10
Özer Önkal Röportajı
Türkiye’de modern zamanların ilk rugby takımı olan İstanbul Ottomans Ragbi Futbol Kulübü’nün oyuncusu olan ve aynı zamanda yönetim kurulu üyeliği görevini sürdüren Özer Önkal’la Türkiye’de ragbi kültürünü, federasyon çalışmalarını ve ragbi’nin bir olimpiyat sporu olma yolundaki aşamalarını etraflıca konuştuk.

Spor Stüdyosu: Türkiye’deki Ragbi kültüründen ve takımınız Ottomans’ın kuruluşundan biraz söz edebilir misiniz?
Özer Önkal: Ragbi’nin ülkemiz topraklarında ilk oynanışı Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında gerçekleşiyor. O dönemde İstanbul’da bulunan yabancı uyruklular aralarında ragbi oynamışlar. İlk kez Fenerbahçe kulübü çatısı altında resmi bir branş olarak oynanmaya başlayan Ragbi, zamanla diğer kulüplerde ve Haydarpaşa Lisesi gibi okullarda da oynanmaya başlanmış. Yakın geçmişteki en önemli karşılaşma ise 1947′de Fenerbahçe ve Galatasaray arasında oynanan ve 12-0 Fenerbahçe lehine sonuçlanan maçtır. Bu tarihten yaklaşık elli yıl sonra Ottomans takımı Ragbi’yi Türkiye’ye geri getirdi.Takımımız 1999′da Marc Mercier’in önderliğin İstanbul’da kuruldu. Marc Mercier hayatı boyunca Ragbi’yi seven ve ragbi oynayan bir insan. İstanbul’a gelmeden önce Endonezya’da bir takım kurmuş. Daha sonra İstanbul’a taşındığında Fransız Ticaret Ateşeliği’nde çalışmaya başlıyor ve doğal olarak Ragbi oynamak istiyor, fakat bunun için yeni bir takım kurmaktan başka bir seçeneği yok. Ottomans’ı birkaç arkadaşıyla birlikte kuruyor ve hazin bir biçimde geçen yıl Fransa’da Ragbi oynarken hayatını kaybediyor.
Eşinin bize gönderdiği mektuptaki mesaj sanırım onun sevgisini açıklamaya yetiyor. Eşi, “Marc hayatta en çok sevdiği şeyi yaparken öldü.” derken sanırım bu sporun ruhunu en iyi biçimde anlatıyor. İstanbul Ottomans ragbi futbol kulübü bu güne kadar on sene boyunca yurt içinde ve yurt dışında 40′tan fazla uluslararası maç yapmıştır. Türk Milli takımı olmadığı için, bu anlamda Ottomans Türk Ragbisi’ni temsil etmiş ve turnuvalara katılmıştır. Yurt içinde ve dışında düzenlenen turnuvalarda başarılar kazanmıştır. Takımımız bugüne kadar genelde yabancılardan oluşuşuyordu. Ama artık aramızda daha çok Türk arkadaşımız takımda yer alıyor. Bu arkadaşlarımız yurt dışında yaşamış, Rugbi’yi bilen ve oynamış insanlar. Yabancılar da öyle, Türkiye’de bir biçimde çalışmaya gelmiş insanlar. Böyle bir yapımız var ve benim şahsi fikrim olarak şöyle bir değerlendirme yapabilirim: Ragbi’yle tanışmış olan Türk arkadaşlar bir şekilde bu sporu yapmaya devam etmek istiyorlar. Bu da takımın devamlılığını sağlıyor. Her ne kadar sportif bir yanımız olsa da, bir bunun kadar da takımımızın sosyal bir boyutu var. Buradaki arkadaşlığımız dostluğumuz, iki saatlik antrenmanla bitmiyor. Antremandan sonra da uzayan sohbetlerimiz, sosyal aktivitelerimiz oluyor. Bu aslında Ragbi’nin doğasında olan bir şey.
SS: Peki aranızda daha önce bu sporla hiç tanışmamış, Ragbi maçı izlememiş, ancak sizle tanıştıktan sonra devam eden oyunculardan söz edebilir miyiz?
ÖÖ: Bu türden çok örnek var. Bizimle beraber çalışmaya başlayıp, sonra bizden ayrılıp kendi takımlarını kuran arkadaşlar da oldu. Genç arkadaşlar. Onlara elimizden geldiği kadar temel eğitimlerini verdik ve maçlarımızda oynattık. Bir kısmı oynamaya devam ediyor, bazıları lise takımlarına antrönörlük yapıyor. Her yıl Ragbi yi hiç duymamış arkadaşlar geliyorlar ve bu sporu öğrenmeye çalışıyorlar. Ancak Rugbi kuralları çok karmaşık olan bir spor. Dolayısıyla bu süreç biraz uzun sürebiliyor. En büyük tecrübe de haliyle temel bilgileri aldıktan sonra maç oynayabilmek. Çünkü maçta alınan tecrübe, antrenman sahasında hiçbir zaman alınamıyor.

SS: O halde biraz Ragbi’den, Ragbi’nin tarihçesinden, genel hatlarıyla kurallarından bahsedelim ki, ilk kez Ragbi’yi duyan bir insan için nasıl bir spor olduğu açıkçayıcı olsun.
ÖÖ: Web Ellis adlı bir şahsiyet İngiltere’de Futbol oynarken, topu eline alıyor ve koşmaya başlıyor. Diğerleri de onu kovalıyorlar. 1800′lerde gerçekleşen bu olayla, Ragbi sporu doğmuş oluyor. Web Ellis adına bugün hala turnuvalar düzenlenmektedir. Ragbi genel olarak çok karmaşık geliyor insanlara çünkü kuralları çok karmaşık. Futbol kadar basit ve yoruma da açık değil kurallar. Çok daha dikkatli bir organizasyona ihtiyaç var maç yönetimi için. Maç sırasında meydana gelen aksaklığı veya pozitif bir durumu ifade etmek için hakemlerin kullandığı elliye yakın el hareketi var, yani kuralların karmaşıklığı için bu kadar ifade olanağı söz konusu. Ragbi ilk olarak ruhu açısından “kardeşliktir, yoldaşlıktır, dostluktur.” Her ne kadar takımlar birbirleriyle karşılıklı korakor bir mücadele etseler de, iki takım da maç bitiminde karşılıklı birbirlerinin ellerini sıkar, tebrik eder, çoğu zaman maçtan sonra da sosyal bir aktivite gerçekleştirirler. Keza taraftarlar da takımlara göre ayrılmadan trübünde birlikte otururlar. Hiçbir zaman holiganlık tarzı olaylar ne maç sırasında, ne de seyirciler arasında olmaz. Ancak istisnalar olabilir elbette.
SS: Seyircilerin tutumu nasıldır maç esnasında?
ÖÖ: Bildiğimiz anlamda şarkılar, özel tezahürratlar söylenir. Ama staddaki tüm taraftarlar hep bir ağızdan söylerler ancak belli bir takıma özel değildir genelde. Eğlenmeye ve mücadeleyi görmeye gelirler. Tıpkı sahada olduğu gibi, tribünlerde de kardeşlik, dostluk her zaman egemendir.
SS:Ragbi’nin kurallarından söz edebilir miyiz?
ÖÖ: Uluslararası Ragbi Birliği’nin ortaya koymuş olduğu kurallar tüm dünya için geçerlidir. Bazen organizasyonlarla ilgili kimi kurallarda yerel yönetimler tarafından değişiklik yapılabilir. Ama kurallar kesin olarak ortaktır. Birçok sporda olduğu gibi, Ragbi’nin kurallarında da daha hızlı, daha oynanabilir ve seyredilebilir kılmak için kurallarda değişiklik yapılabilir. Ragbi Birliği olarak bildiğimiz oyun 15 kişilik takımlar halinde oynanır. Bunlardan 8′i forvet olarak tabir ettiğimiz ön alanda bulunan ve hucümün başlangıcını oluşturan oyunculardır. Kalan 7 oyuncu ise, fizik olarak daha zayıf ve hücum/defans yapan bek oyunculardır. Oyunun ana kurallarından biri topun elle taşınması ve pasların lateral, yani düz çizgi halinde sağa veya sola veya geriye doğru pas verilmesiyle gerçekleşir. Elle hiçbir zaman ileriye doğru pas verilemez. Verildiğinde karşı takım topu alır ve kenetlenme ile oyuna başlar. Elle ileriye doğru pas atılma kuralı ayakla bozulabilir. Ayakla atılan topa gidecek olan oyuncunun, topu ayakla vuran oyuncunun arkasından koşarak gitmesi gereklidir, aksi halde ofsayt gerçekleşir. Topun bulunduğu nokta görünmez bir ofsayt çizgisi oluşturur. Bu en kritik noktayı oluşturur.

SS: Taktik gereği toptan ilerde bir oyuncu bulunabilir mi?
ÖÖ: Hayır bulunamaz. Bulunduğu takdirde ofsayt olur. Zaten kendisinin aslında bu durumu ifade etmesi gerekir. Ellerini havaya kaldırarak ofsayt olduğunu bunun farkında olduğunu bildirmesi gerekir. Ama o oyuncu taktiksel olarak dahi orada bulunamaz. Bulunsa bile kimse onun orada bulunmasını önemsemez. Takımını eksiltmiş olur ve kendi takımına dez avantaj yaratmış olur. Çünkü paslaşma neticesinde sayı yapmak ana amaçsa, hücümda eksik bir oyuncu sayı yapmayı Ragbi’de olanaksızlaştırır.
SS: Futboldaki gibi oyun kuruculardan, pozisyonlardan söz edebilir miyiz, kalabalık bir oyun olduğu için organizasyon nasıl sağlanıyor, saha içinde?
ÖÖ: Evet, iki adet oyun kurucu vardır. Biri 9 numara, kenetlenmeye halfback, diğeri 10 numara aslında önde bulunan iriyarı arkadaşlarla arkadakileri birleştirir. 9 numara forvet ekibini organize ederken, 10 numara ise defansı/ofansı organize eder. Mesela bir kenetlenmede 9 numara topu kenetlenmenin içine atıyor. Kendi takımı tarafından topun alınmasını sağladıktan sonra topu çıkarıp, 10 numaraya veriyor. 10 numara ise bekler ile hangi oyunu oynayacaklarına karar veriyorlar. Çeşitli kombinasyonları değerlendiriyorlar. İkisi tüm takımın ne yönde oynayacağına karar veriyorlar. Ama takım kaptanlığı demek değil bu. Ama oyundaki kilit iki insan 9 ve 10 numaralar.
SS: Oyuncular hesaplanmış kurgulanmış organizasyonda inisiyatif alabilirler mi?
ÖÖ: Tabii. Söz gelimi ben 11 numara, yani kanat oyuncusuyum. Çok hızla koşmayı gerektiren bir mevkiidir. O hızda koşarken hızlı düşünme gereklidir ve pozisyona göre çok kısa bir süre içinde karar alıp uygulamak bazen gerekebilir.
SS: Güce dayalı fiziksel bir etkinlik gerçekleşirken, aynı zamanda zihinsel bir etkinlik de buna paralel olarak gelişiyor sanırım.
ÖÖ: Aslında bütün oyuncular için benzer bir süreç gerçekleşiyor. Özellikle maç seviyesinde harcanan enerji, topu almak için gösterilen çabanın boyutları çok yüksektir. İnsanı fiziksel ve mental olarak çok zorlayan bir spordur. Açıkçası fiziksel güce göre mevkiilerin belirlendiği bir spordur. Mesela fizikleri itibariyle kilolarından dolayı ne futbol ne de basketbol oynamaları mümkün olan bazı oyuncular Ragbi’de kendi pozisyonlarını rahatlıkla icra edebilirler. Dolayısıyla Ragbi her türden fizike ihtiyaç duyan bir spor dalıdır. Başka sporlarda hiçbir şekilde başarılı olamayacak çocuklar, gençler burada fırsat bulup bu fiziklerini pozitif yönde kullanabiliyorlar. Dolayısıyla özgüvenini geliştirebiliyor ve onları burada aramızda görmek bizi çok memnun ediyor.

SS: Çocuklardan söz açılmışken, kaç yaşında başlanabilir bu spora?
ÖÖ: Şu anda ilköğretim öğrencilerinden başlayarak, oyun ögesini de vurgulayarak burada çalışmalar yapıyoruz. Açıkçası kapımız bu sporu yapmak isteyen herkese açık. Antrenmanlara gelindiği sürece maçlara çıkma gerçekleşir. Ragbi’nin kendi içinde bir ahlakı vardır. Takıma en çok kendini adayan karşılığını kısa sürede alır.
SS: Biraz Türkiye’deki Ragbi ortamından, takımlardan, genel durumdan söz edebilir miyiz?
ÖÖ: Şu an itibariyle 8 takım var Türkiye çapında. Bunların 3 tanesi İstanbul’da. Bir tanesi bıraktı, Erzurumda. Ankara’da, Girne’de, Kuşadası’nda ve Samsun’da olmak üzere 8 takım var. 2007-2008 sezonunda Türkiye’de ilk defa deplasmanlı bir Ragbi ligi oluşturuldu ve tamamlandı.
SS: Kaç takım vardı?
ÖÖ: 6 takım katılmıştı ve İstanbul Ottomans o sene ilk kez Türkiye Ragbi şampiyonu oldu. Bu da hem benim açımdan hem de takımımız açısından oldukça onur vericiydi. Geçen sene yine bir lig organizaysonu söz konusu oldu, fakat sağlıklı değildi ve İstanbul Ottomans Ragbi Kulübü olarak büyük endişeler yaşadığımız için ligden çekildik. Bunun en önemli nedeni oyuncu güvenliğiydi. Bu konudaki temel eğitimler, seminerler yetersiz kaldığı için çekilme kararı aldık. Bu sene lige katılıyoruz hep birlikte aldığımız bir kararla. Ancak endişelerimiz devam ediyor.
SS: Ne yaşanmıştı?
ÖÖ: Geçen sene yapılan ligde maalesef tatsız şeyler yaşandı. Hakemlere saldırıldı. Oyuncular kavgalar ettiler, çok sayıda faul ve sertlik vardı. Bir kısmı art niyetliydi ama çoğu tecrübesizlikten kaynaklandı. Sözünü ettiğim temel eğitimler, dersler gerçekleşmiş olsaydı hiçbiri olmazdı. Bu sene 7 takımlı deplasmanlı bir lig olacak, ancak federasyondan resmi bilgi bekliyoruz. Henüz fikstür çekilmedi. Tarihler belli değil.
Türkiye Ragbi Federasyonu 2007 senesinde kurulduğundan beri özerk bir federasyon değil. Amerikan Futbolu, Softball, Beyzbol ile birlikte aynı federasyon çatısı altında. Bu şekilde bir başlangıç yapılmış oldu, fakat bu bizim için yeterli değil. Çünkü Uluslararası Ragbi Birliği’nin şartlarından biri de bu. Ragbi özerk bir federasyon olmak zorunda, bu gerçekleştiğinde yurt dışından yardım almaya başlayacağız, hakem, eğitmen, oyuncu, antrenör, idareci vs. Yetmiş milyon nüfüslu bir ülkede de ciddi bir potansiyel var. Bunu değerlendirebilemek için özerk bir federasyona ihtiyacımız var. Oluştuğu takdirde çok farklı bir seviyeye geçebileceğiz.
SS: Türkiye’ye bu konuda örnek olabilecek ülkeler var mı?
ÖÖ: Bölgemizde özellikle Romanya ve Gürcistan bu konuda kısa sürede çok aşama kaydetmiş iki ülke. Gürcistan özellikle dünya sıralamasında her zaman ilk yirmide olan bir ülke.
SS: Sanırım Lübnan’da da bazı gelişmeler var.
ÖÖ. Oradaki durumu tam bilemiyorum. Orada da bazı temaslarımız var, orada da bizim yaşadığımız sıkıntılar var. Ama unutmamak lazım Lübnan çok küçük bir ülke. Bizimle aynı durumdalar ama Türkiye çapında bir ülke daha ileri bir seviyede olmalı. Yalnız burada şöyle bir avantajlı durum gelişti. 9 Ekim 2009 tarihi itibariyle Uluslararası Olimpiyat Komitesi, ragbi’yi yeni bir olimpiyat spor dalı olarak kabul etti. 2016 Olimpiyatları’ndan itibaren Ragbi Birliği on beşerli oyunun bir versiyonu olan 7′li ragbi, bir olimpiyat sporu olarak programa alnıyor. Rugby Sevens olarak tabir ettiğimiz oyun, on beşliye göre daha hızlı, daha atletik ve daha kısa sürede oynanan bir oyun. Bu çok büyük bir avantaj. Niye? Çünkü on altı takımlı bir turnuva iki ila üç gün içinde organize edilip bitirilebiliyor. Çünkü her oynanan maç yedişer dakikadan iki devre. Yalnızca final maçları onar dakikadan oynanıyor. Bu durum seyirci için de büyük bir avantaj. Seyirci aynı gün içinde bütün maçları takip edebiliyor. Kendi takımının bütün maçlarını izleme şansı oluyor. Organizatörler için çok büyük avantaj. İki günde büyük bir turnuva sonlandırılabiliyor. Bu spor dalı için özel bir stadyum inşaa edilmesi de gerekmiyor. Hali hazırda bulunan statlara yapılacak basit tadilatlarla, o saha ragbi için uygun hale getiriliyor. Bu da tabii büyük avantaj. 7′li ragbi artık olimpiyat sporu olduğu için, 3289 nolu Gençlik ve Spor genel müdürlüğü kanunu bu durumu belirliyordu. Şu andan itibaren, zorunlu olarak ragbi bir federasyon olmak zorunda. Biz de bunun için elimizden geleni yapıyoruz. Her türlü desteği vermeye de hazırız.
Buradan yola çıkarak 2010 7-8 Ağustos tarihinde İstanbul Olimpiyat Stadı Antrenman sahasında 7′li ragbi turnuvası düzenlemeyi düşünüyoruz. Olimpiyat Stadı yetkilileriyle görüşmelerimiz oldu ve onların tam desteğini aldık. Daha sonra olimpiyat düzenleme kuruluyla görüştük. Onlara hayalimizi anlattık. Onlar da sağolsunlar, her türlü desteği vereceklerini söylediler. Biz de çalışmalara başladık.İş planı, ayrıntılar, bütçe çalışması, organizasyon, konaklama, eğlenceler, sosyal kısımları, yemekler ve stantlar. Yani bir festival havasında gerçekleşecek bir organizasyon düşünüyoruz. Kaldı ki, 2020 olimpiyatları için İstanbul bir kere daha aday adayı olacak. 2011 itibariyle de İstanbul adına Olimpiyat’lara evsahipliği yapmak için lobi faaliyetleri başlayacak. Bu tarihe kadar biz de eğer bahsettiğim gibi bir organizasyona ev sahipliği yapabilirsek, bu çalışmalar sırasında oldukça işimize yarayabilir. En büyük şey, ayrıca bir bayan takımı oluşturabilmek. Bunun için de çok ciddi yol kat etmemiz gerekiyor. Bugün sahada sen de gördün, küçüklerin antremanında ilk defa bir kız çocuğu vardı. Bu kız çocuğu, Türkiye’de ragbi oynayan ilk bayan oyuncu. Dileriz niceleri daha gerçekleşir.

SS: Rugby’nin bilinirliği nasıl ve kurumlardan destek var mı?
ÖÖ: Her şeyden önce teşvik, destek ve bu sporun tanıtılması gerekiyor. Özellikle üniversitelerin ragbi takımı kurmaları çok önemli. Şu anda gördüğümüz alt yapıya ek olarak, üniversiteli öğrencilerin katkıları olacaktır. Özellikle Türkiye’de bulunan yabancı öğretmenlerin çoğu tıpkı bizim futbol oynayışımız gibi, ragbi oynamış olarak geliyorlar ülkemize. Onların katkıları daha fazla öne çıkarılabilir.
Özerk bir federasyon kurulması halinde Uluslararası Ragbi Birliği, ülkemize her türlü desteği vermeye başlayacak. Eğitmen, malzeme gibi.
Ama daha önemli bir konuya açıklık getireyim. Anti doping konusu Uluslararası Ragbi Birliğinin büyük bir ciddiyetle takip ettiği bir konu. 2007 Dünya Kupası’nda hiçbir sporcuda doping maddesi bulunmadı. 2009 7′li turnuvada hiçbir sporcuda dopinge rastlanmadı. Diğer spor dallarında ne kadar çok vakaya rastlandı, ama üst düzeyde doping mümkün değildir.
SS: Peki malzemeler nasıl, fiyatlar ne, herkesin yapabilmesi açısından soruyorum.
ÖÖ: Topumuz yaklaşık 30 TL, dişlik 10 TL, şort, forma zaten hekesin evinde olan malzemeler, bunlarla spora hemen başlanabilir. Ve son olarak önemli bir örnek vermek istiyorum. 2009’ da düzenlenen Dünya7′li Ragbi Turnuvası’nı tribünde izleyen sayısı 500 bin. Televizyonda ise 40 milyon kişinin izlediği biliniyor. Dünyada ne kadar önemli bir konumda olduğunu anlatabilmek için bu örnekleri veriyorum.
SS: Umarım 2010′da Türkiye’de ragbi sporu için güzel gelişmeler olur. Ve sizden iyi haberler almaya devam ederiz. Çok teşekkürler.
ÖÖ: Takımım adına ben de çok teşekkür ederim.
Not: Bu röportaj 7.11.2009 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
Konuyla ilgili diğer yazılar:
1 Comment to “Özer Önkal Röportajı”
Leave a comment
Son Tweetler
Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.
Son Yazılar
- Serra Sengel’in Başarısı
- Maria Sharapova’nın US Open 2010 Kıyafetleri
- Londra 2012 Ticari Ürünleri Satışta
- Avrupa’da 5′te 2
- Singapur 2010′da Bir İlk
- Singapur 2010′da “Sade” Bir Anne
- Şampiyonlar Ligi Yolcusu Kalmadı!
- Chris Thater Anısına
- Şampiyonlar Ligi’nde Dramatik Gece
- New York’ta Son Perde..
- Andy Murray Vogue Eylül Sayısında
- Air Jordan Retro 11 – “Cool Grey”
- Brandon Jennings – Under Armour Micro G Black Ice
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike!
- Resul Kalaycı Olimpiyat Şampiyonu
Son Yorumlar
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike! için Can Aciksoz
- Vuelta’ya Doğru için serkan77
- Singapur 2010′da Bir İlk için Alper Ecevit
- Singapur 2010′da Bir İlk için ABDULLAH
- Singapur 2010′da Bir İlk için guney








Ragbi ülkemizde pek bilinmeyen bir spor. Sanırım kadınlar takımı kurmak icinde bir caba var. Bir kadın olarak ben bu sporun en cok felsefesini seviyorum. Ragbi buyuk efor ve konsantrasyon gerektiren bir spor, ciddi bir takım oyunu gerektiriyor.
Bu acılardan benzer bir spor olarak anılabilecek ve ülkemizde erkeklerin fanatik duzeyde tutkun oldugu futbol ile en buyuk farkı ise, bence hakeme itiraz hakkının olmaması. Hakem, gerektiginde bir oyuncuyu “sinbin (gunah cukuru)”e 10 dakikalıgına gönderebiliyor…ne yaptıgını dusunsun diye. Yani her eve lazım. Ülkemizde ragbi oynamaya gönül indirmis herkesi tebrik ederim.