Browsing articles tagged with " Cüneyt Erden"
Nis
24

Özlemle Hatırlanan Liderler

By Oytun Özer  //  Basketbol  //  3 Comments

Ülkemizde yabancıların seçilerek alındığı dönemde, basketbolumuza damgasını vuran bazı önemli yabancı oyun kurucular vardı. Bu oyuncuların birçoğu, oynadıkları takımları başarıya ulaştırmakla kalmadılar ve aynı zamanda yedeklerini de yetiştirdiler. Bu oyunculardan bahsederken o günleri özlemle anmamak elde değil. Özellikle ülkemizde yabancılara büyük paralar saçtıktan sonra Avrupa’da ciddi başarısızlıklar elde eden bazı takımlarımızı gördükten sonra, acaba işin sırrı yabancıda mı diye düşünmeden edemiyorum. İşte o günlerden akılda kalanlardan birkaç önemli isim…

Bıyıklı Adam: Sergei Bazarevich

Rusya basketbolunun önemli isimlerinden biri olan Sergei Bazarevich, 1983 yılında CSKA Moskova formasıyla başladığı kariyerini 1988’e kadar bu takımda ve daha sonra Dinamo Moskova takımında sürdürdü. 1992 yılında ülkemize Yıldırımspor formasıyla adım atan efsane oyuncu, bir sezon sonra da Tofaş formasıyla mücadele etti. Tofaş’ta geçen bir sezonun ardından NBA’e adım atan ve Atlanta Hawks takımına transfer olan Rus oyun kurucunun bu macerası uzun sürmedi ve sezon içinde Caceres Club Baloncesto’ya transfer oldu. 1995-1996 sezonunu CSKA Moskova, 1996-1997 sezonunu ise Dinamo Moskova takımıyla geçiren Bazarevich, 1997-1998 yılında Türk Telekom formasıyla tekrar ülkemize döndü. Kariyerinin son yıllarını İtalya’da ve Yunanistan’da geçiren Rus oyun kurucu, 2001 yılında başarılarla dolu profesyonel kariyerine nokta koydu.

Kariyeri boyunca Rusya milli takımının önemli isimlerinden biri olan Bazarevich, 1990 yılında Arjantin’de ve 1994 yılında Kanada’da düzenlenen iki Dünya Şampiyonası’nda gümüş madalya kazandı. 1993 yılında Almanya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda da gümüş madalya alan Bazarevich, 1992 ve 2000 yılında düzenlenen olimpiyatlarda milli takımının kadrosunda yer aldı. Rusya’da beş lig şampiyonluğu bulunan Rus oyuncu, 1996 ve 1997 yıllarında düzenlenen FIBA Eurostars etkinliğine de seçilmeyi başardı.

Bazarevich, ülkemizde özellikle Tofaş formasıyla gösterdiği üst düzey başarıyla Türkiye’de önemli bir iz bıraktı. En zor anlarda insiyatif alan ve oyun zekasıyla herkesi büyüleyen oyun kurucu, takımının geride olduğu bir karşılaşmanın son anlarında rakibin orta sahada kendisine yaptığı taktik faulu akıllıca şuta kalkarak 3 serbest atışa çevirip oyunu döndürdüğü karşılaşmayla hatırlanıyor.

Asaletin Timsali: Petar Naumoski


Ülkemizde basketbolun bu kadar popüler hale gelmesinde en önemli sembollerin başında gelen Petar Naumoski, ülkemizde basketbolun atası olarak görülüyor. Avrupa basketbolunun yetiştirdiği en önemli oyunculardan biri olan Makedon oyun kurucu, 1989-1990 yılları arasında dönemin efsane takımı Jugoplastika’nın en çömezi olarak kariyerine başladı. Bu takımla iki yıl üst üste Avrupa Şampiyonlar Kupası, Yugoslavya Ligi ve Yugoslavya Kupası şampiyonlukları onurunu yaşayan Naumoski, bir sene ülkesinin Rabotnicki takımında oynadıktan sonra 1992 yılında kariyerinde büyük bir değişiklik yaparak Efes Pilsen’in yolunu tuttu. Bu oyuncunun transferi, hem oyuncunun kendisi, hem de Efes Pilsen için yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Efes Pilsen formasıyla Türkiye Ligi’ni domine eden ve hem lig, hem de kupada iki sezon üst üste şampiyonluklara ulaşan Naumoski, 1993 yılında Avrupa Kupası’nda takımına final oynattı ve finalde Aris’e 1 sayıyla kaybedilen final maçının ardından kupayı elinden kaçırdı. Gösterdiği performansla tüm Avrupa takımlarının ilgisini çeken Naumoski, 1994 yılında Benetton Treviso’ya transfer oldu ve bu takımla 1 sene oynadı. Benetton Treviso formasıyla Avrupa Kupası’nı ve İtalya Kupası’nı kazanan Naumoski, Efes Pilsen’in yoğun çabaları sayesinde 1995-1996 sezonunda Türkiye’ye geri döndü.

İkinci Efes Pilsen döneminde çok daha olgun bir oyuncu olarak geri dönen Naumoski, takımının Korac Kupası’nı almasında başrolü oynadı. İlk iki sezonunda çok daha iyi bir performans gösteren Makedon oyun kurucu, daha sonra Efes Pilsen ile beraber düşüşe geçti. Efes Pilsen formasıyla son iki sezonunda Türkiye Ligi şampiyonluğunu finalde kaybeden Naumoski, 2000 – 2001 sezonunda Benetton Treviso formasıyla İtalya’ya geri döndü. Bir sezon sonra Montepaschi Siena’ya geçen yıldız oyuncu, bu takımla beraber Saporta Kupası’nı kazandı. Daha sonra Pippo Milano ve Breil Milano formasıyla birer sezon oynayan Naumoski, 2004 yılında ülkemize Ülkerspor formasıyla döndü ve bu takımla geçen başarılı bir sezonun ardından profesyonel kariyerini noktaladı.

Ülkemize gelen en iyi ve en başarılı yabancı oyuncu olarak gösterilen Naumoski, oynadığı dönemde herkese kendisini hayran bıraktı. Özellikle oyun zekasıyla ön planda olan ve zor anlarda “sazı eline alarak” takımını ayakta tutan Makedon oyun kurucu, birçok basketbolcu için rol model oldu. Başarılı performansını Avrupa çapında önemli başarılarla taçlandıran Naumoski’nin Türkiyede bu kadar uzun bir süre oynamış olması, ülke basketbolumuza da önemli bir katkı yaptı.

Buz Adam: Vasily Karasev

Kariyerine 1990 yılında Spartak St. Petersburg formasıyla başlayan Vasily Karasev, Triumph Lyubertsy formasıyla profesyonel kariyerine geçtiğimiz sene nokta koydu. 1992 – 1996 yıllarında oynadığı CSKA Moskova formasıyla adını dünyaya duyuran Karasev, 1996 yılında transfer olduğu Efes Pilsen’de ancak bir sezon kalabildi. Uzun bir dönemi uyum sorunlarıyla geçiren Karasev, sezon sonuna doğru takıma alışmasına rağmen Petar Naumoski’nin de varlığı nedeniyle bir türlü tam pozisyonunu bulamadı. Bu nedenle ülkemizde ancak bir sene kalan Rus oyun kurucu, Efes Pilsen’de oynadığı dönemde soğukkanlılığı ve keskin şutör özellikleriyle göz doldurdu.

Efes Pilsen’den ayrıldıktan sonra 1997-1998 sezonunda Alba Berlin takımında oynayan Karasev, daha sonra ülkesine CSKA Moskova takımıyla döndü. 2 sezon bu takımla mücadele eden Rus oyun kurucu, kariyerinin devamında Iraklis, Ural Great, Lokomotiv Mineralnye Vody, Khimki, Lokomotiv Moskova, Universitet Surgut gibi önde gelen takımlarla devam eden Karasev, 37 yaşında Triumph Lyubertsy formasıyla Kerem Tunçeri’nin hem takım arkadaşı, hem de koçu oldu; zira, Karasev’in sözleşmesine göre yardımcı koçluk da görevleri arasındaydı.

Rus milli takımının değişmez isimlerinden biri olan ve başarıları arasında 2 Dünya Şampiyonası ikinciliği, 1 Avrupa Şampiyonası ikinciliği ve 1 Avrupa Şampiyonası üçüncülüğü bulunan Karasev, 1990lı yıllarda Avrupa basketbolunun en iyi oyun kurucuları arasında gözüküyor. Efes Pilsen’de kaldığı süre içerisinde potansiyelini tam olarak sahaya yansıtamamasına ve oyun şablonuna tam oturamamasına rağmen zaman zaman oldukça etkili olan Karasev, özellikle kendi pozisyonunu yaratmasıyla ve soğukkanlı yapısıyla hatırlanıyor.

Sihirbaz: David Rivers

Ülkemizde basketbolun sihirbazı olarak anılan ve Cüneyt Erden’i yetiştiren isim olarak bilinen David Rivers, Amerika’nın köklü okullarından Notre Dame’den okulun tarihine ismini yazdırarak mezun olduktan sonra kariyerine NBA’de devam etti. Los Angeles Lakers ile bir sezon, Los Angeles Clippers ile de iki sezon geçirdikten sonra fazla oynama şansı bulamadığı için rotayı Avrupa’ya çeviren Rivers, 1993 – 1995 yılları arasında Olympique Antibes formasıyla Fransa’ya adım attı ve takımını ikinci sezonunda Fransa şampiyonluğuna ulaştırdı.

Büyük takımların ilgisini çeken Rivers, 1995 -1996 sezonundan önce Olympiakos’a transfer oldu. İlk sezonunda takımıyla Yunanistan Ligi şampiyonluğu yaşayan Rivers, ikinci sezonunda ise Avrupa basketboluna adeta damgasını vurdu. Yunanistan Ligi ve Yunanistan Kupası’nı kazanan Olympiakos, tarihinin tek Euroleague şampiyonluğuna da bu sezon ulaştı. Rivers ise, hem Euroleague dörtlü finalinin, hem de Yunanistan Ligi’nin en değerli oyuncusu seçildi ve Olympiakos taraftarlarının ilahı haline geldi.

Bu tarihi sezonun ardından Teamsystem Bologna’ya transfer olan ve bir sezon Dominique Wilkins ile beraber bu takımda oynayan Rivers, bu takımla İtalya Kupası’nı ve İtalya Süper Kupası’nı kazandı. 1998-1999 sezonunda David Rivers, Tofaş formasıyla Türkiye’ye adım attı. Türkiye’de iki sezon oynayan Rivers, her iki sezonda hem Türkiye Kupası’nda, hem de Türkiye Ligi’nde şampiyonluğa ulaştı. 2000-2001 sezonunda tekrar Olympiakos’a dönen Rivers, bir sezonu burada geçirdikten sonra 35 yaşında kariyerine son verdi. Olympiakos ve Tofaş formalarıyla gösterdiği performansla herkesi kendisine hayran bırakan Rivers, sıra dışı yeteneklerini müthiş oyun zekasıyla birleştirerek başarıya ulaşan bir oyun kurucu olarak biliniyor.

Başarının Anahtarı: Jure Zdovc

Ülkemizde oynamış en kariyerli basketbolculardan biri olan Jure Zdovc, eski Yugoslavya’nın en önemli oyuncularından biriydi. 8 sene boyunca kariyerine başladığı Slovenya’nın Smelt Olimpija takımını sırtlayan Zdovc, 1991 yılında Knorr Bologna’ya transfer olarak yurtdışına adım attı. Burada geçen bir sezonun ardından transfer olduğu CSP Limoges takımında da bir sezon kalan yıldız oyuncu, bu takımın formasıyla Euroleague ve Fransa Ligi şampiyonluklarına ulaşarak kariyerinde yeni bir açılım sağladı.

1993 yılında Iraklis’e transfer olan Zdovc, 1996 yılına kadar bu takımda forma giydi. Bir sezonu Racing Paris formasıyla geçiren Sloven oyun kurucu, 1997 yılında Tofaş’a transfer oldu ve bir sezon bu takımda kaldı. Türkiye’de kaldığı dönemde özellikle sakin yapısıyla üstün basketbol yeteneklerini etkin kullanan bir oyuncu olarak öne çıkan Zdovc, takımına büyük bir katkı yaptı. Tofaş’dan sonra 3 sene Union Olimpija ve birer sene Panionios, Geoplin Slovan ve Split takımında oynayan Zdovc, başarılarını bu takımlarda da sürdürdü. 1999, 2000 ve 2002 yıllarında Slovenya Ligi ve Slovenya Kupası şampiyonlukları yaşayan Sloven oyun kurucu, kariyerinin son yılında da Hırvatistan Ligi’ni Split formasıyla kazanarak kariyerine güzel bir nokta koydu.

Yugoslavya basketbolunun önemli isimlerinden biri olan Zdovc, 1988 Seul Olimpiyatları’nda gümüş madalya, 1989 ve 1991 yıllarında düzenlenen Avrupa Şampiyonaları’nda altın madalya ve 1990 Dünya Şampiyonası’nda yine altın madalya kazanarak milli takım kariyerini de önemli başarılarla süsledi. Basketbolu bırakır bırakmaz antrenörlüğe başlayan Zdovc, 6 kulüp takımı çalıştırdıktan ve dört şampiyonluk yaşadıktan sonra 2009 yılında hem Slovenya milli takımının, hem de Union Olimpija’nın koçu oldu. Halen bu görevleri sürdüren Zdovc, Avrupa basketbolunun en önemli isimleri arasında gösteriliyor ve koçluk kariyerinde de aynı başarısını devam ettiriyor.

Tem
31

Galatasaray Café Crown Sil Baştan

By Oytun Özer  //  Basketbol  //  1 Comment

Geçtiğimiz sezon oldukça yüksek bütçeye sahip olmasına rağmen istenen başarılara ulaşamayan Galatasaray Café Crown, bu sezon kadrosunda ciddi bir revizyona gitti. Transferde oldukça hareketli günler geçiren Galatasaray Café Crown’un kadrosuna bir göz atalım.

Oyun Kurucular Yenilendi

Galatasaray Café Crown’un oyun kurucu pozisyonundaki as oyuncularının hepsi yenilendi. Geçtiğimiz sezonu Ural Great formasıyla geçiren 24 yaşındaki Darius Washington, bu pozisyona yapılan en önemli transfer oldu. Kısa süreli NBA tecrübeleri olan genç oyun kurucu, Avrupa’da da 3 senelik kariyerinde 5 takımda forma giydi. Aynı zamanda Makedon vatandaşı da olan Darius Washington, gittiği her takımda öne çıkmasıyla biliniyor.

Galatasaray Café Crown’un kadrosunda Darius Washington’a yedek olarak Antalya Büyükşehir Belediye’den transfer edilen Can Akın bulunuyor. 26 yaşındaki oyun kurucu, Türk Telekom’da başlayan kariyerine daha sonra Banvit, Efes Pilsen ve Antalya Büyükşehir Belediye’de devam etti. Arzulu oyunuyla tanınan ve stili Ender Arslan’ı andıran Can Akın, Darius Washington’a iyi bir yedek olacaktır.

Galatasaray’ın kadrosunda bu oyuncular dışında oyun kurucu oynayabilecek diğer isimler ise Murat Kaya, Alican Güney ve Teoman Örge. Esas pozisyonu 2 numara olan Murat Kaya, geçtiğimiz sene olduğu gibi yine gerektiği zaman takımına bu pozisyonda destek verebilir. Alican Güney ve Teoman Örge gibi isimlerin mevcut tecrübeleri ve teknik kapasiteleriyle ancak kolay maçlarda dakika alabilecek yedekler olabileceğini düşünüyorum.

Galatasaray Café Crown’dan ayrılan oyun kuruculara baktığımızda kaptan Cüneyt Erden gibi önemli bir ismi ve istikrarsız performansıyla güven vermeyen Rashid Atkins’i görüyoruz. Kadrosunu oldukça gençleştiren sarı kırmızılı takım, eski kaptanı Cüneyt Erden’in tecrübesini, liderlik özelliklerini ve zor zamanlarda insiyatif almasını fazlasıyla arayacaktır, ancak Rashid Atkins’in ayrılması bence Galatasaray Café Crown için doğru bir karar olmuştur.

Forvetlere Önemli Takviye

Galatasaray Café Crown, forvet pozisyonunda da ciddi değişikliklere gitti. Takımın as 2 numarası Antonio Graves, geçirdiği oldukça başarılı bir sezonun ardından takımdan ayrıldı. Antonio Graves gibi takıma adapte olmuş, genç ve başarılı bir oyuncuyu kadroda tutamayan Galatasaray Café Crown’un bu tercihi, beni oldukça şaşırttı. Zaman zaman ciddi süreler alan Murat Kaya ve geçirdiği ağır sakatlıklar nedeniyle iki sezondur neredeyse hiç görev yapamayan Tufan Ersöz ise, halen takımın kadrosunda bulunuyor. Gerektiğinde bu bölgede görev yapan Cüneyt Erden’in de takımdan ayrılmasıyla Galatasaray Café Crown 2 numara pozisyonuna ciddi takviyeye ihtiyaç duydu.

Bu pozisyona yapılan en önemli takviye, geçtiğimiz sene Oyak Renault’ta gösterdiği performansla milli takım aday kadrosuna seçilen Evren Büker oldu. Skorer bir isim olan 24 yaşındaki Evren Büker, isabetli dış atışlarının yanı sıra mücadeleci oyun karakteriyle de göz dolduruyor. Ancak, Evren Büker’in Galatasaray gibi büyük bir camianın yükünü ne kadar kaldırabileceği bilinmiyor.

simas

Galatasaray Café Crown’un 3 numara pozisyonunda ise ciddi bir bolluk var. Quinton Hosley, Erdem Türetken, Milan Gurovic ve Altay Özurgancı’yı gönderen sarı kırmızılı takım, birkaç önemli transfer yaparak oldukça güçlü bir 3 numara rotasyonu oluşturdu. Transferi dün açıklanan Litvanya Milli Takımı oyuncularından Simas Jasaitis, ciddi bir Euroleague tecrübesine sahip olan ve öldürücü üçlükleriyle tanınan oldukça etkili bir forvet. Daha önce Maccabi Tel Aviv ve Tau Ceramica gibi iki önemli Avrupa takımında da birer sezon oynayan Jasaitis, son takımı Joventut Badalona’dan Galatasaray Café Crown’a transfer oldu ve mevcut kadroda 3 numara pozisyonunun as oyuncusu olmaya en yakın isim.

Geçtiğimiz sezondan takımda kalan ve 3-4 numara pozisyonunda oynayabilen Polat Kocaoğlu, mücadeleci yapısıyla iyi bir yedek olacaktır. Bu ay içinde Banvit’ten transfer edilen 24 yaşındaki forvet Caner Topaloğlu da, rotasyonda takıma katkı verebilecek önemli bir isim olarak ön plana çıkıyor.

Pota Altında Halen Takviye İhtiyacı Var

Galatasaray Café Crown’un 4 ve 5 numaralı pozisyonlarda halen açığı bulunuyor. 4 numara pozisyonunda görev yapan Anthony Tolliver, Dejan Milojevic ve Erdem Türetkenle yollarını ayıran sarı kırmızılı takım, geçen seneki kadrosundan sadece Polat Kocaoğlu’nu kadroda tuttu. Bu pozisyonun yükünü alması için Slovak basketbolunun önemli isimlerinden Radoslav Rancik’i transfer eden Galatasaray Café Crown, halen bu pozisyonda kadro derinliği sağlayacak bir oyuncunun eksikliğini hissediyor.

Aynı durum, sarı kırmızılı takımın pota altı rotasyonu için de geçerli. Türkiye’nin sayılı pivotlarından biri olan Hüseyin Beşokla yollarını ayıran Galatasaray Café Crown, milli takımımızda görev yapan Cemal Nalga’yı ise kadrosunda tuttu. Bazı maçlarda önemli işler yapabilen Cemal Nalga, çabuk faul problemine girmesi nedeniyle zaman zaman sıkıntı yaşayabiliyor. Bu pozisyonun rotasyonunu derinleştirmek için geçtiğimiz sezon Aliağa Petkim’de fazla süre alamayan Eren Beyaz’ı transfer eden Galatasaray Café Crown’un halen bu bölgede dominant bir uzuna ihtiyacı var.

okancevik

Teknik Yönetim Değişikliği

Geçtiğimiz sezona Murat Özyer yönetiminde başlayan ve sezon ortasında kan değişikliğine gidip göreve Koray Mincinözlü’yü getiren Galatasaray Café Crown, alınan kötü sonuçlar ve sezonun sona erdiği Efes Pilsen karşılaşmasında Koray Mincinözlü’nün taraftarlarla yaşadığı tartışmanın ardından takımın başına Okan Çevik’i getirdi. Geçtiğimiz sezon Galatasaray bayan takımını Eurocup şampiyonu yapan Okan Çevik, daha sonra vasat bütçeli takımları üst sıralara taşımasıyla tanınmıştı. Ancak, daha önce Okan Çevik’in Galatasaray bayan takımı dışında büyük hedeflere oynamış bir takımı yönetme tecrübesi bulunmuyor. Galatasaray Lisesi mezunu olması nedeniyle camiaya yakın biri olarak görülen Okan Çevik’in göstereceği performans, oldukça merak ediliyor.

Şampiyonluk Uzak Bir Hedef

Bu sezon erkek basketbol takımına ayırdığı bütçesini azaltan ve bayan basketbol takımına ağırlık veren Galatasaray kulübü, yine ligde en fazla yarı final oynayabilecek kapasitede bir takım yarattı. Galatasaray Café Crown’un 4 ve 5 numaralı pozisyonlarda görev yapabilecek ve şu an NBA Yaz Ligi’nde mücadele eden bir Amerikalı uzunla görüştüğü biliniyor. Ancak, sarı kırmızılı takımın mevcut yapısıyla şampiyonluk hedeflemesi pek mümkün gözükmüyor.

Bütçesi dahilinde iyi transferler yapan Galatasaray Café Crown, yine lige renk katan bir ekip olacaktır. Simas Jasaitis, Radoslav Rancik, Darius Washington gibi ciddi Avrupa tecrübesine sahip üç yabancıyı kadrosuna katan sarı kırmızılı takım, sezonun ilk bölümünü yine alışma dönemiyle geçirecektir. Kadrosunun as oyuncularını büyük ölçüde yenileyen ve takımı adeta baştan yaratan Galatasaray Café Crown’a yeni sezonda başarılar diliyorum, ancak elde edilecek başarılar konusunda çok umutlu olduğumu söyleyemiyorum.

Tem
13

Beko Basketbol Ligi’nden Transfer Haberleri

By Oytun Özer  //  Basketbol  //  4 Comments

Beko Basketbol Ligi’nin takımları yeni sezona hazırlanırken, transfer piyasasında oldukça hareketli günler yaşanıyor. Yapılan transferler, yeni sezonda bizi çok daha heyecanlı bir ligin beklediğini gösteriyor. Takımların transferlerine biraz daha yakından bakalım.

Şampiyondan Nokta Atışları

Geçtiğimiz sezonu şampiyon olarak tamamlayan Efes Pilsen, bu sezon kadrosunu büyük ölçüde koruyup nokta atışı transferlerle Euroleague’de iddialı hale gelebilecek bir takım kurmaya çalışıyor. Şampiyonluğa ulaştığı günün hemen ardından Avrupa’nın en önemli oyun kurucularından Igor Rakocevic’i kadrosuna kattığını açıklayan Efes Pilsen’in bir de uzun oyuncu arayışı olduğu biliniyor. CSKA Moskova’nın serbest bıraktığı Terence Morris ile görüştüğü ve anlaşmaya yakın olduğu bilinen Efes Pilsen’in transfer etmeye çalıştığı diğer isimler arasında NBA yolunu tutan Marcus Haislip, Unicaja Malaga’nın güçlü pivotu Boniface N’Dong ve İtalyan forvet Stefano Mancinelli bulunuyor. Efes Pilsen’in eski oyuncusu Ermal Kurtoğlu’nu transfer etmeye çalıştığından da satır aralarında bahsediliyor. Ayrıca, Efes Pilsen’in altyapısında müthiş bir performans ortaya koyan 2.20’lik pivot Dusan Cantekin de bu sezon mavi beyazlı takımın A takımında yer alıyor.

Efes Pilsen’in yeni sezon öncesinde yolunu ayırmaya hazırlandığı birçok isim de bulunuyor. Adı Galatasaray Café Crownla geçen Cenk Akyol, Beşiktaş Cola Turka ile anlaştığı söylenen Engin Atsür, geçtiğimiz sezon istediği süreleri alamayan ve Kepez Belediyeyle görüşen Mustafa Abi, sakatlığı nedeniyle istenen performansı gösteremeyen Sırp oyun kurucu Milos Vujanic ve takımda bir türlü istediği yeri bulamayan Michalis Kakiouzis, Efes Pilsen’den kopması muhtemel isimler olarak ön plana çıkıyor.

Fenerbahçe Ülker’den Daha Haber Yok

Birkaç sezondur kadro iskeletini büyük ölçüde koruyan ve yıldız transferleri yaparak takımın seviyesini yükseltmeyi amaçlayan Fenerbahçe Ülker’den bu sezon için ciddi bir transfer haberi daha duyulmadı. Mersin Büyükşehir Belediye’nin iki etkili kısası Chris Lofton ve Bo McCalebb ile anlaşmaya çalıştığı söylenen Fenerbahçe Ülker’in bu oyuncuları beklentilerin altında performans gösteren Marques Green ve Devin Smith’in yerine düşündüğü biliniyor.

Türk oyuncularının hepsini şimdilik kadrosunda tutan Fenerbahçe Ülker’in geçtiğimiz sezonun büyük bölümünü sakatlıklarla geçiren Gordan Giricek ile ilgili nasıl bir tutum izleyeceği merak ediliyor. Erdemir’de kiralık olarak oynayan Hakan Demirel’in Daçka’ya gönderilmesinin ardınadan birkaç sezondur beklenen gelişmeyi gösteremeyen Gasper Vidmar’ın takımdan ayrılmasına kesin gözle bakılırken, sarı lacivertli ekibin Galatasaray Café Crown’un genç oyuncusu Altay Özurgancıyla anlaştığı da söyleniyor. Transferleri daha kesinleşmeyen Fenerbahçe Ülker’in bu sezon transfer döneminde daha aktif olacağını ve yakın zamanda sürpriz transferlerle ses getireceğini tahmin ediyorum.

Türk Telekom Liderini Arıyor

Geçtiğimiz sezonu beklentilerin çok altında bir performansla tamamlayan Türk Telekom’un bu sezon takımda ciddi bir yeniden yapılanmaya gitmesi gerekiyor. Uzun süredir takımın başında olan Ercüment Sunter yerine Murat Özyer ile anlaşması beklenen Ankara ekibiyle birçok oyuncunun adı geçiyor. Bu isimler arasında Hüseyin Beşok, Ümit Sonkol ve Bo McCalebb gibi Beko Basketbol Ligi’nin önemli oyuncuları bulunuyor. Ancak, Türk Telekom’un şu ana kadar kesinleşen tek transferi olarak Darüşşafaka Cooper Tires’ın oyun kurucusu Soner Şentürk’ü gösterebiliriz. Hüseyin Beşok transferi basında gerçekleşmiş olarak duyurulmasına rağmen, tarafların daha tam bir mutabakata varmadığı biliniyor.

Türk Telekom’dan şu ana kadar ayrılan isimler arasında Barış Ermiş, Barış Özcan ve Asım Pars bulunuyor. Geçtiğimiz sezon iyi performans gösteremeyen bu üç isimin Türk Telekom için büyük bir kayıp olmadığını düşünüyorum. Takımda mutlu olmayan Khalid El-Amin’in ayrılması ve Lietuvos Rytas’a transfer olması beklenirken, diğer yabancılarla ilgili şu ana kadar bir duyuru yapılmadı. Geçtiğimiz sezonu telafi etmeye çalışacak olan Türk Telekom’un yakın zamanda önemli transferlerle basketbol gündemine geleceğini tahmin ediyorum.

Cimbom Sil Baştan

Geçtiğimiz sezonu büyük bir hayal kırıklığıyla kapatan ve yaptığı önemli transferlerin birçoğundan beklediği verimi alamayan Galatasaray Café Crown, bu sezon takımını büyük ölçüde yeniliyor. Bütçesinin ciddi şekilde azaldığı bilinen sarı kırmızılı takım, sezonun son karşılaşmasında taraftarlarla laf münakaşasına giren Koray Mincinözlü’nün işine son vererek takımın başına bayan takımını Eurocup şampiyonluğuna taşıyan Okan Çevik’i getirdi. Çok daha düşük bir bütçeyle yola çıkan takımın bu sezon hedeflerini küçülttüğünü de söylemek mümkün.

Geçen sezonki kadrosunda bulunan Quinton Hosley, Anthony Tolliver, Rashid Atkins, Milan Gurovic, Dejan Milojevic, Cüneyt Erden, Erdem Türetken ve Altay Özurgancı ile yollarını ayıran sarı kırmızılı takımda etkili forvet Antonio Graves’in ve adı Türk Telekomla geçen Hüseyin Beşok’un durumlarının halen netleşmediği biliniyor. Kadrosunda büyük bir değişime gitmeyi planlayan ve daha az maliyetli genç oyuncularla yola çıkmayı hedefleyen Galatasaray Café Crown, transferin de en hareketli ekipleri arasında bulunuyor.

Sarı kırmızılı takım, şu ana kadar Antalya Büyükşehir Belediye’den yetenekli oyun kurucu Can Akın, Oyak Renault’ta bu sezon yıldızı parlayan forvet Evren Büker, Benetton Treviso’da forma giyen Slovak forvet Radoslav Rancik ve Ural Great’te iyi bir sezon geçiren oyun kurucu Darius Washington ile anlaştı. Polat Kocaoğlu ile tekrar anlaşan sarı kırmızılı takımda geçen sezonki kadrodan kalacak diğer isimler arasında Cemal Nalga, Tufan Ersöz ve Murat Kaya bulunuyor. Cenk Akyolla ciddi şekilde ilgilendiği bilinen Galatasaray Café Crown’un listesindeki diğer isimler arasında Mutlu Akpınar da bulunuyor. Sarı kırmızılı takımın dış transfer görüşmelerinin biraz da Hüseyin Beşok ve Antonio Graves ile yapılmakta olan konuşmaların ardından şekillenmesi bekleniyor.

Kartal Daha Büyük Hedeflere Doğru

 Kurduğu mütevazi kadroyla geçtiğimiz sezon önemli başarılar elde eden ve lige renk katan Beşiktaş Cola Turka, bu sezona daha güçlü bir kadroyla girmeyi amaçlıyor. Kadrosunun iskeletini büyük ölçüde korumaya çalışan siyah beyazlı takım, Haluk Yıldırım, Cevher Özer, Muratcan Güler, Adem Ören, Ömer Ünver ve Mire Chatman’ı kadrosunda tutmayı başardı. Ray Wesson ile de tekrar anlaşmak isteyen Beşiktaş Cola Turka’dan ayrılan en önemli oyuncu ise, genç oyun kurucu Mehmet Yağmur oldu. Bu oyuncunun yanı sıra Jimmy Baxter ve Azmi Turgut da takımdan ayrılan isimler arasında yer aldı.

Dış transferde Rusya Ligi’nde forma giyen ABDli pivot Kevin Fletcher ve Panionios’un etkili pivotu Lonny Baxter ile anlaşan Beşiktaş Cola Turka’nın milli oyun kurucumuz Engin Atsürle de anlaşmaya çok yakın olduğunu biliniyor. Siyah beyazlı takımın önümüzdeki günlerde özellikle 1-2 yabancı oyuncu transferi daha yapması bekleniyor. Başarılı bir sezonu geride bırakan Beşiktaş Cola Turka’nın bu sezon daha olgun bir ekip olarak ligde çok daha etkili olacağını düşünüyorum.

Antalya Transferde Hızlı

Çalkantılı geçen geçtiğimiz sezonu altıncı tamamlayan Antalya Büyükşehir Belediye, kadrosunu büyük ölçüde yeniliyor. Takımın başına geçtiğimiz sezon ortasında Altar Tunçkol’u getiren Antalya ekibinin yabancı oyuncularından sadece Mike Green ile yola devam etmek istediği biliniyor. Can Akın’ı Galatasaray Café Crown’a kaptıran Antalya ekibinde birçok takımın talip olduğu Ersin Görkem’in ve Hadi Doğan’ın Kepez Belediyeyle anlaşması yönetimin planları biraz bozdu.

Dış transferde Casa Ted Ankara Kolejliler’in en etkili isimlerinden Önder Külçebaş, Banvit’ten Umut Yenice ve Oktay Yılmaz, Kepez Belediye’den Hakan Erol, Erdemir’den Caner Şentürk, Beşiktaş Cola Turka’dan Azmi Turgut ve İTÜ’den Salih Uğraşan ile anlaşan Antalya ekibi, anlaşmaya vardığı Hakan Demirel’in son anda fikir değiştirerek Darüşşafaka Cooper Tiresla anlaşması üzerine yeni oyun kurucu arayışlarına girdi. 3 Amerikalı yabancı arayışını da sürdüren Antalya ekibinin de yakın zamanda yeni oyuncu transferleriyle gündeme gelmesi bekleniyor.

Mersin Oyunu İstikrardan Yana Kullandı

Takımın başında yer alan Ahmet Kandemirle tekrar anlaşan Mersin Büyükşehir Belediye, geçen sezonki kadrosunu korumaya çalışıyor. Takımda sorun çıkaran Kimani Ffriend ile yollarını ayıran Mersin ekibinde birçok takımın talip olduğu Bo McCalebb ve Chris Lofton’un durumu belirsizliğini koruyor. Şu ana kadar dış transferde sadece Türk Telekom’dan pivot Asım Pars ile anlaşan Mersin ekibinin transfer stratejisini yabancılarının durumuna göre belirlemesi bekleniyor.

Daçka’da Durum Belirsiz

Geçtiğimiz sezondan itibaren Efes Pilsen’in pilot takımı haline gelen ve genç oyuncularla play-off’a yükselerek büyük bir başarı yakalayan Darüşşafaka Cooper Tires’da transfer politikası, Efes Pilsen’in durumuna göre belirlenecek. Şu ana kadar sadece Hakan Demirelle anlaştığı bilinen ve Türk Telekom’a giden Soner Şentürk’ün yokluğunu bu oyuncuyla dolduran Daçka’da birçok talibi bulunan yabancılardan hangisinin takımda kalacağı da halen kesinleşmemiş durumda.

Erdemir’de Hareketli Günler

Ahmet Çakı’nın takımın başına gelmesiyle geçtiğimiz sezonun ortasında büyük bir ivme yakalayan ve play-off fırsatını son maçlarda kaçıran Erdemir, bu sezon dış transferde Pınar Karşıyaka’da müthiş bir sezon geçiren Hakan Köseoğlu, Banvit’te beklediğini bulamayan Erkan Veyseloğlu, Polonya’nın Polfarma takımından Boşnak forvet Mujo Tuljkovic ve Vestel’den Serhat Uğur ile anlaştı. Başarılı kadrosundan Hakan Demirel’i, Caner Şentürk’ü ve Nate Funk dışındaki yabancı oyuncularını yitiren Erdemir’de iç transfer de daha belirlenmedi. Erdal Biboyla tekrar anlaşmayı planlayan ve Özgür Bıyık’ı Oyak Renault’a gönderen Erdemir’de diğer oyuncuların durumuyla ilgili bir açıklama yapılmadı. Koç Ahmet Çakı yönetiminde transfer çalışmalarını yönlendiren Erdemir’in Antalya Büyükşehir Belediye’de beklediğini bulamayan Ümit Türkoğlu’nun peşinde olduğu biliniyor. Erdemir’in transfer listesindeki diğer isimler arasında Pınar Karşıyaka’dan Erhan Yetim ve Tofaş’tan Melih Yıldız bulunuyor.

Banvit’te Büyük Değişim

Geçtiğimiz sezonu play-off’a kalamadan kapatan ve büyük hayal kırıklığı yaşayan Banvit, Orhun Ene yönetiminde yeni sezona önemli transferlerle hazırlanıyor. Dış transferde Türk Telekom’dan Barış Ermiş ve Barış Özcanla anlaşan Bandırma ekibi, yabancı transferlerini de büyük ölçüde tamamladı. Takımın oyun kurucusu Joe Crispin’i gönderen Banvit, kadrosundaki yabancılardan Lance Williams ile sözleşme yeniledi. Takıma katılan diğer yabancılar ise, Erdemir’in de peşinde olduğu Goran Cakic, Aliağa Petkim’de iyi bir sezon geçiren Chuck Davis ve DB Sykliners Frankfurt’ta oynayan Keith Simmons oldu. Yerli transferlere devam etmesi beklenen Bandırma ekibinin yeni sezon bambaşka bir çehreyle Beko Basketbol Ligi’nde mücadele edeceği düşünülüyor. Lance Williams dışındaki yabancılarla birlikte takımdan ayrılan isimler arasında Umut Yenice, Oktay Yılmaz ve Erkan Veyseloğlu yer alıyor.

Oyak Renault’tan Yola Devam

Başarılı koç Yücel Platinle sözleşmesini 3 sene daha uzatan Oyak Renault, dış transferde hareketli günler geçiriyor. Ligin sayı kralı Alex Gordon’u Kepez Belediye’ye, geçtiğimiz sezon yıldızı parlayan Evren Büker’i Galatasaray Café Crown’a, Alper Saruhan’ı da Pınar Karşıyaka’ya kaptıran Bursa ekibi, ilk olarak Erdemir’de forma giyen eski oyuncusu Özgür Bıyıkla anlaştı. Genç oyun kurucu Ahmet Erdoğan’ın sözleşmesini de uzatan Bursa ekibi, dış transferde ayrıca Çanakkale Belediye’den forvet Alpaslan Uruk, Efes Pilsen altyapısından yetişen ve geçtiğimiz sezon Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi’nde beklediğini bulamayan Mutlu Demir ve yine bir eski oyuncusu olan Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi’nden Ufuk Kaçar ile anlaştı. Öncelikle yabancı transferlerine devam edecek olan Bursa ekibinin koçu Yücel Platin, 1-2-4 numaralı pozisyonlarda oynayacak üç tane yabancı oyuncu transfer etmek istediklerini açıkladı.

Kaf-Kaf Yeniden Yapılanıyor

Geçtiğimiz sezon kısıtlı kadrosuyla play-off hedefini gerçekleştiremeyen Pınar Karşıyaka, büyük bir yeniden yapılanma sürecine girdi. Ayhan Kalyoncuyla yolunu ayırıp takımın başına Hakan Demir’i getiren İzmir ekibi, etkili oyun kurucusu Hakan Köseoğlu’nu Erdemir’e kaptırdı. İç transferde Oyak Renault’tan Alper Saruhanla anlaşan Pınar Karşıyaka, üç tane yabancı transferini de tamamladı. Genç oyuncular Martin Mihajlovic, Ryan Toolson ve David Holstonla anlaşan Pınar Karşıyaka’nın daha önceki senelerde olduğu gibi yine yabancılara dayalı bir kadro yapısıyla mücadele etmesi bekleniyor.

Kepez’de Transfer Fırtınası

Geçtiğimiz sezon son anda ligde kalan Kepez Belediye, aynı kabusu tekrar görmemek için oldukça iddialı bir takım kuruyor. Takımın ligde kalmasında büyük emeği olan Halil Ünerle sözleşmesini yenileyen Kepez Belediye, ezeli rakibi Antalya Büyükşehir Belediye’nin milli forveti Ersin Görkemle anlaşarak büyük ses getirdi. Aynı takımdan Hadi Doğan’ı da transfer eden Antalya ekibi, geçen sene kadrosunda yer alan Levent Bilgin ve Barış Güneyle de anlaştı. Yerli oyuncu transferlerine Galatasaray Café Crown’dan Erdem Türetken, Aliağa Petkim’den Bora Sancar, TED’den İlkay Okay ve Oyak Renault’tan tecrübeli pivot Nedim Dal ile devam eden Kepez Belediye’nin anlaşmaya yakın olduğu diğer oyuncular arasında Efes Pilsen’in kaptanı Mustafa Abi ve milli pivotumuz Fatih Solak bulunuyor.

Kepez Belediye, yabancı oyuncu transferinde tercihlerini daha önce ligimizde forma giymiş isimlerden yana kullandı. Ligin sayı kralı olan Alex Gordon’u Oyak Renault’tan transfer eden Antalya ekibi, ligin en etkili uzunlarından biri olan Mutlu Akü Selçuk Üniversiteli Ekenechukwu Ibekwe ile de anlaştı. Son olarak geçtiğimiz sezon kısa bir süre Beşiktaş Cola Turka’da forma giyen Jovo Stanojevic ile de anlaşan Kepez Belediye, takımın iskeletini büyük ölçüde oluşturdu.

Aliağa Petkim Ağırdan Alıyor

Geçtiğimiz sezon lige müthiş bir başlangıç yaptıktan sonra yaşadığı yönetim sorunları nedeniyle büyük bir düşüşe geçen ve ligin son karşılaşmasında aldığı galibiyetle ligde kalmayı başaran Aliağa Petkim, şu ana kadar transferde oldukça suskun. Takımın ligde kalmasını sağlayan koç Murat Aşkınla çalışmaya devam eden İzmir ekibi, Fatih Solak, Bora Sancar ve Hakan Yaparla yollarını ayırdı. Ceyhun Altay, Berkay Sahillioğlu ve Hazer Avcı’yı kadrosuna tutmayı başaran Aliağa Petkim, takımın tecrübeli forveti Reha Öz’ü de kalması için ikna etti. İzmir ekibinin şu ana kadar yaptığı transferler arasında ise, Mersin Büyükşehir Belediye’den Kaan Üner, Trabzonspor’dan Ogün Sevinç ve Beykoz’dan Hasan Özkan bulunuyor. Yönetim sorunlarını bir ölçüde çözen Aliağa Petkim’in transfer çalışmalarını yabancı oyuncular üzerine yoğunlaştırdığı öğrenildi.

Bornova Belediye Kadrosunu Koruyor

Sürpriz bir şekilde Beko Basketbol Ligi’ne yükselen Bornova Belediye, şu ana kadar iç transferde Serdar Yavuz, Umutcan Özyıldırım, Umut Durmuş, Yalçın Azizmahmutoğulları ve Can Terzioğlu ile anlaştı. Yabancı transfer çalışmalarını daha neticelendirmeyen İzmir ekibinden önümüzdeki günlerde birçok transfer haberi alacağımızı tahmin ediyorum.

Tofaş İstikrarı Ön Planda Tutuyor

Kadrosunu büyük ölçüde koruyan ligin yeni ekiplerinden Tofaş, iç transferde başarılı Türk oyuncuları Melih Sevda, Can Altıntığ, Orçun Göllü, Nezih Özbakır, Melih Yıldız, Onat Akış ve Gökhan Karabıyık ile tekrar anlaştı. Geçtiğimiz sezon kadroda bulunan yabancı oyuncu Sean Denison ile de sözleşme yenileyen Tofaş, Hadi Özdemir ve Rahim Rızvanoğlu’nu ise serbest bıraktı. Dış transferde Beşiktaş Cola Turka’nın genç oyun kurucusu Mehmet Yağmur’u kadrosuna katan Tofaş, aynı zamanda Çanakkale Belediye’nin başarılı uzunu Marko Kolaric ile de anlaştı. Tofaş, bu sezon A takımına altyapısından dört genç oyuncuyu da çıkardı: Furkan Eskici, Burak Özer, Doğancan Tokmak ve Uğur Dokuyan. Tofaş’ın transfer döneminde bir yabancı oyuncuyla daha anlaşmak istediği biliniyor.

Haz
23

12 Dev Adam Kadro Değerlendirmesi

Polonya’da düzenlenecek 2009 Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası’na katılacak olan 12 Dev Adam’ın aday kadrosu açıklandı. Geçtiğimiz sene eleme karşılaşmalarında mücadele eden kadro büyük ölçüde korunurken, Mehmet Okur’un kadroda olmaması dikkat çekiciydi. 12 Dev Adam’ın kadrosuna yakından göz atalım.

Şampiyondan 5 Oyuncu

Sezonu iki kupayla tamamlayan Efes Pilsen, milli takıma 5 oyuncu gönderdi (Ender Arslan, Engin Atsür, Kerem Gönlüm, Kerem Tunçeri, Sinan Güler). Final serisine damgasını vurarak Efes Pilsen’e şampiyonluğu getiren Kaya Peker’in ve bu sezon fazla süre almamasına rağmen daha önceki senelerde her zaman Tanjevic’in tercihleri arasında yer alan Cenk Akyol’un kadroya dahil edilmemesi dikkat çekiciydi.

Efes Pilsen’den alınan oyuncular içerisinde bir tek Engin Atsür konusunda çekincem var. Kişiliğiyle, yetenekleriyle ve tecrübesiyle benim çok takdir ettiğim Engin, maalesef Efes Pilsen’de bir sezonu sakatlıklar ve koç tercihleri nedeniyle oturarak geçirdi. Hazır bir Engin’in her zaman milli takımda olması gerektiğini düşünmekle beraber, bu kadar uzun süredir sahalardan uzak bir Engin’in verebileceği katkıyı öngörmekte zorlanıyorum.

Kaya Peker’in yıldızı, daha önce Bogdan Tanjevicle pek barışmamıştı. 2007 Avrupa Şampiyonası’nda çok iyi oynadığı ve takımın ona ihtiyacı olduğu dakikalarda Tanjevic tarafından dışarı alınan yıldız oyuncu, daha sonra bu durumdan pek mutlu olmadığını ifade etmişti. Geçtiğimiz sene eleme maçlarından sonra bu sene de kadroya alınmayan Kaya Peker, bence yüksek form durumuyla ve edindiği tecrübelerle milli takımımıza pota altında büyük katkı yapardı.

Dün yapılan basın toplantısında Cenk Akyol konusuna değinen koç Tanjevic, sezon boyunca fazla şans bulamayan bu oyuncuyu Akdeniz Oyunları’nda mücadele edecek B Milli Takım’a dahil etmek istediğini, ancak bu oyuncunun B Milli Takım’da oynamak yerine ABD’de çalışmayı tercih ettiğini belirtti. Tanjevic’in bu tercihinde haklı olduğunu düşünüyorum, çünkü Cenk Akyol gerçekten uzun süredir istediği süreleri alamadı ve şampiyonada Cenk Akyol’dan daha iyi form düzeyine sahip olan birçok oyuncu var.

Tanjevic’in Ekibinden Pota Altı Desteği

Bogdan Tanjevic, Beko Basketbol Ligi’nde koçluğunu yaptığı Fenerbahçe Ülker’den üç genç pota altı oyuncusunu (Oğuz Savaş, Ömer Aşık, Semih Erden) ve tecrübeli bir forvet olarak takıma büyük katkı yapacağını düşündüğüm Ömer Onan’ı kadroya aldı. Fenerbahçe Ülker’i en yakından tanıyan kişi olan Bogdan Tanjevic’in en doğru tercihleri yaptığını düşünüyorum. Bunu ifade ederken, olaylı geçen 2005 Avrupa Şampiyonası’ndan sonra milli takıma katılmayan ve özellikle son iki senede Fenerbahçe Ülker formasıyla eski günlerine geri dönen Mirsad Türkcan’ın kadroda olmamasına üzülmeden edemiyorum.

Beko Basketbol Ligi’nden 6 İsim 

Bu iki takımın oyuncuları dışında Beko Basketbol Ligi’nde mücadele eden altı oyuncu daha kadroya dahil edildi: Fatih Solak (Aliağa Petkim), Cevher Özer (Beşiktaş Cola Turka), Barış Hersek (Darüşşafaka Cooper Tires), Cemal Nalga (Galatasaray Café Crown), Evren Büker (Galatasaray Café Crown) ve Bekir Yarangüme (Türk Telekom).

Beşiktaş Cola Turka’dan Cevher Özer, oldukça iyi bir sezon geçirdi ve milli takım formasını fazlasıyla haketti. Geçtiğimiz sezon Oyak Renault formasıyla ciddi bir form grafiği yakalayan ve Galatasaray Café Crown’a transfer olan Evren Büker de, bence milli takımda şans bulmayı hak ediyor.

Ancak, diğer dört seçim konusunda ben çok emin olamadım. Sezona çok iyi başlayan ve benim özellikle mücadeleci yapısıyla takdir ettiğim Fatih Solak, sezon sonuna doğru ciddi bir form düşüşü yaşadı ve sezonu oldukça kötü kapattı. Koç Tanjevic, Fenerbahçe Ülker’de Gasper Vidmar’ı kullandığı gibi Fatih Solak’ı da ilk çeyrek sahaya sürüp, bu oyuncunun pota altında getireceği sert savunma ve mücadeleden sonra bu oyuncuyu kenara alma yoluna gidecektir. Ancak, Fatih Solakla benzer oyun karakterine sahip olan Cemal Nalga’nın da kadroda olması bana çok anlamlı gelmiyor. Sanırım, şampiyonaya giden kadroda bu iki oyuncudan ancak biri olacaktır.

3 numara pozisyonunda oynayan Barış Hersek’i ve Bekir Yarangüme’yi aday kadroya çağıran Tanjevic, bence bu tercihlerle biraz risk alıyor. Altyapılarda elde ettiği başarılardan sonra A takımda istenen düzeye gelemeyen Barış Hersek, bu sene Darüşşafaka Cooper Tires formasıyla ciddi süreler almasına rağmen beklentilerin çok altında bir performans gösterdi. Türkiye’nin en yetenekli forvetlerinden biri olan Bekir Yarangüme ise, bu sezon Türk Telekom’da çok parlak bir sezon geçirmedi. Bence bu iki oyuncu yerine başka oyuncular da düşünülebilirdi.

Yurtdışından İki Lejyoner

Koç Tanjevic, Orlando Magic formasıyla şampiyonluğu elinden kaçıran Hidayet Türkoğlu’nu ve Barcelona formasıyla ACB şampiyonluğunu elde eden Ersan İlyasova’yı kadrosuna kattı. Bu iki oyuncu da, kariyerlerinin en yüksek form düzeylerine bu sezon ulaştılar ve elde ettikleri başarılarla büyük tecrübeler de kazandılar. Bu sezon Avrupa Şampiyonası’nda ve gelecek sezon Dünya Şampiyonası’nda bu iki oyuncunun milli takımımızın iki temel taşı olacağını düşünüyorum.

Hidayet Türkoğlu, son iki sezonda Orlando Magic formasıyla gösterdiği performansın ardından NBA’in sayılı oyuncuları arasına girdi. Artık basketbol kariyerinin olgunluk dönemini yaşayan Hidayet, geçtiğimiz yaz eleme karşılaşmalarında milli takımda lider görevini de üstlendi ve çok başarılı oldu. Ersan İlyasova ise, üstün basketbol yeteneklerini sahaya daha iyi yansıtmaya başladı. Barcelona’nın bu sezon en kilit isimlerinden biri olan Ersan, A takım düzeyinde heyecan verici bir basketbolcu oldu.

Bogdan Tanjevic’in oyuncu seçimlerinde Mehmet Okur’a yer vermemesi dikkat çekiciydi. Yapılan basın toplantısında Mehmet Okur’un Türk basketbolundaki öneminin farkında olduğunu ve bu oyuncuya çok daha hassas yaklaştığını vurgulayan koç Tanjevic, bu oyuncunun fizik ve sakatlık sorunları da yaşadığına değinerek ana olarak sakatlık sorunları nedeniyle Mehmet Okur’un kadroda olmadığını ve 4 numara pozisyonunda Ersan İlyasova’yı daha fazla kullanmayı düşündüğünü ifade etti.

Mehmet Okur, gerçekten Türk basketbolunda ilkleri başarmış ve NBA’de kendini All-Star seviyesine kadar getirmiş olan çok özel bir oyuncudur. Koç Bogdan Tanjevic ise, Türk basketboluna adım attığı günden itibaren ciddi katkıda bulunmuştur ve basketbol bilgisiyle dünyanın saydığı önemli bir basketbol adamıdır. Türk basketbolu için oldukça değerli olan bu iki ismin ortak bir noktada buluşturulması, milli takımımız için oldukça önemlidir. Bu noktada görev, iki tarafın arasını bulacak ve aradaki buzları eritebilecek yöneticilere düşmektedir. Aradaki sorunlar giderilirse, kazanan Türk basketbolu ve milli takımımız olacaktır. Umarım Dünya Şampiyonası’na kadar işler daha yolunda gider ve gelecek sene madalya hedefiyle yola çıkacak olan milli takımımızın kadrosunda Mehmet Okur da yer alır.

Kadro Dışı Kalanlar

Beko Basketbol Ligi’nde mücadele edip 2009 Avrupa Şampiyonası’nda düşünülmeyen ve yazının diğer bölümlerinde değinmediğimiz bazı önemli isimler de var. Türk Telekom’dan Serkan Erdoğan ve Tutku Açık, bence milli takıma büyük katkı yapabilecek oyuncular olmalarına rağmen milli takım kadrosunda yer almıyorlar. Beşiktaş Cola Turka’dan Muratcan Güler de, bu sezon sonuna doğru ciddi bir form grafiği yaşadı ve bence aday kadro şansını hak etmişti. Antalya Büyükşehir Belediye’nin skor yükünü üstlenen Ersin Görkem, Darüşşafaka Cooper Tires’ın etkili oyun kurucusu Soner Şentürk, Pınar Karşıyaka’da kariyerinin en iyi dönemlerinden birini yaşayan Hakan Köseoğlu, Banvit’in genç forveti Yunus Çankaya ve Aliağa Petkim’in keskin şutörü Reha Öz, bence milli takım formasına yakın diğer isimlerdi.

Bu listede değinmediğim, ancak oynadıkları sürece milli takıma fayda getireceklerini düşündüğüm iki isim daha var: Hüseyin Beşok ve Cüneyt Erden. Avrupa çapında büyük başarılar kazandıktan sonra ülkemizde de Galatasaray Café Crown formasıyla mücadele eden ve takımını adeta sırtlayan Hüseyin Beşok, halen Avrupa’nın sayılı pivotları arasında yer alıyor. Üst düzey basketbol yetenekleri ve tecrübesiyle ülkemizin en önemli oyun kurucularından biri olan Cüneyt Erden ise, pozisyonunda ülkemizdeki ilk 5 isim arasında gösteriliyor. Uzun zamandır milli formadan uzak olan bu iki oyuncunun yine kadroda olmaması, birçok basketbolseverin içini burkuyor.

Tüm bu detayların ardından basketbolun bir takım oyunu olduğunu ve koç Tanjevic’in tercihlerine sonuna kadar saygı duymamız gerektiğini belirtmek isterim. Daha önce de tercihleriyle defalarca eleştirilen Tanjevic, kimseye kulak asmadan kendi doğrularını takip ediyor ve başarılı da oluyor. Bunun en güzel örnekleri olarak 2006 Dünya Şampiyonası’nı ve 2008’de oynanan eleme karşılaşmalarını gösterebilirim. Koç Tanjevic ve tüm ekibine 2010 Dünya Şampiyonası öncesi oynayacakları bu son ciddi turnuvada sonsuz başarılar diliyorum.

May
28

Yarı Finaller Sürprizsiz Başladı

Beko Basketbol Ligi’nin yarı final eşleşmelerinin birinci karşılaşmalarında sürpriz yaşanmadı. Efes Pilsen rakibi Galatasaray Café Crown’u farklı mağlup ederken, Fenerbahçe Ülker de Türk Telekom’u deplasmanda yenerek avantajı eline geçirdi. Yarı final birinci karşılaşmalarına yakından göz atalım.

El-Amin’in Gücü Yetmedi

Türk Telekom – Fenerbahçe Ülker serisinin birinci karşılaşmasına hızlı başlayan takım, ev sahibi Türk Telekom oldu. Damir Mrsic ve Willie Solomon ile oyunu dengeleyen Fenerbahçe Ülker, ilk çeyreği de 19-21 önde tamamladı. İkinci çeyreğe pota altında üstünlük kurarak başlayan Fenerbahçe Ülker, farkı iyice açarak oyunun kontrolünü eline geçirdi. Kenan Bajramovic – Erwin Dudley ikilisiyle rakibinin hızını kesen Türk Telekom, yine de ilk yarıyı 34-42 geride bitirdi. Oyunun üçüncü çeyreği adeta üçlük yağmuruna sahne oldu. Khalid El-Amin’in tek başına 18 sayı kaydettiği çeyrekte savunmasında yine sıkıntılar yaşayan Türk Telekom, son çeyreğe de 61-63 geride girdi. Final periyotuna Fenerbahçe Ülker çok daha etkili başladı ve kısa zamanda farkı 15 sayıya kadar çıkararak büyük bir avantaj elde etti. Khalid El-Amin’in kişisel çabasıyla farkı kapatmaya çalışan Türk Telekom’a zaman yetmedi ve Fenerbahçe Ülker sahadan 81-86 galip ayrılarak seride bir adım öne geçti.

Fenerbahçe Ülker’e galibiyeti getiren ana unsur, ribaundlarda kurduğu üstünlük (20-37) ve aldığı 15 hücum ribaundu oldu. Fazla top kaybı (15) yapmasına rağmen birçok hücumunda ikinci şansı bulan konuk ekip, rakibinin ribaundlarda yaşadığı sıkıntıyı oldukça iyi değerlendirdi. İki takımın da yüksek üç sayı yüzdeleri (Türk Telekom – %52, Fenerbahçe Ülker – %45), maçın bir diğer önemli notuydu.

Beş oyuncusundan çift haneli skor katkısı alan Fenerbahçe Ülker’de Marques Green (22:45 dakika, 16 sayı, 4/5 üç sayı isabeti), ortaya koyduğu skorer oyunla ve kritik dakikalarda bulduğu sayılarla galibiyette önemli pay sahibi oldu. Willie Solomon (27:31 dakika, 15 sayı, 4 top kaybı) oyun içinde saman alevi gibi zaman zaman parlarken, Mirsad Türkcan (27:33 dakika, 14 sayı, 9 ribaund, 5 asist, 3 top kaybı) tecrübesini yine konuşturdu ve takımının en verimli isimlerinden biri oldu. Fenerbahçe Ülker’in genç pivotu Oğuz Savaş’ın (18:38 dakika, 11 sayı, 8 ribaund) gösterdiği üst düzey performans da, oldukça dikkat çekiciydi.

Türk Telekom’da Khalid El-Amin’in (32:08 dakika, 30 sayı, 6/11 üç sayı isabeti) bireysel performansı, organize bir basketbol oynayan Fenerbahçe Ülker’i mağlup etmek için yeterli olmadı. Son çeyrekte takıma katkı yapan Bekir Yarangüme (27:52 dakika, 13 sayı, 3/4 üç sayı isabeti, 3 ribaund) dışındaki forvetlerinden hiçbir katkı alamayan Türk Telekom’da Serkan Erdoğan ve Barış Özcan’ın 0 sayıyla maçı tamamlaması mağlubiyetin en önemli nedenlerindendi. Ribaundlarda rakibi karşısında ezilen Türk Telekom’da Kenan Bajramovic (28:50 dakika, 11 sayı, 4 ribaund), ayakta kalan nadir oyuncuların arasındaydı.

Efes Pilsen’in Şakası Yok

Efes Pilsen – Galatasaray Café Crown karşılaşması oldukça çekişmeli ve dengeli başladı. Karşılıklı sayılarla geçilen ve savunmaların oturmadığı birinci çeyrek, 27-25 Efes Pilsen üstünlüğüyle geçildi. İkinci çeyreğe daha iyi başlayan Efes Pilsen farkı açtı, ancak pes etmeyen Galatasaray Café Crown son dakikalara 49-46 geride girdi. Son dakikaları daha iyi değerlendiren Efes Pilsen, ilk yarıyı da 58-48 önde bitirdi. Üçüncü çeyrekte rakibine karşı Anthony Tolliver’ın üst düzey performansıyla skoru 63-59′a getiren Galatasaray Café Crown, rakibinin 15-2′lik serisine engel olamadı ve son 10 dakikaya Efes Pilsen 78-61 önde girdi. Son çeyrekte oyunun kontrolünü eline alıp farkı iyice açan Efes Pilsen, sahadan da 103-77 galip ayrılarak seriyi 2-0′a getirdi.

Maçın her alanında rakibine göre daha ağır basan Efes Pilsen, %53 üç sayılık yüzdesiyle hücum ederek rakibi karşısında büyük bir üstünlük kurdu. Ribaundlarda da 36-26 gibi bir üstünlüğü bulunan ev sahibi ekip, rakibini de 13 top kaybına zorladı. Geniş rotasyonunu en iyi şekilde kullanarak rakibinin direncini kuran Efes Pilsen, şampiyonluğun en büyük favorisi olduğunu tekrar herkese göstermiş oldu.

Efes Pilsen’in tecrübeli forveti Charles Smith (28:44 dakika, 28 sayı, 4/6 üç sayı isabeti, 7 ribaund, 3 asist, 3 top çalma), sahanın yıldızıydı ve galibiyeti takımına getiren isim oldu. Bootsy Thornton (28:14 dakika, 11 sayı, 8 ribaund, 5 asist) gösterişsiz ve faydalı bir oyun ortaya koyarken, Mario Kasun (13:07 dakika, 12 sayı, 7 ribaund) kısa süre oyunda kalmasına rağmen önemli işler yaptı. Tecrübesini sahaya yansıtan Kerem Tunçeri de (22:15 dakika, 11 sayı, 3/5 üç sayı isabeti, 3 asist, 3 top kaybı), öne çıkan bir diğer oyuncuydu.

Üçüncü çeyreğin ortasına kadar rakibine direnebilen ve daha sonra pes eden Galatasaray Café Crown’da Anthony Tolliver (19:06 dakika, 17 sayı, 3/4 üç sayı isabeti, 6 ribaund), aldığı kısıtlı süreye rağmen oldukça göz doldurdu. Bir önceki karşılaşmada disiplinsizliği nedeniyle kadroya alınmayan Quinton Hosley (36:54 dakika, 17 sayı, 4 ribaund), kötü bir performans ortaya koyan takımının iyilerindendi. Cüneyt Erden (23:57 dakika, 11 sayı) ve Hüseyin Beşok (21:13 dakika, 13 sayı, 5 ribaund) kapasitelerinin altında kalırken, Galatasaray Café Crown’un en kötü oyuncusu en son oynanan Beşiktaş Cola Turka karşılaşmasında da akıl almaz hatalar yapan Rashid Atkins’di (12:58 dakika, 0 sayı, 4 top kaybı). Sarı kırmızılı takımın bu karşılaşmada rakibine karşı gücünün yetmediği, maç hakkındaki yapılacak en doğru yorum olacaktır.

Serilerde Ne Olur?

Serilerin birinci karşılaşmalarını seyrettikten sonra, Galatasaray Café Crown’un Efes Pilsen karşısında bir galibiyet alma olasılığının bile çok düşük olduğu konusundaki görüşümü yineliyorum. Rakibine karşı her alanda çok daha üstün olan Efes Pilsen, bu seriyi fazla uzatmadan bitirecektir. Galatasaray Café Crown ise, birçok sorunla uğraştığı, istikrarı bir türlü yakalayamadığı ve büyük ümitlerle transfer ettiği Milan Gurovic, Quinton Hosley, Dejan Milojevic, Andrija Zizic gibi oyuncularından beklediğini alamadığı sezonda yarı finali kendisi için başarılı saymalıdır.

Türk Telekom – Fenerbahçe Ülker serisi ise, sürprizlere oldukça açık. Ancak, birinci karşılaşmada Fenerbahçe Ülker’in bu serinin favorisi olduğu gün gibi ortaya çıktı. Mevcut durumda, disiplinli ve olumlu basketboluyla Fenerbahçe Ülker seride çok daha ağır basıyor. Özellikle kısalarının formsuzluğundan dolayı önemli sıkıntı çeken Türk Telekom, disiplinsiz bir oyun ortaya koyan Khalid El-Amin’in sokak basketbolu stili kişisel oyunuyla bu seride fazla ileri gidemez. Türk Telekom’un serinin ibresini lehine çevirmesi için, Tutku Açık, Serkan Erdoğan, Erwin Dudley, Barış Özcan, Kris Lang gibi oyuncularından çok daha fazla katkı alması gerekiyor. Ayrıca, Oscar Torres’in de kapasitesine göre çok kısıtlı süre aldığınu düşünüyorum. Yine de, Fenerbahçe Ülker bana göre bu seriyi İstanbul’da bitirir ve rahatlıkla finale yükselir.

May
25

Beko Basketbol Ligi’nde Yarı Final Heyecanı

Beko Basketbol Ligi’nde yarı final karşılaşmaları yarın başlıyor. Yarı finalde Efes Pilsen Galatasaray Cafe Crownla karşılaşırken, Fenerbahçe Ülker de Türk Telekomla mücadele ediyor. Heyecan fırtınası öncesinde iki yarı final eşleşmesine biraz daha yakından göz atalım.

Efes Pilsen Mutlak Favori

Beko Basketbol Ligi’nin en güçlü kadrosuna sahip olan ve yarı finale kadar zorlanmadan gelen Efes Pilsen, bu sezonun en istikrarsız takımlarından Galatasaray Cafe Crown ile karşılaşıyor. Seriye 1-0 önde başlayan Efes Pilsen, aynı zamanda saha avantajını da elinde bulunduruyor. Normal sezonda rakibini iki kez mağlup etmeyi başaran Efes Pilsen, özellikle ikinci karşılaşmada rakibi karşısında oldukça zorlanmıştı.

Efes Pilsen’in rakibi karşısında birçok önemli avantajı bulunuyor. Geniş bir kadroya sahip olan ve takım organizasyonunu da üst düzeyde uygulayan Efes Pilsen’in en önemli eksiği olarak, uzun süredir sert bir karşılaşma oynamaması gözüküyor. Bu eksiğinin dışında sezonu mükemmele yakın geçiren mavi beyazlı takım, bu serinin mutlak favorisi. Seride çok anormal gelişmeler olmaması halinde, Efes Pilsen bu seriyi rahatlıkla galip tamamlayacaktır.

Bu sezon bir türlü beklenen düzeye çıkamayan Galatasaray Cafe Crown, aynı zamanda takımın en etkili isimlerinden Quinton Hosley’in disiplin sorunuyla uğraşıyor. Beşiktaş Cola Turka karşısında yıpratıcı bir seriden galip ayrılan sarı kırmızılı takım, özellikle birinci karşılaşmada bu serinin kaderini belirleyecektir. Galatasaray Cafe Crown’un bu seride rakibini zorlaması, ancak Hüseyin Beşok ve Cüneyt Erden gibi iki tecrübeli oyuncunun sahaya tüm potansiyellerini yansıtmasıyla mümkün olacaktır. Aynı zamanda, Rashid Atkins, Dejan Milojevic ve Antonio Graves gibi oyuncuların her karşılaşmanın her dakikasında oyun disiplininden kopmamaları gerekiyor. Kısacası, Galatasaray Cafe Crown’un finale yükselebilmesi için sarı kırmızılı takım adına herşeyin doğru gitmesi gerekiyor. Bana göre Galatasaray Cafe Crown’un bu seride başarılı olma şansı gerçekten çok düşük. Yine de Galatasaray Cafe Crown’un zaman zaman önemli sürprizler yapabildiğini unutmamak gerekir.

Fenerbahçe Ülker Bir Adım Önde

Sezonu ikinci sırada bitiren ve zorlu Mersin Büyükşehir Belediye serisinden biraz şansıyla ve rakibinin yaşadığı kadro sıkıntısıyla kurtulan Türk Telekom, Antalya Büyükşehir Belediye karşısında kolayca yarı finale yükselen Fenerbahçe Ülkerle karşılaşıyor. 0-0 başlayan seride saha avantajını elinde bulunduran Türk Telekom karşısında Fenerbahçe Ülker biraz daha ağır basıyor. Ciddi bir form grafiği yakalayan Fenerbahçe Ülker, takım kimyasını kaybeden Türk Telekom önünde özellikle Willie Solomon ile ciddi bir üstünlük sağlayacaktır.

Sezon içinde ciddi kadro revizyonları yapan ve son dönemde dahi kadrosuna yeni isimler katan Türk Telekom’da oyuncuların birbirlerine tam uyum sağlayamadıkları göze çarpıyor. Pota altında tecrübeli Kenan Bajramovic’ten çok önemli katkı alan ve Erwin Dudley’in de ritmini bulmasıyla pota altını iyice domine eden Türk Telekom, özellikle oyun kurucu pozisyonunda sıkıntı çekiyor. Takıma yeni katılan Khalid El-Amin’in oldukça düşük form düzeyi ve Tutku Açık’ın istikrarsız performansı, Türk Telekom’un takım organizasyonunun etkinliğini ciddi şekilde düşürüyor ve Serkan Erdoğan, Barış Özcan, Bekir Yarangüme gibi forvetlerin performansına da olumsuz etki yapıyor. Takıma yeni katılan ve alışma döneminde olan Oscar Torres’ten de tam anlamıyla faydalanamayan Ankara ekibinin günü gününe tutmuyor. Sezon başından beri istikrarı bir türlü yakalayamayan Türk Telekom’u oldukça zorlu bir seri bekliyor.

Son dönemin en formda takımı olan Fenerbahçe Ülker, kaliteli ve geniş kadrosuyla bu seride daha öne çıkan takım olarak gözüküyor. Türk Telekom’un etkili uzunlarına pota altında karşılık verebilecek Ömer Aşık, Oğuz Savaş, Semih Erden gibi genç uzunlara sahip olan Fenerbahçe Ülker, oyun kurucu pozisyonunda ise Willie Solomon – Marques Green ikilisiyle rakibine karşı önemli bir üstünlüğü elinde bulunduruyor. Takım organizasyonunun başarısıyla Ömer Onan, Devin Smith, Emir Preldzic, Damir Mrsic gibi potansiyelli oyuncularından müthiş katkı alan Fenerbahçe Ülker’de Mirsad Türkcan da ortaya koyduğu üst düzey performansla adeta parmak ısırtıyor. Son zamanlarda takımın yakaladığı ivme de göz önünde bulundurulduğunda, Fenerbahçe Ülker’in bu serinin favorisi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

May
24

Son Yarı Finalist Galatasaray Cafe Crown

Beko Basketbol Ligi’nin son yarı finalisti, ezeli rakibi Beşiktaş Cola Turka karşısında deplasmanda zorlu bir mücadelenin ardından iki uzatmanın sonunda 102-115 galip gelen Galatasaray Cafe Crown oldu. Ortaya konan mücadele göz doldururken, basketbol kalitesi ise oldukça vasattı. Maç boyunca biraz daha az hata yapan ve uzatmalarda daha diri kalan Galatasaray Cafe Crown, sahadan gülerek ayrılan taraf ve yarı finalde Efes Pilsen’in rakibi oldu.

Nefes Kesen Mücadele

Dengeli başlayan karşılaşmanın ilk çeyreğinde iki takım da birbirine üstünlük sağlayamadı ve ilk çeyrek 18-16 ev sahibi Beşiktaş Cola Turka lehine tamamlandı. İkinci çeyrekte bir önceki karşılaşmada olduğu gibi oyuna ağırlığını koyan Beşiktaş Cola Turka, özellikle iki yabancısı Mire Chatman ve Ray Wesson ile etkili olarak ilk 5 dakikanın ardından skoru 35-23′e getirdi. Maçın başından beri bocaladığı üç sayılık çizgisinin gerisinden arka arkaya iki isabet bularak toparlanan Galatasaray Cafe Crown, devre sonuna doğru oyunu iyice dengeledi ve ilk yarı 43-39 Beşiktaş Cola Turka üstünlüğüyle tamamlandı.

Oyunun ikinci yarısına daha etkili başlayan taraf, yakaladığı 0-10′luk seriyle skoru 43-49′a getiren Galatasaray Cafe Crown oldu. Ray Wesson’un kapasitesinin sınırlarına çıkmasıyla rakibine karşılık vermeyi başaran Beşiktaş Cola Turka, çeyrek sonuna doğru skoru dengeledi: 63-63. İki takımın da ciddi hamleler yaptığı dakikaların ardından çeyreğin sonuna 68-67 Beşiktaş Cola Turka üstünlüğüyle girildi. Son hücumda orta sahaya yakın bir bölgeden dengesiz bir şekilde topu potaya gönderen Cevher Özer’in bulduğu isabetle Beşiktaş Cola Turka son çeyreğe 71-67 önde girdi.

Maçın dördüncü çeyreği, gerçekten nefesleri kesti. İlk 3 dakikanın ardından skoru 76-69′a getiren Beşiktaş Cola Turka’ya yanıt vermekte gecikmeyen Galatasaray Cafe Crown, Hüseyin Beşok’un çabası sonucu yakaladığı 0-7′lik seriyle beraberliği sağladı: 76-76. Arka arkaya 5 sayı daha bularak skor üstünlüğünü ele alan Galatasaray Cafe Crown bu avantajını kullanamadı ve Cevher Özer’in üst düzey performansıyla Beşiktaş Cola Turka 83-81 öne geçti. Kritik bir hücum kullanan Galatasaray Cafe Crown Antonio Gravesle isabet bulup skora eşitliği getirdi. Son hücumu kullanan Beşiktaş Cola Turka’da Mire Chatman oldukça kötü hücum etti ve normal süre 83-83 berabere tamamlandı.

Maçın uzatma periyoduna Beşiktaş Cola Turka çok etkili başladı ve skoru 88-83′e getirdi. Çabuk toparlanan Galatasaray Cafe Crown, 01:28 kala skoru 90-92′ye taşıyarak üstünlüğü ele aldı. Cevher Özer ve Anthony Tolliver’ın karşılıklı üç sayılık isabetlerinin ardından Rashid Atkins’in serbest atışlarıyla skoru 93-97′ye getiren Galatasaray Cafe Crown, galibiyete çok yaklaştı. Cevher Özer’in hızlı bir hücumda bulduğu üç sayılık atışla oyuna tekrar ortak olan Beşiktaş Cola Turka, Rashid Atkins’in yapılan taktik faullerin ardından kullandığı serbest atışlardan birini kaçırmasıyla son hücum şansını yakaladı ve faul yapılan Mire Chatman’ın iki atışında da isabet bulmasıyla maç tekrar uzatmaya gitti: 98-98. İkinci uzatma bölümüne diri oyuncularıyla Galatasaray Cafe Crown çok daha hızlı başladı ve rakibine fazla şans tanımadan 102-115′lik skorla galibiyete ulaştı.

Disiplinsizlik ve Hatalar Serisi

Sezon başından beri Galatasaray Cafe Crown’un başarılı olması için Hüseyin Beşok ve Cüneyt Erden’den mutlaka üst düzey performans alması gerektiğini söylemiştik. Maç boyunca çok etkili olan ve pota altında müthiş işler yapan Hüseyin Beşok (36:49 dakika, 25 sayı, 12 ribaund), alınan galibiyetin baş mimarı oldu. Yaşadığı uzun süreli sakatlık ve formsuz dönemin ardından eski günlerine dönen Cüneyt Erden (42:25 dakika, 8 sayı, 3 ribaund, 13 asist, 3 top çalma), takımın gerçek oyun kurucusu olduğunu gösterdi ve takımını oldukça etkili şekilde organize etti. Sarı kırmızılı takımın bu iki emektar oyuncusu, gösterdikleri performanslarla büyük bir alkışı hak etti.

Galatasaray Cafe Crown’un yeni yabancılarından Anthony Tolliver (42:29 dakika, 21 sayı, 5/7 üç sayı isabeti, 12 ribaund), isabetli bir transfer olduğunu gösterdi. Özellikle Hüseyin Beşokla beraber oynadığı zaman çok daha etkili olan Anthony Tolliver’ın 4 numara pozisyonu için oldukça uygun bir oyuncu olduğunu söyleyebiliriz. Sarı kırmızılı takımın atletik forveti Antonion Graves (42:34 dakika, 19 sayı), düşük şut yüzdelerine rağmen mücadelesiyle takımına katkı verdi. Kenardan dahil olarak önemli işler yapan Murat Kaya (26:01 dakika, 10 sayı, 3/6 üç sayı isabeti), kritik anlarda bulduğu isabetli şutlarla takımı için önemli bir altıncı adam oldu.

Galatasaray Cafe Crown’da iki oyuncuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Maçın başından itibaren disiplinsiz ve kontrolsüz hücumlarıyla ve yaptığı akıl almaz hatalarla takımını çok zor durumlara düşüren Rashid Atkins (35:12 dakika, 22 sayı, 7 ribaund, 5 asist, 4 top çalma), maçın sonunda toparlanarak takımını toparlayan isimlerin başında geldi. Ancak, Rashid Atkins’in maçın büyük bölümünde ortaya koyduğu dağınık ve disiplinsiz görüntü Galatasaray Cafe Crown’a bir galibiyete daha mal olabilirdi. Sarı kırmızılı takımın tecrübeli forveti Dejan Milojevic (19:59 dakika, 10 sayı, 4 ribaund, 5 asist), iyi başladığı karşılaşmanın uzatmaya gitmesine neden olan isim oldu. Takımının farkı 7′ye çıkardığı üçüncü çeyrekte yaptığı bariz faulun ardından aşırı itiraz ederek teknik faul alan Milojevic, hem faul sınırını doldurarak oyun dışı kaldı, hem de Beşiktaş Cola Turka’nın tekrar maça dönmesini sağladı. Bu sorumsuz tutum, Dejan Milojevic tecrübesinde bir oyuncuya hiç yakışmadı.

Beşiktaş Cola Turka cephesinde maçın tartışmasız yıldızı, pota altında Galatasaray Cafe Crown uzunlarına direnç koyan Ray Wesson’du (42:35 dakika, 29 sayı, 8 ribaund, 5 top kaybı). Bulduğu kritik isabetlerle takımını ayakta tutan Cevher Özer (46:25 dakika, 24 sayı, 5/11 üç sayı isabeti, 9 ribaund), Ray Wesson’un içerden oyununa dışardan önemli katkı yaptı ve rakip uzunlarını zor durumda bıraktı. Beşiktaş Cola Turka’nın bir diğer etkili ismi ise, maçın uzatma bölümünde talihsiz şekilde kaşı açıldıktan sonra maça geri dönemeyen Muratcan Güler’di (38:25 dakika, 13 sayı, 5 ribaund, 5 asist). Maçı iki uzatmaya götürerek önemli bir başarıya imza atan ve galibiyetin ucundan dönen Beşiktaş Cola Turka’nın performansında en büyük pay, bu üç oyuncuya aitti.

Beşiktaş Cola Turka, bu karşılaşmada Muratcan Güler dışındaki kısalarından beklediği performansı alamadı. Takımın umutlarını bağladığı oyun kurucu Mire Chatman (46:07 dakika, 15 sayı, 1/7 üç sayı isabeti, 7 ribaund, 7 asist, 3 top kaybı) özellikle rakibin yaptığı alan savunmasına karşı takımını organize edemezken, yaptığı basit hatalarla ve dağınık görüntüsüyle beklentilerin oldukça uzağındaydı. Siyah beyazlı takımın patlama potansiyeline sahip olan şutör forveti Jimmy Baxter (27:31 dakika, 8 sayı, 3 asist), seri başından beri ortaya koyduğu kötü performansı bu karşılaşmada da sürdürdü ve büyük hayal kırıklığı yarattı. Beşiktaş Cola Turka’nın tecrübeli forveti Haluk Yıldırım ise (22:32 dakika, 10 sayı, 5 ribaund, 3 top kaybı), seri boyunca gösterdiği gergin tutumu bu karşılaşmada da sürdürdü ve bu gerginlikten zarar gören yine kendi oldu.

İki takım arasındaki en önemli farkın top kayıpları olduğunu söyleyebiliriz. Maç boyunca birçok basit hata yapan Beşiktaş Cola Turka tam 16 top kaybı yaparken, bu kayıpların 14 tanesinin Galatasaray Cafe Crown’un top çalmalarından gelmesi oldukça dikkat çekiciydi. Topa daha iyi sahip çıkan Galatasaray Cafe Crown ise, sadece 7 top kaybı yaptı ve topun değerini daha iyi bilen takım oldu.

May
18

Play-Off Çeyrek Finali’nde İkinci Perde

Play-off çeyrek finallerinin ikinci karşılaşmalarının tamamlanmasıyla yarı finalistler belirlenmeye başladı. Serilerini 3-0′a getiren Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen yarı finale yükselirken, diğer iki yarı final serisinde müthiş heyecan hızla devam ediyor. Serilere biraz daha yakından göz atalım.

Efes Pilsen Fazla Uzatmadı

Beko Basketbol Ligi’nin en güçlü şampiyonluk adayı Efes Pilsen, pilot takımı olarak belirlediği Darüşşafaka Cooper Tires karşısında fazla zorlanmadı ve seriyi 3-0′a getirerek yarı finale yükselen takım oldu: 87-60. Serinin ikinci karşılaşmasına iyi başlayan Efes Pilsen, ikinci çeyrekte rakibinden beklemediği bir direnç gördü ve ilk yarı 33-35 Darüşşafaka Cooper Tires üstünlüğüyle tamamlandı. Üçüncü çeyrekte sahaya ağırlığını koyan Efes Pilsen, farkı 20 sayının üstüne çıkardı ve son çeyreği de kontrolü altında oynayarak yarı finale adını yazdırdı.

Rakibini 22 top kaybına zorlayan Efes Pilsen’de Charles Smith (34:32 dakika, 15 sayı, 4/8 üç sayı isabeti, 3 ribaund, 3 top çalma) ön plana çıkan isim olurken, pota altında önemli işler yapan Mario Kasun (14:01 dakika, 10 sayı, 8 ribaund), Kerem Gönlüm (19:28 dakika, 14 sayı, 5 ribaund, 3 top kaybı) ve Kaya Peker (19:21 dakika, 9 sayı, 10 ribaund) üçlüsü de göz doldurdu. Güçlü ve geniş rotasyona sahip rakibi karşısında ancak bir yarı dayanabilen Darüşşafaka Cooper Tires’da Sean Banks’in (30:00 dakika, 15 sayı, 3 ribaund, 5 top kaybı) skorer oyunu ve Soner Şentürk’ün (30:33 dakika, 4 sayı, 10 ribaund, 5 asist, 6 top kaybı) mücadelesi göz doldurdu. Yarı finale yükselen Efes Pilsen, zorlu Galatasaray Cafe Crown – Beşiktaş Cola Turka eşleşmesinin galibini beklemeye başladı.

Fenerbahçe Ülker Rakibini Bekliyor

Son haftaların formda takımı Fenerbahçe Ülker, deplasmanda karşılaştığı Antalya Büyükşehir Belediye karşısında üstün bir oyundan sonra önemli bir galibiyet aldı ve seriyi 3-0′a götürerek yarı finale adını yazdırdı: 74-92. Karşılaşmaya daha iyi başlayan Antalya Büyükşehir Belediye karşısında toparlanan Fenerbahçe Ülker, ilk çeyreğin sonunda öne geçmeyi başardı. Oyunun sonraki bölümlerinde zaman zaman azalan farka rağmen skor üstünlüğünü elinde tutan Fenerbahçe Ülker, rakibinin yorulduğu son çeyrekte farkı iyice açtı ve Türk Telekom – Mersin Büyükşehir Belediye serisinin galibini beklemeye başladı.

Fenerbahçe Ülker’in galibiyetinde en büyük pay sahibi, tecrübesiyle maça ağırlığını koyan Mirsad Türkcan’dı (27:29 dakika, 21 sayı, 10 ribaund, 7 asist). Devin Smith’den (31:49 dakika, 15 sayı, 3/5 üç sayı isabeti, 9 ribaund, 3 asist, 4 top kaybı) de önemli bir katkı alan Fenerbahçe Ülker’in en kötü istatistiği, oldukça düşük serbest atış yüzdesiydi (11/24 serbest atış isabeti – %46). Genel olarak iyi bir karşılaşma çıkarmayan Willie Solomon’un (21:54 dakika, 8 sayı, 4 ribaund) maçın kritik dakikalarında gösterdiği üst düzey performans da dikkat çekiciydi. Güçlü rakibi karşısında elinden gelen mücadeleyi gösteren ve 5-6 oyuncusunu sahada kullanan Antalya Büyükşehir Belediye’de Marcus Douthit (29:38 dakika, 23 sayı, 11 ribaund) ve Ricardo Marsh (29:51 dakika, 17 sayı, 9 ribaund) alınan mağlubiyete rağmen gösterdikleri performansla beğeni topladılar.

Mersin Pes Etmedi

Beko Basketbol Ligi’nde güçlü takımlara karşı aldığı kritik galibiyetlerle dikkatleri üzerine çeken Mersin Büyükşehir Belediye, kader maçında Türk Telekom’u evinde uzatmada mağlup etmeyi başardı ve seriyi 2-1′e getirerek yarı final umudunu korudu: 104-103. Başından sonuna kadar müthiş bir çekişme içinde geçen karşılaşmanın son çeyreğinde rakibine üstünlüğünü kabul ettiren Mersin Büyükşehir Belediye, maçın bitimine 4 dakika kala farkı 15 sayıya kadar çıkardı. Yeni transferi Oscar Torres’in önderliğinde ve Serkan Erdoğan’ın skor üretmesiyle müthiş bir geri dönüşe imza atan Türk Telekom, maçın son hücumunda Serkan Erdoğan’ın bulduğu sayıyla oyuna eşitliği getirdi ve karşılaşmayı uzatmaya götürdü. Uzatmada da büyük çekişme devam etti ve skor üstünlüğünü maçın sonuna taşımayı başaran Mersin Büyükşehir Belediye, sahadan gülerek ayrılan ekip oldu.

Mersin ekibinin iki yıldız gardı Bo McCalebb (41:56 dakika, 29 sayı, 5 ribaund, 7 asist) ve Chris Lofton (36:05 dakika, 26 sayı, 3 asist), galibiyeti takımlarına getiren isimler oldular. Çok kısıtlı bir rotasyona sahip olan ve pivotu Kimani Ffriend’den de yararlanamayan Mersin Büyükşehir Belediye’de maç boyunca forma giyen Eddie Basden (45:00 dakika, 13 sayı, 9 ribaund, 3 asist, 3 top kaybı) ve pota altında güçlü Türk Telekom uzunlarıyla çarpışan Nedim Yücel de (33:13 dakika, 7 sayı, 7 ribaund) gösterdikleri üst düzey mücadeleyle ön plana çıktılar. Müthiş bir geri dönüşe imza atmasına rağmen sahadan galibiyetle ayrılamayan Türk Telekom’da skorer forvetler Serkan Erdoğan (23:48 dakika, 15 sayı, 3 ribaund) ve Barış Özcan (29:06 dakika, 22 sayı, 4/6 üç sayı isabeti) oldukça etkili olurken, Erwin Dudley de (26:02 dakika, 19 sayı, 12 ribaund) pota altını domine etti. Türk Telekom’un yeni transferi Oscar Torres (23:32 dakika, 18 sayı, 2/3 üç sayı isabeti, 4 ribaund) ise, ilk defa beklentileri karşılayan bir oyun ortaya koymayı başardı.

Çeyrek final öncesi değerlendirmelerimizde tahmin ettiğimiz gibi, Türk Telekom – Mersin Büyükşehir Belediye eşleşmesi şimdiden çeyrek finalin en heyecanlı eşleşmesi oldu. İki karşılaşmanın da birer basket farkla sonuçlanması, bundan sonraki karşılaşmaların da oldukça keyifli geçeceğinin habercisiydi. Müthiş seriye 19 Mayıs Salı akşamı saat 19:00′da Mersin’de oynanacak karşılaşmayla devam edilecek. Bu karşılaşmayı tüm basketbolseverlerin kaçırmamasını tavsiye ederim, zira iki takım da yarı finale yükselmek için müthiş bir mücadele ortaya koyuyor.

Galatasaray Cafe Crown Kabuk Değiştirdi

Özellikle normal sezonun son bölümünde ortaya koyduğu oyunla play-off için ümit vermeyen Galatasaray Cafe Crown, Beşiktaş Cola Turka serisiyle beraber bambaşka bir görüntüye büründü. Müthiş bir savunma yapan ve sakat oyuncularının da düzelmesiyle geniş bir rotasyonla oynayan Galatasaray Cafe Crown, ezeli rakibi Beşiktaş Cola Turka’yı üstün bir oyundan sonra mağlup ederek seriyi 2-0′a getirdi: 80-66. Maça oldukça iyi başlayan sarı kırmızılı takım, Cevher Özerle direnen rakibi karşısında ilk yarıyı 15 sayı farkla önde tamamladı. Üçüncü çeyrekte yaptığı savunmayla maça ortak olan Beşiktaş Cola Turka, son çeyrekte de maçtan kopmadı, ancak son dakikalarda özellikle genç oyun kurucusu Mehmet Yağmur’un en kritik pozisyonlarda yaptığı hatalarla maçtan koptu ve sahada daha iyi mücadele eden takım olan Galatasaray Cafe Crown haklı bir galibiyet alarak seride büyük bir avantaj yakaladı.

Disiplinli hücum organizasyonuyla göz dolduran sarı kırmızılı takımın bu etkinliğindeki en büyük pay, iki oyun kurucu Cüneyt Erden (25:47 dakika, 1 sayı, 7 asist, 3 top kaybı) ve Rashid Atkins’e (26:15 dakika, 18 sayı, 2/3 üç sayı isabeti, 4 ribaund) aitti. Galatasaray Cafe Crown’un pota altındaki etkili ismi Anthony Tolliver (32:58 dakika, 20 sayı, 2/3 üç sayı isabeti, 11 ribaund, 3 top kaybı), hücum organizasyonu içinde çok daha etkili oldu ve takımına büyük katkı yaptı. Sarı kırmızılı takımın yıldız forveti Antonio Graves (28:46 dakika, 13 sayı, 8 ribaund, 3 asist, 4 top çalma), mücadeleci oyunuyla ön plana çıkan bir diğer isim oldu. Son dakikalara kadar oyuna ortak olan Beşiktaş Cola Turka, Cevher Özer (36:33 dakika, 20 sayı, 3/4 üç sayı isabeti, 11 ribaund, 3 blok) ve Mire Chatman (32:52 dakika, 22 sayı, 5 ribaund, 3 asist, 3 top kaybı) dışındaki oyunculardan beklediği katkıyı alamadı. Beşiktaş Cola Turka’nın serbest atışlardaki başarısızlığı (19/33 serbest atış isabeti – %58), siyah beyazlı takımın maça ortak olmasına engel olan başlıca unsur oldu.

Seride önemli bir avantajı eline alan Galatasaray Cafe Crown, 21 Mayıs Perşembe günü saat 20:00′de Beşiktaş Cola Turka’nın sahasına konuk olacak. Yarı finale yükselmek için bir galibiyete ihtiyacı olan sarı kırmızılı takım karşısında Beşiktaş Cola Turka, taraftarının da desteğiyle ciddi bir direnç koyacaktır. Sezon içinde büyük sorunlar yaşadığı bir dönemde rakibini sahasında 66-58 mağlup etmeyi başaran Beşiktaş Cola Turka’nın bu seride kolay pes edeceğini düşünmüyorum. Her iki takıma da zorlu serinin devamında başarılar…

May
17

Play-Off Çeyrek Finali’nde 1. Perde

Beko Basketbol Ligi play-off çeyrek finali, sürprizsiz başladı. Ligi ilk 4 sırada bitiren Efes Pilsen, Türk Telekom, Fenerbahçe Ülker ve Galatasaray Cafe Crown, rakiplerini mağlup ederek serilerinde avantaj yakaladılar. Serilere biraz daha yakından bakalım.

Efes Pilsen Tam Yol

Beko Basketbol Ligi’ni büyük bir farkla önde tamamlayan ve güçlü kadrosuyla şampiyonluğun da en büyük adayı olan Efes Pilsen, çeyrek finalde eşleştiği pilot takımı Darüşşafaka Cooper Tires’a hiç şans tanımadı: 76-47. Başabaş geçen ilk yarıyı 7 sayı farkla önde tamamlayan Efes Pilsen, ikinci yarıda savunmasına ağırlık verdi ve rakibine 20 dakikada sadece 16 sayı şansı tanıdı. Dar bir rotasyonla mücadele eden Daçka’ya kadrosundaki tüm oyuncuları kullanarak cevap veren Efes Pilsen, karşılaşmadan rahat bir galibiyetle ayrıldı. Takım olarak sahanın yıldızı olan Efes Pilsen’in ribaundlarda yakaladığı 46-26′lık üstünlük oldukça dikkat çekiciydi. Rakibinin etkili savunması karşısında iki sayılık atışlarda %25 gibi düşük bir yüzdede kalan ve 19 top kaybı yapan Darüşşafaka Cooper Tires’da Cliff Hammonds (33:56 dakika, 13 sayı, 3/4 üç sayı isabeti) dışında öne çıkan oyuncu olmadı. Efes Pilsen’in bu seriyi fazla uzatmayacağını ve Pazartesi günü oynanacak karşılaşmada seriyi 3-0′a getirip yarı finale yükseleceğini düşünüyorum.

Türk Telekom Son Anda

Çeyrek finalin en zorlu eşleşmesinde Türk Telekom evinde Mersin Büyükşehir Belediye karşısında galibiyeti son anda kurtardı: 80-78. Başabaş geçen ilk çeyreğin ardından oyunda kontrolü eline alan Mersin ekibi, ilk yarıyı 41-48 önde tamamladı ve beklentiler doğrultusunda etkili bir oyun ortaya koydu. Üçüncü çeyrekte toparlanan Türk Telekom, oyuna dengeyi tekrar getirdi ve son 10 dakikaya 62-61 Ankara ekibinin üstünlüğüyle girildi. Son çeyrekte oyuna ağırlığını koyarak farkı açan Türk Telekom’a Mersin ekibi karşılık vererek skorda eşitliği sağladı, ancak Khalid El-Amin’in serbest atıştan bulduğu sayılar maçın skorunu belirledi.

Müthiş bir çekişmeye sahne olan karşılaşmada Türk Telekom 15 top kaybı yapmasına rağmen yüksek üç sayı yüzdesi (9/20 – %45) ve ribaundlardaki üstünlüğüyle (36-30) galibiyete ulaştı. Beş oyuncusu çift haneli sayılara ulaşan Türk Telekom’da Bekir Yarangüme (30:06 dakika, 16 sayı, 4/6 üç sayı isabeti) isabetli şutlarıyla, Kenan Bajramovic (31:17 dakika, 13 sayı, 8 ribaund) ve Erwin Dudley (27:45 dakika, 12 sayı, 8 ribaund) pota altındaki etkinlikleriyle, Khalid El-Amin de (28:35 dakika, 12 sayı, 6 ribaund, 5 asist, 3 top çalma) takım yönetimiyle göz doldurdu.

Beklenenin çok altında şut yüzdeleriyle hücum eden Mersin ekibi, maç boyunca dar bir rotasyonla oynamasına rağmen maçın sonunda diri kalmayı başardı, ancak istediği galibiyete ulaşmayı başaramadı. Ümit Sonkol’un (33:04 dakika, 20 sayı, 7 ribaund) etkili oyununu Chris Lofton (40:00 dakika, 14 sayı, 4 asist) ve Bo McCalebb’in (40:00 dakika, 14 sayı, 3 ribaund, 8 asist, 5 top çalma, 4 top kaybı) skor katkısıyla birleştiren Mersin ekibinin planlarını kısalarının düşük şut yüzdesi bozdu. Alınan mağlubiyete rağmen önümüzdeki maçlar için güven kazanan Mersin ekibi karşısında seriyi 2-0′a getiren Türk Telekom’u Mersin’de zorlu iki karşılaşma bekliyor.

Fenerbahçe Ülker Son Çeyrekte

Son dönemde yakaladığı ivmeyle şampiyonluğun en önemli favorileri arasında gösterilen Fenerbahçe Ülker, çeyrek finaldeki rakibi Antalya Büyükşehir Belediye karşısında kontrollü bir oyunun ardından rahat bir galibiyete ulaştı ve seriyi 2-0′a getirdi: 89-63. Dengeli geçen ilk çeyreğin ardından oyuna ağırlığı koyan Fenerbahçe Ülker, ilk yarıyı 17 sayı önde kapattı. Üçüncü çeyrekte rakibinin farkı kapatma çabalarını büyük ölçüde engelleyen ev sahibi ekip, son çeyrekte iyice hızını arttırdı ve sahadan farklı galip ayrıldı. Rakibini pota altından yıkan Fenerbahçe Ülker’de Mirsad Türkcan (25:54 dakika, 11 sayı, 10 ribaund, 5 asist, 2 blok) ve Ömer Aşık (19:58 dakika, 14 sayı, 10 ribaund, 3 blok) galibiyetin mimarları olurken, %100 şut isabetiyle oynayan Emir Preldzic de (21:34 dakika, 16 sayı, 4 ribaund, 3 asist, 3 top çalma) önemli skor katkısı yaptı. Oldukça düşük şut yüzdesiyle oynayan (%41 iki sayı, %11 üç sayı) Antalya ekibinde Ricardo Marsh’ın (34:44 dakika, 21 sayı, 8 ribaund) bireysel performansı galibiyet için yeterli olmadı. Fenerbahçe Ülker, gösterdiği performansla seriyi fazla uzatmayacağının mesajını da verdi.

Bu Kez Savunmalar Konuştu

Beko Basketbol Ligi’nin en istikrarsız ekiplerinden Galatasaray Cafe Crown, uzun zaman sonra ilk kez savunma yapmayı akıl etti ve rakibi Beşiktaş Cola Turka’yı son çeyrekteki etkili oyunuyla mağlup ederek seride 1-0 öne geçti: 84-74. Çok zevkli geçen ve büyük bir çekişmeye sahne olan karşılaşmanın başabaş geçen birinci yarısını 3 sayı farkla önde tamamlayan Galatasaray Cafe Crown, savunmaların konuştuğu üçüncü çeyreğin ardından son çeyrekte diri kalan takım olarak galibiyete ulaştı.

Yüksek skor gücüyle tanınan rakibini 74 sayıda tutarak savunma gücünü gösteren Galatasaray Cafe Crown, sakatlarının düzelmesiyle genişleyen rotasyonunun da faydasını gördü. Uzun zaman sonra Pınar Karşıyaka günlerini hatırlatan bir performans gösteren Quinton Hosley (34:38 dakika, 21 sayı, 8 ribaund) takımın skor yükünü çekerken, Antonio Graves de (25:41 dakika, 16 sayı, 2/5 üç sayı isabeti, 3 ribaund) kenardan gelerek önemli katkıda bulundu. Tecrübeli Sırp forvet Dejan Milojevic (27:27 dakika, 10 sayı, 8 ribaund) maç boyunca tecrübesini sahaya yansıtarak kritik anlarda takımını kurtaran isim oldu. Uzun zamandır ortalarda olmayan oyun kurucu Cüneyt Erden ise (29:58 dakika, 11 sayı, 5 asist), bu takım için ne kadar gerekli bir oyuncu olduğunu gösterdi.

Maça çok iyi başlayan oyun kurucusu Mire Chatman’dan (06:43 dakika, 10 sayı, 3 ribaund) ilk yarıdaki talihsiz bir çarpışmanın ardından sakatlanması nedeniyle faydalanamayan Beşiktaş Cola Turka, maç boyunca bu oyuncunun eksikliğini önemli ölçüde hissetti. Beş oyuncusundan çift haneli skor katkısı alan konuk ekipte Muratcan Güler (29:21 dakika, 13 sayı, 5 ribaund, 4 asist), Kzell Wesson (32:04 dakika, 12 sayı, 7 ribaund, 3 top kaybı) ve Jimmy Baxter (33:43 dakika, 12 sayı, 8 ribaund) ön plana çıkan isimler oldular. Beşiktaş Cola Turka’nın tecrübeli forveti Haluk Yıldırım (17:23 dakika, 10 sayı, 2/3 üç sayı isabeti), oldukça iyi bir performans gösterdiği karşılaşmada rakip takım oyuncularıyla gereksiz ağız dalaşlarına girerek oyun konsantrasyonunu kaybetti ve aldığı gereksiz faullerinin ardından oyun dışı kalarak takımını zor durumda bıraktı.

Oynanan ilk karşılaşma, serinin devamının çok çekişmeli geçeceğinin habercisiydi. Beklenenin aksine takımların sezon içi performanslarına göre düşük sayıda tamamlanan serinin birinci karşılaşması, her iki takımın da serinin devamını getirebilmek ve yoluna devam edebilmek için savunmalarına ağırlık vereceğini gösterdi. Favorisi olmayan tek çeyrek final eşleşmesinin diğer karşılaşmalarını da yakından takip etmenizi öneririm, zira bu iki ezeli rakibin mücadelesi gerçekten çok keyif veriyor.

Ayhan Şahenk’te Cehennem Sıcağı

Yükselen kalitesiyle övündüğümüz Beko Basketbol Ligi’nin iki çeyrek final müsabakası, Ayhan Şahenk Spor Salonu’nda oynandı. Az sayıda taraftarın izlediği Efes Pilsen – Darüşşafaka Cooper Tires karşılaşmasında yüksek salon sıcaklığı oyuncular dahil salonda bulunan herkesi fazlasıyla rahatsız ederken, bu sorun birçok taraftarın izlediği Galatasaray Cafe Crown – Beşiktaş Cola Turka karşılaşmasında doruk noktasına ulaştı. Hava sıcaklıklarının ciddi şekilde yükseldiği bu dönemde havalandırmanın çalıştırılmadığı bu iki karşılaşmada oyuncuların performansını da olumsuz etkileyen salon şartları, Beko Basketbol Ligi’nin kalitesine hiç yakışmadı. Taraftarların maça gelmemesinden şikayetçi olan Türkiye Basketbol Federasyonu ve kulüp yönetimleri, öncelikler taraftarlara en azından havalandırması çalışan bir salon ortamı sağlamak zorundalar. Umarız yetkililer bu uyarımızı dikkate alırlar ve bir daha taraftarlarına ve oyuncularına bu cehennem sıcağını yaşatmazlar.

Mar
25

Lige de Odaklanamadı!

Aldığı ağır mağlubiyetlerin ardından Eurochallenge’dan elenen Galatasaray Cafe Crown’un teknik kadrosu, bu başarısızlığı örtbas etmek için lige odaklandıklarını söylemişti. Lige “odaklanan” Galatasaray Cafe Crown, arka arkaya iki mağlubiyet alarak play-off öncesi büyük bir yara aldı. Özellikle ligde bu haftaya kadar sadece bir galibiyeti olan Casa Ted Ankara Kolejliler karşısında geçtiğimiz hafta alınan şok yenilgi, sarı kırmızılı takımda büyük sorunlar olduğunun en büyük işaretiydi ve bardağın yine taşmak üzere olduğunu gösterdi. Maçın son bölümünde takımın eski koçu ve taraftarın sevgilisi olan Murat Özyer lehine tezahürat yapan taraftarlar, teknik yönetimden ve oyuncuların performansından memnun olmadıklarını açıkça ortaya koydular. Zor günler geçiren Galatasaray Cafe Crown’un bu kötü gidişine biraz daha yakından bakalım.

Kimi Kandırıyorlar?

Euro Challenge faciası sonrasında yazdığım yazıda, lige odaklanma bahanesine kimsenin kanmayacağını belirtmiştim. Nitekim, son iki haftada alınan neticeler ve özellikle Casa Ted Ankara Kolejliler karşısında alınan ağır mağlubiyet, benim söylediklerimi doğrular nitelikteydi. Galatasaray Cafe Crown’un sahadaki uyumsuz oyunu bariz şekilde gözüküyor ve oyuncuların maç esnasında defalarca birbirleriyle tartışmalarına yol açıyor. Bu uyumsuzluğa bir de mücadele etmeyen oyuncular, beklenmedik sakatlıklar ve teknik yönetimin macera arayışları eklenince, ortaya saçma mağlubiyetler alan bir takım çıkıyor.

Pota altı savunmasında çok zorlanan Galatasaray Cafe Crown’da yeni transferlerin ardından Hüseyin Beşok eski etkinliğini yitirdi. Hüseyin Beşok ve Anthony Tolliver gibi dışardan atış kullanmayı seven iki uzunun bir arada oynaması, sarı kırmızılı takımın hücum ribaundu gücünü ve geriye koşma performansını da önemli ölçüde azaltıyor. Pota altında görev yapması beklenen Dejan Milojevic, basketbol oynamaktan çok söylenmekle zamanını geçiriyor ve özellikle geçirdiği sakatlığın ardından giderek daha da etkisizleşiyor. Sarı kırmızılı takımı lig ikinciliğine taşıyan ekibin mücadelesiyle göz dolduran üyeleri Cemal Nalga ve Polat Kocaoğlu ise, her nedense benche mahkum edildi. Bunların sonucunda da, ortaya pota altında oldukça yumuşak bir takım çıktı. Pota altı savunmasını oldukça zorlayan bir diğer durum da, kısaların savunmada gerekli mücadeleyi göstermemesi. Özellikle son zamanlarda ilk beş başlayan kısaların savunmada rahatlıkla geçilmeleri, pota altı oyuncuların yardım için yükselmelerine ve rakip uzunların pota altında boş atışlar bulmalarına neden oluyor.

Birkaç oyuncu özelinde de görüşlerimi belirtmek istiyorum. Ağır bir rahatsızlık geçiren Rashid Atkins, bu dönemden beri adeta sahada hayalet gibi geziniyor. Oyun kurmakta oldukça ağır davranan, 24 saniyenin çoğunu elinde top gezdirerek kullanan ve birçok sorumsuz hareket yapan bu oyuncuyu birinin kendine getirmesi gerekiyor. Sahada varlığıyla takıma yarardan çok zarar getiren bu oyuncu, son iki karşılaşmada yaptığı akıl almaz hatalarla alınan mağlubiyetlerin baş sorumlularından biri oldu. Galatasaray Cafe Crown’a şampiyonluğu getirecek oyun kurucunun Rashid Atkins olmadığı açıkça gözüküyor. Bu oyuncunun yerine ana oyun kuruculuk görevinin tecrübeli Cüneyt Erden’e verilmesinin ve bu oyuncuyu sınırlı sürede yedek oyun kurucu olarak kullanmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.

Sarı kırmızılı takımın yeni transferlerinden Quinton Hosley, oldukça sorumsuz bir oyun ortaya koyuyor. Birçok basit hata yapan ve takımı zor durumlara düşüren Amerikalı forvet, geçen sene Pınar Karşıyaka’da gösterdiği performansın yakınına bile yaklaşamıyor. Sahada hiç mücadele etmeyen ve oldukça vurdumduymaz bir tavırda olan bu oyuncunun en kısa zamanda motive edilmesi ve hangi formayı giydiğinin anlatılması gerekiyor. Galatasaray Cafe Crown forması giyen bir oyuncuya, ağır mağlubiyet alınan herhangi bir maçın sonunda umursamaz şekilde sakız çiğneyerek sahadan çıkmak hiç yakışmıyor. Eğer bu mücadele sorunu çözülemiyorsa, Real Madrid’den disiplin sorunları nedeniyle ayrılan bu oyuncuda fazla da ısrarcı olmamak lazım.

Galatasaray Cafe Crown’un bıkmadan şans verdiği Murat Kaya, büyük hayal kırıklığı yaratıyor. Olağanüstü bir performans ortaya koyduğu Teknosa Türkiye Kupası’ndaki Erdemir karşılaşması dışındaki tüm karşılaşmalarda vasatın üstüne bir türlü çıkamayan Murat, savunmada gerekli mücadeleyi göstermiyor ve hücumda da birçok basit hata yapıyor. Antonio Graves’in sakatlığı süresince takımda sorumluluk üstlenen bu oyuncunun da benchten gelerek daha faydalı olacağını düşünüyorum.

Sezon başından beri bıkmadan eleştirdiğim Milan Gurovic, hiçbir varlık gösteremediği birçok karşılaşmanın ardından sakatlanmış ve yaklaşık 1 ay sahalardan uzak kalacakmış. Bence, tribünde oturan bir Milan Gurovic Galatasaray Cafe Crown’a çok daha fazla yardımcı olur. Belki herhangi bir maçta tribünde yer alıp tezahürat ederse, en azından takım arkadaşlarına sahada veremediği desteği verir ve aldığı paranın hakkını biraz olsun verir.

Son olarak, bir paragraf da sarı kırmızılı takımın kadrosundaki üç genç oyuncu olan Alican Güney, Altay Özurgancı ve Teoman Örge’ye açmak istiyorum. İyi birer insan oldukları her hallerinden belli olan bu oyuncuların Galatasaray Cafe Crown seviyesinde olmadıkları da oldukça aşikar. Son Casa Ted Ankara Kolejliler başında ilk 5 başlayan Altay Özurgancı, verilen şansı hiç kullanamadı ve takımının maça kötü başlamasının en önemli nedenlerinden biri oldu. Ara sıra şans bulan Alican Güney, dağınık oyunu ve güçsüz fizik yapısıyla takımına yardımcı olmaktan çok uzak. Bu sezon sadece Buducnost deplasmanında kısa bir süre izleyebildiğim Teoman Örge de, mevcut durumu ve tecrübesiyle büyük hedefleri olan bu takımda oyun kurucu olarak görev yapamayacağını belli ediyor. Bu genç oyuncuların kadroda neden tutulduğunu ve maçlarda nasıl şans bulduğunu bir türlü anlayamıyorum.

Ne Yapmalı?

Galatasaray Cafe Crown’un bu sezon koyduğu hedeflere ulaşması için mutlaka ciddi önlemler alması gerekiyor. Öncelikle, takımın birinci oyun kurucusu olarak Cüneyt Erden’in oynamasının şart olduğu, Hakan Köseoğlu karşısında aciz durumda kalan takımın diğer oyun kurucularının performanslarının ardından iyice belirgin şekilde ortaya çıktı. Rashid Atkins ve Murat Kaya’nın rotasyonda kenardan gelerek süre almaları ve Cüneyt Erden ile beraber oynadıklarında kısa forvet veya off-guard olarak görev yapmaları, Galatasaray Cafe Crown için daha doğru bir seçim olacaktır. Özellikle Rashid Atkins’in mevcut şaşkın ve bitik görüntüsüyle takımına hiçbir önemli fayda sağlaması mümkün değildir.

Kısa forvet olarak Antonio Graves tercihi, en doğru yol olarak gözüküyor. Murat Kaya’nın da rotasyona katıldığı bu pozisyon için genelde 35 dakikanın üzerinde oynamasına rağmen oldukça verimli olan ve dinamizmini koruyabilen Graves’in sahada tutulması, sarı kırmızılı takımın olmazsa olmazlarından biri. Penetreleriyle rakip savunmayı oldukça zorlayan ve skorer oyununun yanında istekli savunmasıyla da göz dolduran bu oyuncunun sahada olmadığı dakikalarda Galatasaray Cafe Crown’un hem hücumda, hem de savunmada bu oyuncunun eksikliğini fazlasıyla hissettiği söylenebilir. Bir de, zaman zaman fazla topla oynayıp basit top kayıpları yapan Graves’in her karşılaşma kenar yönetimi tarafından zaman zaman dizginlenmesi de gerekiyor. İyi yönetilen bir Graves, Türkiye’nin sayılı kısa forvetlerinden biridir.

Üç numara pozisyonu için Milan Gurovic’in sakatlığının ardından Quinton Hosley ve Erdem Türetken gibi iki alternatif kaldı. Son karşılaşmada genç Altay Özurgancı’yı bu pozisyonda ilk beş başlatarak kumar oynayan koç Koray Mincinözlü, maçın sonunda bu kumarının cezasını fazlasıyla ödedi ve herhalde bir daha böyle maceralara atılmayacaktır. Galatasaray Cafe Crown, bu pozisyonda Quinton Hosley’de ısrarcı olmalıdır, ancak bu ciddiyetsiz oyuncunun Pınar Karşıyaka günlerindeki motivasyon seviyesine döndürülmesi şarttır. Eğer bu oyuncu halen ciddiyetsiz oyununda ve mücadele etmemekte ısrar ediyorsa, süre aldığı her karşılaşmada müthiş bir mücadele ortaya koyan ve savunmadaki başarısıyla takımına büyük katkı sağlayan tecrübeli Erdem Türetken de bu pozisyon için iyi bir adaydır.

Sarı kırmızılı takımın dört numara alternatifleri arasında Anthony Tolliver, Polat Kocaoğlu ve Dejan Milojevic gibi isimler bulunuyor. Geldiği günden bu yana yükselen form grafiğiyle göz dolduran Anthony Tolliver, bu bölgenin en güçlü adayı. Hem içerden, hem de dışardan oldukça etkili olabilen NBA patentli bu oyuncunun en zayıf yönü ise, zaman zaman oyun disiplininden çıkması ve dağınık bir görüntü sergilemesi. Kenardan iyi idare edilmesi halinde, Anthony Tolliver Beko Basketbol Ligi’nde şampiyonluğa oynayacak her takımda rahatça kilit görevlerden birini üstlenebilecek kapasitede bir oyuncu. Bu oyuncuyla beraber, mücadeleci Polat Kocaoğlu’nun da mutlaka rotasyonda değerlendirilmesi ve ciddi süreler alması gerekiyor. Savunması kadar dış atışlarıyla da takımına yararlı olan Polat Kocaoğlu, kenardan gelerek takımına önemli katkı yapabilir.

Dejan Milojevic hakkında ise benim şahsi fikrim çok fazla ısrar edilmemesi yönünde. Sezon başında ortaya koyduğu performansla herkesin büyük beğenisini kazanan ve takımın en kötü maçında bile ayakta kalan oyuncu olan Dejan Milojevic, geçirdiği uzun süreli sakatlığın ardından bu görüntüsünden oldukça uzaklaştı. Sahada gerekli mücadeleyi koymayan, güçsüzlüğü nedeniyle sayısız basit hata yapan, müthiş düşük bir şut yüzdesiyle oynayan ve ribaundlarda da oldukça etkisiz kalan bu oyuncu, karşılaşmaların çoğunu mücadele etmekten çok hakemlere söylenmekle geçiriyor. Her maç artık düzelir umuduyla şans verilen bu oyuncu, bence kredisini fazlasıyla tüketti. Galatasaray Cafe Crown kadrosunda Anthony Tolliver ve Polat Kocaoğlu gibi iki etkili dört numara varken bu oyuncuda ısrar etmek, bana çok anlamlı gelmiyor.

Galatasaray Cafe Crown’un beş numara pozisyonunun tartışılmaz sahibi Hüseyin Beşok. Takımın bugünlere gelmesinde büyük emeği olan ve diğer oyuncuların birçoğunun mücadele etmediği maçlarda bile canını dişine takan tecrübeli pivot, sezon başından beri tüm basketbolculara örnek olacak bir performans ortaya koyuyor ve takımını adeta sırtında taşıyor. Yeni transferlerin gelmesiyle ve oyun kurucuların ciddi bir form düşüklüğü yaşamasıyla son birkaç karşılaşmada biraz bocalayan Hüseyin Beşok, yine de bana göre şu an Türkiye’nin en iyi pivotudur ve gücü yettiği ölçüde sahada kalmalıdır. Hüseyin Beşok’un kadrodaki tek alternatifi de, mücadelesiyle göz dolduran genç pivot Cemal Nalga’dır. Benim düşünceme göre, sarı kırmızılı takımda bu iki oyuncudan en az biri her zaman sahada olmalıdır. Son zamanlarda forma şansı bulamayan Cemal Nalga’yı oynatmamak, teknik yönetimin büyük bir hatasıdır.

Sarı Kırmızılı Takımın Şansı

Sakatlıklarla boğuşmayan, sahada gerekli mücadeleyi gösteren ve kenardan da doğru şekilde yönetilen bir Galatasaray Cafe Crown, şampiyonluk için yarışabilecek bir potansiyele ve kadro kalitesine sahiptir. Yapılan son transferlere kadar taraftarının müthiş desteğiyle sahasında kazandığı Fenerbahçe Ülker derbisi hariç şampiyonluğa aday takımlardan Türk Telekom ve Efes Pilsen karşısında direnç gösteremeyen Galatasaray Cafe Crown’un Quinton Hosley ve Anthony Tolliver ile beraber bir sınıf atlayacağını ve bu takımlarla da başabaş oynayabileceğini düşünüyordum. Nitekim, bu oyuncuların forma giydiği ilk maç olan Efes Pilsen karşılaşmasındaki Galatasaray Cafe Crown’un görüntüsü de benim düşündüklerimi doğrular nitelikteydi.

Ancak, Antonio Graves, Cüneyt Erden ve Dejan Milojevic gibi üç önemli oyuncunun sakatlıkları, takımın ritmini önemli ölçüde bozdu. Bu dönemde takımda önemli sorumluluklar üstlenen Rashid Atkins’in sahada hayalet gibi dolanması ve Quinton Hosley’in de vurdumduymaz tutumu, sarı kırmızılı takımın Euro Challenge’dan farklı mağlubiyetler eşliğinde elenmesine ve Beko Basketbol Ligi’nde de arka arkaya mağlubiyetler almasına yol açtı. Sahada gerekli mücadeleyi göstermeyen ve maçlara erken havlu atan Galatasaray Cafe Crown, oldukça kötü bir döneme girdi ve büyük umutlarla takımını takip eden taraftarlarını endişelendiren bir duruma geldi.

Gelinen durumu toparlamak için en önemli görev, sarı kırmızılı takımın Koray Mincinözlü önderliğindeki teknik yönetimine düşüyor. Sakat oyuncuların düzelip takıma katılmasına rağmen eski görüntüsünü mumla aratan Galatasaray Cafe Crown’un teknik yönetiminin herşeyden önce takımın sahada mücadele etmesini sağlaması gerekiyor. Her topa atlayan, savunmada konsantre olan, ribaundları toplayan ve basit hatalar yapmaktan kaçınarak her topun değerini bilen bir Galatasaray Cafe Crown, yeni transferlerinin de takıma katılmasıyla şampiyonluğun önemli adayları arasında yerini tekrar alabilir.

(Fotoğraf: galatasaray.org)

Son Tweetler