Browsing articles tagged with " Cassio Lincoln"
Kas
23

Liderlik Başka Bahara: 1-1

Kaşınanı Kaşıdılar

Uzun bir aradan sonra Turkcell Süper Lig’e geri dönen Galatasaray, çok kötü oynamasına rağmen bol gol pozisyonuna girdiği maçta evinde Manisasporla 1-1 berabere kaldı. Birçok oyuncusundan beklediği performansı alamayan sarı kırmızılı takım, böylece liderlik şansını da kullanamamış oldu.

Kötü Oyun, Bol Pozisyon

Oyunun birinci yarısı oldukça keyifsizdi. Fenerbahçe’nin taktiğinin bir benzerini yapıp özellikle Galatasaray’ın stoperlerine ve ön liberolarına baskı yaparak sarı kırmızılı takımın hücuma çıkışlarını büyük ölçüde bozan Manisaspor, fazla hücumu da düşünmedi. Hücuma çıkmakta zorlandıkça iyice bocalayan Galatasaray ise, birkaç oyuncusunun bireysel çabalarıyla pozisyonlar buldu ve bu pozisyonlardan birini gole çevirerek ilk devreyi 1-0 önde kapattı. İlk devre sonunda herkesin ortak kanısı, Galatasaray’ın sezonun en kötü performansını gösterdiği yönündeydi. Shabani Nonda, Mehmet Topal, Harry Kewell gibi oyuncuların etkili gol vuruşlarını durduran Manisaspor kalecisi İlker Avcıbay, takımını ayakta tutan isim oldu.

Ancak ikinci yarı herkesin yanıldığını gösterdi, çünkü Galatasaray ikinci yarıda ilk yarıya göre çok daha kötüydü. İkinci yarıya Harry Kewell, Shabani Nonda ve Mustafa Sarp’ın gol pozisyonlarıyla başlayan Galatasaray, yine istediği oyun temposunu tutturamadı. Oyunu iyice yavaşlayan ve özellikle kendi sol kanadından birçok pozisyon veren sarı kırmızılı takım, 82. dakikada rakibin bir köşe vuruşunda Manisaspor’un bu sezonki en etkili isimlerinden biri olan Joshua Simpson’ı unuttu ve kalesinde golü gördü. Golden sonra Manisaspor kalesine yüklenmeye çalışan Galatasaray, bu çabasında fazla da başarılı olamadı ve Tobias Linderoth’un kaçırdığı zor bir pozisyon dışında önemli bir tehlike yaratamadı ve maç 1-1 sona erdi.

Kötü Oynayanlar > İyi Oynayanlar

Tesadüfler ve serseri organizasyonlar sonrasında gol pozisyonlarına girmesine rağmen maçın genelinde çok kötü oynayan Galatasaray, üç tane sınırlı kapasiteli ön liberoyla oynamanın bedelini hücuma çıkamamakla ve tempo yapamamakla ödedi. Hal böyleyken ortaya çıkması beklenen Elano Blumer de yerlerde sürününce, Galatasaray bir türlü maçta istediği hücum organizasyonlarını gerçekleştiremedi ve geleceği bariz olarak dakikalar öncesinden belli olan golü kalesinde gördü. Bu dakikaya kadar Galatasaray’ın ikinci golü fazla aramaması ve daha çok oyunu rölantiye götürmeye çalışması, olduça dikkat çekiciydi. Galatasaray’ın bir diğer büyük problemi de, sahadaki oyuncularının çoğunun kötü bir gününde olmasaydı.

Galatasaray’ın kalesinde görev yapan Leo Franco, maç boyu tutumuyla taraftarları adeta deli etti. Bank Asya 1. Lig’inin orta sınıf bir takımında oynayan bir kalecinin mantalitesine sahip olan Arjantinli file bekçisi, durmadan oyunu ağırlaştırdı ve zaten tempo yapamayan takımı iyice beter etti. Leo Franco’nun takım ileri çıkmakta zorlanırken katiyen topu oyuna degajla sokmaması ve inatla önündeki oyuncuları tercih etmesi, Galatasaray’ın oyununu iyice tıkadı. Manisaspor’un beraberlik golünün ardından dahi bir türlü hızlı davranmayan ve uyuşuk uyuşuk topu oyuna sokan Leo Franco, tüm taraftarların büyük tepkisini çekti. Eğer Ufuk Ceylan İstanbul gece hayatından kopup kendini toparlarsa, yakın zamanda Leo Franco’dan formayı rahatlıkla alır. Frank Rijkaard, bence Ufuk Ceylan’ı artık birinci kaleciliğe ısındırmaya başlamalıdır.

Galatasaray’ın defansı, bu karşılaşmada evlere şenlikti. Her an hata yapmaya müsait olan Servet Çetin – Gökhan Zan ikilisi, takımın hücuma çıkamasında Leo Franco ile beraber aslan payına sahiptiler. Birkaç kez yaptıkları sakarlıklarla herkesin yüreğini ağzına getiren bu ikili, gösterdikleri performansla yine güven vermediler. Sarı kırmızılı takımın sağ beki Sabri Sarıoğlu, ayakta kalan nadir isimlerden biriydi. Maç boyunca çabalayan ve takımı ileri taşımaya çalışan nadir isimlerden biri olan Sabri Sarıoğlu, kötünün iyisiydi.

Galatasaray’ın sol bek pozisyonunda görev yapan Hakan Balta’ya ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Sezon başından beri kötü oynayan ve performansını her geçen maç biraz daha aşağıya çeken Hakan Balta, bu karşılaşmada tek kelimeyle döküldü. Vasat bir oyuncu olan Ergin Keleş karşısında çok zor anlar yaşayan ve defalarca çalım yiyen Hakan Balta, sarı kırmızılı takımın en kötü isimleri arasında yer aldı. Hakkında transfer söylentileri de olan Hakan Balta’nın bence artık suyu fazlasıyla ısındı. Sanırım Frank Rijkaard da artık bu oyuncuya daha fazla tahammül etmeyecek ve formayı genç Caner Erkin’e verecektir.

Galatasaray’ın orta sahasında bu karşılaşmada Mustafa Sarp, Mehmet Topal ve Ayhan Akman üçlüsü görev yaptı. Bu oyuncular arasında sadece Mustafa Sarp idare ederken, Ayhan Akman ve Mehmet Topal sarı kırmızılı takımın Hakan Baltayla beraber en kötü oyuncularıydı. Sahada varlığıyla yokluğu belli olmayan ve ayağına aldığı her topu ezen Ayhan Akman, kendi adına son dönemin en kötü performanslarından birini ortaya koydu. İstikrarsız bir oyuncu olan Mehmet Topal ise, ayağına top almaktan korktuğu için pas trafiğini yönetemedi ve maçı izleyen tüm taraftarları adeta çıldırttı. Barış Özbek – Tobias Linderoth ikilisi, yakın zamanda Ayhan Akman – Mehmet Topal ikilisini yedek kulübesine mahkum edecektir.

Galatasaray’ın hücum bölgesinde görev yapan isimlerden Harry Kewell, sarı kırmızılı takımı taşıyan oyuncuydu. Çok çabalayan ve önemli işler yapan Avustralyalı yıldız, büyük bir alkışı hak etti. İleride uç forvet olarak görev yapan Shabani Nonda ise, oldukça ağır ve hantaldı. Oyunun sıkıştığı dakikalarda savunmayı pek zorlayamayan Kongolu golcü, performansıyla sakat olan Milan Baros’u fazlasıyla arattı.

Bir özel paragraf da Elano Blumer için açmak istiyorum. Bu oyuncunun Galatasaray’da oynamak ve takıma yararlı olmak istediğine inanmıyorum. Sarı kırmızılı takımın hücuma çıkışlarında sıkıntı yaşamasında da önemli bir payı olan Brezilyalı oyuncu, milli takımda gösterdiği performansın onda birini Galatasaray formasıyla göstermiyor. Bu karşılaşma, Brezilyalı oyuncunun kendisini göstermesi için önemli bir şanstı. Zira, Galatasaray’da yıldızlık rolünü üstlenen Arda Turan ve Abdul Kader Keita gibi iki önemli isim yoktu ve takım oyununu çok daha seven Shabani Nonda ve Harry Kewell sahadaydı. Ancak, bu sefer de maalesef Elano Blumer yine sahada yoktu. Maç boyu hiç çabalamayan ve isteksiz görüntüsüyle herkesin tepkisini çeken sorunlu yıldız, bence kendi suyunu artık ısıtıyor. Galatasaray’ın ikinci bir Cassio Lincoln vakasına daha tahammülü olduğunu düşünmüyorum.

Galatasaray’da oyuna sonradan dahil olan isimlerden 60. dakikada çok kötü oynayan Ayhan Akman’ın yerine oyuna giren Tobias Linderoth, takımın iyileri arasında yerini aldı. Bence, ağır bir sakatlık dönemini atlatan İsveçli oyuncu Ayhan Akman’a veya Mehmet Topal’a göre formayı çok daha fazla hak ediyor. Yine çok kötü oynayan bir diğer isim olan Elano Blumer’in yerine 71. dakikada oyuna dahil olan Abdul Kader Keita, “fazla” işler yapmaya kalktı ve bunları da başaramayınca Galatasaray’ın kritik dakikalardaki değerli hücumlarını harcadı. Galatasaray’a ilk geldiğinde kendini ispatlamaya çalışan bir oyuncu olan Keita, artık yıldız olduğu kanısına varmış ve bu pozisyonun gereklerini yerine getiriyor. Bence Fildişili oyuncu yine eski çabalayan ve çırpınan görüntüsüyle çok daha iyiydi. Sarı kırmızılı takımın bir diğer çok kötü oynayan ismi olan Hakan Balta’nın yerine 78. dakikada oyuna giren Uğur Uçar da, oldukça vasat bir görüntü sergiledi.

Ne Yapmalı?

Bence yapılması gerekenler konusunda fazla söze ve laf salatasına gerek yok:

1) Arda Turan’ın takıma dönmesiyle Elano Blumer yedeğe çekilecek ve Arda Turan forvet arkası oynayacak

2) Ayhan Akman veya Mehmet Topal’ın yerine mutlaka Tobias Linderoth oynayacak

3) Hakan Balta yedeğe çekilecek ve Caner Erkin’e şans verilecek

4) Leo Franco’nun yerine Ufuk Ceylan hazırlanacak

5) Abdul Kader Kaita takıma dahil olacak ve Mehmet Topal kenara çekilecek

6) Milan Baros’un iyileşmesi için dua edilecek

Tem
24

Tatsız Galatasaray Bir Üst Turda

gstobol

UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele eden temsilcimiz Galatasaray, 2. ön eleme turu rövanş karşılaşmasında Kazak rakibi Tobol’u 2-0 mağlup ederek bir üst tura yükseldi. Oynadığı futbolla hiç kimseyi tatmin etmeyen Galatasaray’da göze batan isim genç Serdar Eylik oldu.

Temposuz ve Pozisyonsuz

Bu sezon seyircisi karşısında ilk kez Ali Sami Yen Stadı’na çıkan Galatasaray’ın maç boyunca arzu edilen tempoyu ve oyun ritmini yakalayamadığı görüldü. Oldukça ağır bir oyun ortaya koyan ve hücumda gerekli zenginliği sağlayamayan Galatasaray, maçın başında beklenen başlangıcı yapamadı. Dengeli başlayan mücadelenin ilk yarısında fazla pozisyon yaşanmadı ve durgun geçen ilk yarı Galatasaray’ın son 15 dakikasındaki kıpırdanmasına rağmen 0-0 berabere sona erdi. Maçın ilk yarısının yıldızı, sol açıkta görev yapan ve A takımla ilk resmi karşılaşmasına çıkmasına rağmen ortaya koyduğu performansla beğeni toplayan Serdar Eylik’ti.

Frank Rijkaard, ikinci yarıya oldukça aksayan Yaser Yıldız’ın yerine Harry Kewell’ı oyuna alarak başladı. Bu oyuncunun sol kanada geçmesiyle Serdar Eylik de kanat değiştirdi ve sağ kanatta görev aldı. Galatasaray’ın biraz daha kendine geldiği dakikalarda Serdar Eylik’in kafasına aldığı bir darbe sonucu sakatlanıp oyundan çıkması, sarı kırmızılı takımın oyun planını biraz bozdu. Bu oyuncunun yerine Tobias Linderoth’u sağ açığa alan Frank Rijkaard, yine çok kötü bir gününde olan Sabri Sarıoğlu’nu sağ bekte tutmayı tercih etti. İyice sıkışan oyunda Galatasaray beklediği golü 64. dakikada duran toptan buldu. Sabri Sarıoğlu’nun ortasına iyi yükselen Mustafa Sarp, sarı kırmızılı formayla ilk golünü attı ve takımını 1-0 öne geçirdi.

Golden sonra biraz açılan Galatasaray, birkaç tehlikeli pozisyon daha yakaladı. Ancak, bu dakikalarda özellikle Sabri Sarıoğlu’nun çok aksaması nedeniyle sağ kanadında büyük sıkıntı yaşayan sarı kırmızılı takım 79. dakikada kalesinde önemli bir tehlike atlattı. Yapılan ortaya Sabri Sarıoğlu’nun boş bıraktığı yerde rahat bir kafa vuran Zhumaskaliyev’in bu fırsatı kullanamaması, Galatasaray için büyük bir şans oldu. Tekrar toparlanan Galatasaray, son dakikalarda Arda Turan’ın kullandığı köşe vuruşuna Servet Çetin’in vurduğu güzel bir kafayla skoru 2-0′a getirdi ve galibiyeti ilan etti.

Galatasaray’ın yine gollerini duran toplardan bulması ve pozisyon bulmakta çok zorlanması, oldukça dikkat çekiciydi. Cassio Lincoln’un pozisyonunda görev yapan ve büyük bir sorumluluk üstlenen Arda Turan’ın yerini yadırgadığı, oldukça bariz şekilde belli oluyor. Bu oyuncunun maçın uzun bir bölümünde gerekli pas trafiğini sağlayamaması, Galatasaray’ın da oyunda tıkanmasına yol açtı. Yaser Yıldız – Sabri Sarıoğlu ikilisinin görev yaptığı sağ kanatta hiçbir varlık gösteremeyen Galatasaray, sol kanattan Serdar Eylik ile oldukça etkili oldu. Ancak, sarı kırmızılı takımın tek kanadının çalışması rakip savunmanın da buraya konsantre olmasına yol açtı. İkinci yarı Harry Kewell’ın oyuna dahil olmasıyla bu durum biraz daha düzeldi.

Galatasaray için bu karşılaşmadaki en sevindirici durum, Servet Çetin ve Gökhan Zan arasındaki uyumdu. Defansın göbeğinde pek pozisyon vermeyen bu ikili, yerlerinde güven verdi. Ancak, beklerin oldukça kötü performansı bu ikilinin iyi oyununu gölgeledi. Orta sahada pas trafiği ve ritm sorunu yaşanırken, uçta görev yapan Milan Baros biraz da yeterli pas gelmemesi nedeniyle hiçbir varlık gösteremedi.

İyiler ve Kötüler

Galatasaray’ın bu maçtaki en iyi oyuncusu, sakatlanıp oyundan çıktığı dakikaya kadar oldukça etkili oynayan Serdar Eylik’ti. Bindirmeleriyle ve dikine oynayarak yarattığı tehlikelerle Kazak takımını en çok zorlayan oyuncu olan Serdar Eylik, gösterdiği performansla forma için göz kırptı. Defansın ortasında görev yapan Servet Çetin – Gökhan Zan ikilisi hatasız oynarken, Servet Çetin mücadelesinin karşılığını son dakikada bulduğu kafa golüyle aldı. İkinci yarıda oyuna dahil olan Harry Kewell, kendi kanadına getirdiği hareketlilikle alkış aldı ve farkını yine belli etti. Sakatlanan Serdar Eylik yerine 57. dakikada oyuna dahil olan ve sağ açıkta görev yapan Tobias Linderoth da, kalitesini gösteren oyuncular arasındaydı.

Galatasaray’da orta düzey performans gösteren birçok oyuncu vardı. Kaleci Orkun Uşak, hareketleriyle ve genel tutumuyla kalede hiç güven vermedi. Orta sahada görev yapan Mustafa Sarp ve Ayhan Akman, görevlerini defansif anlamda yerine getirmelerine rağmen hücuma hiçbir önemli katkı yapamadılar ve sarı kırmızılı takımın hücuma hızlı çıkamamasına yol açtılar. Özellikle Ayhan Akman, ısrarla yaptığı yan paslarla takımının temposunu ciddi şekilde düşürdü. Bu oyuncuların önünde oynayan ve yeterli desteği alamayan Arda Turan, tek başına hücumda zenginlik oluşturmaya çalıştı. Çok yalnız kalan genç yıldız, biraz da yeni yerini yadırgaması nedeniyle gerçek potansiyelini sahaya yansıtamadı.

Galatasaray’da maçın en kötüsü, sağ bekte görev yapan Sabri Sarıoğlu’ydu. Hücuma hiçbir anlamlı katkı yapamayan milli oyuncu, savunmasında da görevini çok aksattı ve takımının kalesinde tehlikeler yaşamasına yol açtı. İlk golün ortasını yapan Sabri Sarıoğlu’nun maçta yaptığı tek olumlu hareket de bu ortaydı. Sol bekte görev yapan Hakan Balta, oldukça kötü bir günündeydi. Hücuma destek veremeyen ve kanat bindirmesi yapamayan Hakan Balta, savunmada da fazla güven vermedi ve birkaç acemi hata yaparak sezona hazır olmadığını gösterdi. İlk yarı sağ açıkta görev yapan Yaser Yıldız, yine sahada yoktu. Ben, bu genç oyuncunun Galatasaray’da oynayacak kalitede bir oyuncu olmadığı konusundaki düşüncemi tekrarlıyorum. Kendi kanadında hiçbir varlık gösteremeyen bu oyuncunun etkisiz performansı, tüm oyunun sarı kırmızılı takımın sol kanadına yığılmasına yol açtı ve bu durum ancak ikinci yarı Harry Kewell’ın oyuna dahil olmasıyla düzeldi. Arda Turan dışında hiçbir oyuncudan pek destek alamayan Milan Baros, hücumda çok yalnız kaldı ve pek varlık gösteremedi. Sezona fizik olarak pek hazır olmadığı gözlenen Çek yıldızın daha zamana ihtiyacı olduğu açıkça belli oldu.

Yeni Rakip Maccabi Netanya

Tobol’u eleyerek bir üst tura yükselen Galatasaray, İsrail’in Maccabi Netanya takımıyla eşleşti. 1934 yılında kurulan kulüp, 1990lı yıllara kadar İsrail’in en güçlü ekiplerinden biriydi ve 5 lig şampiyonluğu elde etti. 1990lı yıllarda birkaç kez ligden düşen ve geri gelen Maccabi Netanya, en son 2003 – 2004 sezonunda ikinci lige düştü ve bir sezon sonra tekrar birinci lige geri döndü. Kulüp, 2006 yılında Alman işadamı Daniel Jammer tarafından satın alındı. Takıma birçok İsrailli ve yabancı futbolcu transfer eden kulüp, 2006-2007 ve 2007-2008 sezonlarını ikinci bitirdikten sonra 2008-2009 yılı için takımın başına Almanya’nın efsane oyuncusu Lothar Matthaeus’u getirdi.

Alman teknik adamın yönetiminde istenen başarıyı elde edemeyen Maccabi Netanya, ilk sezonun ardından Alman teknik adamın işine son verdi. Geçtiğimiz sezonu dördüncü bitiren İsrail kulübü, bu sezon takımın başına İsrailli teknik adam Nati Azaria’yı getirdi. Tamamı İsrailli oyunculardan kurulu bir takıma sahip olan Maccabi Netanya, maçlarını Netanya şehrindeki 7,500 seyirci kapasiteli Sar-Tov Stadyumu’nda oynuyor. İsrail ekibi, ikinci ön eleme turunda Malta temsilcisi Sliema Wanderers ile deplasmanda 0-0 berabere kaldıktan sonra evinde 3-0 galip gelerek Galatasaray’ın rakibi oldu. Galatasaray, Maccabi Netanyayla ilk karşılaşmayı 30 Temmuz 2009’da İsrail’in Netanya şehrinde ve bu karşılaşmanın rövanşını da 6 Ağustos 2009’da İstanbul Ali Sami Yen Stadı’nda oynanacak.

Taraftar Bütünlüğü

Galatasaray tribünlerinde sezonun ilk karşılaşmasında uyum sorunu olduğu gözlendi. Galatasaray’ın taraftar grubu olan Ultraslan’ın bu sezon kapalı tribünden eski açık tribüne geçmesinin ardından kapalı tribün ve eski açık tribün arasında ciddi bir tezahürat yarışı oldu. Zaman zaman birbirlerinin tezahüratını kesen ve birbirlerinin tezahüratlarına katılmayan bu iki tribünün tutumu, Galatasaray’ın stadyumunda bir bütünlük içinde tezahürat yapılmamasına yol açtı. Sezonun önümüzdeki döneminde Galatasaray taraftarlarının bu duruma bir çözüm bulması gerekiyor. Galatasaray taraftarının maçın sonunda Kazak ekibinin oyuncularını beraberce alkışlaması ise, maçın güzellikleri arasındaydı.

Tem
19

Galatasaray’ın Kadro Değerlendirmesi

Geçtiğimiz iki sezonda birçok önemli transfer yapan Galatasaray, yine transfer sezonunun en aktif takımları arasında yer alıyor. Geçen sezonu taraftarlarına unutturmaya çalışan sarı kırmızılı kulüp, yeni hocası önderliğinde çıkış arıyor. Sarı kırmızılı takımın kadrosuna bir göz atalım.

Geminin Kaptanı

Geçtiğimiz sezon oldukça kapasiteli bir takımın başına sınırlı bir kariyere ve tecrübeye sahip Alman teknik direktör Michael Skibbe’yi getirerek büyük bir vizyon hatası yapan Galatasaray, bu sezon teknik direktör konusunda işi sıkı tuttu ve Avrupa’nın sayılı futbol adamları arasında gösterilen Hollandalı Frank Rijkaard’ı ve yardımcılarını takımın başına getirerek bence oldukça doğru bir iş yaptı.

Frank Rijkaard’ın gelişinin takıma yaptığı etkiden her yerde bahsediliyor. Oyuncuların büyük saygı duyduğu Hollandalı teknik adam, bir anda Florya’ya ciddi bir disiplin getirdi ve kendi kurallarını koyarak takıma önemli bir mesaj verdi. Aynı zamanda yardımcılarıyla beraber takımı oldukça sıkı çalıştıran ve ciddi kondisyon yükleyen Hollandalı çalıştırıcının kendi oyun şablonunu uygulayabilmek için biraz zamana ihtiyacı olacaktır.

Frank Rijkaard’ın genelde uyguladığı ve oturduğu zaman oldukça göze hoş gelen bir futbol takımı yaratan 4-3-3 sistemi, Galatasaray’a da uzun vadede uyacak bir sistem olacaktır. Özellikle takım halinde ciddi bir savunma koordinasyonu ve disiplini gerektiren bu taktiğin ilk uygulama bölümlerinde bazı ciddi kayıplar olabilir. Nitekim, Barcelona da bu taktiğe geçtiği ilk dönemde birçok sürpriz mağlubiyet almıştı. Ancak, bu taktiğin sahadaki takım tarafından hakkıyla uygulanması halinde ciddi başarılar da elde edilecektir. Bu nedenle, Galatasaray’ın Frank Rijkaard’a ve yardımcılarına zaman tanıması ve sabretmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, son yıllarda birçok kez teknik direktör değişikliği yapmak zorunda kalan Galatasaray’ı yine aynı son bekler.

Kale Soru İşareti

Galatasaray, son iki sezondur kalede ciddi sıkıntı çekiyor. Mondragon’un ayrılmasının ardından bir türlü istediği kaleciyi bulmayan sarı kırmızılı takım, geçtiğimiz sezon takımda kiralık olarak oynayan ve ortaya koyduğu performansla kimseyi tatmin etmeyen Morgan de Sanctis’i göndererek bence doğru bir karar verdi. Oldukça saçma goller yiyen ve geride takıma güven vermeyen İtalyan kalecinin gitmesi, her iki taraf için de oldukça hayırlı oldu.

2007-2008 sezonunda kaleyi paylaşan isimlerden Orkun Uşak, maçı yaşayan ve elinden geleni yapan bir kaleci. Ancak, bu oyuncunun fazla heyecanlı duruşu takıma zaman zaman ciddi zarar da verebiliyor. Galatasaray taraftarının oldukça sevdiği bir isim olan Aykut Erçetin ise, Galatasaray’ın şampiyon tamamladığı 2007-2008 sezonunun son bölümünde forma giyerek büyük bir şans yakaladı. 2008-2009 sezonunda kale için yine aday olan Aykut Erçetin’in Steaua Bucuresti maçında yaptığı hata, sadece Galatasaray’ı Şampiyonlar Ligi’nden etmedi, aynı zamanda Aykut Erçetin’in kariyerine de en önemli darbeyi vurdu. Halen kadroda olan bu iki kalecinin Galatasaray gibi yüksek hedefleri olan bir takımın sezon boyunca yükünü kaldırabilecek isimler olduğunu düşünmüyorum.

Galatasaray, kaleci sorununa çözüm olarak Atletico Madrid’de forma giyen tecrübeli Arjantinli kaleci Leo Franco’yu transfer etti. Önemli bir kariyere sahip olan Leo Franco, Real Mallorca forması giydiği dönemde Galatasaray’dan yediği 3 aşırtma golüyle hatırlanıyor. Oldukça yetenekli ve deli dolu bir kaleci olduğu bilinen Leo Franco’nun en önemli özelliğinin zor pozisyonlarda çok başarılı olması ve basit goller yemesi olduğu biliniyor. La Liga’da uzun seneler forma giydikten sonra ciddi bir tecrübeye de sahip olan Arjantinli kalecinin Galatasaray’da göstereceği performans, Galatasaray’ın bu sezon elde edeceği başarıların en önemli belirleyicisi olacaktır, çünkü ben Leo Franco dışında Galatasaray’ın kadrosunda takımın büyük yükünü taşıyabilecek yetenekte ve tecrübede bir kaleci olduğuna inanmıyorum.

Defansta Sağ Bek Sıkıntısı

Galatasaray, defans hattında oldukça derin bir kadroya sahip olmasına rağmen sakatlıklardan ve formsuzluklardan dolayı bu kadrosunun avantajını kullanamıyor. Defansa şu ana kadar yapılan tek transfer, Beşiktaş’tan transfer edilen milli stoper Gökhan Zan oldu. Milli takımda olduğu gibi Servet Çetinle beraber Galatasaray defansının ortasında oynaması beklenen milli oyuncunun oldukça sık sakatlık geçirmesi ve yaptığı hatalarla pozisyonunda oldukça sakar bir oyuncu olması, bu oyuncunun transferinin getireceği katkı hakkında soru işareti oluşturuyor. Ancak, şu an Türkiye’nin en iyi defans oyuncusu olarak gösterilen Servet Çetin’in Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra yakaladığı çıkış düşünüldüğünde Gökhan Zan’ın da benzer bir performans göstermesinin sürpriz olmayacağı da söylenebilir. Transfer sezonunda adı Marsilyayla anılan ve transfer durumu halen belirsizliğini koruyan Servet Çetin, yine gerçek bir profesyonel olduğunu gösterdi ve olgun bir oyuncu gibi davranarak Galatasaray formasına tekrar dört elle sarıldı. Servet Çetin, bu sezon yine Galatasaray’ın savunmasının yükünü çeken ana isim olacaktır. Galatasaray’ın geçtiğimiz sezon yaşadığı ciddi düşüşün Servet Çetin’in sakatlık dönemine denk gelmesi, bu oyuncunun Galatasaray için ne kadar kritik bir isim olduğunu gösteriyor.

Frank Rijkaard’ın defansın göbeğindeki tercihlerini Servet Çetin – Gökhan Zan’dan yana kullanacağını düşünüyorum. Bu bölgenin en önemli yedekleri arasında ise Emre Aşık ve Emre Güngör yer alıyor. Geçtiğimiz sezon takımın büyük yükünü çeken Emre Aşık, tecrübesiyle yine takıma güç verecektir. Sakatlık sorunlarından bir türlü kurtulamayan Emre Güngör ise, bu sezon sakatlıklardan uzak durabilmesi halinde savunmada gerektiğinde görev yapacak diğer bir oyuncu olacaktır. Geçtiğimiz sezon stoper bölgesinde yaşanan birçok sakatlığın ardından bu bölgede görev yapan ve fazla sırıtmayan Semih Kaya ve yine altyapıdan yetişen bir oyuncu olan Murat Akça, bu bölgedeki diğer yedekler arasında yer alıyor.

Galatasaray’ın en sorunsuz bölgesinin sol bek olduğunu düşünüyorum. Bu pozisyonda ülkemizin açık ara en iyi oyuncusu olan ve gerektiğinde defansın ortasında da görev yapabilen Hakan Balta, Galatasaray’ın ve milli takımımızın en istikrarlı ve en başarılı oyuncuları arasında yer alıyor. Bu oyuncunun birinci yedeği olan Volkan Yaman da, görev yaptığı karşılaşmalarda canla başla mücadele eden ve genelde fazla aksamayan bir oyuncu olarak gözüküyor. Bu bölgedeki üçüncü alternatif olan ve Werder Bremen’den Galatasaray’a bir sezon önce transfer edilen Alpaslan Erdem ise, ilk sezonunda fazla şans bulamamasının ardından Tobol maçında görev yaptı ve takımını 10 kişi bıraktığı karşılaşmada gösterdiği performansla geçtiğimiz sezon neden oynatılmadığını herkese gösterdi. Ben Alpaslan Erdem’i Galatasaray’da oynayacak kapasitede bir oyuncu olarak görmedim.

Galatasaray’ın defansının en sıkıntılı bölgesinin sağ bek olduğunu düşünüyorum. Milli takımda ve Galatasaray’da uzun süredir bu bölgede forma giyen Sabri Sarıoğlu, senelerdir futboluna en ufak bir ekleme bile yapmadı ve zaman zaman yaptığı büyük hatalarla bölgesinde hiç güven vermeyen bir isim. Bu bölgede formayı 2007-2008 sezonunda Sabri Sarıoğlu’ndan alan ve gösterdiği performansla Galatasaray’ın ve milli takımın gelecekteki kaptanı olarak gösterilen Uğur Uçar, geçirdiği ağır sakatlıktan sonra ancak toparlandı ve bu sezon göstereceği performans büyük bir soru işareti. Sağlıklı ve formda bir Uğur Uçar, Galatasaray’ın sağ bek sorununu tamamen ortadan kaldıracaktır. Bu bölgedeki üçüncü isim olan Serkan Kurtuluş ise, pasif görüntüsüyle pek oyuna katılmayan ve ileri çıkmayan bir görev adamı olarak bu bölgede iyi bir yedek olacaktır.

Orta Sahada Yer Paylaşımı

Galatasaray, zaten güçlü olan orta saha rotasyonunu Lyon’dan transfer ettiği Abdul Kader Keita ile takviye etti. Orta sahada birçok alternatifi olan Galatasaray, geçtiğimiz sezon olduğu gibi sakatlıklarla uğraşmazsa bu bölgede fazla sıkıntı çekmeyecektir. Kadrosunda 11 tane orta saha oyuncusu bulunan Galatasaray’da forması garanti olan tek isim olarak Arda Turan’ı gösterebiliriz. Bu sezon takım kaptanlığına getirilen ve 10 numaralı formayı da alan Arda Turan, takımın lideri olarak belirlendi ve bu sezondan itibaren takımda büyük bir sorumluluk üstlendi.

Galatasaray’ın defansif orta saha bölgesinde fazla bir sıkıntısı bulunmuyor. Bu bölgede ülkemizin en başarılı isimlerinden Mehmet Topal ve Ayhan Akman’ı ve aynı zamanda son iki sezondur fazla yararlanamasa da dünyanın sayılı defansif orta sahalarından İsveçli Tobias Linderoth’u kadrosunda bulunduran Galatasaray, bu bölgeyi Bursaspor’dan transfer ettiği Mustafa Sarp ile de takviye etti. Geçen sezon özellikle Tobias Linderoth – Mehmet Topal ikilisinden sakatlıkları nedeniyle oldukça sınırlı yararlanabilen sarı kırmızılı takım, Mustafa Sarp’ı alarak bu bölgeyi iyice güçlendirmiş oldu. İyi niyetli ve çalışkan bir oyuncu olan Mustafa Sarp’ın bu bölge için diğer üç oyuncunun arkasında iyi bir yedek olacağını düşünüyorum. Bu bölgede görev yapabilen diğer bir oyuncu olan Mehmet Güven’in ise Galatasaray’da oynayacak kapasitede bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum ve bu oyuncunun kadroda varlığını kayda değer bir durum olarak değerlendirmiyorum.

Galatasaray’ın kanatlarda oynayacak birçok oyuncusu bulunuyor. Her iki kanatta görev yapabilen Arda Turan ve Harry Kewell, Frank Rijkaard’ın ilk tercihleri olacaklardır. Geçtiğimiz sezon Galatasaray’ın en gözde oyuncuları arasında yer alan bu ikili, takımlarına müthiş bir katkı yapıyorlar ve lider karakterleriyle Galatasaray’ın kişiliğini sahaya yansıtmasında önemli rol oynuyorlar. Oldukça etkili bir kanat oyuncusu olan Abdul Kader Keita’nın transferiyle Arda Turan’ın ortaya çekilmesi de gündeme gelebilir. Fuleli bir oyuncu olan Keita’nın Galatasaray’a önemli fayda sağlayacağını düşünüyorum. Bu bölgedeki son yedek olarak da altyapıdan yetişen Aydın Yılmaz’ı gösterebiliriz, ancak ben Aydın Yılmaz’ın Galatasaray’da kalıcı bir oyuncu olabileceğini düşünmüyorum.

Galatasaray’ın orta sahadaki joker ismi, orta sahanın her bölgesinde görev yapabilen ve daha çok kanatlara yakın bölgelerde tercih edilen Barış Özbek. Mücadeleci oyun yapısıyla takımına önemli katkı yapan genç oyuncu, gelen her teknik direktörün ilk tercihleri arasına giriyor. Galatasaray’ın halen kadrosunda bulunan Cassio Lincoln’un takımdaki geleceği halen belirsizliğini koruyor. Önemli bir futbolcu olan ve yeteneklerini sahaya yansıttığında sahada farkını hemen belli eden Cassio Lincoln, bana göre disiplinsiz davranışlarıyla takıma yarardan çok zarar getiriyor. Disiplinli bir teknik adam olarak bilinen Frank Rijkaard’ın böyle bir oyuncuya fazla tahammül edeceğini düşünmüyorum.

Forvet Baros’a Duacı

Galatasaray’ın forvet bölgesinde takımın ana yükünü kaldırabilecek iki oyuncu var: Milan Baros ve Shabani Nonda. Geçtiğimiz sezon takımın forvet yükünü büyük ölçüde üstlenen ve gösterdiği performansla Turkcell Süper Ligi gol kralı olan Milan Baros, Frank Rijkaard’ın da bu bölgedeki birinci tercihi olacaktır. 2007-2008 sezonunda attığı gollerle sarı kırmızılı takıma büyük katkı sağlayan Shabani Nonda, 2008-2009 sezonunda pek bir varlık gösteremedi. Bir dönem sakatlıklarla uğraşan Kongolu oyuncu, daha sonra da ciddi bir form düşüklüğü yaşadı ve eski güçlü görüntüsünden uzaklaştı. Milan Baros’un mevcut durumda tek alternatifi olan Shabani Nonda’nın eski formuna kavuşması, sarı kırmızılı takımın forvetteki kadro derinliği için oldukça önemlidir.

Sarı kırmızılı takımın forvetteki üçüncü alternatifi olarak, esas bölgesi kanatlar olan Abdul Kader Keita düşünülecektir. Zaman zaman forvet bölgesinde forma giydiği bilinen Keita, kendi demeçlerinde de esas bölgesinin kanatlar olduğunu ifade etti. 2007-2008 sezonunda takıma katılan ve ilk sezonunda bazı maçlarda gösterdiği performansla takdir toplayan Serkan Çalık, geçtiğimiz sezonu ağır bir sakatlık nedeniyle boş geçirdi. Hareketli ve istekli bir oyuncu olan Serkan Çalık, forvet bölgesinde ve kanatlarda iyi bir alternatif olacaktır.

Sarı kırmızılı takımın mevcut kadrosunda forvet bölgesinde iki genç oyuncu da bulunuyor: Yaser Yıldız ve Erhan Şentürk. Sarı kırmızılı takımın altyapısından yetişen Erhan Şentürk, yetenekli ve etkili bir forvet olmasına rağmen ciddi bir tecrübe eksiği bulunuyor. Genç forvetin sarı kırmızılı takımda görev yapmak için biraz daha zamana ihtiyacı var. Galatasaray kadrosunda bulunan Yaser Yıldız’dan takıma pek fayda geleceğini düşünmüyorum. Bu oyuncunun herşeyden önce saha dışı işleri bırakması ve centilmence mücadele etmeyi öğrenmesi gerekiyor.

Transfer Politikası

Sarı kırmızılı takım, Haldun Üstünel’in takımın dış transfer sorumlusu olmasının ardından transfer politikasında oldukça olumlu bir değişim yaşadı. Dünyada isim yapmış yabancı oyuncuları transfer eden Galatasaray, bu oyuncuların isimlerini de transferler gerçekleşene kadar hiç duyurmamayı başarıyor. Bu sayede taraftarlarını her an yeni bir transfer için hazır tutan sarı kırmızılı yönetim, Abdul Kader Keita’nın imza töreni esnasında bir veya iki transfer daha yapacaklarını açıkladı.

Galatasaray’ın yeni bir forvetle daha anlaşacağını düşünüyorum. Forma numarası 9 olarak açıklanan Abdul Kader Keita’nın forma numarasının son anda 11 olarak değiştirilmesi, 9 numaranın hakkını verebilecek bir golcünün alınacağının bir mesajı gibiydi. Bu bölgede Milan Baros ve formsuz Shabani Nonda dışında başka alternatifi bulunmayan sarı kırmızı takımdan yakın zamanda bir forvet transferi haberi geleceğini düşünüyorum.

Galatasaray’ın transfer politikasının biraz da Cassio Lincoln, Mehmet Topal ve Servet Çetin’in transfer durumlarının netleşmesinden sonra belirleneceğini düşünüyorum. Galatasaray’ın bir sağ bek ihtiyacı olduğu açıkça görülüyor. Bu bölgede uzun zamandır sıkıntı çeken sarı kırmızılı takımın uzun zamandır sağ bek arayışı içinde olduğu da biliniyor. Cassio Lincoln’un üstlendiği serbest oynayan 10 numara görevini Arda Turan’a vermeyi düşünen sarı kırmızılı takımın aynı zamanda halen bir hücuma yönelik orta saha oyuncusu arayışı da bulunuyor.

Kadro Tahmini

Galatasaray’ın bu sezonki as kadrosu konusunda bir fikrim oluştu. Bana göre bu sezonun as kadrosu şöyle olacaktır: Leo Franco – Uğur Uçar – Servet Çetin – Gökhan Zan – Hakan Balta – Mehmet Topal – Ayhan Akman – Arda Turan – Harry Kewell – Abdul Kader Keita – Milan Baros.

Bu oyuncuların dışında sıklıkla forma alacak diğer isimler arasında Emre Güngör, Emre Aşık, Sabri Sarıoğlu, Mustafa Sarp, Tobias Linderoth, Barış Özbek, Shabani Nonda ve Serkan Çalık yer alacaktır. Ayrıca, sezon öncesi kampında Frank Rijkaard’ın gözüne girmeyi başaran ve halen A takıma dahil edilmemesine rağmen sezon boyunca zaman zaman görev alması beklenen genç orta saha oyuncusu Emre Çolak da bu sezon sahada göreceğimiz isimler arasında olacaktır.

Burada Galatasaray’ın asıl sıkıntısı olarak ilk 11’de yer alan yıldız isimler ile yedekte bekleyen oyuncuların birçoğu arasında bulunan ciddi kalite farkı gözüküyor. Tobol karşısında tekrar ortaya çıkan bu sıkıntı, Galatasaray’ın teknik adamı Frank Rijkaard’ın başını sezon içerisinde ciddi şekilde ağrıtabilir. Daha önce çalıştırdığı takımlarda maçına göre takımda ciddi rotasyona gidebilen Frank Rijkaard’ın bence Galatasaray’ın mevcut kadrosuyla fazla bir rotasyon şansı bulunmuyor.

May
18

Harry Kewell Farkıyla…

Sezon başındaki hedeflerinin çok uzağında kalan Galatasaray, sahasında karşılaştığı Gençlerbirliği’ni Harry Kewell’ın etkili oyunuyla mağlup etti. Maçın kırılma noktası, 35. dakikada Galatasaray’ın stoperi Emre Güngör’ün sakatlanmasıyla Harry Kewell’ın oyuna girmesiydi.

Zorunlu Değişiklik Galibiyeti Getirdi

Galatasaray, Bülent Korkmaz yönetiminde yine savunmayı ön planda tutan bir anlayışla oyuna başladı. 4 savunma oyuncusunun önünde Mehmet Topal ve Ayhan Akman’dan oluşan ön libero seti, Galatasaray’ın hücumda çoğalamamasına yol açtı. İleri-geri çalışan Barış Özbek’in çabası, Arda Turan, Cassio Lincoln ve Milan Baros’un hücum bölgesindeki çaresizliğini gideremedi. Galatasaray’ın hücumdaki etkisizliğinde oyun kurgusu kadar, Cassio Lincoln’un isteksiz ve etkisiz oyununun da payı büyüktü. Savunmayı ön planda tutan bu hücum sisteminde Cassio Lincoln’un oynadığı oyun kurucu bölgesinden verim alınamadığı zaman, tüm sistem çöküyor.

Galatasaray’ın kaderi, sakatlıklardan bir türlü kurtulamayan mücadeleci stoperi Emre Güngör’ün 35. dakikada sakatlanmasıyla değişti. Oyuncu değişikliği yapmak zorunda kalan Bülent Korkmaz, Mehmet Topal’ı stopere çekip Harry Kewell’ı da hücum bölgesinde görevlendirdi. Maçın tüm dinamiklerini de değiştiren isim de, Galatasaray’ın hücumda çoğalmasını sağlayan Harry Kewell oldu.

İlk yarıda Mehmet Topal’ın ve Harry Kewell’ın uzaktan attığı şutlar dışında hiçbir hücum etkinliği olmayan Galatasaray, ikinci yarıya biraz daha etkili başladı. İkinci yarının ilk 15 dakikasında Hakan Balta ve Harry Kewell ile iki müsait pozisyonu değerlendiremeyen sarı kırmızılı takım, 63. dakikada organize bir hücumu güzel bir vuruşla sonlandıran Harry Kewell’ın golüyle öne geçti. İlk golün sahibi Harry Kewell, 4 dakika sonra bu kez Barış Özbek’e yaptığı akıl dolu asistle Galatasaray’ın ikinci golünün de hazırlayıcısı oldu.

Sarı kırmızılı takımın bulduğu ikinci golün ardından coşması ve uzun zaman sonra hücum etkinliğiyle farka gitmesi beklenirken, duruma yine Bülent Korkmaz el koydu ve ikinci golün hemen ardından Cassio Lincoln’u Sabri Sarıoğluyla değiştirerek takımı geriye çekti. Bu dakikadan sonra Gençlerbirliği’nin kaçırdığı birkaç atak dışında önemli bir olay olmadı ve son dakikada Carlos Kahe’nin attığı golle maçın skoru belirlendi: 2-1.

Galatasaray Teknik Direktörü Olmak

Bu maçla bir kez daha ortaya çıktı ki, Galatasaray teknik direktörü olmak uzun bir futbolculuk kariyerinden çok daha fazlasını gerektiriyor. Galatasaray gibi Türkiye’nin en iyi hücum oyuncularından birkaçına sahip yüksek potansiyelli bir takımı bu kadar defansif bir anlayışla oynatan Bülent Korkmaz, bu inadından vazgeçmediği için sarı kırmızılı takımı şampiyonluktan etti. Şampiyonluğun en büyük adayı Beşiktaş’ın 7 puan gerisinde kalan Galatasaray, eğer Ankaraspor ve Hacettepe karşılaşmalarından galip ayrılsaydı bugün Sivassporla beraber Beşiktaş’ı kovalayan takımlardan birisi olacaktı.

Bülent Korkmaz’ın teknik direktör olarak yetersizliği, ilk çıktığı Bordeaux maçından beri belirgin şekilde gözüküyor. Bordeaux karşılaşmasını Sabri Sarıoğlu’nun mucizevi golüyle 4-3 kazanan Galatasaray, bu maçın olumlu sonuçlanmasının acısını sezonun devamında çok çekti ve halen çekiyor. Bülent Korkmaz yönetiminde 1 farkın üzerinde galibiyet alma başarısını gösteremeyen sarı kırmızılı takım, ortaya koyduğu oyunla Michael Skibbe yönetimindeki hücum zenginliğini mumla aratıyor.

Futbolculuk döneminde oldukça heyecanlı bir oyuncu olan Bülent Korkmaz, teknik direktörlük kariyerinde de saha kenarında aynı heyecanı taşıyor, ancak fazla heyecanı nedeniyle oyunu yeteri kadar okuyamıyor. Örnek olarak, Hamburg ile oynanan rövanş karşılaşmasında ilk yarıda sol kanatta oynayan Jose Paolo Guerrero’nun o kanatta görev yapan hızlı savunmacılar Serkan Kurtuluş ve Sabri Sarıoğlu arasında kaybolduğunu gören Hamburg teknik direktörü Martin Jol, ikinci yarıda bu oyuncuyu ters kanada aldı. Bekte ağır bir oyuncu olan Volkan Yaman, açıkta da Arda Turan gibi geriye dönmeyi sevmeyen bir oyuncunun olduğu bu kanadı adeta domine eden Jose Paolo Guerrero, arka arkaya bulduğu gollerle o kanadı hakimiyeti altına aldı ve takımına turu getiren isim oldu. Maçı takip eden herkesin fark ettiği bu hamleye karşılık veremeyen ve o kanadı güçlendirmeyi akıl edemeyen Bülent Korkmaz ise, maçın sonunda Galatasaray’ın çok arzuladığı UEFA Kupası’ndan elenmesinin baş sorumlusu oldu.

Kısacası, Bülent Korkmaz için Galatasaray teknik direktörlüğü biraz bol geldi ve genç teknik adam bu zorlu görevin içinde boğuldu. Sarı kırmızılı takımın galibiyetiyle tamamlanan Gençlerbirliği karşılaşmasında da, bu durum bariz bir şekilde tekrar ortaya çıktı. Bu nedenle, sarı kırmızılı takımın oyuncu transferinden önce bir teknik adam değişikliğine gitmesi ve yeni teknik adamının talimatları doğrultusunda transfer politikasını belirlemesi gerekiyor.

May
4

Ankara’da İki Perdelik Komedi ve Sonrası

Bu sezon yarıştığı tüm kulvarlarda iddiasını kaybeden Galatasaray, ligde kalma umudu kalmayan Hacettepe karşısında deplasmanda 2-0 mağlup oldu. Bu mağlubiyetin ardından iyice dibe vuran sarı kırmızılı takımda maçtan sonra olan gelişmeler de oldukça ilgi çekici. Karşılaşmaya ve sonrasında olanlara biraz daha yakından bakalım.

Golü Atan Maçı Kazandı

Birçok eksiğine sakat olan Ayhan Akman’ın da eklenmesiyle ilk 11′e Yaser Yıldız’ı alarak maça başlayan Galatasaray, rakibi karşısında beklendiği gibi üstünlük kuramadı. Oldukça sıkıcı geçen ilk yarım saatin ardından iki takımda arka arkaya gol pozisyonlarına girdi ve özellikle Galatasaray Milan Baros ve Yaser Yıldızla birkaç mutlak gol pozisyonunu kaçırdı. İkinci yarıda ibre Hacettepe’den yana döndü ve 58. dakikada Patiyo ile golü bulan Ankara ekibi, kalan dakikalarda da Galatasaray’ın üstünlük kurmasına izin vermemekle kalmadı ve son dakikada İbrahim Şahin’in jeneriklik golüyle galibiyetini perçinledi.

Kadrosunda birçok yıldız bulunan Galatasaray’ın rakibine oyunun hiçbir bölümünde mutlak üstünlük kuramaması ilgi çekiciydi. Vasat bir kaleci olan ve tranfer edilmesi maç günü yapılan bir toplantıda Galatasaray başkanı Adnan Polat tarafından hata olarak nitelendirilen Morgan De Sanctis’ten başlayan boş ataklardan sonuç alamayan sarı kırmızılı ekip, defans hattı zaman zaman önemli açıklar verdi. Semih Kaya halen oldukça ürkek ve istenen performansın yanına bile yaklaşamıyor. Sabri Sarıoğlu da, iyi niyetli mücadele etmesine rağmen katma değeri oldukça düşük. Defansı toparlayan isim, her zaman olduğu gibi yine Hakan Balta ve emektar stoper Emre Aşık oldu.

Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki en etkili ismi, orta sahada arı gibi çalışan Barış Özbek’ti. Bu oyuncuya biraz katılan Mehmet Topal zaman zaman saman alevi gibi parlarken, Harry Kewell ise işlemeyen takımın işlemeye çalışan nadir parçalarından biriydi. Bu kadar eksiği olan sarı kırmızılı takımın büyük başarılar beklediği Cassio Lincoln, yine silik görüntüsünü devam ettirdi. Takımı bir türlü organize edemeyen Brezilyalı oyuncu, sarı kırmızılı takımın ceza yayı etrafında kazandığı birçok serbest atışın hiçbirinden de ciddi bir tehlike yaratamadı ve bir işe yaramayan bakmadan attığı paslar dışında oyunda hiç yoktu.

Sarı kırmızılı takımın forvet hattı, belki de sezonun en kötü performansını gösterdi. Sezonun en önemli yıldızlarından olan Milan Baros, yakaladığı birkaç pozisyonu klasına yakışmayacak şekilde harcadı. Milan Baros’un performansını bozan bir önemli unsur da, yanında partner olarak oynayan Yaser Yıldız’dı. Oyunda kaldığı veya bir diğer deyişle Bülent Korkmaz’ın ona tahammül edebildiği 57 dakika boyunca hiçbir olumlu hareketi olmayan ve takımına yarardan çok zarar getiren Yaser Yıldız, aynı zamanda iki tane mutlak gol pozisyonunu acemice kaçırdı ve Galatasaray gibi şampiyonluğa oynayan bir takımın oyuncusu olmadığını tekrar gösterdi.

Galatasaray’ın sonradan oyuna dahil olan oyuncularından Volkan Yaman’ın varlığıyla yokluğu pek belli olmazken, bu sezonu kafasında bitirdiği çoktan belli olan Ümit Karan ise sahada yer aldığı kısa sürede gezinmekle yetindi. Sarı kırmızılı takımın efsanelerinden biri olarak gösterilen Hasan Şaş da, oyuna 67. dakikada Emre Aşık’ın yerine dahil oldu. Geçirdiği uzun sakatlıktan sonra fiziksel olarak oldukça yetersiz olduğu gözlenen ve daha önce oyuna sonradan dahil olduğu birkaç karşılaşmada da etkisiz oyunuyla taraftarın protestolarına maruz kalan tecrübeli oyuncu, her nedense Bülent Korkmaz tarafından yine kurtarıcı olarak oyuna sürüldü. Koşacak hali olmayan ve genç oyuncularından kurulu rakibi karşısında kariyerine yakışmayacak kadar kötü bir performans ortaya koyan Hasan Şaş, maç esnasında ve sonrasında maalesef yine protestoların ana hedefi oldu. Hasan Şaş’ın maruz kaldığı bu durum, bence Hasan Şaş’ın fizik kondisyon yetersizliğine rağmen inatla bu oyuncuyu sahaya süren Bülent Korkmaz’ın suçuydu.

İki Eski Galatasaraylı Teknik Direktör Yanyana (Ergün Penbe ve Bülent Korkmaz) (Fotoğraf: Galatasaray.org)

Galatasaray’ın teknik direktörü Bülent Korkmaz, bu karşılaşmadaki performansıyla yine sınıfta kaldı. Karşılaşmaya Aydın Yılmaz, Mehmet Güven veya Ümit Karan yerine Yaser Yıldız gibi vasat bir oyuncuyla başlayarak birinci büyük hatayı yapan genç teknik adam, özellikle maçın son bölümünde Hasan Şaş tercihiyle de büyük tepki çekti. Alınan mağlubiyetle UEFA Kupası’na gitme şansını da zora sokan Galatasaray’da Bülent Korkmaz istifa çağrılarına muhattap oldu ve bence sene sonu için gidiş biletini bu karşılaşmayla cebine koydu. Geçtiğimiz hafta talihsiz Ankaraspor beraberliğinin ardından Hacettepe karşısında alınan ağır mağlubiyet ve oynanan vasat futbol, tüm Galatasaraylı taraftarlarının sabrını taşırdı.

Hacettepe’ye Büyük Alkış

Yönetim ilgisizliği ve birçok talihsiz mağlubiyetin ardından ligde kalma umudunu yitiren Hacettepe, Galatasaray’ın efsane sol beki Ergün Penbe yönetiminde sarı kırmızılı takıma büyük bir darbe vurdu. Ergün Penbe’nin deyimiyle baklavasına çıktıkları karşılaşmadan ses getiren bir galibiyetle ayrılan Hacettepe’de sezona üçüncü kaleci olarak başlayan kalecisi Ercüment Kafkasyalı, yaptığı müthiş kurtarışlarla maça damgasını vuran isim oldu. Takım olarak haddini bilerek oynayan ve ileride görev yapan hareketli yabancı oyuncularıyla Galatasaray defansına zor anlar yaşatan Hacettepe’de oyuna sonradan dahil olan İbrahim Şahin’in eski bir Galatasaraylı olan Tolga Seyhan’ın bir kontratakta yaptığı ortaya vurduğu kafayla kaydettiği jeneriklik gol, herhalde özellikle Bülent Korkmaz tarafından uzun süre unutulmayacaktır. Ortaya koyduğu üst düzey mücadeleyle büyük bir alkışı hak eden Hacettepe, giderayak ligin üstünü karıştırdı.

Maç Sonrası

Sezona ses getiren transferlerle başlayan son şampiyon Galatasaray, önce büyük umutlarla başladığı UEFA Kupası’ndan elendi, daha sonra da Turkcell Süper Ligi’ndeki yarıştan koptu. Berabere tamamladığı evindeki Fenerbahçe karşılaşmasından sonra oynadığı iki karşılaşmada iddiasız rakiplerine karşı 5 puan kaybeden Galatasaray, eğer o puanları toplamış olsaydı bugün şampiyonluk yarışının en güçlü adaylarından biri olacaktı. Bu durumun bilincinde olan Galatasaray taraftarı, şampiyonluktan uzaklaşan takımın bu durumunun baş sorumlusu olan teknik direktörleri ve efsane kaptanları Bülent Korkmaz’ı istifaya çağırdı.

Galatasaray yönetimi ise, büyük umutlarla bekledikleri Fenerbahçe karşılaşmasının hemen ardından kombinelerin satışının başlayacağını duyurmuşlardı. Fenerbahçe karşılaşmasından umduğunu bulamayan Galatasaray taraftarı, kombine biletlere hiç ilgi göstermedi. Daha sonra oynanan karşılaşmalarda 5 puan daha kaybeden Galatasaray’da yönetim, taraftarlarının ilgisini çekerek kombine bileti satabilmek ve para kaynağı yaratabilmek için başka bir yol seçti: sansasyonel transfer haberleri.

Bu hafta içinde önce Bülent Korkmaz’ın gelecek sezon takımla devam etmeyeceği açıkça belli edildi, daha sonra da İspanyol basınında Real Madrid’in eski teknik direktörü Bernd Schuster’in Galatasarayla anlaştığı haberleri çıktı. Yine İspanyol basınında Galatasaray’ın Real Madrid’de yedek kalan ünlü Arjantinli golcü Javier Saviola ile anlaştığı yazıldı ve birçok kulübün talip olduğu Atletico Madrid’in kalecisi Leo Franco ile anlaşmaya varıldığı da Galatasaray Futbol AŞ genel müdürü Adnan Sezgin tarafından doğrulandı. Taraftarın bir türlü ısınamadığı ve yediği basit gollerle takımını defalarca çok zor durumda bırakan Morgan De Sanctis’in seneye takımda kalmayacak olması, taraftara iletilen bir diğer olumlu haberdi. Son olarak, artık Galatasaray taraftarının büyük bölümünün antipatisini kazanan ve ümitsiz bir vaka olarak görülen Cassio Lincoln’un eski takımı Schalke 04′e döneceği haberleri Alman basınında dolaşmaya başladı.

Bu sezon taraftarlarını ortaya koyduğu performansla tatmin edemeyen Galatasaray, galiba ses getiren transferlerle taraftarlarını tekrar motive etmeye ve alınan kötü sonuçları unutturmaya çalışacak. Bahsedilen transferlerin ve kadro değişikliklerinin gerçekleşmesi halinde, bence Galatasaray yönetimi bu amacına da ulaşacak ve birçok kombine bileti satacaktır. Gelecek sezon büyük bir yapılanmaya gideceğini ve özellikle kadroda büyük bir revizyon yapacağını tahmin ettiğim Galatasaray, umarım bu kez daha sabırlı bir yönetim gösterir. Michael Skibbe’nin takımdan ayrılmasını doğru bulan otoriteler, sanırım Bülent Korkmaz yönetiminde arka arkaya alınan kötü sonuçların ardından sabrın ve istikrarın önemini anlamışlardır.

May
1

Sakatlar Ordusuyla Buraya Kadar

Geçtiğimiz sezonu şampiyon olarak kapatan ve bu sezona da oldukça ses getiren transferlerle iddialı başlayan Galatasaray, şu an tüm hedeflerinden oldukça uzaklaştı. Bu durumu açıklamak için birçok sebep aranırken, sakatlıkların biraz gözardı edildiğini düşünüyorum. Galatasaray’ın sezon içinde yaşadığı sakatlıklara ve oyuncuların bireysel performanslarına biraz yakından göz atalım.

Defans Hattı Gazilerle Dolu

Galatasaray’ın defans hattında birçok sakat oyuncu bulunuyor. Geçtiğimiz sene müthiş bir çıkış yakaladığı dönemde talihsiz bir sakatlık yaşayan sağ bek Uğur Uçar, o günden beri maça çıkamadı ve halen tedavisi sürüyor. Oldukça uzun bir sakatlık dönemi geçen Uğur Uçar’dan ümidini kesen sporsever sayısı da oldukça fazla. Sağ bekin ikinci ismi olarak görülen Sabri Sarıoğlu, sakatlıklardan çok hırçınlıklarından dolayı zaman zaman takımını yalnız bırakıyor. Bir türlü istenen profesyonellik düzeyine gelemeyen Sabri Sarıoğlu, 25 yaşına gelmesine rağmen olgun bir oyuncunun seviyesinden oldukça uzakta. Sabri Sarıoğlu’nun cezalı olduğu dönemde forma şansı bulan Serkan Kurtuluş ise, bana göre vasat bir oyuncu. Zaten, bir Galatasaray geleneği olarak Serkan Kurtuluş da üst üste oynadığı iki karşılaşmanın ardından sakatlandı ve salonda çalışanlar grubuna katıldı. Kısacası, Galatasaray’ın sağ bekinde mücadele eden isimlerinin hiçbirinden bu sezon takıma pek bir hayır gelmedi.

Milli takımın da defans hattının belkemiğini oluşturan Galatasaray’ın stoperleri, bu yıl sakatlıktan ve cezalardan çok çektiler. Türkiye’nin belki de şu an en iyi stoperi olan ve dirençli yapısıyla tanınan Servet Çetin, tarak kemiğindeki kırık nedeniyle en kritik maçlarda takımının yanında yer alamadı ve özellikle son dönemde alınan kötü sonuçların bence en önemli nedeni defansta Servet Çetin’in olmamasıydı. Galatasaray’a geldiği günden beri takımla kimyası tutmayan ve sezon ortasında Zenit’e transfer olan Fernando Meira’nın takımdan ayrılmasının ise Galatasaray için önemli bir sorun olduğunu düşünmüyorum.

Servet Çetin ile beraber bence defans hattının diğer önemli eksiği, sezon başında Michael Skibbe tarafından Steaua Bucuresti karşılaşmasında hiç alışık olmadığı sağ bek mevkisinde oynamaya çalışırken sakatlanan ve o karşılaşmadan beri sakatlıklardan kurtulamayan Emre Güngör. Bana göre, Galatasaray lider kişilikli bu oyuncuyu da defansında oldukça arıyor. Bu kadar eksiğin olduğu dönemde mücadele eden Emre Aşık tüm iyi niyetiyle savunmayı taşımaya çalıştı; ancak 35 yaşındaki bu oyuncunun sınırlı fizik gücü ve kart görmeye çok müsait oyun stili Galatasaray’ı zaman zaman oldukça zor durumda bıraktı. Bu kadar sakatın olduğu dönemde takımın gelecek vaadeden gençlerinden stoper Murat Akça da uzun süren bir sakatlık geçirdi. Takımın diğer genç stoperi Semih Kaya ise, uzun süren polemiklerin ardından son iki lig karşılaşmasında oynama şansı buldu. İlk karşılaşmasında iyi oynamasına rağmen bir iki kritik hata yapan ve kaleci Morgan De Sanctis sayesinde bu hatalarını ucuz atlatan Semih Kaya, ikinci maçta da bir duran topta aynı hatayı tekrarladı ve bu kez hatasını affetmeyen Ankaraspor forveti Meye, Galatasaray’a lige havlu attıran golü 90. dakikada attı.

Sağında ve ortasında sakatlıklardan ve cezalardan büyük sıkıntı çeken Galatasaray defansının sol kanadı ise, en sağlam tarafı olarak gözüküyor. Bu bölgenin Türkiye’deki en iyi isimlerinden Hakan Balta, zaman zaman eksikliklerden dolayı defansın ortasında oynamak zorunda kaldı. Performansıyla ve kişiliğiyle büyük övgü alan Hakan Balta, Galatasaray defansının bu sezonki en istikrarlı ismi. Genelde Hakan Balta’nın ortada oynadığı dönemde forma şansı bulan Volkan Yaman, açıkçası eline geçen fırsatları kötü değerlendirdi. Bir türlü kendisini gösteremeyen ve çok ağır kalan Volkan Yaman, özellikle ikinci Hamburg karşılaşmasında bu takım için yetersiz olduğunu gösterdi. Werder Bremen altyapısından alınan takımın üçüncü sol beki Alpaslan Erdem ise, oynadığı birkaç karşılaşmada göz doldurmasına rağmen her nedense pek oynama şansı bulamıyor.

Tüm bu gerçekleri beraber değerlendirdiğimizde Türkiye’nin en iyi defans hatlarından birine sahip olan Galatasaray’ın sakatlıklardan dolayı defansında büyük sıkıntılar çektiğini söyleyebiliriz. Kritik karşılaşmalarda ideal defans hattından sadece Hakan Balta’yı kullanabilen Galatasaray, doğal olarak rakiplerine bol gol pozisyonu veren bir takım haline geldi. En kritik karşılaşmada sol açığı Harry Kewell’ı bile geriye çekmek zorunda kalan Galatasaray’ı eleştirirken, sakatlıklardan ve cezalardan kırık dökük bir hale gelen defansın bu durumunu da göz önünde bulundurmak gerekir.

Ayakları Daha Sağlam Basan Orta Saha

Sarı kırmızılı takımın orta sahası, defans hattına göre sakatlıklardan daha uzak duruyor. Orta sahada defansif görev yapan Ayhan Akman ve Barış Özbek gibi oyuncular, uzun süredir sakatlıklardan uzak duruyorlar. Sezon başında ciddi bir sakatlık geçiren Barış Özbek’in sakatlığını çabuk atlatması, Galatasaray için önemli bir şans oldu. Bu oyuncuların yanında, transfer edildikten sonra sakatlanmasından çok çekinilen Harry Kewell da geçmişine göre çok daha sağlam bir sezon geçirdi ve birçok önemli karşılaşmada takımıyla beraber sahada yer aldı. Türk futbolunun yeni neslinin en önemli ismi olan Arda Turan ise, sakatlıklarla uğraşmamasına rağmen Fenerbahçe maçındaki hareketlerinin ardından cezalı olması nedeniyle şampiyonluk yarışının belli olduğu son haftalarda takımını yalnız bıraktı.

Sezon içinde sarı kırmızılı takımın orta sahasının büyük yükünü bu dört oyuncu çekti. Ayhan Akman ve Barış Özbek’in özverili ve mücadeleci oyunlarıyla büyük bir alkışı hak ettiğini düşünüyorum. Sahadaki her hareketiyle büyük bir yıldız olduğunu belli eden Harry Kewell’ın Galatasaray forması giyiyor olması ve sakatlıklarla uğraşmadan birçok maçta sahada yer alması da, bence Türk futbolu için büyük bir nimet. Yetenekleriyle herkesi büyüleyen Arda Turan ise, biraz daha fizik gücünü geliştirirse ve profesyonellik seviyesini yükseltirse Avrupa’nın sayılı yıldızları arasına girecek. Ben, Arda Turan’ın 1-2 sene içerisinde Avrupa’nın en önemli kulüplerinden biri tarafından transfer edileceğine inanıyorum ve bu yolda kendisine destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu dört oyuncu dışındaki isimler arasında birçok sakat ve formsuz oyuncu bulunuyor. Sakatların başında da büyük umutlarla transfer edilen Tobias Linderoth geliyor. Galatasaray’a Türkiye’nin en iyi defansif orta sahası olarak transfer edilen ve geçtiğimiz seneye kadar kariyerinde hiç sakatlanmayan Linderoth, ikinci sezonunun da büyük bir bölümünü sakatlıklarla geçirdi. Birçok operasyon geçiren İsveçli yıldızdan bence artık kimseye bir hayır gelmeyecek. Galatasaray’ın sakatlıklarla uğraşan diğer orta saha oyuncusu da, milli takımımızın da önemli isimlerinden Mehmet Topal oldu. Şanssız sakatlıklar geçiren Mehmet Topal, birçok önemli karşılaşmada takımını yalnız bırakmak zorunda kaldı ve takımının defansında önemli eksikler olan son dönemde de defansın ortasında görev yapmak zorunda kaldı.

Sarı kırmızılı takımın orta sahasının bence bu sezonki en olumsuz yönü, birçok yetenekli ve formsuz oyuncunun kadroda olmasıydı. Bu oyuncuların başına, büyük umutlarla transfer edilen Cassio Lincoln’u koyuyorum. Geçtiğimiz sezonu adeta boş geçiren Brezilyalı oyuncu, bu sezonun ilk yarısında oldukça etkiliydi. Ancak, kritik karşılaşmaların oynandığı sezonun ikinci yarısında Cassio Lincoln adeta yok oldu ve sahadaki performansından çok saha dışında yarattığı sorunlarla gündeme geldi. Takımın ahengini ve disiplinini de önemli ölçüde bozan Cassio Lincoln, özellikle milli maç arasında bir hafta izinsiz olarak ülkesine giderek takım arkadaşlarına, teknik ekibe, yönetime, taraftarlara ve tüm sporseverlere en büyük saygısızlığı yaptı. Galatasaray’ın ligin ikinci yarısında her kulvarda yaşadığı düşüşte Cassio Lincoln’un geçtiğimiz sezona dönmesinin büyük bir payı var.

Sakatlıklarla uğraşan Galatasaray’da bu sezon takıma büyük umutlarla geri dönen Aydın Yılmaz, büyük bir hayal kırıklığı oldu. Genç yaşta gördüğü büyük ilginin altında ezildiği gözlenen Aydın Yılmaz, sahada yer aldığı karşılaşmalarda mücadele etmekten çok kendini yerlere atmayı tercih etti ve takımına hiçbir olumlu katkı yapamadı. Büyük bir sakatlık geçiren Hasan Şaş, düzeldikten sonra ise ciddi fiziksel eksikliğiyle göze çarptı. Takıma büyük katkı yapma potansiyeli olan Hasan Şaş’ın bu sezon takıma sahada herhangi bir katkı yaptığını söylemek oldukça güç. Senelerdir ısrarla kadroda tutulan Mehmet Güven, oynadığı karşılaşmaların birçoğunda bekleneni veremedi. Daha çok defansif yönüyle öne çıkmaya çalışan bu oyuncunun şampiyonluk mücadelesi verecek herhangi bir takımda oynayacak düzeyde veya yetenekte bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum. Sezon başında takıma transfer edilen ve neredeyse hiç oynama şansı bulamayan Ferdi Elmas hakkında bir değerlendirme yapmak oldukça zor. Sezon içinde bu kadar eksik oyuncuyla mücadele eden Galatasaray’da bu oyuncuya hiç şans verilmemesi, takım için oldukça düşündürücü.

Milan Baros’un Sırtındaki Forvet Hattı

Galatasaray, bu sezonki en isabetli transferini kariyerinde uzun zamandır büyük bir düşüş yaşayan Çek yıldız Milan Baros’u takıma kazandırarak yaptı. Sezon başındaki kritik Şampiyonlar Ligi ön elemesine yetişmemesi nedeniyle yönetimin çok eleştiri aldığı Çek yıldız, geldiği ilk karşılaşmadan itibaren kalitesini fazlasıyla gösterdi. Turkcell Süper Lig’de gol krallığının en büyük adayı olan Milan Baros, Galatasaray’ın diğer forvetlerinin çok formsuz olduğu sezonda tek başına forvet hattını sırtladı ve kariyerinin eski başarılı günlerine geri döndü. Galatasaray’da oynamaktan dolayı çok mutlu olduğu da bilinen Milan Baros, bana göre Galatasaray’ın bu sezonki en büyük kazancı.

Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe karşısında attığı kritik golden sonra kontratı yenilenen Shabani Nonda, bu sezon takımına pek olumlu katkı veremedi. Sezona çok iyi başlayan Kongolu forvet, daha sonra bir sakatlık yaşadı ve bir daha kendine gelemedi. Uyuşuk ve mücadeleden uzak görüntüsüyle sporseverleri adeta çıldırtan Nonda, kaçırdığı gollerle de büyük tepki gördü. Çok nadiren saman alevi gibi parlayan Kongolu forvetin ben Galatasaray’da gelecek sezon kalmasının doğru olacağını düşünmüyorum.

Sarı kırmızılı takımın emektar forveti Ümit Karan, bu sezon oldukça formsuz. Sezon başından beri hiçbir lig karşılaşmasında golü bulunmayan Ümit Karan, bu sezon bir türlü istediği performansı sahaya yansıtamadı ve Milan Baros’a forvet hattında hiç yardımcı olamadı. Geçtiğimiz sezon bir dönem büyük bir çıkış yakalayan Serkan Çalık, sezon başından beri sakatlığıyla uğraşıyor. Bu sezon hiçbir karşılaşmada forma giyemeyen Serkan Çalık’ın eksikliğini Shabani Nonda ve Ümit Karan’dan beklediğini alamayan Galatasaray’ın hissettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Galatasaray’a bu sezon katılan Yaser Yıldız’a özel bir paragraf açmak istiyorum. Sezon başında büyük umutlarla transfer edilen genç oyuncu, forvet hattında Milan Baros dışındaki oyunculardan beklediği performansı alamayan Galatasaray teknik yönemini tarafından zaman zaman sahaya sürüldü. Saha içindeki tutumuyla Galatasaray’a hiç yakışmayan Yaser Yıldız’ın bir an önce kendisine çeki düzen vermesi gerekiyor. Şampiyonluk yolunda önemli bir viraj olan Trabzonspor karşılaşmasında oyuna girerken birkaç dakika içinde atılacağı tahminini yaptığım genç oyuncu, beni yanıltmayarak  üç dakika içinde kırmızı kart görmeyi başardı. Oldukça hırçın oynayan ve fair-play ruhunu unutan Yaser Yıldız, bu tutumuyla Galatasaray takımına hiç yakışmıyor.

Vasat Kaleci Üçlüsü

Galatasaray’ın kalesini bu sezonun birçok karşılaşmasında İtalyan Morgan De Sanctis korudu. İtalya milli takımının üçüncü kalecisi olan De Sanctis, bence sadece vasat bir kaleci. Zaman zaman önemli kurtarışlar yapan De Sanctis, kurtarabileceği pozisyonlarda  basit goller yiyebiliyor. Rakip şut çekmeden yere yatma ve ters ayak üstünde dengesiz yakalanma özellikleri olan İtalyan kaleci, sarı kırmızılı taraftarların alıştığı Claudio Taffarel veya Faryd Aly Mondragon gibi dünya çapındaki kalecilerden çok daha sınırlı yeteneklere sahip bir kaleci.

Sezona birinci kaleci olarak başlayan ve Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda yaptığı önemli hatayla takımının Şampiyonlar Ligi’nden erken elenmesine yol açan Aykut Erçetin, daha sonra sadece Fortis Türkiye Kupası karşılaşmalarında forma giydi. İyi niyetli ve mücadeleci bir oyuncu olan Aykut Erçetin, ne yazıkki Galatasaray’ı büyük hedeflere taşıyabilecek potansiyelde bir kaleci değil. Galatasaray’ın üçüncü kalecisi Orkun Uşak ise, sakatlıklarla uğraştığı bu sezon hiç forma giymedi. Geçtiğimiz sezona birinci kaleci olarak başladıktan sonra yaptığı hatalarla sezon içinde kaleyi Aykut Erçetin’e kaptıran Orkun Uşak, bu sezon sahada hiç yer alamadı.

Kıssadan Hisse

Sezona Michael Skibbe yönetiminde başladıktan sonra ikinci yarının ortasında teknik adam değişikliğine giden ve takımın başına efsanevi kaptanı Bülent Korkmaz’ı getiren Galatasaray, bu sezon tüm kulvarlarda yarışa havlu attı. Özellikle Hamburg karşısında takımın dramatik bir şekilde elenmesi, Galatasaray’ın bu sezon için dönüm noktası oldu. Galatasaray’ın bu başarısızlığında büyük beklentilerle transfer edilen Cassio Lincoln ve Shabani Nonda gibi isimlerin formsuzluklarının yanında, Servet Çetin, Tobias Linderoth, Uğur Uçar, Mehmet Topal, Emre Güngör gibi önemli oyuncularının uzun süreli sakatlıklar geçirmesinin de büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu kadar çok ve sık sakatlık yaşayan oyuncuların belkemiğini oluşturduğu bir takımın her sezon farklı bir mucize yaratmasını beklemek de, hayalcilik olacaktır.

Yine de, Galatasaray’ın bu başarısız sezonundan önemli dersler çıkarması gerektiğini düşünüyorum. Aydın Yılmaz, Mehmet Güven, Yaser Yıldız gibi gençlerin başarısızlığı, Galatasaray için önemli bir olumsuz sinyaldir. Artık herkesi isyan ettiren Cassio Lincoln’un yarattığı sorunlara bir an önce çözüm bulunmalıdır. Bir türlü düzelemeyen Tobias Linderoth’a bence sezon sonunda Shabani Nonda ve Morgan De Sanctis ile beraber hizmetleri için teşekkür edilmelidir ve bu oyuncuların yerine Milan Baros veya Harry Kewell klasında isimler transfer edilmelidir. Takımın kalesine mutlaka Morgan De Sanctis’ten çok daha güven veren bir kaleci getirilmelidir. En önemlisi, Galatasaray takımının oyuncularının sık sakatlanma sorununa ve sakat oyuncuların uzun düzelme sürelerine bir çare bulunmalıdır.