Browsing articles tagged with " Hidayet Türkoğlu"
Oca
29

Hidayet Türkoğlu’nun “Ball” Röportajı

By Editor  //  Basketbol, Flaş, NBAMag  //  No Comments
hedo-ball2

Fotoğraflar: Güney Cüceloğlu (Kaynak göstererek kullanabilirsiniz)

Dün gece muhteşem bir maç oynayan ve 26 sayı üreten Hedo, maç sonrası kendisine sorulan soruya verdiği cevapla ortalığı karıştırdı. Fakat sunucu ve Hedo’yu takip edenler ne demek istediğini iyi anladılar. Hedo, oyun kuruculardan top beklemek yerine hücumda oyunu yönlendiren, topla daha fazla oynaması gereken kişi olduğunu ima ediyordu ve son derece de haklıydı.

sunucu- what was different for you tonight in terms of just setting the tone with your game in this game?
hedo- ball

Dün oynanan ve bizim de Toronto benchinden izlediği karşılaşmadan fotoğraflara Güney‘in fotoğraf blogundan ulaşabilirsiniz.

ball

Hedo'nun "ball" dediği an. Fotoğrafı kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Ara
29

Türkoğlu’nun Keyfi Yok

By Editor  //  Basketbol, NBAMag  //  2 Comments

Yedeklikten kurtulduğu Orlando Magic’te daha çok insiyatif alması ile performansını arttıran ve geçtiğimiz yaz 53 milyon dolarlık bir kontrat karşılığında Toronto Raptors ile anlaşan Hidayet Türkoğlu, Toronto’da henüz bekleneni veremedi.

Geçtiğimiz iki sezonda yakaladığı 16.8 ve 19.5′lik sayı ortalamalarının altında kalan Hido, bu sezon 13.9 sayı, 4.6 ribaund ve 4.5 asist ortalaması ile oynuyor. Geçtiğimiz sezona göre oynadığı sürede 3 dakikalık bir düşüş yaşayan, ancak şut yüzdesini arttıran Hido için beklentileri karşılayamadığı yönünde eleştiriler belirmeye başladı.

Son 2 maçta, sezon başından beri  32 maçta 15 galibiyet alan takımı Toronto’yu 11 sayı 11 asist ile İtalyan Andrea Bargnani’nin 21 sayısına eşlik ederek Detroit Pistons karşısında önce deplasmanda 30 sayılık (94-64)  ardından da Toronto’daki maçta 14 sayı ve 6 asistle bir başka bir galibiyete taşıyan Hidayet, içinde bulunduğumuz Aralık ayında fazlasıyla tartışıldı.

Son 4 maçını kazanan Toronto’da Hidayet üzerine olan eleştiriler biraz durulsa da geçtiğimiz günlerde TorontoSun‘a yansıyan haberde Hidayet de performansından memnun olmadığından, takıma zamanla alıştığından bahsetti. Hidayet’in takıma alışması derken genelde tartışılan konu topla daha az oynadığı. İspanyol guard Jose Calderon’un oyunda topu fazla elinde tutan bir oyun kurucu olması nedeniyle Hidayet’e fazla top gelmediği konuşuluyor.Hidayet’in topla oynamadığında hırsını ve konsantrasyonunu kaybettiği, Orlando Magic’teki başarısının ardında kendisine biçilen rol olduğu da iddia ediliyor.

Özellikle geçtiğimiz yazı playoffların ve Avrupa Basketbol Şampiyonası’nın yoğun trafiği ile geçiren Hido’nun 58 günde 32 maç yapması da başarısızlığının veya bir başka deyişle durgunluğunun ardında yatan faktör olarak gösteriliyor. Antrenör Jay Triano da Hidayet’in istediği grafiği göstermesinde kendisine ait sorumluluğu kabul ettiğini söylüyor. Hidayet’i yeni yeni tanımaya başladığını, ondan nasıl faydalanacağını gün geçtikçe daha iyi anladığını söyleyen Triano, aslında 11 Aralık’taki demecinde Hidayet’in zor zamanlarda top almadığına dair eleştirileri kabul etmeyip Washington ve Phoenix maçlarını örnek göstermişti. Bu maçlarda Hidayet zor anlarda eline top almıştı.

Son 11 maçta 7 galibiyet alan Toronto’da Hidayet’in de bu çıkışta bir katkısı var. Bu katkının nedeni olarak Jose Calderon’un sakatlığından dolayı oynayamaması ile yerine geçtiğimiz sezon Orlando’da beraber oynadığı Jameer Nelson’a benzer bir oyun kurucu olan Jarrett Jack’in oynaması ve Hido’nun bu değişiklikle beraber daha çok topla buluşması gösteriliyor. Blog yazarı Tim Chisholm‘a göre Hidayet’in üzerindeki eleştiriler adaletli değil. Genel menajer Bryan Colangelo’yu suçlayan Chisholm, Hido’nun nasıl bir oyuncu olduğunun ve Toronto guardlarının nasıl oyuncular olduğunun bilindiğini ve Hido takıma alınırken top paylaşımı sıkıntısının gerçekleşeceğinin düşünülmesi gerektiğini söylüyor.

Sonuç olarak, Hidayet Türkoğlu, henüz istediği grafiği elde edemese de geçtiğimiz 9 yıldaki NBA performansı ile yeteneklerini ve oyun tarzını gösterdi. Önümüzdeki günlerde Toronto ve Hidayet’in nasıl entegre olacağı takımın performansını da belirleyecek gibi. Kötü giden şeylere rağmen Toronto halen Doğu Konferansının altıncısı durumunda.

Eyl
18

Çeyrek Finalde Kaldık

By Oytun Özer  //  Basketbol  //  13 Comments

Bir Çuval İnciri Berbat Ettik!

Yunanistanla yarı final mücadelesine çıkan 12 Dev Adam, kötü oynadığı karşılaşmayı üst düzey çabasıyla uzatmaya götürmeyi başardı. Uzatmada yine oyuna ortak olma şansı yakalayan milli takım, son hücumu kullanan Ender Arslan’ın daha süre varken metrelerce uzaktan “salladığı” üçlükle mağlup oldu: 74-76.

İlk Yarıda Ribaund Mücadelesinde Yenildik

Yunanistanla kritik çeyrek final karşılaşmasına çıkan 12 Dev Adam, karşılaşmaya Kerem Tunçeri – Ömer Onan – Hidayet Türkoğlu – Ersan İlyasova – Ömer Aşık beşiyle başladı. İki takımın da kontrollü oynayarak başlamaya çalıştığı karşılaşmada milli takımımız ilk 3 dakikayı 7-2 önde geçti. Savunma konsantrasyomuzda sıkıntılar yaşamamız nedeniyle 2 dakika içinde farkı kapatan Yunanistan, skoru 7-7’ye getirdi. Dipten çıkardıkları topların ardından alan savunmasına dönen milli takımımız, Slovenya maçında olduğu gibi alan savunmasında koordine olamadı ve birebir eşleşmelerde sıkıntı yaşayan Yunanistan rahatça hücum etti. Ribaundlarda etkisiz kalan takımımız, Ömer Aşık’ın üst üste hataları nedeniyle savunmada büyük sıkıntı yaşadı ve birçok hücum ribaundu toplayan Yunanistan ilk çeyreği 14-17 önde tamamladı.

İkinci çeyreğe Semih Erden – Ömer Aşık değişikliğiyle başlayan milli takımımız, Sofoklis Schortsanitis’i savunan Semih Erden’in zorlanması nedeniyle savunmasında oldukça güçlük çekti. Bu oyuncunun sertliğine ve kalıbına gerekli cevabı veremeyen 12 Dev Adam, ilk üç dakikayı 16-24 geride geçti ve 3 faule ulaşan Semih Erden yerine oyuna Oğuz Savaş’ı aldı. Bu dakikalarda çok daha istekli ve konsantre olan Yunanistan, skor üstünlüğüyle bu durumunun karşılığını aldı. Milli takımımızda ise daha önce hiç forma giymeyen Barış Hersek’in geriye düştüğümüz bölümde oyuna girmesi, oldukça ilginç bir tercihti. İki uzunla oynamamıza rağmen Ioannis Bourousis’e hücum ribaundlarını kaptıran ve pota altında yeterli mücadeleyi sahaya koyamayan millilerimiz, Yunanistan’ın oyunun kontrolünü elinde tuttuğu bölümde farkın açılmasına izin vermedi ve son 3 dakikaya 24-27 Yunanistan üstünlüğüyle girildi. Hücumda organize olamayan ve sahada istediklerini yapamayan milli takımımız, belki de turnuvada oynadığı en kötü 20 dakikayı sadece 3 sayı geride bitirerek galibiyet şansını ikinci yarıya taşıdı: 26-29.

Milli takımımız, ilk yarıda hücumda hiçbir varlık gösteremezken savunma ribaundlarını da bir türlü alamadı. Gerekli direnci ve mücadeleyi sahaya koyamayan milli takımımız, ilk çeyrekte biraz kıpırdanan Ömer Onan ve ikinci çeyrekte birkaç önemli sayı bulan Ender Arslan dışında hiçbir önemli oyuncusundan beklediği katkıyı alamadı. Hidayet Türkoğlu, Ömer Aşık, Kerem Tunçeri, Semih Erden, Oğuz Savaş, Ersan İlyasova gibi çok şeyler beklediğimiz oyuncular, sahada varlık gösteremediler. Tüm bu olumsuzluklara ve Yunanistan’ın ribaundlardaki ezici üstünlüğüyle beraber her seferinde 2 veya 3 kez hücum etmesine rağmen düşük şut yüzdesi ve yaptığı top kayıpları sayesinde milli takımımız oyuna ortak olarak ilk yarıyı kapattı. İlk yarıda hakemlerin tüm takdir haklarını Yunanistan lehine kullanması ve oyuncularımıza yapılan bariz faulleri es geçmesi, maç öncesi korkularımızın yerinde olduğunu gösteriyordu.

Hatalar Oyunu

Maçın ikinci yarısına Kerem Tunçeri – Sinan Güler – Ömer Onan – Ersan İlyasova – Oğuz Savaş beşiyle başlayan 12 Dev Adam, pota altında Oğuz Savaş’tan ısrar ederek etkili oldu ve 2 dakikanın ardından 32-31 öne geçti. Ancak savunma konsantrasyonunda sorun yaşayan ve yine basit ribaundları veren milli takımımız, bir türlü rakibine üstünlük kuramadı. Oyuna Sofoklis Schortsanitis’i alarak yine pota altına oyunu yığmaya çalışan Yunanistan, bu bölümde oyunun kontrolünü elinde tutan takımdı. Ribaundları toplayan ve skor üstünlüğünü elinde tutan Yunanistan, ribaund zaafiyetimizden fazlasıyla yararlandı ve neredeyse her hücumu 2-3 kez kullandı. Tüm bu olumsuzluklara rağmen son 2 dakikayı 42-42 berabere geçen 12 Dev Adam, skorda geriye düşmesine rağmen Kerem Tunçeri’nin iki mucize atıştan isabet bulmasıyla son çeyreğe 1 sayı farkla 46-47 geride girdi.

Son çeyreğe Vasileios Spanoulis’in iki serbest atıştan bulduğu sayılarla başlayan Yunanistan, dönen hücumda Ömer Aşık’ın kendisine yapılan faulden doğan iki serbest atışı yine kaçırmasıyla 46-50 geriye düştü. Yine hücum ribaundlarında etkili olan Yunanistan, her hücumu birkaç kez kullanmaya devam etti ve ilk 3 dakikayı 48-52 önde tamamladı. İlk defa biraz kıpırdanan ve Kerem Tunçeri’nin skora katkısına ilk çeyrekte yaşadığı sakatlığından etkilenen Ersan İlyasova’nın oyunu forse ederek katılmasıyla etkili olan 12 Dev Adam, bitime 6 dakika kala yakaladığı seriyle 53-52 öne geçti ve Yunanistan’a mola aldırdı. Son dakikalarda iyice heyecanlanan oyunda nihayet Hidayet Türkoğlu ortaya çıktı ve milli takımımız bitime 4 dakika kala 58-55’lik skorla üstünlüğünü korudu.

Mola alan Yunanistan’a karşı hücum kullanan 12 Dev Adam, kendisine faul yapılan Ömer Aşık’ın iki serbest atışından birini sayıya çevirmesiyle skoru 59-55’e getirdi. Hücum organizasyonunu tamamiyle Vasileios Spanoulis’e yıkan Yunanistan, bu oyuncunun serbest atış çizgisinden bulduğu sayılarla etkili oldu ve son 3 dakikaya milli takımımız 60-57 önde girdi. Hidayet Türkoğlu’nun bulduğu üç sayılık atışın ardından yine Vasileios Spanoulisle faul çizgisine giden Yunanistan, skoru 63-58’e getirdi. Topu kullanan Hidayet Türkoğlu’nun hatalı yürümesinin ardından Nikos Zisisle üç sayılık isabet bulan Yunanistan, kullandığımız hücumda ilk defa hücum ribaundu alan Ömer Aşık’ın kendisine yapılan faullerden doğan serbest atışları kaçırmasıyla farkı 2’ye indirmiş oldu: 63-61. Yaptığımız iyi savunmanın ardından hızlı hücum kullanan milli takımımız, Ömer Onan’ın gereksiz erken kullandığı üç sayılık atışı kaçırmasının ardından hızlı gelen Yunanistan’ın Georgios Printezisle bulduğu üç sayılık isabetle 36 saniye kala 63-64 geriye düştü. Hücumu kullanan milli takımımız, Hidayet Türkoğlu’nun akıl almaz hatasıyla kaybettiği topun ardından 18 saniye kala taktik faul yaptığımız Nikos Zizis’in iki serbest atıştan birisini sayıya çevirmesiyle 63-65 geriye düştü. Alınan molanın ardından son hücumu kullanan millilerimiz, Ender Arslan’ın teke tek oynadığı oyunda bulduğu isabetli turnikeyle beraberliği sağladı ve maçı uzatmaya götürdü: 65-65.

Bu Kadar Hataya Ancak Bu Kadar!

Uzatmaya Ersan İlyasova’nın pota altından bulduğu sayıyla başlayan millilerimiz, dönen hücumda Hidayet Türkoğlu’nun yaptığı basit faulle Nikos Zisis’i serbest atış çizgisine gönderdi ve bu oyuncunun serbest atışları sayıya çevirmesiyle skora yine denge geldi: 67-67. Hücumu iyi kullanamayan millilerimiz, uzatmanın bundan sonraki bölümünde akıl almaz hatalar yaptı ve 2 dakika kala 67-72 geriye düştü. Bir top kaparak hızlı hücumda Kerem Tunçeriyle sayı bulan milli takımımız, bir sonraki pozisyonda iyi savunma yapmasına rağmen hakemlerin yarattığı pozisyonla 69-75 geriye düştü. 1 dakika kala Ersan İlyasova’nın üç sayılık atışıyla farkı tekrar 3 sayıya indiren milli takımımız, Yunanistan’ın yaptığı basit top kaybının ardından Hidayet Türkoğlu’nun sayısıyla 37 saniye kala skoru 74-75’e getirdi. Eline gelen şansı saçma sapan bir şut kullanan Hidayet Türkoğluyla adeta çöpe atan milli takımımız, taktik fauller yaptığı Nikos Zisis’in iki serbest atıştan birini sayıya çevirmesiyle iki sayı geriye düştü. 10 saniye kala hücumu kullanan milli takımımız, Ender Arslan’ın çok uzun mesafeden saçma sapan bir üç sayılık atış denemesiyle bir uzatma fırsatını daha çöpe attı ve rakibine çeyrek final biletini hediye etti.

Hiç Yakışmadı

Milli takımımız, maç boyunca akıl almaz sayıda fazla hata yaptı ve rakibine çeyrek final biletini kendi elleriyle verdi. Güvendiği yıldızlarından katkı almayan, ribaundlarda rakibine yenilen ve çok daha iyi bir kadroya sahip olmasına rağmen bir türlü sahaya ağırlığını koymayan milli takımımız, çok kötü bir takıma yenilerek bir avuç inciri berbat etti. Milli takımımızı bu turnuvada ilk defa bu kadar kötü gördüm.

Bunların hepsinin yanında bir soruyu da sormak istiyorum: “Sen ne yapmaya çalışıyorsun Ender Arslan?”. Son hücumda 2 sayı gerideyken ve süremiz varken metrelerce uzaktan saçma sapan bir üçlük atış kullanan Ender Arslan, tüm turnuva boyunca yaptığı olumlu işlerin hepsine sünger çekti. Ender Arslan’ın yaptığı bu düşüncesizce davranış, turnuvanın başından beri emek veren takım arkadaşlarına, tribünde destekleyen taraftarlara ve ekranlarda takımı takip eden milyonlarca izleyiciye karşı yapılan bir hakaretti. Bu kadarı artık fazla, maç içinde herşey olabilir, ama bu kadar bencilce bir davranış Türkiye’yi temsil eden bir milli takım oyuncusuna hiç yakışmıyor.

Milli takımımızın güvendiği dağlara karlar yağdı. 17’si hücum ribaundu olmak üzere toplam 47 ribaund alan Yunanistan’a karşı milli takımımız ancak 28 ribaundda kaldı. Normalde uyuşuk bir oyuncu olan Antonios Fotsis (11 sayı, 13 ribaund), ribaundlarda adeta canımızı okudu. Kısalarımız ise, tek görevleri olan Vasileios Spanoulis’i (41:29 dakika, 23 sayı, 4 ribaund, 7 asist, 7 top kaybı, 6/9 üç sayı isabeti) durdurmayı beceremediler ve özellikle maçın sonundaki kritik anlarda bu oyuncuyu unutarak sınıfta kaldılar. Her zamanki gibi yine %46 gibi düşük bir isabetle serbest atışları kullanan millilerimizin yaptığı en olumlu iş, rakibini 19 top kaybına zorlaması oldu.

Milli takımımızı maç boyunca ayakta tutan isimler, skor yükünü üstlenen Ömer Onan (38:11 dakika, 13 sayı) ve kritik anlarda ortaya çıkarak direncimizi korumamızı sağlayan Kerem Tunçeri (36:00 dakika, 9 sayı, 5 asist) oldu. Bu iki oyuncuya biraz olsun katılan isim, çok düşük bir şut yüzdesiyle oynamasına rağmen mücadele eden Ersan İlyasova’ydı (37:13 dakika, 9 sayı, 7 ribaund, 3 top çalma, 3 blok). Oyunda sınırlı süre kalan Sinan Güler (14:18 dakika, 3 sayı, 2 ribaund), sahada olduğu sürede önemli bir katkı yapmasına rağmen nedense koç Tanjevic tarafından kenara alındı ve unutuldu.

Milli takımımızın uzunları, bu karşılaşmada sınıfta kaldı. Turnuva boyunca gözükmeyen Oğuz Savaş (16:45 dakika, 8 sayı, 5 ribaund, 3 top kaybı), uzunlar arasında nispeten en iyisiydi. Kötü bir gününde olan Ömer Aşık (23:10 dakika, 9 sayı, 4 ribaund), en kritik anlarda yine 5 serbest atış kaçırdı ve ribaundlarda da rakip uzunlarına yenildi. Disiplin ve konsantrasyon sorunu yine öne çıkan Semih Erden ise (07:34 dakika, 2 sayı, 2 ribaund), hiçbir varlık gösteremedi. Kısa bir süre oyuna giren ve oyuna alınmasına kendisi de anlam veremeyen Barış Hersek (03:48 dakika, 0 sayı, 0 ribaund), acemice bir 4 dakika geçirdi ve yararından çok zararı oldu. Milli takımımızın büyük umutlarını bağladığı Hidayet Türkoğlu (29:15 dakika, 13 sayı, 5 ribaund, 3 top kaybı) ise, saman alevi gibi parladı ve oyunun genelinde yine sahada yoktu. Kritik anlarda akıl almaz hatalar yapan ve herkesi kahreden Hidayet Türkoğlu, maalesef turnuvanın genelinde kendinden beklentilerin çok altında kaldı. Hidayet Türkoğlu’nun son saniyelerde yaptığı üst üste hatalar ise, gerçekten herkesi şaşkınlığa uğrattı.

Son olarak Ender Arslan’a (18:46 dakika, 8 sayı) yine ayrı bir paragraf açıyorum. Maçın son bölümünde çıktığımız hızlı hücumda Ender Arslan müsait pozisyonda topu dışarı attı. Böyle hatalar genellikle eleştirilmez, ki ben de eleştirmiyorum. Ancak, maçın sonunda daha süre varken müsait pozisyon aramak yerine metrelerce uzaktan üç sayılık atış “sallayan” Ender Arslan’ sadece eleştirmiyorum, kendisine aşkolsun diyorum. Başta kendinin olmak üzere herkesin emeğine yazık ettin Ender Arslan, sana hiç yakışmadı…

Eyl
17

Çeyrek Finaldeki Rakibimiz Yunanistan

Dün akşam Slovenya’ya mağlup olarak grubunu ikinci sırada tamamlayan 12 Dev Adam, karşı grubun üçüncüsü Yunanistanla eşleşti. Son dönemde basketbolda büyük başarıları olan Yunanistan, kadroda olmayan birkaç önemli oyuncusunun eksikliğini fazlasıyla hissediyor. Yunanistan milli takımına bir göz atalım.

Son Dönemin Parlayan Yıldızı Yeniden Yapılanıyor

Basketbolun oldukça ilgi gören bir spor olduğu Yunanistan, 2003 senesinden beri basketbolunda ciddi bir çıkış yakaladı. 2003’deki Avrupa Şampiyonası’nı beşinci bitiren Yunanistan, 2004 yılında katıldığı Atina Olimpiyatları’nda yine beşinci oldu. Sırbistan’da oynanan 2005 Avrupa Şampiyonası’nda şampiyonluğa ulaşarak tarihinin ikinci Avrupa şampiyonluğuna ulaşan rakibimiz, yarı finalde Amerika Birleşik Devletleri’ni elediği 2006 Dünya Şampiyonası’nda ikinci olarak başarılarına bir yenisini daha ekledi.

Bu başarılardan sonra düşüşe geçen Yunanistan, 2007 yılında İspanya’daki Avrupa Şampiyonası’nda dördüncü, 2008 yılında Pekin Olimpiyatları’nda da beşinci oldu. 2009 Avrupa Şampiyonası ise, Yunanistan için yepyeni bir dönemi başlattı. Takımın son dönemde kazandığı başarıların kilit isimleri olan Thodoros Papaloukas, Dimitris Diamantidis, Lazaros Papadopoulos, Dimos Dikoudis, Michalis Kakiouzis, Panagiotis Vasilopoulos, Kostas Tsartaris, Nikos Hatrivrettas ve koç Panagiotis Giannakis, bu turnuvada Yunanistan kadrosunda yer almıyorlar.

Yunanistan’ın başarılı döneminden takımda kalan isimler arasında NBA tecrübesi olan yıldız oyun kurucu Vasileios Spanoulis, Avrupa’nın tanınmış forvetlerinden Antonios Fotsis, pota altındaki güçlü pivot Yiannis Bourousis, önemli bir tecrübeye sahip olan gard Nikos Zisis, kenardan gelerek destek veren 4 numara pozisyonundaki Georgios Printezis ve geniş kalıbıyla bilinen Yunan basketbolunun “Baby Shaq” olarak tanıttığı Sofoklis Schortsanitis bulunuyor. Ancak, Vasileios Spanoulis ve Antonios Fotsis dışında kalan diğer oyuncuların şampiyonluğa oynayacak kapasitede olmadığı bir gerçek.

Takıma yeni katılan isimler arasında ise son dönemde gösterdiği performansla milli takıma giren 31 yaşındaki oyun kurucu Ioannis Kalampokis, NCAA’de Florida Gators’dan mezun olduktan sonra Panathinaikos’a transfer olan genç oyun kurucu Nick Calathes, 4 numara pozisyonunda görev yapan Konstantinos Kaimakoglou, Panathinaikos’un şutör forveti Efstratios Perperglou, NBA takımlarından Utah Jazz formasını giyen Kostas Koufos ve fazla süre almayan 2.16’lık pivot Andreas Glyiadakis bulunuyor. Bu oyuncular içinde Efstratios Perperglou, Ioannis Kalampokis ve Nick Calathes, bu şampiyonada sivrilen isimler oldular.

Yunanistan milli takımının başında ise Litvanya’nın tanınmış koçlarından Jonas Kazlauskas bulunuyor. Zalgiris Kaunas efsanesini yaratan adam olarak bilinen Kazlauskas, birçok farklı kulüpte ve milli takımda önemli başarılar elde etti. Litvanya ve Çin milli takımlarının ardından Yunanistan’ın başına geçen tecrübeli koçun görev yaptığı kulüp takımları arasında Litvanya’nın iki köklü kulübü olan Zalgiris Kaunas ve Lietuvos Rytas ile Olympiakos bulunuyor.

Milli Takımımızın Şansı

Şampiyonanın birinci grup maçlarında nispeten zayıf rakipler olan Makedonya, İsrail ve Hırvatistanla karşılaşan Yunanistan, her üç karşılaşmayı da rahat ve farklı kazandı. İkinci grup maçlarında daha güçlü rakiplerle karşılaşan rakibimiz, zorlanarak kazandığı Almanya maçından sonra önce Rusya, ardından da Fransa karşısında iki mağlubiyet alarak grubunda üçüncülüğe kadar düştü. Sahadaki kadrosu kadar masa başında da güçlü bir takım olan Yunanistan’ın mağlup olduğu karşılaşmalarda Yunanistan lehine çıkan bazı düdükler oldukça dikkat çekiciydi. Özellikle Rusya maçının en kritik dakikalarında Yunanistan lehine çalınan iki düdük, herkesi şaşkınlığa uğrattı.

Yunanistan karşısında başarılı olmak için maçın her saniyesinde oyun disiplinini bırakmamalıyız ve savunmada mücadele ederken hücumda da oyun sistemimize sadık kalmalıyız. Özellikle son üç karşılaşmada hücumda oyun kurma işini oyun kurucularımıza bırakmadık ve bu nedenle oyun kurmakta zorlandığımız için oyuncularımızın bireysel başarılarıyla hücumda üretken olmaya çalıştık. Sistemine çok sadık bir takım olan Yunanistan karşısında başarılı olmak için mutlaka biz de kendi sistemimizle oynamalıyız. Eğer gerekli disiplini ve uyumu yakalarsak, Yunanistan’dan çok daha kaliteli kadromuzla rakibimize sahayı dar ederiz. Yunanistan’ın eski gücünde olmadığını ve kazandığı maçlarda dahi tatmin eden bir oyun ortaya koymadığını söylememiz gerekir. Ancak, Yunanistan ne olursa olsun Yunanistan’dır ve ülkeler arasındaki durum nedeniyle bu karşılaşmaya ekstra motive olacaktır. Aynı zamanda bu karşılaşmada sinirlerimize çok hakim olmamız lazım. Taraflı düdüklerle ve gereksiz sertlikle karşılaşabiliriz, tüm bu olaylar karşısında sakin kalmak ve kendi oyunumuza bakmak zorundayız.

Kilit Oyuncu Spanoulis

Panathinaikos’ta forma giyen ve kariyerinde NBA tecrübesi de bulunan yıldız oyun kurucu Vasileios Spanoulis (29.5 dakika, 15.7 sayı, 4.5 asist, 3.0 top kaybı), takımın en kilit oyuncusu durumunda ve takımın ihtiyacı olduğu dakikalarda el yakan topları rahatlıkla kullanmasıyla takımına önemli bir güven veriyor. Milli takımımızın kısalarının bu oyuncuya maç boyunca konsantre olması ve göz açtırmaması lazım. Şampiyonluklar yaşayan kadronun da önemli isimlerinden biri olan Spanoulis’e yapacağımız savunmanın başarısı, maçın kaderini belirleyen ana unsurlardan biri olacaktır. Bence bu oyuncuyu Ömer Onan ve Sinan Gülerle savunmamız ve diğer oyunculardan yardımları da getirmemiz gerekiyor.

Yunanistan’ın 2 numara pozisyonunda görev yapan gardı Nikos Zisis (26.2 dakika, 7.0 sayı, 3.7 ribaund), geçtiğimiz sezonu CSKA Moskova’da geçirdikten sonra bu sezon Montepaschi Siena’da forma giyecek. Uzun süredir Yunanistan milli takımında görev yapan Zisis, Thodoros Papaloukas ve Dimitris Diamantidis’in yer almadığı kadroda çok daha fazla süre almaya başladı. Ancak, şu ana kadar Zisis’in beklentilerin çok altında olduğunu ve iyi bir turnuva geçirmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Yunanistan’ın 3 numara pozisyonunda Panathinaikos’ta oynayan genç forvet Efstratios Perperoglou (23.2 dakika, 7.3 sayı, 2.5 ribaund) görev yapıyor. İsabetli şutlarıyla göz dolduran Perperoglou’yu savunmakta fazla zorlanacağımızı düşünmüyorum.

Maçın Kaderini Pota Altı Belirleyecek

4 numara pozisyonunda oynayan Antonios Fotsis (23.3 dakika, 8.7 sayı, 4.8 ribaund), ciddi bir tecrübeye sahip olmasına rağmen hiçbir zaman dominant bir oyuncu olmadı. Stil olarak biraz Ersan İlyasova’yı andıran Antonios Fotsis, hareketsiz ve ağır olması nedeniyle onu savunacak Ersan İlyasova için önemli bir sorun olmayacaktır. Ancak, dışardan isabetli bir şutör olan bu oyuncuyu kesinlikle dışarda boş unutmamamız gerekiyor.

5 numara pozisyonundaki eşleşmeler, bence maçın kaderini belirleyecek. Olympiakos’un pota altındaki etkili iki oyuncusu Ioannis Bourousis (24.0 dakika, 10.4 sayı, 7.4 ribaund) ve Sofoklis Schortsanitis (16.3 dakika, 11.7 sayı, 2.2 ribaund), takımın yükünü çekiyorlar. Oldukça güçlü ve kalıplı olan bu iki oyuncuyu savunabilmemiz için takımımızın en formsuz isimlerinden olan Oğuz Savaş’tan randıman almak zorundayız. Bu oyuncuların tek eşleşmesi olan Oğuz Savaş, umarım bu maç kendini affettirir. Ömer Aşık ve Semih Erden gibi oyuncularımızın özellilkle Sofoklis Schortsanitis karşısında savunmada fazla bir şansı olduğunu düşünmüyorum. Bu iki oyuncunun ağırlıklarından yararlanıp hareketli uzunlarımızla pota altında kolay sayılar bulabiliriz ve böylece bu oyuncuları fazlasıyla yıpratırız. Ancak, bunu yapabilmemiz için mutlaka hücum organizasyonlarımıza sadık kalmalı ve topu pota altındaki oyuncularımıza vermeliyiz. Yunanistan’ın NBA’de Utah Jazz forması giyen üçüncü uzunu Kostas Koufos’un (13.0 dakika, 6.0 sayı, 3.0 ribaund) hastalığı nedeniyle forma giyemiyor olması, bu karşılaşmada bizim için önemli bir avantaj olacaktır.

Kenar Katkısı

Yunanistan’a kenardan katkı yapan oyuncuların başında Ioannis Kalampokis (15.8 dakika, 4.3 sayı, 2.0 ribaund) geliyor. Dağınık bir oyun kurucu olan Kalampokis’in oyunda olduğu dakikalarda yapacağımız baskıyla önemli bir avantaj elde edebiliriz. Milli takıma bu sezon katılan Nick Calathes (17.0 dakika, 3.8 sayı, 2.2 asist), görev adamı olarak takımına katkı veriyor. Olympiakos’ta forma giyen Georgios Printezis (12.5 dakika, 5.3 sayı, 1.8 ribaund), genelde Antonios Fotsis’i dinlendirmek için oyuna giriyor ve zaman zaman oldukça etkili olabiliyor. Yine 4 numara pozisyonunda görev yapan Konstantinos Kaimakoglou (11.8 dakika, 5.3 sayı, 2.8 ribaund), bu seviye maçlarda önemli katkı yapabilecek bir oyuncu değil. Kadroda bulunan 2.16’lık pivot Andreas Glyiadakis ise (2 maç, 6.0 dakika, 5.0 sayı, 0.5 ribaund) önemli maçlarda hiç süre almıyor. Son Slovenya maçında yaşadığımız Samo Udrih ve Goran Jagodnik sürprizinden sonra kenardan gelen vasat oyunculara dikkat etmemiz ve gerekli önemleri almamız konusunda umarım yeterli bir uyarı almışızdır.

Milli takımımızın başarılı olması için Oğuz Savaş başta olmak üzere kenardaki tüm oyuncularından önemli katkı alması gerekiyor. Engin Atsür, Sinan Güler, Ender Arslan, Semih Erden gibi isimlerin kenardan yapacağı katkı, maçın kaderini belirleyecektir. Bu şampiyonada daha önce kazandığımız karşılaşmaların birçoğunda bu isimlerin önemli bir rolü vardı. Bence bu kez sıra Oğuz Savaş’ta, bu kadar kaliteli ve tecrübeli bir oyuncunun artık toparlanıp herkese kendini affettireceğine inanıyorum. Başarılar 12 Dev Adam…

Eyl
16

12 Dev Adam Zor Yolu Seçti

Avrupa Şampiyonası’nda mücadele eden 12 Dev Adam, şampiyonadaki ilk mağlubiyetini grubun liderlik karşılaşmasında Slovenya karşısında aldı ve grubunu ikinci bitirdi: 67-69. Bu mağlubiyetle şampiyonanın devamında da işini zora sokan millilerimiz, maçın genelinde yaptığı basit hataları maçın sonunda telafi edemedi.

Final Yolunda Kritik Maç

Millilerimizin Slovenya karşısında grup liderliği parolasıyla çıktığı karşılaşmanın önemi, diğer karşılaşmaların sonuçlarının ardından iyice arttı. Engin Atsür – Sinan Güler – Hidayet Türkoğlu – Ersan İlyasova – Ömer Aşık beşiyla maça başlayan 12 Dev Adam’da Kerem Tunçeri ve Ömer Onan’ın kenarda maça başlaması dikkat çekiciydi. Rakibimiz Slovenya ise beklendiği beşi olan Jaka Lakovic – Samo Udrih – Bostjan Nachbar – Erazem Lorbek – Primoz Brezec ile maça başladı.

İlk Yarıdaki Kara Bulutlar Son 5 Dakikada Dağıldı

Sinan Güler’in Jaka Lakovic’e yaptığı baskıyla maça başlayan 12 Dev Adam karşısında Slovenya maça daha iyi başladı. Hücum ritmini bulamayan milli takımımız, Ersan İlyasova’nın üst düzey performansıyla ilk 6 dakikayı 12-12 berabere geçti. Çok daha etkili bir hücum performansı ortaya koyan Slovenya, ritmini bulan Bostjan Nachbar’dan önemli katkı aldığı dakikalarda farkı açtı ve 12-17 öne geçti. Hakemlerin de oyuncularımıza yapılan bariz temasları es geçmesi, dar bir rotasyonla oynayan Slovenya’nın işine yaradı. Savunmada gerekli direnci gösteremeyen milli takımımız karşısında Slovenya bitime 1 dakika kala skoru 12-22’ye getirerek farkı 10 sayıya çıkardı. Son dakikalarda Ersan İlyasova ile Bostjan Nachbar’ın karşılıklı bulduğu sayılarla Slovenya ilk çeyreği de 15-24 önde tamamladı. Takımımızın ilk çeyrekteki 12 sayısını Ersan İlyasova kaydederken, Slovenya’nın forveti Bostjan Nachbar’ın maça durgun başlayan Hidayet Türkoğlu’na büyük bir üstünlük sağlayarak 12 sayı bulması oldukça dikkat çekiciydi. Milli takımımızın birinci çeyrekteki en büyük hatası, maça oldukça formda olan oyun kurucumuz Kerem Tunçeriyle başlamamasıydı.

İkinci çeyreğe Kerem Tunçeri – Ömer Onan – Bekir Yarangüme – Semih Erden – Oğuz Savaş beşiyle başlayan milli takımımız, basit hatalarına devam etti ve dağınık görüntüsünden kurtulamadı. Müsait pozisyonları değerlendiremeyen ve durgunluğunu bir türlü üstünden atamayan 12 Dev Adam, 5 dakikanın ardından 18-37 geriye düştü. Yapılan oyuncu değişikliklerinin ardından adeta savunma yapmayı hatırlayan ve hücum silahlarımızın devreye girmesiyle 14-0’lık bir seri yakalayan millilerimiz, ilk yarıyı 32-39 geride kapattı. Kabus gibi geçen 10 dakikanın ardından son 5 dakikada kendine gelen 12 Dev Adam, devreye mağlup girmesine rağmen ikinci yarı için büyük bir moral ve özgüven kazandı. İlk yarıda Ersan İlyasova’nın 14 sayıyla süslediği üst düzey hücum performansı ve Hidayet Türkoğlu’nun sadece 3 sayıda kalması oldukça dikkat çekiciydi.

Bomboş Üçlük Kaçtı, Galibiyet Uçtu

İkinci yarıya Kerem Tunçeri – Ömer Onan – Hidayet Türkoğlu – Ersan İlyasova – Ömer Aşık beşiyle başlayan milli takımımız, Hidayet Türkoğlu’nun hücumda sorumluluk aldığı ve Ömer Onan’ın da Jaka Lakovic’e yaptığı savunmayla ön plana çıktığı ilk 5 dakikanın ardından farkı 1 sayıya indirdi: 43-44. 03:30 kala uzun zaman sonra öne geçen milli takımımız, Goran Jagodnik ve Samo Udrih’in bulduğu iki ekstra üçlüğe engel olamadı ve savunma ribaundlarında biraz zayıf kaldı. Çeyreğin sonunda hücumda zorlanan milli takımımız, son 10 dakikaya 52-57 geride girdi. Üçüncü çeyrekte oyunu dengeleyen 12 Dev Adam, çeyreğin son bölümünde Slovenya’nın özellikle Jaka Lakovic’in önderliğinde kenardan gelen vasat oyuncularından bulduğu ekstra sayılara engel olamasa da maça ortak oldu.

Dengeli başlayan son çeyrekte ilk 5 dakikayı 58-60 geride geçen 12 Dev Adam, basit hatalar yaptığı ve hücumda zorlandığı 3 dakikanın ardından 62-66 geriye düştü. Oyunun son bölümünde belki de turnuvada ilk defa doğru tercihleri yapmayan ve sıcak oyuncularımız yerine zorlama üç sayılık atışlarla sonuca gitmeye çalışan millilerimiz, bir türlü maçı koparacak hamleyi yapamadı ve hep skorda geriden takip etti. Son 50 saniyeye 62-68 geride giren 12 Dev Adam, Ömer Aşık’ın nihayet iki serbest atışını sayıya çevirmesinin ardından iyi savunma yaptı ve tekrar hücuma çıktığında 10 saniye kala üç sayılık atış kullanırken faul yapılan Ender Arslan’ın tüm serbest atışlarından sayı bulmasıyla farkı 1’e indirdi: 67-68. 9.7 saniye kala Samo Udrih’e taktik faul yapan millilerimiz, bu oyuncunun iki atıştan sadece 1’ini değerlendirmesiyle iki sayı geriye düştü: 67-69. Bogdan Tanjevic’in molasından sonra son hücumu kullanan 12 Dev Adam, müsait pozisyonda potaya penetre eden Ender Arslan’ın topu çıkardığı Engin Atsür’ün bomboş üç sayılık atışı sayıya çevirememesinin ardından maçtan mağlubiyetle ayrıldı.

Kenardan Gelen Ekstra Katkı Hiç Hesapta Yoktu

Maçın ilk bölümünde çok kötü oynayan ve farklı geriye düşen 12 Dev Adam, büyük bir mücadele gösterip oyuna tekrar ortak olmasına rağmen son saniyede bulduğu bomboş şutu değerlendiremeyerek elindeki galibiyetten oldu. Uzunlarımızın düşük serbest atış yüzdesi, hücumdaki organizasyon eksikliğimiz ve rakibin kenardan gelen vasat oyuncularının verdiği ekstra katkı, mağlubiyeti getiren ana nedenler oldu. Milli takımımız, belli bir süre oyun konsantrasyonunu yitirmesi halinde güçlü takımlar karşısında çok zorlanacağını bu karşılaşmada anlamış oldu. Turnuvada ilk defa bir maça kötü başlayan milli takımımızın koçu Bogdan Tanjevic, herhalde doğru beşle karşılaşmaya başlamanın önemini anlamıştır.

Milli takımımızın ikinci yarının tamanında alan savunması yaparak yorgun ve dar bir kadroya sahip olan Slovenya’ya adeta yardım etmesini oldukça yadırgadım. Baskılı savunma yaptığımız zaman boğulan Slovenya karşısında alan savunmasında ısrar ederek rakibin ekmeğine yağ sürdük ve rakibimizin bu önemli dezavantajından faydalanmadık. Bunun yanında, son hücumu da oyuna çok soğuk olan Engin Atsürle kullanmamız da oldukça yanlıştı. Bir de, hiç hesapta olmayan oyunculardan eksta sayılar yedik. Oldukça vasat oyuncular olan Goran Jagodnik (19:55 dakika, 11 sayı, 4 ribaund) ve Samo Udrih’ten (29:48 dakika, 12 sayı, 4 ribaund) gelen çok ekstra katkı, hiç hesapta yoktu.

Milli takımımızın en skorer ismi, 14 sayısını birinci yarıda bulan ve ikinci yarıda da elinden geleni yapan Ersan İlyasova (33:08 dakika, 16 sayı, 7 ribaund, 4 asist) oldu. İlk yarı takımımızı adeta sırtında taşıyan Ersan İlyasova, ikinci yarıda biraz da yorgunluğun etkisiyle oyundan düştü. Ersan İlyasova’nın yaşadığı bu düşüşte hücumda organize olamamızın da etkisi büyüktü. Son maçların suskun ismi Hidayet Türkoğlu (32:01 dakika, 12 sayı, 3 ribaund, 3 asist, 3 top kaybı), ikinci yarıda kendine geldi ve önemli katkı yaptı. Ancak, kritik anlarda milli takımımızın topu oyuna ısınan yıldız oyuncumuza vermemesi bence hatalı bir stratejiydi. Pota altında mücadele eden Ömer Aşık (29:50 dakika, 10 sayı, 5 ribaund), çok daha etkili olabileceği karşılaşmada sınırlı katkı yapabildi. Akıl almaz sayıda fazla serbest atış kaçıran Ömer Aşık, bu karşılaşmada beklenen performansın altındaydı. Milli takımımızın yedek oyun kurucusu Ender Arslan (14:35 dakika, 10 sayı), elinden geleni yaparak iyi oynayan oyuncularımız arasında yer aldı. Ender Arslan’ın bence tek hatası, son saniyede Engin Atsür yerine daha sıcak bir oyuncumuzu bulmaması oldu. Belki de Bogdan Tanjevic’in çizdiği oyunu uygulayan Ender Arslan’ı değil, son hücumu maç boyunca pek oynamayan ve oyuna soğuk olan Engin Atsürle değerlendirmemizi eleştirmek lazım. Bu şut, bence bizim turnuvadaki kaderimizi değiştirdi.

Milli takımımızın çok şeyler beklediği skorerimiz Ömer Onan (24:28 dakika, 7 sayı), ilk defa birazcık kıpırdandı ve turnuvanın devamı için umut verdi. Pota altında görev yapan Semih Erden (17:30 dakika, 7 sayı, 4 ribaund), mücadelesiyle göz doldurmasına rağmen basit atışları kaçırması ve dağınık görüntüsü nedeniyle fazla etkili olmadı. Sırbistan karşılaşmasının yıldızı Kerem Tunçeri (20:04 dakika, 2 sayı, 5 ribaund), bu kez takımımızın en kötülerinden biriydi ve maç boyunca çok yanlış tercihler yaptı. Maça ilk beş başlayan oyuncularımızdan Sinan Güler (08:20 dakika, 3 sayı) savunmada aksadıktan sonra bir daha görev yapmazken, son şutu kaçırarak belki de turnuvadaki kaderimizi çizen Engin Atsür (08:29 dakika, 0 sayı) aldığı sürede çok durgundu ve beklentilerin çok altında kaldı. Maçta kısa süre görev yapan diğer oyuncularımız olan Oğuz Savaş (06:52 dakika, 0 sayı, 0 ribaund) ve Bekir Yarangüme (04:43 dakika, 0 sayı, 0 ribaund), pek bir varlık gösteremediler. Özellikle Oğuz Savaş’ın turnuva başından beri gösterdiği performansı ben çok yadırgıyorum. Bu kadar etkisiz  bir oyun, Oğuz Savaş’ın kalitesindeki ve tercübesindeki bir oyuncuya hiç yakışmıyor.

Zor Bir Yola Girdik

Milli takımımız, aldığı bu mağlubiyetle beraber grubunu ikinci sırada bitirdi ve karşı grubun üçüncüsü Yunanistanla eşleşti. Saha içinde ve masa başında diğer grupta bulunan Rusya, Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya’dan çok daha güçlü olan Yunanistan, bizi çeyrek finalde oldukça yıpratacaktır. Grup maçlarına dört galibiyetle başladıktan sonra Rusya ve Fransa karşısında arka arkaya iki mağlubiyet alan Yunanistan’ın yenildiği karşılaşmaları birer basket farkla kaybetmesi, çeyrek finaldeki rakibimizin gücünü gösteriyor. Yunanistanla aramızda bulunan ekstra rekabet, maçı bizim için iyice riskli bir hale sokuyor. Yunanistan’ı geçmemiz durumunda, Fransa ve İspanya gibi turnuvanın en zor takımlarından ikisinden biriyle yarı finali oynayacağız. Bu iki takımın da karşı gruptaki dört takımdan çok daha güçlü olduğunu düşünüyorum.

Milli takımımız, yaptığı yanlışlarla final şansını zora soktu. Bundan sonra hataların telafisi olmayan bir döneme giren ve güçlü rakiplerle karşılaşacak olan milli takımımızın mutlaka bazı hatalarını ve eksikliklerini düzeltmesi gerekiyor. Ömer Aşık ve Semih Erden’in artık serbest atış ve iki sayılık yüzdelerini yukarı çekmesi, Oğuz Savaş’ın silkinip kendine gelmesi, Hidayet Türkoğlu’nun istikrarlı bir şekilde maçın genelinde iyi performans göstermesi, Kerem Tunçeri ve Ender Arslan’ın doğru seçimler yaparak takımı yönetmesi, Sinan Güler ve Engin Atsür’ün kenardan gelip gereken katkıyı yapması, Fenerbahçe Ülker’i hücumda sırtlayan Ömer Onan’ın artık skorer kimliğini bulması ve takımca disiplinli savunmayla beraber organize hücumlar yapmamız oldukça önemli. Son karşılaşmalarda hücumda hiç organize olamıyoruz ve genelde oyuncularımızın bireysel başarılarıyla sonuca gidiyoruz. Ancak, telafisi olmayan karşılaşmalarda oyunu yönetmeyi oyun kurucularımıza bırakıp hücum organizasyonlarımızla sonuca gitmek zorundayız.

12 Dev Adam, gereksiz yere zor bir yola girdi. Ancak, bundan önce birçok güçlü rakibi mağlup etmeyi başaran takımımızın eski gücünde olmayan Yunanistan’ı mağlup edebilecek güçte olduğunu düşünüyorum. Sahada bariz şekilde gözüken hataları yapmayıp 40 dakika boyunca oyun disiplinini korursak, Vasileios Spanoulis’in eline bakan Yunanistan’a sahayı dar ederiz. Yeter ki biz kendimiz gibi oynayalım ve Slovenya maçında yaptığımız hataları bir daha yapmayalım. Haydi 12 Dev Adam, tüm iyi dileklerimiz sizinle…

Eyl
15

Çeyrek Finalden Önce Son Rakip Slovenya

12 Dev Adam’ın grup liderliği için önündeki tek engel olarak Slovenya kaldı. Bugüne kadar oynadığı 5 karşılaşmada sadece İspanya’ya uzatmada mağlup olan Slovenya, yaşadığı sakatlıklara rağmen birkaç oyuncusunun ekstra katkısıyla oldukça başarılı bir turnuva geçiriyor.

Dar Kadro

Milli takımımızla beraber turnuvanın en formda takımlarından biri olan Slovenya’nın maç öncesi en büyük dezavantajı, iki önemli oyuncusu Goran Dragic ve Matjaz Smodis’in sakatlıkları nedeniyle forma giyemiyor olması. Turnuva başından beri sakatlığı nedeniyle pek dakika alamayan CSKA Moskova’nın forveti Matjaz Smodis’e turnuvanın devamında Phoenix Suns’ta forma giyen Goran Dragic de eklendi. Takımın kaptanı ve lideri olan Matjaz Smodis’in eksikliğini özellikle ciddi rakiplere karşı fazlasıyla hissedeceğini düşündüğüm Slovenya, oyun ritmini kaybettiği zaman devreye giren ve istekli oyunuyla takımı ateşleyen Goran Dragic’i de giderek sertleşen karşılaşmalarda fazlasıyla arayacaktır. Bu iki oyuncunun yokluğunda Polonya karşısında farklı bir galibiyet alan Slovenya, adeta güç gösterisi yaparak grup liderliğine talip olduğunu gösterdi.

Kısaların Yükü Jaka Lakovic’te

Goran Dragic’in yokluğunda oyun kurucu pozisyonunda yalnız kalan Jaka Lakovic, takımının hücum organizasyonunu yönetme görevini tek başına üstleniyor. Her maç 30 dakikadan fazla süre oyunda kalan ve takımın tüm sisteminin kilit oyuncusu olan Jaka Lakovic, şu ana kadar oldukça iyi bir turnuva geçiriyor ve sorumluluk almaktan da çekinmiyor. Ancak, bu oyuncunun tek başına oldukça formda olan iki oyun kurucumuz Kerem Tunçeri ve Ender Arslanla baş etmesinin çok kolay olduğunu düşünmüyorum ve bu oyuncunun maç içinde fazlasıyla yıpranıp yorulacağını tahmin ediyorum.

Slovenya’nın diğer süre alan kısaları arasındaki Sano Udrih, oldukça olgun bir oyun ortaya koyuyor. İlk beş başlayan diğer bir kısa olan Domen Lorbek ise, fazla sorumluluk almadan daha çok sistemin bir parçası olarak görev yapıyor. Ancak, bu oyuncuların böyle bir hedef maçın ağırlığını pek kaldırabileceğini düşünmüyorum ve Ömer Onan – Sinan Güler ikilisinin bu oyunculara ciddi bir üstünlük sağlayacağına inanıyorum.

Kilit Oyuncular Bostjan Nachbar ve Erazem Lorbek

Slovenya’nın üç numara pozisyonunun yükünü tek başına Bostjan Nachbar yükleniyor. Bu sene Efes Pilsen’e transfer olan NBA patentli Nachbar, oyun stiliyle biraz Hidayet Türkoğlu’na benziyor. Son iki karşılaşmada özellikle hücumda biraz bocalayan yıldız oyuncumuz Hidayet Türkoğlu biraz gününde olursa, bu oyuncuya pek göz açtırmayacaktır. Zaman zaman 3 numarada oynayan Ersan İlyasova için de Bostjan Nachbar’ın fazla bir sıkıntı yaratacağını zannetmiyorum. Bu pozisyonda görev yapma ihtimali olan genç Jaka Klobucar’ın fazla bir oynama şansı olacağını düşünmüyorum.

Maçı çözecek eşleşmelerin pota altında olduğunu düşünüyorum. Her geçen sene oyununu biraz daha geliştiren Erazem Lorbek, hem dışardan, hem de içerden oldukça etkili olabiliyor ve bu turnuvada da şu ana kadar Slovenya’nın skor yükünü çeken isim oldu. Dış şutlarını da oldukça geliştiren Erazem Lorbekle eşleşecek her oyuncumuzun savunma konsantrasyonunu mutlaka en üst düzeyde tutması gerekiyor. Bu oyuncuyu mevcut kadromuzda en iyi tutabilecek oyuncunun Ersan İlyasova olduğunu düşünüyorum. Zaman zaman 4 numara oynayan Semih Erden’in bu oyuncuya mutlaka çok dikkat etmesi gerekiyor.

Erazem Lorbek gibi önemli bir pota altı silahına sahip olan Slovenya, 5 numarada ise ne yapacağını belli olmayan Primoz Brezec’i kullanıyor. Oldukça kalıplı bir pivot olan Brezec, istikrarsız ve disiplinsiz bir oyuncu olduğu için zaman zaman takımına büyük zarar verebiliyor. Ömer Aşık – Semih Erden – Oğuz Savaş üçlüsü, konsantre olurlarsa ve potansiyellerini gösterirlerse Primoz Brezec’e sahayı dar ederler.

Takımda süre alan diğer isimler arasında daha önce ülkemizde de oynayan Jurica Golemac ve Goran Jagodnik gibi iki vasat oyuncu da bulunuyor. 3-4 numara oynayan Goran Jagodnik’in en önemli özelliği, boş pozisyonlarda ceza şutlarını büyük bir yüzdeyle kullanması olarak biliniyor. Jurica Golemac ise, biraz sakar ve sertliği seven vasat bir pota altı oyuncusu. Savunmamızı daha önceki karşılaşmalarda gibi tutarsak, bu iki oyuncuya top yüzü göstermeyiz. Bu oyuncular dışında pota altında görev yapan bir diğer oyuncu olan Uros Slokar, önemli bir kariyere sahip olmasına rağmen bu turnuvada fazla süre almıyor.

Maçın Anahtarı

Bence Slovenya’nın iki yıldızı Jaka Lakovic ve Erazem Lorbek’i durdurmayı başarırsak, istediğimiz galibiyete ulaşırız. Gerekirse Domen Lorbek – Sano Udrih ikilisinin şutunu biraz riske etmek ve 1.5 oyuncuyla Jaka Lakovic’I savunmak, bu karşılaşma için doğru bir taktik olabilir. Üç numara pozisyonunda ise Hidayet Türkoğlu için Bostjan Nachbar bence fazla sorun olmayacaktır.

Bence bu karşılaşmanın kaderini pota altı belirler. Kariyerinin en iyi dönemini yaşayan Erazem Lorbek’i durdurmak, 4-5 numarada oynayan iki oyuncumuzun ana konsantrasyonu olmalıdır. Aynı zamanda kısalarımızın da gerektiği yerlerde Erazem Lorbek’I savunan oyuncumuza yardım etmesi gerekir. Hücumda ise mutlaka Primoz Brezec’in üstünden oynamalı ve hareketli uzunlarımızda ısrar ederek bu oyuncunun ağırlığından faydalanmalıyız.

Kenardan gelecek oyuncularımızın katkısı da, bu karşılaşmayı kazanmamızda belirleyici olacaktır. Oldukça dar bir rotasyonla oynayan Slovenya’ya karşı kenardan gelecek Ender Arslan, Sinan Güler, Semih Erden, Oğuz Savaş, Engin Atsür gibi oyuncularımızdan alacağımız katkı, takımımıza önemli bir avantaj sağlayacaktır.

Uzun lafın kısası, bence Slovenya karşısında maçın favorisi 12 Dev Adam’dır. Zor ve sert geçeceğini düşündüğüm karşılaşmada karşımızda belki de şu ana kadar oynadığımız takımlar arasında en disiplinli ve sistemine en sadık oynayan takım olacak. Bu karşılaşmada mümkün olduğu kadar topu oyun kurucularımızda tutmamız, Kerem Tunçeri – Ender Arslan ikilisine oyun kurma işini bırakmamız ve oyun disiplinini her an korumamız, galibiyete ulaşmamız için oldukça önemli olacaktır.

Maçı Almak mı Lazım?

Yazımın buraya kadar olan kısmını Slovenya maçını kazanmak amacıyla sahaya çıkacağımız ve galibiyet için tüm gücümüzü kullanacağımız varsayımıyla yazdım. Ancak, şartlara bakarak maçı kazanmamanın da bizim için iyi bir fikir olabileceği düşüncesi de kamuoyunda oluştu. Takımımızın şu ana kadar 8 günde 5 maç oynaması ve Bulgaristan maçı haricindeki diğer tüm karşılaşmalarda galibiyet için ciddi bir emek harcamak zorunda kalması, özellikle çok süre alan oyuncularımızın oldukça yıpranmasına yol açtı. Bu duruma bir de Hidayet Türkoğlu, Ömer Onan, Engin Atsür gibi oyuncularımızı rahatsız eden sakatlıkları da eklenince, şampiyonluk yolunu düşünerek bir maçı feda etmenin iyi bir fikir olduğunu otoritelere düşündürdü.

Rusya’nın çok zorlanarak aldığı Makedonya galibiyetinden sonra karşı grubun ilk üçünün Fransa, Yunanistan ve Rusya olduğu kesinleşmişti. Bu takımların sıralaması belli olmasa da, Hırvatistan veya Almanya’nın dördüncü olacağı ortaya çıktı. Daha sonra oynanan Fransa – Yunanistan karşılaşmasını Fransa’nın Nando de Colo’nun son saniye sayısıyla kazanmasının ardından Yunanistan üçüncülüğe düştü. Birazdan oynanacak Almanya – Hırvatistan karşılaşmasını kazanan takım da, dördüncü olarak çeyrek finale yükselen son ekip olacak.

Her ne kadar üç maçını seyrettiğim Yunanistan’ın eski gücünden çok uzaklarda olduğunu düşünsem de, Hırvatistan veya Almanya’dan biriyle çeyrek finali oynamamızı çok daha fazla tercih ederim. Hatta Efes Pilsen World Cup’ta bizi bir sürü çirkeflikle yenen Almanyayla çeyrek finali oynamayı ve bu centilmenlikten uzak takıma sahayı dar etmeyi gönülden diliyorum. Bu nedenle, sanırım ve umarım Slovenya karşısına mutlak galibiyet parolasıyla çıkacağız. Grubu lideri bitirmemiz durumunda karşılaşacağımız Almanya veya Hırvatistan karşısında mutlak favori olacağımızı rahatlıkla söyleyebilirim.

Şayet bu maçı kazanamazsak, çeyrek finaldeki rakibimiz komşu Yunanistan olacak. Thodoros Papaloukas, Dimitris Diamantidis, Lazaros Papadopoulos, Michalis Kakiouzis gibi dört önemli oyuncusundan yoksun olarak şampiyonada mücadele eden Yunanistan karşısında bence galibiyete yakın olan takım yine 12 Dev Adam’dır. Takımın tüm yükünü tecrübeli oyun kurucusu Vasileios Spanoulis’e yükleyen Yunan takımı, NBA’de mücadele eden pivotu Konstantinos Koufos’un da hastalanmasıyla iyice güç kaybetti. Takımın başına Litvanyalı koç Jonas Kazlauskas’ı getiren Yunanistan’ın sert ve mücadeleci bir savunma yapan milli takımımız karşısında oldukça zorlanacağını düşünüyorum.

Haydi şu Slovenya maçını alalım ve Yunanistan’ı final maçına saklayalım. Tekrar söylüyorum, inşallah karşımıza Almanya çıkar. Bu dileğimi Efes Pilsen World Cup’ta Almanyayla oynadığımız ve hayatımda ilk defa basketbol seyretmekten zevk almadığım karşılaşmadan sonraki yazımda belirtmiştim. Başarılar 12 Dev Adam, tüm iyi dileklerimiz sizinle…

Eyl
15

12 Dev Adam’dan 1 Dev Takıma

12 Dev Adam’dan 1 Dev Takıma

12 Dev Adam’ın üst üste aldığı galibiyetlerin ardından spor kamuoyu, şampiyonadan bir hafta önce Efes Pilsen World Cup’tan erken elenen milli takımımıza bu sürede ne olduğunu sorgulamaya başladı. Aslında olan şuydu: hedefe kitlenen 12 Dev Adam, 1 Dev Takım oldu.

Takım Olmak…

Takım olmanın başarının anahtarı olduğunu her zaman biliyorduk, ama bunu uzun bir süredir başaramıyorduk. Çok daha üst düzey ve kariyerli oyunculardan kurulu kadrolarla katıldığımız birçok turnuvadan ağır hezimetlerle dönmüştük. 2002 Dünya Şampiyonası, 2003, 2005, 2007 yıllarında katıldığımız Avrupa şampiyonaları, bu duruma birer örnekti. 2006 yılında katıldığımız Dünya Şampiyonası’nda 2001 yılından sonra ilk defa takım olma yolunda olduğumuzun sinyallerini vermiştik. Geçtiğimiz sene oynadığımız Avrupa Şampiyonası eleme maçlarında birbirine kenetlenmiş bir 12 Dev Adam sahadaydı. Gelecek sene oynanacak 2010 Dünya Şampiyonası öncesi son önemli sınav olan 2009 Avrupa Şampiyonası’nda ise, 12 Dev Adam tam anlamıyla 1 Dev Takım olmayı başardı.

Takım olmak için oyuncuların kişisel hırslarını bir kenara bırakması, sahada olan takımın her üyesinin başarı için fedakarca mücadele etmesi, galibiyetlerin sevincinin ve mağlubiyetlerin üzüntüsünün beraberce yaşanması, herkesin elini taşın altına koyması ve zor zamanların beraber aşılması gerekiyor. Dün oynanan Sırbistan maçında çekilen yukarıdaki fotoğraf, aslında herşeyi çok iyi anlatıyor. Galibiyetin sevincini doyasıya yaşayan oyuncular arasında sakat olmamalarına rağmen maçta hiç süre almayan Bekir Yarangüme ve Engin Atsür, kariyerinin en kötü dönemlerinden birini geçiren Oğuz Savaş, turnuva başından beri bir türlü ritmini bulamayan ve skor üretemeyen Ömer Onan ve 1/10 gibi oldukça kötü bir serbest atış performansı göstererek ciddi sıkıntı yaşayan Ömer Aşık var. Bu oyuncuların yanında milli takım menajeri Barbaros Akkaş’ı ve sakinliğiyle bilinen Aziz Bekir’i görüyoruz.

İşte takım böyle olunuyor. Daha önce galip geldiğimiz maçlarda bile kişisel performanslarından memnun olmadığı için sahadan memnuniyetsiz ayrılan oyuncularımızı veya alınan başarılara fazla tepki göstermeyen idarecileri ve teknik ekibi hatırlıyoruz. Şimdi ise, hiç oynamayan veya sahada istediklerini yapamayan beş oyuncumuz ve iki yöneticimiz sahada galibiyeti doyasıya kutluyorlar. Hidayet Türkoğlu, Ömer Onan, Oğuz Savaş ve Engin Atsür gibi dört önemli oyuncumuzun iyi bir turnuva geçirmemelerine rağmen arka arkaya aldığımız bu galibiyetlere de, ancak takım olarak sahada mücadele ederek ve kenetlenerek ulaşabiliyoruz. Takım ruhunu oluşturmamız biraz zaman aldı, ama nihayetinde oldu ve şimdi Avrupa Şampiyonası’nda şampiyonluk için ve gelecek sene oynanacak 2010 Dünya Şampiyonası için çok daha umutlu bakıyoruz. Bravo 12 Dev Adam, tüm iyi dileklerimiz sizlerle…

Eyl
14

12 Dev Adam’dan Bir Büyük Adım

sinan-guler-dunk-serbia1

Sırbistan’ı da Deviren 12 Dev Adam Gururlandırdı

Grup liderliğine doğru emin adımlarla ilerleyen 12 Dev Adam, şampiyonadaki beşinci karşılaşmasında Sırbistan’ı da devirerek grup liderliği yolunda önemli bir adım attı: 69-64. Uzatmaya giden maçta pes etmeyen milli takımımız, birçok olumsuzluğa rağmen özveriyle mücadele ederek galibiyete ulaştı.

Çeyrek finale çıkmayı daha önce garantileyen 12 Dev Adam, Sırbistan karşısında karşılaşmaya Kerem Tunçeri – Ömer Onan – Hidayet Türkoğlu – Ersan İlyasova – Ömer Aşık ideal beşiyle başladı. Dizindeki sakatlığıyla uğraşan Hidayet Türkoğlu’nun sahada olması, karşılaşma öncesi en olumlu gelişmeydi. Sırbistan’da ise günün sürprizi olarak Nenad Krstic yerine Kosta Perovic ilk 5te yer aldı.

İlk Yarıda Savunmalar Savaştı

Maça dikkatli ama düzensiz başlayan 12 Dev Adam, hücumda oyun kuruculuk görevini Kerem Tunçeri’ye vermediği ilk dakikalarda organize olmakta sıkıntı yaşadı ve pota altında da özellikle potaya yapılan penetrelerin ardından boş kalan Kosta Perovic’i savunmakta zorlandı. Buna rağmen ilk 6 dakikayı 11-11 berabere geçen millilerimiz, Kerem Tunçeri’yi hücum organizasyonlarına dahil ettikçe çok daha başarılı oldu. Kerem Tunçeri’nin takımımızı oldukça etkili yönettiği dakikalarda Ömer Aşıkla pota altında müsait pozisyonlar bulan 12 Dev Adam, Sırbistan’ın hareketli oyun kurucusu Milos Teodosic’i durdurmakta zorlandığı birinci çeyreği Semih Erden’in son saniye sayısıyla 20-18 önde tamamladı. Birinci çeyrekte takımımızın yıldızı Hidayet Türkoğlu’nun çok etkisiz kalması ve rotasyonu sevmesiyle bilinen koç Bogdan Tanjevic’in son 19 saniyeye kadar başladığı beşle çeyreği götürmesi, oldukça dikkat çekiciydi.

İkinci çeyreğe Sinan Güler – Ömer Onan – Hidayet Türkoğlu – Semih Erden – Oğuz Savaş beşiyle başlayan 12 Dev Adam, gerçek bir oyun kurucusu olmadan başladığı çeyreğin ilk dakikalarında oyun kurmakta ve hücum organizasyonlarında oldukça zorlandı. Pota altında müthiş bir mücadelenin yaşandığı ve oyunun çok sertleştiği ikinci çeyreğin ilk bölümünde Sinan Güler’in üç sayılık isabeti dışında hiç skor üretemeyen 12 Dev Adam, çok kötü oynayan ve Miroslav Raduljica’yı durduramayan Oğuz Savaş’ın yerine Ömer Aşık’ı alarak ve belindeki sakatlıkla uğraşan Ender Arslan’ı oyuna sürerek kötü gidişi durdurmaya çalıştı. Savunmaların çok ön planda olduğu ikinci çeyrekte pota altını forse eden Ömer Aşık’ın bulduğu 7 serbest atışı kaçırması, önemli bir sorun oldu. Bu önemli handikapa ve hakemlerin birkaç saçma düdüğüne rağmen mücadeleyi bırakmayan milli takımımız, büyük bir mücadeleye sahne olan ilk yarıyı 36-33 önde kapatmayı başardı. Başabaş geçen ikinci çeyreğin öne çıkan isimleri, takımın skor yükünü üstlenen Ersan İlyasova ve verdikleri üst düzey mücadeleyle savunmamızın temel direkleri olan Semih Erden – Sinan Güler – Ender Arslan üçlüsüydü. Kenardan gelen bu üç oyuncunun takımımıza yaptığı müthiş katkı, takım oyununun önemini gözler önüne serdi.

Müthiş Mücadele Salise Farkıyla Devam Etti

İkinci yarıya maça başladığı beşiyle başlayan 12 Dev Adam, Ömer Aşık’ın iki serbest atış daha kaçırmasına rağmen bulduğu 4 sayıyla ilk 3 dakikayı 40-36 önde geçti. Savunmaların ön planda olduğu dakikalarda büyük bir mücadele ortaya koyan milli takımımız, Kerem Tunçeri’nin müthiş hücum organizasyonlarının ardından son 3 dakikaya 50-43 önde girdi. Sert geçen karşılaşmada yorulan milli takımımızın savunması çeyrek sonunda biraz düştü ve Milos Teodosic’in bitime saniyeler kala el üstünden bulduğu isabetli üç sayılık atışın ardından milli takımımız son çeyreğe 55-52 önde girdi. Bu çeyreğin öne çıkan ismi, tecrübesini sahaya yansıtan oyun kurucumuz Kerem Tunçeri’ydi.

Son çeyreğe Ender Arslan’ın top çalması ve yaptırdığı kasti faulle moralli başlayan 12 Dev Adam, daha sonra bu oyunun devamını getiremedi ve son çeyreğin ilk bölümünde özellikle hücumda oldukça zorlandı. Bu eksiğini savunmasıyla kapatmaya çalışan milli takımımız, son 5 dakikaya 61-61 berabere girdi. Her iki takımında birbirini hücumda adeta kitlediği dakikalarda Ömer Aşık’ın bir hücum ribaundundan bulduğu iki sayı, takımımıza bir nefes alma imkanı verdi. Her iki takımında hücumda hiçbir şey üretemediği ve basit hatalar yaptığı dakikaların ardından son dakikaya 12 Dev Adam 63-61 önde girdi. 42 saniye kala Milos Teodosic’in çok uzaklardan bulduğu üç sayılık isabetle Sırbistan 63-64 öne geçti. Hücumu kullanan milli takımımız, Semih Erden’in 28 saniye kala kendisine yapılan faulden doğan serbest atışların birini değerlendirmesiyle 64-64 beraberliği yakaladı. Hücum hakkını kullanan Sırbistan’ın 24 saniyede şut şansı bulamamasının ardından son hücum hakkı 3.4 saniye kala milli takımımıza geçti. Karşılıklı alınan birer molanın ardından son hücumu kullanan 12 Dev Adam, Kerem Tunçeri’nin kaçırdığı turnikeyi Hidayet Türkoğlu’nun bir salise geç tiplemesi sonucunda oyunun uzatmaya gitmesine engel olamadı.

Uzatmada Sırplar Sayı Bulamadı

Uzatmaya Ender Arslan – Kerem Tunçeri – Hidayet Türkoğlu – Ersan İlyasova – Semih Erden beşiyle başlayan 12 Dev Adam, her iki takımın da yorgunluk nedeniyle sayı üretemediği ve Sırp forvet Stefan Markovic’in arka arkaya boş üç sayılık atışları kaçırdığı uzatmanın son dakikasına 65-64 önde girdi. Top kapan milli takımımız hızlı hücumda Ersan İlyasova’nın bulduğu turnikeyle skoru 67-64’e getirdi. 21 saniye kala hücum eden Sırbistan’ın üç sayılık atışta başarılı olamamasının ardından Ersan İlyasovayla top kapan 12 Dev Adam, hızlı hücuma çıkan Kerem Tunçeri’nin kendisine yapılan faulden doğan iki serbest atışı değerlendirmesinin ardından müthiş bir galibiyete ulaştı: 69-64.

Savunmanın Zaferi

Milli takımımız, turnuvadaki en zorlu ve en sert maçından galibiyet çıkarmayı başardı. Birçok hücum silahından beklediği katkıyı alamayan ve düşük serbest atış yüzdesi nedeniyle oldukça dezavantajlı duruma gelen 12 Dev Adam, bu durumu arzulu savunmasıyla ve müthiş mücadelesiyle telafi etti. Hücumda istediklerini yapamayan milli takımımız, savunmasıyla sahada vardı. Milli takımımızın serbest atışlarda 18/31 isabetle %58 gibi düşük bir yüzdede kalması ve saha içi atışlarda da istediği yüzdeyi tutturamaması (15/38 iki sayı isabeti – %39, 7/20 üç sayı isabeti – %35), oldukça dikkat çekiciydi. 45 dakika süren mücadelede sadece 12 top kaybı yapmamız, 12 top çalmamız ve güçlü Sırp uzunlarına karşı ribaundlarda başabaş mücadele vermemiz (39-42), milli takımımız adına en olumlu notlardı.

Milli takımımızın skoreri Ersan İlyasova (39:40 dakika, 22 sayı, 11 ribaund, 3 top kaybı), hücumdaki istikrarını bu karşılaşmada da sürdürdü ve takımımızı sürükledi. Serbest atışlarda çok zorlanan Ömer Aşık (24:53 dakika, 11 sayı, 6 ribaund, 1/10 serbest atış isabeti), kaçırdığı serbest atışları dışında yine pota altında oldukça etkiliydi. Ersan İlyasovayla beraber galibiyetin bir diğer mimarı ise, müthiş bir mücadele ortaya koyan ve takımımızı etkili şekilde yöneten Kerem Tunçeri’ydi (27:25 dakika, 9 sayı, 7 asist). Tecrübeli oyun kurucumuzun gösterdiği üst düzey performans, hepimizi fazlasıyla gururlandırdı.

Kenardan gelerek takımımıza önemli katkı yapan Ender Arslan (23:38 dakika, 7 sayı, 3 top çalma), belindeki sakatlığa rağmen büyük bir özveri gösterdi ve hücumda zorlandığımız karşılaşmada potaya yaptığı penetrelerle Sırbistan savunmasını zorladı. İspanya maçının yıldızı Semih Erden (22:05 dakika, 6 sayı, 4 ribaund), sahada kaldığı her dakika oldukça istekliydi ve gösterdiği mücadeleyle takımımızın savunmasını ayakta tutan isimlerden biri oldu. Turnuvaya geçirdiği hastalık nedeniyle şanssız bir başlangıç yapan Ömer Onan (26:53 dakika, 3 sayı), hücumda etkili olamadığı karşılaşmada savunmadaki özverisiyle bu eksikliğini telafi etti ve takımımıza katkı veren bir diğer oyuncu oldu. Sadece ikinci çeyrekte forma giyen Sinan Güler (10:00 dakika, 5 sayı, 3 ribaund), oyunda olduğu dakikalarda kendinden beklenen mücadeleyi gösterdi ve ikinci çeyrekte takımımızın öne fırlamasında önemli rol oynadı.

İki oyuncuya özel birer paragraf açmak istiyorum. Fenerbahçe Ülker’in en önemli oyuncularından biri olan Oğuz Savaş (12:02 dakika, 2 sayı, 2 top kaybı, 4 faul), turnuvanın başından beri beklentilerin oldukça altında kaldı. Zaten dar bir pota altı rotasyonuna sahip olan milli takımımızda Oğuz Savaş’ın bir an önce kendine gelmesi gerekiyor. Ülkemizin en potansiyelli pivotlarından biri olan Oğuz Savaş biraz toparlanabilirse, milli takımımız pota altı rotasyonunda çok daha rahatlayacaktır.

Dizindeki ağır sakatlığa rağmen özveriyle sahada mücadele eden Hidayet Türkoğlu ise (38:24 dakika, 1/12 iki sayı isabeti, 0/4 üç sayı isabeti, 2/2 serbest atış isabeti, 4 sayı, 7 ribaund, 4 top çalma, 2 asist, 2 top kaybı), maç boyunca sakatlığının da kendisini olumsuz etkilemesi nedeniyle hücumda beklentilerin çok uzağındaydı. Savunmadaki özverisiyle bu eksikliğini gideren Hidayet Türkoğlu, kariyerinin en kötü hücum performanslarından birini ortaya koyduğu karşılaşmada maçın en kritik anlarında savunmada çaldığı toplarla kalitesini yine gösterdi. Sakatlığına rağmen amatör bir ruhla milli takım için büyük bir mücadele ortaya koyan Hidayet Türkoğlu’nu herkesin ayakta alkışlaması gerekir. Bu takımın buralara gelmesinde en önemli pay sahiplerinden birinin Hidayet Türkoğlu olduğunu kimse unutmamalıdır.

Grup Liderliği İçin Rakip Slovenya

Bu galibiyetle grubunu ilk iki içinde bitirmeyi garantileyen 12 Dev Adam, grup liderliği için çarşamba günü bir yenilgisi bulunan Slovenyayla karşılaşacak. Matjaz Smodis ve Goran Dragic gibi önemli sakatları bulunan Slovenya, son maçında ev sahibi Polonya’yı farklı yenerek gücünü tekrar gösterdi. Milli takımımızla beraber şampiyonanın en formda birkaç takımından biri olan Slovenya karşısında milli takımımızın galibiyet şansının oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Milli takımımız, bugüne kadar ortaya koyduğu mücadeleyi Slovenya karşısında tekrarlarsa grubunu mutlaka lider olarak bitirecektir. Haydi 12 Dev Adam, liderliğe bir adım kaldı…

Eyl
12

12 Dev Adam’ın Karşısında İspanya da Duramadı

Polonya’da oynanan Avrupa Şampiyonası’nda mücadele eden 12 Dev Adam, şampiyonadaki dördüncü karşılaşmasında güçlü İspanya’ya da şans tanımadı ve 63-60’lık skorla önemli bir galibiyet aldı. Bu sonuçla çeyrek finali garantileyen 12 Dev Adam, grup liderliği için de oldukça şanslı bir konuma geldi.

Müthiş Çekişme

Milli takımımız, Kerem Tunçeri – Ömer Onan – Hidayet Türkoğlu – Ersan İlyasova – Ömer Aşık beşiyle karşılaşmaya başladı. Dengeli başlayan mücadelede ilk hamleyi yapan takım İspanya oldu ve Pau Gasol – Rudy Fernandez ikilisinin etkinliğiyle oyunun ilk bölümünü 8-14 önde geçti. İspanya’nın etkili skoreri Juan Carlos Navarro’yu Ömer Onanla kitleyen 12 Dev Adam, oyunun ilk bölümünde Rudy Fernandez’i savunmakta oldukça zorlandı. Bu hamleye pota altından Ömer Aşıkla cevap veren millilerimiz, Rudy Fernandez’i savunmak dışında işlerin oldukça yolunda gittiği ilk çeyreği 20-22 geride tamamladı. İkinci çeyreğe Marc Gasol ile etkili olarak başlayan İspanya, kısa sürede tekrar farkı 7’ye çıkardı (20-27). Tekrar toparlanan 12 Dev Adam, özellikle savunmada vites büyüttü ve Pau Gasol dışındaki hücum silahlarından pek katkı alamayan İspanya karşısında ilk yarıyı Ersan İlyasova’nın son saniye üçlüğüyle 36-34 önde tamamladı.

İkinci yarıya kıpırdanan Juan Carlos Navarro’nun katkısıyla başlayan İspanya, hücumda zorlandığımız ilk 5 dakikada 39-43 öne geçti. Müthiş bir mücadeleyle toparlanan ve kenardan gelen Sinan Güler ve Semih Erden gibi isimlerden önemli katkı alan milli takımımız, 10-0’lık bir seri yakaladı ve son bölümde İspanya’nın 0-5’lik serisine rağmen son 10 dakikaya 49-48 önde girdi. Müthiş bir mücadeleye sahne olan son çeyrekte yine savunmalar ön plandaydı. Galibiyete her iki takımın da eşit derecede yakın olduğu çeyreğin ilk 5 dakikasının ardından skora yine beraberlik geldi (55-55). Büyük bir çekişmenin yaşandığı oyunun son bölümünde Hidayet Türkoğlu’nun yaptığı birkaç kritik hataya rağmen son dakikaya 61-60 önde giren 12 Dev Adam, son 20 saniyede İspanya’nın hücumunu savundu. Sergio Llull ile potaya penetre ederek bu şansı değerlendirmeye çalışan İspanya’ya Ömer Aşık yaptığı müthiş blokla geçit vermedi ve günün yıldızı Semih Erden’e çıktığı hızlı hücumda yapılan faulden bulduğumuz 2 sayıyla maçın skoru belli oldu: 63-60.

Savunmaların Savaşı

Milli takımımız, savunmasını ön planda tutarak birçok önemli skoreri olan İspanya’yı sadece 60 sayıda tutmayı başardı. Takımımızın lideri Hidayet Türkoğlu’nun (28 dakika, 2 sayı, 3 ribaund, 3 asist, 4 top kaybı) çok kötü bir gününde olduğu ve sakatlığının da etkisiyle pek katkı yapamadığı karşılaşmadan galibiyet çıkarmamız, ayrı bir moral kaynağı oldu ve savunmanın önemini gösterdi. Oyunun büyük bölümünde potaya penetre eden ve hücum organizasyonlarını disiplinli şekilde uygulayan 12 Dev Adam, bu galibiyetle şampiyonluk yolunda önemli bir adım attı. Hidayet Türkoğlu’nun tek başına 4 top kaybı yaptığı karşılaşmayı toplam 8 top kaybıyla tamamlamamız, oyunun kontrolünü elinde tutan ve takımımızı oyun disiplininden koparmayan kısalarımızın başarısıydı. Şut yüzdelerinde daha önceki karşılaşmaların oldukça altında kalan ve ribaundlarda da zorlanan 12 Dev Adam (2 sayı – %49, 3 sayı – %23, serbest atış – %58), buna rağmen yaptığı müthiş savunmayla galibiyete uzandı.

Milli takımımızın en skorer ismi, bu turnuvada istikrarlı olarak takıma önemli katkı yapan Ersan İlyasova (34 dakika, 15 sayı, 5 ribaund) oldu. Genç yaşına rağmen oldukça olgun bir oyun ortaya koyan Ersan İlyasova, Hidayet Türkoğlu’nun kötü oynadığı karşılaşmada takımımızın hücumdaki sigortasıydı. Maçın sonunda yaptığı blokla galibiyeti takımımıza getiren Ömer Aşık (18 dakika, 13 sayı, 4 ribaund), pota altında İspanyol uzunlarına büyük bir üstünlük kurdu. Milli takımımızın bu karşılaşmadaki yıldızı, ilk iki gün gösterdiği performanın ardından oldukça eleştirilen Semih Erden (24 dakika, 11 sayı, 6 ribaund) oldu. Son çeyrekte 7 sayı bulan ve takımımızın savunmasına da müthiş katkı yapan Semih Erden, adeta yeniden doğdu ve maçın kilit oyuncusu oldu.

Milli takımımızın bir diğer sivrilen ismi, kritik dakikalarda öne çıkarak takımımızı rahatlatan ve sahadaki varlığıyla bile büyük katkı yapan Kerem Tunçeri (15 dakika, 11 sayı) oldu. Kerem Tunçeri’ye kenardan gelerek katkı yapan Engin Atsür (19 dakika, 3 sayı, 3 ribaund) ve Ender Arslan’ın (25 dakika, 4 sayı, 4 ribaund) da katılmasıyla milli takımımız, İspanyol oyun kurucularına karşı büyük bir üstünlük kurdu. Jose Calderon’u aradığı oldukça belli olan İspanya’nın oyun kuruculuk yükünü kadrodaki oyun kurucularından hiçbirinin kaldırabilecek kapasitede olmadığı bu karşılaşmada tekrar bariz şekilde gözüktü. Ömer Onan (14 dakika, 0 sayı, 0 ribaund) ve Sinan Güler (15 dakika, 2 sayı, 2 ribaund), ana görevleri olan Juan Carlos Navarro’yu (32 dakika, 7 sayı, 3 asist) durdurma işini başarıyla yerine getirdiler.

Bu karşılaşmada milli takımımızda istenen performansı altında kalan oyuncular ise, Oğuz Savaş (8 dakika, 2 sayı, 3 faul) ve Hidayet Türkoğlu oldu. Oğuz Savaş pota altında hareketli İspanyol uzunları karşısında oldukça ağır kaldı ve eşleşmesi de olmadığı için maçta kısıtlı süre aldı. Gününde olmayan Hidayet Türkoğlu ise, aynı zamanda dizindeki sakatlık nedeniyle büyük sıkıntı çekti ve adeta bu turnuvadaki kötü oynama hakkını kullanmış oldu.

Yeni Rakip Sırbistan

Bu galibiyetle çeyrek finale çıkmayı garantileyen ve grup birinciliği için büyük bir avantaj da elde eden 12 Dev Adam, yarın Sırbistanla karşılaşacak. Ev sahibi Polonya’yı mağlup ederek ikinci gruba galibiyetle başlayan Sırbistan karşısında milli takımımızın galibiyete daha yakın olduğunu düşünüyorum. Takımımızın lideri Hidayet Türkoğlu’nun sakatlığı nedeniyle bu karşılaşmada oynamama ihtimalinin bulunmazı, en büyük handikapımız olarak göze çarpıyor. Ancak, 12 Dev Adam İspanya galibiyetiyle takım olarak oldukça güçlü olduğunu gösterdi. Milli takımımızın karşılaşmasından önce oynanacak olan Polonya – Sırbistan karşılaşmasının ev sahibi Polonya lehine sonuçlanması durumunda, milli takımımız Sırbistan karşısında alacağı bir galibiyetle grup birinciliğini garantileyecektir.

Eyl
11

12 Dev Adam’ın Çeyrek Final Şansı

sinan-smac-bulgaristan

Avrupa Şampiyonası’nda ilk grubunu üç galibiyetle tamamlayan 12 Dev Adam, ikinci gruba iki galibiyet taşıyan tek takım olarak büyük bir avantajı eline geçirdi. 12 Dev Adam’ın ikinci turdaki rakiplerine bir göz atalım ve millilerimizin şansını değerlendirelim.

İlk Rakip Formsuz Matadorlar

12 Dev Adam, ikinci grubundaki ilk karşılaşmasında 12 Eylül saat 16:45’te İspanyayla karşılaşacak. Birinci tura Sırbistan karşısında ezici bir yenilgiyle başlayan ve daha sonra Büyük Britanya’yı da zorlanarak mağlup eden İspanya, son karşılaşmada Slovenya karşısında farklı önde götürdüğü karşılaşmanın sonunda Slovenya’nın maçı uzatmaya götürmesine engel olamadı. Uzatmada tekrar oyuna ağırlığını koyup ikinci galibiyetini alan İspanya, kadroda olmayan ana oyun kurucusu Jose Calderon’u fazlasıyla arıyor.

İspanya’nın sakatlıktan çıkan yıldız pivotu Pau Gasol, formunu daha yeni buluyor. Şutör forvet Juan Carlos Navarro da eski görüntüsünün biraz uzağında. Mücadeleci pivot Felipe Reyes ise, Carlos Jimenez’in yokluğunda pota altında sertliği takımına getirmeye çalışıyor, ancak bu oyuncunun yerini bence tutamıyor. İspanya basketbolunun büyük yıldızı olarak lanse edilen Ricky Rubio, takımın birinci oyun kuruculuğu görevini tam olarak yerine getiremiyor ve sokak basketbolunu andıran tarzıyla takımın sistemini ciddi ölçüde sarsıyor. İlk maçta forma giymeyen Rudy Fernandez ise, form düzeyi olarak iyi durumda olan yegane İspanyol oyuncu olarak göze çarpıyor. Jose Garbajosa, Marc Gasol, Raul Lopez, Sergio Llull, Carlos Cabezas, Alex Mumbru gibi önemli isimler, istenen düzeyde değiller. Kısacası, İspanya’da genel olarak bir sıkıntı ve doymuşluk göze çarpıyor. Sanırım, İspanya’ya mücadele hırsını getirecek yeni bir jenerasyon gerekiyor.

İspanya karşısında şansların eşit olduğunu düşünüyorum. Milli takımımızın oyun kurucularından özellikle Kerem Tunçeri ve Ender Arslan, Jose Calderon’un yokluğunda Ricky Rubio önderliğindeki İspanyol oyun kuruculara büyük bir üstünlük sağlayacaktır. Ömer Onan – Sinan Güler ikilisinin yapacakları sert savunmayla Juan Carlos Navarro’nun etkinliğini asgari düzeye indireceklerine inanıyorum. Rudy Fernandez’e karşı oynayacak olan Hidayet Türkoğlu’nun bu oyuncuya pek şans tanıyacağını düşünmüyorum. 4 numara pozisyonunda Ersan İlyasova – Felipe Reyes eşleşmesinde Ersan İlyasova’nın dışardan oynama özelliğiyle büyük bir avantajı olduğunu düşünüyorum. Ancak, Ersan İlyasova’nın Felipe Reyes’in pota altındaki sertliğine mutlaka aynı kararlılıkta karşılık vermesi gerekiyor.

Bence maçın düğümünü Pau Gasol’a yapacağımız savunma çözecek. 5 numara oynayan oyuncularımızdan hiçbiri, dışardan oldukça isabetli şutları olan Pau Gasol’u savunacak kadar dışarı çıkmaya alışık değil. Bu durumda Pau Gasol’e yardımlı bir savunma uygulamamız daha doğru olacaktır. Barış Hersek yerine dışarı çıkabilen etkili bir oyuncumuz daha kadroda olsaydı, bu eşleşmede çok daha rahat ederdik. İspanya karşısında başarı için mutlaka Pau Gasol’u durdurmamız ve kısalarda üstünlük sağlamamız gerekiyor.

İspanyolların kenardaki oyuncularından yeterli katkıyı alamadığını ve bu nedenle kadrosunda fazla rotasyon yapamadığını gördük. Son Slovenya karşılaşmasında kenardan sadece üç oyuncu (Sergio Llull, Carlos Cabezas, Marc Gasol) oyuna dahil oldu ve bu oyunculardan hiçbiri doğru düzgün katkı yapamadı. Bu durumda, kenardan gelen oyuncularımızdan iyi performans almamız halinde çok avantajlı bir duruma geçeriz. Daha iyi durumda bir takım olarak İspanya karşısında şansımızın oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Eğer madalya istiyorsak, İspanya maçından mutlaka galibiyet çıkarmalıyız.

Yıldızsız Sırplar Takım Oyunuyla Ön Planda

Tecrübeli koç Dusan Ivkovic yönetimindeki Sırbistan, uzun zaman sonra kadrosunda baskın bir yıldızı olmadan bu turnuvaya katıldı ve ilk karşılaşmada İspanya’ya sahayı adeta dar ederek diğer takımlara gözdağı verdi. Oldukça ses getiren İspanya galibiyetinden sonra gruptaki ikinci maçında Slovenyayla karşılaşayan Sırbistan, rakibi karşısında hiçbir varlık gösteremedi ve ağır bir yenilgi aldı. Gruptaki son karşılaşmada Büyük Britanya karşısında rahat bir galibiyetle ikinci tura yükselen Sırbistan, oynanan üç karşılaşmanın ardından şampiyonluk için çok da parlak sinyaller vermedi.

Sırbistan’ın NBA patentli pivotu Nenad Krstic, takımın en önemli yıldızı olarak dikkat çekiyor ve pota altı yükünü çekiyor. 3 numara pozisyonunda oynayan son yılların yükselen yıldızı Milenko Tepic, her maç takımına önemli katkı yapıyor. 4 numarada görev yapan Novica Velickovic, Partizan’da uzun süre beraber oynadığı Milenko Tepicle oldukça iyi anlaşıyor ve görev adamı rolünde önemli sorumluluklar üstleniyor. Olympiakos’ta forma giyen Milos Teodosic, takımın oyun kurucu olarak görev yapıyor ve bu turnuvada takımın en önemli dişlilerinden biri haline geldi. Takımın diğer önemli kısası Uros Tripkovic ise, pek iyi bir turnuva geçirmiyor ve takımın zayıf halkası olarak göze çarpıyor. Sırbistan’ın yedekleri arasında da fazla göze çarpan isim bulunmuyor.

Oldukça genç bir kadroyla şampiyonaya katılan Sırbistan karşısında milli takımımızın mutlak favori olduğunu düşünüyorum. Eğer milli takımımız daha önceki karşılaşmalarda gösterdiği konsantrasyonu bu karşılaşmada da ortaya koyabilirse, rahat bir galibiyetle sahadan ayrılacaktır. Kısalarımızın Milos Teodosic’i, Hidayet Türkoğlu’nun Milenko Tepic’i ve uzunlarımızın da Nenad Krstic’i durdurması halinde, Sırbistan’ın 12 Dev Adam karşısında fazla bir şansı olmayacaktır. Sırbistan karşısında maçın her saniyesi savunma konsantrasyonunu üst düzeyde tutmak oldukça önemli, çünkü genç oyuncularla oyun sistemini disiplinli bir şekilde uygulayan Sırbistan bu sayede her oyuncusundan ciddi katkı alabiliyor. İkinci grubun ikinci maçında karşılaşacağımız Sırbistan, ikinci grupta bizim için ana hedef olmalıdır.

Eksik Slovenler Gücünden Birşey Kaybetmedi

Avrupa şampiyonalarının istikrarlı takımı Slovenya, bu turnuvaya zorlanarak aldığı Büyük Britanya galibiyetiyle başladı. İkinci karşılaşmada Sırbistan karşısında çok iyi bir oyunla rahat bir galibiyet alan ve morallenen Slovenya, gruptaki son karşılaşmada İspanya karşısında oldukça farklı geriye düşmesine rağmen maçı uzatmaya götürmeyi başardı. Bu maçtan mağlubiyetle ayrılmasına rağmen geriden gelip maçı uzatmaya götürerek gücünü gösteren Slovenya, bu turnuvanın en formda takımları arasında yer alıyor.

Slovenya’nın en etkili ismi olarak, pota altı yükünü çeken Erazem Lorbek göze çarpıyor. Bu oyuncuya en büyük yardımı, 3 numara pozisyonunda görev yapan Efes Pilsen’in yeni transferi Bostjan Nachbar yapıyor. Özellikle Sırbistan galibiyetinde büyük pay sahibi olan Nachbar, yüksek formuyla dikkat çekiyor. Pota altını domine eden NBA patentli Primoz Brezec, kalıbıyla özellikle İspanya karşısında oldukça etkili oldu. Slovenya’nın yıldız oyun kurucusu Jaka Lakovic, istikrarlı oyununu devam ettiriyor ve takımın oyun kurgusunda kilit bir rol oynuyor. Slovenya’nın ilk beşte oynayan diğer kısası Domen Lorbek ise, takımın en zayıf halkası olarak gözüküyor.

Takıma kenardan en büyük katkıyı NBA’de forma giyen oyun kurucu Goran Dragic yapıyor. Oldukça hareketli bir oyuncu olan Dragic, özellikle Sırbistan ve İspanya karşısında oldukça etkili oldu. Kenardan gelip önemli süre alan bir diğer oyuncu olan ve daha önce ülkemizde de forma giyen Jurica Golemac, daha çok pota altına sertlik getirmek için kullanılıyor ve fazla bir varlık gösteremiyor. Kenardan gelen diğer isimlerden oyun kurucu Sano Udrih pek etkili olamazken, yine bir dönem ülkemizde forma giyen Goran Jagodnik de fazla katkı yapamıyor. Uros Slokar ve Matjaz Smodis gibi iki önemli isim, bu turnuvada sakatlıkları nedeniyle şu ana kadar fazla dakika almadılar. Genç Jaka Klobucar da, bu turnuvada koçu tarafından pek tercih edilmiyor.

Slovenya’nın bu turnuvada şu ana kadar 7 ana oyuncuyla mücadele ettiğini ve kenardan Goran Dragic dışında fazla katkı alamadığını söyleyebiliriz. Takım oyununu oldukça etkili şekilde sahaya yansıtan ve güçlü ilk beşiyle dikkat çeken Slovenya karşısında milli takımımızın kazanma şansı konusunda oldukça iyimserim. Özellikle pota altında ısrar edip Sloven uzunları faul problemine sokarsak, rakibimize büyük problem yaşatırız. Bu karşılaşmada galibiyete ulaşmak için her oyuncumuzdan üst düzey performans almamız gerekiyor. Daha önceki turnuvalarda da mağlup etmeyi başardığımız Slovenya karşısında pota altının en zayıf halkası olan Primoz Brezec’in dezavantajlarından faydalanabiliriz. Kısa savunmasında ise Jaka Lakovic ve oyunda olduğu sürelerde Goran Dragic’e konsantre olmak ve Domen Lorbek’i biraz ikinci planda bırakmak, daha iyi bir fikir olarak gözüküyor.

Slovenya, ikinci turda takım oyununu en iyi oynayan rakibimiz olarak ön plana çıkıyor. Nispeten dar bir rotasyona sahip olan ve birkaç oyuncusunun eline bakan Slovenya karşısında 40 dakika disiplinli oynamamız gerekiyor. Bence Slovenya karşısında galibiyet şansımız İspanya karşısında olduğundan çok daha yüksek. Eğer birinci turda ortaya koyduğumuz performansı tekrarlarsak, Slovenya maçından da değerli bir galibiyet çıkarabiliriz.

Kıssadan Hisse

12 Dev Adam, birinci turunda ivmeli olarak yükseğe taşıdığı performansını devam ettirirse bu gruptan da en az iki galibiyet çıkarma potansiyeline sahip. Kerem Tunçeri – Ender Arslan ikilisinin yakaladığı müthiş form durumuna Engin Atsür de katılırsa oyun kurucu pozisyonunda yenilmesi güç bir rotasyon kurmuş oluruz. 2 numarada Ömer Onan ve Sinan Güler, bugüne kadar yaptıkları savunmayı devam ettirirlerse daha çok 2 numarada etkili olan birçok rakibimizin ana hücum kaynağını kesmiş oluruz. 3 numaranın yükünü çeken takımımızın lideri Hidayet Türkoğlu’na bu oyuncunun yedeği Bekir Yarangüme’nin biraz daha katılması ve yıldızımıza nefes alacak süreyi tanıması lazım.

4 numarada oynayan Ersan İlyasova, büyüleyici performansını sürdürecektir. Yalnız, Ersan İlyasova’nın faullerine dikkat etmesi oldukça önemli. Bu oyuncuyla beraber 4 numaralı pozisyon rotasyonuna giren oyunculardan Semih Erden’in son Polonya karşılaşmasında gösterdiği performansı devam ettirmesi, bize büyük bir katma değer sağlayacaktır. Kadromuzdaki en formda oyunculardan biri olan Ömer Aşık, Polonya maçında gösterdiği performansla bu takımın ana dişlilerinden biri olabileceğini herkese kanıtladı. Ömer Aşık – Oğuz Savaş ikilisinin kendi potansiyellerini sahaya yansıtması halinde, pota altında bizim karşımızda durabilecek pek bir takım olduğunu düşünmüyorum.

Şu gruptan çıkaracağımız iki galibiyet, bizi bir üst tura mutlaka grup birincisi olarak taşıyacaktır ve çeyrek finalin ve daha sonrasında yarı finalin kapısını aralayacaktır. Ben, 12 Dev Adam’da bu gücü, inancı ve potansiyeli görüyorum. Büyük heyecan yarın saat 16:45’te İspanya karşılaşmasıyla başlıyor, kalbimiz ve tüm iyi dileklerimiz sizinle 12 Dev Adam…