Browsing articles tagged with " Dwayne Wade"
Tem
11

2010 Off-Season Fırsat mı, Kıyamet mi?

By Erman Eroğlu  //  Basketbol  //  1 Comment

maya_takvimi200Dünyada neredeyse Maya takviminin sonu olan 2012 yılı kadar önemle beklenen NBA 2010 sezonu sonuna sadece 1 yıl kaldı. Birçok takım 2010 sezon sonu için çalışmalarını şimdiden tamamladı. Peki nedir 2010 sezon sonunu bu kadar önemli yapan? İsterseniz kısaca bir gözdirelim…

Esasında 2010 yılını en önemli kılan faktör, Lebron James’in sözleşmesinde bulunan oyuncu opsiyonu. Yani 2010 yılında Lebron James, eğer opsiyonunu kullanırsa serbest kalabilir. Bu da demek oluyor ki Cleveland dışında bir takım, NBA’in gelmiş geçmiş en büyük efsanelerinden birini kadrosuna katabilir. İş elbette bu kadarla sınırlı değil. NBA Top 3′ten bir diğer oyuncu Dwayne Wade de 2010 yılında serbest kalıyor. Her ne kadar Heat Başkanı Railey onu takımda tutmak için elinden geleni yapsa da, Wade son dönemde sürekli olarak takımda kalmasının koşullara bağlı olduğunu medya önünde tekrarlıyor. Bu da ceylan avcısı tabir edebileceğimiz 2010 takımlarının iştahını bir kat daha kabartıyor.

2010 serbest oyuncu listesi bu kadarla da sınırlı değil; Hido’un yeni takım arkadaşı ve ligin iyi en iyi uzunlarından biri olan C. Bosh, Suns’ın uslanmak bilmeyen çocuğu Amare, eğer iyileşirse Çinli pivot Yao, belki Nowitzki, Atlantalı Joe Johnson diye uzayıp gidiyor. Başta New York Knicks olmak üzere birçok takım, bu yıldızlar deryasından kendine bir parça kapabilmek için 2010 yılına neredeyse devam eden bir kontrat bırakmadılar. Bu çabayı daha yakından örneklemek gerekirse, New York geçen sene oyunculara toplamda 93 milyon dolar öderken 2010 yılında elinde kalacak oyunculara ödeyeceği toplam miktar şu an itibari ile 19-20 milyon $ civarında gözüküyor. James ve diğer yıldızlara sunabilmek için neredeyse 60-70 milyon $ civarında bir bütçeyi daha şimdiden ayırmış durumdalar. Bu durum elbette akıllıca bir yatırım olmasının yanında esasen ligde dengeleri derinden sarsan, oyuncuların 1 sene öncesinden kimyasını bozan alıştığımız dışında bir durum olmaya başladı. 2010 yılında serbest kalacak olanlar dışındaki tüm oyuncular şimdiden kontrat kaygısına düşmeye başladılar. Sonuçta serbest kalacak oyuncular bir takımda oynayacaklar; ancak hevesli patronlar orta seviyedeki oyuncuların kontratlarını nerdeyse hiçe saydılar ve hiçbiri yeni bir kontrat imzalayamadı. Elbette yıldız oyuncular seçimlerini yaptıktan sonra bazı şeyler değişime uğrayacaktır; ancak Larry Hughes gibi oyuncular kariyerlerinin geri kalanında bu seviyede kontratlar alamayacaklardır. Belki de biri için fırsat olan 2010 diğerleri için kıyamete dönüşecek.

2010 Bütçe Ayarlamaları

Bu arada NBA yönetiminin bu gidişata bir el atacağı da gelen haberler arasında. Süregelen ekonomik kriz şüphesiz sporda da etkisini gösterdi. Takımları biraz rahatlatmak ve bu çılgınlığa bir nebze de olsun dur diyebilmek için yönetimin 2010 yılında bütçeleri 55 milyon $’ın altına çekmesi bekleniyor. Geleceğini 2010 sonrasına bağlayan takımlardan bazıları bu konuda yeniden düşünecektir. Bu önlem yalnızca takımları değil oyuncularıda bir miktar etkiliyor Ceplerine giren paranın azalması oyuncular ve menajerlerinin suratını bir miktar asabilir; ancak böyle bir dönemde normal olarak lig yönetiminin sessiz kalması beklenemez. Ayrıca bu uygulama 2010 yılında serbest kalacak oyuncuların şimdiden kontrat imzalayarak gelecek yılki bütçe azalmalarından etkilenmemelerini sağlayabilir. Tüm bu hesaplar birkaç milyon dolarlık hesaplar. Şampiyonluk yüzüğünü gerçekten kafasına takmış Lebron gibi oyuncuları ne kadar fikrinden saptırabilir, o da ayrı bir muamma.

Oyuncuların Durumları

LeBron James:

lebron-james

James, belki de tüm takımların en çok heyecan duydukları isim. Şu ana kadar sözleşmesini yenilememiş olması olaya bir kat daha renk katıyor. Clevland şehri ve takım yönetimi esas
olarak LeBron’un takımda kalması için elinden geleni yapıyor; ancak tüm bu çabalar henüz bir şampiyonluk getiremedi. Başkan Len Komoroski ve antrenör M. Brown, LeBron’un etrafını saran ve şehri şampiyonluğa götürecek takımı yaratmak için her türlü çabayı gösterdiler; ama olmadı. Takım mayıs ayında Orlando’nun sahası olan Amway Arena’da Doğu Finali’ni kaybedip evine dönerken Orlando seyircisi LeBron ile dalga geçiyordu, o da hiç kimseyi tebrik etmeden soyunma odasına gitti, giderken gözlerinden takıma olan kırgınlığı okunuyordu, onu bu hale sokmamalıydılar. Aradan günler geçti, onu bir nebze de olsun mutlu edebilmek için, gittiği her takımı şampiyon yapmak gibi bir yeteneği olduğuna inanılan Shaq takıma kazandırıldı. Bu da yetmedi NBA’in Amerika’dan sonra en çok takip edildiği ikinci ülke olan Çin’den takıma yeni bir ortak katıldı. Çinli grup Lebron’un adını dünya çapında pazarlayabilecek kapasiteye sahip olduğuna inanıyor ve onu takımda tutmak için ekstra bir çaba harcayacak. Ama tüm bu gelişmeler süper yıldızı takımda tutmaya yetecek mi onu yakında göreceğiz.

Dwayne Wade:

Onun durumu LeBron’a göre daha basit. Bir şampiyonluk yüzüğü var ve yenilerini kazanmak için hiç de acelesi yok. Ama bu durumun takımı rehavete sokmasını istemiyor, yeni yapılanmanın kendi çevresinde şehri şampiyonluğa ulaştıracak yıldızlardan oluşması için sürekli takıma bası yapıyor. İşte birazda anlaşmazlık burada çıkıyor. Takımın başkanı ve belki de ligin P. Jackson ile birlikte en üst düzey antrenörlerinden olan P. Railey, kafasında gelecek planlarını çoktan kurmuş durumda. Wade ise yapılanmaya yaşının gerektirdiği olgunluktan uzak bir şekilde eleştiriler getirmekte, kanaatimce sabırlı olup Railey’in adımlarını takip etmeli. Chalmers ve Cook ile devam etmek isteyen Railey, J.O’Neal’in biten yüksek kontratının yerine iyi bir uzun ve 3. skor opsiyonu olarak da Wade’in yanına can yakan bir şutör bularak takım iskeletini kurmak istiyor. Bence Wade tüm bu gerçekleri göze alarak önce saygılı olmalı ve kesinlikle takım değiştirmemeli.

Chris Bosh:

chrisboshTakım değiştirmesi en muhtemel yıldızdı; ancak 2 gün önce Toronto kesenin ağzını Hido için sonuna kadar açtı ve Bosh için şehrin neler yapabileceğini göstermiş oldu. Elbette bu çok iyi niyetli davranışı bir de Bosh açısından değerlendirmek gerek. Bu yapılanma şampiyonluk için yeterli mi, ligin en önemli uzunlarından birini ligin unutulmayan oyuncularından biri haline getirebilir mi bu konuda çok şüpheliyim. Hido’nun takıma katılması onlara güç katacaktır; ancak takımı şampiyonluğa götüren savunma kurgusunu çok önemli ölçüde arttırmayacaktır. Raptors savunmasını ligin iyi takımları seviyesine çıkarabilirse ancak o zaman play-off ve ötesini görebilir. Bosh için ayrılık en akıllıca karar olur.

Amar’e Stoudemire:

Zaten Phoenix yeni yapılanma için düğmeye bastı, önce Matrix, arkasından onun takasıyla gelen Shaq, şimdi de Amare. Onun takımdan ayrılması için 2010 yılını beklemesi gerekmeyebilir. takımın Minessota ile görüşme halinde olduğu ve genç pivot Al Jefferson karşılığında Amare’yi takas etmeyi düşündükleri gelen haberler arasında. Tüm bu gelişmeler ne yönde olursa olsun, 2010 yılının lige yeni bir heyecan katacağı şimdiden belli oluyor.

Haz
17

Hidayet Türkoğlu’nun Son Durumu

By Editor  //  Basketbol, Haberler, NBAMag  //  3 Comments

Fotoğraf: vikipedi

Orlando Magic’te kalıp kalmayacağı henüz kesinleşmeyen ve basındaki yanlış haberler nedeniyle NTVSPOR’a yakınan Hidayet Türkoğlu ile ilgili bugün USA Today’de yer alan makaledeki ayrıntıları sizlerle paylaşmak istedik.

Hidayet Türkoğlu, sürekli olarak Orlando Magic’te kalmak istediğini ama henüz kulübünden kesin bir yanıt alamadığını söylüyor. “Kapıyı çalmaya devam ediyorum, ama kimse cevap vermezse de daha fazla çalamam” diyen Hidayet Türkoğlu’nun 6 yıllık ve sezon başına 6 milyon dolar aldığı kontratının son yılı 30 Haziran günü başlıyor. Hidayet Türkoğlu’nun elinde kontratı feshedip başka kulübe gitme opsiyonu var.Etmezse bir sezon daha Orlando’da 6 milyon dolara oynar.

Orlando geçen sezon sporcularına toplam 68.7 milyon dolar ödüyordu. NBA’de 71 milyon dolar üzeri maaş ödeyenler her dolar başına bir dolar da lüks vergisi ödüyorlar. 71 milyon dolar olan rakamın NBA yönetimi tarafından bu sezon 69 milyon dolara indirilmesi bekleniyor.  Ödenen lüks vergileri ödemeyen takımlara dağıtılıyor. Dolayısıyla Orlando bu sınırı geçerse hem vergi verecek, hem de aldıklarını alamayacak.

Orlando bu sezon Finallerdeki gelire rağmen kar edemedi. Ancak 2010′da yeni salonlarına geçecekleri için taraftar momentumunu devam ettirmeye çalışıyorlar. Takımda Rashard Lewis 18.8, Dwight Howard 15.1 milyon dolar alıyorlar.

Tony Battie 6.2 , Rafer Alston da 5.2 milyon dolar alıyor. Bu oyuncuların da kontratları önümüzdeki sezon bitecek. Bu oyuncular başka kulübe verildikleri takdirde , önümüzdeki sezon o kulüpler bu sporcuları serbest bırakıp 2010′un serbest kalan oyuncularını alabilecekler. O oyuncular arasında Lebron James, Dwayne Wade, Chris Bosh gibi isimler var. O halde Orlando Battie ve Alston’ı rahatlıkla bir sonraki sezon iddialı takımlar kurmaya çalışan bir takıma verebilir. O zaman da Hidayet’e zam yapabilir. Hidayet’in Corey Maggette’nin Golden State Warriors’dan aldığı 10 milyon dolar civarında bir rakamı alacağı tahmin ediliyor.

Orlando cephesinde başkan Bob Vander Weide, “bir süre vergi sınırı aşılabilir, çok da problem olmasa gerek” dedi. Otis Smith, başarının iyi basketbolcularla geldiğini tekrarlıyor. Stan Van Gundy de Hidayet’ten memnun olduğunu söylüyor ve Hidayet de Orlando’ya “evim” diyorsa, belli ki Hidayet Türkoğlu önümüzdeki günlerde Magic’e güzel bir imza atacak.

Haz
4

4 Haziran: Orlando Magic Cephesi

2 Haziran: Jameer Nelson’dan Dönüş Sinyali

3 Haziran: Dwight Howard, Orlando’da Kalmak İstiyor

Obama, Lakers’tan Yana

Barack Obama’ın başkanlığı teslim aldığı gün, Dwight Howard da Washington D.C.’de dinleyiciler arasında yerini almıştı. Ancak final serisi öncesi görüşleri sorulan Obama, Lakers’ın 6 maç sonunda şampiyonluğa ulaşacağını söyledi. Bakalım Howard’ın cevabı ne olacak?

Shaq Kararını Verdi

Shaquille O’Neal, Cleveland ile oynanan dördüncü maç için Orlando Magic tribünlerinde oturduğunda, Orlando Sentinel’in yazarlarından Mike Bianchi, “Hey Yo, Çekil Git Karşımızdan” başlığıyla bir makale yazarak, Orlando’yu yarı yolda bırakıp para için Lakers’a giden bir oyuncunun Orlando’yu destekler gibi gözükmemesi gerektiğini söylemişti. Shaq, bir adım daha ileri gitti ve kendi Tweeter’ında “Kobe’nin dördüncü kez kazanmasını istiyorum” diyerek Lakers’ın şampiyonluğundan yana olduğunu söyledi. Kobe’nin arkasından söylemediğini bırakmayan Shaq, eski dostuna yaklaşmış gözüküyor.

Rekabetin Disney Boyutu

Orlando ile Los Angeles arasındaki bir başka rekabet de Disney dünyasına ait eğlence parkları arasında. Orlando’daki Disneyworld mü, yoksa California’daki Disneyland mı? Disneyworld’ün sahibi Ed Grier, Orlando’nun kazanması halinde, Orlando sokaklarına mavi ve gümüşten oluşan Mickey Mouse kulaklarıyla çıkacağını, Disneyland’ın sahibi Meg Crofton ise mor ve altın renginden oluşan kulaklar takacağını söyledi. Görünen o ki, finaller sonrası renkli görüntülere tanık olacağız.

Pietrus, Ayakkabıları Değiştiriyor

Basın karşısına çıkan Mickael Pietrus, Jameer Nelson’ın oynayıp oynamayacağı yönündeki belirsizliğin kendilerini rahatsız etmediğini, All-star guardın benchte bile olsa aralarında olmasından çok memnun olacaklarını söyledi. Kobe’yle eşleşeceği yolundaki sorulara ise, “LeBron James’e karşı olan tutumumdan pek farklı olmayacaktır, amacım dördüncü çeyrekte topun onun elinde fazla kalmaması” diye cevap verdi. Ancak Pietrus’un farklı yapacağı birşey olacak. Sezon boyunca Kobe için yapılmış Adidas’larla mücadele eden Mickael Pietrus, final serisinde Michael Jordan ayakkabılarını giyeceğini söyledi.

Lewis’in Aklı Sahada

USA Today’de Jeff Zillgitt’in haberine göre Rashard Lewis’in kızı tamamen sağlığına kavuştu ve bu sonuç da Lewis’in playoff performansına yansıdı. Lewis’in kızı mart ayında ateşlenmiş ama türlü müdahalelere rağmen ateş düşürülememiş ve 1 yaşındaki kızın hastalığı konusunda teşhis konulamamıştı. Final serisi öncesi küçük Lewis sapasağlam ve babasının aklı tamamıyla basketbolda. Lewis, “Mart ayı boyunca ondan başka birşey düşünemiyordum, maçlar veya galibiyetler umrumda bile değildi. Şimdi maça konsantre olabiliyorum.” diye konuşuyor.

Jameer Nelson’ın Dönüşü bir Oyun mu?

Sports Network’ün NBA editörü John McNullen, birinci maç öncesi Van Gundy’nin akıl oyunlarına başvurduğunu söylüyor. Phil Jackson’ın takımları playofflarda kazandıkları ilk maç sonrası hiçbir zaman elenmediler. Toplam 43 seride de Phil Jackson sahadan galip ayrıldı. McNullen’a göre bunun önemini bilen Van Gundy, ilk maç öncesi Jameer Nelson kozunu oynayarak rakibin planlarını bozmaya çalışıyor.

Van Gundy, Yüzüğü Parmağına Göre İstiyor

Miami’nin 2006′daki şampiyonluğunda sezonun ilk 21 maçına çıktığı için bir şampiyonluk yüzüğüne sahip olan Stan Van Gundy, bu yüzüğün nerede olduğunu dahi bilmediğini, çünkü kendisi için hiçbir anlam ifade etmediğini söylüyor. 21 maç sonrası kovulup, yerine Pat Riley getirilimiş, o Riley de Shaq’li ve Dwayne Wade’li Miami’yi şampiyonluğa taşımıştı. Stan’in kendi şampiyonluğuna sadece dört maç kaldı.

Ewing’e Bir Yüzük Yakışır

1994 ve 1999′da New York Knicks ile finale ulaşan ama şampiyonluğa ulaşamayan Patrick Ewing, şimdilerde yardımcı koç olarak yüzüğü takmak istiyor. Oyuncu iken alabilmiş olmanın çok farklı olacağını söyleyen Ewing, yine de şampiyon olmayı çok istediğini söylüyor.

Magic’in Penny’si mi Efes’in Hedo’su mu?

1995 finallerinde takımın kısa forvetlerinden Dennis Scott, Orlando’nun final serisini 6 maçta kazanacağını iddia ediyor. 1995′teki takımı şimdikiyle karşılaştıranlara ise asla katılmıyor ve sezonu 57 galibiyetle ve birinci olarak bitirdiklerini, Shaq’in yanında bir de Anfarnee “Penny” Hardaway’in olduğunu söylüyor. “2009 Orlando’sunda belki bir Superman var ama bir Penny yok” diye de kendi arkadaşlarını kolluyor. Sanırım Dennis Scott, Efes Pilsen’in Penny’sinin Hedo olduğunu bilmiyor!

Yorumlar Jeff Van Gundy’den Sorulacak

ESPN noktayı koydu ve Jeff Van Gundy’nin final serisi boyunca kardeşi Stan Van Gundy’nin yönettiği Orlando’nun Lakers ile oynayacağı maçta yorumcu olacağını açıkladı. Sezon başından beri yorumlarına devam eden NBA’in saygın koçu Jeff’in final serisinde tarafsızlığını koruyup korumayacağı merak konusuydu. Jeff Van Gundy, kardeşinin kazanmasını istediğini ama bunun yorumculuğunu etkilemeyeceğini söylüyor. Yorumculuğu etkilemeyecek ama ağabey-kardeş ilişkisini etkiler mi, bekleyip göreyeceğiz.