14
Fantezi Futbol 34. Hafta
Ligin son haftasına gelindiğinde küme düşenler kesinleşirken, şampiyonluk heyecanı son haftaya taşındı. Birçok iddiasız maçın olduğu hafta, özellikle fantezi futbol için büyük süprizlere açık. Haftanın maçlarına bir göz atalım ve son haftada kimler ön plana çıkabilir diye biraz kafa patlatalım.
Denizlispor – Gaziantepspor
Ligden düşmesi kesinleşen Denizlispor, aldığı kötü skorlarla dikkati çeken iddiasız ve çalkantılı Gaziantepspor’u ağırlıyor. Denizlispor, bu maça çıkaracak 18 oyuncu bile bulamıyor. Emil Angelov, Dzemal Berberovic ve Branimir Bajic, bu hafta içerisinde alacaklarını tahsil edemedikleri gerekçesiyle sözleşmelerini feshettiler. Bu önemli eksiklerin Burak Akyıldız’ın sakatlığı ve Damien Koffi’nin sarı kart cezası bulunuyor. Bu maça gençlerle çıkacak olan Gaziantepspor’da ise sakat olan Stjepan Tomas ve sarı kart cezalısı olan Jorge Jorginho dışında eksik oyuncu bulunmuyor. Daha önce takımdan gönderilen Mehmet Yozgatlı, Ümit Tütünci, Recep Biler ve Hakan Bayraktar’ın da Gaziantepspor’a veda ettiğini hatırlatayım.
Bu maçı çok tehlikeli olarak görüyorum ve ligin son karşılaşmasında iki iddiasız takımın maçından risk almamanızı tavsiye ediyorum. Her iki takımda da oynayacak oyuncuların bile belli olmaması, bu maçı fantezi futbol için iyice tehlikeli bir hale getiriyor. Bence bu hafta için bu maçı pek dikkate almayın ve yok farzedin.
Bursaspor – Beşiktaş
Şampiyonluk yarışındaki iddiasını son haftaya kadar taşıyan Bursaspor, üçüncülük peşinde olan Beşiktaş ile sahasında karşılaşıyor. Bursaspor’da bu önemli karşılaşma öncesinde Volkan Şen’in sarı kart cezası bulunuyor. Şampiyonluk yarışına erken havlu atan Beşiktaş’ta ise Yusuf Şimşek, Ekrem Dağ, Rıdvan Şimşek, Matteo Ferrari, Filip Holosko, Rodrigo Tabata ve Bobo’nun sakatlıkları devam ediyor.
Bu önemli karşılaşmada Beşiktaş’ın birçok önemli eksiği olması, Bursaspor’un işini kolaylaştıracaktır. Bu karşılaşmada Bursaspor’dan en az iki oyuncu almanızı tavsiye ediyorum. Beşiktaş’ın genelde iyi savunma yapan bir ekip olması nedeniyle bu maçın fazla gollü geçmesini bekliyorum. Benim tercihlerim Dimitar Ivankov, Ömer Erdoğan, Sercan Yıldırım, Turgay Bahadır ve Ozan İpek. Bu oyuncular arasından en az ikisini kadronuza dahil edin derim. Beşiktaş’tan bu karşılaşmada fazla risk almanızı önermem; Beşiktaş’a güvenenler sezon sonunda aklı başına gelen Nihat Kahveci’den yana tercihlerini kullanabilirler.
Gençlerbirliği – Galatasaray
Ligin iddiasız takımlarından Gençlerbirliği, üçüncülüğü oldukça kritik olmasına rağmen herkese izin veren ve takımı adeta dağıtan Galatasaray ile sahasında karşılaşıyor. Gençlerbirliği’nde sakat olan kaleci Ulaş Güler’in yanı sıra kırmızı kart cezalısı Cem Can’da bu karşılaşmada görev yapamayacak. Galatasaray ise, adeta maça çıkacak 11 kişiyi zor bulacak konuma geldi. Galatasaray’da ülkelerine dönen Harry Kewell ve Abdul Kader Keita, bu karşılaşmada görev yapamayacak. Ayrıca, tüm haftayı sakat geçiren Lucas Neill, Emre Güngör, Jo Alves, Arda Turan, Ayhan Akman, Milan Baros, Elano Blumer, Hakan Balta ve Serkan Kurtuluş da bu karşılaşmada takımlarını yalnız bırakacaklar. Son olarak, Valencia’ya transferi açıklanan Mehmet Topal da bu maçta görev yapmayacak. Kısacası, Galatasaray için sezon çoktan bitti.
Galatasaray’ın bu maçta çıkacağı ilk 11’i bile kafamda oluşturamıyorum. Sezona oldukça iddialı başlayan Galatasaray’ın düştüğü durum adeta içler acısı. Bu şartlar altında Galatasaray’dan başarı beklemek, büyük bir hayalcilik olacaktır. Bu maçta son haftaların formda ismi Mustafa Pektemek’i size öneriyorum ve Galatasaray’dan yana risk almak isteyenlere de Emre Çolak’ı tavsiye ediyorum.
Sivasspor – Ankaragücü
Geçen hafta ligde kalmayı garantileyen beraberliklerin takımı Sivasspor, Fenerbahçe maçı öncesinde yaratılan sansasyonel haberlerle gündeme oturan Ankaragücü ile evinde karşılaşıyor. Sivasspor’da defansın temel taşları olan Murat Sözgelmez – Sedat Bayrak ikilisi, sarı kart cezalısı oldukları için bu karşılaşmada görev yapamayacaklar. Oldukça karışık bir kulüp ortamına sahip olan Ankaragücü’nde ise dünya kupası öncesi izin verilen Njitap Geremi ve Marek Sapara ile sezonu kapatan Robert Vittek ve Aydın Karabulut, bu maçta takımlarındaki yerlerini alamayacaklar.
Sivasspor’un savunmasında önemli eksikler olması ve Ankaragücü’nün de önemli oyuncularının eksik olması, bu maçın gollü bir beraberlik maçı gibi geçeceğini gösteriyor. Sivasspor’dan Mehmet Yıldız veya Cihan Yılmaz, Ankaragücü’nden ise Mehmet Çakır veya Jerome Rothen bu maç için iyi tercihler olabilir. Ancak, bu maçtan da fazla risk almayın derim.
Diyarbakırspor – Eskişehirspor
Küme düşmesi geçen hafta kesinleşen Diyarbakırspor, ligin son karşılaşmasında Eskişehirspor ile sahasında cezası nedeniyle seyircisiz olarak karşılaşıyor. Kısıtlı bir kadroyla mücadele eden Diyarbakırspor’da kırmızı kart cezalısı Erdal Güneş ve Burak Karaduman, bu karşılaşmada takımlarını yalnız bırakacak. Eskişehirspor’da ise Mehmet Yılmaz’ın sarı kart cezası bulunuyor.
Bu mücadeleden Eskişehirspor mutlaka 3 puan çıkaracaktır. Eskişehirspor’dan Sezer Öztürk ve Jaycee Okwunwanne, bu maç için iyi tercihler olabilir. Ayrıca, golcü defans oyuncusu Koray Arslan’ı da bu maç için düşünebilirsiniz. Diyarbakırspor’un ne yapacağı belli olmaz, bence hiç risk almayın.
Manisaspor – Kasımpaşa
Ligde kalmayı daha önce garantileyen Manisaspor, ligin rahat takımlarından Kasımpaşa’yı evinde ağırlıyor. Manisaspor’da sarı kart cezalısı Eren Aydın’ın yanı sıra sakatlıkları devam eden Yiğit Gökoğlan ve Kemal Okyay’ın bu karşılaşmada oynamaları beklenmiyor. Kasımpaşa’da ise Kayserispor’a transferi gerçekleşen Andre Moritz dışında önemli bir eksik bulunmuyor.
İki iddiasız takımın mücadelesinde kazanacak takımı kestirmek oldukça güç. Her iki takım için de hiçbir anlamı olmayan karşılaşmada Isaac Promise iyi bir tercih olabilir. Kasımpaşa’yı destekleyenler ise, şanslarını Cenk İşler veya Yekta Kurtuluş’tan yana kullansınlar.
Antalyaspor – Kayserispor
Geçen hafta Galatasaray’ı yenerek galibiyet serisini sürdüren Antalyaspor, ligde iddiasını kaybeden formsuz Kayserispor’u evinde ağırlıyor. Antalyaspor’da Ali Zitouni, Pini Balili ve Orhan Ak’ın sakatlıkları bulunuyor. Kayserispor’da ise kırmızı kart cezalısı Alioum Saidou ile beraber sarı kart cezalısı Abdullah Durak, bu karşılaşmada takımlarındaki yerlerini alamayacaklar.
Bu karşılaşmada Antalyaspor’un çok daha şanslı olduğunu düşünüyorum ve Necati Ateş – Tita dos Santos ikilisini kadronuza almanızı tavsiye ediyorum. Ariza Makukula’nın transfer durumu nedeniyle bu maçta oynamasının zor olduğunu düşünüyorum, ancak oynarsa Ariza Makukula mutlaka gol bulacaktır. Gollü ve güzel bir maç olacağını düşünüyorum, ama sonucunu kestirmek gerçekten biraz zor.
Fenerbahçe – Trabzonspor
Şampiyonluk yarışında büyük bir avantaja sahip olan Fenerbahçe, sahasında Trabzonsporla şampiyonluk mücadelesine çıkıyor. Kazandığı kupanın sarhoşu olan ve daha çok yedeklerine şans veren Trabzonspor karşısında Fenerbahçe’de Uğur Boral ve Andre Santos dışında eksik oyuncu bulunmuyor. Trabzonspor’da ise Gustavo Colman ve Alanzinho’nun sakatlıkları devam ediyor; bu oyunculardan Alanzinho’nun oynamamasına kesin gözle bakılırken, Gustavo Colman’ın maça yetişme ihtimali yüksek.
Bu maçta Fenerbahçe’nin rakibine şans tanımayacağını düşünüyorum ve Fenerbahçe’den 3 oyuncuyu kadronuza almanızı tavsiye ediyorum. Benim önerilerim Diego Lugano, Alex de Souza ve Daniel Güiza olacaktır. Bu maçta Trabzonspor’un pek bir varlık göstereceğini sanmıyorum; zira, istekli bir Fenerbahçe sahasında şampiyonluğu kimseye vermez.
İBB – Ankaraspor
Ankaraspor’un küme düşürülmesi nedeniyle bu hafta İBB’den oyuncu almıyoruz.
25
Kendine de, Rakibine de Hayrı Yok
Şampiyonluk iddiasındaki son şansını Bursaspor karşısında kullanan Galatasaray, aldığı golsüz beraberlikle tüm hayallerine veda etti. Her iki takımın da bol gol pozisyonu yakaladığı zevkli mücadelenin tek kötü unsuru, verdiği yanlış kararlarıyla her iki tarafı da adeta çıldırtan maçın hakemi Bünyamin Gezer ve yardımcıları oldu.
Ligdeki Konumlarının Hakkını Verdiler
Ligin ikincisi ve üçüncüsünün mücadelesi, futbol ve gol pozisyonu açısından oldukça zengin bir karşılaşma oldu. Maçın hakeminin çok kötü yönetimine rağmen her iki takım da galibiyeti son saniyeye kadar kovaladı. Maçın kontrolü genelde Galatasaray’ın elinde olmasına rağmen, Bursaspor da hızlı çıkışlarla önemli pozisyonlar yakaladı ve özellikle Volkan Şen – Sercan Yıldırım ikilisiyle çok etkili oldu. Bu kadar keyifli mücadelede tek eksiğinin gol olması, biraz da iki takımın hücum oyuncularının beceriksizliği ve futbol şansının işiydi.
Alınan skor, her iki takımın da işine hiç yaramadı. Bursaspor liderliği Fenerbahçe’ye devrederken, Galatasaray ise şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi biletiyle ilgili hayallerini bir başka bahara bıraktı. Özellikle Galatasaray’ın yaptığı önemli yatırımlara rağmen üst üste ikinci sene yaşadığı bu başarısızlıklar, gelecek için de sarı kırmızılı takım adına tehlike çanlarını çaldırdı. Ligde hedefsiz bir takım haline gelen Galatasaray, kalan 3 maçı formalite icabı oynayacak. Bursaspor ise bundan sonra evinde oynayacağı ligin son 2 maçını kazanmaya çalışıp, Fenerbahçe’nin puan kaybetmesini umacak. Bana sorarsanız final maçlarını bir şekilde kazanmayı başaran Fenerbahçe bundan sonra işi bırakmaz ve şampiyonluk ipini göğüsler; Türkiye Kupası için ise ben bu kupaya tek hedef olarak kitlenen Trabzonspor’u Fenerbahçe’ye göre daha şanslı görüyorum.
Nihayet İyi Futbol
Galatasaray, bugün uzun zaman sonra taraftarlarının arzuladığı istekli futbol seviyesine yaklaşmayı başardı. Birçok önemli gol pozisyonu yakalayan Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki iki sıkıntısı gol pozisyonlarındaki beceriksizliği ve defansın önünde oynayan oyuncuların kötü performansıydı. Milan Baros, Abdul Kader Keita, Giovanni dos Santos, Arda Turan, Jo Alves gibi yetenekli isimler, birçok önemli gol pozisyonunu heba ettiler. Defansın önünde oynayan ve hücum hattıyla savunmanın bağlantısını kurma görevini yerine getirmeye çalışan Elano Blumer – Mehmet Topal ikilisi, dikine yerine geriye oynayarak ve gerekli yerlerde insiyatif almayarak hem Galatasaray’ın hücum etkinliğini olumsuz yönde etkilediler, hem de Galatasaray savunmasının yükünü ciddi şekilde arttırdılar.
Bursaspor’un etkili forvetlerine önemli gol pozisyonlarında geçit vermeyen kaleci Aykut Erçetin, savunmada iyi işler yapan Lucas Neill – Hakan Balta ikilisi, sağ kanatta ve gol yollarında çok etkili olan Abdul Kader Keita ve gösterdiği mücadeleyle Milan Baros, bu akşam Galatasaray’ın iyileri arasında yer aldılar.
Galatasaray’ın kötüleri arasında ise, sezon genelinde Galatasaray’ın en çok canını sıkan isimler yer aldı. Her iki bekte görev yapan Sabri Sarıoğlu ve Caner Erkin, harcadıkları orta pozisyonlarıyla ve yaptıkları kademe hatalarıyla saç baş yoldurdular. Defansın önünde oynayan Mehmet Topal, Elano Blumer ve sonradan oyuna giren Mustafa Sarp, dikini düşünmeyen oyun mantaliteleriyle adeta sarı kırmızılı takımın ayağındaki pranga gibiydiler. Galatasaray’ın küskün kaptanı Arda Turan ise, zaman zaman yaptığı hareketlerle saman alevi gibi parlamasına rağmen isteksiz olduğunu her halinden belli etti.
Acizlik
Türk Dil Kurumu, kendi sözlüğünde acizlik kelimesini “beceriksizlik, güçsüzlük” olarak nitelemiş. Ben de bu akşam sahadaki hakem Bünyamin Gezer’i aynen bu iki sıfatla niteliyorum. Futbol oynamak ve kazanmak için sahaya çıkmış iki takımın müthiş futbol temposunu ve hızını verdiği yanlış ve yersiz kararlarla maçın hakemi Bünyamin Gezer kesti. Verdiği tutarsız faul kararları, yersiz ve ucuzca kullandığı kartlar, kaçırdığı penaltı pozisyonları ve yaptığı daha birçok hata, Bünyamin Gezer’in bir Turkcell Süper Lig hakemi olarak ne kadar aciz bir durumda olduğunu gösterdi.
Maçın hakeminin bir tarafı desteklediğine inanmıyorum, ancak beceriksiz ve güçsüz olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu kadar güzel bir maçın bile canını çıkaran ve özellikle Lucas Neill – Tomas Zapotocny ikilisine gösterdiği basit kırmızı kartlarla bu yönetimini taçlandıran Bünyamin Gezer, kendisinin ve Türk hakemliğinin ne kadar perişan bir durumda olduğunu bize tekrar hatırlattı. Biz profesyonel hakemliğe geçmeyip ek iş olarak hakemlik yapan beceriksiz ve güçsüz insanlara itimat ettiğimiz müddetçe, bugünkü karşılaşma gibi güzel mücadelelerden keyif alamamaya devam ederiz. Bu arada yeri gelmişken söyleyeyim, Bünyamin Gezer’in Turkcell Süper Lig’in birinci yarısındaki Fenerbahçe – Galatasaray karşılaşmasının kahramanı olduğunu da unutmadım, bu kadar olaylı bir hakemi Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansını doğrudan etkileyen bu karşılaşmaya veren Merkez Hakem Kurulu’nu da Bünyamin Gezer için yukarıda kullandığım sıfatlara dahil ediyorum.
21
“Onur”lu Galibiyet
Zirve yarışında Fenerbahçe derbisi öncesi Trabzonsporla deplasmanda karşılaşan Galatasaray, büyük bir takıma yakışmayacak hatalar sinsilesinin ardından keskin virajı dönemedi ve sahadan 1-0 mağlup ayrıldı. Büyük bir heyecana sahne olan karşılaşmaya ev sahibi Trabzonspor’un kalecisi Onur Kıvrak damgasını vurdu.
Pinpon Maçı
Maça iyi başlayan takım, konuk Galatasaray oldu. İlk 10 dakika içerisinde Jo ve Giovanni dos Santos ile iki önemli pozisyon yakalayan sarı kırmızılı takımı durduran isim, Trabzonspor’un kalecisi Onur Kıvrak oldu. Oyunu dengeleyen Trabzonspor, fazla bir varlık gösteremese de Galatasaray kalesine biraz daha gelmeye başladı. Derken 30. dakikada Emre Güngör sahneye çıktı ve Gustavo Colman’a kaptırdığı top Galatasaray’ın kalesine gol olarak döndü. Golden sonra biraz bocalamanın ardından son 10 dakikada tekrar bastıran Galatasaray, Giovanni dos Santos ve Barış Özbek’in kaçırdığı iki önemli pozisyonun ardından ilk yarıyı 1-0 geride kapattı.
İkinci yarıya daha iyi başlayan takım, Galatasaray’ın boşluklarını iyi değerlendiren Trabzonspor oldu. Oyunun 70. dakikasına kadar istediği baskıyı kuramayan Galatasaray, Trabzonspor’un Burak Yılmaz – Engin Baytar değişikliğinin ardından sol kanatta tek başına kalan Hrvoje Cale’nin kanadından çok etkili oldu. Giovanni dos Santos’un bindirmeleriyle rakibinin savunmasının dengesini bozan sarı kırmızılı takım birçok gol pozisyonu yakalarken, kalesinde de birkaç önemli gol pozisyonu verdi. Ancak, Galatasaray beraberliği yakalayacak golü bulamadı ve bu önemli karşılaşmadan Trabzonspor 1-0 galip ayrıldı.
Fenerbahçe Maçı Öncesi Korkutucu Tablo
Gelecek hafta Fenerbahçeyle ligin kader maçına çıkacak olan Galatasaray, aldığı Trabzonspor mağlubiyetiyle puan anlamında tüm kredisini tüketti. Sarı kırmızılı takım, taraftarlarının gözünde kötü oyun anlamında da artık kredisini yitirdi ve herkesi bıktırdı. Geçen hafta Ankaragücü maçında rakibinin üstünlüğünü kabul eden ve bireysel yetenekleriyle sonuca giden Galatasaray, yine oyun anlamında pek birşey ortaya koyamadı. Özellikle savunma ve orta sahanın defansif bölümünde çok aksayan Galatasaray için tehlike çanları çalıyor.
Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki en arızalı bölümü, savunmanın göbeğiydi. Emre Güngör – Lucas Neill ikilisi, hızlı Trabzonspor hücum oyuncuları karşısında çok ağır kaldılar ve birçok bireysel hata yaptılar. Hatanın telafisinin olmadığı karşılaşmada affedilmez bir hata yapıp topu kaptıran ve bastıran takımını bir anda tabelada geriye düşüren Emre Güngör, bugünkü performansıyla yedek kulübesinde uzun süreli bir konaklamayı hak etti. Bu oyunculara savunmanın solunda görev yapan ve olmayan savunma meziyetleriyle sahada adeta dolaşan Caner Erkin de katıldı. Bu üç oyuncu sayesinde, Galatasaray ceza sahasına doğru gönderilen topların birçoğu tehlikeli hale geldi.
Caner Erkin için ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Daha önce bu oyuncunun mantalite olarak Galatasaray’a yakışmayan bir isim olduğu konusunu birkaç kez yazılarımda belirtmiştim. Bu karşılaşmada da her zamanki gibi savunmada aciz kalan Caner Erkin, duran topların birçoğunu da kullandı. Birçok müsait köşe vuruşu ve frikiği heba eden ve topa yükseklik dahi veremeden en yakındaki Trabzonsporlu oyuncuya nişanlayan Caner Erkin’in bu inadı bana yenilen pehlivanın güreş tutkusunu hatırlattı. Kiralık olarak takıma katılan bu genç oyuncunun Galatasaray’a transfer olmasına ciddi şekilde karşı olduğumu tekrar belirtmek isterim. Zira, böyle acemi ve amatör isimler Galatasaray takımına hiç yakışmıyor.
Sarı kırmızılı takımın ikinci kötü bölgesi de orta sahaydı. Mustafa Sarp – Barış Özbek ikilisi, adeta sahada yoklardı. Her iki oyuncu, özellikle Alanzinho gibi fizik gücü sınırlı bir oyuncu karşısında varlık gösteremeyerek büyük hayal kırıklığı yarattılar. Bu oyuncuların önünde oynayan Elano Blumer de, son maçlardaki pasif ve güçsüz görüntüsünü devam ettirdi. Bu oyuncunun etkisiz hale gelmesinde Trabzonspor’un sert savunmasının da rolü büyüktü.
Son olarak sarı kırmızılı takımın beceriksiz hücum oyuncularına da bir paragraf açmak gerekir. Bu kadar kritik karşılaşmada birkaç müsait pozisyonu harcayan Jo, Giovanni dos Santos ve Abdul Kader Keita, bir türlü Galatasaray’a skorda ihtiyacı olan katkıyı sağlayamadılar. Eğer Galatasaray’ın forvetleri biraz dikkatlı olsaydı ilk 10 dakikada Galatasaray rahatlıkla iki farklı öne geçebilirdi.
Sabır Küpü Rijkaard
Galatasaray’ın bugünkü en formsuz isimlerinden biri de teknik direktör Frank Rijkaard’tı. İkinci yarı bocalayan takımda Elano Blumer’in yerine Milan Baros’u sahaya sürerek orta sahayı adeta Trabzonspor’a teslim eden Hollandalı teknik adam, büyük bir sabır örneği göstererek Barış Özbek – Mustafa Sarp ikilisine 90 dakika dayandı ve Ayhan Akman gibi tecrübeli bir oyuncuyu yanında oturttu. Halbuki bu maç mücadeleci yapısıyla Ayhan Akman için en uygun karşılaşmalardan biriydi. Frank Rijkaard’ın Milan Baros’u oyuna sürerken Elano Blumer yerine Abdul Kader Keita, Giovanni dos Santos veya Jo’yu oyundan alması çok daha uygun olurdu. Bu oyuncu değişikliğinin yanında Barış Özbek – Ayhan Akman değişikliği de oldukça gerekliydi. Ancak, Hollandalı teknik adam bunu da maalesef uygun görmedi. Kısacası bugün Frank Rijkaard sınıfta kaldı.
26
Fantezi Futbol 23. Hafta
Hafta arasında üzücü şekilde noktalanan UEFA Avrupa Ligi macerasından sonra Turkcell Süper Lig’e geri dönüyoruz. Şampiyonluk ve kümede kalma yarışında rekabetin iyice kızıştığı ligimizde 23. haftada heyecanlı maçlar bizi bekliyor. Haftanın maçlarına bakalım ve öne çıkması muhtemel oyuncuları analiz edelim.
Gençlerbirliği – Ankaragücü
Bu hafta oynanacak Ankara derbisinde ligde aldığı mağlubiyetlere rağmen nispeten rahat bir konumda olan Gençlerbirliği, küme düşme hattının hemen üstünde yer alan ve Roger Lemerre’in takımın başına geçmesinden beri oynadığı tüm lig karşılaşmalarından beraberlikle ayrılan Ankaragücüyle karşılaşıyor. Gençlerbirliği’nde öneemli bir sakat veya cezalı oyuncu bulunmazken, isteksizliği nedeniyle idmandan çıkartılan Labinot Harbuzi’nin bu karşılaşmada oynaması beklenmiyor. Ankaragücü’nde ise disiplinsizliği nedeniyle sorun olan Darius Vassell’in oynaması beklenmezken, Marek Sapara’nın ve Koray Çölgeçen’in hafif sakatlığı bulunuyor.
Bu karşılaşmanın fazla gollü geçmesini beklemiyorum ve az gollü beraberliğin muhtemel sonuç olduğunu düşünüyorum. Takım ahengini yitiren ve son Eskişehirspor karşılaşmasında da biraz mahkum bir oyun ortaya koyan Gençlerbirliği, 2010 yılı içerisinde halen galibiyete ulaşamadı. Konuk Ankaragücü de, Roger Lemerre yönetiminde galibiyete hasret kaldı. Sürprize açık olan bu karşılaşmadan fazla risk almamanızı ve Ankara derbisinden fantezi futbol kadronuza oyuncu seçmemenizi tavsiye ederim. Eğer bu maçtan oyuncu almak istiyorsanız, Gençlerbirliği’nin son haftalardaki hareketli ismi Burhan Eşer’i veya Ankaragücü’nün kendini bulmaya başlayan forveti Robert Vittek’i tercih edebilirsiniz.
Antalyaspor – Trabzonspor
Küme düşme potasından uzakta olan ve aldığı istikrarsız sonuçlarla herkesi şaşırtan Antalyaspor, ikinci yarının en formda ekibi Trabzonspor’u evinde ağırlıyor. Antalyaspor’da Serge Dijehoua, Vahap Işık, Şenol Can, Fatih Ceylan ve Radoslav Batak’ın sakatlıkları sürerken, cezalı oyuncu bulunmuyor. Konuk Trabzonspor’da ise sarı kart cezalısı Gustavo Colman’ın yanı sıra sakatlıkları devam eden Ibrahima Yattara, Tayfun Cora ve Ömer Aysan da bu karşılaşmada forma giyemeyecek.
Bu karşılaşmanın bol gollü geçmesini bekliyorum ve Antalyaspor’un ligdeki rahat konumunu ve Trabzonspor’un zirve takibini düşünerek Trabzonspor’u galibiyete biraz daha yakın takım olarak görüyorum. Trabzonspor’da Engin Baytar, Alanzinho, Drago Gabric veya Umut Bulut bu maç için iyi tercihler olabilir. Bu karşılaşmada Antalyaspor’un mutlaka gol bulacağını düşünüyorum ve Trabzonspor’un savunmanın koordinatörü Ömer Aysan’ın yokluğunda pozisyon vereceğini tahmin ediyorum. Antalyaspor’da son haftaların formda ismi Veysel Cihan veya Necati Ateş, sürprizciler için iyi tercihler olabilir.
Kayserispor – Beşiktaş
Ligde üst sıralar için mücadele eden Kayserispor, bir türlü istikrarı yakalayamayan Beşiktaş ile sahasında karşılaşıyor. Geçen haftayı bay geçen ve sakat oyuncularının birçoğunu iyileştirmeyi başaran Kayserispor’da cezalı Franco Cangele, sakat olan Delian Toledo ve Eren Güngör ile kadro dışı bırakılan Ali Turan, bu karşılaşmada forma giyemeyecek. Beşiktaş’ta ise Filip Holosko’nun da düzelmesiyle beraber sakat oyuncu kalmadı.Ancak, Beşiktaş’ın orta sahasının dinamosu Fabian Ernst’in hafif sakatlığı bulunuyor.
Bu karşılaşmanın mutlaka az gollü geçeceğini düşünüyorum ve bu karşılaşmadan fazla risk almamanızı öneriyorum. Hem Beşiktaş, hem de Kayserispor ciddi savunma anlayışlarıyla ön plana çıkan takımlar olarak göze çarpıyorlar. Bu durumun sonucu olarak, her iki takım da ligin en az gol yiyen iki takımı olarak ön plana çıktılar. Beşiktaş’ta zaten ilk 11’de kimin oynayacağı belli olmadığı için oyuncu önermek de oldukça zor. Kayserispor’da ise Franco Cangele’nin yokluğunda tüm yük Ariza Makukula’nın omuzlarına binecektir. Ancak, Matteo Ferrari – Tomas Sivok ikilisinin bu karşılaşmada Ariza Makukula’yı iyi marke edeceğini düşünüyorum. Bu karşılaşmadan risk almak isteyen fanteziciler, Beşiktaş’ın golcü stoperi Tomas Sivok’u veya Kayserispor’dan Ariza Makukula’yı düşünebilirler.
Bursaspor – Sivasspor
Bu karşılaşmanın haftanın en banko karşılaşması olduğunu düşünüyorum. Şampiyonluk adaylarından biri haline gelen ve çok formda olan Bursaspor, sahasında istikrarsız Sivasspor’a hiç şans tanımayacaktır. Bursaspor’da cezalı oyuncu bulunmazken, sakatlıktan yeni çıkan Sercan Yıldırım’ın durumu maç saatinde belli olacak. Küme düşme potasının hemen üstünde yer alan ve son haftalarda zorlanarak aldığı galibiyetlerle biraz olsun toparlanan Sivasspor’da ise sakat ve cezalı oyuncu bulunmuyor. Karşılaşmanın bir diğer ilgi çekici yanı, Bursaspor’un cezası nedeniyle maçın seyircisiz ve Sakarya’da oynanacak olması olarak gözüküyor.
Bu karşılamada Bursaspor’da kaleci Dimitar Ivankov ve son haftaların formda ismi Ozan İpek’i mutlaka kadronuza almanızı öneriyorum. Bu oyuncuların yanı sıra, Bursaspor’un banko oynayan forveti Turgay Bahadır da iyi bir seçim olabilir. Konuk Sivasspor’dan risk almak isteyen fanteziciler ise, kaptan Mehmet Yıldız’ı veya orta sahanın hareketli isimlerinden Cihan Yılmaz veya Erman Kılıç’ı tercih edebilirler. Ancak, ben Sivasspor’dan risk almanızı tavsiye etmiyorum.
Denizlispor – Ankaraspor
Ankaraspor’un küme düşürülmesi nedeniyle bu hafta Denizlispor’dan oyuncu almıyoruz.
Manisaspor – Diyarbakırspor
Küme düşme potasında yer alan ve aralarında bir puan bulunan iki takımın mücadelesi büyük bir heyecana sahne olacak. Manisaspor’da sakatlıkları devam eden Tufan Esin ve Jimmy Dixon ile cezalı Isaac Promise dışında eksik oyuncu bulunmuyor. Konuk Diyarbakırspor’da ise hafta arasında bir teknik direktör değişikliği yaşandı ve Ziya Doğan’ın istifasıyla boşalan göreve Güvenç Kurtar geldi. Cezalı Erdinç Yavuz dışında eksik oyuncusu bulunmayan Diyarbakırspor, haftanın sürpriz takımı olarak ön plana çıkıyor.
Manisaspor’un bu karşılaşmaya Manisa kenti olarak ciddi şekilde konsantre olduğu biliniyor. Kendi sahasında oldukça etkili olabilen Manisaspor, 3 puana daha yakın takım olarak gözüküyor. Konuk Diyarbakırspor’da ise takımın başına geçen Güvenç Kurtar’ın gelmesiyle nasıl bir değişim olacağı merak ediliyor. Bu hafta takımın başında sahaya çıkmayacak ve görevine gelecek hafta Pazartesi başlayacak olan Güvenç Kurtar’ın gözüne girmek için Diyarbakırsporlu oyuncular ekstra güç sarfedecektir. Bu karşılaşmada Manisaspor’dan Joshua Simpson’ı kadronuzda düşünmenizi tavsiye ederim. Reha Kapsal’ın sıklıkla değiştirdiği bu oyuncuyu tercih etmezseniz, forvetin yükünü üstlenen Ergin Keleş’i de kadronuzda düşünebilirsiniz.
Gaziantepspor – Eskişehirspor
Geçtiğimiz hafta Kasımpaşa karşısında şaka gibi hakem kararlarının ardından mağlup olan Gaziantepspor, evinde ligin rahat ekiplerinden Eskişehirspor’u ağırlıyor. Gaziantepspor’da kırmızı kart cezalısı Ivan de Souza ve sarı kart cezalısı Julio Cesar de Souza bu karşılaşmada forma giyemeyecek. Konuk Eskişehirspor’da da önemli eksikler dikkat çekiyor. Sakatlıkları devam eden Ümit Karan, Volkan Yaman ve Serdar Özbayraktar bu karşılaşmada forma giyemeyecekler.
Bu karşılaşmanın her sonuca açık ve oldukça tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Bol gollü geçmesini beklediğim karşılaşmada Gaziantepspor cephesinde Julio Cesar de Souza’nın yokluğunda Beto mutlaka çok daha fazla ön plana çıkacaktır. Beşiktaş’ı mağlup ettikten sonra geçtiğimiz hafta Kasımpaşa karşısında ağır bir yenilgi alan ev sahibi ekip, bu karşılaşmada tekrar toparlanmaya çalışacaktır. Kendi sahasında Gençlerbirliği karşısında iyi oynamasına rağmen galibiyete ulaşamayan Eskişehirspor’da ise Ümit Karan’ın eksikliği fazlasıyla hissedilecektir. Eskişehirspor’da son karşılaşmada Jaycee Okwuwanne ve Mehmet Yılmaz’ın da oldukça etkili olduğunu belirteyim.
İBB – Fenerbahçe
Hafta arasında Lille karşısında çok eksik bir kadroyla mücadele eden ve maçın bitimine 5 dakika kala yediği golle elenen Fenerbahçe, İBB ile deplasmanda karşılaşıyor. Fenerbahçe’de bu zorlu karşılaşma öncesinde Diego Lugano, Gökçek Vederson, Cristian Baroni, Mehmet Topuz, Özer Hurmacı, Uğur Boral, Ali Bilgin gibi yedi önemli oyuncunun sakatlıkları bulunuyor. Fenerbahçe’de cezalı oyuncu bulunmazken, hafta arasında Lille karşısında cezası nedeniyle görev yapamayan Andre dos Santos ve resmi listede bulunmadığı için oynayamayan Gökhan Ünal bu karşılaşmada oynayabilecekler. Ligin rahat konumdaki takımı İBB’de ise cezalı oyuncu bulunmazken, sakatlığı bulunan oyuncularının birçoğu da düzeldi.
Fenerbahçe, Lille maçının bitiminden 60 saat sonra bu karşılaşmaya çıkacak ve bu nedenle oldukça yorgun olacak. Ev sahibi İBB ise, bir haftadır bu karşılaşmaya hazırlanıyor. Bu nedenle bu maçın sürprize çok açık olduğunu düşünüyorum. Zirve mücadelesinde birçok darbe alan ve beklemediği puanları kaybeden Fenerbahçe için bu karşılaşma tekrar diriliş karşılaşması niteliğinde olacaktır. Ancak, Fenerbahçeli oyuncuların Lille maçından sonra bu karşılaşmayı fiziken kaldırmalarının güç olduğu da bir gerçek. Bu nedenle, Fenerbahçe’den Alex de Souza dışında fazla risk almanızı önermiyorum. Kapalı kutu olan İBB’de oyuncu tavsiye etmek zor, zira Abdullah Avcı takımını her hafta değiştiriyor ve kimin oynayacağı hiç belli olmuyor.
Galatasaray – Kasımpaşa
Haftanın kapanış karşılaşmasında hafta arasında UEFA Avrupa Ligi’ne veda eden Galatasaray, sahasında ligin sürprizli takımı Kasımpaşa ile karşılaşacak. Ligin lideri olan Galatasaray, kalan tek hedefine konsantre olacaktır ve bu karşılaşmaya fazlasıyla asılacaktır. Galatasaray’da kart cezalısı olan Barış Özbek’in yanı sıra sakatlıkları devam eden Milan Baros, Harry Kewell, Emre Güngör, Ufuk Ceylan, Sabri Sarıoğlu, Gökhan Zan, Arda Turan ve Elano Blumer’in Kasımpaşa karşısında oynamasının zor olduğunu düşünüyorum. Kasımpaşa’da ise Andre Moriz’in sakatlığı devam ediyor.
Bu karşılaşmanın da aynı Fenerbahçe karşılaşması gibi sürprizlere açık olduğunu düşünüyorum. Daha önce deplasmanda Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı mağlup etmeyi başaran Kasımpaşa, yine açık oynayacaktır ve Galatasaray’ın savunma zaaflarını iyi değerlendirecektir. Yorgun Galatasaray’da ise sakat oyuncuların çokluğu büyük bir handikap olarak gözüküyor. Galatasaray’ın yıldızı Arda Turan’ı veya forvette görev yapması beklenen Jo’yu bu karşılaşmada kadronuza almanızı öneririm. Kasımpaşa’da ise son haftaların golcü ismi Şahin Aygüneş veya formda Murat Erdoğan, bu karşılaşmada öne çıkabilir. Bu karşılaşmanın bol gollü olacağının da altını çizelim. Bu karşılaşmada öne çıkan oyuncuları bulanın fantezi futbolda iyi puan toplayacağını düşünüyorum. Bu karşılaşmayla ilgili oyuncu tercihlerinizi son dakikaya bırakmanızı ve özellikle Galatasaray’ın son idman raporunu beklemenizi tavsiye ederim.
11
Futbolun Adaleti Yok: 1-1
Maç öncesinde tahmin yürütmesi bile mümkün olmayan derbi, büyük bir heyecana sahne oldu. Beşiktaş’ın çok daha baskın oynadığı karşılaşmada ilk golü bulan Galatasaray, bu golün sonrasında devamını getiremedi. Maça damgasını iki teknik adamın oyuncu tercihleri ve değişiklikleri vurdu.
Uçlarda Dengeler
Maça Bobo ve Rodrigo Tabata gibi iki formda yıldızını yedek kulübesinde tutarak büyük bir sürprizle başlayan Beşiktaş’ın teknik direktörü Mustafa Denizli, bu tercihinde başarılı oldu ve Beşiktaş maçı ilk yarıda domine etti. Birçok önemli gol pozisyonu yakalayan ve Galatasaray’a da münferit birkaç atak dışında fazla şans tanımayan ev sahibi takım, sezonun en iyi performanslarından birini bu maçın ilk yarısında ortaya koydu, ama bu oyununu bir golle taçlandıramadı. Abdul Kader Keita’nın uzaktan bir şutu ve ilk yarıdaki tek organize atağında Barış Özbek’in kaçırdığı pozisyon dışında önemli bir tehlike yaratamayan Galatasaray için ise, ilk yarı adeta kabus gibi geçti.
Oyunun ikinci yarısı biraz daha dengeli başladı. Beşiktaş’ın hücum hattının etkili isimleri olan Filip Holosko ve Mert Nobre’nin 61. dakikada değiştirilmesi ve Galatasaray’ın günün en etkisiz isimlerinden Caner Erkin’in yerine Jo’yu oyuna sürmesi, oyunun seyrini değiştirdi ve 68. dakikada Tomas Sivok’un hatasını değerlendiren Arda Turan, takımını öne geçirdi. Bu golle beraber oyunda ibreler ilk düdükten itibaren ilk kez Galatasaray’a doğru döndü. Bu golün ardından bu kez de sakatlanan Arda Turan’ın yerine Giovanni dos Santos’u ve günün yıldızı Elano Blumer’in yerine Mustafa Sarp’ı oyuna süren Frank Rijkaard, takımının elini ayağını kesti. Maçın başından beri gelen ataklardan bunalan Galatasaray, 82. dakikada Giovanni dos Santos’un yaptığı gereksiz bir faulden doğan serbest atışta yapılan ortada dönen topu iyi değerlendiren Tomas Sivok’un golüyle üstünlüğünü kaybetti. Bu golün ardından her iki takım da galibiyeti getirebilecek fırsatları değerlendiremedi ve maç beraberlikle sona erdi.
Teknik Adamların Sihirli Değnekleri
Maçın başında özellikle Beşiktaş’ın ilk 11’i herkesi şaşırttı. Ancak, bu oyuncu tercihlerinin doğru olduğu ilk yarıdaki Beşiktaş’ın performansıyla kanıtlandı. Mustafa Denizli’nin tek hesap edemediği, takımının bu kadar gol kaçıracağıydı. Frank Rijkaard ise, forvetsiz bir kadroyla maça başlamasının cezasını mahkum bir oyunla çekti. İlk yarıda çok zorlanan ve sadece ilk yarının ortasındaki bir 10 dakikada biraz hücum alanında gözükebilen Galatasaray’ın imdadına ikinci yarıda yaptığı yanlış oyuncu değişiklikleriyle Mustafa Denizli yetişti. İki etkili hücum silahını oyun dışına alan tecrübeli teknik adam, takımının düzenini alt üst etti.
Galatasaray’ın bulduğu golden sonra bu kez sıra Frank Rijkaard’a geçti. Uğur Uçar ve Barış Özbek gibi bariz şekilde zorlanan iki oyuncusunu inatla oyunda tutan Hollandalı teknik adam, takımın beyni Elano Blumer’i ve sakatlanan Arda Turan’ı oyundan çıkarırken yerlerine özel sempatisi nedeniyle Giovanni dos Santos’u ve defansif özellikleri nedeniyle Mustafa Sarp’ı aldı. Bu değişikliklerinden sonra hücum ritmini kaybeden Galatasaray, kalesindeki golü de Giovanni dos Santos’un acemiliğinin ardından gördü. Kısacası, maçın kaderini iki teknik adam belirledi.
Maçın ardından her iki teknik adamın da galibiyeti kaçırdıklarından bahsetmesi, “futbolun adaleti yok” cümlesini doğruladı. Beşiktaş’ın etkili olduğu karşılaşmada ilk golü bulan ve 82. dakikada kalesinde golü gören Galatasaray’ın teknik adamı Frank Rijkaard, maçı kendi açısından değerlendirerek son dakikalarda yedikleri gol olmasa galip geleceklerini ve biraz daha şansa ihtiyaçları olduğunu ifade etti. Maçın büyük bölümünü domine eden Mustafa Denizli de, haklı olarak çok iyi oynadıklarını ve galibiyeti kaçırdıklarını belirtti. Bana sorarsanız, maçın sonucunu her iki teknik adam yaptıkları doğru ve yanlış hamlelerle tayin ettiler. Ancak, zorlu Atletico Madrid maçından sonra Beşiktaş deplasmanından da değerli bir puan çıkaran Galatasaray’ın teknik adamı Frank Rijkaard’ın şampiyonluk yolunda bir maç eksiğiyle lider Galatasaray’ın 8 puan gerisinde kalan Beşiktaş’ın teknik adamı Mustafa Denizli’ye göre stadyumdan biraz daha mutlu ayrıldığını söyleyebiliriz.
Tehlike Sinyalleri
Galatasaray için bu maç tekrar tehlike sinyalleri verdi. Oyunu daha çok kendi alanında kabul eden ve Arda Turan’ı uç forvete hapsederek bu oyuncunun performansını da düşüren Galatasaray, Jo’yu oyuna aldıktan sonra çok daha etkili oldu. Maçın her iki yarısında da 10ar dakikalık bölümlerde sivrilen sarı kırmızılı takım, sahadaki performansıyla oyuna ağırlığını koyamıyor. Bu karşılaşma için Atletico Madrid maçının yorgunluğu, sakatlıklar, yoğun maç temposu gibi özürlere sığınabiliriz. Ancak, Galatasaray’ın bu karşılaşmaya benzer daha önce de birçok karşılaşma oynamış olmasını bu unsurlar pek açıklayamıyor. Galatasaray’ın sakat oyuncularından Harry Kewell, Milan Baros ve Sabri Sarıoğlu’nun artık geri dönmesi gerekiyor.
Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki en etkili isimleri kaleci Leo Franco ve orta sahanın beyni Elano Blumer’di. Kaleci Leo Franco, hafta arasında performansıyla damgasını vurduğu Atletico Madrid maçının ardından Beşiktaş karşısında da takımını ayakta tutan isimdi. Birçok önemli kurtarış yapan tecrübeli file bekçisinin yediği golde ise biraz hatası vardı. Orta sahanın ortasında görev yapan Elano Blumer ise, gösterdiği performansla sahanın en etkili oyuncusuydu. Hücuma çıkmakta zorlanan Galatasaray’ı taşıyan oyuncu olan ve mücadeleci oyununu isabetli paslarıyla ve tehlikeli şutlarıyla süsleyen Brezilyalı yıldız, gösterdiği performansla Brezilya milli takımına seçilmeyi hak ettiğini gösterdi.
Galatasaray’ın en kötü isimleri ise, Uğur Uçar, Caner Erkin ve Giovanni dos Santos’tu. Kendi kanadını boş bırakan, birçok kademe hatası yapan ve pozisyonlarda çok ağır kalan Uğur Uçar, Beşiktaş’ın ataklarının büyük çoğunluğunu sol kanattan yapmasına yol açtı. Maç boyunca pek bir olumlu hareket yapamayan ve birçok pas hatası da yapan genç oyuncu, kendisine verilen bir diğer şansı daha iyi kullanamadı. Atletico Madrid maçında oyundan çıkarken yaptığı hareketlerle gündemde kalan Caner Erkin, Beşiktaş karşısında oyunda kaldığı 63 dakikada hiçbir varlık gösteremedi. Etkisiz oyunuyla tüm hücum yükünün Abdul Kader Keita’nın üstüne yıkılmasına yol açan genç oyuncu, büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Oyuna 72. dakikada dahil olan Giovanni dos Santos ise, yine ayağına aldığı her topu ezdi ve beklentilerin çok altında kaldı. Beşiktaş’ın attığı golün öncesinde de yaptığı gereksiz faulle pozisyonu başlatan isim olan Meksikalı oyuncunun dakika alması, sarı kırmızılı takımın kadrosunda yer alan diğer isimlere büyük bir haksızlık oluyor.
Beşiktaş cephesinde ise oyunda kaldıkları sürede Filip Holosko ve Mert Nobre çok etkili oldular ve Galatasaray savunmasını çok zorladılar. Bu oyuncuların çıkması, Beşiktaş’ın adeta elini ayağını kesti. Çok çalışan ve Uğur Uçar’a büyük bir üstünlük sağlayan Ekrem Dağ, mücadelesiyle göz doldursa da yaptığı kötü ortalarla bal yapamayan arı oldu. Beşiktaş’ın sezonun genelinde en iyileri olan Tomas Sivok – Matteo Ferrari ikilisi ise, bugün takımlarının en kötüleriydi. Birçok pozisyon hatası yapan ve koordinasyon eksikliği çeken iki oyuncu, gösterdikleri performansla pek güven vermediler.
Maçın Hakemi
Turkcell Süper Lig’in en tecrübeli hakemlerinden biri olan Fırat Aydınus, zorlu maçın altından iyi kalktı. Zaman zaman oldukça sertleşen oyunda kontrolü elinde tutan ve yerinde müdaheleleriyle olaylara çıkmadan müdahele eden Fırat Aydınus, oyunun genelinde adeta tecrübesini konuşturdu. İlk yarıda Filip Holosko’nun kale çizgisini geçtiği tartışmalı kafa vuruşunda yardımcı hakemine güvenen tecrübeli hakemin golü vermeyerek doğru kararı verdiği, maçın ardından yapılan incelemede gösterildi. Tecrübeli hakemle görüşlerimin örtüşmediği iki pozisyon var. İkinci yarının ortasında Galatasaray’ın kullandığı bir köşe vuruşunda topa vurmak isteyen Mehmet Topal’ı adeta yere fırlatan İbrahim Toraman’ın hareketinin açık bir penaltı olduğunu düşünüyorum. Maçın son anlarında sağ kanattan yüklenen Abdul Kader Keita’nın İbrahim Üzülmez’e attığı dirsekte faul bile vermeyip oyunu devam ettiren hakemin burada Keita’yı en azından bir sarı kartla cezalandırması daha doğru olurdu. Ancak, bu iki pozisyonda da yorum farkı olabileceğini düşünüyorum ve hakem Fırat Aydınus ve yardımcılarını kutluyorum.
10
Antalyaspor Tur Atladı: 3-2
Sinir Harbini Antalyaspor Kazandı: 3-2
Ziraat Türkiye Kupası rövanş karşılaşmasında evinde Antalyaspor’u ağırlayan Galatasaray, maçı 3-2 kazanmasına rağmen gol averajıyla elendi. Daha sakin kalan, saha dışı faktörleri daha iyi kullanan ve eksik kadrosuna rağmen çok iyi mücadele eden Antalyaspor, yarı finale yükselen ekip oldu.
Heyecan Dolu Bir Karşılaşma
Kritik karşılaşmaya daha iyi başlayan takım, maça iyi konsantre olan Galatasaray’dı. Hücum bölgesinde daha etkin olan sarı kırmızılı takım, Elano Blumer’in önderliğinde iyi pozisyonlar yakaladı. Mustafa Sarp’ın kaçırdığı net gol pozisyonunun ardından Elano Blumer’in ve Caner Erkin’in etkili vuruşlarının yan direkten dönmesiyle şanssız dakikalar yaşayan Galatasaray, aradığı golü 30. dakikada Elano Blumer’in düşürülmesinin ardından Brezilyalı oyuncunun kullandığı penaltıyla buldu. Golden sonra Galatasaray’ın tempo bulması beklenirken, 5 dakika sonra bir köşe vuruşunda Radoslav Batak’ın direkten dönen kafa vuruşunu tamamlayan Necati Ateş skoru eşitledi. Golün ardından şaşkınlığını üzerinden atamayan sarı kırmızılı takım, 41. dakikada Abdul Kader Keita’nın kaçırdığı pozisyon dışında etkili olamadı ve ilk yarı 1-1 berabere tamamlandı.
Maçın ikinci yarısına Giovanni dos Santos’un yerine Emre Çolak’ı oyuna alarak başlayan Galatasaray, bu değişikliğin yararını 48. dakikada bu oyuncunun kaydettiği güzel golle gördü. Golden sonra 10 dakika içinde Mustafa Sarp’ın ayağından iki net gol pozisyonu kaçıran sarı kırmızılı takım, farkı açmaya çalıştığı dönemde ikinci golün sahibi Emre Çolakla başlayan hatalar zincirinin ardından Necati Ateş’in bulduğu golle umutlarını büyük ölçüde tüketti. Golden sonra riskler alan Galatasaray karşısında savunmanın arkasına adam kaçırarak etkili olan Antalyaspor, yakaladığı tehlikeli pozisyonları değerlendiremedi. Hücumda bir türlü etkili olamayan sarı kırmızılı takım, 86. dakikada Caner Erkin’in attığı güzel golün ardından biraz umutlandı. Ancak, son dakikaları atlatmayı başaran Antalyaspor sahadan galibiyetle ayrılan ekip oldu.
Kaçan Pozisyonlar Sonu Hazırladı
Maça daha iyi başlayan Galatasaray, biraz daha becerikli olabilseydi ve futbol şansı da biraz daha yanında olsaydı maçın başında farklı şekilde öne geçebilirdi. Yine de golü iyi bir zamanlamayla bulan sarı kırmızılı takımın kalesinde gördüğü ilk pozisyonun golle sonuçlanması, zaten hücum organizasyonlarında sıkıntı yaşayan sarı kırmızılı takımın tüm düzenini bozdu. Özellikle forvetlerinin eksikliği nedeniyle büyük bir sıkıntı yaşayan sarı Galatasaray, Arda Turan’ı bu bölgede değerlendirerek adeta pasifize etti. Giovanni dos Santos’tan hiç verim alınamaması Galatasaray’ı ilk yarıda tek kanatlı bırakırken, Elano Blumer’in performansı gerçekten etkileyiciydi. Konuk Antalyaspor ise, ilk yarıda pek etkili olamamasına rağmen bulduğu tek pozisyonu golle çevirmeyi başardı. Galatasaray’ın kalesinde gördüğü pozisyonda geçirdiği sakatlık nedeniyle saha dışında olan Mehmet Topal’ın eksikliğinde organize olunamaması, golü hazırlayan ana etken oldu. Antalyaspor’un kullandığı köşe vuruşunda arka direğin bomboş bırakılması, akıl almayacak kadar kritik bir hataydı.
Galatasaray için ikinci yarı da, birinci yarıya benzer şekilde başladı. Bu kez golü erken bulan sarı kırmızılı takım, golün ardından farkı açacak müsait pozisyonları harcadı. Rakibi karşısında zorlanan Antalyaspor, Emre Çolak – Mustafa Sarp ikilisinin müthiş hatasını değerlendirdi ve ikinci yarıda bulduğu ilk pozisyonda yine golü bulmayı başardı. Golden sonra tüm oyun konsantrasyonunu yitiren Galatasaray, şansı sayesinde kalesinde gol görmedi. Bu bölümde Antalyaspor’un Uğur Uçar’ın görev yaptığı sağ kanadı adeta madene çevirmesi dikkat çekiciydi. Oyunu bu bölgeye yıkan ve savunmadayken de diğer oyunculara baskı yaparak topun Uğur Uçar’ın ayağında kalmasına müsaade eden kırmızı beyazlı takım, bu düşüncesinde de oldukça başarılı oldu.
Galatasaray için işkence, Antalyaspor için ah vahlarla geçen 20 dakikanın ardından normal sürenin bitimine 5 dakika kala bulduğu golle ümitlenen Galatasaray’da teknik direktör Frank Rijkaard, skorun 3-2’ye gelmesinin ardından Uğur Uçar’ı oyundan alarak yerine Servet Çetin’e şans verdi. Frank Rijkaard’ın bu değişiklikte oldukça geç kaldığını ve oyun kurgusunda hata yaptığını, oyuna alındığı dakikadan itibaren havadan atılan uzun topları başarıyla hücum oyuncularına indiren ve Galatasaray’ın hücum etkinliğini belirgin şekilde arttıran Servet Çetin gösterdi.
Konuk Antalyaspor ise, oyunun sinir harbi kısmını daha iyi yöneten takım oldu. Stratejik hareketlerle zaten gergin olan Galatasaray tribünlerini iyice kışkırtan ve durmadan zaman geçirerek oyunun temposunu düşüren konuk ekip, istediğini alarak sahadan ayrıldı. Mücadelesiyle göz dolduran Antalyaspor’un genel oyun tutumunun pek keyif vermediğini ve fair play ruhundan çok uzak bir görüntü çizdiğini söylememiz gerekir. Yine de istediğini alarak yarı finale yükselen Antalyaspor’u kutlayalım ve yarı finalde başarılar dileyelim.
Belirgin İyiler ve Kötüler
Galatasaray’da bu karşılaşmada bariz şekilde iyi ve kötü oynayan oyuncular vardı. Mustafa Sarp, Uğur Uçar, Aykut Erçetin, Emre Güngör ve Giovanni dos Santos, Galatasaray’ın çok kötü oynayan isimleriydi. Birçok müsait pozisyonu değerlendiremeyen ve acemice davranan Mustafa Sarp, aynı zamanda sarı kırmızılı takımın tempo yapamamasının ana nedenlerinden biriydi. Galatasaray’ın kalesinde gördüğü ikinci golde aciz durumda kalan Mustafa Sarp, kendine hiç yakışmayan bir performans gösterdi. Sağ bekte görev yapan Uğur Uçar, hücumda oldukça aksadı ve Antalyaspor forvetleri için adeta maden oldu. Kendine güvenini kaybettiği her halinden belli olan genç oyuncu, hücumda da adeta Galatasaray’ın ayağına takılmış pranga gibiydi. Bu oyuncunun gösterdiği performans, Sabri Sarıoğlu’nun değerini daha iyi gösterdi.
Galatasaray’ın kalesinde görev yapan Aykut Erçetin, yaptığı acemice hareketlerle ve duruşuyla hiç güven vermedi. Futbol zekası oldukça sınırlı olan bu oyuncuya Galatasaray kadrosunda yedek olmak dahi hiç yakışmıyor. Defansın ortasında görev yapan Emre Güngör, Kayserispor maçında gösterdiği performansı mumla arattı. Özellikle takımın hücuma çıkışlarında çok aksayan milli oyuncu, yaptığı bazı kritik savunma hatalarıyla da dikkat çekti. Sarı kırmızılı takımın büyük umutlarla transfer ettiği Giovanni dos Santos, güçsüz ve etkisiz görüntüsünü devam ettirdi. Ciddi eksikleri belirgin şekilde ortada olan genç oyuncu, mevcut durumuyla Galatasaray takımında yedek olmayı dahi haketmiyor.
Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki en etkili ismi, orta sahada müthiş bir performans ortaya koyan Elano Blumer’di. Takım arkadaşlarının birçoğunun ayak uyduramadığı Brezilyalı oyuncu, tek başına kalsa dahi klasını gösterdi. Savunmanın ortasında görev yapan Lucas Neill, yine yerinde müdaheleleriyle göz doldurdu ve gönülden mücadelesiyle takımını ateşleyen isimlerin başında geldi. Sol bekte görev yapan Caner Erkin ve ön liberoda takımın yükünü çeken Mehmet Topal, zaman zaman aksamalarına rağmen görevlerini etkili şekilde yerine getirdiler. Sağ kanatta görev yapan Abdul Kader Keita ve forvet pozisyonunda oynayan Arda Turan idare ederken, oyuna sonradan dahil olan Emre Çolak attığı güzel gole rağmen yenilen ikinci golde yaptığı hatayla tepki çekti.
Konuk Antalyaspor’da ise Galatasaray’ın büyük vefasızlığı sonucunda takımdan ayrılmak durumunda kalan Necati Ateş, attığı gollerle ve gösterdiği mücadeleyle hem göz doldurdu, hem de kendisine karşı gösterilen tutuma karşı duruşunu gösterdi. Forvette Necati Ateş’in partneri olan Veysel Cihan, savunmada hava topu hakimiyetiyle göz dolduran Yalçın Ayhan ve orta sahada çok çalışan Ertuğrul Arslan – Korhan Öztürk ikilisi, Antalyaspor’da öne çıkan diğer isimlerdi.
Bugün ortaya koyduğu futbolla yarı finali hakeden Antalyaspor’un kalecisi Ömer Çatkıç için ayrı bir paragraf açmak isterim. Maç öncesinde ısınma döneminden başlayarak tribünlere el hareketleri yapmaya başlayan, maç boyunca tribünleri durmadan kışkırtan ve bu tutumunu maçın sonunda da sürdüren tecrübeli kaleci, takımının mücadele dolu performansına gölge düşürdü. Türk futbolunun bir marka değerinden bahsediyorsak, Ömer Çatkıç gibi fair play ruhunu özümseyememiş ve tüm oyun sistemini sinir harbinin ve zaman geçirmenin üstüne kuran oyuncular bu değeri önemli ölçüde düşürüyorlar. Antalyaspor takımını yarı finale yükselmesi nedeniyle tebrik ederken, Ömer Çatkıç’ı ise Türk futbolunun değerini düşürdüğü ve maçı izleyen tüm sporseverlerin futbol keyfine önemli ölçüde zarar verdiği için kınıyorum.
Maçın En Kötüsü
Bu kadar kora kor bir mücadelenin yaşandığı karşılaşmanın en kötü ismi, hakem Bünyamin Gezer’di. Oldukça formsuz olduğu her halinden belli olan, pozisyonları yerinde süzemeyen ve birçok saçma karar veren tecrübeli hakem, bu gerilimli maçın altından kalkamadı. Özellikle kartlarını çok dengesiz kullanan ve oyunun hızını durmadan kesen Bünyamin Gezer, çok keyifli olabilecek bir karşılaşmanın kalitesini önemli ölçüde düşürdü. Özellikle maç boyunca birçok kartlık harekette bulunan Ömer Çatkıç’ın sarı kartı ancak maçın 95. dakikasında görmesi ve bu karttan sonra hakeme küfretmesine rağmen kırmızı kartı cebinden çıkaran hakemin bu kartı ani bir kararlar tekrar yerine koyması, Bünyamin Gezer’in maç üzerindeki “kontrol”ü hakkında iyi bir fikir verdi. Türkiye’deki birçok hakemimiz gibi Bünyamin Gezer’in de maalesef oldukça sınırlı yeteneğe ve kapasiteye sahip olduğu bu karşılaşmada belirgin şekilde görüldü.
8
Dişsiz Aslan: 0-0
Zorlu Kayserispor deplasmanına birçok önemli eksikle çıkan Galatasaray, oyunun kritik bölümlerinde galibiyeti getirecek pozisyonları bulmasına rağmen golü bulamadı ve sahadan golsüz beraberlikle ayrıldı. Maçta yaşanan büyük mücadele dikkat çekerken, maça damgasını vuran unsur çok kötü durumdaki saha zeminiydi.
İnişler Çıkışlar
Maç öncesinde iki takımın yönetimleri arasında yaşanan ciddi gerginlik, maça da fazlasıyla yansımıştı. Maça çok hırslı başlayan Kayserispor, ilk yarının büyük bölümünde oyunu domine etti ve Galatasaraylı oyunculara top yüzü göstermedi. Hücum bölgesinde çoğalmasına rağmen net bir gol pozisyonu yaratamayan Kayserispor, yine de Franco Cangele – Ariza Makukula ikilisinin orta saha destekli zenginliğiyle göz doldurdu. İlk devrenin son 10 dakikasında biraz kendine gelen Galatasaray, son 10 dakika içerisinde Giovanni dos Santos, Lucas Neill ve Arda Turanla üç önemli pozisyonu değerlendiremedi. Özellikle uzatmanın sonunda Arda Turan’ın yakaladığı pozisyon, maçın dengelerini büyük ölçüde değiştirebilirdi.
Oyunun ikinci yarısına yine Kayserispor daha etkili başladı, ancak bu sefer karşısında daha diri bir Galatasaray vardı. 64. dakikada Kayserispor’un sol kanadında görev yapan Hakan Aslantaş’ın ikinci sarı karttan atılmasının ardından oyunun ibresi Galatasaray’a döndü. Son 25 dakika içerisinde rakibini hapseden Galatasaray, Elano Blumer, Abdul Kader Keita ve Emre Çolak ile üç önemli pozisyonu değerlendiremedi ve karşılaşma da başladığı gibi sona erdi.
Forvetsiz Olmuyor
Milan Baros, Harry Kewell ve Jo gibi üç önemli forvetinin sakatlanmasının yanı sıra Shabani Nonda ve Serkan Çalık’ı da ara transferde göndererek forvetsiz kalan Galatasaray, oyunun kritik bölümlerinde doğruları sahaya koymasına rağmen istediği etkinliği sağlayamadı. Oyunun başlangıç döneminde özellikle hücum bölgesinde rakibine pres yapamayan ve oyunu genelde sahasında kabullenmek zorunda kalan Galatasaray, ikinci yarıda özellikle rakip 10 kişi kaldıktan sonra istediği pozisyonları üretti. Ancak, Galatasaray’ın gerçek bir forvetinin sahada olmaması büyük sıkıntı yarattı. Galatasaray, sakatlıkları geçmek bilmeyen yıldız oyuncularının eksikliğini bu karşılaşmada büyük ölçüde hissetti.
Galatasaray’ın sahanın en kısa oyuncularından biri olan Arda Turan’ı forvet olarak kullanırken durmadan rakip sahaya hava topu göndermesini bir türlü anlayamadım. Birçok orta yapan Galatasaray, Arda Turan’ın Kayserispor’un cüsseli savunma oyuncuları arasında doğal olarak ezilmesiyle hücum bölgesinde tıkandı. Maçın son bölümünde Galatasaray 10 kişi kalmış rakibi üzerinde baskı kurmaya çalışırken, aklıma bu sezon oynanan Beşiktaş – Bursaspor maçı geldi. O karşılaşmada Ertuğrul Sağlam, stoperi Ömer Erdoğan’ı kenardan oyuna alıp forvet olarak oynatmış ve büyük bir üstünlük kurmuştu. Bu karşılaşmada da Galatasaray, kenarda oturttuğu Servet Çetin’i oyunun son bölümünde bu bölgede değerlendirebilir ve Arda Turan’ı gerçek yerine çekebilirdi. Böylece, forvet arkasında oynayan yıldız oyunculara top indirecek biri olurdu. Ancak, Galatasaray bunun yerine inatla işlemeyen hücum organizasyonlarında ısrar etti.
Ev sahibi Kayserispor’u oyunun ilk bölümünde çok beğendim. Rakibini adeta sahasına hapseden ev sahibi takım, ilk yarım saatlik dilimde büyük bir efor sarfetti ve sahanın mutlak hakimi oldu. Ancak, Kayserispor’un en büyük hatası ekonomik hareket etmemesi oldu. Çok fazla enerji harcayan ve yorulan Kayserisporlu oyuncular, ilk yarının sonuna doğru oyundan düştüler. Oyunun ikinci yarısında da ilk yarıyı mumla aratan Kayserispor, 10 kişi kaldıktan sonra oyunu iyi idare etti ve biraz da şansının yardımıyla 1 puanı kurtardı. Zira, Galatasaray oyunun son bölümünde birkaç önemli pozisyon yakalamayı başardı. Yine de, Kayserispor’u mücadelesinden ve kazandığı 1 puandan ötürü kutlamak gerekir.
Yıldız Savunma
Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki en etkili iki ismi, savunmanın ortasında görev yapan Emre Güngör – Lucas Neill ikilisiydi. Ligin en iyi hücum ikililerinden biri olan Ariza Makukula – Franco Cangele ikilisiyle iyi mücadele eden bu iki oyuncu, görevlerini başarıyla yerine getirdiler. Ancak, bu oyuncuların iki yanında görev yapan Caner Erkin ve Uğur Uçar ve arkalarında oynayan Leo Franco için aynı şeyleri söylemek maalesef pek mümkün değil. Caner Erkin her zamanki kademe hatalarına bu sefer hücumda yaptığı isabetsiz ortaları da eklerken, Uğur Uçar yine beklenen performansın çok altındaydı. Kaleci Leo Franco için hiçbir şey söylemiyorum, zira bu oyuncu zaten her karşılaşma istikrarlı olarak kötü oynuyor, yalnız bazen çok kötü seviyesine düşebiliyor. Neyseki bu karşılaşma Leo Franco sadece kötüydü, çok kötü seviyesine kadar düşemedi.
Defansın önünde görev yapan Mehmet Topal – Mustafa Sarp ikilisi, özellikle hücum çıkışlarında çok etkisiz kaldılar. Sakatlıktan çıkan Mehmet Topal’ın ürkek görüntüsü de dikkat çekerken, Kayserisporlu oyuncuların defalarca kendi sahalarından Galatasaray ceza sahasına kadar fazla bir engelle karşılaşmadan gelebilmesi bu iki oyuncunun performansının en önemli göstergesiydi. Bu oyuncuların önünde görev yapan Elano Blumer, sorumluluk almaktan olabildiği kadar kaçtı ve kendini göstermedi. Oyunun son dakikalarında Emre Çolak’ın girdiği pozisyonu hazırlayan Brezilyalı oyuncu, bu pozisyon dışında pek ortalarda görünmedi.
Hücum bölgesinde sağ kanatta görev yapan Abdul Kader Keita, Galatasaray’ın katma değerli oynamaya çalışan nadir oyuncularından biriydi. Rakip savunmayı zorlamaya çalışan ve kendi kanadında iyi işler yapan Keita, Arda Turan dışında kimseden destek görmeyince çok yalnız kaldı. Bu oyuncunun önünde uç forvet olarak oynayan Arda Turan, çok çabalamasına rağmen istediklerini bir türlü yapamadı. Yerini yadırgadığı ve zorlandığı her halinden belli olan genç yıldızın forvette oynaması, Galatasaray’ın genel hücum etkinliğine de büyük zarar verdi.
Galatasaray’ın yeni transferi Giovanni dos Santos hakkında arka arkaya ikinci yazımda yine ayrı bir paragraf açıyorum. Meksikalı oyuncu, transferinden sonra özellikle uluslararası medya organlarına sıklıkla konuşarak burada kendini gösterip milli takıma gitmek istediğini belirtiyor. Ben de kendisinin çenesinden çok ayaklarını çalıştırması gerektiğini düşünüyorum. Kayserispor karşısında adeta dökülen Meksikalı oyuncu, yaptığı yavaş ve etkisiz ortalarla da herkesi şaşırttı. Ayakta zor duran genç oyuncu, kendi geçmişine ihanet eden bir performans gösterdi ve büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Eğer Galatasaray’ın bu kadar önemli eksiklerinin olduğu ve dar bir kadroyla mücadele ettiği bu dönemde Giovanni dos Santos kıpırdanmazsa, sarı kırmızılı takımı çok daha zor günler bekler.
Galatasaray’ın genç yıldız adayı Emre Çolak, bu karşılaşmada önemli bir fırsatı kaçırdı. Oyuna 85. dakikada giren Emre Çolak, bundan 3 dakika sonra maçın en net gol pozisyonunu harcadı ve zamanında Aydın Yılmaz’ın Konyaspor deplasmanında attığı golle elde ettiği krediyi elinden kaçırdı. Emre Çolak kalitesinde bir oyuncuya, o pozisyonda yaptığı vuruş ise hiç yakışmadı.
Maçın Hakemi
Maçın hakemi Tolga Özkalfa için oldukça zor bir karşılaşma oldu. Her iki takım oyuncularının da pek yardımcı olmadığı ve saha dışındaki gerginliğin sahaya fazlasıyla yansıdığı karşılaşmada birçok pozisyonda zorlanan Tolga Özkalfa, istikrarsız kararlarıyla dikkat çekti. Tecrübeli hakemin Kayserisporlu Hakan Aslantaş’a verdiği ikinci sarı kart, biraz ağır bir karardı. Ancak, Tolga Özkalfa’nın devam ettirdiği iki tartışmalı penaltı pozisyonunda da hakemin haklı olduğunu düşünüyorum ve hakemi kutluyorum. Bunun yanında, genel anlamda hakemin maçın dümenine pek hakim olamadığını ve ipin ucunu fazlasıyla kaçırdığını düşünüyorum. Özellikle bir kırmızı kart pozisyonu, kalecinin uzun süreli sakatlığı ve 6 oyuncu değişikliğinin olduğu ikinci yarıyı hakemin sadece 3 dakika uzatması, Tolga Özkalfa’nın önemli bir hatasıydı.
Gereksiz Gerginlikler
Maçtan önce Ali Turan transferinde yaşananlar nedeniyle iki takımın yöneticilerinin birbiriyle demeç yarıştırması, maçın havasını zaten fazlasıyla gergin hale getirmişti. Bunun yanı sıra, oldukça sert geçen Antalyaspor karşılaşmasının ardından Adnan Polat’ın yıldız futbolcuların korunmasıyla ilgili olarak demecine resmi sitesinden karşılık veren Kayserispor, köprüleri iyice attı. Bu durum, maçın gidişatına fazlasıyla yansıdı ve iki takım arasında bu kritik karşılaşmada saha içi gerginliklerine ve sert mücadeleye rağmen oldukça ciddi bir olay çıkmaması futbolcuların yöneticilerine verdiği bir ders niteliğindeydi.
Maçtan sonra Frank Rijkaard’ın açıklamalarını çok yadırgadım ve Hollandalı teknik adama hiç yakıştıramadım. Kayserispor karşılaşmasını değerlendirmekten ziyade kupa maçında Jo’nun sakatlandığı pozisyonda bulunan Yalçın Ayhan’a yüklenen ve bu oyuncuyu suçlayan Frank Rijkaard, adeta bu oyuncuyu ateşe attı. Frank Rijkaard’ın söylediklerinin doğruluğu hakkında hiçbir bilgim yok, ama her ne olursa olsun Hollandalı teknik adamın oldukça çetin bir mücadeleye sahne olan bu karşılaşmanın ardından böyle bir demeç vermesini çok yadırgadım. Maalesef oldukça sakin bir teknik adam olarak bilinen Frank Rijkaard’ı bile kendimize benzetmişiz, sanırım bizim havamızdan suyumuzdan oluyor bütün bunlar.
Zemin Fiyaskosu
Turkcell Süper Lig’de yaşanan ciddi zemin sorunuyla ilgili ayrıntılı bir yazı yazmayı planlıyorum, ancak daha önce bu stadyumda oynanan milli maçta da ciddi sıkıntı çekilen Kayseri Kadir Has Stadyumu’nun zemininin futbola, futbolculara ve hakemlere verdiği zarara dikkat çekiyorum. Teknik kapasitesi oldukça yüksek olan her iki takım, pas yapamadıkları için genellikle havadan toplar tercih etmek zorunda kaldılar. Bu durum da, eksiklerinden dolayı Arda Turan gibi kısa bir oyuncuyu uç forvette kullanan Galatasaray’ı oldukça olumsuz etkiledi. Zemini berbat durumda olan bu stadyumda nasıl halen bu durumun düzeltilmediğini anlayamıyorum ve bu konunun sorumlularını göreve çağırıyorum.
4
Galatasaray’ı Şansı Kurtardı
Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final birinci karşılaşmasında Antalyaspor ile deplasmanda karşılaşan Galatasaray, sezonun en kötü futbolunu sergilediği karşılaşmadan şansının yardımıyla 1-2’lik skorla mağlup ayrıldı. Rakibini bu kadar kötü bir durumda yakalayan Antalyaspor, ikinci yarıda fizik olarak oyundan düşünce fark atma şansını kaçırdı.
Antalyaspor Fırsat Tepti
Geçtiğimiz hafta sonunda Denizlispor karşısında kötü bir performans ortaya koyan Galatasaray’ın bu maçtan dersler çıkaracağını düşünüyorduk. Zira, Galatasaray bu maçta çok zorlanmış ve şansının da yardımıyla sahadan galip ayrılmıştı. Ancak, Antalyaspor maçının başlama vuruşuyla beraber Galatasaray’ın halen belirgin zaafiyetlerini düzeltemediğini ve daha da kötüye gittiğini gördük.
Maça moralli başlayan taraf, 10. dakikada Arda Turan’ın kullanılan köşe vuruşunu güzel bir vuruşla ağlara yollamasıyla Galatasaray oldu. Golden sonra mücadelesini sertleştiren ve Galatasaray’ı baskısıyla yıldıran Antalyaspor, arzulu oyununun karşılığını 26. dakikada Galatasaray’ın savunmasının zincirleme hatalarını iyi değerlendiren Serge Dijehoua’nın golüyle aldı. Lucas Neill’e çarparak kaleye giren topta biraz şansın da yardımını alan Antalyaspor, oyunun iyice hakimi oldu. Antalyaspor savunmasının sert stili karşısında zorlanan Jo’nun 36. dakikada sakatlanarak oyundan çıkmasıyla iyice zor durumda kalan ve sahada adeta şaşkın tavuğa dönen sarı kırmızılı takım, vefasızlık yaptığı eski yıldızlarından Necati Ateş’in 40. dakikada attığı güzel golle oyunda geriye düştü ve ilk devreyi mağlup kapadı.
Oyunun ikinci yarısına Galatasaray topu daha çok ayağında tutarak başladı. Ancak, özellikle hücum bölgesine yeterli pasları atamayan Galatasaray, birkaç önemsiz pozisyon yakalamasına rağmen özellikle savunma zaafiyetleri ve orta sahasındaki dağınıklığı nedeniyle bir türlü etkinlik sağlayamadı. İlk yarıda müthiş bir efor sarfeden Antalyaspor ise, ikinci yarıda fizik olarak oyundan düşmesi nedeniyle rakibinin bu durumunu değerlendiremedi. Böylece, oyun olarak hiç keyif vermeyen karşılaşmanın ikinci yarısında iki takım da skor üretemedi ve karşılaşma 0-0 berabere sona erdi.
Korkutucu Gidişat Önlenemiyor
Galatasaray, her geçen gün eksik oyuncularını biraz daha fazla aramaya başladı. Özellikle her iki bek pozisyonundaki sakatlıklar, Galatasaray’ı adeta kanatsız bırakıyor. Orta sahada Elano Blumer’e şans verilmemesi, Harry Kewell’ın yokluğu ve Milan Baros’un bitmeyen sakatlığı karşısında Galatasaray çaresiz kaldı. Antalyaspor karşısında bek pozisyonlarında görev yapan Emre Güngör ve Uğur Uçar, adeta sahada yoktular. Orta sahada Mustafa Sarp – Barış Özbek – Ayhan Akman üçlüsünün kısıtlı teknik kapasitesi, Galatasaray’ın en çok yatırım yaptığı hücum bölgesindeki oyuncularına topu geçirememesine yol açtı.
Forvet pozisyonunda Galatasaray’ın sıkıntısı bu karşılaşmada Jo’nun sakatlanmasının ardından iyice ortaya çıktı. Jo oyundan çıktıktan sonra çaresizlikten bu bölgeye Giovanni dos Santos’u alan sarı kırmızılı takım, zaten dağınık olan saha yayılışını darmadağın yaptı ve Antalyaspor’a adeta turu hediye etmeye kalktı. Ancak, ilk yarıda var gücüyle mücadele eden Antalyaspor’un gücünün kalmaması nedeniyle Galatasaray büyük bir hezimetin kıyısından döndü.
Galatasaray, şansıyla aldığı Denizlispor galibiyetinin ardından yine şansıyla Antalyaspor karşısında turu geçme şansını yitirmedi ve umudunu gelecek hafta oynayacağı rövanş karşılaşmasına taşıdı. Gelecek hafta Galatasaray’ın turu geçmeye daha yakın takım olduğunu düşünüyorum, zira sert mücadele üzerine oyun sistemini kuran Antalyaspor’un 10 günde üç maç oynamayı fizik olarak kaldırabileceğine inanmıyorum. Ancak, bu karşılaşmayı Galatasaray’a verilen ikinci uyarı olarak görüyorum. Eğer Galatasaray halen bariz hatalarından ders almamakta inatçı olursa, ligin en güçlü takımlarından biri olan Kayserispor Cumartesi günü kendi saha ve seyircisi önünde Galatasaray’ı sahadan siler.
Arda Turan ve Diğerleri
Galatasaray’ın yıldız oyuncusu Arda Turan’ın bu karşılaşmada sahada yalnız ve çaresiz kaldığını gördüm. Eğer 2-3 oyuncu daha Arda Turan’a ayak uydurabilseydi, Galatasaray yine idare eder ve maçtan en azından beraberlikle ayrılırdı. Ama, Arda Turan dışındaki oyuncular adeta tel tel döküldüler. Dörtlü defans bloğu, adeta yan hakem gibi araya atılan her pasta ellerini kaldırmaktan başka hiçbirşey yapmadılar. Araya pas atıldığında topu kovalamak yerine elini kaldırıp ofsayt iddiasıyla pozisyonu bırakan savunma oyuncularının oyun zekalarından şüphe ediyorum. Maalesef Galatasaray’ın yeni transferi Lucas Neill’de bu huy fazlasıyla yerleşmiş. Emre Güngör ve Uğur Uçar’ın da sağ ve sol bek pozisyonlarında çok kötü oynadığını düşünürsek, Galatasaray’ın ne hale düştüğünü rahatlıkla görebiliriz.
Savunma bloğunda sıkıntılar yaşayan Galatasaray, savunmanın önünde oynayan Mustafa Sarp ve Ayhan Akman’dan da beklenen randımanı alamadı. Savunma oyuncularıyla beraber bu iki oyuncunun da defalarca takım hücuma çıkarken top kaptırması, Galatasaray’ı darma duman etti. Bu karşılaşmada ilk 11’de görev yapmayan Elano Blumer’in görevinin önemi, bu oyuncunun yokluğunda bariz şekilde ortaya çıktı. Barış Özbek de vasatı aşamazken, Antalyaspor’un sert futbolundan fazlaca etkilenen ve yeterli direnci gösteremeyen Jo ve Caner Erkin Antalyaspor’un sertliğiyle adeta pasifize edildi. Zaten, Jo da bu müdahelelere fazla dayanamayarak sakatlandı ve ilk yarının sonuna doğru yerini Giovanni dos Santos’a bıraktı.
Giovanni dos Santos için ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Galatasaray, bu oyuncuyu transfer ederken sanırım Arda Turan’ın sene sonu Avrupa’nın büyük kulüplerinden birine gitmesine de hazırlık yapmaya çalışıyordu. Ancak, şu anki görüntüsüyle Giovanni dos Santos çok güçsüz ve daha çok tilkilik yaparak ucuz penaltı ve faul peşinde koşuyor. Bu mantalitede oyuncuların sert futbol oynanan Türkiye’de fazla barınma şansı yok. Giovanni dos Santos’un bir an önce kendini toparlaması ve basına demeç vermek yerine güçlenerek ve çalışarak fit hale gelmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Meksikalı oyuncu için bu kiralama döneminin bitiminde yine yol gözükür.
1
Eksik Galatasaray Ucuz Kurtardı: 2-1
İyi futbol oynamasına rağmen ligin dibine demir atan Denizlispor ile deplasmanda karşılaşan Galatasaray, beklenenin çok altında bir performans gösterdiği karşılaşmadan 2-1 galip ayrılmayı başardı. Denizlispor ise, aldığı mağlubiyete rağmen ortaya koyduğu mücadeleyle önümüzdeki haftalar için olumlu sinyaller verdi.
Sakatlar Ordusu
Her sezona oldukça geniş bir kadrosu olduğu iddiasıyla başlayan Galatasaray, maç öncesinde bakıldığında yine bir sakatlar ordusuna dönmüştü. İlk 11’de doğrudan oynayan Sabri Sarıoğlu, Hakan Balta, Gökhan Zan, Mehmet Topal, Milan Baros, Harry Kewell ve Abdul Kader Keita gibi yedi önemli eksiği olan sarı kırmızılı takım, zorunluluktan dolayı ilk 11’de Jo gibi hazır olmayan yeni transferini ve bu seviye maçlar için daha hazır olmayan Emre Çolak’ı kullanmak zorunda kaldı. Galatasaray’ın birçok oyuncusunun bu kadar uzun süreli ve sık sakatlık yaşaması, son zamanlarda ciddi şekilde eleştirilen Galatasaray’ın sağlık kurulu hakkındaki soru işaretlerini iyice güçlendiriyor.
Bu kadar önemli eksiği olan sarı kırmızılı takım, maça başlarken yerini bulmuş bazı oyuncularını yerinden etmek zorunda da kaldı. Örneğin sol açıkta son karşılaşmalarda çok etkili olan Caner Erkin, mecburiyetten oldukça aksadığı sol bek pozisyonuna çekildi ve yine bu bölgede hatalar yaptı. Maç içinde de özellikle oyuncu değişikliklerinin ardından Galatasaraylı oyuncuların pozisyonlarını değiştirmek zorunda kaldığını gördük.
Maçın genelinde Denizlispor’un Galatasaray’a göre daha fazla mücadele ettiğini ve daha net gol pozisyonları bulduğunu söyleyebiliriz. Hayati puan maçlarına çıkan Denizlispor, maça oldukça motiveydi ve 3 puanı daha çok isteyen taraftı. Denizlispor’un üst düzey mücadelesinin yanı sıra eksiklerinden de önemli ölçüde etkilenen Galatasaray ise, sahada daha kötü oynayan takımdı. Ancak, Galatasaray’ın bireysel yetenekleri ve gol pozisyonlarındaki başarısı, galibiyeti sarı kırmızılı takıma getirdi.
Galatasaray’ın çaresizliği ve sakatları nedeniyle yaşadığı kadro sıkıntısı, son 20 dakikada iyice ortaya çıktı. Yapılan oyuncu değişikliklerinin ardından sahada hücuma yönelik olarak Arda Turan, Giovanni Dos Santos ve Caner Erkin dışında hiçbir oyuncusu kalmayan Galatasaray, skoru korumak için maçın genelinde yaptığı gibi oyunun insiyatifini rakibine bıraktı ve kalesini savunup vakit geçirmekle uğraştı. Aynı anda Uğur Uçar, Lucas Neill, Servet Çetin, Emre Güngör gibi dört tane savunma oyuncusuyla sahada kalan sarı kırmızılı takım, uzun süredir yaptığı gibi bir farklı galibiyeti korumak için çırpındı. Ancak, bu stratejinin oldukça tehlikeli olduğu daha önce tecrübe edilmişti. Galatasaray gibi büyük bir takıma, bugün ortaya koyduğu oyun mantalitesi pek yakışmadı.
Kaleci Skandalı
Galatasaray’da bu karşılaşmada performanslarıyla göze batan isimler vardı. Ancak, benim için Galatasaray’ın kadrosundaki bence en kötü oyuncu olan kaleci Leo Franco’nun yaptıkları maçtaki herşeyin önüne geçti. Yine kalede güven vermeyen ve Denizlispor’un attığı goldeki vuruşu da bence konsantre olmadığı için kurtaramayan Arjantinli kaleci, zorlukla ayakta duran takımına 82. dakikada suikast düzenlemeye kalktı. Her maç yaptığı gibi vakit geçirdiği için defalarca uyarıldıktan sonra sarı kart gören Leo Franco, gördüğü sarı kartın ardından hakemi alkışlayarak protesto etti. Kurallara göre oyundan atılması gereken Arjantinli kaleci, maçın orta hakemi Halis Özkahya’nın iyi tarafına geldi ve şansının da yardımıyla atılmadı. Bununla yetinmeyen Leo Franco, maçın son dakikasında kendisine atılan topu uzaklaştırmaya çalışırken topu rakibine çarptırarak yine kalede tehlike yaşanmasına yol açtı. Neyse ki, Leo Franco’nun yaptıklarını takım arkadaşları bertaraf etti. Frank Rijkaard’ın Arjantinli file bekçisinin sayısız karşılaşmada yaptığı büyük hatalara rağmen halen bu oyuncuda ısrarcı olmasına ve Ufuk Ceylan gibi Türk futbolunun önemli yeteneklerinden birisini kenarda tutmasına anlam veremiyorum.
Sarı kırmızılı takımın iki beki de oldukça aksadı. Mecburiyetten sol bekte görev yapan Caner Erkin yine önemli pozisyon hataları yaparken, Sabri Sarıoğlu’nun yokluğunda sağ bekte görev yapan Uğur Uçar da oldukça kötü bir günündeydi. Denizlispor’un attığı golde de önemli bir hata yapan ve adamını kaçıran Uğur Uçar, giydiği formanın hakkını veremiyor. Defansın ortasına görev yapan Lucas Neill ve Servet Çetin, orta düzey bir performans gösterdiler. Ancak, Galatasaray’ın kalecisinin ve savunmasının tüm bireylerinin araya atılan her pasta topu kovalamayı bırakıp ofsayt olduğu iddiasıyla el kaldırması oldukça anlamsızdı. Rakibi ve topu bırakıp hakemin yerine karar vermeye çalışan bu oyuncular, maç boyunca defalarda çok gülünç durumlara düştüler.
Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki en çalışkan isimleri, orta sahayı domine eden Mustafa Sarp ve sağ kanatta iyi işler yapan Barış Özbek’ti. Sarı kırmızılı takımı ayakta tutan bu iki oyuncu, aradaki pas trafiğini sağlamakla yükümlü olan Elano Blumer’den pek bir yardım alamamalarına rağmen önemli bir performans gösterdiler. Son yarım saatte forma giyen Ayhan Akman da, oyunda kaldığı süre içerisinde göze batan ve yararlı olan isimler arasında yer aldı.
Galatasaray, Denizlispor karşısında hücum bölgesinde istenen etkinliğe ulaşamadı ve sakat olan oyuncularını ciddi şekilde aradı. Çok güzel bir kafa golü atan Arda Turan, zaman zaman saman alevi gibi parlamasına rağmen oyunun genelinde istenen mücadeleyi gösteremedi. Güçsüz bir görüntü sergileyen Emre Çolak, istenen düzeyin çok altındaydı. Galatasaray’ın uç forvet yükünü tek başına yüklenmek zorunda kalan Jo, bazı pozisyonlarda yaptığı klas hareketlerle kalitesini göstermesine rağmen fiziksel olarak yeterli bir görüntü vermedi. İlk yarının sonunda çok müsait bir pozisyonu harcayan Brezilyalı yıldız, ikinci yarıda attığı galibiyet golüyle moral buldu. Son yarım saatte oyuna giren Giovanni dos Santos ise, hazır olmadığını hareketleriyle gösterdi.
Denizlispor’a Yazık Oluyor
Bu sezon Denizlispor’un birçok maçını izleme fırsatı buldum ve genelde kaybettiği maçların bugün oynadıkları Galatasaray maçına benzediğini gördüm. Birçok net gol pozisyonunu harcayan ve iyi oynamasına rağmen sahadan yenik ayrılan Denizlispor, kupada başarıyı yakalamasına rağmen ligde bir türlü şeytanın bacağını kıramadı. 15. sıradaki Diyarbakırspor – Manisaspor ikilisinden 12 puan geride olan Denizlispor’un ligde kalması için kalan 15 karşılaşmadan en az 8 galibiyet çıkarması gerekeceğini tahmin ediyorum. Ancak, kaybedilen her karşılaşmanın ardından Denizlispor’un motivasyonunun daha da kırıldığı oldukça aşikar.
Galatasaray karşısında sahaya daha iyi yayılan ve özellikle kanatlardan ve savunmanın arasına atılan toplarla etkili olan Denizlispor, yakaladığı gol pozisyonlarını değerlendirseydi sahadan gülerek ayrılan ekip olurdu. Kadrosunda Özden Öngün gibi önemli bir kaleci, Benin milli takımının kaptanı Damien Koffi, orta sahayı domine eden Daniel Braga, milli takıma seçilen Çağlar Birinci, Bosna milli takımında oynayan Dzemal Berberovic, oldukça etkili bir golcü olan Emil Angelov, Gineli golcü Souleymane Youla ve kalitesini geçtiğimiz sezon ortaya koyduğu performansla ispatlayan Darryl Roberts gibi önemli isimler bulunan yeşil siyahlı takım, maçlarda iyi oynamasına rağmen bir türlü iyi oyununu sonuca yansıtamıyor. Bu karşılaşmada özellikle Daniel Braga, ortaya koyduğu üst düzey mücadeleyle sahanın yıldızı oldu.
Biraz Dikkat, Biraz İstikrar
Maçın hakemi Halis Özkahya, genelinde istikrarsız faul kararları ve kartlar verdi. Özellikle maçın belli bölümlerinde adeta diklenerek kendisine itiraz eden Ayhan Akman, Emil Angelov gibi isimleri kartla cezalandırmaması, hakemin otoritesini dağıttı. Ancak, hakemle ilgili daha çok öne çıkan konu yaptığı iki hataydı. Maçın ilk yarısında Galatasaray’ın bir atağında ceza sahasında topla açıkça elle oynayan Dzemal Berberovic’in bu hareketini atlayan tecrübeli hakem, ikinci yarıda atılmayı hakeden Leo Franco’yu oyundan ihraç etmeyerek ikinci önemli hatasını yaptı. Özellikle Leo Franco’nun bariz şekilde atılmak için uğraşmasına rağmen hakemin bu duruma gereken cezası vermemesi, maçta en çok göze batan hakem hatası oldu.
Kayserispor Affetmez
Denizlispor karşısında ucuz kurtaran Galatasaray, gelecek hafta Kayserisporla karşılaşıyor. Eğer Galatasaray özellikle hücum bölgesinde gerekli düzenlemeleri yapıp savunmadaki aksaklıklarını da toparlamazsa, Ariza Makukula – Franco Cangele ikilisiyle oldukça etkili olan Kayserispor karşısında oldukça aciz durumlara düşer. Galatasaray’ın bu galibiyete şükrederken gerekli dersleri çıkarması ve gelecek haftaya dersini iyi çalışması gerekiyor. Aksi takdirde Kayserispor renkdaşı Galatasaray’ı kendi sahasında hezimete uğratır.
28
İşkence Sona Erdi: 0-0
Ziraat Türkiye Kupası’nda Ankaragücü karşısında grubunun son karşılaşmasına çıkan Galatasaray, bir gol pozisyonu dahi üretemediği karşılaşmadan golsüz beraberlikle ayrılarak grubunu lider olarak bitirdi. Maçı izleyenler için adeta bir işkenceye dönen karşılaşma, Türk futbolunun iddia edilen yüksek marka değerinin çok altındaydı.
Kör Döğüşü
Maça yedek ağırlıklı bir kadroyla çıkan Galatasaray, maç boyunca kayda değer bir gol pozisyonu dahi üretemedi. Ev sahibi Ankaragücü de, ilk yarıda sarı kırmızılı takıma ayak uydurdu. İkinci yarıda biraz olsun toparlanan Ankaragücü, İlhan Parlak ve Mehmet Çakırla birkaç kez Galatasaray’ın kalesini zorladı. Galatasaray’ın rakibinin kalesini zorladığı tek pozisyon ise, 86. dakikada kullanılan köşe vuruşundan dönen topa güzel bir vuruş yapan Mustafa Sarp’ın pozisyonuydu. Kısacası, maçı anlatmak için maalesef bir paragraflık bir yazılık olay dahi olmadı.
Savunma Ağırlığı, Hücum Yokluğu
Galatasaray’ın Shabani Nonda ve Emre Çolak dışındaki ilk 11’indeki tüm oyuncuların savunma tabanlı olması, sarı kırmızılı takımın hücum bölgesinde adeta yok olmasına ve üretkenlikten uzak bir şekilde topu ayağında gezdirmesine yol açtı. Zira, maçın genelinde Galatasaray’ın topa sahip olma oranının neredeyse %70 oranında olması da bu durumu doğruluyordu. Hücum bölgesinde görev yapan Emre Çolak’ın ağır sahada güçsüz kalması, Shabani Nonda’nın ise her zamanki etkisiz eleman görüntüsünde olması Galatasaray’ı iyice çolak bir takım yaptı.
Galatasaray’ın bu karşılaşmada göze batan birkaç ismi vardı. Kaleci Ufuk Ceylan, kaledeki duruşuyla göz doldurdu ve yönetime Leo Franco’yu gönderme konusunda güvence verdi. Defansın ortasında görev yapan Emre Güngör – Servet Çetin ikilisi ve sol kanatta görev yapan Ayhan Akman, Galatasaray’ın diğer olumlu oynayan isimleriydi. Kötüler arasında ise ruhu sahada olmayan Shabani Nonda’yı, tekniği olmadan sağ açık oynamaya çırpınan Barış Özbek’i ve sol bekte görev yapmaya çalışan sağ ayaklı Uğur Uçar’ı gösterebiliriz.
Galatasaray’ın hücum bölgesinde çoğalamamasında en önemli faktörlerden birinin Shabani Nonda olduğu, bu oyuncu yerini Jo’ya bırakınca bariz şekilde ortaya çıktı. Shabani Nonda’ya göre çok daha istekli ve hareketli bir oyuncu olan Jo, sahada kaldığı 20 dakikada adeta Galatasaray’ı uykusundan uyandırdı ve rakip kaleye taşıdı. Shabani Nonda’nın Galatasaray’ın ayağındaki en büyük pranga olduğunu vurguluyorum ve sarı kırmızılı takımda büyük emekleri bulunan Harry Kewell yerine artık kariyerinin son günlerini yaşadığını her haliyle belli eden Shabani Nonda’nın takımdan gönderilmesi gerektiğinin altını çiziyorum. Tüm sporverlerin kalbinde taht kuran Harry Kewell’ı iki aylık bir sakatlık için göndermek, çok büyük bir hata olacaktır; zira, Shabani Nonda’nın oynasa bile Atletico Madrid maçında pek bir varlık gösterebileceğine inanmıyorum.
Ağır sahaya daha alışık olan Ankaragücü ise, adeta Galatasaray’ın aheste temposuna uydu. İkinci devre biraz kendine gelen sarı lacivertli ekipte Bilal Kısa bindirmeleriyle göz doldurdu. İlhan Parlak – Mehmet Çakır ikilisi oldukça güçsüz bir görüntü sergilerken, ligimizin tecrübeli beki Koray Çölgeçen savunmaya güç veren isimdi. Ancak, Galatasaray’a göre as kadrosuna daha yakın bir 11le sahada olan Ankaragücü’nün hücum bölgesinde yaşadığı sıkıntı bu karşılaşmada tekrar bariz şekilde ortaya çıktı. Ankaragücü’nün transferini bugün açıkladığı Jerome Rothen ve yine ara transfer sezonunda takıma katılan Njitap Geremi, Ankaragücü’nün hücum bölgesindeki sıkıntısına büyük ölçüde çare olacaktır.
TRT’de Şenlik
Ankara’da oynanan maçı televizyondan izledim. Maç boyunca aynı anda oynanan ve özellikle Ankaragücü’nü ilgilendiren Trabzonspor – Orduspor maçını da takip etmeye çalıştım. Bu maçı canlı yayınlayacağını açıklayan TRT, meclisteki görüşmelerin uzaması nedeniyle bu maçın büyük bir bölümünü yayınlamadı. Bunun özürü olarak da meclis görüşmelerinin uzamasını gösterdi. Konuyu burada bırakıyor, yorum yapmayı size bırakıyorum.
Son Tweetler
Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.
Son Yazılar
- Serra Sengel’in Başarısı
- Maria Sharapova’nın US Open 2010 Kıyafetleri
- Londra 2012 Ticari Ürünleri Satışta
- Avrupa’da 5′te 2
- Singapur 2010′da Bir İlk
- Singapur 2010′da “Sade” Bir Anne
- Şampiyonlar Ligi Yolcusu Kalmadı!
- Chris Thater Anısına
- Şampiyonlar Ligi’nde Dramatik Gece
- New York’ta Son Perde..
- Andy Murray Vogue Eylül Sayısında
- Air Jordan Retro 11 – “Cool Grey”
- Brandon Jennings – Under Armour Micro G Black Ice
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike!
- Resul Kalaycı Olimpiyat Şampiyonu
Son Yorumlar
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike! için Can Aciksoz
- Vuelta’ya Doğru için serkan77
- Singapur 2010′da Bir İlk için Alper Ecevit
- Singapur 2010′da Bir İlk için ABDULLAH
- Singapur 2010′da Bir İlk için guney




