Pekin’de Tarih Yazmak!

Unutulmaz Bir Yarış: 100 Metre Erkekler Finali

Takvim yapraklarımız 16 Ağustos 2008′i gösterirken, Jamaikalı atlet Usain Bolt atletizmde 100 metre erkekler dalında, eşi benzeri görülmemiş bir başarı kazanarak veya popüler adıyla dünya rekoru kırarak olimpiyat altın madalyasına sahip oldu. Usain Bolt 100 metre müsabakasını 9.69′luk inanılması güç bir sürede tamamlayarak olimpiyat tarihinin unutulmazları arasında yerini aldı. Pekin’deki yarışları merakla bekleyen sporseverler, sadece bir olimpiyat şampiyonu veya dünya rekortmeni görmekle kalmadı. 100 metreyi 10 saniyenin altında koşan 6 atleti aynı anda tartan pistin üzerinde görebildiler. İlave olarak, 5 gün sonra 22 yaşına girecek olan Usain kadar gelecek vaadeden iki atlet Trinidad ve Tobago’lu Richard Thompson ve Birleşik Amerikalı Walter Dix’ in kendi kariyerlerinin en iyi derecelerine ulaşıp sırasıyla gümüş ve bronz madalya ile yetinmelerine tanıklık ettiler. Dordüncü olarak madalya kazanamayan Churandy Martina’nın Hollanda Antilleri’nin ülke rekorunu kırmasını da seyredebildiler. Ancak tüm bu başarılar bir efsanenin, Usain Bolt’ un, 9.69′luk derecesi ve bu başarıyı elde ederken sergilediği rahat tavrı ile gölgede kaldı. Usain Bolt, yarışın son 20 metresinde zaferi kutlamaya başlayan hareketleri ile 2008 Olimpiyatları 100 metre finalini sadece yazıyla hatırlanamayacak bir hale soktu. Bu yarışı yıllar sonra sevdiklerine aktarmak isteyenler, “Usain Bolt 9.69 koştu” diyerek anlattıklarında belki daha hızlısını seyredebilmiş okuyucular için bir anlam ifade etmez iken, Usain’ in son 20 metredeki şovunu seyredenler bir insanın yarışan en hızlı insan olduğunun ne demek olduğunu anlayacaklar. Sadece bu anlamıyla bile Pekin’deki 100 metre finali olimpiyat belgesellerinin vazgeçilmez bir parçası olacak.

Kimilerinin aklında Usain’in son 20 metrede yarışa konsantre olup daha iyi bir derece elde etmesine dair görüşler mutlaka olacaktır. Ancak ne yapması gerektiğinin kararını veren Usain, yarış sonrası esas gayesinin yarışı kazanmak olduğunu, Dünya rekoru kırmanın kendisi açısından ikinci planda olduğunu söyleyerek Olimpiyat madalyasının önemini kavradığını da kanıtlamış oldu. Usain, önceki 9.72′lik derecesi ile dünya rekorunu zaten elinde bulunduruyordu. Jamaikalı atlet, yarış sonrasında rekorların kırılabileceğini ama olimpiyat madalyalarının asla kırılmadığını söyleyerek, atletten öte bir olimpiyat sporcusu olduğunu göstermiş oldu.

Yarışın en akıllarda kalacak taraflarından biri de atletizm’de reaction time (tepki zamanı) dediğimiz süre göz önüne alındığında Usain’in 7. sırada olmasına rağmen 100 metre tarihine geçecek bir başarıyı elde etmesiydi. Tepki zamanı, yarışın başlamasına izin veren silah sesi ile oyuncunun yarışa başladığı an arasındaki zamana verilen isimdir. Saniye’nin 0.1′i altındaki tepki zamanları, oyuncuların yarışa erken başladığı anlamına gelir. Arkasında yatan iddia, bir insanin o sesi duyduktan sonraki dogal tepki verme sürecinin 0.1 saniye olduğu, altındaki derecelerin ise atletin sesi beklemeksizin çıktığında gerçekleşeceği düşüncesidir. Bugünkü yarış başlarken Usain Bolt 0.165 ile, Walter Dix ve Richard Thompson’in 45 salise gerisinde idi. Ancak belini doğrultup ivmeyi kazandığı andan sonra Usain, tutulması imkansız bir atlete dönüştü. Yarışın son 20 metresini fotoğrafçılara poz vermek ile geçiren Usain, bitirme çizgisine geldiğinde ise sol ayakkabısının bağları çözülmüştü. Kısacası, Usain, 9 yaşındaki atletlere verilecek tavsiyelere uymadan da olimpiyat yıldızı olup, efsaneler arasına girebildi.

Usain Bolt 16 Ağustos 2008 tarihinde 2008 Pekin Olimpiyatları'nda 100 metre Dünya rekorunu kırdıktan sonra seyircileri selamlarken (Photo via: tr.wikipedia.org)

Unutulmaz Bir Atlet: Usain Bolt

1. 95 boyundaki Usain, aslında 200 metre koşucusu olarak dünya atletizm çevreleri tarafından tanındı. 2004 Atina Olimpiyatları’nda henüz 18 yaşında bir sporcu iken, yaşadığı sakatlık sonucu, 200 metre erkekler yarışlarında birinci turda elendi. Tekrar olimpiyat sahnesine çıkışı belki 4 yıl sürdü ama dönüş tek kelimeyle muhteşem oldu. Usain 100 metre koşucusu olmaya bundan sadece 13 ay önce, 2007 yılının Temmuz ayında karar verdi. Antrenöründen izni koparan Usain, şimdilerde aynı olimpiyatta 100 metre ve 200 metre şampiyonluğuna aday hale geldi. Uzun boylu olması sebebiyle 200 metre koşacak atletlerin fiziğine sahip olduğu düşünülen Usain önce dünya rekorunu kırarak, ardından da olimpiyat madalyasını yine bir dünya rekoruyla kazanarak bütün endişeleri 100 metre erkekler finalinde gidermiş oldu. Uzun boylu atletlerin 100 metrede dezavantajlı olma sebebi, uzun boylu atletlerin çıkışlarda kısa boylu olanlara göre zorlandığı ve gerekli ivmeyi daha uzun zamanda kazanmaları sebebiyle kısa mesafeli deparlarda başarılı olamamalarıdır. Ancak Usain Bolt, tüm bu açıklarını bambaşka bir farkla kapayarak tarihin yetiştirdiği en büyük 100 metre sprinteri oldu. Usain, ortalama 44 veya 45 adımda tamamlanan 100 metre yarışlarını 41 adımda bitirerek uzun bacaklarının dezavantajlarını, avantaja çevirebildi.

Usain’in 9.69′luk rekoru belki bizleri şaşırttı, ancak kariyerinin gelişimi çok önceden bu başarının sinyallerini vermeye başlamıştı. 2002′de 200 metre erkekler ve 400 metre erkekler dallarında Orta Amerika ve Karayipler Gençler Şampiyonu olan Usain, bu başarıyla 2002 Dünya Gençler Şampiyonası’na katılma hakkı kazandı. 2002′de Uluslararası Atletizm Federasyonu’nun Jamaica’nın başkenti Kingston’da düzenlediği Dünya Gençler Şampiyonası’nda 36 bin seyirci önünde 200 metreyi 20.65′te koştuğunda henüz 15 yaşında idi. Bu başarı onun tarihe Dünya Gençler Şampiyonu olan en genç erkek sporcu olarak geçmesini sağladı. 2003 yılında Jamaika forması altında Dünya Şampiyonası’nda yarışma hakkı elde etse de Uluslararası Atletizm Federasyonu, Usain’in yaşının küçük olması nedeniyle, henüz Dünya Şampiyonası seviyesinde yarışmaması gerektiğini iddia ederek Paris’te düzenlenen şampiyonanın dışında kalmasına karar verdi. Usain’in bir süre daha gençler kategorisindeki başarılarıyla yetinmesi gerekiyordu. Ancak Gençler rekorlarıyla yetinemeyen atleti, tatmin edecek tek başarı 20 saniyenin altında koşmak olabilirdi, ve Usain 2004 yılı Nisan ayında 19.93′lik derecesi ile bunu da başarmasını bildi. Ardı ardına yaşadığı bel ve diz sakatlıkları onu 2004 yılında İtalya’nın Grosseto kentinde düzenlenen Dünya Gençler Şampiyonası’na katılmaktan alıkoydu. 2005 yılında Lozan’da düzenlenen yarışta Dünya Gençler Rekoru’nu 19.88′e düşüren Bolt, Birleşik Amerikalı atletler Xavier Carter ve Tyson Gay’in arkasında yarışı üçüncü olarak tamamlıyordu. 2005′te Helsinki’deki Dünya Şampiyonası ise Jamaikalı atlet için beklendiği gibi gelişmedi. Sakatlıklarından etkilenen Bolt, 200 metre erkekler finalinde 26.27′lik derecesiyle finalde sekizinci olabildi. Bir başka deyişle, Usain için hala yakalanması gereken başarılar vardı. 2006 yılında yedi kez 20.30 ve altında 200 metre koşan atlet, yaz aylarını ilk kez sakatlıklardan uzak geçiriyordu. 2006 yazının sorunsuz geçmesi, atletizm severler için bir müjde idi, çünkü 2007 yılına daha iyi hazırlanması anlamına geliyord. 2007 yılı Usain Bolt için en önemli yıllardan biri oldu. 2007′de Osaka’da düzenlenen Dünya Şampiyonasında 19.91′ lik derecesi ile Tyson Gay’in hemen ardından gelerek gümüş madalyayı boynuna taktı. Aynı yıl 100 metredede yarışlara katılan Bolt, oldukça iyi bir performans olan 10.03′ü gerçekleştirerek bu dalda da iddiasını ispatladı.

Sık yaşadığı sakatlıklar ve eğlenceyi sevmesi Bolt’un kariyerinin potansiyeline ulaşamayacağı yönündeki iddiaları arttırdı. Antrenman yapmayı sevmeyen şımarık çocuk Usain 2007′nin Haziran ayında 36 yıldır kıralamayan efsanevi atlet Donald Quarrie’ye ait Jamaika 200 metre erkekler rekorunu kırıp, adını, hızlı sprinterleri ile bilinen ülkesinin tarihine geçirmeyi başardı. Artık yapması gereken, ülkesini sporun zirvesi olimpiyatlarda temsil etmekti.

2008 yılının Mayıs ayının ilk günlerinde ülkesinin 100 metre elemelerinde 9.76′lık derecesi ile olimpiyat vizesini aldı. 31 Mayıs 2008′de ise New York’ta düzenlenen Reebok Grand Prix’indeki 9.72′lik derecesi ile 10 ay önce başladığı 100 metre serüveninde dünya rekoru kırarak en tepeye yükselmiş oldu. Bu başarı olimpiyatlarda da gözlerin Usain’in üzerine çevrilmesine sebep oldu. Olimpiyatlarda ilk turda 10.20, ikinci turda 9.92 ve yarı finaldeki 9.85′lik dereceleriyle final şansını elde eden atlet, finalde de dünya ve olimpiyat rekorlarını kırarak adını sporun unutulmazları arasına yazdırdı. Bu performans ile 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda Donovan Bailey tarafından kırılan 9.84′lük rekorun 12 yıl sonra kırılmasına sebep oldu.

Usain Bolt’un bu başarısının tesadüf olmadığını, aslında çok uzun süre emek ve disiplin gerektiren bir çalışmanın sonucu olduğunu görebiliyoruz. Sadece atletin kendisinin üst düzey kabiliyeti ve çalışması haricinde antrenörü Glen Mills ile olan ilişkisi ve ülkesinin yatırımlarının önemli payı var. Jamaikalı atletlerin daha önceki yıllarda Donovan Bailey ve Linford Christie örneklerinde olduğu gibi başka bayraklar altında yarışmasını engellemek için girişimler başlatan eski dünya rekortmeni Jamaika asıllı atlet Dennis Johnson, 1970′lerin ortasında ülkesine döndüğünde atletlerin Amerika Birleşik Devletleri’nde olduğu gibi eğitim alması gerektiğini düşünüp Kingston Teknoloji Üniversitesi’nin sportif direktörlüğünü kabul etmiş. Bunun üzerine başlattığı spor hamlesi şu sıralarda 280 Jamaikalı atletin 4 yıllık üniversite okuma imkanına sahip olduğu bir programın kurulmasını sağlamış. Bunun yanı sıra Jamaika’da 2008 olimpiyatları 100 metre erkekler beşincisi ve eski dünya rekortmeni Asafa Powell’ın koçluğunu yapan Stephen Francis’in yürüttüğü “Güç ve Hızı Maksimize Etme”   (Maximizing Velocity and Power ) isimli bir takım oluşturulmuş. Bu takım 1999′dan beri Jamaika’lı atletlerin gelişimini en üst düzeye çıkarmak için çalışmakta.

Kısacası bizim 9. 69 saniye’de gözlemlediğimiz başarının altında yılların emeği, olimpiyat kültürü ve ileri görüşlü spor adamlarının girişimleri yatıyor. Spor Stüdyosu ekibi olarak, Usain Bolt’u ve tüm Jamaika halkını bu müthiş başarıları nedeniyle kutlarız.

Alper Ecevit hakkında

Neredeyse 30 yaşında bu zat, Amerika'nın New York eyaletinde yaşıyor...1990'da Dünya Kupası diye inim inim inlerken, 1992'de Freddy Mercury sayesinde Olimpiyatlara da düşkün oldu. Yazdı, çizdi orada burada, bir baktı blog olayında ekmek var, başladı spor blog'u yapmaya...Pekin 2008'i seyrederken coştu, Londra 2012'yi de gördü blogu...
Bu yazı Atletizm, Futbol, SSS kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>