Browsing articles tagged with " Monaco"
Oca
28

Fantezi Futbol 19. Hafta

Geçtiğimiz hafta hava şartları nedeniyle ertelenen karşılaşmalarla aksayan Turkcell Süper Lig, fantezi futbol oyuncuları için de büyük bir sürpriz oldu. 19. hafta ise, dört büyüklerin hepsinin deplasmanda oynadığı zorlu karşılaşmalara sahne olacak. Haftanın karşılaşmalarına göz atalım ve öne çıkması muhtemel oyuncuları analiz edelim.

Diyarbakırspor – Trabzonspor

Turkcell Süper Lig’deki son dört maçını beraberlikle tamamlayan ve bu maçların üçünü 0-0 bitiren Diyarbakırspor, Şenol Güneş’in göreve gelmesinin ardından büyük bir çıkış yakalayan Trabzonspor’u ağırlıyor. Geçtiğimiz hafta Ankaragücü deplasmanında Thierry Tazemeta, Bruce Djite, Erhan Şentürk ve Razundara Tjikuzu ile önemli gol pozisyonlarını değerlendiremeyen Diyarbakırspor, gelecek haftalar için olumlu sinyaller verdi. Ancak, Diyarbakırspor’un savunmadaki başarısını gol yollarına taşıyamaması da dikkat çekiyor. Savunmadaki stoper eksiğini de hafta arasında transfer ettiği Milan Martinovicle gideren Diyarbakırspor’da en önemli eksik olarak sarı kart cezalısı Erdinç Yavuz göze çarpıyor. Kart cezası sona eren Bassem Abbas’ın da takıma dönmesi, Diyarbakırspor için önemli bir kazanç olacaktır.

2010 yılında oynadığı üç Ziraat Türkiye Kupası ve bir Turkcell Süper Lig karşılaşmalarının hepsinden galibiyet çıkaran Trabzonspor ise Diyarbakır’a moralli geliyor. Trabzonspor’da sarı kart cezalısı olan Hrvoje Cale, Afrika Kupası’nda bulunan Rigobert Song ve sakatlığı devam eden Drago Gabric, Diyarbakırspor karşısında görev yapamayacaklar. Trabzonspor’da golcü Umut Bulut ve Şenol Güneş’in takımın başına gelmesiyle kendini bulan Alanzinho, yüksek form grafikleriyle dikkat çekiyor.

Hava şartlarının da kötü olduğunu düşünerek bu karşılaşmanın az gollü geçeceğini tahmin ediyorum ve Trabzonspor’u 3 puana daha yakın ekip olarak görüyorum. Diyarbakırspor’un gol yollarında sıkıntı yaşadığını göz önünde bulundurarak kaleci veya savunma tercihlerinizden birini Trabzonspor’a ayırmanızı öneriyorum. Kaleci Onur Kıvrak, savunmadan Egemen Korkmaz veya Giray Kaçar, bu hafta için iyi tercihler olabilir. Trabzonspor’un hücum bölgesinden de Alanzinho yüksek formuyla dikkat çekse de, son maçları boş geçmeyen ve güçlü fiziğiyle ağır sahalarda ayakta kalabilen Umut Bulut daha iyi bir seçim olacaktır; zira, Alanzinho genelde hücuma hareket getiren, ama skor üretimine pek katkı yapamayan bir oyuncu olarak gözüküyor.

Manisaspor – Ankaragücü

Ligde istediği istikrarı sağlayamayan ve teknik direktörü Mesut Bakkalla yollarını ayıran Manisaspor, halen takımın başına yeni bir teknik adam getiremedi. Geçtiğimiz hafta Turkcell Süper Lig’de Eskişehirspor’a deplasmanda mağlup olan Manisaspor, zor bir dönemden geçiyor. Hafta arasında Galatasarayla evinde berabere kalan ve Ziraat Türkiye Kupası’na havlu atan Ankaragücü ise, yeni teknik direktörü Roger Lemerre yönetiminde özellikle gol yollarında yaşadığı sıkıntıyla göze çarpıyor. Alt sıralarda bulunan her iki takım için de büyük bir öneme sahip olan karşılaşma öncesinde cezalı Yiğit İncedemir dışında bir eksik bulunmuyor, ancak takımın yeni transferleri Mehmet Batdal ve Bekir’in bu karşılaşmada ilk 11’de başlaması beklenmiyor. Transfer döneminin hareketli takımlarından Ankaragücü’nde ise Afrika Kupası’dan daha dönmeyen Njitap Geremi ve yeni transfer edilen Monaco’nun efsane isimlerinden Jerome Rothen, bu karşılaşmada oynayamayacak. Ankaragücü’nde forma giyemeyecek diğer isimler arasında takımdan ayrılan Erich Brabec ve sakatlığı süren Metin Akan bulunuyor.

Bu karşılaşmada Ankaragücü’nün beklenen patlamayı yapacağını ve teknik direktör sorunuyla fazlasıyla meşgul olan Manisaspor’u az gollü bir skorla mağlup edeceğini düşünüyorum. Ankaragücü’nden Aydın Karabulut veya Bebbe Aydın, bu karşılaşma için iyi seçimler olabilir. Ancak, çok ortada olan bu karşılaşmadan fazla risk almanızı tavsiye etmiyorum.

Bursaspor – Eskişehirspor

Geçtiğimiz hafta yoğun hava şartları nedeniyle Kasımpaşa deplasmanından maç oynamadan dönen Bursaspor, hafta arasında Ziraat Türkiye Kupası’nda Sivasspor’u adeta dağıttı ve formda olduğunu gösterdi. Ligin istikrarsız ekiplerinden biri olan Eskişehirspor ise, hafta arasında Tokatspor’a evinde mağlup olarak iddiası olmayan Ziraat Türkiye Kupası’na son noktayı koydu. Bursaspor’un tek eksiği olarak cezalı Ali Tandoğan göze çarparken, Eskişehirspor’da ise önemli eksikler göze çarpıyor. Sakatlıkları süren Serdar Özbayraktar, Doğa Kaya ve Bülent Ertuğrul ile Afrika Kupası’nda bulunan Abdulzaher El Saka’nın yanı sıra halen hazır olmayan yeni transferler Jaycee John, Erkan Zengin, Fahri Tatan, Sezer Öztürk ve Caner Celep’in bu karşılaşmada ilk 11 başlaması beklenmiyor. Bursaspor’da gribal enfeksiyon geçiren Volkan Şen’in durumu ise belirsizliğini koruyor.

Bu karşılaşmada çok daha formda olan Bursaspor’un mutlak favori olduğunu düşünüyorum. Suskun golcüsü Sercan Yıldırım’ın da Ziraat Türkiye Kupası’nda Sivasspor karşısında yaptığı hat trickle forma girmesiyle iyice güçlenen Bursaspor, üst sıralardan kopmamak için bu maça ciddi şekilde asılacaktır. Bu karşılaşmada Bursaspor’dan Sercan Yıldırım’ın yanı sıra kaleci Dimitar Ivankov’u ve Turgay Bahadır – Pablo Batalla ikilisinden birini kadronuza almanızı tavsiye ediyorum. Eskişehirspor’dan oyuncu almanızı önermiyorum, ancak Adem Sarı’nın sürpriz yapma olasılığının yüksek olduğunu da bir dip not olarak düşüyorum.

Antalyaspor – Beşiktaş

Ziraat Türkiye Kupası’nda hafta arasında Altayla berabere kalarak lider çıkma fırsatını tepen Antalyaspor, bay geçtiği Ankaraspor karşılaşmasının ardından Turkcell Süper Lig’de ikinci yarıyı Beşiktaş maçıyla açıyor. Kongre süreci nedeniyle hareketli günler geçiren Beşiktaş ise, daha önce havlu attığı Ziraat Türkiye Kupası’nda kapanış maçında evinde Konya Şeker’i 4-2’lik skorla geçerek moral buldu. Beşiktaş’ın suskun gol ayakları arasında olan Nihat Kahveci ve Mert Nobre’nin kupa maçında ikişer gol bulması, siyah beyazlı takım için mutlu bir haber oldu. Geçtiğimiz hafta yoğun kar yağışı nedeniyle İBB maçını oynayamayan Beşiktaş da, rakibi Antalyaspor gibi Turkcell Süper Lig’in ikinci yarısını bu karşılaşmayla açacak. Beşiktaş’ta cezalı olan İbrahim Kaş’ın yanı sıra sakatlıkları devam eden Yusuf Şimşek, Hakan Arıkan ve Matteo Ferrari bu karşılaşmada yer alamayacak. Konya Şeker maçında sakatlanan Mert Nobre’nin durumu ise belirsizliğini koruyor. Antalyaspor cephesinde ise Ali Zitouni ve Hakan Özmert’in sakatlıkları nedeniyle bu karşılaşmada görev yapmaları beklenmiyor.

Antalyaspor’un özellikle büyük takımlarla oynadığı karşılaşmaların bol gollü geçtiğini göz önünde bulundurarak bu karşılaşmanın da fazlasıyla gollü geçmesini bekleyebiliriz. Antalyaspor, açık futbol tercih ettiği Galatasaray karşılaşmasını 2-3’lük skorla kaybederken, Fenerbahçe’yi ise evinde 4-3 mağlup etmeyi başarmıştı. Matteo Ferrari’nin yokluğunda Beşiktaş’ın da kolay goller yemesi, maçın bol gollü geçeceği yönündeki tahminimi güçlendiriyor. Bu maçın yönünü tayin etmenin oldukça zor olduğunu söyleyebilirim, ancak Beşiktaş’ın üzerindeki baskıyı ve Antalyaspor’un ligdeki rahat konumunu düşünerek bu karşılaşmayı daha fazla önemseyecek Beşiktaş’ın daha istekli olacağını tahmin ediyorum. Antalyaspor’un iki formda forveti olan Necati Ateş ve Serge Dijehoua’dan daha hareketli bir isim olan Necati Ateş’i tercih etmenizi öneririm. Sürpriz seven fanteziciler, Mile Jedinak’ı da düşünebilirler. Her hafta çıkacağı 11 belirsiz olan Beşiktaş’ta ise en güvenli tercih Bobo olacaktır.

Gaziantepspor – Kayserispor

Geçtiğimiz hafta Galatasaray karşısında 60 dakika 10 kişi mücadele ettiği karşılaşmadan mağlubiyetle dönen Gaziantepspor, evinde çok zorlanarak Gençlerbirliği’nden beraberliği çıkaran Kayserispor’u ağırlıyor. Ev sahibi Gaziantepspor’da kırmızı kart cezalısı Ahmet Arı dışında önemli bir eksik bulunmuyor. Kaleci sıkıntısı çeken konuk Kayserispor’da ise Afrika Kupası’ndan dönen kaleci Souleymanou Hamidou’nun takıma katılması önemli bir gelişme olarak gözüküyor. Ancak, takımın önemli isimleri arasında yer alan Delian Toledo, Eren Güngör, Mohamed Shawky, Yusuf Soysal sakatlıkları, Ali Turan ise kadro dışı bırakılması nedeniyle bu karşılaşmada görev yapamayacak.

Bu karşılaşmanın oldukça gollü geçeceğini ve zevkli bir maç olacağını tahmin ediyorum. Etkili hücum oyuncularına sahip olan Gaziantepspor, savunmasında büyük eksikleri olan Kayserispor’un bu zaafından yararlanacaktır. Bu nedenle, Gaziantepspor’un bu sezonki en önemli golcüsü olan Julio Cesar de Souza’yı mutlaka kadronuza alın. Kayserispor’da ise Franco Cangele – Ariza Makukula ikilisi arasındaki uyum göze çarpıyor. Özellikle deplasman karşılaşmalarında etkili olan Ariza Makukula’nın bu maçta mutlaka golü olacaktır.

Denizlispor – Galatasaray

Turkcell Süper Lig’in dibine demir atmasına rağmen Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek finale çıkma başarısı gösteren Denizlispor, Ziraat Türkiye Kupası’nda grubunu lider bitirmeyi başaran Galatasaray ile karşılaşıyor. Ligde halen galibiyetle tanışamayan Denizlispor, kupa maçlarında gösterdiği iyi performansın yanı sıra geçtiğimiz hafta deplasmanda Fenerbahçe’yi de oldukça zorlamayı başardı. Denizlispor’da sakatlığı bulunan Emin Aladağ, kadro dışı bırakılan Ibrahim Bangoura ve milli takımında görev yapan Damien Koffi bu karşılaşmada görev yapamayacak.

Galatasaray’da ise önemli eksikler göze çarpıyor. Takımı Afrika Kupası’ndan elenen Abdul Kader Keita’nın bu karşılaşmaya yetişme durumu belirsizliğini koruyor. Savunma hattının önemli isimlerinden Sabri Sarıoğlu ve Gökhan Zan’ın yanı sıra Harry Kewell, Milan Baros, Elano Blumer gibi üç önemli ismin sakatlıkları sürüyor. Bu duruma takıma yeni katılan Jo’nun hazır olmaması, Giovanni dos Santos’un sözleşmesinin yetişmemesi ve kadroda kalan tek forvet olan Shabani Nonda’nın da formsuzluğu eklenince, Galatasaray’ın özellikle hücum bölgesindeki handikapları iyice ortaya çıkıyor.

Galatasaray’ın favori olarak gözüktüğü bu karşılaşmadan sürpriz bir sonuç çıkma ihtimali oldukça yüksek. Ligde iyi oynamasına rağmen galibiyetle tanışamayan Denizlispor, sarı kırmızılı takımın savunmasına hep ters gelen yeni transferi Youla’yı kullanırsa oldukça etkili olabilir. Denizlispor’un aldığı sonuçların gösterdiği performansla doğru orantılı olmadığına inanan biri olarak bu karşılaşmada Denizlispor’un da önemli bir şansı olduğunu düşünüyorum. Galatasaray cephesinden ise, bu hafta Arda Turan dışında kadroya almaya değer bir oyuncu olduğuna inanmıyorum. Risk almak isteyen fanteziciler, Galatasaray’ın kadro darlığından dolayı sahaya sürmek zorunda kaldığı Shabani Nonda’yı veya oyunun belli bölümünde görev yapacak olan Jo’yu tercih edebilirler.

İBB – Kasımpaşa

Ziraat Türkiye Kupası’nda zorlu bir gruptan lider olarak bir üst tura çıkmayı başaran İBB, hafta arasında Ziraat Türkiye Kupası’nda aynı grupta yer aldığı ve deplasmanda mağlup ettiği Kasımpaşa ile bu kez Turkcell Süper Lig’de karşılaşıyor. Oynadığı dört karşılaşmadan gol yemeden ayrılan ve savunma organizasyonunda oldukça başarılı olan İBB, önemli sakatlarına rağmen oturmuş takım yapısıyla başarılı oluyor. Öte yandan, İBB’nin önemli oyuncularından Taner Gülleri, Gökhan Kaba, İbrahim Akın, Zeki Korkmaz ve Metin Depe’nin sakatlıkları devam ediyor. Ziraat Türkiye Kupası’nda deplasmanda aldığı Beşiktaş galibiyetiyle ses getiren Kasımpaşa ise, istikrarsız bir performans çiziyor. Kasımpaşa’nın savunmasının önemli isimlerinden Koray Avcı, hafta arasında kupa maçında gördüğü kırmızı kart nedeniyle hafta sonu oynanacak karşılaşmada yer alamayacak. İBB karşısında mağlup olan Kasımpaşa’nın bu karşılaşmada önemli gol pozisyonları yakaladığının da altını çizmek gerekir. Kasımpaşa’nın önemli kozu Andre Moritz’in kupa maçında forma giymediğini de belirtelim.

İBB’nin son dönemde Kasımpaşa’ya göre daha formda olduğu gözüküyor. Ancak, maçın zorlu kış şartlarından fazlasıyla etkilenen Olimpiyat Stadı’nda oynandığını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu sahada oynamaya alışık olan İBB’nin bu açıdan önemli bir avantajı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Karşılaşmanın oldukça gollü geçeceğini ve İBB’nin yine sahadan galip ayrılacağını düşünüyorum. Hafta arasında iki gol bulan Herve Tum veya son haftaların formda ismi İskender Alın, İBB cephesinden öne çıkan isimler arasında yer alıyor. Kasımpaşa’da ise Gökhan Güleç, Cenk İşler ve Murat Erdoğan, etkili oyunlarıyla göz dolduruyor.

Sivasspor – Fenerbahçe

Muhsin Ertuğral yönetiminde bir türlü istikrarı yakalayamayan ve özellikle savunmasında önemli açıklar veren Sivasspor’un formda Fenerbahçe karşısında fazla şansı olduğunu düşünmüyorum. Geçtiğimiz hafta içerisinde Trabzonspor’dan ve Bursaspor’dan farklı yenilgiler alan Sivasspor’da işler düzelmiyor. Cezası sona eren Yasin Çakmak Sivasspor formasına geri dönerken, İbrahim Şahin, Mehmet Yıldız ve Sedat Bayrak’ın sakatlıkları devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Denizlispor karşısında zorlanarak galip gelen Fenerbahçe ise oldukça eksik bir kadroyla Sivasspor karşısına çıkıyor. Defansın belkemiği Diego Lugano, orta sahayı ayakta tutan Cristian Baroni – Emre Belözoğlu ikilisi ve sol kanatta önemli işler yapan Andre dos Santos, sarı kart cezaları nedeniyle Sivasspor deplasmanında takımdaki yerlerini alamayacaklar. Cezaları sona eren Alex de Souza ve Gökhan Gönül ise, bu karşılaşmada oynayabilecekler. Fenerbahçe’de sakatlığı süren Deivid de Souza’nın oynayamayacağı kesinleşirken, takımın diğer bir sakat ismi Daniel Güiza’nın durumu ise maç saatinde belli olacak.

Fenerbahçe’nin birçok eksiğine ve muhtemel ağır saha şartlarına rağmen bu karşılaşmanın mutlak favorisi olduğunu düşünüyorum. Oldukça önemli savunma aksaklıkları olan Sivasspor, Fenerbahçe’yi bu karşılaşmada durduramayacaktır. Fenerbahçe’nin bu karşılaşmada Alex de Souza’nın önünde iki forvetle oynacağının altını çizelim. Fenerbahçe’den Alex de Souza’yı mutlaka kadronuza katın ve bu oyuncunun yanına en az bir forvet ekleyin. Fenerbahçe’nin Daniel Güiza, Semih Şentürk ve Gökhan Ünal üçlüsünden hangisini değerlendireceği, ancak maç saatinde belli olacaktır. Ben yine de Daniel Güiza’dan şaşmamanızı öneririm. Ayrıca, Fenerbahçe’nin savunmacılarından Gökçek Vederson veya Fabio Bilica da bu karşılaşma için iyi seçim olabilir. Risk almak isteyen fanteziciler, form tutmuş olan Özer Hurmacı’yı da tercih edebilirler. Bu hafta Sivasspor’dan bir oyuncuyu kadronuza almanızı önermiyorum.

Gençlerbirliği – Ankaraspor

Ankaraspor’un küme düşürülmesi nedeniyle bu haftayı bay geçen Gençlerbirliği’nden oyuncu almıyoruz.

Eki
22

“Gezgin” Vieri Futbolu Bıraktı

By Editor  //  Futbol, Haberler  //  1 Comment

İtalyan futbolunun 90′lı yılların başında yurtdışında oynayan ender oyuncularından Christian Vieri, sessizliğini bozdu ve futbolu bıraktığını açıkladı.

Blackburn Rovers ile antrenmanlara çıkan Vieri, “Artık oynamak istemediğime karar verdim, yurtdışında oynamak bile heyecan vermiyor” diyerek futbolu bıraktığını açıkladı. Geçtiğimiz sezonu Atalanta’da tamamladıktan sonra takım bulamayan Vieri, Avrupa futbolunda en çok takım değiştiren oyunculardan biriydi.

Oynadığı takımlar: Torino, Pisa, Ravenna, Venezia, Atalanta (3) , Juventus, Atletico Madrid, Lazio, Inter, Milan, Monaco, Fiorentina

Lazio ile Kupa Galipleri Kupası Şampiyonluğu (1999) yaşayan Vieri, o sezon Inter Milan’a 53 milyon dolar karşılığında transfer olmuştu. 144 maçta 103 gol atmasına rağmen takımı ile şampiyonluk yaşayamamış olan Vieri, 1998 ve 2002 dünya kupalarında toplam 9 gol kaydetmişti.

Milli takımda 49 maçta 23, kulüp takımlarında ise 375 maç 194 golle kariyerini tamamladı.

Futbolun bir rengiydi, futbol sonrası hayatında da başarılı ve renkli olmasını diliyoruz.

Ağu
24

Barcelona Kaldığı Yerden

By Emir Güney  //  Futbol, Haberler  //  No Comments

2008-2009 sezonunun üç kupalı flaş ekibi Barcelona İspanya Süper Kupa’ rövanş mücadelesinde Athletic Bilbao’yu 3-0 yenerek sezona kupa ile başladı.

Geçtiğimiz sezon Kral Kupası finalinde bu iki ekip karşılaşmış ve Barcelona 4-1 gibi farklı bir skorla kupayı müzesine götürmüştü. Ancak La Liga’yı da kazandıklarından dolayı Süper Kupa’da yine bu ekip ile karşılaştılar ve iki maçı da kazanarak Athletic Bilbao’nun Barcelona’ya rakip olamayacağını gösterdiler.

Yeni transfer Zlatan Ibrahimovic’in de 90 dakika forma giydiği mücadelede ilk yarıda gol olmadı. İkinci yarının hemen başında ise Ibrahimovic’in asisti ile hareketlenen Lionel Messi rakibini geçip kalecinin üzerinden topu aşırttı: 1-0.

67. dakikada ise Daniel Alves’in düşürülmesi sonucu verilen penaltıyı Messi kullandı ve ağları bulmakta zorlanmadı: 2-0. Bu golden üç dakika sonra ise genç forvet Bojan Krkic Ibrahimovic’in yerine oyuna dahil oldu ve nazire yaparcasına sahaya adım attıktan iki dakika sonra Barcelona’nın son golüne imza attı: 3-0.

Bu kupayı sekizinci kez müzesine götüren Katalan ekibi böylece ezeli rakibi Real Madrid’i de bu istatistikte yakalamış oldu.

Barcelona 28 Ağustos Cuma günü Monaco’da UEFA Süper Kupa Finalinde son UEFA şampiyonu Shaktar Donetsk ile mücadele edecek. İspanya Süper Kupa finalindeki futbolundan anlaşıldığı gibi Barcelona takımı büyüleyici futboluna kaldığı yerden devam ediyor.

Ağu
2

Dünya Atletizm Şampiyonası Yaklaşırken-100m

By Alper Ecevit  //  Atletizm  //  No Comments

15-23 Ağustos’ta Berlin yılın en önemli spor organizasyonlarından birine ev sahipliği yapacak.  Ağustos 2008′de kozlarını Pekin’de paylaşan atletler, şimdi Berlin semalarında rövanş için bir araya gelecekler.

Dünya Şampiyonluğu kendi başına çok büyük bir anlam ifade etse de önümüzdeki bu şampiyonanın bir başka önemi de Olimpiyatlar’da madalya alamamış veya altın madalyayı kaçırmış atletlerin, tam bir yıl sonra kendilerini kanıtlayabilecek bir platform bulmuş olmasıdır.

Dün koşulan İsveç Grand Prix’i ile Dünya Şampiyonası öncesi düzenlenecek önemli yarışlar son buldu. Tüm atletlerin güncel performansları hakkında bilgi sahibi haline geldik. Şampiyona başlayana kadar değişik kategorilerde bu sezonun derecelerini sunacak ve Dünya Şampiyonası öncesi heyecanı aktarmaya çalışacağız.

İlk kategori, atletizmin en ilgi çeken dalı olan 100m.

gay-bolt

Usain Bolt-Tyson Gay’e Karşı

100m’de Olimpiyat şampiyonu olan ve Dünya rekorunun sahibi Usain Bolt, yarışın en büyük favorisi. Ancak bu kez finiş çizgisine elini kolunu açarak gelemeyeceğini söylemek iddialı olmaz. Pekin 2008′de 9.69 ile inanılması güç bir performansı yakalayan Bolt, off-sezonda geçirdiği trafik kazası sonrası antrenmanlarından geri kalmış ve psikolojik olarak yıpranmıştı.

Yine de bu talihsiz olayı çabuk atlatan Bolt, bu sezon üç kez 10 saniyenin altına inmeyi başardı. Haziran ayının sonunda Kingston’da 9.86 koşan Bolt, sezon liderliğini de eline geçirmişti. Ancak 15 gün sonra mayıs ayı sonunda New York’ta tarihin en hızlı üçüncü 200 metre yarışını koşan Tyson Gay, 100m’de de iddialı olduğu kanıtladı ve Roma’da 9.77 koşarak tüm zamanların en iyi sekizinci derecesini elde etti.

Bir hafta sonra Paris’te sınırları zorlayan Bolt, 9.79 ile kendi derecesini geliştirse de Tyson Gay’e istediği gözdağını veremedi. Hala, psikolojik avantaj Bolt’ta olsa da Tyson Gay Berlin’e Pekin’de olduğundan daha büyük bir özgüvenle çıkacak. Tyson Gay’in çıkış avantajı Şimşek Bolt’un hızını ekarte edebilecek mi göreceğiz.

Asafa Powell

Tüm zamanların en iyi 8 derecesinin 5′ine sahip olan Asafa Powell ise bu ikilinin biraz gölgesinde kalmış gözüküyor. Aslında Powell, hala sezonun en hızlı 3. ismi. Roma’da Tyson Gay’in ardından 9.88 ile ikinci olan Powell’ın geçen sene 9.72 koştuğunu biliyoruz. Ancak Berlin öncesi bu formu yakalayamadı. Ayrıca Powell’ın Bolt ve Gay’e oranla daha duygusal olduğunu ve yarış esnasında yapılan ataklara cevap veremediğini iddia edenler var. Bu sezonun görüntüleri de bunu doğruluyor gibi. Ancak Asafa, her zaman Asafa’dır. İsveç’te özellikle çıkışta çok etkili olan Powell, son 40 metrede Tyson Gay’in hızlanması sonrası cevap vermek yerine bırakmayı tercih etmiş ve ancak 9.98 koşabilmişti.

Sonuç olarak Dünya Şampiyonası büyük bir sürpriz olmazsa bu üç sporcunun altın madalya mücadelesine sahne olacak. Bolt ve Gay arasında karar vermek zor, Powell’ın işi ise bir hayli zor.

Daniel Bailey

Bu üçlü haricinde 10 saniyenin altında koşmuş başka atletler de var elbette. Paris’te Usain Bolt’un arkasına takılarak 9.91 koşan Daniel Bailey, bu sezon 10 saniyenin altına iki kez inmeyi başardı. Diğer derecesi de Roma’da elde ettiği 9.96. Bu iki derecenin de son iki haftada gelmesi, Berlin öncesi Bailey’nin form durumu hakkında bilgi veriyor. Bailey’i finalde görür, madalya almasını seyredersek şaşırmayalım.

Yohan Blake

Jamaika’nın yeni umutlarından Yohan Blake’ de 10 saniyenin altına inenlerden. 2008′de en iyi derecesi 10.27 iken 9.93 koşarak dikkatleri üzerine çeken Blake, henüz 20 yaşında. Bolt ve Powell ikilisinin ardından Jamaika’nın en formda atleti.

Ivory Williams

2004 Dünya Gençler Şampiyonu Amerikalı Ivory Williams, geçtiğimiz sezon elde ettiği 9.94′lük çıkışını bu sezon devam ettirdi ve 9.93 ile sezonun hızlıları arasında. Haziran ayında pek görünülürlerde olmayan ama Temmuz ayı boyunca performansını yükseltip en son 20 Temmuz’de 9.93′i başaran Ivory Williams, kariyerinin en iyi günlerinde bir madalya almak isteyecektir.

Michael Rodgers

Sezona fırtına gibi başlayan ve haziran ayı başında 9.94 koşan Amerikalı Michael Rodgers ise Berlin öncesi düşüşteki isimlerden biri. Geçen sezon Valencia’daki Dünya Salon Şampiyonası’nda 60m’de 4. olarak madalyayı kaçıran Rodgers’ın Berlin’de madalyaya ulaşması zor.

Darvis Patton

Cuma günü Stockholm’de koşulan Grand Prix’ye kadar 10 saniyenin altına inememiş olan Darvis Patton, Asafa Powell’ı geride bırakarak ikinci olurken, 9.95 ile formunu arttırdığını göstermiş oldu. Pekin 2008′de final koşan Patton’ın yine final koşması şaşırtıcı olmaz, ama madalya şansı az gözüküyor.

Churandy Martina

Olimpiyatlarda 9.93 ile kariyerinin en iyi derecesini yapıp dördüncü olan Churandy Martina, haziran başında 9.97 koşarak dikkatleri üzerine çekmişti; ancak bu derecesini geliştiremeyen Martina, temmuz sonu geldiğinde Monaco’da sadece 10.07 koşabildi. Churandy’nin final şansı bile zor gözüküyor.

Bu yazımda bu sezon Erkekler 100 metre’de 10 saniyenin altına inen 8 sporcuyu tanıtmak ve son durumlarını aktarmak istedim. Görünen o ki, birincilik için Tyson Gay- Usain Bolt yarışacak; ama madalya için Asafa Powell’ın işi hiç de kolay değil. Özellikle yarış içinde demoralize olduğunu ve Gay ile Bolt’un muhtemelen arkasında kalacağını düşünürsek, Powell’a madalya için şans vermiyorum. Benim ilk üç tahminim Usain Bolt- Tyson Gay-Yohan Blake.

Haz
23

Tour de France 2009 : Etaplar

By Erhan Leblebici  //  Bisiklet  //  No Comments

Tour de France 2009 Etap Programı

4 – 26 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan Tour de France 2009, 21 etap ve iki dinlenme günü içeriyor. Fransa’nın yani sıra Monaco Krallığı, İspanya, Andora, İsviçre ve İtalya’dan geçecek olan bisikletçiler toplamda 3435 km pedal çevirecek.

4 Temmuz

1. Etap (Prolog) : Monaco – 15 km (Bireysel Zaman Etabı)

Bisikletçiler ilk gün toplu olarak değil, tek başlarına belirli zaman aralıklarıyla arka arkaya start alacaklar. Monaco Krallığı’nda düzenlenen prolog ile, Tour de France daha ilk günden Fransa Cumhuriyeti’nin sınırlarının dışına çıkmış olacak.15 km’lık etabın bir kısmı, Formula 1 Monte Carlo Grand Prix’sinin de koşulduğu caddelerden geçecek. Düz profili ve kısa mesafesi nedeniyle bireysel zaman spesyalistlerinin öne çıktığı bir etap olacaktir.

5 Temmuz

2. Etap : Monaco > Brignoles – 182 km

Etabın özellikle ilk yarısı kıyı şeridini takip ediyor ve dolayısıyla Tour de France’in bu seneki deniz temasında en önemli etaplardan biri olma özelliğini taşıyor. Düz profile sahip bu etapta bisikletçilerin toplu olarak bitiş çizgisine varmaları ve sprinterlerin öne çıkması bekleniyor. Sprint klasmanı (yeşil mayo) mücadelesi bu etapla başlamış olacak.

6 Temmuz

3. Etap : Marseille > La Grande-Motte – 196 km

Üçüncü etap da düz profiliyle öne çıkıyor. Temponun yüksek olması ve son kilometrelerin sahil şeridini takip etmesi, rüzgar faktörünü burada daha da önemli kılıyor. “Fransız Florida’sı” diye nitelendirilen La Grande-Motte’de, ikinci etapta olduğu gibi toplu bir finish ve yeşil mayo mücadelesi bekleniyor.

7 Temmuz

4. Etap : Montpellier – 38 km (Takım Zamanı Etabı)

Turun takım zamanı şeklinde koşulacak tek etabında takımlar, belirli zaman aralıklarıyla arka arkaya start alarak takım halinde etabı geçecekler..Etap boyunca bir takım içinde farklı bisikletçiler liderliği üstlenerek arkadaşlarına rüzgar boşluğu sağlayacak. Bu tip etaplar bisiklet sporunun bir takım sporu olduğunu görmek için oldukça güzel bir fırsat. Tour de France’da 2005 yılından beri takım zamanı etabı düzenlenmiyordu.

8 Temmuz

5. Etap : Le Cap d’Agde > Perpignan – 197 km

Manzarasıyla öne çıkacak bir sahil etabı daha… Akdeniz sahilleri boyunca İspanya sınırına uzanan bu etapta da henüz ciddi bir tırmanış gözükmezken, sprinterlerin mücadelesi devam edecek.

9 Temmuz

6. Etap : Girona (ESP) > Barcelona (ESP) – 175 km

Altıncı etap tamamen İspanya sınırları içerisinde düzenlenecek. Yine Akdeniz sahilleri boyunca Katalan başkenti Barcelona’ya uzanan etap, Tour de France 2009′da eğimin yükseldiği ilk etap olacak. Burada sprinterlerden çok tırmanışçıların ve all-rounder diye tabir edilen, bu tip etaplara özellikle uyan bisikletçilerin öne çıkması bekleniyor. Genel klasman (sarı mayo) mücadelesi de sprinterlerin dışına çıkacak ve esas favoriler sazı eline almaya başlayacak.

10 Temmuz

7. Etap : Barcelona (ESP) > Andorra Arcalis (AND) – 224 km

Tamamen Fransa’nın dışında koşulacak bir başka etap daha. Başlangıç noktası Barcelona ile bitiş noktası Arcalis (Andora) arasında yaklaşık 2000 metrelik rakım farkı bulunuyor. Sprinterlerin hiç bir şansı bulunmazken, yedinci etap Tour de France tarihinin en yüksek rakımlarından birisine ulaşıyor (2240 metre). Fakat yine de sarı mayo mücadelesinde son kartları oynamak içn henüz erken. Saf tırmanışçıların veya erkenden kaçmaya başlayan ufak bir grubun etabın kaderini değiştirmesi muhtemel. Bu etabın bir başka özelliği ise bu seneki türün en uzun etabı olması.

11 Temmuz

8. Etap : Andorra-la-Vella > Saint-Girons – 176 km

Tur Pireneler üzerinden Fransa’ya geri dönüyor. Üç uzun tırmanış içeren etap bir inişle tamamlanıyor. Saf tırmanısçılar önceden kaçarak inişte ana grubun kendilerini yakalamalarını imkansız hale getirebilir. Sürprizlere gebe bir etap.

12 Temmuz

9. Etap : Saint-Gaudens > Tarbes – 160 km

Pireneler üzerindeki son etap iki tırmanışın ardından son bölümde 50 km’lik bir düzlük içeriyor. Sarı mayo için iddialı olan özellikle all-rounder tipi bisikletçiler dinlenme günü öncesi burada en büyük favoriler.

13 Temmuz

Dinlenme Günü : Limoges

14 Temmuz

10. Etap : Limoges > Issoudun – 193 km

Dinlenme gününün ardından tur düz profilli bir etapla devam ediyor. Sprinterlerin tekrar öne çıkacağı bir etap olabilir. Bu etabı ilginç kılan bir başka etken de, aynı gün Fransa’nin Ulusal Bayramı’nın kutlanacak olması.

15 Temmuz

11. Etap : Vatan > Saint-Fargeau – 192 km

Turun yaklaşık olarak yarısının geride kalmış olacağı etabın genel klasmana çok etkisi olmasa da, sprinter klasmanında belirleyici bir rol oynaması bekleniyor. Bu etabın ardından yeşil mayonun turun sonunda kimde kalacağını tahmin etmeye başlayabiliriz. Tour de France, etabın başlangıç ve bitiş noktalarından tarihinde ilk defa geçiyor.

16 Temmuz

12. Etap : Tonnerre > Vittel – 200 km

Düz profilli bir etap daha. Yeşil mayo mücadelesi için önemi büyük. Bisikletçiler kendi takımlarındaki sprinterler için tempo yaparken, macera arayıp kaçan kararlı bir grup tüm planları değiştirebilir.

17 Temmuz

13.Etap : Vittel > Colmar – 200 km

Orta dereceli bu dağ etabı da sürprizlere açık.. Etap sırasında geçilecek dağ kapıları, son kilometrelerin bir inişle geçilecek olması ve takımların burada telsiz kullanmadan yarışacak olması, ana gruptan kaçmayı düsünen bisikletçilerin iştahını kabartacaktir. Belirsizliğin hakim olduğu bu etapta son kilometrelerde yaşanacak bir kaos, sarı mayo ve etap zaferi mücadelelerinde heyecanı en yüksek seviyede tutacaktir.

18 Temmuz

14.Etap: Colmar > Besançon – 199 km

Alp Dağları’na geçmeden önce sprinterler bu düz etapta son kartlarını oynayacaklar. Sprinterlere hitap eden bu son etapta, tırmanışçılar ve all-rounder bisikletçilerin tempoyu düsük tutup, kendilerini sonraki günlere saklamaları bekleniyor.

19 Temmuz

15. Etap : Pontarlier > Verbier (SUI) – 207 km

Turun bir yandan Alp Dağları’na girerken bir yandan da tekrar Fransa dışına çıkacak. İlk kilometrelerde sınırın geçilmesinin ardından etabın büyük kısmı İsviçre’de koşulacak. Etabın bir kısmı geçtiğimiz hafta Tour de Suisse’e de ev sahipliği yaptı. Eğimli yapıya sahip bu etapla birlikte turun finali için bir fikir sahibi olacağımıza süphe yok.

20 Temmuz

Dinlenme Günü : Verbier (SUI)

21 Temmuz

16. Etap : Martigny (SUI) > Bourg-Saint-Maurice – 160 km

İkinci dinlenme gününün ardından Tour de France Alp Dağları’nda devam edecek. İsviçre’de başlayıp İtalya üzerinden Fransa’ya dönecek olan etap, ilk kilometrelerden itibaren tırmanma içeriyor. İki uzun tırmanışın ve dağ kapılarının ardından 30 km’lik bir inişle etap sonlanacak. Bu etabı ilginç kılan bir başka konu ise, geçtiğimiz günlerde Dauphine Libere’yi kazanan Alejandro Valverde’nin burada İtalya üzerinden geçilecek bir kaç kilometre sebebiyle Tour de France’a katılamayacak olması. İspanyol bisikletçi, geçen sene karıştığı doping olayları sonucunda sadece İtalya sınırları içerisinde turlara katılamama cezası almıştı.

22 Temmuz

17. Etap : Bourg-Saint-Maurice > Le Grand-Bornand – 169 km

Diğer etaplarla karşılaştırıldığında kısa gibi gözükse de, 5 adet zor tırmanma bölümü içeren bu etap dağ klasmanında sonucu belirleyen etap olabilir. Burada saf tırmanışçı özelliğindeki bisikletçiler, kırmızı puantiyeli mayo mücadelesinde büyük ihtimalle son sözlerini söyleyecekler.

23 Temmuz

18. Etap : Annecy – 40 km (Bireysel Zaman Etabi)

Turun ikinci ve son bireysel zaman etabı Annecy’de düzenlenecek. Tour de France’da genelde son bireysel zaman etabı turun sondan ikinci günü düzenlenirken, bu sene sondan dördüncü gün düzenleniyor. Bireysel zaman spesyalistleri, tırmanma etaplarında kaybettikleri zamanı burada geri almaya çalışacak.

24 Temmuz

19. Etap : Bourgoin-Jallieu > Aubenas – 195 km

Profil olarak düz bir etap olsa da, bir sonraki gün Mont Ventoux’da yapılacak final öncesi bisikletçiler tempoyu çok yüksek tutmayacaklardır. Tıpkı 13. etap gibi bu etap da ana gruptan kaçarak etap kazanmayı düsünen bisikletçiler için büyük bir fırsat.

25 Temmuz

20. Etap : Montélimar > Mont Ventoux – 167 km

Sondan bir önceki gün olsa da, turun finalini bügün olarak belirleyebiliriz. Meşhur Mont Ventoux, sekizinci kez bir Tour de France etap finişine ev sahipliği yapıyor. Marco Pantani’nin Lance Armstrong önünde inanılmaz bir mücadeleyle etabı kazandığı 2000 yılından, Tom Simpson’un tırmanışta kalp krizinden öldüğü ve kanında alkol bulunduğu 1967 yılına kadar bir çok olaya tanıklık eden Mont Ventoux, Tour de France ile özdeşleşmiş durumda. Etabın sonunda sarı mayonun kimin olduğunu büyük ihtimalle biliyor olacağız.

Ayrıca Tour de France öncesi en önemli hazırlık turlarından biri olan Dauphine Libere’de bu sene galibin Mont Ventoux’da belli olduğunu hatırlatalim.

26 Temmuz

21.Etap : Montereau-Fault-Yonne > Paris Champs-Élysées – 160 km

Uzun bir tren yolculuğuyla takımlar Kuzey Fransa’ya taşınacaklar. Tur her zaman olduğu gibi bu sene de Paris’in meşhur caddesi Champs-Elysees’de sonlanacak. Son etap oldukça düz bir profile sahip. Dağ etaplarının ardından hala turda kalmayı başaran sprinterler burada bir etap zaferiyle tura veda etme fırsatı arayacak.

4 – 26 Temmuz tarihleri arasında Eurosport’tan naklen yayınlanacak olan 2009 Tour de France ile ilgili gelişmeleri her gün SporStudyosu.com’dan takip edebilirsiniz.

Ara
19

Obama Ve Diğer Sporcu Başkanlar

Barack Obama hala bir sporcu kıvraklığı ile hareket ediyor. Sol eliyle attığı “jump shot” neredeyse durdurulamaz. Basketbol kariyerinde Hawaii’de lisede okurken yer aldığı liselerarası basketbol şampiyonası da yer alıyor.

O zamanlar takımın yıldızları Darry Gabriel, Dan Hale ve John Kamana idi ve hepsi de sonradan birinci ligde oynamıştı. Barry önadını kullanan Barack Obama ise kenardan gelerek takıma katkı sağlıyordu.

Artık başkan olduğuna göre, diğer devlet başkanlarının da sportif özgeçmişleri hakkında bilgi sahibi olmalı. Ziyaret ettiği yerlerde diğer devlet başkanlarıyla spor yapmak isteyebilir.

İşte bu konuda küçük bir dünya turu:

Avrupa

Obama, sportif faaliyetleri hobiden öte bir görev olarak gören Fransa başkanı Nicolas Sarkozy ile jog yapabilir ya da George Bush’dan birkaç tüyo alarak, Danimarka başbakanı Anders Rasmussen ile bisiklet yarıştırabilir. Bush ve Rasmussen 2008 yılının başlarında, Bush’un Teksas’daki çiftliğinde birlikte dağ bisikleti sürmüşlerdi.

Danimarka başbakanı çiftlik yollarında olduğu kadar dağda, bayırda, çetin şartlar altında da başarılı bir sürücü. Geçen yaz eski bir Danimarkalı bisikletçi olan Bjarne Riis’in daveti üzerine Fransa Bisiklet Turu’nun Alpe d’Huez’deki zorlu dağ parkurunda pedal çevirmişti.

Bununla birlikte Barack Obama, Rusya başbakanı Vladimir Putin ile sportif anlamda kapışmasa iyi eder. Putin, her anlamda güçlü bir adam; eski bir judo uzmanı ve hala formda olduğunu her fırsatta göstermekten çekinmiyor.

1972 Olimpiyatları’nda yelken yarışlarına katılmış olan İspanya kralı Juan Carlos ile denize açılmak da çok daha iyi bir fikir gibi görünüyor. Tabi Monaco’ya uğramak da öyle. Prens Albert de 5 defa Olimpiyatlar’da kızak yarışlarında yer almıştı. Tıpkı Obama gibi O da Kuzeydoğu Amerika’daki bir üniversiteden mezun.

Türkiye’nin başbakanı Tayyip Erdoğan da yaklaşık 20 sene yarı profesyonel futbol oynamış birisi. (Çok iyi attan da düşer)

Eğer Obama gerçek bir sportif faaliyet arıyorsa, yapması gereken en iyi şey İsveç’e ya da Sırbistan’a gitmek olur. Her iki ülke başbakanları da (sırasıyla Fredrik Reinfeldt ve Milo Djukanovic) Obama gibi gençken birer basketbolcuydular.

Güney Amerika

Arjantin kendi bölgesinin basketbol devi. Fakat başkanı Cristina Fernandez de Kirchner, korttaki zamanının çoğunluğunu basketbol oynamak yerine Manu Ginobili gibi sporcularla fotoğraf çektirerek geçiriyor. Güney Amerika’nın sporla en yakın lideri biraz daha kuzeyde yer alıyor. Bolivya başkanı Evo Morales bir futbol delisi; FIFA’nın Bolivya’nın başkenti La Paz gibi yüksek rakımlı yerlerde maçların oynanmasını yasaklayan kararına karşı canla başla savaştı. Morales hala futbol oynamayı sürdürüyor. 47 yaşındaki lider, bu yılın başlarında ikinci lig ekiplerinden Litoral formasıyla bir maça çıkmıştı. Formada numara tercihi ise 10′du.

Kuzey Amerika

Eski beyzbol yıldızlarından Fidel Castro artık Küba’da yönetimde değil. Obama’nın kendi bölgesinde sportif anlamda çok ciddi bir rakibi yok. Bunun yanında Kanada başbakanı Stephen Harper buz hokeyinden iyi denilebilir. Harper, Toronto Maple Leafs’i destekliyor ve bir çok spor kitabına sahip bir kütüphanesi var. Ayrıca şu anda Kanada’da buz hokeyinin tarihiyle ilgili bir kitap yazıyor.

Afrika

Milan’ın eski yıldızlarından George Weah, Liberya başkanlık seçimlerini kaybetti. Yine de Afrikalı liderler arasında sportif yeteneklere sahip olanlar yok değil. Kenya’nın yeni başbakanı Raila Odinga, Obama’nın babasıyla aynı kabileden. Weah gibi Serie A’da olmasa da, o da kabilesinin takımı Luo Union’da ortasaha olarak top koşturmuş.

Fakat 63 yaşındaki Odinga artık yeşil sahalarda değil. Bu yüzden eğer Obama rakip arıyorsa, yapması gereken şey Tanzanya’ya gitmek. Başkan Jakaya Kikwete de okulda basketbol oynamış olanlardan. Bush, Şubat ayında başkent Dar es Salaam’a geldiğinde Kikwete’ye Shaq’in basketbol ayakkabılarını hediye etmişti. Kikwete de iade-i ziyarette bulunduğunda bir WNBA maçı izlemişti.

Asya

Bu bölgede Olimpiyat geçmişi olan tek lider, Japonya’nın yeni başbakanı Taro Aso. Aso, ülkesini 1976 Montreal Olimpiyatları’nda atıcılık dalında temsil etmişti.

Kraliyet ailelerine gelirsek; şu anda Dünya’da en uzun süredir devlet yönetiminde bulunan kişi olan Tayland kralı Bhumipol Adulyadej, 1967 Güneydoğu Asya Oyunları’ndaki bot yarışında altın madalya kazanmış. Dubai şeyhi El-Maktoum ise at yarışlarında çoğu zaman en büyük ödülü kazanan beygirlere sahip. Ayrıca kendisi, dünyanın en pahalı yarış serilerinden biri olan Dubai Dünya Kupası’nı finanse edip düzenleyen kişi.

Obama’nın ileride muhtemelen tanışacağı Çin’li liderler ise sporla daha çok, ülkelerini dışa pazarlama anlamında ilgilenmekteler. Örneğin Pekin Olimpiyatları. Bunun haricinde de spora ilgileri yok değil tabi ki.

Başkan Hu Jintao, masa tenisinde profosyonellerle ralli yapacak derecede iyi . Tabi ki genç rakiplerinin, ülkenin en güçlü adamını kameralar karşısında zor duruma düşürmemek konusunda gösterdikleri hassasiyeti herkes tahmin edilebilir.

Başbakan Wen Jiabao ise basketbolla ilgileniyor. Bu yılın başlarında milli takım kampına yaptığı ziyarette basketbol oynarken fotoğraflanmıştı. O zaman 65 yaşında olan Jiabao fotoğrafta günlük kıyafetleri ile görünüyor. Fakat -burayı Obama fanları not etmeli- sol eliyle attığı şutlar da gerçekten havalıydı.

Okyanusya

Hawaii’li köklerine rağmen Obama, bu sıcak, palmiyelerle kaplı kıtaya kendisini ait hissetmek konusunda biraz zorlanacak gibi. Görüşeceği sporcu politikacı, Obama’nın liseye gittiği Oahu adasından çok daha ufak bir adada ikamet ediyor. Marcus Stephen, Pasifik Okyanusu’nun ortasında, mercan kayalıklarından oluşan ve nüfusu 14,000′den az olan Nauru’nun başkanı. Ülke sadece 21 kilometrekare yüzölçüme sahip. Dünya’daki en küçük bağımsız cumhuriyet.

Ülkeyi sene başında ziyaret etmiş olan BBC muhabiri Nick Squires, “kahvaltıdan evvel bisikletle şöyle bir ülkeyi turlayayım diyebileceğiniz başka bir yer yok” diyor.

Yönetime geçen sene gelen Stephen, 1999 yılı Commonwealth Oyunları’nda halterde gümüş madalya almış birisi. Kendisi ayrıca bir Olimpiyat’çı. Fakat belki de en büyük ağırlık henüz kaldırılmadı. Ekim ayında New York’da yapılan BM Genel Kurulu’nda, küresel ısınmadan dolayı bu yüzyıl içinde deniz seviyesinin bir metre yükseleceğine dair bir konuşma yaptı.

“Su seviyesindeki bu artış, yaşanılabilir olan tek yerimizi de yutarak elimizden alacak. İnsanlarımız kelimenin tam anlamıyla yükselen sular ve yaşamaya müsait olmayan mercan kayalıkları arasında kapana kısılacak.”

Stephen böyle konuşunca Obama, bir probleminin olduğunu düşünmüş olmalı.

Kas
19

Atletizm’de Yılın Performansı

By Alper Ecevit  //  Atletizm  //  2 Comments

Uluslararası Atletizm Federasyonu’nun her yıl düzenlediği “Yılın Performansı” yarışmasının adayları belli oldu. Ödül, 23 Kasım’da Monaco’da düzenlenecek olan 2008 Dünya Atletleri Gala’sında sahibini bulacak. Aday belirleme sürecinde oyların yüzde 70′lik ağırlığını 1512 kişiden oluşan Atletizm çevresi, geriye kalan yüzde 30′luk ağırlığı ise internet üzerinden oy veren 34349 kişinin ortalamarı belirledi.

Sonuç olarak erkeklerde ve kadınlarda 3′er ayrı aday gösterildi. İşte adaylar:

Erkekler:

1. 16 Ağustos günü, kırdığı 9.69′luk 100 metre dünya rekorunun yanı sıra, Olimpiyat finalini en büyük farkla kazanan atlet olarak tarihe geçtiği performansı ile Jamaika’lı atlet Usain Bolt.

2. 20 Ağustos günü, 12 yıl evvel Michael Johnson tarafından kırılan, ve tekrarlanması kısa süre içerisinde mümkün görünmeyen 200 metre dünya rekorunu 19.30 olarak değiştiren performansı ile yine Usain Bolt.

3. 28 Eylül günü Berlin’de Dünya Maraton rekorunu 27 saniye geliştirip, 2.03.59 ile adını bir kez daha tarihe yazdığı performansı ile Etiyopya’lı Haile Geibrselassie.

Kadınlar:

1. 6 Haziran’da Oslo’da, en büyük rakibi olan Meseret Defar’a ait 5000 metre dünya rekorunu 5 saniye de olsa geliştiren 14: 11: 15′ lik performansı ile Etiyopya’lı Tirunesh Dibaba.

2. 18 Ağustos’ta, Pekin’de, 5.05′lik atlayışı ile, yirmi dördüncü kez dünya rekorunu kırdığı, ve üstüste ikinci Olimpiyat altın madalyasını kazandığı performansı ile Yelena Isinbayeva

3. 13 Eylül’de Stuttgart’ta önceki dünya rekorunu, 72.28 metrelik atışı ile 58 santimetre geliştirdiği performansı ile Çek Cumhuriyeti’nden Barbora Spotakova

23 Kasım günü Monaco’da verilecek ödülün hemen ardından, kazanan sporcuyu sizlere duyuracağız. Doğrusu, zorlu bir seçim. Benim favorim, 9.69′luk performansı ile Usain Bolt ve 5.05m ile Yelena Isinbayeva

23 Kasım Pazar günü Dünya Atletleri Gala’sı, Uluslararası Atletizm Federasyonu’nun websitesi (www.iaaf.org) üzerinden Türkiye saati ile 21.00′de canlı olarak yayınlanacak.