Browsing articles tagged with " Aykut Erçetin"
Nis
25

Kendine de, Rakibine de Hayrı Yok

Şampiyonluk iddiasındaki son şansını Bursaspor karşısında kullanan Galatasaray, aldığı golsüz beraberlikle tüm hayallerine veda etti. Her iki takımın da bol gol pozisyonu yakaladığı zevkli mücadelenin tek kötü unsuru, verdiği yanlış kararlarıyla her iki tarafı da adeta çıldırtan maçın hakemi Bünyamin Gezer ve yardımcıları oldu.

Ligdeki Konumlarının Hakkını Verdiler

Ligin ikincisi ve üçüncüsünün mücadelesi, futbol ve gol pozisyonu açısından oldukça zengin bir karşılaşma oldu. Maçın hakeminin çok kötü yönetimine rağmen her iki takım da galibiyeti son saniyeye kadar kovaladı. Maçın kontrolü genelde Galatasaray’ın elinde olmasına rağmen, Bursaspor da hızlı çıkışlarla önemli pozisyonlar yakaladı ve özellikle Volkan Şen – Sercan Yıldırım ikilisiyle çok etkili oldu. Bu kadar keyifli mücadelede tek eksiğinin gol olması, biraz da iki takımın hücum oyuncularının beceriksizliği ve futbol şansının işiydi.

Alınan skor, her iki takımın da işine hiç yaramadı. Bursaspor liderliği Fenerbahçe’ye devrederken, Galatasaray ise şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi biletiyle ilgili hayallerini bir başka bahara bıraktı. Özellikle Galatasaray’ın yaptığı önemli yatırımlara rağmen üst üste ikinci sene yaşadığı bu başarısızlıklar, gelecek için de sarı kırmızılı takım adına tehlike çanlarını çaldırdı. Ligde hedefsiz bir takım haline gelen Galatasaray, kalan 3 maçı formalite icabı oynayacak. Bursaspor ise bundan sonra evinde oynayacağı ligin son 2 maçını kazanmaya çalışıp, Fenerbahçe’nin puan kaybetmesini umacak. Bana sorarsanız final maçlarını bir şekilde kazanmayı başaran Fenerbahçe bundan sonra işi bırakmaz ve şampiyonluk ipini göğüsler; Türkiye Kupası için ise ben bu kupaya tek hedef olarak kitlenen Trabzonspor’u Fenerbahçe’ye göre daha şanslı görüyorum.

Nihayet İyi Futbol

Galatasaray, bugün uzun zaman sonra taraftarlarının arzuladığı istekli futbol seviyesine yaklaşmayı başardı. Birçok önemli gol pozisyonu yakalayan Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki iki sıkıntısı gol pozisyonlarındaki beceriksizliği ve defansın önünde oynayan oyuncuların kötü performansıydı. Milan Baros, Abdul Kader Keita, Giovanni dos Santos, Arda Turan, Jo Alves gibi yetenekli isimler, birçok önemli gol pozisyonunu heba ettiler. Defansın önünde oynayan ve hücum hattıyla savunmanın bağlantısını kurma görevini yerine getirmeye çalışan Elano Blumer – Mehmet Topal ikilisi, dikine yerine geriye oynayarak ve gerekli yerlerde insiyatif almayarak hem Galatasaray’ın hücum etkinliğini olumsuz yönde etkilediler, hem de Galatasaray savunmasının yükünü ciddi şekilde arttırdılar.

Bursaspor’un etkili forvetlerine önemli gol pozisyonlarında geçit vermeyen kaleci Aykut Erçetin, savunmada iyi işler yapan Lucas Neill – Hakan Balta ikilisi, sağ kanatta ve gol yollarında çok etkili olan Abdul Kader Keita ve gösterdiği mücadeleyle Milan Baros, bu akşam Galatasaray’ın iyileri arasında yer aldılar.

Galatasaray’ın kötüleri arasında ise, sezon genelinde Galatasaray’ın en çok canını sıkan isimler yer aldı. Her iki bekte görev yapan Sabri Sarıoğlu ve Caner Erkin, harcadıkları orta pozisyonlarıyla ve yaptıkları kademe hatalarıyla saç baş yoldurdular. Defansın önünde oynayan Mehmet Topal, Elano Blumer ve sonradan oyuna giren Mustafa Sarp, dikini düşünmeyen oyun mantaliteleriyle adeta sarı kırmızılı takımın ayağındaki pranga gibiydiler. Galatasaray’ın küskün kaptanı Arda Turan ise, zaman zaman yaptığı hareketlerle saman alevi gibi parlamasına rağmen isteksiz olduğunu her halinden belli etti.

Acizlik

Türk Dil Kurumu, kendi sözlüğünde acizlik kelimesini “beceriksizlik, güçsüzlük” olarak nitelemiş. Ben de bu akşam sahadaki hakem Bünyamin Gezer’i aynen bu iki sıfatla niteliyorum. Futbol oynamak ve kazanmak için sahaya çıkmış iki takımın müthiş futbol temposunu ve hızını verdiği yanlış ve yersiz kararlarla maçın hakemi Bünyamin Gezer kesti. Verdiği tutarsız faul kararları, yersiz ve ucuzca kullandığı kartlar, kaçırdığı penaltı pozisyonları ve yaptığı daha birçok hata, Bünyamin Gezer’in bir Turkcell Süper Lig hakemi olarak ne kadar aciz bir durumda olduğunu gösterdi.

Maçın hakeminin bir tarafı desteklediğine inanmıyorum, ancak beceriksiz ve güçsüz olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu kadar güzel bir maçın bile canını çıkaran ve özellikle Lucas Neill – Tomas Zapotocny ikilisine gösterdiği basit kırmızı kartlarla bu yönetimini taçlandıran Bünyamin Gezer, kendisinin ve Türk hakemliğinin ne kadar perişan bir durumda olduğunu bize tekrar hatırlattı. Biz profesyonel hakemliğe geçmeyip ek iş olarak hakemlik yapan beceriksiz ve güçsüz insanlara itimat ettiğimiz müddetçe, bugünkü karşılaşma gibi güzel mücadelelerden keyif alamamaya devam ederiz. Bu arada yeri gelmişken söyleyeyim, Bünyamin Gezer’in Turkcell Süper Lig’in birinci yarısındaki Fenerbahçe – Galatasaray karşılaşmasının kahramanı olduğunu da unutmadım, bu kadar olaylı bir hakemi Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansını doğrudan etkileyen bu karşılaşmaya veren Merkez Hakem Kurulu’nu da Bünyamin Gezer için yukarıda kullandığım sıfatlara dahil ediyorum.

Nis
11

Yalancı Bahar Taraftarı Kandıramadı: 4-1

Arka arkaya aldığı kötü sonuçların ardından taraftarını isyan ettiren Galatasaray, yaşadığı oyuncu kayıpları nedeniyle kolu kanadı kırık Diyarbakırspor’u evinde mağlup etmeyi başardı. Taraftarının yoğun protestosu altında maçı oynayan Galatasaray, aldığı farklı galibiyete rağmen ortaya koyduğu oyunla ve savunmasındaki hatalarıyla gelecek için ümit vermedi. Zor bir durumda olan ve oldukça zayıf bir kadroyla mücadele eden Diyarbakırspor karşısında alınan galibiyet, takımına oldukça tepkili olan taraftarı pek kandıramadı ve maçın sonunda dahi protestolar devam etti.

Uyarılarla Dolu Antrenman Maçı

Maçla ilgili yazılacak çok birşey yok aslında. Maçın başında bomboş bir gol pozisyonunu kaçıran Galatasaray altyapısından yetişen Erhan Şentürk, protestoların iyice artmasına engel oldu. Savumasında büyük hatalar yapan Diyarbakırspor karşısında Abdul Kader Keita’nın bireysel gayretiyle ve Milan Baros’un son vuruşlardaki becerisiyle birbirine çok benzer iki gol bulan Galatasaray, ikinci devrenin ilk 5 dakikasında Lucas Neill’in bir karambol golünün ardından Milan Baros’un kendi çabasıyla attığı bir golle farkı 4’e çıkardı. Golden sonra Galatasaray savunmasındaki bireysel hatalardan iki net gol pozisyonu yakalayan ve değerlendiremeyen Diyarbakırspor, 72. dakikada maçtaki tek golünü Bebbe Anilet ile buldu. İki tarafın da maça daha fazla asılmamasıyla skor değişmedi ve maç 4-1 sona erdi.

Galatasaray, aldığı üç farklı galibiyete rağmen ortaya koyduğu futbolla ümit vermedi. Milan Baros’un takıma katılmasıyla hücum etkinliği ve üretkenliği ciddi şekilde artan Galatasaray, özellikle savunmasındaki bireysel hatalarını devam ettiriyor ve kalesinde tehlikeli pozisyonlar veriyor. Oldukça zayıf bir kadroyla sahaya çıkan Diyarbakırspor’un dahi dört tane net gol pozisyonu bulması, Galatasaray savunmasında işlerin pek düzelmediğini gösteriyor. Savunma hataları dışında hücum organizasyonunun şekilsiz olması, uzun paslarda ısrar edilmesi, orta sahanın oyunu gerekli şekilde yönetmemesi, seri ve tempolu bir oyun ortaya konmaması ve beklerden gerekli desteğin gelmemesi Galatasaray’ın ana sorunları olarak göze çarpıyor.

Galatasaray’ın bu maçtaki yıldızı üç gol bulan Milan Baros’tu. Sahalara döndüğünü performansıyla hissettiren Çek golcü, maç boyunca önemli işler yaptı. Takımın iyileri arasına savunmayı toparlayan Lucas Neill, büyük emek ortaya koyarak etkili olmaya çalışan Giovanni dos Santos ve gollerdeki katkısıyla Abdul Kader Keita’yı koyabilirim.

Bu kadar zayıf bir rakibe karşı dahi Galatasaray’da oldukça kötü oynayan isimler vardı. Sol bekte görev yapan Caner Erkin, ne hücumda ne de savunmada ortalarda yoktu ve yaptığı hatalarla herkesi isyan ettirdi. Caner Erkin’in sezon sonunda gönderilmesi konusundaki düşüncemi tekrar vurguluyorum ve bu oyuncunun özellikle kişilik olarak Galatasaray’a yakışmadığını düşünüyorum. Galatasaray’ın el freni görevini gören Elano Blumer, yine geriye dönük oyunuyla takımı hücuma çıkarma görevini yerine getirmedi ve kendini oyun içinde saklayarak pasifize etti. Ön liberoda görev yapan maskeli Mehmet Topal, halen eski görüntüsünden çok uzakta ve yaptığı hatalarla herkesin yüreğini ağzına getiriyor. Zira, maçın başında Diyarbakırspor’dan Erhan Şentürk’ün bulduğu pozisyon da Mehmet Topal’ın hediyesiydi.

Eğer Galatasaray kendine çeki düzen vermezse, gelecek hafta Manisaspor deplasmanında oldukça zor bir maç çıkarır. Türkiye’de Galatasaray savunmasına en ters gelecek forvet olan Isaac Promise, Galatasaray’ın savunmasını allak bullak edecektir. Orta sahada Yiğit İncedemir, Mehmet Güven, Joshua Simpson gibi mücadeleci isimler de Galatasaray’ın formsuz orta sahasına büyük bir üstünlük sağlayabilir. Manisaspor’un haftalardır kalesini gole kapattığını ve özellikle oyunu kitleme konusunda çok başarılı olduğunu da hatırlatarak Galatasaray’ın gelecek hafta için iyi sinyaller vermediğini tekrar belirteyim.

Yardımcısız Rijkaard

Daha önce birkaç kez ifade ettiğim üzere Frank Rijkaard’ın Türkiye’nin dinamiklerini iyi bilen yerli bir yardımcıya ve Flemenkçe bilen bir tercümana ihtiyacı var. Hatalı bir gol yediği Fenerbahçe maçının ardından ortaya çıkan “lens” skandalı nedeniyle taraftarın büyük tepkisini çeken Leo Franco’nun maç öncesi ısınmaya çıkartılması, büyük bir hataydı. Taraftarın tepkisinin odak noktasında olan, bugüne özel yazılan şarkılarda adı geçen ve özellikle giderek daha çok magazine düşen özel hayatıyla tepki çeken Arda Turan’ın oyundan çıkartılması, Hollandalı teknik adamın ikinci büyük hatasıydı. Zira, bu oyuncunun çıkarken bir bölüm taraftar tarafından protesto edilmesi hiç hoş olmadı. Frank Rijkaard’ın en önemli hatası ise, taraftarın en çok tepki gösterdiği isim olan ve kötü sonuçların alındığı bu haftalarda evinde ve dışarıda verdiği partilerle gazetelere manşet olan Jo Alves’i oyuna alması oldu. Farkın açıldığı dakikalarda bu oyuncunun oyuna dahil edilmesine hiç gerek yoktu. Zaten Jo Alves maç boyunca ciddi şekilde ıslıklandı ve bence Galatasaray kariyerine bir nokta koydu.

Bu üç hatanın her biri, Galatasaray’ın teknik direktörü Frank Rijkaard’ın Türkiye’yi tanıyan ve ülkemizin huyundan suyundan anlayan gerçek bir yardımcısı olmadığını gösteriyordu. Aynı zamanda bugün maçtan sonra Frank Rijkaard’ın verdiği röportajı dinlerken kendisini İngilizce ifade etmekte ne kadar zorlandığına ve tercümanının çat pat İngilizcesine tekrar şahit oldum. Galatasaray gibi bir camianın teknik direktörüne çok daha akıcı bir yabancı lisana sahip olan ve teknik direktörünün ana dilini konuşabilen bir tercümanın yakışacağını düşünüyorum.

Bu olaylara değinirken Galatasaray’daki ciddi idari yönetim zaafiyetine de dikkat çekmek istiyorum. Özel yaşamındaki düzensizliği İngiltere’de dahi büyük bela olan Jo Alves’i idari yönetimin çok daha önceden kontrol altına alması ve basında çıkacak olaylara önceden tedbir alması gerekirdi. Aynı şekilde Galatasaray’ın kaptanı Arda Turan’ın da son zamanda özel hayatının basına ciddi şekilde yansımasını veya Leo Franco’nun basına sızan “lens” skandalını da önceden önlemek mümkün olabilirdi. Bugün bakıldığında protestolardan en fazla nasibini bu üç oyuncunun alması da kimseyi şaşırtmamalı, ben burada Galatasaray idari yönetimini ana suçlu olarak görüyorum.

Protestolar

Bugün Galatasaray takımına taraftarının gösterdiği tepkinin oldukça yerinde, ölçülü ve haklı olduğunu düşünüyorum. Kazanırken alkışın ve primin olduğunu yerde, kaybedildiğinde ve özellikle mücadele edilmediğinde tepkinin olması oldukça normaldir. Daha birkaç ay önce bu yıl için beş kupa hedefi konuşulurken şimdi sadece Turkcell Süper Ligi hedefinin kalması, Galatasaray taraftarı için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Bundan daha önemlisi olarak, Galatasaray takımında mücadele etmeyen, özel hayatıyla gündemden düşmeyen ve alınan kötü sonuçların ardından hayal kırıklığı yaşamak yerine eğlenmeyi tercih eden isimlerin olması isyanın asıl nedeniydi. Zira, bugün en çok tepki çeken isimlerin Leo Franco, Jo Alves ve Arda Turan olması ve Lucas Neill, Giovanni dos Santos, Sabri Sarıoğlu gibi isimlerin destek görmesi bu durumu doğrular nitelikteydi.

Burada taraftarların büyük kısmında protestolar esnasında yaşanan bütünlük de oldukça dikkat çekiciydi. Galatasaray’ın arka arkaya goller attığı ilk yarıda gollerin ardından protestolarına devam eden eski açık, kapalı ve yeni açık tribünlerindeki taraftarlara genelde tezahüratlara katılmamaları nedeniyle takımı desteklemeyen ve daha çok maçı seyreden numaralı tribündeki taraftarlardan tepki gösterilmesi maçın ilginç bir notuydu. Maçın başında bu protestolara katılan numaralı tribündeki taraftarların iki golün ardından bir anda tutum değiştirmesi, protestoların ruhunu anlamadıklarını gösteriyordu. Zira Galatasaray taraftarının tepkisi alınan mağlubiyetlerden sonra eğlence yerlerinde boy gösteren, takım gol yedikten sonra tribünde sırıtan, maça hazırlık döneminde gerekli özeni göstermeyip “lens” gibi basit ve komik kusurlara sığınan, özel hayatıyla gazetelere manşet olan ve maçlarda mücadele etmeyip aciz durumlara düşen belli oyuncularaydı. Kısacası, bu protestonun ana nedeni alınan skorlardan çok alınan skorların öncesinde ve sonrasında yaşananlardı. Bu nedenle, atılan gollere rağmen Galatasaraylı taraftarların büyük çoğunluğu yaptıkları ölçülü ve haklı protestolarını devam ettirdiler.

Nis
9

Fantezi Futbol 29. Hafta

Şampiyonluk adaylarının öne çıktığı ve küme düşme potasında da ciddi bir mücadelenin yaşandığı 29. haftada fantezi futbolcuları yine birbirinden zorlu maçlar bekliyor. Şampiyonluk yarışının büyük ölçüde netleşeceği haftanın karşılaşmalarına bir göz atalım ve öne çıkması beklenen oyuncuları analiz edelim.

Gaziantepspor – Manisaspor

Geçtiğimiz hafta Diyarbakırspor deplasmanından net bir galibiyetle dönen Gaziantepspor, kümede kalma yarışında büyük bir mücadele veren Manisaspor’u evinde ağırlıyor. Gaziantepspor’un cezası nedeniyle seyircisiz oynanacak karşılaşmaya Gaziantepspor sakat Cenk Güvenç’ten ve sarı kart cezalısı Erman Özgür’den yoksun olarak çıkacak. Kümede kalma yolunda biraz daha avantajlı bir konuma geçen Manisaspor cephesinde ise sakat Oumar Kalabane dışında önemli bir eksik bulunmuyor.

Bu karşılaşmada Gaziantepspor’u galibiyete daha yakın takım olarak görüyorum ve size kaleci Mahmut Bezgin veya savunma oyunculardan birini ve Julio Cesar de Souza veya Jorge Jorginho’dan birini tercih etmenizi öneriyorum. Çok kısır maçlar çıkaran ve son 5 maçta sadece 1 gol atabilen Manisaspor’dan bu maçta risk almamanızı tavsiye ediyorum, zira hücum gücü yüksek bir Gaziantepspor Manisaspor’a oldukça zor anlar yaşatabilir.

Antalyaspor – İBB

Son 4 maçından sadece 1 puan çıkarabilen Antalyaspor, evinde sürprizlerin takımı İBB’yi ağırlıyor. Antalyaspor’da sakatlığı devam eden Vahap Işık ve cezalı Erhan Güven bu karşılaşmada takımlarındaki yerlerini alamayacaklar. Son 4 maçından 3 galibiyet çıkaran ve hem şampiyonluk adaylarını, hem de kümede kalma mücadelesi veren takımları rahatça yenen İBB’de önemli bir sakat veya cezalı oyuncu bulunmuyor.

Bu karşılaşmanın çok tehlikeli bir karşılaşma olduğunu düşünüyorum ve fantezi futbolcuları bu karşılaşmaya fazla bulaşmamaya çağırıyorum. Savunmasında hatalar yapan Antalyaspor karşısında fırsatçı İBB’nin goller bulması kimseyi şaşırtmasın. Geçen hafta takıma dönen İbrahim Akın, gösterdiği performansla formda olduğunu kanıtladı. Beraberliğin daha olası bir sonuç olduğu bu karşılaşma için sürprizcilere İbrahim Akın veya Necati Ateş’i önerebilirim.

Beşiktaş – Trabzonspor

Ligin en kritik derbi mücadelelerinden birinde Beşiktaş, evinde Trabzonspor’u ağırlıyor. Beşiktaş’ta Rodrigo Tabata, Nihat Kahveci, Mert Nobre, Fabian Ernst, Matteo Ferrari ve Ramazan Özcan’ın sakatlıkları bulunuyor, cezalı oyuncu ise bulunmuyor. Trabzonspor cephesinde ise sakat Tayfun Cora ve cezalı Drago Gabriç ile Ömer Aysan dışında bir eksik bulunmuyor.

Her iki takımın da önemli sakatlarla çıkacağı karşılaşmada ben ibreyi biraz daha Beşiktaş’tan yana görüyorum. Bu tip maçlar için daha fazla tecrübeye sahip olan Beşiktaş, savunmasını sağlam tutarak sonuca gitmeye çalışacaktır. Az gollü geçeceğine emin olduğum karşılaşmanın fantezi futbol için fazla çekici olmadığını düşünmekle beraber, Bobo veya Gustavo Colman’tan birini de derbiyi keyifle seyretmek adına kadronuza almanızı öneriyorum.

Ankaraspor – Fenerbahçe

Ankaraspor’un küme düşürülmesi nedeniyle bu hafta Fenerbahçe’den oyuncu almıyoruz.

Kasımpaşa – Ankaragücü

Son 5 maçından sadece 2 puan çıkarabilen ve genelde gollü maçlar oynayan Kasımpaşa, tam tersi bir mantaliteyle mücadele eden Ankaragücü’nü ağırlıyor. Çok inişli çıkışlı bir grafik çizen ve deplasmandaki Eskişehirspor karşılaşmasını oldukça talihsiz şekilde kaybeden Kasımpaşa’da cezalı Emre Toraman bu karşılaşmada görev yapamayacak. Beraberliklerin takımı Ankaragücü’nde ise sakat Mehmet Akan ve Muhammet Hanifi Yoldaş dışında bir eksik bulunmuyor.

Oldukça zorlu ve sürprize açık olan bu karşılaşmada gollü bir beraberliği daha olası bir sonuç olarak görüyorum. Açık bir futbol oynayan ve durmadan gol arayan Kasımpaşa ile savunma güvenliğini önde tutan Ankaragücü’nün mücadelesi, her türlü sonuca oldukça açık. Bu nedenle fantezi futbolcular için oldukça tehlikeli bir karşılaşma olduğunu düşünüyorum. Andre Moritz veya Jerome Rothen bu maç için iyi tercihler olabilir.

Gençlerbirliği – Bursaspor

Gol yollarında zorlanan ve zor gol yiyen bir takım ünvanına bürünen Gençlerbirliği, ligin en ciddi şampiyonluk adayını evinde ağırlıyor. Gençlerbirliği’nin savunmasının iki önemli isminden İlhan Eker sarı kart cezası, Ivan Radeljic ise Alpaslan Erdem ve Mahmut Şen gibi sakatlığı nedeniyle bu karşılaşmada forma giyemeyecek. Bursaspor’da ise Ömer Erdoğan ve Ozan İpek gibi iki kilit isim, sarı kart cezaları nedeniyle bu karşılaşmada takımdaki yerlerini alamayacak.

Bu karşılaşmanın az gollü bir beraberlikle sonuçlanacağını düşünüyorum. Ömer Erdoğan’ın yokluğunda Bursaspor’un savunmasının oldukça zorlanacağını, Ozan İpek’in eksikliğinin ise özellikle hücuma çıkarken itici gücü eksilteceğini düşünüyorum. Savunmasında önemli eksikleri olan Gençlerbirliği’nin ise savunma ağırlıklı bir kadroyla çıkacağını tahmin ediyorum. Son 4 maçta kalesinde gol görmeyen Gençlerbirliği, Bursaspor’u çok zorlayacaktır. Bu maçtan fazla risk almayın derim.

Denizlispor – Eskişehirspor

Ligin dibine demir atan ve ayağına kadar gelen fırsatları tepen Denizlispor, ligin flaş ekiplerinden Eskişehirspor’u ağırlıyor. Denizlispor’da sakat Douglas Braga dışında eksik bulunmazken, Eskişehirspor’da cezalı Sezgin Coşkun bu karşılaşmada görev yapamayacak.

Denizlispor için hayati önem taşıyan bu maçta Denizlispor’a son bir şans daha veriyorum ve Souleymane Youla’yı öneriyorum. Ayrıca, bu karşılaşmadan bir kaleci veya savunma oyuncusu da almayı düşünebilirsiniz.

Galatasaray – Diyarbakırspor

Şampiyonluk yarışına havlu atan Galatasaray, kümede kalma mücadelesi veren Diyarbakırspor karşısında moral arıyor. Cezalı Barış Özbek ve sakatlıkları devam eden Ayhan Akman ve Harry Kewell’ın bu karşılaşmada Galatasaray formasını giymesi beklenmiyor. Ancak, Hollandalı teknik adamın kimi sahaya süreceği konusunda ciddi bir belirsizlik bulunuyor. Diyarbakırspor’da ise cezalı bir oyuncu bulunmazken, dar kadronun sıkıntısı belirgin şekilde gözüküyor.

Galatasaray’ın bu karşılaşmayı rahat kazanacağını düşünüyorum ve size savunmadan Sabri Sarıoğlu veya Lucas Neill, orta sahadan Gio dos Santos veya Abdul Kader Keita, forvetten de Jo’yu öneriyorum. Diyarbakırspor’un bu maçta varlık gösterebileceğini pek düşünmediğim için bu takımdan oyuncu tavsiye etmiyorum.

Kayserispor – Sivasspor

Sakatları düzelen ve tam kadroyla hazırlanan Kayserispor, Galatasaray’dan son dakikada aldığı bir puanla moral bulan Sivasspor’u evinde ağırlıyor. Kayserispor’da uzun bir aradan sonra sakat veya cezalı oyuncu bulunmuyor. Konuk Sivasspor’da da önemli bir sakat veya cezalı oyuncu bulunmuyor ve her iki takım da tam kadro maça çıkıyor.

Bu karşılaşmada Kayserispor’u mutlak favori olarak görüyorum. Geçen hafta Galatasaray karşısında Aykut Erçetin’in acemice bir hatasıyla 1 puan alabilen ve ortaya koyduğu oyunla iyi sinyaller vermeyen Sivasspor, oldukça motive bir Kayserispor karşısında fazla dayanamaz. Bu karşılaşmada Kayserispor’dan bir savunma oyuncusu ve Ariza Makukula’yı kadronuza dahil etmenizi öneririm.

Nis
6

Hazin Bir Öykünün Sonu Geliyor: 1-1

Gün geçtikçe daha dibe batan Galatasaray, deplasmanda karşılaştığı ligin 15. sırasındaki Sivasspor karşısında son dakikada yediği golle çöktü: 1-1. İlginç kadrosuyla ilk yarıda önemli pozisyonlar yakalayan ve ancak 1 gol çıkarabilen sarı kırmızılı takım, büyük kısmını geriye yaslanarak geçirdiği ikinci yarıdaki oyunuyla şampiyonluk rüyasından uyandı.

Bu karşılaşmanın teknik yorumuyla ilgili fazla bir şey yazmak istemiyorum. Jo’yu kenarda tutup Mehmet Topal, Barış, Ayhan ve Mustafa Sarp’tan oluşan dörtlü bir ön libero ordusuyla maça başlayan Galatasaray, maçın ilk yarısında Giovanni dos Santos ve Abdul Kader Keita ile önemli pozisyonlar bulmasına rağmen ancak Barış Özbekle 1 gol buldu. Sivasspor ise Musa Aydınla yakaladığı bir pozisyon dışında sahada pek yoktu. Oyunun ikinci yarısına daha iyi başlayan Sivasspor, 51. dakikada Hayrettin Yerlikaya’nın geçirdiği sakatlığın ardından maça ciddi şekilde asıldı ve Galatasaray’ı adeta sahasına hapsetti. Yaklaşık 40 dakika boyunca oyunu kendi sahasında kabul eden Galatasaray, maçın başarılı ismi Aykut Erçetin’in acemice bir top sektirmesi sonucunda uzatma dakikalarının başında kalesinde golü gördü ve maç adil bir şekilde beraberlikle sona erdi.

Hazin Görüntüler

Maçın genelinde Galatasaray adına çok hazin görüntüler vardı. Bu durum, Galatasaray’ın yaşadığı ciddi disiplin ve takım ruhu sıkıntılarını da gösteriyordu. Barış Özbek’in “kasap” gibi rakibini katletmeye çalışarak oyundan atılması, Frank Rijkaard’ın rakip takımın teknik ekibiyle yumruklaşması, cezası nedeniyle maçı tribünden takip eden Milan Baros’un Galatasaray’ın yediği golden sonra kameralar kendisini çekerken sırıtması, oyuna sonradan dahil olan Jo & Elano Blumer ikilisinin bitik hali ve hepsinden önemlisi olarak Galatasaray’ın ligin 15. sırasındaki Sivasspor karşısında 40 dakika kendi sahasına hapsolması ve ikinci yarıda sadece savunmadan şişirilen toplarla hücuma çıkmaya çalışması, Galatasaray’ın şampiyonluktan uzaklaşmasının nedenlerini açıkça gösteriyordu.

Sivasspor cephesinde de ciddi sıkıntılar göze çarpıyordu. Çok sert oynayan ve bir türlü saldırgan görüntüsünden uzaklaşmayan Sivasspor’a şansı da yardım etti ve Aykut Erçetin’in büyük hatası Sivasspor’a beraberliği getirdi. Sivasspor’un stoperi Sedat Bayrak’ın atılmaması ise, tamamiyle maçın hakemi Halis Özkahya’nın marifetiydi. Yakın bir döneme kadar milli takım için düşünülen Sedat Bayrak, sert müdahelelerini hakaret dolu sözleriyle süsledi ve maçı seyreden herkesi çileden çıkardı. Sezon başından beri ciddi bir agresiflik içinde olan Sedat Bayrak için tehlike çanları çalıyor.

Bundan Sonrası

Galatasaray taraftarı, takımına olan inancını yitirdi. Galatasaray futbol takımının içinde de ciddi bir disiplinsizlik ve takım ruhu eksikliği göze çarpıyor. Adeta paralı lejyonerlerden oluşan Roma ordusuna dönüşen Galatasaray, taraftarlarının boynunu eğen bir görüntü sergiliyor. Takım içi sıkıntıların yanı sıra takımın çok kötü performansı ve olmayan taktik anlayışı, olayı iyice ciddi ve vahim bir hale getiriyor.

Bence Galatasaray bu sezona artık havlu attı. Kalan 6 maçta da Galatasaray’dan pek birşey beklememenizi tavsiye ederim. Taraftarını kahreden bu kadar kötü durumdaki bir takımın bundan sonra sezon sonuna kadar elde edeceği başarılar, taraftarlarını tatmin etmekten oldukça uzak kalacaktır. Zira, Galatasaray taraftarı sadece para için oynayan ruhsuz futbolcuları seyretmekten bıktı. Bundan sonra Galatasaray taraftarlarına tavsiyem, onur mücadelesi veren Galatasaray Cafe Crown’u desteklemeleri ve Galatasaray futbol takımını da her fırsatta makul ölçülerde ve saygıyı elden bırakmadan protesto etmeleri yönünde olacaktır.

Son olarak, Galatasaray’ın bu sezon düştüğü halin ana sorumlusu olarak Frank Rijkaard’ı gösteriyorum ve sezon sonu Hollandalı teknik adamla dostça ayrılmanın doğru yol olacağını vurguluyorum. Takım içindeki disiplin sorunu, takım ruhunun oluşmaması, oyuncuların kötü performansı ve takımın oyuncularının bir taktik disiplinine sahip olmamaları, tamamiyle Hollandalı teknik adamın suçudur. Eğer Frank Rijkaard ile devam edilecekse, gelecek sezon için kendisine Flemenkçe bilen iyi bir tercüman tahsis edilmesi ve yardımcı antrenör olarak Johan Neeskens yerine Türk futbolunu çok daha iyi tanıyan bir yerli antrenörün (örneğin Tugay Kerimoğlu) atanması çok daha doğru olacaktır.

Şub
10

Antalyaspor Tur Atladı: 3-2

Sinir Harbini Antalyaspor Kazandı: 3-2

Ziraat Türkiye Kupası rövanş karşılaşmasında evinde Antalyaspor’u ağırlayan Galatasaray, maçı 3-2 kazanmasına rağmen gol averajıyla elendi. Daha sakin kalan, saha dışı faktörleri daha iyi kullanan ve eksik kadrosuna rağmen çok iyi mücadele eden Antalyaspor, yarı finale yükselen ekip oldu.

Heyecan Dolu Bir Karşılaşma

Kritik karşılaşmaya daha iyi başlayan takım, maça iyi konsantre olan Galatasaray’dı. Hücum bölgesinde daha etkin olan sarı kırmızılı takım, Elano Blumer’in önderliğinde iyi pozisyonlar yakaladı. Mustafa Sarp’ın kaçırdığı net gol pozisyonunun ardından Elano Blumer’in ve Caner Erkin’in etkili vuruşlarının yan direkten dönmesiyle şanssız dakikalar yaşayan Galatasaray, aradığı golü 30. dakikada Elano Blumer’in düşürülmesinin ardından Brezilyalı oyuncunun kullandığı penaltıyla buldu. Golden sonra Galatasaray’ın tempo bulması beklenirken, 5 dakika sonra bir köşe vuruşunda Radoslav Batak’ın direkten dönen kafa vuruşunu tamamlayan Necati Ateş skoru eşitledi. Golün ardından şaşkınlığını üzerinden atamayan sarı kırmızılı takım, 41. dakikada Abdul Kader Keita’nın kaçırdığı pozisyon dışında etkili olamadı ve ilk yarı 1-1 berabere tamamlandı.

Maçın ikinci yarısına Giovanni dos Santos’un yerine Emre Çolak’ı oyuna alarak başlayan Galatasaray, bu değişikliğin yararını 48. dakikada bu oyuncunun kaydettiği güzel golle gördü. Golden sonra 10 dakika içinde Mustafa Sarp’ın ayağından iki net gol pozisyonu kaçıran sarı kırmızılı takım, farkı açmaya çalıştığı dönemde ikinci golün sahibi Emre Çolakla başlayan hatalar zincirinin ardından Necati Ateş’in bulduğu golle umutlarını büyük ölçüde tüketti. Golden sonra riskler alan Galatasaray karşısında savunmanın arkasına adam kaçırarak etkili olan Antalyaspor, yakaladığı tehlikeli pozisyonları değerlendiremedi. Hücumda bir türlü etkili olamayan sarı kırmızılı takım, 86. dakikada Caner Erkin’in attığı güzel golün ardından biraz umutlandı. Ancak, son dakikaları atlatmayı başaran Antalyaspor sahadan galibiyetle ayrılan ekip oldu.

Kaçan Pozisyonlar Sonu Hazırladı

Maça daha iyi başlayan Galatasaray, biraz daha becerikli olabilseydi ve futbol şansı da biraz daha yanında olsaydı maçın başında farklı şekilde öne geçebilirdi. Yine de golü iyi bir zamanlamayla bulan sarı kırmızılı takımın kalesinde gördüğü ilk pozisyonun golle sonuçlanması, zaten hücum organizasyonlarında sıkıntı yaşayan sarı kırmızılı takımın tüm düzenini bozdu. Özellikle forvetlerinin eksikliği nedeniyle büyük bir sıkıntı yaşayan sarı Galatasaray, Arda Turan’ı bu bölgede değerlendirerek adeta pasifize etti. Giovanni dos Santos’tan hiç verim alınamaması Galatasaray’ı ilk yarıda tek kanatlı bırakırken, Elano Blumer’in performansı gerçekten etkileyiciydi. Konuk Antalyaspor ise, ilk yarıda pek etkili olamamasına rağmen bulduğu tek pozisyonu golle çevirmeyi başardı. Galatasaray’ın kalesinde gördüğü pozisyonda geçirdiği sakatlık nedeniyle saha dışında olan Mehmet Topal’ın eksikliğinde organize olunamaması, golü hazırlayan ana etken oldu. Antalyaspor’un kullandığı köşe vuruşunda arka direğin bomboş bırakılması, akıl almayacak kadar kritik bir hataydı.

Galatasaray için ikinci yarı da, birinci yarıya benzer şekilde başladı. Bu kez golü erken bulan sarı kırmızılı takım, golün ardından farkı açacak müsait pozisyonları harcadı. Rakibi karşısında zorlanan Antalyaspor, Emre Çolak – Mustafa Sarp ikilisinin müthiş hatasını değerlendirdi ve ikinci yarıda bulduğu ilk pozisyonda yine golü bulmayı başardı. Golden sonra tüm oyun konsantrasyonunu yitiren Galatasaray, şansı sayesinde kalesinde gol görmedi. Bu bölümde Antalyaspor’un Uğur Uçar’ın görev yaptığı sağ kanadı adeta madene çevirmesi dikkat çekiciydi. Oyunu bu bölgeye yıkan ve savunmadayken de diğer oyunculara baskı yaparak topun Uğur Uçar’ın ayağında kalmasına müsaade eden kırmızı beyazlı takım, bu düşüncesinde de oldukça başarılı oldu.

Galatasaray için işkence, Antalyaspor için ah vahlarla geçen 20 dakikanın ardından normal sürenin bitimine 5 dakika kala bulduğu golle ümitlenen Galatasaray’da teknik direktör Frank Rijkaard, skorun 3-2’ye gelmesinin ardından Uğur Uçar’ı oyundan alarak yerine Servet Çetin’e şans verdi. Frank Rijkaard’ın bu değişiklikte oldukça geç kaldığını ve oyun kurgusunda hata yaptığını, oyuna alındığı dakikadan itibaren havadan atılan uzun topları başarıyla hücum oyuncularına indiren ve Galatasaray’ın hücum etkinliğini belirgin şekilde arttıran Servet Çetin gösterdi.

Konuk Antalyaspor ise, oyunun sinir harbi kısmını daha iyi yöneten takım oldu. Stratejik hareketlerle zaten gergin olan Galatasaray tribünlerini iyice kışkırtan ve durmadan zaman geçirerek oyunun temposunu düşüren konuk ekip, istediğini alarak sahadan ayrıldı. Mücadelesiyle göz dolduran Antalyaspor’un genel oyun tutumunun pek keyif vermediğini ve fair play ruhundan çok uzak bir görüntü çizdiğini söylememiz gerekir. Yine de istediğini alarak yarı finale yükselen Antalyaspor’u kutlayalım ve yarı finalde başarılar dileyelim.

Belirgin İyiler ve Kötüler

Galatasaray’da bu karşılaşmada bariz şekilde iyi ve kötü oynayan oyuncular vardı. Mustafa Sarp, Uğur Uçar, Aykut Erçetin, Emre Güngör ve Giovanni dos Santos, Galatasaray’ın çok kötü oynayan isimleriydi. Birçok müsait pozisyonu değerlendiremeyen ve acemice davranan Mustafa Sarp, aynı zamanda sarı kırmızılı takımın tempo yapamamasının ana nedenlerinden biriydi. Galatasaray’ın kalesinde gördüğü ikinci golde aciz durumda kalan Mustafa Sarp, kendine hiç yakışmayan bir performans gösterdi. Sağ bekte görev yapan Uğur Uçar, hücumda oldukça aksadı ve Antalyaspor forvetleri için adeta maden oldu. Kendine güvenini kaybettiği her halinden belli olan genç oyuncu, hücumda da adeta Galatasaray’ın ayağına takılmış pranga gibiydi. Bu oyuncunun gösterdiği performans, Sabri Sarıoğlu’nun değerini daha iyi gösterdi.

Galatasaray’ın kalesinde görev yapan Aykut Erçetin, yaptığı acemice hareketlerle ve duruşuyla hiç güven vermedi. Futbol zekası oldukça sınırlı olan bu oyuncuya Galatasaray kadrosunda yedek olmak dahi hiç yakışmıyor. Defansın ortasında görev yapan Emre Güngör, Kayserispor maçında gösterdiği performansı mumla arattı. Özellikle takımın hücuma çıkışlarında çok aksayan milli oyuncu, yaptığı bazı kritik savunma hatalarıyla da dikkat çekti. Sarı kırmızılı takımın büyük umutlarla transfer ettiği Giovanni dos Santos, güçsüz ve etkisiz görüntüsünü devam ettirdi. Ciddi eksikleri belirgin şekilde ortada olan genç oyuncu, mevcut durumuyla Galatasaray takımında yedek olmayı dahi haketmiyor.

Galatasaray’ın bu karşılaşmadaki en etkili ismi, orta sahada müthiş bir performans ortaya koyan Elano Blumer’di. Takım arkadaşlarının birçoğunun ayak uyduramadığı Brezilyalı oyuncu, tek başına kalsa dahi klasını gösterdi. Savunmanın ortasında görev yapan Lucas Neill, yine yerinde müdaheleleriyle göz doldurdu ve gönülden mücadelesiyle takımını ateşleyen isimlerin başında geldi. Sol bekte görev yapan Caner Erkin ve ön liberoda takımın yükünü çeken Mehmet Topal, zaman zaman aksamalarına rağmen görevlerini etkili şekilde yerine getirdiler. Sağ kanatta görev yapan Abdul Kader Keita ve forvet pozisyonunda oynayan Arda Turan idare ederken, oyuna sonradan dahil olan Emre Çolak attığı güzel gole rağmen yenilen ikinci golde yaptığı hatayla tepki çekti.

Konuk Antalyaspor’da ise Galatasaray’ın büyük vefasızlığı sonucunda takımdan ayrılmak durumunda kalan Necati Ateş, attığı gollerle ve gösterdiği mücadeleyle hem göz doldurdu, hem de kendisine karşı gösterilen tutuma karşı duruşunu gösterdi. Forvette Necati Ateş’in partneri olan Veysel Cihan, savunmada hava topu hakimiyetiyle göz dolduran Yalçın Ayhan ve orta sahada çok çalışan Ertuğrul Arslan – Korhan Öztürk ikilisi, Antalyaspor’da öne çıkan diğer isimlerdi.

Bugün ortaya koyduğu futbolla yarı finali hakeden Antalyaspor’un kalecisi Ömer Çatkıç için ayrı bir paragraf açmak isterim. Maç öncesinde ısınma döneminden başlayarak tribünlere el hareketleri yapmaya başlayan, maç boyunca tribünleri durmadan kışkırtan ve bu tutumunu maçın sonunda da sürdüren tecrübeli kaleci, takımının mücadele dolu performansına gölge düşürdü. Türk futbolunun bir marka değerinden bahsediyorsak, Ömer Çatkıç gibi fair play ruhunu özümseyememiş ve tüm oyun sistemini sinir harbinin ve zaman geçirmenin üstüne kuran oyuncular bu değeri önemli ölçüde düşürüyorlar. Antalyaspor takımını yarı finale yükselmesi nedeniyle tebrik ederken, Ömer Çatkıç’ı ise Türk futbolunun değerini düşürdüğü ve maçı izleyen tüm sporseverlerin futbol keyfine önemli ölçüde zarar verdiği için kınıyorum.

Maçın En Kötüsü

Bu kadar kora kor bir mücadelenin yaşandığı karşılaşmanın en kötü ismi, hakem Bünyamin Gezer’di. Oldukça formsuz olduğu her halinden belli olan, pozisyonları yerinde süzemeyen ve birçok saçma karar veren tecrübeli hakem, bu gerilimli maçın altından kalkamadı. Özellikle kartlarını çok dengesiz kullanan ve oyunun hızını durmadan kesen Bünyamin Gezer, çok keyifli olabilecek bir karşılaşmanın kalitesini önemli ölçüde düşürdü. Özellikle maç boyunca birçok kartlık harekette bulunan Ömer Çatkıç’ın sarı kartı ancak maçın 95. dakikasında görmesi ve bu karttan sonra hakeme küfretmesine rağmen kırmızı kartı cebinden çıkaran hakemin bu kartı ani bir kararlar tekrar yerine koyması, Bünyamin Gezer’in maç üzerindeki “kontrol”ü hakkında iyi bir fikir verdi. Türkiye’deki birçok hakemimiz gibi Bünyamin Gezer’in de maalesef oldukça sınırlı yeteneğe ve kapasiteye sahip olduğu bu karşılaşmada belirgin şekilde görüldü.

Ara
24

Tatile Neşeli Çıktı: 2-1

gstrabzon

Turkcell Süper Lig’in ilk yarısını ikinci bitirerek moral bulan Galatasaray, yarı yıl tatilinden önceki son karşılaşmasında Ziraat Türkiye Kupası’nda Trabzonsporla sahasında karşılaştı. Oldukça eksik bir kadroyla mücadele eden Galatasaray, tam kadro maça çıkan rakibini mağlup etmeyi başardı: 2-1.

Aynı Senaryo

Galatasaray, Trabzonspor karşısında karşılaşmaya oldukça kontrollü başladı ve eksik kadrosuna rağmen ilk yarıda rakibine bir pozisyon dahi vermedi. Forvetsiz oynadığı için hücumda çoğalmakta zorlanan sarı kırmızılı takım, sol açıkta görev yapan Caner Erkin’in bindirmeleriyle ve orta saha oyuncularının geriden gelerek kullandığı vuruşlarla etkili olmaya çalıştı. Oyunu istediği gibi götüren Galatasaray, aradığı golü 40. dakikada Arda Turan’ın güzel asistini etkili bir kafa vuruşuyla değerlendiren Caner Erkin’in kafasından buldu ve ilk yarı 1-0 sona erdi. İlk yarının en göze çarpan eşleşmesinde Caner Erkin, karşısında oynayan Ömer Aysan’a büyük bir üstünlük sağladı ve Galatasaray sol kanadından oldukça etkili oldu.

Maçın ikinci yarısına Ömer Aysan – Umut Bulut değişikliğiyle başlayıp hücum etkinliğini arttırmayı amaçlayan ve ilk dakikada Umut Bulut’un kafa vuruşuyla etkili bir pozisyon üreten Trabzonspor’un planları, 47. dakikada Sabri Sarıoğlu’nun güzel ortasını usta bir vuruşla değerlendiren Arda Turan’ın golüyle suya düştü. İkinci golün ardından çabuk toparlanan ve Hrvoje Cale ile rakip kaleyi zorlayan Trabzonspor, aradığı golü 54. dakikada Selçuk İnan’ın serbest vuruşunda yaptığı ortaya kafa vuran Rigobert Song ile buldu. Bu golden sonra Trabzonspor oyunun kontrolünü eline geçirdi ve Galatasaray kalesine etkili şekilde yüklendi. Özellikle Engin Baytar’ın yakaladığı bir pozisyonu çizgi üzerinden Sabri Sarıoğlu’nun kafasyla çıkartmasıyla kullanamayan Trabzonspor, bir türlü oyuna beraberliği getiremedi. Oyunu daha çok sahasında kabullenen Galatasaray ise, 90. dakikada Arda Turan’ın bomboş gol pozisyonu dışında Trabzonspor kalesinde önemli bir tehlike yaratamadı ve maç 2-1 Galatasaray üstünlüğüyle sona erdi.

Maçın genel gidişi, hafta sonu oynanan Galatasaray – Gençlerbirliği maçını çok andırıyordu. İlk yarıda rakibine pozisyon vermeyen ve iyi oynayan Galatasaray, ikinci yarıda ise oyunun kontrolünü rakibine verdi ve maçın sonunu zor getirdi. Galatasaray’ın oynadığı birçok karşılaşmada özellikle ikinci yarılarda yaşadığı tempo düşmesi sorunu ve beraberinde gelen savunma hataları, fizik kondisyon sorunuyla taktik disiplinindeki eksikliğin bir göstergesi olarak yorumlanabilir.

Yerli Malı Galatasaray

Yabancılarının birçoğuna Noel nedeniyle izin veren Galatasaray, maç kadrosundaki tek yabancı olan Tobias Linderoth’u da yedek bıraktı ve maçın büyük bölümünü 11 Türk oyuncuyla götürdü. Önemli eksikleri olmasına rağmen özellikle ilk yarıda performansıyla göz dolduran sarı kırmızılı takımın oyun temposu da son yarım saat haricinde beklenen düzeydeydi. Savunmanın da fena bir maç çıkarmadığı Galatasaray’ın duran toptan yediği basit gol ise, son haftalarda kanatlardan yapılan ortalarda sıkıntı yaşayan sarı kırmızılı takımın bu zaafından dolayı yediği gollerin bir yenisi oldu. Tam kadro maça çıkan Trabzonspor karşısında daha diri kalan takım olan Galatasaray, mücadelesiyle ve çıkardığı 3 puanla göz doldurdu.

Galatasaray’ın kalesinde görev yapan Aykut Erçetin, çok iyi bir maç çıkardı. Birkaç önemli kurtarışı da bulunan Aykut Erçetin, göreve hazır olduğunu gösterdi. Geçirdiği sakatlığın ardından sağ kanattaki görevine geri dönen Sabri Sarıoğlu, Galatasaray’ın en iyi oyuncularından biriydi. Etkili performansını güzel bir asistle de süsleyen genç oyuncu, bu sezon gösterdiği istikrarlı performansını devam ettirdi. Savunmanın göbeğinde görev yapan Emre Aşık – Servet Çetin ikilisi, iyi bir maç çıkardılar ve zamanında müdahelelerle takımlarını rahatlattılar. Sol kanatta görev yapan Alpaslan Erdem ise, inişli çıkışlı bir performans gösterdi. Zaman zaman müthiş paslar atan genç sol bek, yaptığı bazı basit hatalarla ve acemiliklerle ise tepki çekti.

Galatasaray’ın orta sahasında bu karşılaşmada Barış Özbek – Mustafa Sarp – Ayhan Akman üçlüsü görev yaptı. Ayhan Akman vasatı aşamazken, Mustafa Sarp ise savunmadaki görevini başarıyla yerine getirdi. Ancak, Mustafa Sarp’ın hücumda yaptığı bazı hatalar sarı kırmızılı takımın hücum bölgesinde çoğalmakta zorlanmasına yol açtı. Sağ kanada yakın olarak görev yapan Barış Özbek, takımın en kötülerinden biriydi. Mücadele etmesine rağmen birçok basit top kaybeden ve hücumda gerekli desteği veremeyen Barış Özbek, bol top kaybıyla oynadığı karşılaşmada beklentilerin çok altında kaldı.

Bu karşılaşmada sol açıkta görev yapan Caner Erkin, Galatasaray’a geldiği günden beri en etkili performansını gösterdi. Güzel bir gol atan ve rakiplerini bindirmeleriyle oldukça zorlayan genç oyuncu, fuleli koşularıyla ve beklenmedik anlarda çıkardığı ortalarla rakibi hazırlıksız yakaladı. Forvet bölgesinde sağ kanatta oynayan ve serbest görev yapan Arda Turan ise, uzun zamandır yaşadığı durgunluğa bir son verdi ve bir gol, bir asistle tamamladığı karşılaşmaya damgasını vuran isim oldu. Maç boyunca etkili bir performans ortaya koyan Arda Turan’ın son dakikada kaçırdığı etkili pozisyon ise, yıldız oyuncuya hiç yakışmadı.

Sarı kırmızılı takımda birçok şans bulan ve bunların hepsini harcayan Aydın Yılmaz için ayrı bir paragraf açmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Trabzonspor karşısında yine takımın en kötüsü olan Aydın Yılmaz, ayağına gelen topların çoğunu ezdi ve sarı kırmızılı takımın hücuma çıkamamasına yol açtı. Beklenen koşuları da yapmayan ve isteksizliği göze çarpan genç oyuncuya Galatasaray formasının birkaç beden bol geldiğini düşünüyorum. Kendisine her türlü imkan ve fırsat tanınan Aydın Yılmaz’ın halen ilk 11’de tercih edilmesi, Galatasaray’ın kadrosunda bulunan Cem Sultan, Serdar Eylik, Serkan Çalık gibi oyunculara hakarettir. Sezon başında Yaser Yıldız için aynı şeyleri yazıyordum, yine tekrarlıyorum, Galatasaray formasını giymek bu kadar kolay olmamalıdır ve değerini bilmeyene giydirilmemelidir.

Maçtan Diğer Notlar

Maça 11 yerli oyuncuyla çıkan Galatasaray’da son dakikalarda oyuna giren Berkin Arslan ve Çetin Güngör, ilk kez A takım formasıyla Ali Sami Yen’e çıktılar. Maçın başlangıç düdüğünden önce milli marş seramonisine Galatasaray takımı 10 kişi katıldı, çünkü takımın stoperi Servet Çetin soyunma odasından çıkamamıştı. Maçın son dakikalarında oyuna giren Tobias Linderoth, aynı hafta sonu Ayhan Akman’ın yaptığı gibi içine forma giymemişti. Sabri Sarıoğlu’nun sakatlanmasının ardından acilen oyuna girmesi gereken Tobias Linderoth’un hazırlanması oldukça uzun bir süre aldı ve bu gecikme Galatasaray’ı zor bir duruma soktu. Trabzonsporlu Engin Baytar’ın etkili vuruşunu kale çizgisinden çıkaran Sabri Sarıoğlu, maçın kaderine imzasını atan isim oldu.

Eki
29

Against All Odds (Herşeye Rağmen)

Ziraat Türkiye Kupası play-off karşılaşmasında Bucaspor ile evinde karşılaşan Galatasaray, Fenerbahçe maçının moral bozukluğuna, 34. dakikada 10 kişi kalmasına, hakemin bariz bir golünü iptal etmesine ve taraftarının protestosuna rağmen sahadan 2-1 galip ayrılarak gruplara yükselmeyi başardı.

Basit Hatalar

Maça iyi başlayan ve oyunu forse eden Galatasaray, Elano Blumer’in altıpastan kaçırdığı müsait pozisyonun hemen ardından 17. dakikada Arda Turan’ın asistiyle topla buluşan Harry Kewell’ın güzel gol vuruşuyla 1-0 öne geçti. Golden sonra baskısını daha da arttıran sarı kırmızılı takım, 32. dakikada bu kez Harry Kewell’ın pasında topla buluşan Arda Turan’ın güzel vuruşuyla farkı 2’ye çıkardı. Oyun, bu dakikaya kadar herkesin beklentileri doğrultusunda devam etti. Ancak, basit hatalar yine ortalığı karıştırdı.

34. dakikada kendi ceza sahasının hemen önünde topu kaptıran Elano Blumer, topla ilerleyen rakibini indirerek kırmızı kart gördü ve takımını 10 kişi bıraktı. Bu pozisyonun ardından ritmini kaybeden Galatasaray, devre sonuna doğru bu kez Mehmet Topal’ın kaptırdığı topla kalesinde bir pozisyon daha gördü ve kaleci Aykut Erçetin’in başarılı kurtarışı sayesinde devre arasına moralli girdi. Oyunun ikinci yarısında Galatasaray’ın basit hata yapma hastalığı devam etti. 62. dakikada ceza sahasında oluşan karambolde Bucasporlu Serkan’ın vuruşu direkten geri döndü. Bu pozisyondan üç dakika sonra kullanılan taç atışında topu önüne alan Harry Kewell’ın golü top taçtan gelmesine rağmen ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Bu pozisyondan sonra tribündeki protestolar iyice yoğunlaştı. Konuk Bucaspor ise, 79. dakikada Emre Güngör’ün gereksiz bir hamlesinin ardından bir penaltı kazandı. Ancak, atışı kullanan Mehmet Batdal topu üstten auta gönderdi. Pes etmeyen Bucaspor, 85. dakikada organize bir atağın ardından Kenanla gole ulaştı: 2-1. Oyunun bundan sonraki bölümünü kontrolünde geçiren Galatasaray, istediği sonuçla sahadan ayrıldı.

Sistem Farkı Değil Oyun Zekası

Ben, Galatasaray’ın bu kadar gol yemesinin ve savunmasında zorlanmasının taktiğiyle alakalı olduğunu düşünmüyorum. Galatasaray, bu haliyle 5-4-1 de oynasa yine kalesinde pozisyon verecek. Çünkü, Galatasaray’ın kilit pozisyonlarında oynayan isimler özellikle takım atağa kalkarken akıl almaz top kayıpları yapıyorlar ve takımı zor duruma düşürüyorlar. Leo Franco, Servet Çetin, Ayhan Akman, Mehmet Topal, Elano Blumer gibi isimler, çok kritik bölgelerde top kaybediyorlar ve Galatasaray’ı geride eksik yakalatıyorlar. Bu basit top kayıpları olmasa, Galatasaray kalesinde pek fazla gol pozisyonu vermeyecektir. Ancak, topa sahip çıkma prensibinin sarı kırmızılı takıma bir an önce aşılanması gerekiyor. Aksi takdirde, Galatasaray savunması sezon sonunu getiremez.

Galatasaray için Bucaspor karşılaşması sadece galibiyet amaçlı bir karşılaşmaydı. Maça oldukça moralsiz çıkan sarı kırmızılı takım, birçok as oyuncusuna yer vermesinin karşılığını 30 dakikada bulduğu 2 golle aldı. Ancak, Elano Blumer’in büyük hatası bir çuval inciri berbat etti. Bu pozisyonun ardından arka arkaya basit hatalar yapmaya başlayan Galatasaray, maçın sonuna kadar beklenen performansı gösteremedi.

Galatasaray’ın kalesinde görev yapan Aykut Erçetin, duruşuyla hiç güven vermedi. Halen Ufuk Ceylan’ın niye oynatılmadığını ve kapasitesinin sınırlı olduğu seneler boyunca görülmüş olan Aykut Erçetin’de ısrar edildiğini anlayamıyorum. Galatasaray’ın savunmasının ortasında görev yapan Emre Güngör ve Mehmet Topal, yaptıkları basit hatalarla Servet Çetin – Gökhan Zan ikilisini aratmadılar. Ancak, özellikle Mehmet Topal’ın burada olması sayesinde Galatasaray’ın hücuma çok daha rahat çıktığı gözüktü. Sağ bekte görev yapan Uğur Uçar vasat bir performans ortaya koyarken, sol bekte oynayan Caner Erkin hücumda iyi ama savunmada çok kötüydü. Caner Erkin’in oyunun savunma yönünde alması gereken daha çok yol var.

Ön liberoda görev yapan Barış Özbek ve Tobias Linderoth, sahanın iyileri arasındaydı. Özellikle Tobias Linderoth, eğer artık sağlam kalabilirse takıma çok katkı sağlar. Bu oyuncuların önünde oyuna başlayan Elano Blumer, oyunda kaldığı 34 dakikada adeta sahada yoktu. Kanatlarda görev yapan isimlerden Harry Kewell, Galatasaray’ın en iyisiydi. Mücadele eden, gol kovalayan ve pes etmeyen Avustralyalı futbolcu, taraftarlardan destek alan tek isim oldu. Diğer kanatta görev yapan Aydın Yılmaz ise, yine ayakta zor duruyordu. Tekrar söylüyorum, Aydın Yılmaz bu takıma hiç yakışmıyor. Bu oyuncuyu oynatarak, kadrodaki diğer oyunculara yazık ediliyor. Maça forvet olarak başlayan ve takım 10 kişi kaldıktan sonra oyundan alınan Arda Turan, oyunda kaldığı sürede oldukça moralsizdi ve attığı gole dahi sevinmedi. Fenerbahçe maçının en kötü isimlerinden biri olan Arda Turan’ın zor günler geçirdiği her halinden belli oluyor.

Burada Elano Blumer’e ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Galatasaray’ın ritmini kaybetmesinde baş sorumlunun Brezilyalı oyuncu olduğunu düşünüyorum. Takıma uyum sağlayamayan ve çok para verildiği için oynatılan Elano Blumer, gösterdiği performansla sarı kırmızılı takımı bir seviye aşağıya indiriyor. Bu oyuncunun gelmesiyle forvet arkasında müthiş işler yapan Arda Turan’ın tekrar sola çekilmesi, sarı kırmızılı takımın bütün oyun düzenini bozdu. Elano Blumer’in kötü performansına bu oyuncunun hırstan yoksun yapısı, vurdumduymazlığı ve egoistliği eklenince, ortaya çok kötü bir tablo çıktı. Bu oyuncu, böyle devam ederse Galatasaray’ın başına daha çok işler açar.

Galatasaray’ın yedekten giren oyuncularından 34. dakikada Arda Turan’ın yerine oyuna dahil olan Ayhan Akman, adeta takımın el freniydi. Durmadan geriye pas veren ve ağır oyunuyla Bucaspor’u dinlendiren tecrübeli oyuncu, eski formundan oldukça uzakta. 65. dakikada Tobias Linderoth’un yerine oyuna giren Gökhan Zan fazla sırıtmazken, 78. dakikada Harry Kewell’ın yerine oyuna dahil olan Shabani Nonda’nın gösterdiği uyuşuk peformans Galatasaray’ın gelecek maçları için önemli bir uyarıydı.

Tem
19

Galatasaray’ın Kadro Değerlendirmesi

Geçtiğimiz iki sezonda birçok önemli transfer yapan Galatasaray, yine transfer sezonunun en aktif takımları arasında yer alıyor. Geçen sezonu taraftarlarına unutturmaya çalışan sarı kırmızılı kulüp, yeni hocası önderliğinde çıkış arıyor. Sarı kırmızılı takımın kadrosuna bir göz atalım.

Geminin Kaptanı

Geçtiğimiz sezon oldukça kapasiteli bir takımın başına sınırlı bir kariyere ve tecrübeye sahip Alman teknik direktör Michael Skibbe’yi getirerek büyük bir vizyon hatası yapan Galatasaray, bu sezon teknik direktör konusunda işi sıkı tuttu ve Avrupa’nın sayılı futbol adamları arasında gösterilen Hollandalı Frank Rijkaard’ı ve yardımcılarını takımın başına getirerek bence oldukça doğru bir iş yaptı.

Frank Rijkaard’ın gelişinin takıma yaptığı etkiden her yerde bahsediliyor. Oyuncuların büyük saygı duyduğu Hollandalı teknik adam, bir anda Florya’ya ciddi bir disiplin getirdi ve kendi kurallarını koyarak takıma önemli bir mesaj verdi. Aynı zamanda yardımcılarıyla beraber takımı oldukça sıkı çalıştıran ve ciddi kondisyon yükleyen Hollandalı çalıştırıcının kendi oyun şablonunu uygulayabilmek için biraz zamana ihtiyacı olacaktır.

Frank Rijkaard’ın genelde uyguladığı ve oturduğu zaman oldukça göze hoş gelen bir futbol takımı yaratan 4-3-3 sistemi, Galatasaray’a da uzun vadede uyacak bir sistem olacaktır. Özellikle takım halinde ciddi bir savunma koordinasyonu ve disiplini gerektiren bu taktiğin ilk uygulama bölümlerinde bazı ciddi kayıplar olabilir. Nitekim, Barcelona da bu taktiğe geçtiği ilk dönemde birçok sürpriz mağlubiyet almıştı. Ancak, bu taktiğin sahadaki takım tarafından hakkıyla uygulanması halinde ciddi başarılar da elde edilecektir. Bu nedenle, Galatasaray’ın Frank Rijkaard’a ve yardımcılarına zaman tanıması ve sabretmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, son yıllarda birçok kez teknik direktör değişikliği yapmak zorunda kalan Galatasaray’ı yine aynı son bekler.

Kale Soru İşareti

Galatasaray, son iki sezondur kalede ciddi sıkıntı çekiyor. Mondragon’un ayrılmasının ardından bir türlü istediği kaleciyi bulmayan sarı kırmızılı takım, geçtiğimiz sezon takımda kiralık olarak oynayan ve ortaya koyduğu performansla kimseyi tatmin etmeyen Morgan de Sanctis’i göndererek bence doğru bir karar verdi. Oldukça saçma goller yiyen ve geride takıma güven vermeyen İtalyan kalecinin gitmesi, her iki taraf için de oldukça hayırlı oldu.

2007-2008 sezonunda kaleyi paylaşan isimlerden Orkun Uşak, maçı yaşayan ve elinden geleni yapan bir kaleci. Ancak, bu oyuncunun fazla heyecanlı duruşu takıma zaman zaman ciddi zarar da verebiliyor. Galatasaray taraftarının oldukça sevdiği bir isim olan Aykut Erçetin ise, Galatasaray’ın şampiyon tamamladığı 2007-2008 sezonunun son bölümünde forma giyerek büyük bir şans yakaladı. 2008-2009 sezonunda kale için yine aday olan Aykut Erçetin’in Steaua Bucuresti maçında yaptığı hata, sadece Galatasaray’ı Şampiyonlar Ligi’nden etmedi, aynı zamanda Aykut Erçetin’in kariyerine de en önemli darbeyi vurdu. Halen kadroda olan bu iki kalecinin Galatasaray gibi yüksek hedefleri olan bir takımın sezon boyunca yükünü kaldırabilecek isimler olduğunu düşünmüyorum.

Galatasaray, kaleci sorununa çözüm olarak Atletico Madrid’de forma giyen tecrübeli Arjantinli kaleci Leo Franco’yu transfer etti. Önemli bir kariyere sahip olan Leo Franco, Real Mallorca forması giydiği dönemde Galatasaray’dan yediği 3 aşırtma golüyle hatırlanıyor. Oldukça yetenekli ve deli dolu bir kaleci olduğu bilinen Leo Franco’nun en önemli özelliğinin zor pozisyonlarda çok başarılı olması ve basit goller yemesi olduğu biliniyor. La Liga’da uzun seneler forma giydikten sonra ciddi bir tecrübeye de sahip olan Arjantinli kalecinin Galatasaray’da göstereceği performans, Galatasaray’ın bu sezon elde edeceği başarıların en önemli belirleyicisi olacaktır, çünkü ben Leo Franco dışında Galatasaray’ın kadrosunda takımın büyük yükünü taşıyabilecek yetenekte ve tecrübede bir kaleci olduğuna inanmıyorum.

Defansta Sağ Bek Sıkıntısı

Galatasaray, defans hattında oldukça derin bir kadroya sahip olmasına rağmen sakatlıklardan ve formsuzluklardan dolayı bu kadrosunun avantajını kullanamıyor. Defansa şu ana kadar yapılan tek transfer, Beşiktaş’tan transfer edilen milli stoper Gökhan Zan oldu. Milli takımda olduğu gibi Servet Çetinle beraber Galatasaray defansının ortasında oynaması beklenen milli oyuncunun oldukça sık sakatlık geçirmesi ve yaptığı hatalarla pozisyonunda oldukça sakar bir oyuncu olması, bu oyuncunun transferinin getireceği katkı hakkında soru işareti oluşturuyor. Ancak, şu an Türkiye’nin en iyi defans oyuncusu olarak gösterilen Servet Çetin’in Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra yakaladığı çıkış düşünüldüğünde Gökhan Zan’ın da benzer bir performans göstermesinin sürpriz olmayacağı da söylenebilir. Transfer sezonunda adı Marsilyayla anılan ve transfer durumu halen belirsizliğini koruyan Servet Çetin, yine gerçek bir profesyonel olduğunu gösterdi ve olgun bir oyuncu gibi davranarak Galatasaray formasına tekrar dört elle sarıldı. Servet Çetin, bu sezon yine Galatasaray’ın savunmasının yükünü çeken ana isim olacaktır. Galatasaray’ın geçtiğimiz sezon yaşadığı ciddi düşüşün Servet Çetin’in sakatlık dönemine denk gelmesi, bu oyuncunun Galatasaray için ne kadar kritik bir isim olduğunu gösteriyor.

Frank Rijkaard’ın defansın göbeğindeki tercihlerini Servet Çetin – Gökhan Zan’dan yana kullanacağını düşünüyorum. Bu bölgenin en önemli yedekleri arasında ise Emre Aşık ve Emre Güngör yer alıyor. Geçtiğimiz sezon takımın büyük yükünü çeken Emre Aşık, tecrübesiyle yine takıma güç verecektir. Sakatlık sorunlarından bir türlü kurtulamayan Emre Güngör ise, bu sezon sakatlıklardan uzak durabilmesi halinde savunmada gerektiğinde görev yapacak diğer bir oyuncu olacaktır. Geçtiğimiz sezon stoper bölgesinde yaşanan birçok sakatlığın ardından bu bölgede görev yapan ve fazla sırıtmayan Semih Kaya ve yine altyapıdan yetişen bir oyuncu olan Murat Akça, bu bölgedeki diğer yedekler arasında yer alıyor.

Galatasaray’ın en sorunsuz bölgesinin sol bek olduğunu düşünüyorum. Bu pozisyonda ülkemizin açık ara en iyi oyuncusu olan ve gerektiğinde defansın ortasında da görev yapabilen Hakan Balta, Galatasaray’ın ve milli takımımızın en istikrarlı ve en başarılı oyuncuları arasında yer alıyor. Bu oyuncunun birinci yedeği olan Volkan Yaman da, görev yaptığı karşılaşmalarda canla başla mücadele eden ve genelde fazla aksamayan bir oyuncu olarak gözüküyor. Bu bölgedeki üçüncü alternatif olan ve Werder Bremen’den Galatasaray’a bir sezon önce transfer edilen Alpaslan Erdem ise, ilk sezonunda fazla şans bulamamasının ardından Tobol maçında görev yaptı ve takımını 10 kişi bıraktığı karşılaşmada gösterdiği performansla geçtiğimiz sezon neden oynatılmadığını herkese gösterdi. Ben Alpaslan Erdem’i Galatasaray’da oynayacak kapasitede bir oyuncu olarak görmedim.

Galatasaray’ın defansının en sıkıntılı bölgesinin sağ bek olduğunu düşünüyorum. Milli takımda ve Galatasaray’da uzun süredir bu bölgede forma giyen Sabri Sarıoğlu, senelerdir futboluna en ufak bir ekleme bile yapmadı ve zaman zaman yaptığı büyük hatalarla bölgesinde hiç güven vermeyen bir isim. Bu bölgede formayı 2007-2008 sezonunda Sabri Sarıoğlu’ndan alan ve gösterdiği performansla Galatasaray’ın ve milli takımın gelecekteki kaptanı olarak gösterilen Uğur Uçar, geçirdiği ağır sakatlıktan sonra ancak toparlandı ve bu sezon göstereceği performans büyük bir soru işareti. Sağlıklı ve formda bir Uğur Uçar, Galatasaray’ın sağ bek sorununu tamamen ortadan kaldıracaktır. Bu bölgedeki üçüncü isim olan Serkan Kurtuluş ise, pasif görüntüsüyle pek oyuna katılmayan ve ileri çıkmayan bir görev adamı olarak bu bölgede iyi bir yedek olacaktır.

Orta Sahada Yer Paylaşımı

Galatasaray, zaten güçlü olan orta saha rotasyonunu Lyon’dan transfer ettiği Abdul Kader Keita ile takviye etti. Orta sahada birçok alternatifi olan Galatasaray, geçtiğimiz sezon olduğu gibi sakatlıklarla uğraşmazsa bu bölgede fazla sıkıntı çekmeyecektir. Kadrosunda 11 tane orta saha oyuncusu bulunan Galatasaray’da forması garanti olan tek isim olarak Arda Turan’ı gösterebiliriz. Bu sezon takım kaptanlığına getirilen ve 10 numaralı formayı da alan Arda Turan, takımın lideri olarak belirlendi ve bu sezondan itibaren takımda büyük bir sorumluluk üstlendi.

Galatasaray’ın defansif orta saha bölgesinde fazla bir sıkıntısı bulunmuyor. Bu bölgede ülkemizin en başarılı isimlerinden Mehmet Topal ve Ayhan Akman’ı ve aynı zamanda son iki sezondur fazla yararlanamasa da dünyanın sayılı defansif orta sahalarından İsveçli Tobias Linderoth’u kadrosunda bulunduran Galatasaray, bu bölgeyi Bursaspor’dan transfer ettiği Mustafa Sarp ile de takviye etti. Geçen sezon özellikle Tobias Linderoth – Mehmet Topal ikilisinden sakatlıkları nedeniyle oldukça sınırlı yararlanabilen sarı kırmızılı takım, Mustafa Sarp’ı alarak bu bölgeyi iyice güçlendirmiş oldu. İyi niyetli ve çalışkan bir oyuncu olan Mustafa Sarp’ın bu bölge için diğer üç oyuncunun arkasında iyi bir yedek olacağını düşünüyorum. Bu bölgede görev yapabilen diğer bir oyuncu olan Mehmet Güven’in ise Galatasaray’da oynayacak kapasitede bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum ve bu oyuncunun kadroda varlığını kayda değer bir durum olarak değerlendirmiyorum.

Galatasaray’ın kanatlarda oynayacak birçok oyuncusu bulunuyor. Her iki kanatta görev yapabilen Arda Turan ve Harry Kewell, Frank Rijkaard’ın ilk tercihleri olacaklardır. Geçtiğimiz sezon Galatasaray’ın en gözde oyuncuları arasında yer alan bu ikili, takımlarına müthiş bir katkı yapıyorlar ve lider karakterleriyle Galatasaray’ın kişiliğini sahaya yansıtmasında önemli rol oynuyorlar. Oldukça etkili bir kanat oyuncusu olan Abdul Kader Keita’nın transferiyle Arda Turan’ın ortaya çekilmesi de gündeme gelebilir. Fuleli bir oyuncu olan Keita’nın Galatasaray’a önemli fayda sağlayacağını düşünüyorum. Bu bölgedeki son yedek olarak da altyapıdan yetişen Aydın Yılmaz’ı gösterebiliriz, ancak ben Aydın Yılmaz’ın Galatasaray’da kalıcı bir oyuncu olabileceğini düşünmüyorum.

Galatasaray’ın orta sahadaki joker ismi, orta sahanın her bölgesinde görev yapabilen ve daha çok kanatlara yakın bölgelerde tercih edilen Barış Özbek. Mücadeleci oyun yapısıyla takımına önemli katkı yapan genç oyuncu, gelen her teknik direktörün ilk tercihleri arasına giriyor. Galatasaray’ın halen kadrosunda bulunan Cassio Lincoln’un takımdaki geleceği halen belirsizliğini koruyor. Önemli bir futbolcu olan ve yeteneklerini sahaya yansıttığında sahada farkını hemen belli eden Cassio Lincoln, bana göre disiplinsiz davranışlarıyla takıma yarardan çok zarar getiriyor. Disiplinli bir teknik adam olarak bilinen Frank Rijkaard’ın böyle bir oyuncuya fazla tahammül edeceğini düşünmüyorum.

Forvet Baros’a Duacı

Galatasaray’ın forvet bölgesinde takımın ana yükünü kaldırabilecek iki oyuncu var: Milan Baros ve Shabani Nonda. Geçtiğimiz sezon takımın forvet yükünü büyük ölçüde üstlenen ve gösterdiği performansla Turkcell Süper Ligi gol kralı olan Milan Baros, Frank Rijkaard’ın da bu bölgedeki birinci tercihi olacaktır. 2007-2008 sezonunda attığı gollerle sarı kırmızılı takıma büyük katkı sağlayan Shabani Nonda, 2008-2009 sezonunda pek bir varlık gösteremedi. Bir dönem sakatlıklarla uğraşan Kongolu oyuncu, daha sonra da ciddi bir form düşüklüğü yaşadı ve eski güçlü görüntüsünden uzaklaştı. Milan Baros’un mevcut durumda tek alternatifi olan Shabani Nonda’nın eski formuna kavuşması, sarı kırmızılı takımın forvetteki kadro derinliği için oldukça önemlidir.

Sarı kırmızılı takımın forvetteki üçüncü alternatifi olarak, esas bölgesi kanatlar olan Abdul Kader Keita düşünülecektir. Zaman zaman forvet bölgesinde forma giydiği bilinen Keita, kendi demeçlerinde de esas bölgesinin kanatlar olduğunu ifade etti. 2007-2008 sezonunda takıma katılan ve ilk sezonunda bazı maçlarda gösterdiği performansla takdir toplayan Serkan Çalık, geçtiğimiz sezonu ağır bir sakatlık nedeniyle boş geçirdi. Hareketli ve istekli bir oyuncu olan Serkan Çalık, forvet bölgesinde ve kanatlarda iyi bir alternatif olacaktır.

Sarı kırmızılı takımın mevcut kadrosunda forvet bölgesinde iki genç oyuncu da bulunuyor: Yaser Yıldız ve Erhan Şentürk. Sarı kırmızılı takımın altyapısından yetişen Erhan Şentürk, yetenekli ve etkili bir forvet olmasına rağmen ciddi bir tecrübe eksiği bulunuyor. Genç forvetin sarı kırmızılı takımda görev yapmak için biraz daha zamana ihtiyacı var. Galatasaray kadrosunda bulunan Yaser Yıldız’dan takıma pek fayda geleceğini düşünmüyorum. Bu oyuncunun herşeyden önce saha dışı işleri bırakması ve centilmence mücadele etmeyi öğrenmesi gerekiyor.

Transfer Politikası

Sarı kırmızılı takım, Haldun Üstünel’in takımın dış transfer sorumlusu olmasının ardından transfer politikasında oldukça olumlu bir değişim yaşadı. Dünyada isim yapmış yabancı oyuncuları transfer eden Galatasaray, bu oyuncuların isimlerini de transferler gerçekleşene kadar hiç duyurmamayı başarıyor. Bu sayede taraftarlarını her an yeni bir transfer için hazır tutan sarı kırmızılı yönetim, Abdul Kader Keita’nın imza töreni esnasında bir veya iki transfer daha yapacaklarını açıkladı.

Galatasaray’ın yeni bir forvetle daha anlaşacağını düşünüyorum. Forma numarası 9 olarak açıklanan Abdul Kader Keita’nın forma numarasının son anda 11 olarak değiştirilmesi, 9 numaranın hakkını verebilecek bir golcünün alınacağının bir mesajı gibiydi. Bu bölgede Milan Baros ve formsuz Shabani Nonda dışında başka alternatifi bulunmayan sarı kırmızı takımdan yakın zamanda bir forvet transferi haberi geleceğini düşünüyorum.

Galatasaray’ın transfer politikasının biraz da Cassio Lincoln, Mehmet Topal ve Servet Çetin’in transfer durumlarının netleşmesinden sonra belirleneceğini düşünüyorum. Galatasaray’ın bir sağ bek ihtiyacı olduğu açıkça görülüyor. Bu bölgede uzun zamandır sıkıntı çeken sarı kırmızılı takımın uzun zamandır sağ bek arayışı içinde olduğu da biliniyor. Cassio Lincoln’un üstlendiği serbest oynayan 10 numara görevini Arda Turan’a vermeyi düşünen sarı kırmızılı takımın aynı zamanda halen bir hücuma yönelik orta saha oyuncusu arayışı da bulunuyor.

Kadro Tahmini

Galatasaray’ın bu sezonki as kadrosu konusunda bir fikrim oluştu. Bana göre bu sezonun as kadrosu şöyle olacaktır: Leo Franco – Uğur Uçar – Servet Çetin – Gökhan Zan – Hakan Balta – Mehmet Topal – Ayhan Akman – Arda Turan – Harry Kewell – Abdul Kader Keita – Milan Baros.

Bu oyuncuların dışında sıklıkla forma alacak diğer isimler arasında Emre Güngör, Emre Aşık, Sabri Sarıoğlu, Mustafa Sarp, Tobias Linderoth, Barış Özbek, Shabani Nonda ve Serkan Çalık yer alacaktır. Ayrıca, sezon öncesi kampında Frank Rijkaard’ın gözüne girmeyi başaran ve halen A takıma dahil edilmemesine rağmen sezon boyunca zaman zaman görev alması beklenen genç orta saha oyuncusu Emre Çolak da bu sezon sahada göreceğimiz isimler arasında olacaktır.

Burada Galatasaray’ın asıl sıkıntısı olarak ilk 11’de yer alan yıldız isimler ile yedekte bekleyen oyuncuların birçoğu arasında bulunan ciddi kalite farkı gözüküyor. Tobol karşısında tekrar ortaya çıkan bu sıkıntı, Galatasaray’ın teknik adamı Frank Rijkaard’ın başını sezon içerisinde ciddi şekilde ağrıtabilir. Daha önce çalıştırdığı takımlarda maçına göre takımda ciddi rotasyona gidebilen Frank Rijkaard’ın bence Galatasaray’ın mevcut kadrosuyla fazla bir rotasyon şansı bulunmuyor.

May
1

Sakatlar Ordusuyla Buraya Kadar

Geçtiğimiz sezonu şampiyon olarak kapatan ve bu sezona da oldukça ses getiren transferlerle iddialı başlayan Galatasaray, şu an tüm hedeflerinden oldukça uzaklaştı. Bu durumu açıklamak için birçok sebep aranırken, sakatlıkların biraz gözardı edildiğini düşünüyorum. Galatasaray’ın sezon içinde yaşadığı sakatlıklara ve oyuncuların bireysel performanslarına biraz yakından göz atalım.

Defans Hattı Gazilerle Dolu

Galatasaray’ın defans hattında birçok sakat oyuncu bulunuyor. Geçtiğimiz sene müthiş bir çıkış yakaladığı dönemde talihsiz bir sakatlık yaşayan sağ bek Uğur Uçar, o günden beri maça çıkamadı ve halen tedavisi sürüyor. Oldukça uzun bir sakatlık dönemi geçen Uğur Uçar’dan ümidini kesen sporsever sayısı da oldukça fazla. Sağ bekin ikinci ismi olarak görülen Sabri Sarıoğlu, sakatlıklardan çok hırçınlıklarından dolayı zaman zaman takımını yalnız bırakıyor. Bir türlü istenen profesyonellik düzeyine gelemeyen Sabri Sarıoğlu, 25 yaşına gelmesine rağmen olgun bir oyuncunun seviyesinden oldukça uzakta. Sabri Sarıoğlu’nun cezalı olduğu dönemde forma şansı bulan Serkan Kurtuluş ise, bana göre vasat bir oyuncu. Zaten, bir Galatasaray geleneği olarak Serkan Kurtuluş da üst üste oynadığı iki karşılaşmanın ardından sakatlandı ve salonda çalışanlar grubuna katıldı. Kısacası, Galatasaray’ın sağ bekinde mücadele eden isimlerinin hiçbirinden bu sezon takıma pek bir hayır gelmedi.

Milli takımın da defans hattının belkemiğini oluşturan Galatasaray’ın stoperleri, bu yıl sakatlıktan ve cezalardan çok çektiler. Türkiye’nin belki de şu an en iyi stoperi olan ve dirençli yapısıyla tanınan Servet Çetin, tarak kemiğindeki kırık nedeniyle en kritik maçlarda takımının yanında yer alamadı ve özellikle son dönemde alınan kötü sonuçların bence en önemli nedeni defansta Servet Çetin’in olmamasıydı. Galatasaray’a geldiği günden beri takımla kimyası tutmayan ve sezon ortasında Zenit’e transfer olan Fernando Meira’nın takımdan ayrılmasının ise Galatasaray için önemli bir sorun olduğunu düşünmüyorum.

Servet Çetin ile beraber bence defans hattının diğer önemli eksiği, sezon başında Michael Skibbe tarafından Steaua Bucuresti karşılaşmasında hiç alışık olmadığı sağ bek mevkisinde oynamaya çalışırken sakatlanan ve o karşılaşmadan beri sakatlıklardan kurtulamayan Emre Güngör. Bana göre, Galatasaray lider kişilikli bu oyuncuyu da defansında oldukça arıyor. Bu kadar eksiğin olduğu dönemde mücadele eden Emre Aşık tüm iyi niyetiyle savunmayı taşımaya çalıştı; ancak 35 yaşındaki bu oyuncunun sınırlı fizik gücü ve kart görmeye çok müsait oyun stili Galatasaray’ı zaman zaman oldukça zor durumda bıraktı. Bu kadar sakatın olduğu dönemde takımın gelecek vaadeden gençlerinden stoper Murat Akça da uzun süren bir sakatlık geçirdi. Takımın diğer genç stoperi Semih Kaya ise, uzun süren polemiklerin ardından son iki lig karşılaşmasında oynama şansı buldu. İlk karşılaşmasında iyi oynamasına rağmen bir iki kritik hata yapan ve kaleci Morgan De Sanctis sayesinde bu hatalarını ucuz atlatan Semih Kaya, ikinci maçta da bir duran topta aynı hatayı tekrarladı ve bu kez hatasını affetmeyen Ankaraspor forveti Meye, Galatasaray’a lige havlu attıran golü 90. dakikada attı.

Sağında ve ortasında sakatlıklardan ve cezalardan büyük sıkıntı çeken Galatasaray defansının sol kanadı ise, en sağlam tarafı olarak gözüküyor. Bu bölgenin Türkiye’deki en iyi isimlerinden Hakan Balta, zaman zaman eksikliklerden dolayı defansın ortasında oynamak zorunda kaldı. Performansıyla ve kişiliğiyle büyük övgü alan Hakan Balta, Galatasaray defansının bu sezonki en istikrarlı ismi. Genelde Hakan Balta’nın ortada oynadığı dönemde forma şansı bulan Volkan Yaman, açıkçası eline geçen fırsatları kötü değerlendirdi. Bir türlü kendisini gösteremeyen ve çok ağır kalan Volkan Yaman, özellikle ikinci Hamburg karşılaşmasında bu takım için yetersiz olduğunu gösterdi. Werder Bremen altyapısından alınan takımın üçüncü sol beki Alpaslan Erdem ise, oynadığı birkaç karşılaşmada göz doldurmasına rağmen her nedense pek oynama şansı bulamıyor.

Tüm bu gerçekleri beraber değerlendirdiğimizde Türkiye’nin en iyi defans hatlarından birine sahip olan Galatasaray’ın sakatlıklardan dolayı defansında büyük sıkıntılar çektiğini söyleyebiliriz. Kritik karşılaşmalarda ideal defans hattından sadece Hakan Balta’yı kullanabilen Galatasaray, doğal olarak rakiplerine bol gol pozisyonu veren bir takım haline geldi. En kritik karşılaşmada sol açığı Harry Kewell’ı bile geriye çekmek zorunda kalan Galatasaray’ı eleştirirken, sakatlıklardan ve cezalardan kırık dökük bir hale gelen defansın bu durumunu da göz önünde bulundurmak gerekir.

Ayakları Daha Sağlam Basan Orta Saha

Sarı kırmızılı takımın orta sahası, defans hattına göre sakatlıklardan daha uzak duruyor. Orta sahada defansif görev yapan Ayhan Akman ve Barış Özbek gibi oyuncular, uzun süredir sakatlıklardan uzak duruyorlar. Sezon başında ciddi bir sakatlık geçiren Barış Özbek’in sakatlığını çabuk atlatması, Galatasaray için önemli bir şans oldu. Bu oyuncuların yanında, transfer edildikten sonra sakatlanmasından çok çekinilen Harry Kewell da geçmişine göre çok daha sağlam bir sezon geçirdi ve birçok önemli karşılaşmada takımıyla beraber sahada yer aldı. Türk futbolunun yeni neslinin en önemli ismi olan Arda Turan ise, sakatlıklarla uğraşmamasına rağmen Fenerbahçe maçındaki hareketlerinin ardından cezalı olması nedeniyle şampiyonluk yarışının belli olduğu son haftalarda takımını yalnız bıraktı.

Sezon içinde sarı kırmızılı takımın orta sahasının büyük yükünü bu dört oyuncu çekti. Ayhan Akman ve Barış Özbek’in özverili ve mücadeleci oyunlarıyla büyük bir alkışı hak ettiğini düşünüyorum. Sahadaki her hareketiyle büyük bir yıldız olduğunu belli eden Harry Kewell’ın Galatasaray forması giyiyor olması ve sakatlıklarla uğraşmadan birçok maçta sahada yer alması da, bence Türk futbolu için büyük bir nimet. Yetenekleriyle herkesi büyüleyen Arda Turan ise, biraz daha fizik gücünü geliştirirse ve profesyonellik seviyesini yükseltirse Avrupa’nın sayılı yıldızları arasına girecek. Ben, Arda Turan’ın 1-2 sene içerisinde Avrupa’nın en önemli kulüplerinden biri tarafından transfer edileceğine inanıyorum ve bu yolda kendisine destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu dört oyuncu dışındaki isimler arasında birçok sakat ve formsuz oyuncu bulunuyor. Sakatların başında da büyük umutlarla transfer edilen Tobias Linderoth geliyor. Galatasaray’a Türkiye’nin en iyi defansif orta sahası olarak transfer edilen ve geçtiğimiz seneye kadar kariyerinde hiç sakatlanmayan Linderoth, ikinci sezonunun da büyük bir bölümünü sakatlıklarla geçirdi. Birçok operasyon geçiren İsveçli yıldızdan bence artık kimseye bir hayır gelmeyecek. Galatasaray’ın sakatlıklarla uğraşan diğer orta saha oyuncusu da, milli takımımızın da önemli isimlerinden Mehmet Topal oldu. Şanssız sakatlıklar geçiren Mehmet Topal, birçok önemli karşılaşmada takımını yalnız bırakmak zorunda kaldı ve takımının defansında önemli eksikler olan son dönemde de defansın ortasında görev yapmak zorunda kaldı.

Sarı kırmızılı takımın orta sahasının bence bu sezonki en olumsuz yönü, birçok yetenekli ve formsuz oyuncunun kadroda olmasıydı. Bu oyuncuların başına, büyük umutlarla transfer edilen Cassio Lincoln’u koyuyorum. Geçtiğimiz sezonu adeta boş geçiren Brezilyalı oyuncu, bu sezonun ilk yarısında oldukça etkiliydi. Ancak, kritik karşılaşmaların oynandığı sezonun ikinci yarısında Cassio Lincoln adeta yok oldu ve sahadaki performansından çok saha dışında yarattığı sorunlarla gündeme geldi. Takımın ahengini ve disiplinini de önemli ölçüde bozan Cassio Lincoln, özellikle milli maç arasında bir hafta izinsiz olarak ülkesine giderek takım arkadaşlarına, teknik ekibe, yönetime, taraftarlara ve tüm sporseverlere en büyük saygısızlığı yaptı. Galatasaray’ın ligin ikinci yarısında her kulvarda yaşadığı düşüşte Cassio Lincoln’un geçtiğimiz sezona dönmesinin büyük bir payı var.

Sakatlıklarla uğraşan Galatasaray’da bu sezon takıma büyük umutlarla geri dönen Aydın Yılmaz, büyük bir hayal kırıklığı oldu. Genç yaşta gördüğü büyük ilginin altında ezildiği gözlenen Aydın Yılmaz, sahada yer aldığı karşılaşmalarda mücadele etmekten çok kendini yerlere atmayı tercih etti ve takımına hiçbir olumlu katkı yapamadı. Büyük bir sakatlık geçiren Hasan Şaş, düzeldikten sonra ise ciddi fiziksel eksikliğiyle göze çarptı. Takıma büyük katkı yapma potansiyeli olan Hasan Şaş’ın bu sezon takıma sahada herhangi bir katkı yaptığını söylemek oldukça güç. Senelerdir ısrarla kadroda tutulan Mehmet Güven, oynadığı karşılaşmaların birçoğunda bekleneni veremedi. Daha çok defansif yönüyle öne çıkmaya çalışan bu oyuncunun şampiyonluk mücadelesi verecek herhangi bir takımda oynayacak düzeyde veya yetenekte bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum. Sezon başında takıma transfer edilen ve neredeyse hiç oynama şansı bulamayan Ferdi Elmas hakkında bir değerlendirme yapmak oldukça zor. Sezon içinde bu kadar eksik oyuncuyla mücadele eden Galatasaray’da bu oyuncuya hiç şans verilmemesi, takım için oldukça düşündürücü.

Milan Baros’un Sırtındaki Forvet Hattı

Galatasaray, bu sezonki en isabetli transferini kariyerinde uzun zamandır büyük bir düşüş yaşayan Çek yıldız Milan Baros’u takıma kazandırarak yaptı. Sezon başındaki kritik Şampiyonlar Ligi ön elemesine yetişmemesi nedeniyle yönetimin çok eleştiri aldığı Çek yıldız, geldiği ilk karşılaşmadan itibaren kalitesini fazlasıyla gösterdi. Turkcell Süper Lig’de gol krallığının en büyük adayı olan Milan Baros, Galatasaray’ın diğer forvetlerinin çok formsuz olduğu sezonda tek başına forvet hattını sırtladı ve kariyerinin eski başarılı günlerine geri döndü. Galatasaray’da oynamaktan dolayı çok mutlu olduğu da bilinen Milan Baros, bana göre Galatasaray’ın bu sezonki en büyük kazancı.

Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe karşısında attığı kritik golden sonra kontratı yenilenen Shabani Nonda, bu sezon takımına pek olumlu katkı veremedi. Sezona çok iyi başlayan Kongolu forvet, daha sonra bir sakatlık yaşadı ve bir daha kendine gelemedi. Uyuşuk ve mücadeleden uzak görüntüsüyle sporseverleri adeta çıldırtan Nonda, kaçırdığı gollerle de büyük tepki gördü. Çok nadiren saman alevi gibi parlayan Kongolu forvetin ben Galatasaray’da gelecek sezon kalmasının doğru olacağını düşünmüyorum.

Sarı kırmızılı takımın emektar forveti Ümit Karan, bu sezon oldukça formsuz. Sezon başından beri hiçbir lig karşılaşmasında golü bulunmayan Ümit Karan, bu sezon bir türlü istediği performansı sahaya yansıtamadı ve Milan Baros’a forvet hattında hiç yardımcı olamadı. Geçtiğimiz sezon bir dönem büyük bir çıkış yakalayan Serkan Çalık, sezon başından beri sakatlığıyla uğraşıyor. Bu sezon hiçbir karşılaşmada forma giyemeyen Serkan Çalık’ın eksikliğini Shabani Nonda ve Ümit Karan’dan beklediğini alamayan Galatasaray’ın hissettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Galatasaray’a bu sezon katılan Yaser Yıldız’a özel bir paragraf açmak istiyorum. Sezon başında büyük umutlarla transfer edilen genç oyuncu, forvet hattında Milan Baros dışındaki oyunculardan beklediği performansı alamayan Galatasaray teknik yönemini tarafından zaman zaman sahaya sürüldü. Saha içindeki tutumuyla Galatasaray’a hiç yakışmayan Yaser Yıldız’ın bir an önce kendisine çeki düzen vermesi gerekiyor. Şampiyonluk yolunda önemli bir viraj olan Trabzonspor karşılaşmasında oyuna girerken birkaç dakika içinde atılacağı tahminini yaptığım genç oyuncu, beni yanıltmayarak  üç dakika içinde kırmızı kart görmeyi başardı. Oldukça hırçın oynayan ve fair-play ruhunu unutan Yaser Yıldız, bu tutumuyla Galatasaray takımına hiç yakışmıyor.

Vasat Kaleci Üçlüsü

Galatasaray’ın kalesini bu sezonun birçok karşılaşmasında İtalyan Morgan De Sanctis korudu. İtalya milli takımının üçüncü kalecisi olan De Sanctis, bence sadece vasat bir kaleci. Zaman zaman önemli kurtarışlar yapan De Sanctis, kurtarabileceği pozisyonlarda  basit goller yiyebiliyor. Rakip şut çekmeden yere yatma ve ters ayak üstünde dengesiz yakalanma özellikleri olan İtalyan kaleci, sarı kırmızılı taraftarların alıştığı Claudio Taffarel veya Faryd Aly Mondragon gibi dünya çapındaki kalecilerden çok daha sınırlı yeteneklere sahip bir kaleci.

Sezona birinci kaleci olarak başlayan ve Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda yaptığı önemli hatayla takımının Şampiyonlar Ligi’nden erken elenmesine yol açan Aykut Erçetin, daha sonra sadece Fortis Türkiye Kupası karşılaşmalarında forma giydi. İyi niyetli ve mücadeleci bir oyuncu olan Aykut Erçetin, ne yazıkki Galatasaray’ı büyük hedeflere taşıyabilecek potansiyelde bir kaleci değil. Galatasaray’ın üçüncü kalecisi Orkun Uşak ise, sakatlıklarla uğraştığı bu sezon hiç forma giymedi. Geçtiğimiz sezona birinci kaleci olarak başladıktan sonra yaptığı hatalarla sezon içinde kaleyi Aykut Erçetin’e kaptıran Orkun Uşak, bu sezon sahada hiç yer alamadı.

Kıssadan Hisse

Sezona Michael Skibbe yönetiminde başladıktan sonra ikinci yarının ortasında teknik adam değişikliğine giden ve takımın başına efsanevi kaptanı Bülent Korkmaz’ı getiren Galatasaray, bu sezon tüm kulvarlarda yarışa havlu attı. Özellikle Hamburg karşısında takımın dramatik bir şekilde elenmesi, Galatasaray’ın bu sezon için dönüm noktası oldu. Galatasaray’ın bu başarısızlığında büyük beklentilerle transfer edilen Cassio Lincoln ve Shabani Nonda gibi isimlerin formsuzluklarının yanında, Servet Çetin, Tobias Linderoth, Uğur Uçar, Mehmet Topal, Emre Güngör gibi önemli oyuncularının uzun süreli sakatlıklar geçirmesinin de büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu kadar çok ve sık sakatlık yaşayan oyuncuların belkemiğini oluşturduğu bir takımın her sezon farklı bir mucize yaratmasını beklemek de, hayalcilik olacaktır.

Yine de, Galatasaray’ın bu başarısız sezonundan önemli dersler çıkarması gerektiğini düşünüyorum. Aydın Yılmaz, Mehmet Güven, Yaser Yıldız gibi gençlerin başarısızlığı, Galatasaray için önemli bir olumsuz sinyaldir. Artık herkesi isyan ettiren Cassio Lincoln’un yarattığı sorunlara bir an önce çözüm bulunmalıdır. Bir türlü düzelemeyen Tobias Linderoth’a bence sezon sonunda Shabani Nonda ve Morgan De Sanctis ile beraber hizmetleri için teşekkür edilmelidir ve bu oyuncuların yerine Milan Baros veya Harry Kewell klasında isimler transfer edilmelidir. Takımın kalesine mutlaka Morgan De Sanctis’ten çok daha güven veren bir kaleci getirilmelidir. En önemlisi, Galatasaray takımının oyuncularının sık sakatlanma sorununa ve sakat oyuncuların uzun düzelme sürelerine bir çare bulunmalıdır.