Browsing articles tagged with " Manchester United"
Ara
2

Kızıl Şeytan: Paul Scholes

Scholes daha 19 yaşındayken kurt teknik adam Alex Ferguson’un yeni keşiflerinden biriydi. Çok tecrübesizdi ve tecrübeyi yakalamak için A takıma yükseldiği bir sezon boyunca Ferguson’un yanında,  yedek kulübesinde oturmayı göze almıştı.  Yedek oturmasına rağmen arkadaşlarını izleyerek Premier Lig’in inceliklerini öğrenmeye başlamıştı.  Scholes Manu’daki serüveninn başlarında onu şimdi görmeye hiç alışkın olmadığımız forvet pozisyonundaydı.  Fakat bir maçta Roy Keane’in sakatlanması Scholes için yeni bir başlangıç oldu.

Ferguson onu Keane’in pozisyonunda oynatmaya başlamıştı ve o da orta sahanın defansa dönük olan kısmında görevini en iyi şekilde yapmaya çalışıyordu. Ve bunu zamanla başarmıştı.  Scholes gün geçtikçe yeni pozisyonuna alışıyordu.  Ferguson ise bu gelişmeyi çoktan görmüş ve Roy Keane iyileştikten sonra bile onu yerinden almamış,  Keane ile birlikte oynatmıştı.  Onun Keane ile birlikte yan yana oynamaya başlaması orta saha yönünün kuvvetlenmesine de yardımcı oldu.  Günler geçtikçe rakipten top kapma ve kaptığı topları en iyi şekilde değerlendirme yeteneği de artmaya devam ediyordu.

Kısa olan boyuna rağmen herkesi şaşırtacak biçimde kafa vuruşları da çok iyi olan Scholes,  Man United orta sahasının omurgasını oluşturmaya başladı.  Ferguson ise her maç ona daha çok güveniyordu ve o da kenardan gelen direktifleri en iyi şekilde yerine getiriyordu.

Scholes aynı zamanda gol atmayı da ihmal etmiyordu.  Rakip defanstan dönen toplar adeta onun ekmeği haline gelmişti.  İngiltere milli takımında ise çok etkili olamasa da EURO 2000′de İngiltere adına Portekiz’e attığı gol, unutulmazlar arasına girmeyi başarmıştı.  Ancak Scholes çok yetenekli ve bir o kadar da çalışkan olmasına rağmen anlaşılamayan nedenlerden dolayı İngiltere mili takımında,  Manu’da olduğu gibi vazgeçilmez bir isim olamadı.

Tek derdi güzel futbol oynamak olan bu adam, o kadar mütevazi ki,  bir menajeri bile yok…  Görüşmelerini hep kendi yapıyor.  Aynı zamanda çok iyi bir Oldham At.  taraftarı olan Scholes,  bir gün bu takımda oynar mı bilinmez ama halen Ferguson’un vazgeçilmezleri arasında yer alan bu kızıl adam,  büyük ihtimalle  futbolu kırmızı şeytanlarda bırakacak.

Scholes, Manchester United’da 1994 sezonunda beri 425 maçta 98 gole imza atarken, İngiltere milli takımında 66 maçta 14 gole sahip.

Eki
1

Avrupa Ligleri Devam Ediyor

By Emir Güney  //  Futbol, Haberler  //  No Comments

Avrupa liglerinde seriler birer birer sona eriyor; takımlar artık uzun vadeli düşünmeye başlıyorlar. İngiltere Premier Lig’de Chelsea de ilk mağlubiyetini aldı ve zirveyi averajla Manchester United’a kaptırdı. İspanya’da Barcelona ve Real Madrid tam gaz yollarına devam ediyorlar. İtalya Seria A’da Inter ilk mağlubiyetini alırken namağlup kalan tek takım Juventus oldu.

İngiltere Premiership


İngiltere’de haftanın olayı olarak Manchester City-West Ham United maçında eski takımına iki gol atan Carlos Tevez’in adeta tribünlerden özür diler bir tavırla gol sevinci yaşamasını gösterebiliriz. Çok değil iki hafta önce Tevez’in takım arkadaşı Emmanuel Adebayor de eski takımı Arsenal’e bir gol atmış ve üşenmeyip Arsenal taraftarının olduğu bölüme doğru koşup tepkisini göstermişti.

Adebayor aynı maç içinde eski takım arkadaşı Robin van Persie’ye de sert bir harekette bulununca Federasyon tarafından üç maç ceza almıştı. Tevez’in bu centilmen tavrı maçı 3-1 kaybeden West Ham tarafından da takdir aldı. Demek ki futbolda her şey hırs ve para değil; centilmenlik de bu sporun çok önemli bir parçası.

7. haftanın maçlarına göz gezdirirsek ilk olarak Liverpool’un Fernando Torres’in hat-trick yaptığı maçta Hull City’yi 6-1 yendiğini görüyoruz. Chelsea maçı öncesinde alınan bu skor ve ortaya koyulan etkili futbol, haftaya bizi çok kaliteli bir maçın beklediğinin habercisi.

Haftanın sürprizi ise Petr Cech’in kırmızı kart gördüğü maçta Wigan deplasmanında ilk mağlubiyetini alıp galibiyet serisine son veren Chelsea ekibi. Liverpool ile yapacakları maça pek de moralli çıkacakları söylenemez. Stoke City deplasmanından 2-0 galip ayrılan Manchester United ekibi de böylece liderlik koltuğuna oturmuş oldu.

İspanya La Liga


Bu sezon İspanya La Liga’nın Türkiye ligi ile paralellik gösterdiğinden daha önceki yazımda bahsetmiştim. Bu hafta Barcelona’nın Malaga’yı 2-0, Real Madrid’in de Tenerife’yi yeni transferleri Karim Benzema’nın iki ve Kaka’nın tek golüyle 3-0 geçmesiyle, zirve yarışı alevlenmeye devam ediyor.

Beş maçlık galibiyet serisi oluşturan bu iki takımın ardından Athletic Bilbao deplasmanında şov yapıp 4-0 galip gelen Sevilla takımı geliyor. Haftanın en çekişmeli maçlarından biri olan Valencia-Atletico Madrid maçında ise taraflar yenişemedi ve 2-2 berabere kaldılar. Bakalım İspanya’daki bu seriler daha ne kadar devam edecek?

Almanya Bundesliga

Bundesliga’da haftanın maçında lider Hamburg SV Bayern Münich’i 1-0 yenerek liderliği hak ettiğini kanıtladı ve ikinci sırada bulunan Leverkusen’e koltuğunu kaptırmadı. Hoffenheim’a 5-1 yenilen Hertha Berlin ise her hafta daha da vahim bir duruma düşüyor. Böyle giderse iki veya üç haftaya bu sezona havlu atacaklar.

Almanya’da bir de derbi mücadelesi oynandı bu hafta. Ruhr derbisi de denilen Borussia Dortmund-Schalke 04 maçında deplasman ekibi karşılaşmayı 1-0 kazandı. Nuri Şahin’in 90 dakika forma giydiği Dortmund ekibi eski günlerini mumla aratıyor.

İtalya Seria A

İtalya’da geçtiğimiz hafta namağlup olan ve averajla liderliği elinde bulunduran Internazionale ekibi bu hafta Antonio Cassano’nun önderliğindeki Sampdoria’ya boyun eğdi ve liderliği de rakiplerine kaptırmış oldular. Inter’in yenilmesiyle haftayı lider bitirme şansı bulunan Juvetus ise kendi sahasında Bologna ile 1-1 berabere kalınca 6. haftayı ikinci sırada tamamladılar.

Bir başka Milano ekibi AC Milan takımı ise gol sesinin çıkmadığı maçta Bari ile 0-0 berabere kalarak hayal kırıklığı yarattı. Milan’ın bu puan kayıplarına alıştığımız için aslında çok da şaşırdık diyemeyeceğim.

Fransa Ligue 1

Fransa’da zirvede bir değişiklik olmadı. Lider Bourdeaux Rennes’i 1-0, ikinci Lyon ise Toulouse’u 2-1 ile geçti. Marsielle ekibi ise Valenciennes deplasmanından sürpriz bir mağlubiyet alarak yarışta ufak bir yara aldı. Ancak Fransa’da ön plana çıkan ciddi bir takım olmadığı için uzun maratonda bu tip kayıpları telafi etmek çok zor olmayacaktır.

Eyl
24

Avrupa Ligleri’nde Son Gelişmeler

By Emir Güney  //  Futbol  //  No Comments

Avrupa Liglerinde Geçtiğimiz Hafta

Avrupa ligleri geçtiğimiz hafta birbirinden çekişmeli maçlara sahne oldu. İngiltere Premier Lig’de Pazar günü önce Manchester derbisi, ardından da Londra derbisi nefesleri kestiler. İspanya’da da favori ikili Barcelona ve Real Madrid yollarına kayıpsız devam ediyorlar.

İngiltere Premier Lig


İngiltere’de altıncı hafta maçları geride kaldı ve haftanın maçında Manchester United Old Trafford’da ezeli rakibi Manchester City’yi oyuna 78. dakikada giren Michael Owen’ın 90+6’da attığı gol ile 4-3 yendi ve rakibinin galibiyet serisine son verdi. ‘Kırmızı Şeytanlar’ son saniyelerde gelen golle kazanmış gibi görünse de aslında durum bundan ibaret değil. Özellikle ikinci yarıda rakibine çok ciddi bir üstünlük kuran United takımı bu maçı hak etmişti. Zaten 3-2 öndeyken Rio Ferdinand’ın yaptığı inanılmaz hatanın ardından yedikleri gol olmasa bu kadar dramatik bir sona da ihtiyaç duymayacaklardı, o da ayrı bir konu. Neyse ki son saniye golüyle hak yerini buldu ve üç puan doğru yöne gitti.

Manchester derbisinin hemen ardından oynanan bir diğer derbi mücadelesinde iki Londra ekibi Chelsea ve Tottenham Hotspurs kozlarını paylaştılar ancak Manchester derbisindeki futbol heyecanından uzak maçı Chelsea rahat bir şekilde 3-0 kazandı ve ligdeki liderliğini korudu.

Tuncaylı Stoke City takımı Bolton Wanderers deplasmanından bir puan çıkarırken, Rafa Benitez’in Liverpool’u zorlu West Ham deplasmanında 3-2 galip geldiler ve haftayı yara almadan geçtiler.

İspanya La Liga 1

İspanya Ligi’nde bu hafta hafta içi maçları da oynandığı için takımlar iki lig maçı yaptılar. Ligin iki favorisi Barcelona ve Real Madrid 3. ve 4. hafta maçlarında puan kaybı yaşamazken adeta birbirlerine gözdağı verdiler. Barcelona bu iki haftada dokuz gol atıp üç gol yerken, Real Madrid yedi gol atıp kalesinde hiç gol görmedi. İki takımın puanı ve averajı eşit olduğundan toplamda attığı bir gol fazlası ile Barcelona haftayı lider kapatmayı başardı.

Özellikle geçtiğimiz sezon Barcelona takımının yakaladığı büyük başarı ve kadrosunun temelini oluşturan oyuncuları koruyabilmiş olmaları onları bu sezonun da en iddialı ekibi yapıyor. Ancak bunu bilen Florentino Perez de transfere döktüğü birkaç yüz milyon euro ile Real Madrid’i ciddi bir tehdit durumuna getirdi. Yıldız oyuncuların birbirleriyle uyum sağlama süreci içerisinde puan kayıpları olabileceğinden daha önce bahsetmiştim. Ancak Madrid ekibi bu uyum sürecini kayıpsız bir şekilde geçiyor ve bu da önümüzdeki haftalarda daha uzun galibiyet serileri göreceğimize dair bir ipucu aslında.

Bu iki takımın ardından gelen ekipler ise son hafta Tenerife deplasmanında galibiyet serisi son bulan Athletic Bilbao ve üst sıraların daimi takımı Sevilla.

Almanya Bundesliga 1

Almanya Ligi’nde ise bu sene sessiz bir gelişme söz konusu. Öne çıkan ciddi bir ekip olmadığı gibi her takım birbirini hem evde hem de deplasmanda yenebilirmiş gibi duruyor. Geçtiğimiz sezonun sürpriz şampiyonu Wolfsburg ekibi deplasmanda Schalke 04’ü yenerek biraz nefes almasına rağmen işler onlar için pek de iyi gidiyor denemez.

Zirvede bulunan iki ekip Hamburger FC ve Bayer Leverkusen ekipleri ise haftayı beraberliklerle kapattılar ve sıralama değişmese de alttan gelen takımlarla aralarındaki puan farkını azaltmış oldular. Tabi ki üçüncü sırada Bayern Munich ve dördüncü sırada Hoffenheim takımlarının olduğunu düşünürsek zirvede yapılan puan kayıpları ileride başa bela olabilir.

Almanya Bundesliga’da sezonun hayal kırıklığı ise Hertha Berlin ekibi. Kulüp tarihlerinin en kötü lig başlangıçlarından birini yapan Berlin ekibi bu hafta da kendi evinde Freiburg’a 4-0 kaybederek bir şok daha yaşadı. Henüz sezon başı olmasına rağmen önümüzdeki üç dört hafta da kötü skorlar alınırsa Berlin ekibinin işleri çok zorlaşacak. Ama dediğim gibi ligin dibinde de olsalar Almanya’da çok dengeli bir sezon yaşanıyor ve alınacak iki galibiyet Hertha Berlin’i düşme hattından çıkarabilir.

İtalya Seria A

İspanya Ligi gibi İtalya Seria A’da da hafta içi maçları oynandı ve takımlar yoğun bir hafta geçirdiler. Beşinci hafta geride kaldığında Inter’i liderlik koltuğunda görüyoruz. Ancak bir maç eksiği olan Juventus dörtte dört yapmış durumda ve bu akşam oynayacakları Genoa maçını da kazanırlarsa beşte beş yapıp liderliği geri alacaklar. Tabii Genoa’nın da dört maçta üç galibiyeti olduğunu ve kendi sahalarında Juventus’a kolay kolay yenilmeyeceklerini de belirtmem gerek. Günün sonunda Inter takımı liderlik koltuğunu bırakmamış da olabilir.

Sezonun sürpriz ekibi Sampdoria Antonio Cassano’nun liderliğinde ile ilk dört haftada dört galibiyet alarak sezona flaş bir giriş yapmışlardı ancak beşinci hafta Fiorentina deplasmanında tutunamadılar ve 2-0 mağlup oldular. Önümüzdeki hafta kendi sahalarında Inter ile oynayacak olan Sampdoria ekibi bu maçı kazanırsa geldikleri noktanın tesadüf olmadığını herkese kanıtlayacaklar ve benim tahminin sezon sonunda ilk beşte olacaklar. Ancak Fiorentina’nın ardından Inter’e de kaybederlerse o zaman peş peşe alınan mağlubiyetler takımı kötü etkileyebilir. Kısacası önümüzdeki haftanın maçı Sampdoria-Inter mücadelesi olacak.

Fransa Ligue 1

Ligue 1’de son şampiyon Bourdeaux’nun liderdiği sürerken ikinci sıradaki Lyon ekibi PSG deplasmanında berabere kalınca aradaki puan farkı 2’ye yükseldi. Montpellier’i kendi evinde deviren Marseille takımı da böylece Lyon’a puan olarak yetişip averajla üçüncü sıradaki yerini korudu.

Almanya ligi kadar olmasa da dengeli bir lig olan Fransa Ligi’nde de özellikle deplasmanlarda alınan galibiyetlerin fazlalığı dikkat çekiyor. Genelde beraberliklerin çok olduğu bir lig olarak bilinen Ligue 1’de bu sezon maçların pek berabere bitmemesi de çekişmeyi arttıran unsurlardan bir tanesi.

Eyl
24

CSKA Moskova Maçının Önemi ve Şifreleri

By Hasan Bartınlı  //  Futbol  //  2 Comments

Alan Dzagoev, CSKA Moskova’nın Beyni

Beşiktaş sezona yaptığı kötü başlangıcı sonrasında çok kritik bir maçın hazırlıkları içinde. Kamuoyu hala Denizli istifa etmeli mi? Yönetim gitmeli mi? Şeklinde hiçbir yarar getirmeyen, gereksiz tartışmalarla insanları yanlış yönlendire dursun belki de Beşiktaş bu yıl ki en önemli karşılaşmaya çıkacak.

Bu maçta alınacak puan ya da puanlar bakın nelerin önünü açacak?

Rusya’dan mağlubiyet dışında alınacak bir sonuçla, kamuoyunun hoca üzerindeki baskısı azalacak. Süper Lig için kısmen kolay maçlar öncesi toplanabilecek puanların hesabı ile lig konsantrasyonu ise artacak. Medyada aslında Beşiktaş’ın ligin en iyi tandemi (Ferrari-Sivok), en iyi defansif orta sahası (Ernst-Fink) ve en geniş ön taraf potansiyeline (Tabata, Tello, Yusuf, Serdar, Bobo, Holosko, Nobre, Nihat, Batuhan), sahip olduğu konuşulmaya başlanacak.

Peki nasıl olacak da lige bu kadar kötü başlangıç yapan, şampiyonlar liginde de ilk maçında iyi mücadele etmesine rağmen son 2 yılın finalisti Manchester United’a maçın sonlarında boyun eğen Beşiktaş Rusya soğuğunda ünlü Luzhniki stadından puan ya da puanlarla dönecek.?

Bunun için Mustafa Denizli, Manchester United maçındaki mücadelenin yeterli olacağını söyledi. Bunun bir kısmına katılıyorum. Ama işin bir de CSKA tarafı var. Hoca umarım rakibi de iyi analiz ediyordur. Benim son dönemde CSKA üzerinde yaptığım analizlerde 3 major konu ve 3 oyuncuya karşı alınacak önlem ile Rusya’dan mutlu dönebileceğimiz izlenimi doğuyor

Kim bu 3 Silahşörler?

Birincisi Alan Dzagoev.1990 doğumlu genç Rus ülkenin yükselen değeri. Takımın beyni olan Dzagoev tüm atak organizasyonların baş aktörü. Futbol stili olarak Gerard ve Lampard’a benzetebiliriz. “Box to box” diye bilinen her iki ceza sahası arasında oyunu iki yönü ile oynayabilen mükemmel bir oyuncu.

İkincisi Milos Krasic. 25 yaşındaki Sırp oyuncu sürati ve tekniği ile göz kamaştırıyor. Pivot santrafor olarak oynayan çek oyuncu Tomas Necid’in sağ tarafında serbest adam olarak görev yapıyor. Çok çabuk adam eksiltebilen Krasic, hareketli toplara da çok iyi vuruyor.

Üçüncüsü ve sonuncusu da Nika Piliev. Henüz 18 yaşındaki Rus oyuncu takımın en süratli oyuncusu. Ligin başında Zico’nun fazla şans vermediği Piliev yeni hoca Juande Ramos’un göz bebeği. Genç oyuncu, Necid’in solunda serbest adam olarak görev yapıyor. Pavel Mamaev’in de sol taraftaki katkısı ile rakibe bu bölgede çok zor anlar yaşatıyor. Eğer görev alırsa benim en çekindiği oyuncu Piliev.

Gelelim Dikkat Edilmesi Gereken 3 CSKA Organizasyonuna

En çok dikkat etmemiz gereken konu duran toplar. Ülke futbolu olarak zaafımız olan bu durum için CSKA çok tehlikeli bir takım. Korner, ceza sahası çevresi hatta rakip yarı alanın ortalarından bile inanılmaz bir konsantrasyon ile kullanıyorlar bu atışları. Atışların tamamına yakınını Dzagoev, sert ve Alex vari değerlendiriyor. Bu toplarla Çek forvet Tomas Necid, defanstan milli oyuncu Sergei Ignasevich , Vassili Berezutski ve Deividas Semberas ceza alanında tehlike yaratıyorlar. Bu 4 oyuncunun boy ortalaması 1.90. Özellikle kalecimizin çıkıp yumruklayamadığı her top kalemizde tehlike oluşturabilir.

Çalışılması gereken diğer konu ise presle kaptıkları veya defanstan hızlı olarak adam eksilten çıktıkları toplar. Bu çıkışlarda topu Dzagoev ile buluşturduklarında Krasic,Piliev ve Mamaev bir anda defansın arkasına sarkarak pozisyon yaratıyor. Özellikle orta sahamızdan yaptığımız çıkışlarda ya da ataklarımızdan dönecek toplarda çok dikkatli olmalıyız. Bu aslında Mustafa Hoca’nın Kayseri maçındaki gibi Ernst’i tek ön libero olarak bırakmaması zaruriyetini ve mutlaka bu alanı Ernst-Fink ikilisi ile savunmasının doğru olacağını gösteriyor.

Son dikkat etmemiz gereken ise sağda Krasic , solda da Piliev’in sete set oyunda rakip kanat bekleri geçerek çaprazdan ceza alanına çıkardığı kısa toplar ya da şutlar. Bunun içinde Hoca’nın kolay çalım yiyen İbrahim Kaş yerine Ekrem ve İbrahim Üzülmez gibi çabuk dönebilen oyuncuları tercih etmesi gerekiyor.

CSKA’nın Zaafı Yok mu?

CSKA’nın yukarıdaki belirttiğimiz 3 tehlikeli organizasyonunu kestiğinizde işiniz kolaylaşıyor. Özellikle elinizde Nihat,Bobo,Holosko ve Serdar Özkan gibi çabuk oyuncularınız varken 1.90 ortalamalı rakip savunmanın arasına çok rahat adam kaçırarak pozisyon üretebilirsiniz. Bunun için de Tabata, Tello ve özellikle de çilingir Yusuf’un rakibin arkasına kaçıracağı hızlı oyuncular CSKA’nın sonunu getirebilir.

Mustafa Denizli yapacağı çalışmalarda en uygun seçimi tabi ki yapacaktır ancak CSKA’yı yıkabilecek düzende maça Tabata’nın önünde Tello,Bobo ve Nihat ile başlayarak ikinci yarıda da yorulan rakip karşısında Yusuf’un önderliğinde Holosko ve gerekirse Serdar Özkan’ın katkıları ile Rusya ‘dan mutlu dönebiliriz. Bu 2 rotasyonda da her iki devrede de gol bulabiliriz düşüncesindeyim.

Eyl
16

Avrupa Ligleri’nin Son Durumu

By Emir Güney  //  Futbol, Haberler  //  No Comments

Avrupa Liglerinde Geçtiğimiz Hafta

Dünya Kupası Eleme maçları nedeniyle verilen aranın ardından futbolcular kulüp takımlarına döndüler ve Avrupa’da lig maratonu kaldığı yerden tüm hızıyla devam ediyor.

Kayıpsız yola devam

Bu sezon Avrupa’nın dört bir yanında sezona hızlı bir giriş yapan ve şimdilik kayıpsız yoluna devam eden birçok takım görüyoruz. Özellikle 5. haftaların geride kaldığı İngiltere Premier Lig ve Türkiye Turkcell Süper Ligi’nde ikişer takım yoluna kayıpsız devam ediyorlar.

İngiltere’de şampiyonluğun favorilerinden olan Chelsea, ligin yeni ekiplerinden Tuncaylı Stoke City’yi geriye düşmesine rağmen Drogba ve Malouda’nın golleriyle 2-1 geçti ve galibiyet serisini beş maça çıkardı. Onların ardından ise sezona yaptıkları flaş transferler ve daha da flaş olan fakat gerçekleşmeyen bazı transferlerle damgasını vuran Manchester City geliyor. Erteleme dolayısıyla bir maçı eksik bulunan Mavi-Beyazlılar dörtte dört yapmış durumdalar. Arsenal’den sezon başında transfer ettikleri Emmanuel Adebayor’un da gol attığı maçta Arsene Wenger’in Arsenal’ini deviren Manchester City bu sezon futbolda mali gücün neleri değiştirebileceğini bizlere gösteriyor.

Sezona Liverpool galibiyetiyle görkemli bir şekilde başlayan ve oynadığı futbolla tüm futbol severlerin beğenisini toplayan Tottenham Hotspurs takımı ise ligdeki beşinci maçında kendi evinde Manchester United’a boyun eğince galibiyet serileri sona erdi. Ancak önemli olan sezon sonunda alınacak puanların toplamı olacak, galibiyet serilerinin uzunluğu değil. Bu bakımdan incelediğimizde lider Chelsea olsa da Tottenham takımı oynadığı futbolla İngiltere’de ilk dördün içine girebileceğini bizlere gösteriyor.

Avrupa’da kayıpsız yola devam eden diğer iki takım ise Turkcell Süperlig’in en köklü takımlarından ikisi, Fenerbahçe ve Galatasaray. Fenerbahçe takımı oynadığı futbol ile kafalarda soru işaretleri oluştursa da yola kayıpsız devam ettikleri için taraftarlar henüz eleştiri oklarını onlara yöneltmiş değiller. Ancak bu şekilde futbol oynamaya devam edilirse ileride ‘sürpriz’ denilecek puan kayıplarının olacağı kesin ve bu durumda da taraftarın haklı isyanına karşı durmak kolay olmayacaktır.

Fenerbahçe’nin aksine Galatasaray 3.2 gol ortalaması ve sahada sergilediği ofansif futbol ile ligdeki liderliğini hak eder konumda. Ancak geçtiğimiz hafta sonu oynanan sezonun ilk derbisinde Beşiktaş’a karşı verilen savunma açıkları ileride devam ederse puan kayıpları kaçınılmaz olacaktır. Özellikle Serdar Özkan yaptığı driplingler ve koşularla tek başına Galatasaray defansına ciddi sıkıntılar yaşattı. Eğer koşma yeteneğinin yarısı kadar vuruş yeteneği de olsaydı şu sıralarda Fenerbahçe’nin namağlup liderliğinden bahsediyor olabilirdik. Tabi ki her takım puan kaybeder ancak lige fırtına gibi girip sonra çok basit puan kayıpları yapmak ciddi motivasyon kaybına neden olabilir ve uzun vadede takımı olumsuz etkileyebilir.

İspanya La Liga

İspanya Ligi diğer Avrupa liglerine göre daha geç başladığı için henüz iki hafta oynandı ve ikide iki yapan dört tane takım var. Şimdilik bir seriden söz edemesek de Barcelona’nın iki maçta beş gol atıp yememesi ve Real Madrid’in de altı gol atıp kalelerinde iki gol görmeleri önümüzdeki haftalarda bu iki takımın galibiyetlerinden daha fazla söz edeceğimizin bir göstergesi.

İkide iki yapan diğer iki takım ise her transfer sezonunda David Villa ve David Silva’yı nereye satacağı İspanya’da gündem olan Valencia, ve ikinci haftada ligin yeni takımı Xerez’i deplasmanda yenen Athletic Bilbao takımları. Athletic Bilbao’nun bu seriyi ne kadar sürdüreceğini söylemek zor ancak Valencia son iki sezondur ligde yaşadığı travmayı atlatmış görünüyor. Onlar da ciddi bir seri yakalayıp sezon sonunda ilk dört takım arasına girebilirler.

İtalya Seria A

İtalya Seria A’da üç hafta geride kaldı ve üç takım yoluna kayıpsız devam ediyor. Sezonun flaş ekibi ise geçtiğimiz sezon oynadığı futbolla büyük takdir toplayan ve ligi 5. sırada bitiren Genoa takımı. İlk üç maçta attıkları sekiz gol ve yedikleri üç gol bu sezon geçen sezondan daha da iyi olabileceklerinin sinyalleri olarak görülebilir.

İkinci sırada ise 2006’daki şike skandalının ardından küme düşürülüp birçok oyuncusunu ve daha da önemlisi Avrupa’daki prestijini kaybeden ancak her geçen gün eski günlerine yaklaşan Juventus takımı var. Geçtiğimiz sezon veteran forveti Alessandro Del Piero ikinci baharını yaşamış ve Torino ekibi ligde son haftalara kadar iddiasını sürdürüp Inter’in puan kaybetmemesi nedeniyle ligi ikinci sırada bitirmişlerdi. Bu sefer işi baştan sıkı tuttuklarını belli ettiler ve zorlu Lazio deplasmanından 2-0 galip ayrılmaları da bunun bir göstergesi.

Üçte üç yapan son takım ise sürpriz ekip Sampdoria. Transfer döneminde Antonio Cassano’yu kadrosunda tutmayı başaran Kuzey İtalya takımı bu başarılarının meyvelerini de topluyorlar. Cassano ilk üç maçta üç gol atarken hücumdaki partneri yeni transfer Giampaolo Pazzini de dört gol ile Sampdoria’yı sırtlıyor. Bakalım bu ikili Sampdoria’nın sezon sonunda ligi üst sıralarda bitirmesini sağlayabilecekler mi?

Almanya Bundesliga 1 ve Fransa Ligue 1

Almanya ve Fransa liglerinde bu sezon beşte beş yapan takım olmasa da kıyasıya bir mücadele baş göstermekte.

Bundesliga’da Hamburg ve Bayer Leverkusen takımları birer beraberlik ve dörder galibiyet ile tablonun en üst kısmındalar. Her daim favori olan Bayern Münich sezona kötü bir giriş yapmasına rağmen Borussia Dortmund deplasmanında aldıkları 5-1 lik galibiyet ile moral buldular. Geçtiğimiz sezonun sürpriz şampiyonu Wolfsburg ise ne yazık ki bu başarıyı gölgeleyen bir form durumu sergiliyor ve beş maçta iki galibiyet üç mağlubiyet ile 10. sırada. Ümit Özat’ın yardımcı antrenörlüğünü yaptığı Köln takımı ise beş maçta yalnız bir beraberlik ile bir puan alarak ligin dibine demir atmış durumda.

Fransa’da da durum Almanya’ya benziyor aslında. Yine ligin zirvesinde birer beraberlik ve dörder galibiyet ile iki takım bulunmakta. Geçtiğimiz sezon Lyon’un yedi yıllık hegemonyasına son verip şampiyon olan Bordeaux takımı averajla liderlik koltuğunda bulunuyor. Aynı puandaki diğer takım ise hegemonyasını yeniden Fransa futboluna kabul ettirmek isteyen Lyon takımı. Benzema’yı Real Madrid’e kaptırsalar da yetiştirdikleri ve buldukları genç yetenekler ile her zaman Avrupa futbolunda adından söz ettiren Lyon ekibi her zamanki gibi şampiyonluğun en büyük adayı durumunda.

Avrupa liglerinde ilk haftalar sona ererken favori takımlar liglere ağırlıklarını koymuş durumdalar. Galibiyet serilerinin bol olduğu ve gol ortalamalarının yüksek olduğu ligler izlemekteyiz. Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi’nin de başlamalarıyla Avrupa’daki futbol heyecanı iyice arttı. Geniş kadroları ile iki kulvarda da şampiyonluğu hedefleyen Avrupa’nın dev takımları önümüzdeki günlerde bu heyecanı daha da arttıracaklardır.

Ağu
29

Tabata Transferi ve Bazı Gerçekler

By Hasan Bartınlı  //  Editoriyal, Haberler  //  4 Comments

Geçen yılın en fazla ilgi toplayan oyuncusu Rodrigo Tabata Beşikta’ın yeni 10.5 numarası.

Beşiktaş 10.5 numara transferini sonunda yaptı. Tabata ismi taraftarı memnun etmese de yönetimin Tabata’da karar kılmasında haklı sebepleri var. Van der Vaart’ın Türkiye’ye gelmek istememesi, Riquelme için yapılan girişimlerin Boca Juniors tarafında kilitlenmesi bunlara bir örnek. Mustafa Hoca’da yaklaşık 7-8 girişim sonucu Tabata’da karar kıldıklarını belirtti. O zaman yapacak tek şey Türkiye’nin en iyi alınabilecek 10.5 numarasını almak.

Santos kariyeri azımsanacak gibi değil Tabata’nın. Türkiye’de de başarısını sürdürmüş. Uyum süreci yaşamayacak ve Beşiktaş’a katkı sağlayacaktır.

Transferlerin Ekonomik Boyutu

Çoğu taraftarda işin ekonomik boyutuna bakıyor. Bakın bu hesap çok basit. Bugün Türkiye ligini şampiyon tamamlayan takım kasasına sadece şampiyonlar ligine direk katıldığı için yaklaşık 20 milyon Euro koyuyor. Bu yan gelirlerle birlikte 50 milyon Euro’yu buluyor. Ferrari, İsmail, Nihat ve Tabata için ödenen bonservis bedelinin toplamı yaklaşık 20 milyon Euro.

Bazı yorumcular ilginç hesaplar yapıyor. Nihat için 4.5 milyon Euro transfer bedeli + 3 yılda 3.5 milyon Euro’dan Beşiktaş’ maliyeti 15 milyon Euro. Böyle bir bütçe gider hesabı olur mu? Transferde ekonomik boyuta bu açıdan bakan kişiler acaba kendine araba alırken arabanın bedeli 30 bin TL, 3 yılda 20 bin TL de yakıt vs gelirim var, bana arabanın maliyeti 50 bin TL olarak mı lanse ediyor.

Biz bunları geçmişte yaşadık. Holosko için 6 milyon Euro, sözleşmesi sezon sonu bitecek Ernst için 3,5 milyon Euro, 34 yaşına gelmiş Yusuf için 1 milyon Euro verilirken de sahneye çıktı bu ekonomi uzmanları. Peki bu oyuncuların katkılarıyla Beşiktaş çifte kupa şampiyonu olduğunda hangi biri hatalarını kabul edip özür diledi.

5.5 Milyon Euro’ya Sol Bek Olur mu ?

İsmail 5.5 milyon Euro eder mi diye bir soru çıktı şimdi de. Evet eder. Bir sol beke dünyanın neresinde bu parayı veriyorlar diyen usta yazarlar var. Porstmouth’ lu sağ bek Glen Johnson için Liverpool’un 20 milyon Euro bonservis ödediğini unutmuyor muyuz?. İsmail gibi bu ülkenin ileri de milli formasını taşıyacak oyuncular biraz Avrupa arenasında baş göstermeye başlayınca 10 milyon Euro’dan aşağı vermeyin diyen de bu zihniyet değil mi?

Bugüne kadar hiç bonservis bedeli ile satılmamış Ferrari için 3.5 milyon Euro bonservis verilir mi diyenler var. 1 yıl önce bedelsize yakın bir ücretle Sivasspor tarafından alınan Bilica için 3 milyon Euro veriliyorsa, bu yılın müzmin yedeği olacak Özer için 4,5 milyon Euro veriliyorsa, hayatında hiç bonservis bedeli ile transfer yüzü görmemiş ve ülkesinin dışına hiç çıkmamış Cristian Baroni için 6 milyon Euro veriliyorsa, İtalya Liginin en az gol yiyen takımlarından Genoa’nın 33 maçında 90 dakika forma giymiş defans oyuncusu size bedavaya mı gelecek.

Sevgili Beşiktaş Taraftarı,

Dikkatli olunması gereken bir döneme giriyoruz. Etrafınızda iki Brezilyalının kendi hesapları ile 3 yıllık maliyetinin 31 milyon euro olduğunu söylemeden sizin oyuncularınızın yıllar sonrası ile birlikte maliyetlerini hesaplayan, 2 yıldır takımlarında oynamamış oyuncuları 15 milyon Euro bonservis bedeli ile alarak bunu marifet gösterip bu ülkenin milli santraforunun 4.5 milyon Euro’luk bonservisini çok gören ekonomi uzmanları var.

Bu düşüncelerin peşinden giderek takımınıza zarar vermeyin. Özellikle bu ülkenin en iyi Teknik direktörlerinden biri olan Mustafa Denizli’yi kolay kaybetmeyin. Bu takım Galatasaray ve Manchester United’a yenilse bile sabırlı olun. Bu takımın geçen yıla göre kadrosundan güç kaybetmeden daha iyi duruma geldiğini unutmayın. Geçen yıl tarihlerinin en kötü döneminde olduğu bahanesi ile Beşiktaş’ın şampiyon olduğunu ileri süren ve daha ligin 3.haftasında şampiyonluğun iki adayı gösterilmeye çalışılan iki rakibi gözünüzde büyütmeyin.

Takımınıza sahip çıkın, son şampiyon olmanın, şampiyonlar ligi maçlarının keyfini çıkarın. Tahriklere kapılmayın. Sabır ve istikrar başarıyı getirecektir.

Ağu
27

Premier League’de 3. Hafta

By Editor  //  Futbol, Haberler  //  No Comments

Premier Lig’de 3. haftayı geride bıraktık ve lige fırtına gibi giren iki Londra ekibi Tottenham Hotspurs ve Chelsea FC takımları yollarına kayıpsız devam ediyorlar. Arsenal ve Manchester City takımları da tüm maçlarını kazanan ancak birer maç eksiği olan diğer iki takım durumundalar.

Liverpool-Aston Villa

Sezona her zamanki gibi lig şampiyonluğu parolasıyla girip ilk hafta Tottenham Hotspurs’a kaybeden Liverpool FC takımı haftanın sürprizini yaptı ve üçüncü haftada kendi evinde Aston Villa’ya da 3-1 kaybetti. Rakibine Anfield Road’da tam 8 senedir mağlup olmayan ‘Kızıllar’ böylece ilk üç haftada bir galibiyet ve iki mağlubiyet alarak son yıllardaki en kötü sezon açılışını yaptılar.

Kendi sahasında kaybettikleri bu maçın bir başka önemi ise 2007 Aralık ayında Manchester United’a bu stadyumda kaybettikten beri 31 lig maçında burada kaybetmemiş olmalarıydı. Böylece bu serinin de sonuna gelinmiş oldu.

Londra Ekipleri


Bu sezon Londra takımları lige müthiş bir başlangıç yaptılar desek fazla abartmış olmayız sanırsam. Rus milyoner Abramoviç’in takımı Chelsea FC zaten her sezona ligde ve Avrupa’da kupa iddiası ile giriyor ancak son sezonlarda iki kulvarda da istediklerini elde edemiyorlardı. ‘Maviler’ üçüncü haftada da Fulham’ı Drogba-Anelka ikilisinin birbirlerine yaptıkları asistlerle 2-0 yendiler ve lig maratonuna üçte üç ile girdiler. Bakalım Carlo Ancelotti yönetiminde ligde ve Şampiyonlar Ligi’nde başarıya ulaşabilecekler mi?

Chelsea’nin ihtişamına sahip olmasa da güçlü taraftar grubu ve derin kadro yapısıyla sezona rüya gibi giriş yapan bir diğer Londra ekibi ise Tottenham Hotspurs. Ligin açılış maçında müthiş bir mücadele örneği gösterip Liverpool’u devirmişlerdi ve üçüncü haftada da zorlu West Ham deplasmanından 3 puan çıkarmayı başardılar. Bakalım Harry Redknapp yönetimindeki ‘Spurs’ bu formunu sezon sonuna kadar devam ettirebilecek mi?

Bu sezona hızlı giren son Londra ekibi de genç kadrosu ve etkileyici rotasyon sistemiyle başarıyı kovalayan Arsene Wenger’in Arsenal ekibi. Hafta içi oynanan Şampiyonlar Ligi Play-off mücadelesi nedeniyle Bolton ile oynamaları gereken maç ertelenmişti. Üçüncü haftada ise Emirates Stadı’nda Portsmouth’u 4-1 ile geçtiler ve onlar da oynadıkları iki karşılaşmadan iki galibiyet çıkarmış durumundalar. Bu sezon İngiltere’de futbolun kalbi Londra atacak gibi görünüyor.

3. Hafta Toplu Sonuçlar

Liverpool 1-3 Aston Villa,

Fulham 0-2 Chelsea,

Burnley 1-0 Everton,

West Ham 1-2 Tottenham,

Arsenal 4-1 Portsmouth,

Birmingham 0-0 Stoke City,

Hull City 1-0 Bolton,

Manchester City 1-0 Wolverhampton,

Sunderland 2-1 Blackburn

Wigan Athletic 0-5 Manchester United.

Ağu
20

İngiltere Premier Lig 2. Hafta

By Emir Güney  //  Futbol, Haberler  //  No Comments

İngiltere Premier Lig’de ikinci hafta maçları oynandı. UEFA Avrupa Ligi ve Şampiyonlar Ligi Play-off turu ilk maçlarının da bu hafta içinde oynanıyor olması nedeniyle bu kupalardan herhangi birinde yer alan takımların maçları ileri bir tarihe ertelendi.

Son yıllarda UEFA’nın daha çok takımı organizasyonlarına dâhil edebilmek amacıyla UEFA maç takvimine daha fazla eleme turu ve daha fazla maç eklemesinden dolayı özellikle yirmi takımdan oluşan Avrupa liglerinde bu tür ertelemeleri daha sık görür olduk. İngiltere maç erteleme konusunda nam salmış ülkelerden biri. Ancak FA (İngiltere Futbol Federasyonu) bu konuda çaresiz. Önümüzdeki yaz Güney Afrika’da Dünya Kupası maçlarının da oynanacağını düşünürsek ülke federasyonlarının bir şekilde ligleri Haziran ayına kadar bitirmesi gerekiyor. Durum böyle olunca da sezon içerisindeki en ufak boşluk bile lig maçları için değerlendiriliyor.

İkinci Haftanın Değerlendirmesi

Gelelim on maçın dördünün ertelendiği ikinci haftanın değerlendirmesine. İlk hafta Tottenham’a yenilip lige kötü bir giriş yapan Liverpool 2008-2009 sezonunun başında Premier Lig’e çıkan ve birçok otoriteyi yanıltıp mütevazı kadrosuyla bu ligde kalmayı başaran Stoke City karşısında 4-0 lık rahat bir galibiyet aldı. Fenando Torres’in erken golüyle oyunun kontrolünü ele geçiren ‘Kızıllar’ kendilerini fazla sıkmadan maçı kazanmayı bildiler.

Şampiyonluğun en büyük adaylarından bir başkası olan Chelsea takımı da geçtiğimiz sezon bir mucizeyi gerçekleştirip kümede kalan Sunderland’i deplasmanda 3-1 yendi ve ikinci haftayı da kayıpsız geçti. Sunderland 18. dakikada flaş transferi Darren Bent ile öne geçse de, Michael Ballack, penaltıdan Frank Lampard ve Deco’nun attığı gollere engel olamayıp sahayı boynu bükük terk ettiler.

Tottenham’dan İyi Çıkış

Sezona Liverpool galibiyetiyle hızlı başlayan Tottenham Hotspurs bu galibiyetin boşuna olmadığını gösterircesine Hull City’i de deplasmanda 5-1 lik skorla geçti. Böylece maç fazlası ile Premier Lig’de liderliğe oturdu. İlk haftanın ardından Tottenham Hotspurs’un bu sezon ilk üç sıra için iddialı bir takım olacağından bahsetmiştik. İkinci haftanın ardından da gördük ki bu yorumumuzu boşa çıkarmayacak gibiler. Ayrıca bireysel anlamda Tottenham forveti Jermain Defoe’nun hat-trik yapması da hücum hattındaki rekabetin üst düzeyde olduğunun bir göstergesi. Robbie Keane, Peter Crouch ve Roman Pavluychenko’nun da kadroda olduklarını düşünürsek Tottenham vurucu timinin bu sezon çok can yakacağını anlayabiliriz.

Haftanın Sürprizi Burnley’den


Haftanın sürpriz skoru ise lige yeni çıkan Burnley takımının son üç sezonda Premier Lig’in şampiyonu olan Manchester United takımını kendi sahasında 1-0 yenmesi oldu. İlk hafta bir başka yeni ekip olan Birmingham’ı gösterişsiz bir futbol ile 1-0 yenen Manchester takımı, bu sefer 19. dakikada gelen Robert Blake golüne cevap veremedi ve sahadan mağlup ayrıldı. Maçın geneline baktığımızda topla daha çok oynayan ve daha istekli olan tarafın Manchester United olduğunu görüyoruz. Ancak geçmiş yıllara oranla ortasahada daha çok hata yapan ve hücum organizasyonlarında son vuruşu iyi gerçekleştiremeyen bir Manchester United vardı sahada. Burnley son 20 dakikada sadece topu uzaklaştırmaya çalışmakla yetinse de ‘Kırmızı Şeytanlar’ ellerine geçen fırsatları cömertçe harcayarak mağlubiyeti hak ettiler.

2. haftanın toplu skorları şu şekilde:

Liverpool 4-0 Stoke City

Birmingham 1-0 Portsmouth

Burnley 1-0 Manchester Utd

Hull City 1-5 Tottenham Hotspurs

Sunderland 1-3 Chelsea

Wigan 0-1 Wolverhampton

Ağu
18

İngiltere Premier League-Hafta 1

By Emir Güney  //  Futbol, Haberler  //  1 Comment

Merakla beklenen, dünyanın en prestijli ligi olarak da gösterilen İngiltere Premier Ligi geçtiğimiz haftasonu oynanan maçlarla yeni sezona merhaba dedi. Takımların yeni transferlerini de canlı olarak izleme şansı bulabildiğimiz ilk hafta birbirinden çekişmeli maçlara sahne oldu.

İlk haftanın ardından oynanan on maçta hiç beraberlik olmaması enteresan bir durum oluşturdu. Bu durumda lig sıralamasındaki ilk on takım 3 puanda ve son on takım da 0 puanda bulunuyor.

Arsenal’den Süper Başlangıç

İlk haftanın en heyecan verici ve ilgi çekici maçını seçmek gerekirse fazla zorlanmayacağımızı söyleyebilirim. Goodison Park’ta oynanan Everton-Arsenal maçı hem tempo itibariyle hem de skor olarak haftanın maçı durumunda. Arsenal takımı genç oyunculardan kurulu kadrosuyla maçı 1-6 kazandı ve bu sezon şampiyonluk için ne kadar iddialı olduklarını herkese gösterdiler. Her sezon başında olduğu gibi yapılan anketlerde Manchester United ve Chelsea en büyük aday olarak görülürken onların ardından Liverpool ve dolar milyarderi sahibi ile Manchester City takımları en iddialı takımlar olarak görünüyordu. Ancak Everton maçı ardından gördük ki Arsenal takımı da deneyim eksikliğini yetenekleriyle kapatan genç kadrosuyla şampiyonluk için önemli bir aday.

Arsenal maçını haftanın maçı seçmemdeki neden tabiki sadece skor değil aynı zamanda sahada oynanan futboldu. Ancak futbol kalitesi üst düzeyde olan bir maç daha vardı ki belki de haftanın maçı olmada Arsenal maçını ciddi anlamda zorladı.

Tottenham, Liverpool’a Geçit Vermedi


Her sezon olduğu gibi ligde şampiyon olmanın en önemli hedefleri olduğunu belirten Liverpool takımı ,Premier Lig’in kalburüstü takımlarından Tottenham’a konuk oldu. Futbol kalitesinin üst düzey olduğu maçta Ekotto ile öne geçen Tottenham, Liverpool’a oranla daha sert bir futbol oynayarak rakibine rahat oyun kurma izni vermedi. İki taraf da birbirlerine bariz bir üstünlük kuramasalar da, Tottenham ev sahibi olmanın verdiği avantajla daha çok pozisyona giren takım olarak göze çarptı. Liverpool takımındaysa Portsmouth’dan alınan Glen John son en etkili isim olarak göründü. Maç 1-0 giderken iki kişiyi çalımlayıp ceza alanına giren Johnson, kaleci Heurelho Gomes’in zamanlama hatası yüzünden yerde kalınca, kaptan Steven Gerrard penaltı vuruşuyla durumu eşitledi. Ama beraberlik sadece üç dakika sürdü çünkü kullanılan frikikte barajdan seken topu önüne alan Tottenham’ın Newcastle’dan yeni transferi Sebastien Bassong sol ayağıyla mükemmel bir gole imza attı. Geriye kalan yarım saatte de gol olmayınca Liverpool sezona mağlubiyetle başlamış oldu.

Genel Görünüm

İlk haftanın ardından Premier Lig’in bu sezon çok heyecan verici bir sezon yaşayacağımızı söyleyebiliriz. Özellikle her sezon şampiyonluk için kıyasıya mücadele eden Manchester United ve Chelsea takımlarının kupayı kaldırmak için bu sezon ciddi rakipleri olacak. Yukarıda bahsettiğimiz gibi Liverpool takımı artık oturmuş kadrosuyla iddialıyken, Tottenham takımı da Liverpool maçındaki futbolunu sezona yansıtabilirse sürpriz şampiyon olarak sezonu tamamlayabilir. Ayrıca Manchester City bu dört takımın ardından en iddialı takım olarak göze çarpıyor. Manchester City’de Arsenal’den alınan Emmanuel Adebayor çıktığı ilk resmi maçın daha 3. dakikasında Bolton’a golü atarak ne kadar doğru bir transfer olduğunu kanıtladı. City’nin ezeli rakibi Manchester United takımı haftanın en sessiz galibiyetlerinden birini lige yeni çıkan Birmingham’a karşı 1-0 ile alırken, haftanın sürprizini de kendi sahasında Wigan Athletic’e 2-0 yenilen Aston Villa takımı gerçekleştirdi.

Premier Lig’de maçların toplu skorları şu şekilde:

Chelsea 2-1 Hull City,

Aston Villa 0-2 Wigan Athletic,

Blackburn 0-2 Manchester City,

Bolton 0-1 Sunderland,

Portsmouth 0-1 Fulham,

Stoke City 2-0 Burnley,

Wolverhampton 0-2 West Ham United,

Everton 1-6 Arsenal,

Manchester United 1-0 Birmingham,

Tottenham 2-1 Liverpool

Ağu
16

Manchester’ın 7 Harikası

By Volkan Koç  //  Futbol  //  2 Comments

cantona

Michael Owen, taraftarların gönlünü fethetmesi halinde; Best, Coppell, Robson, Cantona, Beckham ve Ronaldo’nun ardından Manchester’ın yedinci harikası olması ihtimali büyük.

Futbol formalarında 7 numaranın ayrı bir karizması vardır. Önce akıllara doğal olarak Raul gelir. Eski başkan Roman Calderon ‘O forma Real Madrid’de müzeye konması, emekliye ayrılması gerekir’ der. Nitekim tüm Beyazlılar da Raul’dan başkasına o formayı yakıştırmaz. David Beckham bile, döneminde 7 numaranın en popüler mirasçısı olmasına rağmen o beyaz 7′yi sırtına geçiremedi.

O 7 numaranın uğuruna inananlar sadece Real Madridli taraftarlar değil. Beckham’dan hatırlayacağınız gibi, İngiltere’nin en büyük ekiplerinden Manchester United’da da benzer bir durum söz konusu olmuştur sürekli, yalnız küçük bir farkla. Sir Alex Ferguson, o 7 numaralı formayı her seferinde sergiye sunar. Calderon gibi müzeye koyup tozlandırmayı düşünmektense, o değeri her seferinde yeşil sahaya sürer ve beraberinde yeni değerler de yaratmasına izin verir: Bilinir ki Kırmızı Şeytanlar’da o sihirli formayı kim giyerse giysin, o oyuncu efsaneleşmeden o forma sırtından çıkmaz, çıkamaz!

cronaldo

7 numaralı Kırmızı Şeytanlar

Önce George Best idi, bu büyülü formanın sahibi. Belki de 7 numara Best’i efsaneleştirmemiş, Best 7 numaraya o sihri katmıştı. Best, 1968′de Avrupa’da Yılın Futbolcusu seçilirken, takımının parlak günler geçirmesinde büyük pay sahibi oluyordu. Pele, Best için ‘ismi gibi en iyisi’ yorumunu yaparken, gelecek yıllarda Maradona da idolünün Best olduğunu gizlemeyecekti.

Best’in ardından sırasıyla Steve Coppell ve Bryan Robson bu formanın sahibi oldu. Steve Coppell’ın erken yaştaki sakatlığı bile futbolunun güzelliğini gizlemekten alıkoymamıştı. Bryan Robson güzel futbolunun yanında nitelikli kişiliğiyle, 13 senelik Man Utd kariyerinde 12 senelik kaptanlık yapma onuruna sahip olmuştu.

Peki ya sonrası? Eric Cantona’yı hatırlamayan var mı aranızda? Bir ikon, ilginç kişilik ve kalkık yaka! O yıllarda sokakta futbol oynayan çocukların yakaları hep kalkık olurdu, (kendimden bilirim:)) 7 numaraya en çok ona yakıştırırdım.

Bir başka 7 numara da David Beckham. Serbest vuruşlarıyla ve özel hayatıyla gündemden hiç düşmedi. Aslında Ferguson’la aralarındaki ego çekişmesi olmasaydı, kendisini daha uzun yıllar Manchester forması ile görmemiz muhtemeldi.

Ve son olarak, o 7 numaralı forma 94 milyon Euro’luk bir değer yarattı. Hepimizin bildiği gibi, Cristiano Ronaldo daha genç yaşına rağmen Manchester’da rekorları alt üst etmeye başlamıştı ki, Los Galasticos projesinin ihtişamına ‘hayır’ diyemeyerek o efsane formayı yeni sahibine bıraktı.

Eski bir Liverpoollu’nun Sırtındaki Yeni 7 numara

michaelowen_23250921

Son olarak eski 7 numara 94 milyon Euro ile Madrid’in yoluna düşerken, yeni 7 numara bedelsiz olarak Old Trafford’un kapısından içeri girdi. Manchester United taraftarları Michael Owen’ın sembol haline gelen bu formaya yakışıp yakışmayacağın henüz karar veremediler. Ancak gönülleri fethetmesi halinde; Best, Coppell, Robson, Cantona, Beckham ve Ronaldo’nun ardından Manchester’ın yedinci harikası olacak.

O sihirli formanın Michael Owen’a ikinci bir bahar yaşatma konusunda yardımcı olması bekleniyor. 7 numaralı Kırmızı Şeytanlar listesindeki sembollerin yanına eski bir Liverpoollu’nun da eklenmesi United taraftarlarını ne derece memnun eder bilinmez ama, Michael Owen’ın Liverpool dönemindeki o eski formuna kavuşması halinde, tüm futbolseverlerin Ferguson’un futbol zekasına bir kez daha hayranlık duyacağı kesin.