23
Fantezi Futbol 31. Hafta
Ligin bitimine 4 hafta kala fantezi futbolda da işler adeta çorba oldu. Küme düşme bölgesinde durum biraz daha netleşirken, şampiyonluk yarışında ciddi bir belirsizlik ve heyecan var. Bu hafta, birçok soru işaretini ortadan kaldıracaktır. Fantezi futbolcular için ise, ligin başı ve sonu her zaman zor geçer. Haftanın maçlarına bir göz atalım.
Kayserispor – Manisaspor
Ligin sonlarına gelirken artık hiçbir hedefi kalmayan Kayserispor, evinde küme düşme potasından 2 galibiyet uzakta olan Manisasporla karşılaşıyor. Kayserispor’da sarı kart cezalısı olan Mohamed Shawky bu karşılaşmada görev yapamayacak. Manisaspor’da ise sakatlıkları bulunan Ersen Martin ve Yiğit Gökoğlan, takımlarındaki yerlerini alamayacaklar.
Bu karşılaşmadan çok daha güçlü bir kadroya sahip olan Kayserispor’un galibiyetle ayrılacağını düşünüyorum. Ligin bitimine 4 hafta kala küme düşme hattıyla arasındaki farkı 6 puana çıkaran Manisaspor, bu karşılaşmada zorlanacaktır. Kayserispor’da ise teknik direktörün ayrılıyor olması ve takımın yıldızı Ariza Makukula’nın yeni sözleşmesinde istediği şartlarla önerilen şartlar arasında ciddi bir fark olması, Kayserispor’un da performansını etkileyebilir. Ben, bu karşılaşmada Ariza Makukula’yı kadronuza dahil edin ve yeriniz kalırsa bir de Kayserisporlu kaleci veya savunma oyuncusundan yana tercihinizi kullanın derim.
Beşiktaş – Sivasspor
Geçtiğimiz hafta Hüseyin Göçek kurbanı olarak şampiyonluk yarışına veda eden Beşiktaş, küme düşme potasından uzaklaşmış Sivasspor’u sahasında ağırlıyor. Beşiktaş’ta kırmızı kart cezalısı Fabian Ernst ve İbrahim Toraman’ın yanı sıra sakatlıkları devam eden Ramazan Özcan, Yusuf Şimşek, Filip Holosko, Ekrem Dağ, Nihat Kahveci ve Rodrigo Tabata’nın da bu karşılaşmada oynayamayacağı açıklandı. Haftalardır çok kötü bir futbol ortaya koymasına rağmen şansının da yardımıyla küme düşme potasından uzaklaşan Sivasspor’da ise Uğur Kavuk ve İbrahim Şahin’in sakatlıkları bulunuyor.
Bu karşılaşmadan Beşiktaş’ın taraftarının da desteğiyle gollü bir galibiyetle ayrılacağını tahmin ediyorum. Geçen hafta Fenerbahçe’yi adeta elinden kaçıran siyah beyazlı takım, savunma hatalarıyla dikkat çeken Sivasspor’a şans tanımayacaktır. Beşiktaş’ta Bobo’nun yanı sıra savunmadan bir oyuncuyu da bu karşılaşmada kadronuza alabilirsiniz. Ayrıca, Rodrigo Tello da bu karşılaşma için iyi bir seçim olabilir.
Ankaraspor – Diyarbakırspor
Ankaraspor’un küme düşürülmesi nedeniyle bu hafta Diyarbakırspor’dan oyuncu almıyoruz.
Kasımpaşa – Fenerbahçe
Geçen hafta hakemin de yardımıyla aldığı Beşiktaş galibiyetiyle şampiyonluk iddiasını sürdüren Fenerbahçe, belalısı Kasımpaşayla deplasmanda karşılaşıyor. Yılmaz Vural – Christoph Daum rekabetinin de damgasını vuracağı karşılaşmaya Kasımpaşa daha önce Kayserispor’a transferi açıklanan Andre Moritz dışında eksik oyuncusu olmadan çıkıyor. Fenerbahçe’de ise kart cezalısı Gökçek Vederson ve Fabio Bilica’nın yanı sıra sakatlığı devam eden Uğur Boral’ın da oynaması beklenmiyor.
Bu karşılaşmanın bol gollü bir beraberlikle tamamlanmasını bekliyorum. Açık futbol oynayan ve Fenerbahçe’ye ters gelen bir takım olan Kasımpaşa, özellikle fırsatçı oyuncuları Şahin Aygüneş, Cenk İşler ve Yekta Kurtuluşla çok etkili olabilir. Fenerbahçe’den Alex de Souza’yı kadronuza dahil etmeyi ihmal etmeyin, ancak bu karşılaşmadan fazla risk almayın diyorum.
Denizlispor – Ankaragücü
Ligin bitimine dört hafta kala kümede kalma yarışında 9 puan geriye düşen ve umutlarını büyük ölçüde yitiren Denizlispor, formda Ankaragücüyle karşılaşıyor. Güray Vural dışında eksiği bulunmayan Denizlispor karşısına Ankaragücü ise sakatlıkları devam eden Darius Vassell ve Aydın Karabulut’dan yoksun olarak çıkacak.
Bu karşılaşmaya iyice stresli çıkacak Denizlispor karşısında formda Ankaragücü’nün galibiyet için daha şanslı takım olduğunu düşünüyorum. Geçen hafta iyi bir performans sergileyen Robert Vittek, bu hafta için iyi bir seçim olabilir. Denizlispor’dan bir oyuncu tercih etmenizi pek tavsiye etmiyorum, zira bu sezon birçok maçta Denizlispor kendisine güvenenleri hayal kırıklığına uğrattı.
Galatasaray – Bursaspor
Şampiyonluk yarışının en kritik karşılaşması, bu hafta Ali Sami Yen Stadyumu’nda oynanıyor. Ev sahibi Galatasaray, kart cezalısı Barış Özbek ve sakatlığı bulunan Emre Aşık dışında tam kadro sahaya çıkacak. Konuk Bursaspor’da ise sakat veya cezalı oyuncu bulunmuyor.
Bu karşılaşmanın Galatasaray’ın gollü galibiyetiyle sonuçlanacağını tahmin ediyorum. Konuk Bursaspor, şampiyonluk stresini üzerinde fazlasıyla hissediyor ve istediği performansı son karşılaşmalarda gösteremiyor. Geçen hafta alınan 2-0’lık Gaziantepspor galibiyetindeki iki golün de şans golü olması, bu durumu doğruluyor. Galatasaray’dan Milan Baros veya Arda Turan, bu karşılaşmada iyi seçimler olabilir.
Gençlerbirliği – Antalyaspor
Geçen hafta İBB’ye adeta nefes aldırmayan Gençlerbirliği, evinde Antalyaspor’u ağırlıyor. Gençlerbirliği’nde sakat Mahmut Boz dışında eksik oyuncu bulunmuyor. Konuk Antalyaspor’da ise Serge Dijehoua ve Tita, sakatlıkları nedeniyle Gençlerbirliği karşısında görev yapamayacaklar.
Amaçsız iki takımın mücadele edeceği bu karşılaşmanın gollü geçmesini ve Gençlerbirliği’nin sahadan galip ayrılmasını bekliyorum. Gençlerbirliği’nin formda forveti Mustafa Pektemek, son haftalarda yakaladığı yüksek form grafiğini yine golle süsleyebilir. Gençlerbirliği’nden bir kaleci veya savunma tercihi de bu maç için isabetli olabilir. Antalyaspor’da oldukça formda olan Tita ve Serge Dijehoua’nın bu karşılaşmada olmaması takımı olumsuz yönde etkileyecektir ve tüm yükü Necati Ateş’in omuzlarına bindirecektir. Bu karşılaşmada Antalyaspor’dan risk almanızı pek önermiyorum.
Gaziantepspor – İBB
Ligin istikrarsız ekiplerinden Gaziantepspor, sürprizlerin takımı İBB ile karşılaşıyor. Gaziantepspor’da sakatlıkları bulunan Mahmut Bezgin ve Jorge Jorginho ile cezalı Olcan Adın, bu karşılaşmada görev yapamayacaklar. İBB’de ise Herve Tum, Marcos Barbosa, Taner Gülleri, Gökhan Kaba, Zeki Korkmaz ve Ergün Berisha’nın sakatlıkları bulunuyor.
Bu karşılaşmada Gaziantepspor’u galibiyete yakın ekip olarak gösterirken, İBB’nin sürpriz yapma ihtimalini es geçmemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Ben ne zaman İBB’den oyuncu alsam, İBB maçı kaybediyor; ne zaman İBB’den oyuncu almasam İBB sahadan galibiyetle ayrılıyor. Bu yüzden bu karşılaşmadan en fazla 1 oyuncu risk almanızı öneriyorum; benim tercihim Beto veya Julio Cesar de Souza’dan yana olur.
Eskişehirspor – Trabzonspor
Geçtiğimiz hafta Ankaragücü karşısında ağır bir yenilgi alan Eskişehirspor, Avrupa kupalarını kovalayan Trabzonspor ile evinde karşılaşıyor. Eskişehirspor’da sakat Caner Celep, Serdar Özbayraktar ve Jaycee Okwunwanne ile cezalı Volkan Yaman bu mücadelede yer alamayacaklar. Konuk Trabzonspor’da ise cezalı Hrvoje Cale, sözleşmesi feshedilen Ömer Aysan ve takımdan ayrılması söylenen Tony Sylva, bu karşılaşmada görev yapmayacaklar.
Eskişehirspor, diğer tüm büyük takımlara karşı olduğu gibi maça asılıp 3 puan için uğraşacaktır. Kupaya konsantre olan Trabzonspor ise, Avrupa kupalarını garantilediği için bu maça fazla önem vermeyebilir. Ben bu maçı çok riskli olarak görüyorum ve bu maçtan oyuncu tercih etmenizi pek önermiyorum. Zira, her iki takımın da galibiyet şansı eşit. Ancak, bu maçın gollü geçeceğine eminim ve bu maçtan risk almak isteyenlere Trabzonspor’dan Umut Bulut veya Alanzinho’yu, Eskişehirspor’dan ise Ümit Karan’ı öneriyorum.
9
Fantezi Futbol 29. Hafta
Şampiyonluk adaylarının öne çıktığı ve küme düşme potasında da ciddi bir mücadelenin yaşandığı 29. haftada fantezi futbolcuları yine birbirinden zorlu maçlar bekliyor. Şampiyonluk yarışının büyük ölçüde netleşeceği haftanın karşılaşmalarına bir göz atalım ve öne çıkması beklenen oyuncuları analiz edelim.
Gaziantepspor – Manisaspor
Geçtiğimiz hafta Diyarbakırspor deplasmanından net bir galibiyetle dönen Gaziantepspor, kümede kalma yarışında büyük bir mücadele veren Manisaspor’u evinde ağırlıyor. Gaziantepspor’un cezası nedeniyle seyircisiz oynanacak karşılaşmaya Gaziantepspor sakat Cenk Güvenç’ten ve sarı kart cezalısı Erman Özgür’den yoksun olarak çıkacak. Kümede kalma yolunda biraz daha avantajlı bir konuma geçen Manisaspor cephesinde ise sakat Oumar Kalabane dışında önemli bir eksik bulunmuyor.
Bu karşılaşmada Gaziantepspor’u galibiyete daha yakın takım olarak görüyorum ve size kaleci Mahmut Bezgin veya savunma oyunculardan birini ve Julio Cesar de Souza veya Jorge Jorginho’dan birini tercih etmenizi öneriyorum. Çok kısır maçlar çıkaran ve son 5 maçta sadece 1 gol atabilen Manisaspor’dan bu maçta risk almamanızı tavsiye ediyorum, zira hücum gücü yüksek bir Gaziantepspor Manisaspor’a oldukça zor anlar yaşatabilir.
Antalyaspor – İBB
Son 4 maçından sadece 1 puan çıkarabilen Antalyaspor, evinde sürprizlerin takımı İBB’yi ağırlıyor. Antalyaspor’da sakatlığı devam eden Vahap Işık ve cezalı Erhan Güven bu karşılaşmada takımlarındaki yerlerini alamayacaklar. Son 4 maçından 3 galibiyet çıkaran ve hem şampiyonluk adaylarını, hem de kümede kalma mücadelesi veren takımları rahatça yenen İBB’de önemli bir sakat veya cezalı oyuncu bulunmuyor.
Bu karşılaşmanın çok tehlikeli bir karşılaşma olduğunu düşünüyorum ve fantezi futbolcuları bu karşılaşmaya fazla bulaşmamaya çağırıyorum. Savunmasında hatalar yapan Antalyaspor karşısında fırsatçı İBB’nin goller bulması kimseyi şaşırtmasın. Geçen hafta takıma dönen İbrahim Akın, gösterdiği performansla formda olduğunu kanıtladı. Beraberliğin daha olası bir sonuç olduğu bu karşılaşma için sürprizcilere İbrahim Akın veya Necati Ateş’i önerebilirim.
Beşiktaş – Trabzonspor
Ligin en kritik derbi mücadelelerinden birinde Beşiktaş, evinde Trabzonspor’u ağırlıyor. Beşiktaş’ta Rodrigo Tabata, Nihat Kahveci, Mert Nobre, Fabian Ernst, Matteo Ferrari ve Ramazan Özcan’ın sakatlıkları bulunuyor, cezalı oyuncu ise bulunmuyor. Trabzonspor cephesinde ise sakat Tayfun Cora ve cezalı Drago Gabriç ile Ömer Aysan dışında bir eksik bulunmuyor.
Her iki takımın da önemli sakatlarla çıkacağı karşılaşmada ben ibreyi biraz daha Beşiktaş’tan yana görüyorum. Bu tip maçlar için daha fazla tecrübeye sahip olan Beşiktaş, savunmasını sağlam tutarak sonuca gitmeye çalışacaktır. Az gollü geçeceğine emin olduğum karşılaşmanın fantezi futbol için fazla çekici olmadığını düşünmekle beraber, Bobo veya Gustavo Colman’tan birini de derbiyi keyifle seyretmek adına kadronuza almanızı öneriyorum.
Ankaraspor – Fenerbahçe
Ankaraspor’un küme düşürülmesi nedeniyle bu hafta Fenerbahçe’den oyuncu almıyoruz.
Kasımpaşa – Ankaragücü
Son 5 maçından sadece 2 puan çıkarabilen ve genelde gollü maçlar oynayan Kasımpaşa, tam tersi bir mantaliteyle mücadele eden Ankaragücü’nü ağırlıyor. Çok inişli çıkışlı bir grafik çizen ve deplasmandaki Eskişehirspor karşılaşmasını oldukça talihsiz şekilde kaybeden Kasımpaşa’da cezalı Emre Toraman bu karşılaşmada görev yapamayacak. Beraberliklerin takımı Ankaragücü’nde ise sakat Mehmet Akan ve Muhammet Hanifi Yoldaş dışında bir eksik bulunmuyor.
Oldukça zorlu ve sürprize açık olan bu karşılaşmada gollü bir beraberliği daha olası bir sonuç olarak görüyorum. Açık bir futbol oynayan ve durmadan gol arayan Kasımpaşa ile savunma güvenliğini önde tutan Ankaragücü’nün mücadelesi, her türlü sonuca oldukça açık. Bu nedenle fantezi futbolcular için oldukça tehlikeli bir karşılaşma olduğunu düşünüyorum. Andre Moritz veya Jerome Rothen bu maç için iyi tercihler olabilir.
Gençlerbirliği – Bursaspor
Gol yollarında zorlanan ve zor gol yiyen bir takım ünvanına bürünen Gençlerbirliği, ligin en ciddi şampiyonluk adayını evinde ağırlıyor. Gençlerbirliği’nin savunmasının iki önemli isminden İlhan Eker sarı kart cezası, Ivan Radeljic ise Alpaslan Erdem ve Mahmut Şen gibi sakatlığı nedeniyle bu karşılaşmada forma giyemeyecek. Bursaspor’da ise Ömer Erdoğan ve Ozan İpek gibi iki kilit isim, sarı kart cezaları nedeniyle bu karşılaşmada takımdaki yerlerini alamayacak.
Bu karşılaşmanın az gollü bir beraberlikle sonuçlanacağını düşünüyorum. Ömer Erdoğan’ın yokluğunda Bursaspor’un savunmasının oldukça zorlanacağını, Ozan İpek’in eksikliğinin ise özellikle hücuma çıkarken itici gücü eksilteceğini düşünüyorum. Savunmasında önemli eksikleri olan Gençlerbirliği’nin ise savunma ağırlıklı bir kadroyla çıkacağını tahmin ediyorum. Son 4 maçta kalesinde gol görmeyen Gençlerbirliği, Bursaspor’u çok zorlayacaktır. Bu maçtan fazla risk almayın derim.
Denizlispor – Eskişehirspor
Ligin dibine demir atan ve ayağına kadar gelen fırsatları tepen Denizlispor, ligin flaş ekiplerinden Eskişehirspor’u ağırlıyor. Denizlispor’da sakat Douglas Braga dışında eksik bulunmazken, Eskişehirspor’da cezalı Sezgin Coşkun bu karşılaşmada görev yapamayacak.
Denizlispor için hayati önem taşıyan bu maçta Denizlispor’a son bir şans daha veriyorum ve Souleymane Youla’yı öneriyorum. Ayrıca, bu karşılaşmadan bir kaleci veya savunma oyuncusu da almayı düşünebilirsiniz.
Galatasaray – Diyarbakırspor
Şampiyonluk yarışına havlu atan Galatasaray, kümede kalma mücadelesi veren Diyarbakırspor karşısında moral arıyor. Cezalı Barış Özbek ve sakatlıkları devam eden Ayhan Akman ve Harry Kewell’ın bu karşılaşmada Galatasaray formasını giymesi beklenmiyor. Ancak, Hollandalı teknik adamın kimi sahaya süreceği konusunda ciddi bir belirsizlik bulunuyor. Diyarbakırspor’da ise cezalı bir oyuncu bulunmazken, dar kadronun sıkıntısı belirgin şekilde gözüküyor.
Galatasaray’ın bu karşılaşmayı rahat kazanacağını düşünüyorum ve size savunmadan Sabri Sarıoğlu veya Lucas Neill, orta sahadan Gio dos Santos veya Abdul Kader Keita, forvetten de Jo’yu öneriyorum. Diyarbakırspor’un bu maçta varlık gösterebileceğini pek düşünmediğim için bu takımdan oyuncu tavsiye etmiyorum.
Kayserispor – Sivasspor
Sakatları düzelen ve tam kadroyla hazırlanan Kayserispor, Galatasaray’dan son dakikada aldığı bir puanla moral bulan Sivasspor’u evinde ağırlıyor. Kayserispor’da uzun bir aradan sonra sakat veya cezalı oyuncu bulunmuyor. Konuk Sivasspor’da da önemli bir sakat veya cezalı oyuncu bulunmuyor ve her iki takım da tam kadro maça çıkıyor.
Bu karşılaşmada Kayserispor’u mutlak favori olarak görüyorum. Geçen hafta Galatasaray karşısında Aykut Erçetin’in acemice bir hatasıyla 1 puan alabilen ve ortaya koyduğu oyunla iyi sinyaller vermeyen Sivasspor, oldukça motive bir Kayserispor karşısında fazla dayanamaz. Bu karşılaşmada Kayserispor’dan bir savunma oyuncusu ve Ariza Makukula’yı kadronuza dahil etmenizi öneririm.
6
Hazin Bir Öykünün Sonu Geliyor: 1-1
Gün geçtikçe daha dibe batan Galatasaray, deplasmanda karşılaştığı ligin 15. sırasındaki Sivasspor karşısında son dakikada yediği golle çöktü: 1-1. İlginç kadrosuyla ilk yarıda önemli pozisyonlar yakalayan ve ancak 1 gol çıkarabilen sarı kırmızılı takım, büyük kısmını geriye yaslanarak geçirdiği ikinci yarıdaki oyunuyla şampiyonluk rüyasından uyandı.
Bu karşılaşmanın teknik yorumuyla ilgili fazla bir şey yazmak istemiyorum. Jo’yu kenarda tutup Mehmet Topal, Barış, Ayhan ve Mustafa Sarp’tan oluşan dörtlü bir ön libero ordusuyla maça başlayan Galatasaray, maçın ilk yarısında Giovanni dos Santos ve Abdul Kader Keita ile önemli pozisyonlar bulmasına rağmen ancak Barış Özbekle 1 gol buldu. Sivasspor ise Musa Aydınla yakaladığı bir pozisyon dışında sahada pek yoktu. Oyunun ikinci yarısına daha iyi başlayan Sivasspor, 51. dakikada Hayrettin Yerlikaya’nın geçirdiği sakatlığın ardından maça ciddi şekilde asıldı ve Galatasaray’ı adeta sahasına hapsetti. Yaklaşık 40 dakika boyunca oyunu kendi sahasında kabul eden Galatasaray, maçın başarılı ismi Aykut Erçetin’in acemice bir top sektirmesi sonucunda uzatma dakikalarının başında kalesinde golü gördü ve maç adil bir şekilde beraberlikle sona erdi.
Hazin Görüntüler
Maçın genelinde Galatasaray adına çok hazin görüntüler vardı. Bu durum, Galatasaray’ın yaşadığı ciddi disiplin ve takım ruhu sıkıntılarını da gösteriyordu. Barış Özbek’in “kasap” gibi rakibini katletmeye çalışarak oyundan atılması, Frank Rijkaard’ın rakip takımın teknik ekibiyle yumruklaşması, cezası nedeniyle maçı tribünden takip eden Milan Baros’un Galatasaray’ın yediği golden sonra kameralar kendisini çekerken sırıtması, oyuna sonradan dahil olan Jo & Elano Blumer ikilisinin bitik hali ve hepsinden önemlisi olarak Galatasaray’ın ligin 15. sırasındaki Sivasspor karşısında 40 dakika kendi sahasına hapsolması ve ikinci yarıda sadece savunmadan şişirilen toplarla hücuma çıkmaya çalışması, Galatasaray’ın şampiyonluktan uzaklaşmasının nedenlerini açıkça gösteriyordu.
Sivasspor cephesinde de ciddi sıkıntılar göze çarpıyordu. Çok sert oynayan ve bir türlü saldırgan görüntüsünden uzaklaşmayan Sivasspor’a şansı da yardım etti ve Aykut Erçetin’in büyük hatası Sivasspor’a beraberliği getirdi. Sivasspor’un stoperi Sedat Bayrak’ın atılmaması ise, tamamiyle maçın hakemi Halis Özkahya’nın marifetiydi. Yakın bir döneme kadar milli takım için düşünülen Sedat Bayrak, sert müdahelelerini hakaret dolu sözleriyle süsledi ve maçı seyreden herkesi çileden çıkardı. Sezon başından beri ciddi bir agresiflik içinde olan Sedat Bayrak için tehlike çanları çalıyor.
Bundan Sonrası
Galatasaray taraftarı, takımına olan inancını yitirdi. Galatasaray futbol takımının içinde de ciddi bir disiplinsizlik ve takım ruhu eksikliği göze çarpıyor. Adeta paralı lejyonerlerden oluşan Roma ordusuna dönüşen Galatasaray, taraftarlarının boynunu eğen bir görüntü sergiliyor. Takım içi sıkıntıların yanı sıra takımın çok kötü performansı ve olmayan taktik anlayışı, olayı iyice ciddi ve vahim bir hale getiriyor.
Bence Galatasaray bu sezona artık havlu attı. Kalan 6 maçta da Galatasaray’dan pek birşey beklememenizi tavsiye ederim. Taraftarını kahreden bu kadar kötü durumdaki bir takımın bundan sonra sezon sonuna kadar elde edeceği başarılar, taraftarlarını tatmin etmekten oldukça uzak kalacaktır. Zira, Galatasaray taraftarı sadece para için oynayan ruhsuz futbolcuları seyretmekten bıktı. Bundan sonra Galatasaray taraftarlarına tavsiyem, onur mücadelesi veren Galatasaray Cafe Crown’u desteklemeleri ve Galatasaray futbol takımını da her fırsatta makul ölçülerde ve saygıyı elden bırakmadan protesto etmeleri yönünde olacaktır.
Son olarak, Galatasaray’ın bu sezon düştüğü halin ana sorumlusu olarak Frank Rijkaard’ı gösteriyorum ve sezon sonu Hollandalı teknik adamla dostça ayrılmanın doğru yol olacağını vurguluyorum. Takım içindeki disiplin sorunu, takım ruhunun oluşmaması, oyuncuların kötü performansı ve takımın oyuncularının bir taktik disiplinine sahip olmamaları, tamamiyle Hollandalı teknik adamın suçudur. Eğer Frank Rijkaard ile devam edilecekse, gelecek sezon için kendisine Flemenkçe bilen iyi bir tercüman tahsis edilmesi ve yardımcı antrenör olarak Johan Neeskens yerine Türk futbolunu çok daha iyi tanıyan bir yerli antrenörün (örneğin Tugay Kerimoğlu) atanması çok daha doğru olacaktır.
28
Gol Atan Galip: 0-1

Ezeli rakibi Fenerbahçeyle ligin kader maçına çıkan Galatasaray, sönük bir ilk yarının ardından ikinci yarıda etkili olmaya başladığı dakikalarda kalecisinin hediye ettiği golle mağlup oldu. Maçın genelinin futbol kalitesi oldukça düşük kalırken, maçın sonunda sahadan gülerek ayrılan Fenerbahçe şampiyonluk yarışında müthiş bir avantaj yakaladı.
İlk Yarıda Top Yüzü Görmedi
Maçın ilk yarısına Galatasaray aynı Trabzonspor maçı gibi çok hızlı başladı ve iki forvetle oynadığı bölümde 1. dakikada Mustafa Sarp, 7. dakikada ise Giovanni dos Santos ile 2 önemli pozisyon yakaladı. Bu pozisyonları heba eden ve Fabio Bilica’nın yerinde müdahelelerine takılan Galatasaray, daha sonra tekrar 4-3-3 sistemine döndü ve bu dakikadan sonra maçın direksiyonunu Fenerbahçe’ye verdi. Rakibinin hücumda baskı yapmaktaki zaafını ve orta sahadaki boşluklarını çok iyi değerlendiren sarı lacivertli takım, ilk yarının geri kalanında sahanın mutlak hakimi oldu ve adeta ev sahibi gibi oynadı. Ancak, sarı lacivertli takım topa hakimiyetini pozisyonlara çeviremedi ve ilk yarı 0-0 berabere sona erdi.
Maçın Kaderini Dos Santos Belirledi
Maçın ikinci yarısında Galatasaray biraz daha toparlanmaya başladı ve oyunda dengeyi sağladı. Abdul Kader Keita’nın hareketli oyunuyla tehlikeler yaratmaya çalışan sarı kırmızılı takım, 57. dakikada maçın en net pozisyonunu penaltı noktası üzerinde Giovanni dos Santos’un bomboşken topu auta göndermesiyle heba etti. Bu pozisyonla adeta kader döndü ve 13 dakika sonra 40 metreden kaleye topu gönderen Galatasaray’ın belalısı Selçuk Şahin, Leo Franco’nun akıl almaz hatasıyla takımını öne geçirdi. Golden sonra şaşkınlığı atamayan ve demorolize olan Galatasaray, bir türlü rakip sahada baskı kuramadı. Buna rağmen son dakikada Abdul Kader Keita’nın şutuyla önemli bir gol şansı yakalayan Galatasaray, Volkan Demirel’in müthiş kurtarışının ardından maça havlu attı. Maçın son pozisyonunda Diego Lugano’nun Giovanni dos Santos’u ceza sahasının içinde çekerek yere indirmesi ve hakemin penaltıyı atlaması ise, Galatasaray’ın yarattığı büyük hayal kırıklığının gölgesinde unutuldu gitti.
İyi Oyuncular Kritik Anlarda Ortaya Çıkıyor
Ruhsuz ve mücadeleden uzak bir gününde olan Galatasaray’ın bu karşılaşmada iyi oynayan oyuncusu pek yoktu. Sağ kanatta büyük bir mücadele veren Sabri Sarıoğlu, bu oyuncunun önünde oynayan Abdul Kader Keita ve zaman zaman parlamasıyla Giovanni dos Santos, vasata ulaşabilen nadir isimler olarak gözüktüler. Ancak Giovanni dos Santos’un cömertçe gol pozisyonlarını harcaması, Trabzonspor maçı gibi bu karşılaşmada da Galatasaray’ın sonunu hazırladı.
Galatasaray’ın genel anlamda çok kötü oynadığını söylerken, beş oyuncuyu ön plana çıkarmak istiyorum. Kaleci Leo Franco, bu maçta yaptığı hatayla Galatasaray kariyerine pratikte nokta koydu. Eğer Frank Rijkaard bu oyuncuyu geriye kalan maçlarda sahaya sürme cüretini gösterirse, tüm taraftarını da karşısına alır. Sol bekte görev yapan Caner Erkin, yine çok kötüydü ve özellikle heba ettiği ortalarla saç baş yoldurdu. Orta sahada görev yapan Mehmet Topal – Mustafa Sarp ikilisi orta sahayı rakibe teslim etmekle kalmadı, aynı zamanda yaptıkları ürkeke paslarla takımın hücuma çıkışını engelledi. Brezilya milli takımı apoletiyle geçinen Elano Blumer ise, maç boyunca yerden kalkamadı ve Galatasaray’a ilk geldiği günlerdeki etkisiz ve pısırık görüntüsüne geri döndü.
Fenerbahçe ise, maçı genelde savunmada kabul edip sakin oyunuyla sonuca ulaştı. Özellikle iki stoperi Diego Lugano – Fabio Bilica’nın etkili oyunuyla ayakta duran sarı lacivertli takım, ilk yarıda Selçuk Şahin ve Andre Santos’un da bu isimlere katılmasıyla orta sahanın hakimi oldu ve Galatasaray’a top göstermedi. İkinci yarıda ibrenin rakibinden yana döndüğü dönemde dahi savunma disiplinini elinde tutan Fenerbahçe, piyangodan bir golle 3 puana ulaşarak sahadan mutlu ayrıldı. Volkan Demirel’in son dakikadaki kurtarışı ve Diego Lugano’nun sebep olduğu atlanan penaltı pozisyonu ise, Fenerbahçe’nin şansıydı.
Frank Rijkaard Demişken…
Sezon başında büyük bir şamatayla takımın başına getirilen ve özellikle total futbol anlayışını takıma aşılamasıyla öne çıkan Frank Rijkaard, takımın gidişatına herhalde inanamıyordur. Galatasaray, oyunu kendi sahasında kabullenen ve kaptığı toplarla uzun pas atıp yetenekli oyuncularının maharetine güvenen bir takım haline geldi. Ayağa paslar, uzun pasların olmadığı bir sistem, koordineli bir takım gibi unsurlar ise bir hayal oldu. Galatasaray’ın durmadan Jo’ya uzun pas atarak çıktığını ve topa hakim olamadığını uzun zamandır görüyoruz. Bu durum, Fenerbahçe, Ankaragücü, Kasımpaşa, Trabzonspor maçlarında ayan beyan ortadaydı. Peki sorarlar adama, ne oldu total futbol?
Frank Rijkaard’ın elini kolunu bağlayan en önemli faktör, Galatasaray’ın orta saha oyuncularının oldukça formsuz olması olarak gözüküyor. Mehmet Topal, Mustafa Sarp, Ayhan Akman, Barış Özbek, Elano Blumer gibi bu bölgenin kilit oyuncularının her biri, bir diğerinden daha kötü durumda. Savunmasından top çıkaran Galatasaray, savunmanın önünde oynayan oyuncuların hepsinin topu %99 oranında savunmaya geri vermesi nedeniyle topu şişirmek ve uzun paslarla çıkmak zorunda kalıyor. Böylece, total futbol işi de Galatasaray için büyük bir yalan haline geliyor.
Bugün Frank Rijkaard oyuncu tercihleriyle, taktik anlayışıyla ve maç içindeki değişiklikleriyle adeta sınıfta kaldı. Orta sahayı kalabalık tutan Fenerbahçe karşısına Alex de Souza’yı birebir marke eden Mehmet Topal ve iki pısırık oyuncu Mustafa Sarp – Elano Blumer ile çıkan Hollandalı teknik adam, ilk yarıda rakibine boyun eğen bir takım yarattı. İkinci yarıda Arda Turan – Mehmet Topal değişikliğiyle orta sahada mücadeleyi iyice bırakan ve akıncılar gibi rakip kaleye saldırmaya çalışan Rijkaard, sakatlığının geçmediği her halinden belli olan Arda Turan’ın etkisiz oyununu hesaba katamadı. Sonunda da, Frank Rijkaard’ın takımı bir önemli karşılaşmadan daha başı eğik ayrıldı ve kalan tek hedef olan şampiyonluğa büyük ölçüde havlu attı.
Şans Kimin Umrunda?
Maçtan sonra özellikle Galatasaray tarafında demeç veren kişiler, Galatasaray’ın şampiyonluk şansının halen devam ettiğini ve son ana kadar yarışmayı bırakmayacağını belirttiler. Peki bu maçlarda Galatasaray, kendisini destekleyecek taraftar bulabilecek mi? Bugüne kadar oynadığı maçların birçoğunda tıklım tıklım tribünlere karşı oynayan sarı kırmızılı takım, taraftarının tek isteğini yerine getiremedi ve tüm taraftarlarının şevkini, ümidini, inancını kırdı. Taraftarının en çok önem verdiği karşılaşmada sahada mücadele etmeyen ve pasif şekilde dolaşan Galatasaraylı oyuncular, taraftarlarının ruhunu taşımadıklarını açıkça gösterdiler. Galatasaray’ın şu an geldiği durum, geçen sezona çok benziyor; sanırım sezonun sonu da aynı şekilde bitecek.
Burada Galatasaray teknik direktörünün yapacağı bazı değişiklikler, taraftarlarının reaksiyonunu önemli ölçüde etkileyecektir. Galatasaray taraftarı, Leo Franco, Caner Erkin, Mustafa Sarp, Elano Blumer gibi ruhsuz isimleri sahada görmek istemiyor. Bu oyuncuların yerine gönülden oynayan, sonuna kadar mücadele eden ve ruhunu sahaya koyan isimler, netice ne olursa olsun çok daha destek topluyor. Galatasaray’ın bu hafta deplasmanda oynayacağı Sivasspor karşılaşması sarı kırmızılı takımın sadece bu sezonki kaderini değil, aynı zamanda sarı kırmızılı takımın kadrosunda bulunan oyuncuların ve antrenörlerin hepsinin geleceğini de tayin edecektir. Bana göre artık Ufuk Ceylan, Ayhan Akman, Barış Özbek, Hakan Balta gibi isimlerin forma zamanı geldi. Özellikle Leo Franco konusunda oldukça dikkatli olmak lazım, zira Galatasaray taraftarının sezonun genelinde çok kötü oynayan ve kazanılan maçlarda bile saçma sapan işler yapan bu oyuncuya Fenerbahçe’ye hediye ettiği galibiyetten sonra artık hiç tahammülü kalmadı.
Şanslı Polat
Galatasaray’ın başkanı Adnan Polat, bence sezonun en şanslı dönemlerinden birini yaşadı. Büyük maçtan bir gün önce yapılan seçimde yeniden göreve gelen Adnan Polat, eğer seçim bu karşılaşmadan sonra yapılsaydı büyük bir yara almış şekilde seçime girer ve bence büyük bir olasılıkla seçimi kaybederdi. Zira, Galatasaray’ın başkanı tüm camiasının en büyük isteğini yine yerine getirememiş oldu. Seçimin bu maçtan önce yapılması, Adnan Polat’ın başkan şansı oldu.
Tribünlerde Güzel Görüntüler
Büyük derbinin öncesinde taraftarlar arasında önemli bir olay yaşanmaması oldukça önemliydi. Maçın başında Özhan Canaydın’ın stadyumdaki herkes tarafından saygıyla anılması, maçın tüm tansiyonunu indirdi ve belki de Özhan Başkan’ın en büyük hayalini gerçeğe dönüştürdü. Maçın genelinde Alex de Souza’ya atılan bir su dışında önemli bir olay olmaması ve futbolcuların da sakin kalması, derbi için olduça önemliydi.
Türk Hakemliğinin Portresi: Cüneyt Çakır
Türk hakemliğinin yüzakı olarak gösterilen Cüneyt Çakır, yardımcılarıyla beraber verdiği kararlarla maçı adeta yüzüne gözüne bulaştırdı. Dengesiz ve ölçüsüz kullandığı kartlar, atladığı fauller, çaldığı faul olmayan pozisyonlar, hatalı ofsayt kararları ve tüm bu unsurları tamamlayan maçın sonunda atladığı apaçık penaltı, Cüneyt Çakır’ın değil Türk hakemliğinin ana özelliklerini gösterir nitelikteydi. Tecrübeli hakemin sahanın en formsuz ismi olduğunu ve Galatasaray kalecisi Leo Franco’dan bile daha vahim birçok hata yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Maçın ilk bölümünde Alex de Souza’yı marke eden Mehmet Topal’a pozisyon gereği ellem oynama nedeniyle sarı kart gösteren Cüneyt Çakır, daha sonra benzer pozisyonlarda Daniel Güiza için aynı cezaya başvurmadı ve sadece uyarmakla yetindi. İlk yarının son dakikalarında ikili mücadelede Abdul Kader Keita’ya faul yapan Mehmet Topuz’a ucuz bir sarı kart veren Cüneyt Çakır, bu pozisyonu takiben Andre Santos’un Giovanni dos Santos’a yaptığı ağır faule devam kararı verdi. Anlattığım bu iki örneğe benzer birçok çelişkili karara imza atan Cüneyt Çakır, maçın sonunda Giovanni dos Santos’u çekerek indiren Diego Lugano’nun bu hareketini de atlayarak bugünkü yönetimini taçlandırdı.
Yaşadığım Büyük Çelişki
Bugünkü karşılaşmadan sonra sezonun geri kalanında Galatasaray’ın maçlarına gitmeme konusunu ciddi şekilde düşünüyorum. Bu kararı düşünmemdeki en büyük neden, sahaya çıkan oyuncuların büyük çoğunluğunun ne tribündeki taraftarların arzusuna ve ruhuna, ne de birçok başarılı takımı izlerken gördüğüm taktik anlayışına sahip olmamalarıdır. Ben Leo Franco, Caner Erkin, Giovanni dos Santos, Elano Blumer gibi paralı askerler yerine Sabri Sarıoğlu gibi ruhuyla oynayan oyuncular seyretmek istiyorum. Maalesef Galatasaray’ın mevcut görüntüsü içler acısı, taraftarının da tepkisi ve isyanı da en üst seviyede. Tekrar söylüyorum, Leo Franco’nun biletini artık kesmek gerekiyor, yoksa bu oyuncunun biletini Galatasaray taraftarı tepkisiyle kesecek.
Bu karşılaşmanın ardından eve geldim ve tesadüfen Real Madrid – Atletico Madrid derbisini seyrettim. Maçı seyrederken de düşündüm, acaba ben iki saat önce başka bir spor mu seyretmiştim? Pozisyon zenginliği, oyuncuların mücadelesi, taraftarın desteği, oyunun temposu o kadar farklıydı ki, iki saat önce adeta vakit kaybettiğimi ve eziyet çektiğimi hissettim. İki maç arasındaki en büyük fark oyuncuların bireysel yeteneklerinden çok zengin ve etkili taktik anlayışıydı. Bu gidişle yakında Turkcell Süper Lig’imize fiilen veda eder ve daha güzel futbolun oynandığı liglere yönelirim. Nihayetinde iyi futbol seyretmek hepimizin hakkı.
21
“Onur”lu Galibiyet
Zirve yarışında Fenerbahçe derbisi öncesi Trabzonsporla deplasmanda karşılaşan Galatasaray, büyük bir takıma yakışmayacak hatalar sinsilesinin ardından keskin virajı dönemedi ve sahadan 1-0 mağlup ayrıldı. Büyük bir heyecana sahne olan karşılaşmaya ev sahibi Trabzonspor’un kalecisi Onur Kıvrak damgasını vurdu.
Pinpon Maçı
Maça iyi başlayan takım, konuk Galatasaray oldu. İlk 10 dakika içerisinde Jo ve Giovanni dos Santos ile iki önemli pozisyon yakalayan sarı kırmızılı takımı durduran isim, Trabzonspor’un kalecisi Onur Kıvrak oldu. Oyunu dengeleyen Trabzonspor, fazla bir varlık gösteremese de Galatasaray kalesine biraz daha gelmeye başladı. Derken 30. dakikada Emre Güngör sahneye çıktı ve Gustavo Colman’a kaptırdığı top Galatasaray’ın kalesine gol olarak döndü. Golden sonra biraz bocalamanın ardından son 10 dakikada tekrar bastıran Galatasaray, Giovanni dos Santos ve Barış Özbek’in kaçırdığı iki önemli pozisyonun ardından ilk yarıyı 1-0 geride kapattı.
İkinci yarıya daha iyi başlayan takım, Galatasaray’ın boşluklarını iyi değerlendiren Trabzonspor oldu. Oyunun 70. dakikasına kadar istediği baskıyı kuramayan Galatasaray, Trabzonspor’un Burak Yılmaz – Engin Baytar değişikliğinin ardından sol kanatta tek başına kalan Hrvoje Cale’nin kanadından çok etkili oldu. Giovanni dos Santos’un bindirmeleriyle rakibinin savunmasının dengesini bozan sarı kırmızılı takım birçok gol pozisyonu yakalarken, kalesinde de birkaç önemli gol pozisyonu verdi. Ancak, Galatasaray beraberliği yakalayacak golü bulamadı ve bu önemli karşılaşmadan Trabzonspor 1-0 galip ayrıldı.
Fenerbahçe Maçı Öncesi Korkutucu Tablo
Gelecek hafta Fenerbahçeyle ligin kader maçına çıkacak olan Galatasaray, aldığı Trabzonspor mağlubiyetiyle puan anlamında tüm kredisini tüketti. Sarı kırmızılı takım, taraftarlarının gözünde kötü oyun anlamında da artık kredisini yitirdi ve herkesi bıktırdı. Geçen hafta Ankaragücü maçında rakibinin üstünlüğünü kabul eden ve bireysel yetenekleriyle sonuca giden Galatasaray, yine oyun anlamında pek birşey ortaya koyamadı. Özellikle savunma ve orta sahanın defansif bölümünde çok aksayan Galatasaray için tehlike çanları çalıyor.
Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki en arızalı bölümü, savunmanın göbeğiydi. Emre Güngör – Lucas Neill ikilisi, hızlı Trabzonspor hücum oyuncuları karşısında çok ağır kaldılar ve birçok bireysel hata yaptılar. Hatanın telafisinin olmadığı karşılaşmada affedilmez bir hata yapıp topu kaptıran ve bastıran takımını bir anda tabelada geriye düşüren Emre Güngör, bugünkü performansıyla yedek kulübesinde uzun süreli bir konaklamayı hak etti. Bu oyunculara savunmanın solunda görev yapan ve olmayan savunma meziyetleriyle sahada adeta dolaşan Caner Erkin de katıldı. Bu üç oyuncu sayesinde, Galatasaray ceza sahasına doğru gönderilen topların birçoğu tehlikeli hale geldi.
Caner Erkin için ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Daha önce bu oyuncunun mantalite olarak Galatasaray’a yakışmayan bir isim olduğu konusunu birkaç kez yazılarımda belirtmiştim. Bu karşılaşmada da her zamanki gibi savunmada aciz kalan Caner Erkin, duran topların birçoğunu da kullandı. Birçok müsait köşe vuruşu ve frikiği heba eden ve topa yükseklik dahi veremeden en yakındaki Trabzonsporlu oyuncuya nişanlayan Caner Erkin’in bu inadı bana yenilen pehlivanın güreş tutkusunu hatırlattı. Kiralık olarak takıma katılan bu genç oyuncunun Galatasaray’a transfer olmasına ciddi şekilde karşı olduğumu tekrar belirtmek isterim. Zira, böyle acemi ve amatör isimler Galatasaray takımına hiç yakışmıyor.
Sarı kırmızılı takımın ikinci kötü bölgesi de orta sahaydı. Mustafa Sarp – Barış Özbek ikilisi, adeta sahada yoklardı. Her iki oyuncu, özellikle Alanzinho gibi fizik gücü sınırlı bir oyuncu karşısında varlık gösteremeyerek büyük hayal kırıklığı yarattılar. Bu oyuncuların önünde oynayan Elano Blumer de, son maçlardaki pasif ve güçsüz görüntüsünü devam ettirdi. Bu oyuncunun etkisiz hale gelmesinde Trabzonspor’un sert savunmasının da rolü büyüktü.
Son olarak sarı kırmızılı takımın beceriksiz hücum oyuncularına da bir paragraf açmak gerekir. Bu kadar kritik karşılaşmada birkaç müsait pozisyonu harcayan Jo, Giovanni dos Santos ve Abdul Kader Keita, bir türlü Galatasaray’a skorda ihtiyacı olan katkıyı sağlayamadılar. Eğer Galatasaray’ın forvetleri biraz dikkatlı olsaydı ilk 10 dakikada Galatasaray rahatlıkla iki farklı öne geçebilirdi.
Sabır Küpü Rijkaard
Galatasaray’ın bugünkü en formsuz isimlerinden biri de teknik direktör Frank Rijkaard’tı. İkinci yarı bocalayan takımda Elano Blumer’in yerine Milan Baros’u sahaya sürerek orta sahayı adeta Trabzonspor’a teslim eden Hollandalı teknik adam, büyük bir sabır örneği göstererek Barış Özbek – Mustafa Sarp ikilisine 90 dakika dayandı ve Ayhan Akman gibi tecrübeli bir oyuncuyu yanında oturttu. Halbuki bu maç mücadeleci yapısıyla Ayhan Akman için en uygun karşılaşmalardan biriydi. Frank Rijkaard’ın Milan Baros’u oyuna sürerken Elano Blumer yerine Abdul Kader Keita, Giovanni dos Santos veya Jo’yu oyundan alması çok daha uygun olurdu. Bu oyuncu değişikliğinin yanında Barış Özbek – Ayhan Akman değişikliği de oldukça gerekliydi. Ancak, Hollandalı teknik adam bunu da maalesef uygun görmedi. Kısacası bugün Frank Rijkaard sınıfta kaldı.
21
Gayrettepe Arenası ve Süper Kahramanlar
Geçtiğimiz hafta Galatasaray – Ankaragücü karşılaşması hakkında bir değerlendirme yazısı yazmadım. Maça gittim ve maçı seyrettim, ancak bu maçın üzerine bir yazı yazmak içimden gelmedi; zira, maçtan önce ve maç esnasında şahit olduğum olaylar içimdeki spor sevgisini öldürmüş ve maçta olan herşeyin önüne geçmişti. Bu ortamda da karşılaşma üzerine kalem oynatmanın pek mantıklı olmadığını düşündüm.
Gayrettepe Arenası
Galatasaray – Ankaragücü maçının gününde hava uzun bir zaman sonra ilk defa bu kadar güzeldi. Maçtan önce herkes sokaklarda eğleniyor, kendilerini maça hazırlıyordu. Ancak, ortaklıkta biraz gerginlik de vardı. Maçtan birkaç saat önce stadyum çevresine gelen Ankaragücü taraftarlarının bundan birkaç sene önce Beşiktaş’ın Çarşı’sına yaptıkları baskının bir benzerini Galatasaray taraftarlarının toplandığı bölgeye yaptıkları ve büyük hasar verdikleri, hatta birkaç kişinin bıçaklanarak yaralandığı herkes tarafından konuşuluyordu. Bunun yanında, ligin ilk yarısında Ankara’da oynanan karşılaşmanın ardından çıkan büyük arbede ve Galatasaray taraftarlarının kendilerine ayrılan yerde çektikleri eziyet de halen unutulmamıştı.
Maçın başlamasına 1 saat kala Gayrettepe’de Galatasaray taraftarlarının toplandığı meydana bir polis minibüsü ve arkasında da bir otobüs geldi. Otobüsün içindekilerin Ankaragücü taraftarları olduğu açıkça görülüyordu. Tam bu sırada trafik tıkandı ve bu otobüs meydanda adeta çakılı kaldı. Bu otobüsü farkeden Galatasaray taraftarları, bir anda buldukları herşeyi otobüse fırlatmaya başladılar. Yüzlerce bira şişesi, yemek, su şişeleri ve hatta koca saksıyı dahi atan taraftarlar vardı. Otobüsün içindeki Ankaragücü taraftarları ise yanlarında getirdikleri türlü kesici aletleri kestirerek otobüsten inmeye ve karşılık vermeye kalktılar. Neyseki Galatasaray taraftarlarının attığı maddelerden sadece otobüsün dış camı kırıldı ve iç camı sağlam kaldı. Ankaragücülü taraftarlar ise otobüs şöförünün kapıyı açmaması sayesinde daha büyük olaylara karışmadan oradan götürüldüler.
Bu olayların sonrası ise doğal olarak oldukça üzücü oldu. Bir anda onlarca polis geldi ve taraftarları coplarıyla dağıtmaya başladı. Birçok kadın ve çocuğun da olduğu yüzlerce kişiden oluşan bir taraftar topluluğu çaresizce kaçışmaya başladı ve bir kısım taraftarın “kaçın”, bir diğer kısım taraftarın “kaçmayın, karşı koyun” sloganlarıyla stadyuma girildi. Böylece, maç öncesi yaşanan Gayrettepe arenası aşaması sona erdi.
Ali Sami Yen’de Örümcek Adamlar
Gayrettepe Arenası’ndan ayrılıp stadyuma geçtiğimizde daha ilginç görüntüler vardı. Maç öncesi Ankaragücü taraftarlarının durmadan küfürlü tezahürat yapması, herkesi fazlasıyla şaşırtmıştı. Maç başladı ve Galatasaray ilk 5 dakikada emniyet golünü Jo ile buldu. Sonrasında maçın direksiyonu İstanbul’da oynanan Galatasaray – Atletico Madrid karşılaşmasını andıran şekilde Ankaragücü’nün eline geçti. Ancak, Ankaragücü’nün Atletico Madrid gibi bireysel yetenekleriyle ön plana çıkamaması ve savunmada acemice hatalar yapması, Galatasaray’ın Keita’nın elinin de yardımıyla attığı golle farkı 2’ye çıkarmasına ve ikinci devrenin sonunda bu kez fiziksel üstünlüğünü kullanıp son dakikalarda oyuna dahil olan Milan Baros’a asist yapmasıyla farkı üçlemesine yol açtı.
Maçta değişmeyen unsurlar arasında Servet Çetin’in sakarlıkları, Barış Özbek’in saç baş yolduran pas hataları, Mustafa Sarp’ın trafik polisliği, Giovani dos Santos’un kendine format atarak pasif role geri dönmesi ve Elano Blumer’in toptan kaçarak asgari sayıda topa değmesi bulunuyordu. Bunların yanında, kararlarıyla herkesi şaşkına çeviren Kuddusi Müftüoğlu da yine günündeydi; tecrübeli hakemin verdiği birçok karar her iki takım futbolcularını şaşırttı. Bu maçın yenilikleri arasında ise Milan Baros’un sahalara golle geri dönmesini ve Lucas Neill’in Popescu’yu andıran şekilde golle sonuçlanan iki atağı başlatmasını sayabiliriz.
Benim maçtan en çok ilgimi çeken durum ise, Ankaragücü taraftarlarının özellikle takımları gol yedikten sonra adeta örümcek adam gibi tellere tırmanmaları oldu. Zıplayarak asıldıkları tellerden metrelerce yukarı tırmanarak aşağı doğru sallanan ve birkaç kez demir telleri yerinden çıkarmayı başaran misafir takım taraftarları, maçın sonunda farkın açılmasıyla beraber biraz olsun sakinleştiler. Bulundukları yerdeki koltukları yerle bir eden taraftarların bu koltukları Galatasaray taraftarlarına atmaya çalışırken, fırlattıkları koltukların tellerden kendilerine geri sekmesiyle yaralanmaları ise olayın ayrı bir boyutuydu.
Maçın sonuna gelindiğinde stadyumda mutlu Galatasaray taraftarları ve suskun Ankaragücü taraftarları vardı. Benim için maçın hikayesi burada bitmişti. Ancak, maçın hikayesinin sonunu Galatasaray taraftarlarının yazdığını televizyondan gördüm. Taraftarlar arasında çıkan bir kavga tribünü koruyan cam bölümün önüne taşmış ve Beşiktaşlı olduğu iddia edilen ve aslı halen açıklanmayan bir taraftar aşağıya düşmüş. Gayrettepe Arenası’nda yaşananlarla başlayan karşılaşma, Ali Sami Yen semalarında Superman olamadığı için ciddi şekilde yaralanan bir taraftarın yaşadıklarıyla sona ermiş.
Konuyla İlgili Haberler
Maçın ardından değişik basın organlarında maçın sonundaki olayın öne çıkarıldığını ve maçın başındaki olayların neredeyse hiç bahsedilmediğini gördüm. Sadece, Ankaragücü taraftarlarının getirdiği çoğu döner bıçağı olmak üzere türlü türlü kesici aletlerin resmi basına yansımıştı. 17 otobüsle İstanbul’a gelen Ankaragücü taraftarlarının birçoğunun üst aramasında üzerlerinde çıkan maddeler ve alkol seviyelerinin çok yüksek olması nedeniyle stadyuma alınmadıkları belirtiliyordu. Galatasaraylı taraftarların toplandığı Şelale Restoran’a Ankaragücü taraftarlarının taş ve sopalarla saldırdığı, olaylara satır, bıçak, demir çubuk ve tornavida gibi kesici aletlerin karıştığı, çıkan arbedede 5 polis ve 2 Galatasaray taraftarı olmak üzere toplam 7 kişinin yaralandığı, polisin biber gazı sıkarak çıkan olaylara müdahele ettiği ve “Ankara Gecekondu” olarak tabir edilen Ankaragücü taraftar topluluğundan 43 kişinin gözaltına alındığı ise az sayıda basın organı tarafından öne çıkarılıyor ve maç öncesi doğal olaylar olarak gösteriliyordu.
Spor mu Demiştik?
Sitenin künyesinde yazıldığı ve adından da anlaşılacağı üzere bu sitenin amacı spor haberleri vermek, spor çevresinde oluşan türlü türlü yan olaylara değinmek değil. Ancak, geçen hafta sonu şahit olduğum olaylar benim gözümde oynanan karşılaşmanın önüne fazlasıyla geçti ve benim için bir ayrıntı olarak kalan bu maç hakkında yazı yazmama kararı aldım. Hafta arasında sitemizin kurucusu Alper’in maç yazısı yayınlamamamla ilgili sorusu üzerine bu yazıyı kaleme alıp sizlere olayları bir de kendi gözümden aktarmak istedim. Size sorayım, sizce spor bu olayların neresinde? Bu yazıyı okuyan aileler, çocuklarını gönül rahatlığıyla maça gönderebilirler mi? Bu olaylara yakın zamanda sert önlemler alınmazsa, gidişat çok daha kötü olacak, benden söylemesi…
26
Mahkum Galatasaray: 1-2
Sahasında Atletico Madrid karşısında tur arayan Galatasaray, iyi oynadığı ilk yarının ardından önce rakibinin etkili oyununa, daha sonra da hakemin taraflı yönetimine mahkum oldu ve elindeki turu 90. dakikada yediği golle kaybetti. Galatasaray’ın verilmeyen net penaltısı ve Caner Erkin’in gördüğü gereksiz kırmızı kart, maçın kaderini belirledi.
İkinci Yarı Yakışmadı
Maçın ilk yarısında sahada oyunu kendi sahasında kabul eden ve kontrataklarla çıkmaya çalışan Galatasaray, rakibine pozisyon vermeden ve birkaç önemli pozisyon yakalayarak ilk yarıyı golsüz berabere tamamladı. Atletico Madrid’i yaptığı baskıyla top kayıplarına zorlayan temsilcimiz, Elano Blumer ve Arda Turanla iki önemli pozisyonu da değerlendiremedi. Özellikle Arda Turan’ın ilk yarının bitimine doğru kaçırdığı net gol pozisyonu, maçın gidişatını önemli ölçüde değiştirebilirdi.
Maçın ikinci yarısının gidişatını Mustafa Sarp ve Mehmet Topal gibi iki kısıtlı teknik kapasiteli oyuncunun önünde oynayan ve takımını hücuma çıkaran kilit isim olan Elano Blumer’in sakatlanarak 50. dakikada yerini Ayhan Akman’a bırakması belirledi. Hakemin taraflı kararlarıyla ikili mücadelelerde müdahele edemez hale gelen Galatasaray, Ayhan Akman’ın takımı hücum bölgesine çıkaramamasının cezasını sahasına hapsolarak çekti. Çok iyi pas yapan ve Galatasaray’ı bunaltan Atletico Madrid, günün en etkili ismi Jose Antonio Reyesle iki önemli pozisyonu kaçırdıktan sonra Galatasaray savunmasının uyuduğu bir taç atışında 63. dakikada Simao Sabrosa ile aradığı golü buldu.
Golden hemen sonra ikinci yarıdaki ilk gol pozisyonunda Arda Turan’ın ortasını kafayla ağlara gönderen Abdul Kader Keita, 66. dakikada skoru eşitledi. Bu golden sonra çabuk toparlanan Atletico Madrid, yine Galatasaray’ı sahasına hapsetti. Bu baskıdan kaptığı bir topla 79. dakikada kurtulan temsilcimiz, Caner Erkinle bir gol pozisyonuna girdi. Bu pozisyonda Luis Perea’nın topa eliyle net müdahelesini maçın 6 hakeminin birden görmezden gelmesi, maçın kaderini belirledi. Bu pozisyonun hemen ardından çılgına dönen Caner Erkin, iki dakika içinde birbirinin aynısı iki tane sarı kartlık faul yaparak oyundan atıldı. Buna rağmen pes etmeyen temsilcimiz, kalesinde ikinci golü son dakikada günün en silik ismi Diego Forlan’ın ayağından gördü. Savunmada konsantrasyonu bir anda yitiren temsilcimiz, son dakikada yediği golle kupaya veda etti.

Frank Rijkaard Sınıfta Kaldı!
Galatasaray’ın teknik direktörü Frank Rijkaard, bu karşılaşmada Galatasaray’ın elenmesinin baş sorumlusuydu. Maçın ilk yarısında ileride uzun Atletico Madrid stoperlerine karşı tek başına mücadele eden 1.76’lık Arda Turan’a geriden uzun paslar atan Galatasaray’a müdahele etmeyen Hollandalı teknik adam, en dramatik hatasını 50. dakikada sakatlanan Elano Blumer yerine Ayhan Akman’ı oyuna alarak ve oyun şablonunu değiştirmeyerek yaptı. Orta sahasında Ayhan Akman – Mehmet Topal – Mustafa Sarp üçlüsünün ezdiği toplar nedeniyle kendi sahasına mahkum olan temsilcimiz, Atletico Madrid’in baskısından bunaldı. Halbuki Elano Blumer’in yerine Arda Turan’ı çekip forvete hava hakimiyeti olan birini tercih etseydi, Frank Rijkaard Galatasaray’ın oyununu açabilirdi.
Galatasaray’ın maçın başından itibaren bariz kötü oynayan Uğur Uçar, Mehmet Topal, Mustafa Sarp gibi oyuncuları vardı. Bu oyuncuların birçoğunun uzun bir süredir kötü oynuyor olması, Frank Rijkaard’ın daha maçın başında tercihlerinin ne kadar yanlış olduğunu gösteriyordu. Galatasaray’ın çok zorlandığı ve Atletico Madrid’in özellikle çok formsuz olan Uğur Uçar’ın kanadını maden gibi değerlendirdiği ikinci yarının ilk bölümde hiçbir önlem almayan ve Barış Özbek, Giovanni dos Santos gibi isimleri hiç düşünmeyen Hollandalı teknik adam, adeta bir seyirci gibi maçı seyretti ve tek kelimeyle sınıfta kaldı. Galatasaray 10 kişi kaldıktan sonra halen Frank Rijkaard’ın oyuncu değiştirmemesi ve yorgun takımda gerekli değişiklikleri yapmaması, Frank Rijkaard’ın ne kadar pasif kaldığını gösteriyordu. Zira, Galatasaray’ın yediği ikinci golde yorgunluktan doğan konsantrasyon eksikliğinin etkisi büyüktü.
Frank Rijkaard’ın Galatasaray’a turu geçmek için yeterli mantaliteyi aşılayamadığını da üzülerek gördüm. Maça 0-0’ı korumak amacıyla başlayan ve takımı da bu yönde kurgulayan Hollandalı teknik adam, büyük seyirci desteğini aldığı kendi sahasında deplasman takımı gibi oynayan bir Galatasaray izletti. Özellikle ikinci yarıda çok aciz durumlara düşen Galatasaray, maçı seyreden herkesi isyan ettirdi. Maçın genelinde sahanın en kötüsü olan Frank Rijkaard, Galatasaray son dakikada 2-1 geri düştükten ve tur şansını yitirdikten sonra 91. dakikada yaptığı Mustafa Sarp – Giovanni dos Santos değişikliğiyle hem gülünç duruma düştü, hem de maçı seyreden herkesle adeta alay etti.
Keita Sağolsun
Atletico Madrid karşısında Galatasaray’ın en etkili ismi, takımın adeta tek hücum silahı olarak oynayan Abdul Kader Keita’ydı. Galatasaray’ın tek golünü de kaydeden Keita, maç boyunca iyi mücadele etti ve takımını taşımaya çalıştı. Sarı kırmızılı takımın yeni transferi Lucas Neill, maçın genelinde fazla hata yapmadı ve insiyatif almaya çalışan isimler arasında yer aldı. Uç forvette mücadele eden Arda Turan, Atletico Madrid forvetleri arasında ezilmesine rağmen çabaladı ve bu görünümüyle alkış topladı. Bu üç oyuncu dışında Galatasaray’da vasata bile ulaşabilen pek oyuncu yoktu.
Galatasaray’ın en kötüsü sağ bek Uğur Uçar’dı. Defalarca hamle ve kademe hataları yapan Uğur Uçar, giderek kötüye giden performansını devam ettirdi ve Atletico Madrid’in oyunu kendi kanadına yıkmasına davetiye çıkardı. Sakatlanan Emre Güngör’ün yerine görev yapan Servet Çetin, etkili Atletico Madrid forvetlerine karşı ağır kaldı ve özellikle son dakikada Diego Forlan’ın attığı golde düştüğü aciz durumla ağır fiziğinin cezasını çekti. Mustafa Sarp, geldiği günden beri en kötü maçını oynadı ve ne hücumda, ne de savunmada takımına kayda değer bir katkı sağlayamadı. Maça 50. dakikada Elano Blumer’in yerine dahil olan Ayhan Akman, ortaya koyduğu performansla neden yedek kaldığını herkese gösterdi. Ayhan Akman’ın gösterdiği kötü performans, Galatasaray’ın oyununun kitlenmesine yol açan ana unsurdu.
Galatasaray’ın sol açık bölgesinde Harry Kewell’ın sakatlığında görev yapan Caner Erkin için ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Madrid’te oynanan eşleşmenin birinci karşılaşmasında yaptığı affedilmez iki hatayla Galatasaray’ın gol yemesine yol açan genç oyuncu, bu karşılaşmanın rövanşında da iki dakika içerisinde aynı sarı kartlık faulden iki kez yaparak oyundan atıldı. Ben Galatasaray yönetiminin yerinde olsam, bu oyuncuya oldukça ağır bir ceza veririm. Profesyonel hiçbir oyuncunun bu kadar basitçe oyundan atılmasını içime sindiremiyorum. Galatasaray bu turda elendiyse, bu durumun gelişmesinde Caner Erkin’in oyuncular arasında en büyük payı olduğunu söyleyebilirim. Böyle acemi ve zekası sınırlı oyuncuların Galatasaray veya büyük hedefleri olan herhangi bir profesyonel takımın kadrosuna yakışmadığını vurguluyorum.
Skandal Hakem
Galatasaray, bu karşılaşmada hakem tarafından adeta engellendi. Tüm ikili mücadelelerde takdir haklarını maç boyunca Atletico Madrid lehine kullanan ve çaldığı basit faullerle Galatasaray’ın ikili mücadele gücünü adeta sıfırlayan İtalyan hakem Gianluca Rocchi ve 5 yardımcısı, özellikle 79. dakikada Atletico Madrid’in savunma oyuncularından Perea’nın topa elle yaptığı bariz müdaheleye penaltı çalmayarak niyetini iyice belli ettiler. UEFA Avrupa Ligi’ndeki deneme uygulaması nedeniyle iki tane ek çizgi yardımcısı olması ve penaltı pozisyonunun bu ek hakemlerden birinin 2 metre önünde olmuş olması, Rocchi ve ekibinin amacını da açıkça gösteriyordu. Galatasaray’ın iyi oynamadığı doğrudur, Atletico Madrid’in galibiyete daha yakın takım olduğu doğrudur, ama Galatasaray’ın penaltısı verilse skorun 2-1’e geleceği ve bu durumda Galatasaray’ın %99 olasılıkla son dakikaları geçirip tur atlayacağı da doğrudur. Kısacası, maçın hakemi büyük bir skandala imza attı ve Galatasaray’ı maç boyunca çok zorladı.
Bence maçın kaderini değiştiren olay olan Elano Blumer’in sakatlandığı pozisyon bile, hakemin niyetiyle ilgili iyi bir fikir veriyordu. Maçın ilk yarısında sol kanatta bir pozisyonda rakibinin çok sert ve sinsice bir müdahelesine maruz kalan Brezilyalı yıldız, o dakikaya kadar Atletico Madridli oyunculara yapılan en ufak temasa düdük çalan hakemden güç alarak bu müdaheleyi yapan İspanyol oyuncu tarafından sakatlandı. Atletico Madrid lehine her ikinci mücadelede faul çalan İtalyan hakemin yapılan bu kadar açık ve ağır bir faulde düdük bile çalmamış olması, gerçekten oldukça düşündürücüydü. Bu pozisyonun ardından sakatlığı nedeniyle etkinliğini kaybeden Elano Blumer, ikinci yarıda 5 dakika kendini zorladı ama oyuna devam edemedi.
Bu hakemi seyrederken aklıma bundan seneler önce yaşadığımız bir olay geldi. 1998 yılının 25 Kasım’ında Galatasarayla Juventus arasında oynanacak Şampiyonlar Ligi karşılaşması, İtalya – Türkiye arasındaki o dönemde bulunan siyasi bir gerginlik nedeniyle Juventuslu oyuncuların Türkiye’ye gelmemeye karar vermesi üzerine büyük bir sorun olmuştu. Maç tarihinde Türkiye’ye gelmeyen İtalyan takımı, bu kararının ardından nasıl olduysa hükmen yenik sayılmamış ve bir hafta sonra rica minnet ülkemize gelip büyük korumalar eşliğinde maçını oynamıştı. O gün İtalyan takımına tanınan büyük imtiyaz ve hoşgörüyü görünce, UEFA’nın en tanınmış isimlerinden Şenes Erzik’in ne iş yaptığını ve ülkemizin takımlarının haklarını nasıl koruduğunu sorgular olmuştum. Bugün bir İspanyol takımına karşı bu kadar taraflı bir hakem görünce aklıma Şenes Erzik’in zamanında düştüğü aciz durum geldi ve böyle durumlara şaşırmamam gerektiğini hatırladım.
11
Futbolun Adaleti Yok: 1-1
Maç öncesinde tahmin yürütmesi bile mümkün olmayan derbi, büyük bir heyecana sahne oldu. Beşiktaş’ın çok daha baskın oynadığı karşılaşmada ilk golü bulan Galatasaray, bu golün sonrasında devamını getiremedi. Maça damgasını iki teknik adamın oyuncu tercihleri ve değişiklikleri vurdu.
Uçlarda Dengeler
Maça Bobo ve Rodrigo Tabata gibi iki formda yıldızını yedek kulübesinde tutarak büyük bir sürprizle başlayan Beşiktaş’ın teknik direktörü Mustafa Denizli, bu tercihinde başarılı oldu ve Beşiktaş maçı ilk yarıda domine etti. Birçok önemli gol pozisyonu yakalayan ve Galatasaray’a da münferit birkaç atak dışında fazla şans tanımayan ev sahibi takım, sezonun en iyi performanslarından birini bu maçın ilk yarısında ortaya koydu, ama bu oyununu bir golle taçlandıramadı. Abdul Kader Keita’nın uzaktan bir şutu ve ilk yarıdaki tek organize atağında Barış Özbek’in kaçırdığı pozisyon dışında önemli bir tehlike yaratamayan Galatasaray için ise, ilk yarı adeta kabus gibi geçti.
Oyunun ikinci yarısı biraz daha dengeli başladı. Beşiktaş’ın hücum hattının etkili isimleri olan Filip Holosko ve Mert Nobre’nin 61. dakikada değiştirilmesi ve Galatasaray’ın günün en etkisiz isimlerinden Caner Erkin’in yerine Jo’yu oyuna sürmesi, oyunun seyrini değiştirdi ve 68. dakikada Tomas Sivok’un hatasını değerlendiren Arda Turan, takımını öne geçirdi. Bu golle beraber oyunda ibreler ilk düdükten itibaren ilk kez Galatasaray’a doğru döndü. Bu golün ardından bu kez de sakatlanan Arda Turan’ın yerine Giovanni dos Santos’u ve günün yıldızı Elano Blumer’in yerine Mustafa Sarp’ı oyuna süren Frank Rijkaard, takımının elini ayağını kesti. Maçın başından beri gelen ataklardan bunalan Galatasaray, 82. dakikada Giovanni dos Santos’un yaptığı gereksiz bir faulden doğan serbest atışta yapılan ortada dönen topu iyi değerlendiren Tomas Sivok’un golüyle üstünlüğünü kaybetti. Bu golün ardından her iki takım da galibiyeti getirebilecek fırsatları değerlendiremedi ve maç beraberlikle sona erdi.
Teknik Adamların Sihirli Değnekleri
Maçın başında özellikle Beşiktaş’ın ilk 11’i herkesi şaşırttı. Ancak, bu oyuncu tercihlerinin doğru olduğu ilk yarıdaki Beşiktaş’ın performansıyla kanıtlandı. Mustafa Denizli’nin tek hesap edemediği, takımının bu kadar gol kaçıracağıydı. Frank Rijkaard ise, forvetsiz bir kadroyla maça başlamasının cezasını mahkum bir oyunla çekti. İlk yarıda çok zorlanan ve sadece ilk yarının ortasındaki bir 10 dakikada biraz hücum alanında gözükebilen Galatasaray’ın imdadına ikinci yarıda yaptığı yanlış oyuncu değişiklikleriyle Mustafa Denizli yetişti. İki etkili hücum silahını oyun dışına alan tecrübeli teknik adam, takımının düzenini alt üst etti.
Galatasaray’ın bulduğu golden sonra bu kez sıra Frank Rijkaard’a geçti. Uğur Uçar ve Barış Özbek gibi bariz şekilde zorlanan iki oyuncusunu inatla oyunda tutan Hollandalı teknik adam, takımın beyni Elano Blumer’i ve sakatlanan Arda Turan’ı oyundan çıkarırken yerlerine özel sempatisi nedeniyle Giovanni dos Santos’u ve defansif özellikleri nedeniyle Mustafa Sarp’ı aldı. Bu değişikliklerinden sonra hücum ritmini kaybeden Galatasaray, kalesindeki golü de Giovanni dos Santos’un acemiliğinin ardından gördü. Kısacası, maçın kaderini iki teknik adam belirledi.
Maçın ardından her iki teknik adamın da galibiyeti kaçırdıklarından bahsetmesi, “futbolun adaleti yok” cümlesini doğruladı. Beşiktaş’ın etkili olduğu karşılaşmada ilk golü bulan ve 82. dakikada kalesinde golü gören Galatasaray’ın teknik adamı Frank Rijkaard, maçı kendi açısından değerlendirerek son dakikalarda yedikleri gol olmasa galip geleceklerini ve biraz daha şansa ihtiyaçları olduğunu ifade etti. Maçın büyük bölümünü domine eden Mustafa Denizli de, haklı olarak çok iyi oynadıklarını ve galibiyeti kaçırdıklarını belirtti. Bana sorarsanız, maçın sonucunu her iki teknik adam yaptıkları doğru ve yanlış hamlelerle tayin ettiler. Ancak, zorlu Atletico Madrid maçından sonra Beşiktaş deplasmanından da değerli bir puan çıkaran Galatasaray’ın teknik adamı Frank Rijkaard’ın şampiyonluk yolunda bir maç eksiğiyle lider Galatasaray’ın 8 puan gerisinde kalan Beşiktaş’ın teknik adamı Mustafa Denizli’ye göre stadyumdan biraz daha mutlu ayrıldığını söyleyebiliriz.
Tehlike Sinyalleri
Galatasaray için bu maç tekrar tehlike sinyalleri verdi. Oyunu daha çok kendi alanında kabul eden ve Arda Turan’ı uç forvete hapsederek bu oyuncunun performansını da düşüren Galatasaray, Jo’yu oyuna aldıktan sonra çok daha etkili oldu. Maçın her iki yarısında da 10ar dakikalık bölümlerde sivrilen sarı kırmızılı takım, sahadaki performansıyla oyuna ağırlığını koyamıyor. Bu karşılaşma için Atletico Madrid maçının yorgunluğu, sakatlıklar, yoğun maç temposu gibi özürlere sığınabiliriz. Ancak, Galatasaray’ın bu karşılaşmaya benzer daha önce de birçok karşılaşma oynamış olmasını bu unsurlar pek açıklayamıyor. Galatasaray’ın sakat oyuncularından Harry Kewell, Milan Baros ve Sabri Sarıoğlu’nun artık geri dönmesi gerekiyor.
Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki en etkili isimleri kaleci Leo Franco ve orta sahanın beyni Elano Blumer’di. Kaleci Leo Franco, hafta arasında performansıyla damgasını vurduğu Atletico Madrid maçının ardından Beşiktaş karşısında da takımını ayakta tutan isimdi. Birçok önemli kurtarış yapan tecrübeli file bekçisinin yediği golde ise biraz hatası vardı. Orta sahanın ortasında görev yapan Elano Blumer ise, gösterdiği performansla sahanın en etkili oyuncusuydu. Hücuma çıkmakta zorlanan Galatasaray’ı taşıyan oyuncu olan ve mücadeleci oyununu isabetli paslarıyla ve tehlikeli şutlarıyla süsleyen Brezilyalı yıldız, gösterdiği performansla Brezilya milli takımına seçilmeyi hak ettiğini gösterdi.
Galatasaray’ın en kötü isimleri ise, Uğur Uçar, Caner Erkin ve Giovanni dos Santos’tu. Kendi kanadını boş bırakan, birçok kademe hatası yapan ve pozisyonlarda çok ağır kalan Uğur Uçar, Beşiktaş’ın ataklarının büyük çoğunluğunu sol kanattan yapmasına yol açtı. Maç boyunca pek bir olumlu hareket yapamayan ve birçok pas hatası da yapan genç oyuncu, kendisine verilen bir diğer şansı daha iyi kullanamadı. Atletico Madrid maçında oyundan çıkarken yaptığı hareketlerle gündemde kalan Caner Erkin, Beşiktaş karşısında oyunda kaldığı 63 dakikada hiçbir varlık gösteremedi. Etkisiz oyunuyla tüm hücum yükünün Abdul Kader Keita’nın üstüne yıkılmasına yol açan genç oyuncu, büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Oyuna 72. dakikada dahil olan Giovanni dos Santos ise, yine ayağına aldığı her topu ezdi ve beklentilerin çok altında kaldı. Beşiktaş’ın attığı golün öncesinde de yaptığı gereksiz faulle pozisyonu başlatan isim olan Meksikalı oyuncunun dakika alması, sarı kırmızılı takımın kadrosunda yer alan diğer isimlere büyük bir haksızlık oluyor.
Beşiktaş cephesinde ise oyunda kaldıkları sürede Filip Holosko ve Mert Nobre çok etkili oldular ve Galatasaray savunmasını çok zorladılar. Bu oyuncuların çıkması, Beşiktaş’ın adeta elini ayağını kesti. Çok çalışan ve Uğur Uçar’a büyük bir üstünlük sağlayan Ekrem Dağ, mücadelesiyle göz doldursa da yaptığı kötü ortalarla bal yapamayan arı oldu. Beşiktaş’ın sezonun genelinde en iyileri olan Tomas Sivok – Matteo Ferrari ikilisi ise, bugün takımlarının en kötüleriydi. Birçok pozisyon hatası yapan ve koordinasyon eksikliği çeken iki oyuncu, gösterdikleri performansla pek güven vermediler.
Maçın Hakemi
Turkcell Süper Lig’in en tecrübeli hakemlerinden biri olan Fırat Aydınus, zorlu maçın altından iyi kalktı. Zaman zaman oldukça sertleşen oyunda kontrolü elinde tutan ve yerinde müdaheleleriyle olaylara çıkmadan müdahele eden Fırat Aydınus, oyunun genelinde adeta tecrübesini konuşturdu. İlk yarıda Filip Holosko’nun kale çizgisini geçtiği tartışmalı kafa vuruşunda yardımcı hakemine güvenen tecrübeli hakemin golü vermeyerek doğru kararı verdiği, maçın ardından yapılan incelemede gösterildi. Tecrübeli hakemle görüşlerimin örtüşmediği iki pozisyon var. İkinci yarının ortasında Galatasaray’ın kullandığı bir köşe vuruşunda topa vurmak isteyen Mehmet Topal’ı adeta yere fırlatan İbrahim Toraman’ın hareketinin açık bir penaltı olduğunu düşünüyorum. Maçın son anlarında sağ kanattan yüklenen Abdul Kader Keita’nın İbrahim Üzülmez’e attığı dirsekte faul bile vermeyip oyunu devam ettiren hakemin burada Keita’yı en azından bir sarı kartla cezalandırması daha doğru olurdu. Ancak, bu iki pozisyonda da yorum farkı olabileceğini düşünüyorum ve hakem Fırat Aydınus ve yardımcılarını kutluyorum.
4
Galatasaray’ı Şansı Kurtardı
Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final birinci karşılaşmasında Antalyaspor ile deplasmanda karşılaşan Galatasaray, sezonun en kötü futbolunu sergilediği karşılaşmadan şansının yardımıyla 1-2’lik skorla mağlup ayrıldı. Rakibini bu kadar kötü bir durumda yakalayan Antalyaspor, ikinci yarıda fizik olarak oyundan düşünce fark atma şansını kaçırdı.
Antalyaspor Fırsat Tepti
Geçtiğimiz hafta sonunda Denizlispor karşısında kötü bir performans ortaya koyan Galatasaray’ın bu maçtan dersler çıkaracağını düşünüyorduk. Zira, Galatasaray bu maçta çok zorlanmış ve şansının da yardımıyla sahadan galip ayrılmıştı. Ancak, Antalyaspor maçının başlama vuruşuyla beraber Galatasaray’ın halen belirgin zaafiyetlerini düzeltemediğini ve daha da kötüye gittiğini gördük.
Maça moralli başlayan taraf, 10. dakikada Arda Turan’ın kullanılan köşe vuruşunu güzel bir vuruşla ağlara yollamasıyla Galatasaray oldu. Golden sonra mücadelesini sertleştiren ve Galatasaray’ı baskısıyla yıldıran Antalyaspor, arzulu oyununun karşılığını 26. dakikada Galatasaray’ın savunmasının zincirleme hatalarını iyi değerlendiren Serge Dijehoua’nın golüyle aldı. Lucas Neill’e çarparak kaleye giren topta biraz şansın da yardımını alan Antalyaspor, oyunun iyice hakimi oldu. Antalyaspor savunmasının sert stili karşısında zorlanan Jo’nun 36. dakikada sakatlanarak oyundan çıkmasıyla iyice zor durumda kalan ve sahada adeta şaşkın tavuğa dönen sarı kırmızılı takım, vefasızlık yaptığı eski yıldızlarından Necati Ateş’in 40. dakikada attığı güzel golle oyunda geriye düştü ve ilk devreyi mağlup kapadı.
Oyunun ikinci yarısına Galatasaray topu daha çok ayağında tutarak başladı. Ancak, özellikle hücum bölgesine yeterli pasları atamayan Galatasaray, birkaç önemsiz pozisyon yakalamasına rağmen özellikle savunma zaafiyetleri ve orta sahasındaki dağınıklığı nedeniyle bir türlü etkinlik sağlayamadı. İlk yarıda müthiş bir efor sarfeden Antalyaspor ise, ikinci yarıda fizik olarak oyundan düşmesi nedeniyle rakibinin bu durumunu değerlendiremedi. Böylece, oyun olarak hiç keyif vermeyen karşılaşmanın ikinci yarısında iki takım da skor üretemedi ve karşılaşma 0-0 berabere sona erdi.
Korkutucu Gidişat Önlenemiyor
Galatasaray, her geçen gün eksik oyuncularını biraz daha fazla aramaya başladı. Özellikle her iki bek pozisyonundaki sakatlıklar, Galatasaray’ı adeta kanatsız bırakıyor. Orta sahada Elano Blumer’e şans verilmemesi, Harry Kewell’ın yokluğu ve Milan Baros’un bitmeyen sakatlığı karşısında Galatasaray çaresiz kaldı. Antalyaspor karşısında bek pozisyonlarında görev yapan Emre Güngör ve Uğur Uçar, adeta sahada yoktular. Orta sahada Mustafa Sarp – Barış Özbek – Ayhan Akman üçlüsünün kısıtlı teknik kapasitesi, Galatasaray’ın en çok yatırım yaptığı hücum bölgesindeki oyuncularına topu geçirememesine yol açtı.
Forvet pozisyonunda Galatasaray’ın sıkıntısı bu karşılaşmada Jo’nun sakatlanmasının ardından iyice ortaya çıktı. Jo oyundan çıktıktan sonra çaresizlikten bu bölgeye Giovanni dos Santos’u alan sarı kırmızılı takım, zaten dağınık olan saha yayılışını darmadağın yaptı ve Antalyaspor’a adeta turu hediye etmeye kalktı. Ancak, ilk yarıda var gücüyle mücadele eden Antalyaspor’un gücünün kalmaması nedeniyle Galatasaray büyük bir hezimetin kıyısından döndü.
Galatasaray, şansıyla aldığı Denizlispor galibiyetinin ardından yine şansıyla Antalyaspor karşısında turu geçme şansını yitirmedi ve umudunu gelecek hafta oynayacağı rövanş karşılaşmasına taşıdı. Gelecek hafta Galatasaray’ın turu geçmeye daha yakın takım olduğunu düşünüyorum, zira sert mücadele üzerine oyun sistemini kuran Antalyaspor’un 10 günde üç maç oynamayı fizik olarak kaldırabileceğine inanmıyorum. Ancak, bu karşılaşmayı Galatasaray’a verilen ikinci uyarı olarak görüyorum. Eğer Galatasaray halen bariz hatalarından ders almamakta inatçı olursa, ligin en güçlü takımlarından biri olan Kayserispor Cumartesi günü kendi saha ve seyircisi önünde Galatasaray’ı sahadan siler.
Arda Turan ve Diğerleri
Galatasaray’ın yıldız oyuncusu Arda Turan’ın bu karşılaşmada sahada yalnız ve çaresiz kaldığını gördüm. Eğer 2-3 oyuncu daha Arda Turan’a ayak uydurabilseydi, Galatasaray yine idare eder ve maçtan en azından beraberlikle ayrılırdı. Ama, Arda Turan dışındaki oyuncular adeta tel tel döküldüler. Dörtlü defans bloğu, adeta yan hakem gibi araya atılan her pasta ellerini kaldırmaktan başka hiçbirşey yapmadılar. Araya pas atıldığında topu kovalamak yerine elini kaldırıp ofsayt iddiasıyla pozisyonu bırakan savunma oyuncularının oyun zekalarından şüphe ediyorum. Maalesef Galatasaray’ın yeni transferi Lucas Neill’de bu huy fazlasıyla yerleşmiş. Emre Güngör ve Uğur Uçar’ın da sağ ve sol bek pozisyonlarında çok kötü oynadığını düşünürsek, Galatasaray’ın ne hale düştüğünü rahatlıkla görebiliriz.
Savunma bloğunda sıkıntılar yaşayan Galatasaray, savunmanın önünde oynayan Mustafa Sarp ve Ayhan Akman’dan da beklenen randımanı alamadı. Savunma oyuncularıyla beraber bu iki oyuncunun da defalarca takım hücuma çıkarken top kaptırması, Galatasaray’ı darma duman etti. Bu karşılaşmada ilk 11’de görev yapmayan Elano Blumer’in görevinin önemi, bu oyuncunun yokluğunda bariz şekilde ortaya çıktı. Barış Özbek de vasatı aşamazken, Antalyaspor’un sert futbolundan fazlaca etkilenen ve yeterli direnci gösteremeyen Jo ve Caner Erkin Antalyaspor’un sertliğiyle adeta pasifize edildi. Zaten, Jo da bu müdahelelere fazla dayanamayarak sakatlandı ve ilk yarının sonuna doğru yerini Giovanni dos Santos’a bıraktı.
Giovanni dos Santos için ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Galatasaray, bu oyuncuyu transfer ederken sanırım Arda Turan’ın sene sonu Avrupa’nın büyük kulüplerinden birine gitmesine de hazırlık yapmaya çalışıyordu. Ancak, şu anki görüntüsüyle Giovanni dos Santos çok güçsüz ve daha çok tilkilik yaparak ucuz penaltı ve faul peşinde koşuyor. Bu mantalitede oyuncuların sert futbol oynanan Türkiye’de fazla barınma şansı yok. Giovanni dos Santos’un bir an önce kendini toparlaması ve basına demeç vermek yerine güçlenerek ve çalışarak fit hale gelmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Meksikalı oyuncu için bu kiralama döneminin bitiminde yine yol gözükür.
1
Eksik Galatasaray Ucuz Kurtardı: 2-1
İyi futbol oynamasına rağmen ligin dibine demir atan Denizlispor ile deplasmanda karşılaşan Galatasaray, beklenenin çok altında bir performans gösterdiği karşılaşmadan 2-1 galip ayrılmayı başardı. Denizlispor ise, aldığı mağlubiyete rağmen ortaya koyduğu mücadeleyle önümüzdeki haftalar için olumlu sinyaller verdi.
Sakatlar Ordusu
Her sezona oldukça geniş bir kadrosu olduğu iddiasıyla başlayan Galatasaray, maç öncesinde bakıldığında yine bir sakatlar ordusuna dönmüştü. İlk 11’de doğrudan oynayan Sabri Sarıoğlu, Hakan Balta, Gökhan Zan, Mehmet Topal, Milan Baros, Harry Kewell ve Abdul Kader Keita gibi yedi önemli eksiği olan sarı kırmızılı takım, zorunluluktan dolayı ilk 11’de Jo gibi hazır olmayan yeni transferini ve bu seviye maçlar için daha hazır olmayan Emre Çolak’ı kullanmak zorunda kaldı. Galatasaray’ın birçok oyuncusunun bu kadar uzun süreli ve sık sakatlık yaşaması, son zamanlarda ciddi şekilde eleştirilen Galatasaray’ın sağlık kurulu hakkındaki soru işaretlerini iyice güçlendiriyor.
Bu kadar önemli eksiği olan sarı kırmızılı takım, maça başlarken yerini bulmuş bazı oyuncularını yerinden etmek zorunda da kaldı. Örneğin sol açıkta son karşılaşmalarda çok etkili olan Caner Erkin, mecburiyetten oldukça aksadığı sol bek pozisyonuna çekildi ve yine bu bölgede hatalar yaptı. Maç içinde de özellikle oyuncu değişikliklerinin ardından Galatasaraylı oyuncuların pozisyonlarını değiştirmek zorunda kaldığını gördük.
Maçın genelinde Denizlispor’un Galatasaray’a göre daha fazla mücadele ettiğini ve daha net gol pozisyonları bulduğunu söyleyebiliriz. Hayati puan maçlarına çıkan Denizlispor, maça oldukça motiveydi ve 3 puanı daha çok isteyen taraftı. Denizlispor’un üst düzey mücadelesinin yanı sıra eksiklerinden de önemli ölçüde etkilenen Galatasaray ise, sahada daha kötü oynayan takımdı. Ancak, Galatasaray’ın bireysel yetenekleri ve gol pozisyonlarındaki başarısı, galibiyeti sarı kırmızılı takıma getirdi.
Galatasaray’ın çaresizliği ve sakatları nedeniyle yaşadığı kadro sıkıntısı, son 20 dakikada iyice ortaya çıktı. Yapılan oyuncu değişikliklerinin ardından sahada hücuma yönelik olarak Arda Turan, Giovanni Dos Santos ve Caner Erkin dışında hiçbir oyuncusu kalmayan Galatasaray, skoru korumak için maçın genelinde yaptığı gibi oyunun insiyatifini rakibine bıraktı ve kalesini savunup vakit geçirmekle uğraştı. Aynı anda Uğur Uçar, Lucas Neill, Servet Çetin, Emre Güngör gibi dört tane savunma oyuncusuyla sahada kalan sarı kırmızılı takım, uzun süredir yaptığı gibi bir farklı galibiyeti korumak için çırpındı. Ancak, bu stratejinin oldukça tehlikeli olduğu daha önce tecrübe edilmişti. Galatasaray gibi büyük bir takıma, bugün ortaya koyduğu oyun mantalitesi pek yakışmadı.
Kaleci Skandalı
Galatasaray’da bu karşılaşmada performanslarıyla göze batan isimler vardı. Ancak, benim için Galatasaray’ın kadrosundaki bence en kötü oyuncu olan kaleci Leo Franco’nun yaptıkları maçtaki herşeyin önüne geçti. Yine kalede güven vermeyen ve Denizlispor’un attığı goldeki vuruşu da bence konsantre olmadığı için kurtaramayan Arjantinli kaleci, zorlukla ayakta duran takımına 82. dakikada suikast düzenlemeye kalktı. Her maç yaptığı gibi vakit geçirdiği için defalarca uyarıldıktan sonra sarı kart gören Leo Franco, gördüğü sarı kartın ardından hakemi alkışlayarak protesto etti. Kurallara göre oyundan atılması gereken Arjantinli kaleci, maçın orta hakemi Halis Özkahya’nın iyi tarafına geldi ve şansının da yardımıyla atılmadı. Bununla yetinmeyen Leo Franco, maçın son dakikasında kendisine atılan topu uzaklaştırmaya çalışırken topu rakibine çarptırarak yine kalede tehlike yaşanmasına yol açtı. Neyse ki, Leo Franco’nun yaptıklarını takım arkadaşları bertaraf etti. Frank Rijkaard’ın Arjantinli file bekçisinin sayısız karşılaşmada yaptığı büyük hatalara rağmen halen bu oyuncuda ısrarcı olmasına ve Ufuk Ceylan gibi Türk futbolunun önemli yeteneklerinden birisini kenarda tutmasına anlam veremiyorum.
Sarı kırmızılı takımın iki beki de oldukça aksadı. Mecburiyetten sol bekte görev yapan Caner Erkin yine önemli pozisyon hataları yaparken, Sabri Sarıoğlu’nun yokluğunda sağ bekte görev yapan Uğur Uçar da oldukça kötü bir günündeydi. Denizlispor’un attığı golde de önemli bir hata yapan ve adamını kaçıran Uğur Uçar, giydiği formanın hakkını veremiyor. Defansın ortasına görev yapan Lucas Neill ve Servet Çetin, orta düzey bir performans gösterdiler. Ancak, Galatasaray’ın kalecisinin ve savunmasının tüm bireylerinin araya atılan her pasta topu kovalamayı bırakıp ofsayt olduğu iddiasıyla el kaldırması oldukça anlamsızdı. Rakibi ve topu bırakıp hakemin yerine karar vermeye çalışan bu oyuncular, maç boyunca defalarda çok gülünç durumlara düştüler.
Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki en çalışkan isimleri, orta sahayı domine eden Mustafa Sarp ve sağ kanatta iyi işler yapan Barış Özbek’ti. Sarı kırmızılı takımı ayakta tutan bu iki oyuncu, aradaki pas trafiğini sağlamakla yükümlü olan Elano Blumer’den pek bir yardım alamamalarına rağmen önemli bir performans gösterdiler. Son yarım saatte forma giyen Ayhan Akman da, oyunda kaldığı süre içerisinde göze batan ve yararlı olan isimler arasında yer aldı.
Galatasaray, Denizlispor karşısında hücum bölgesinde istenen etkinliğe ulaşamadı ve sakat olan oyuncularını ciddi şekilde aradı. Çok güzel bir kafa golü atan Arda Turan, zaman zaman saman alevi gibi parlamasına rağmen oyunun genelinde istenen mücadeleyi gösteremedi. Güçsüz bir görüntü sergileyen Emre Çolak, istenen düzeyin çok altındaydı. Galatasaray’ın uç forvet yükünü tek başına yüklenmek zorunda kalan Jo, bazı pozisyonlarda yaptığı klas hareketlerle kalitesini göstermesine rağmen fiziksel olarak yeterli bir görüntü vermedi. İlk yarının sonunda çok müsait bir pozisyonu harcayan Brezilyalı yıldız, ikinci yarıda attığı galibiyet golüyle moral buldu. Son yarım saatte oyuna giren Giovanni dos Santos ise, hazır olmadığını hareketleriyle gösterdi.
Denizlispor’a Yazık Oluyor
Bu sezon Denizlispor’un birçok maçını izleme fırsatı buldum ve genelde kaybettiği maçların bugün oynadıkları Galatasaray maçına benzediğini gördüm. Birçok net gol pozisyonunu harcayan ve iyi oynamasına rağmen sahadan yenik ayrılan Denizlispor, kupada başarıyı yakalamasına rağmen ligde bir türlü şeytanın bacağını kıramadı. 15. sıradaki Diyarbakırspor – Manisaspor ikilisinden 12 puan geride olan Denizlispor’un ligde kalması için kalan 15 karşılaşmadan en az 8 galibiyet çıkarması gerekeceğini tahmin ediyorum. Ancak, kaybedilen her karşılaşmanın ardından Denizlispor’un motivasyonunun daha da kırıldığı oldukça aşikar.
Galatasaray karşısında sahaya daha iyi yayılan ve özellikle kanatlardan ve savunmanın arasına atılan toplarla etkili olan Denizlispor, yakaladığı gol pozisyonlarını değerlendirseydi sahadan gülerek ayrılan ekip olurdu. Kadrosunda Özden Öngün gibi önemli bir kaleci, Benin milli takımının kaptanı Damien Koffi, orta sahayı domine eden Daniel Braga, milli takıma seçilen Çağlar Birinci, Bosna milli takımında oynayan Dzemal Berberovic, oldukça etkili bir golcü olan Emil Angelov, Gineli golcü Souleymane Youla ve kalitesini geçtiğimiz sezon ortaya koyduğu performansla ispatlayan Darryl Roberts gibi önemli isimler bulunan yeşil siyahlı takım, maçlarda iyi oynamasına rağmen bir türlü iyi oyununu sonuca yansıtamıyor. Bu karşılaşmada özellikle Daniel Braga, ortaya koyduğu üst düzey mücadeleyle sahanın yıldızı oldu.
Biraz Dikkat, Biraz İstikrar
Maçın hakemi Halis Özkahya, genelinde istikrarsız faul kararları ve kartlar verdi. Özellikle maçın belli bölümlerinde adeta diklenerek kendisine itiraz eden Ayhan Akman, Emil Angelov gibi isimleri kartla cezalandırmaması, hakemin otoritesini dağıttı. Ancak, hakemle ilgili daha çok öne çıkan konu yaptığı iki hataydı. Maçın ilk yarısında Galatasaray’ın bir atağında ceza sahasında topla açıkça elle oynayan Dzemal Berberovic’in bu hareketini atlayan tecrübeli hakem, ikinci yarıda atılmayı hakeden Leo Franco’yu oyundan ihraç etmeyerek ikinci önemli hatasını yaptı. Özellikle Leo Franco’nun bariz şekilde atılmak için uğraşmasına rağmen hakemin bu duruma gereken cezası vermemesi, maçta en çok göze batan hakem hatası oldu.
Kayserispor Affetmez
Denizlispor karşısında ucuz kurtaran Galatasaray, gelecek hafta Kayserisporla karşılaşıyor. Eğer Galatasaray özellikle hücum bölgesinde gerekli düzenlemeleri yapıp savunmadaki aksaklıklarını da toparlamazsa, Ariza Makukula – Franco Cangele ikilisiyle oldukça etkili olan Kayserispor karşısında oldukça aciz durumlara düşer. Galatasaray’ın bu galibiyete şükrederken gerekli dersleri çıkarması ve gelecek haftaya dersini iyi çalışması gerekiyor. Aksi takdirde Kayserispor renkdaşı Galatasaray’ı kendi sahasında hezimete uğratır.
Son Tweetler
Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.
Son Yazılar
- Serra Sengel’in Başarısı
- Maria Sharapova’nın US Open 2010 Kıyafetleri
- Londra 2012 Ticari Ürünleri Satışta
- Avrupa’da 5′te 2
- Singapur 2010′da Bir İlk
- Singapur 2010′da “Sade” Bir Anne
- Şampiyonlar Ligi Yolcusu Kalmadı!
- Chris Thater Anısına
- Şampiyonlar Ligi’nde Dramatik Gece
- New York’ta Son Perde..
- Andy Murray Vogue Eylül Sayısında
- Air Jordan Retro 11 – “Cool Grey”
- Brandon Jennings – Under Armour Micro G Black Ice
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike!
- Resul Kalaycı Olimpiyat Şampiyonu
Son Yorumlar
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike! için Can Aciksoz
- Vuelta’ya Doğru için serkan77
- Singapur 2010′da Bir İlk için Alper Ecevit
- Singapur 2010′da Bir İlk için ABDULLAH
- Singapur 2010′da Bir İlk için guney





