wizards’ta!

Öte yandan; Minnesota Timberwolves, Randy Foye ve Mike Miller’ı; Etan Thomas, Oleksiy Pecherov, Darius Songaila ve 5. sıra Draft hakkı karşılığında Washington Wizards’a gönderdi.

Yeniden yapılanmaya giden iki takımda, gençleşme taraftarı olan Minnesota, 5. sıra Draft hakkı sayesinde Hasheem Thabeet, Stephen Curry gibi yıldız potansiyelli isimleri seçme hakkını kazanmış oldu. Bir türlü yıldızı parlamayan Randy Foye’dan da kurtulmayı başaran Wolves; pota altı derinliğini ise Etan Thomas ve Songaila ile artırmış oldu.

Wizards ise, benchten her zaman katkı alabileceği keskin şutör Miller ve Gilbert Arenas ile ‘şutör’ ikili oluşturabilecek Randy Foye’u kadrosuna katmış oldu. Yalnız Songaila ve Thomas gibi en az ile en çoğu vermeye çalışan iki oyuncuyu kaybetmeleri bu takasın olumsuz yanını oluşturuyor. Önümüzdeki günlerde, Wizards cephesinden birkaç hamle yapmalarını bekleyebiliriz…

Bütün yaz boyunca, SporStudyosu olarak takas ve transfer haberlerini aktarmaya devam edeceğiz.

Haz
9

9 Haziran: Orlando Magic Cephesi

2 Haziran: Jameer Nelson’dan Dönüş Sinyali

3 Haziran: Dwight Howard, Orlando’da Kalmak İstiyor?

4 Haziran: Magic’in Penny’si mi Efes’in Hedo’su mu?

5 Haziran: Dwight Howard: Yeteri Kadar Savaşamadık

7 Haziran: Orlandolular Tedirgin

8 Haziran: 2. Maç Hayati Önem Taşıyor

Orlando Magic ikinci maçı uzatmalarda 101-96 kaybederek seride 2-0 geriye düştü. Moraller bozuk; ama umut var. İşte son gelişmeler.

New York Times, Hidayet’e Geniş Yer Ayırdı

New York Times, maçın ertesi günü Hidayet Türkoğlu’na ve onun play-off’taki performansına geniş yer ayırdı. “Maçın öncesinde pizza, sonunda ise son saniye oyunları” isimli makalede Jonathan Abrams, Hedo’yu birçok yönüyle inceledi. Basketbolda zirveye çıkmak ile hiçbir şey olamamak arasında çok ince bir çizgi olduğunu ifade eden Abrams, Hedo’nun play-off’lar boyunca Cleveland ile oynanan doğu finali ve Lakers ile oynanan finalin ikinci maçında son saniyelerinde kritik işler yapsa da ilkinde Lebron James’in olağanüstü üçlüğü, ikincisinde ise Courtney Lee’nin kaçırdığı pozisyon nedeniyle bir türlü zirveye çıkamadığını aktardı. Hedo’nun neşeli bir yapıya ve Scottie Pippen tarzında bir oyuna sahip olduğunu söyleyen Abrams, maç önceleri pizza yemesiyle ilgili arkadaşlarının yorumlarına yer verdi. Orlando’nun veteran guardı Anthony Johnson, Hedo için “Finallerde onun kadar fit olmayan oyuncu yok, ama oynadığı dakikalara bakınca bir şey diyemiyorsunuz” diyor.

Nelson Dururken, Reddick de ne?

Orlando cephesinde Stan Van Gundy’e yöneltilen eleştirilerin başında son dakikada J.J.Reddick’i oyunda tutması geliyor. Genel kanı, “Madem Jameer Nelson’ı oynatıyorsun, bari maçın sonunda oynat ki Reddick’in eline kalma” şeklinde. J.J. Reddick’in kaçırdığı boş şut ve Fisher’a kaptırdığı top fazlasıyla tepki topladı anlaşılan.

Magic’in Hakkı Yendi mi?

Orlando cephesinde bir de hakeme dönük eleştiriler var. Maçın son saniyesinde Courtney Lee’nin şutunu engellemeye çalışan Pau Gasol’ün elinin çembere değdiği ve sayının verilmesi gerektiği söyleniyor. Bu senaryo gerçekleşse idi seride durum 1-1 olacaktı.

Nick Anderson Laneti

ESPN yorumcusu Stuart Scott, maç sonrası yaptığı yorumda, Courtney Lee’nin kaçırdığı pozisyonun devam eden Nick Anderson laneti yüzünden olduğunu söyledi. 1995′te Houston Rockets karşısında mücadele eden Orlando Magic ilk maçı kazanmak üzereyken Anderson’ın kaçırdığı faul atışları nedeniyle son darbeyi indirememiş ve maçı Houston Rockets döndürmüş ve seriyi 4-0 kazanmıştı. O gün bugündür finallerde maç kazanamayan Orlando, 3 maç daha kaybederse Washington Wizards (Bullets) a ait rekoru kırmış olacak.

Gortat, Manhattan Yolunda

Marcin Gortat’ın final serisi biter bitmez New York Knicks ile kontrat imzalayacağına dair haberler iyice yoğunlaştı. Mücadeleci oyun tarzıyla finallerde kullanılan Gortat, New York’u şehir olarak çok sevdiğini ve koç D’antoni ile de Avrupa’dan tanışık olduğunu söylüyor. Otis Smith ise, Gortat’ın iş etiği çok yüksek bir sporcu olduğunu, takımda tutmak isteyeceğini ama onu ilk 5 çıkartan bir kulübün teklifi karşısında yapacak birşeyleri olmadığını söyledi. Howard’ın olduğu yerde Gortat’a yer yok gibi gözüküyor.

Nis
15

Isiah Thomas Şimdi de NCAA’de

By Editor  //  NBAMag  //  1 Comment

Detroit Pistons ile mükemmel bir basketbolculuk kariyeri yaşayan Isiah Thomas, Indiana Pacers ile 3, New York Knicks ile de 2′si head coach (baş antrenör) 3′ü ise Basketbol Operasyonları Sorumlusu olarak geçirdiği 5 yılda istediği başarıyı yakalayamamıştı. New York’ta Isiah Thomas’tan memnun insana rastgelmek son derece güç. İyi basketbolcudan pek de iyi koç olamayacağına dair bir örnek verilecekse belki de akla gelen ilk isim Isiah Thomas oluyor. Thomas, NBA’de 187 galibiyete karşı 223 mağlubiyet aldı. Indiana ile 3 yıl playoff’a kalsa da New York’taki kariyeri saha içinde başarısızlık, saha dışında da skandallarla çalkalandı.

Isiah Thomas hakkında 11 milyon dolar tazminatlı bir cinsel taciz iddiası ve bahçesinde uyuşturucu kullanırken polis tarafından yakalandığına dair kanıtlanamayan iddialar vardı. Her ne kadar cezalandırılmasa da itibarı biraz olsun sarsıldı.

Isiah Thomas, önümüzdeki beş sezon için Florida International Üniversitesi (FIU) ile anlaştı. FIU, ülke genelinde en büyük 25 okuldan biri. Ancak basketbolda son beş sezondur mağlubiyet sayısı galibiyet sayısını aşıyor. Geçen sezon ise 13 galibiyete karşı 20 kez sahadan yenik ayrılmışlardı.

Floridalılar takımın çekeceği medya ilgisinden memnun. Ama Isiah’ın düşüşteki koçluk kariyerinin takıma nasıl yansıyacağı merak konusu.

Mar
2

Celtics All-Star Beşi Kuruyor

By Oytun Özer  //  Basketbol  //  No Comments

Sezon başında New York Knicks'ten ayrılan Stephon Marbury, Boston Celtics ile anlaştı.

NBA’in son şampiyonu Boston Celtics, zaten güçlü olan kadrosuna All-Star oyun kurucu Stephon Marbury’i de kattı. Kevin Garnett, Ray Allen ve Paul Pierce gibi üç All-Star oyuncuyu da kadrosunda tutan Celtics, Marbury ile beraber bu sayıyı dörde çıkardı. Uzun bir süredir eski formundan çok uzaklarda olan ve gittiği her takımla sorunlu ayrılan Marbury, Celtics ile beraber kariyerinde yeni bir çıkış arayacak.

Kısaca Marbury

NBA’de onüçüncü sezonuna giren Marbury, kariyeri boyunca 19.7 sayı, 7.8 ribaund ortalamaları yakaladı. Georgia Tech mezunu olan yıldız oyun kurucu, iki kez de All-Star (2001, 2003) seçildi. Özellikle asistleriyle her zaman ön plana çıkan Marbury, Minnesota Timberwolves (1996 – 1999) formasıyla başladığı kariyerine daha sonra New Jersey Nets (1999 – 2001), Phoenix Suns (2001 – 2004) ve New York Knicks (2004 – 2009) takımlarında oynadı. NBA’in potansiyeli en yüksek oyun kurucularından biri olan ve Rüya Takım’da da 2004 yılında forma giyen yıldız oyun kurucu, eğer takım disiplini ve düzeni içinde oynarsa Celtics’e büyük fayda getirecektir.

Celtics Risk Aldı

Daha önce Minnesota Timberwolves formasıyla mücadele ettiği dönemde Celtics’in en önemli yıldızı Kevin Garnett ile sorun yaşadığı bilinen Marbury’nin geçmişini geride bırakmak ve eski performansına dönmek istediği söyleniyor. Play-off serilerine altı hafta kala Celtics 47 galibiyet ve 14 mağlubiyet elde etti ve Stephon Marbury’nin takıma adapte olmak için önünde değerlendirebileceği birçok uygun karşılaşma var.

Bu kadar yetenekli ve sorunlu bir oyun kurucunun transferi, Celtics yönetiminin oynadığı en büyük kumarlardan biri. Saha içinde ve dışında sorunlu bir oyuncu olduğu bilinen ve daha önce gittiği her takımın önemli üyelerinden biriyle takışan (Timberwolves – Kevin Garnett, Nets – Keith Van Horn, Suns – Amare Stoudemire, New York – Isiah Thomas) Marbury, ahenk içinde oynayan ve başarılar elde eden takımın ritmine büyük ölçüde zarar verebilecek bir potansiyele de sahip. Nitekim, son takımı Knicks’ten ayrıldığı dönemde takım disiplinine büyük zarar vermesi de bu durumu doğrular nitelikte.

Konuyla ilgili açıklama yapan Celtics koçu Doc Rivers, takımın diğer üç yıldızı olan Garnett, Allen ve Pierce’in Marbury transferinde çok ısrarcı olduklarını ve onların bu tutumunun da transferde çok etkili olduğunu belirtti. Marbury transferinin ardından takımın idari ve teknik yöneticilerine çok daha fazla iş düşecek. Ancak etkili bir yönetim gösterilirse ve Marbury Celtics’in oyun düzenine monte edilirse, konferansındaki en büyük rakibi Detroit Pistons’un düşüşüyle bu sene işi daha kolay olan Celtics rahatlıkla tekrar finale ulaşacaktır ve karşılaşmalarını izleyenlere All-Star benzeri bir şov sunacaktır.

Oca
29

Knicks’in Uzak Yol Kaptanı

By Editor  //  NBAMag  //  No Comments

New York Knicks’in yedek guardı Nate Robinson, kendi sahalarında kazandıkları Houston maçında kenardan gelip 19 sayı 6 ribaund yapınca kendisini uzak yol kaptanı zannetti…Fırlama guard uzaklarda ne arıyor bilinmez? Belki de 39 atışta 11 isabet yapabilen Ron Artest-Tracy McGrady ikilisini arıyordur.

Ara
29

2010 NBA İçin Büyük Bir Yıl Olacak

By Editor  //  Editoriyal  //  No Comments

LeBron James, New York Knicks’e 2010 için gözlerini açık tutmalarını söylediğinde aslında onlarla yapacağı bir evlilikten bahsetmiyordu. Aynı şekilde James geçen haftasonu Cleveland Cavaliers ile sözleşmesini yenileyebileceğini açıkladığında da verdiği kesin bir karar yoktu.

Fakat yaptığı her iki yorum da paniklemeye dünden razı pimpiriklileri telaşlandırmaya yetti. Cavaliers taraftarları öz evlatlarını yitirme düşüncesine dahi dayanamazken, Knicks taraftarları da takımları salary cap’da yer açmak için kontratları birer birer elden çıkarırken, James’i Broadway’de görmenin hayalini kuruyor.

Şüphesiz ki James, 2010 için Knicks’in -ve tabi ki diğer onlarcasının- hedefinde. Tabi ki bunun için James’in öncelikle sözleşmesini yenilemeyerek free agent olması gerekiyor.

2010 için potansiyel free agent listesi oldukça göz alıcı. Bir yanda süperstarlar: LeBron James, Dwyane Wade, Chris Bosh, Tracy McGrady ve Dirk Nowitzki. Diğer yanda allstarlar: Amare Stoudemire, Carlos Boozer, Michael Redd, Ray Allen, Josh Howard, Manu Ginóbili, Jermaine O’Neal, Steve Nash. Ve diğer üst düzey isimler: Luis Scola, Tyson Chandler, Stephen Jackson, Mehmet Okur, Hedo Turkoglu, Mike Miller, Udonis Haslem, Marcus Camby.

Yukarıdaki isimlerden iki ya da üçünü bir takıma aldığınızda, o takımı üst düzeye taşırsınız. En doğru iki ismi koyabildiğinizde ise o takım şampiyonluk adayıdır.

Bu isimlerin hepsi de free agent olacak değil elbette. Bazıları opt-out denen özel kontrat maddelerine sahipler fakat bunu uygulamayabilirler. Bazıları da 2010′dan önce kontratlarını yenileyebilir. Bu seçenekle ilgili LeBron James haberi geçen hafta sitemizde yayınlamıştık. (bkz. LeBron James Kontratını Uzatabilir )

“Bu sezon bir bitsin, ondan sonra kontratla ilgili işleri düşüneceğim. Şu anda her şey umduğumdan çok daha iyi gidiyor” diyordu James.

Cavaliers şu anda yakaladığı 23-4 galibiyet oranı ile Doğu Konferansı’nın krallığı için Boston Celtics’le kapışabilecek düzeye geldi. Tabi NBA geneli için de böyle diyebiliriz. James’in gelecekle ilgili iyimser olmasının bir nedeni de bu. Ama bir yandan takımı için mücadelesini en iyi şekilde sürdürmeye devam ederken diğer seçeneklere kulak tıkamamak için de iyi sebeplere sahip.

Bir de Knicks genel meanjeri Donnie Walsh’un James’i elinden kaçırdığını düşünelim. Elbetteki boşdurmayip oyuncu aramaya devam edecek. Seçenekler kafa karıştırıcı: Wade ve Bosh mu? Johnson ve Stoudemire mı? Redd, Chandler ve Nash mi?

Takımın patronluğuna getirildiği gün Walsh’un da sözünü ettiği gibi; salary cap’nizin boş olması çok büyük bir avantaj.

“Eğer salary cap’inizi iyi yönetebilir ve doğru tercihleri yapabilirseniz, her şeyi bir gecede tersine çevirebilirsiniz.” Demişti Walsh.

Knicks 1996′dan beri salary cap’ini bir türlü boşaltamamıştı. 1996 yılında yıllık 56 milyon dolara Allan Houston ile yedi senelik anlaşma yapmışlar ve daha sonraki her sene de bir başka isim ile çok büyük bir fiyata kontrat yaparak içinden çıkılamaz bir duruma girmişlerdi. Öyle ki, sahip oldukları oyuncularla Kobe Bryant, Tim Duncan, Jason Kidd, Chris Webber, Elton Brand düzeyinde kontratlar imzalamalarına rağmen, bu büyük isimlerden hiç birine sahip değillerdi.

Takımın koçu Mike D’antoni, Walsh hakkında “Sanırım ne olursa olsun cap’i boş tutmak istiyor. Böylece her şeye sil baştan başlayabilecek ve önereceği kontratlar öncesinde değişik seçenekler için kendine alan yaratmış olacak.” diye konuşuyor.

NBA dilinde salary cap’in boş olması demek, esneklik demektir. Cap’i limitin altında olan bir takım, ödediği maaşların limitini dengelemek için kafa karıştırıcı takaslarla uğraşmak zorunda kalmaz. Bunun yanında eğer takas yapmak isterse de, üçlü takaslarda avantaj lehine olur. Ve 2010 yılı için salary cap’de sahip olunan bir boşluk, 2011 için de takımlara fırsatlar yaratabilir.

James hiçbir kapıyı kapamıyor, kesin bir şey söylemiyor. Öte yandan NBA hayranları da 2010 için gün sayıyor. Küçük bir domino taşı tüm dengeleri alt üst edebilir, bir taraf için hayal kırıklığı yaratırken öteki taraf için çok şey demek olabilir.

Yine de Knicks bu işten emin gibi.

“Her türlü varsayım öne sürebilirsiniz. Şunu bilin ki bu ligde yapılan takaslarla, kontrat önerileriyle çok şeyler değişti. Biz sadece kendimize her şeyi yapabilme şansımızın olabileceği bir durum yaratmaya çalışıyoruz.” diyor D’antoni.

Ara
22

LeBron James Kontratını Uzatabilir

By Editor  //  Basketbol  //  No Comments

Birkaç NBA takımı salary cap’lerinde 2010 yazı için yer hazırlamaya başladı. Fakat o zamana kadar LeBron James‘in geleceği çoktan karara bağlanmış olabilir.

James verdiği demeçte takımdaki gelişimden memnuniyet duyduğunu ve yazın kontratının süresini uzatmayı düşünebileceğini belirtti.

James, Cavaliers takımının Cumartesi günü Pepsi Center’daki antrenmanı öncesinde yerel gazeteye verdiği demeçte “Sezon tamamen bitince bu konuları düşüneceğim” diye konuştu.

“Şu anda yöneldiğimiz hedef, hep hayal ettiğim şeydi. Hatta bundan fazlası bile diyebilirim.”

James, yazın kontratını uzatmak konusunda şimdiye kadar hiç konuşmamıştı. Takımı Cavaliers bu sezona çok iyi başlayarak 22-4 lük bir galibiyet/mağlbiyet oranı yakaladı.

Yetenekli basketbolcu 2006 yılında takımıyla yıllığı 43 milyon dolardan üç yıllık sözleşme imzalamıştı.

Kontrat 2010-11 sezonu için oyuncuya kontratını bir yıllığına 17.4 milyon dolara uzatma seçeneği sunuyor. Fakat kimse James’in bu seçeneği değerlendireceğini düşünmüyor, aksine -belki de New York Knicks gibi- NBA’in daha büyük takımlarından birinin yolunu tutacağına inanıyordu.

“Oturup doğru düzgün her seçenek üstünde düşüneceğim. Kontratımı uzatmak güzel bir seçenek gibi görünüyor. Ben ve ekibimin şimdiye kadar hep doğru kararlar verdiğimizi düşünüyorum. Bir dahakinde de her şeyin üstünden geçip, öyle karar vereceğiz.”

LeBron James ve Carmelo Anthony, NBA'e aynı yıl dahil olmuş iki büyük yıldız ve takımlarının en önemli silahları.