Editör’den: Milli Takıma Kısa Bir Bakış

Milli takımımızın oynadığı ve mağlubiyetlerle ayrıldığı son İspanya milli maçlarından sonra Turkcell Super Ligi’nin rengi iyice belli oldu ve şampiyonluk yarışı da iyice kızışmaya başladı. Oynanan karşılaşmalarda çıkan olaylar ise, maalesef gündemin tam ortasına oturdu. Son İspanya karşılaşmalarında milli takımımızda forma giyen oyuncuların o günden bugüne geldikleri noktalara bakınca, ortaya oldukça üzücü bir tablo çıkıyor.

Kalede ve Defansta Şenlik Var

İki maçta da kalemizi koruyan Fenerbahçe’nin kalecisi Volkan Demirel, son Galatasaray karşılaşmasında tribüne doğru yaptığı kendine hiç yakışmayan hareket nedeniyle ceza kuruluna gönderildi. Defansımızın ortasında oynayan Galatasaray’ın stoperi Emre Aşık da, hem gördüğü kırmızı kart hem de Fenerbahçe’nin stoperi Diego Lugano’nun karnını ısırdığı gerekçesiyle Volkan Demirel’e eşlik etti. Defans hattımızda her iki karşılaşmada da sonradan dahil olan Galatasaray’ın sağ beki Sabri Sarıoğlu, maç boyunca agresif hareketleriyle maçın sonunda olan olayların sorumlularının biri olarak gösteriliyor ve televizyon görüntülerine dayanılarak o da ceza kurulunun yolunu tuttu.

Defansımızda forma giyen diğer isimlerden Fenerbahçe’nin sağ beki Gökhan Gönül özverili oyununu sürdürürken, Almanya’da yetişen ve futbolu kadar efendi kişiliğiyle de takdir toplayan Galatasaray’ın sol beki Hakan Balta Fenerbahçe maçındaki sakin ve iyi niyetli tutumuyla yine herkesin beğenisini kazandı. Defansımızın son ismi olan Beşiktaş’ın sol beki İbrahim Üzülmez ise, belki de milli takımımızda son iki karşılaşmada forma giyen tüm defans oyuncuları içerisinde takımıyla beraber en mutlu ve huzurlu günlerini geçiriyor.

Lejyonerlerin Sakinliğindeki Orta Saha

Orta sahaya döndüğümüzde maalesef son hafta olan olayların başrolünde özellikle ikinci İspanya maçının yıldızı ve Türk futbolunun geleceği olarak gösterilen Galatasaray’ın orta saha oyuncusu Arda Turan çıkıyor. Sempatik kişiliğiyle herkes tarafından sevilen Arda Turan, Fenerbahçe maçında olayların içine dahil olarak ve kavga içerisinde rakibine yumruk atarak herkesi üzüntüye boğdu ve bu hareketinin ardından hem kırmızı kartla cezalandırıldı hem de ceza kuruluna sevkedildi. Milli takımımızın orta sahasının ortasında görev yapan ve eski takımı Galatasaray’a karşı forma giydiği geçtimiz hafta büyük protestolara maruz kalan Fenerbahçe’nin orta saha oyuncusu Emre Belözoğlu, belki ceza kuruluna sevkedilmedi; ama televizyona yansıyan küfür görüntüleriyle daha önce de yaptığı birçok yanlışa yenilerini ekledi.

Orta sahamızda forma giyen isimlerden başı böyle olaylarla belaya girmeyen tüm oyuncular, nedense yurt dışında forma giyen Tuncay Şanlı, Mehmet Aurelio ve Nuri Şahin oldu. Bu üç oyuncu, her zaman olduğu gibi böyle saçma olaylardan ziyade ortaya koydukları başarılı performanslarla forma giydikleri ülkelerin spor gündemlerinde kendilerine yer edindiler. Bu isimlerin yanına eklenen ve son Fenerbahçe maçında sakin tutumunu koruyarak artık olgunlaştığını gösteren Galatasaray’ın orta saha oyuncusu Ayhan Akman, bizim için de hala düzelme umudu olduğunu bize hatırlattı.

Her Çeşit Forvet

Forvet hattında ön plana iki maçtaki tek golümüzü atan Fenerbahçe’nin santraforu Semih Şentürk çıktı. Milli takımdan oda arkadaşı Arda Turanla son hafta oynanan derbi karşılaşmasında yumruklaşan ve daha sonra kendini yere bırakarak olayların biraz daha büyümesine de neden olan Semih Şentürk, aldığı kırmızı kartla beraber milli takımdan birçok takım arkadaşını ceza kurulunda yalnız bırakmadı.

Milli takımımızın yedek forveti olan Eskişehirsporlu Batuhan Karadeniz, milli takımdan arkadaşlarına göre çok daha farklı bir nedenle gündeme oturdu. Kümede kalma mücadelesi veren takımının zorlu Fenerbahçe maçından bir gün önce kamptan kaçarak gece kulübünde eğlenen ve sabah 06:00′da geri dönen Batuhan, maçtan sonra bu olay duyulduğunda bir de olayları inkar ederek yanlışlarına bir yenisini ekledi. Daha sonra özür dileyerek durumu kurtarmaya çalışan genç forvet, takımı tarafından süresiz kadro dışı bırakıldı. Bugün öğrendiğim kadarıyla tekrar affedilen Batuhan, belki arkadaşları gibi federasyonun ceza kuruluna gitmedi ve hocası tarafından tekrar takıma alındı, ama camiasının ve halkın ceza kurulunda kendine çoktan güzel bir yer edindi.

Milli takımımızın forvet hattında göze batmayan isimler ise Trabzonspor’da çok formsuz günler geçiren ve son Hacettepe maçında forma şansı bulamayan Gökhan Ünal ve uzun zamandır sakatlıklarla uğraşan Villareal’in forveti Nihat Kahveci oldu.

Eğitim Şart!

Milli takımımızda son iki İspanya karşılaşmasında mücadele eden on altı oyuncudan yedi tanesinin son haftalarda yaptığı büyük yanlışlar, tüm Türk toplumunun büyük tepkisini çekti. Bu oyuncularının birkaç tanesinin daha önceden benzer hatalarla dolu geçmişleri olması, bu olayların büyük çoğunluğunun aslında münferit olaylar olmadığını da bize gösteriyor. Peki bunu çözmek için ne yapmak lazım?

Her şeyden önce ülkemizde futbol eğitiminin çok üst düzey olduğu, ülkemizin dört bir yanından çıkan birçok başarılı oyuncuyla kanıtlanmış durumda. Ancak, futbol eğitiminin yanına maalesef kişisel eğitimi pek koyamıyoruz. Genelde futbol kariyerleri ile eğitimleri arasında tercih yapmak zorunda kalan birçok gencimiz, profesyonel olarak futbol kariyerlerine devam etmek istemeleri halinde okul eğitimini bir kenara bırakıyorlar. Bu durum da, uzun vadede bu oyuncuların yukarıda örneklerini verdiğimiz davranışları sergilemelerine yol açıyor. Aynı zamanda, profesyonel oyuncuların herhangi bir ters durumda futbol oynamaktan veya futbolla ilgili bir işle uğraşmaktan başka pek çaresi kalmıyor. Çünkü, bu oyuncuların büyük bir çoğunluğu üniversitelerin kapısından dahi girmiyor.

Yukarıda bahsettiğim olayları engellemek için herşeyden önce eğitimle işe başlamamız lazım. Yazımda vurguladığım gibi başka ülkelerde yetişip ülkemize gelen veya ülkemizde yetişip başka ülkelerde eğitimli insanların arasında uzun süre oynayan futbolcuların hiçbirinin kolay kolay böyle hareketler yaptığını görmüyoruz. Hakan Balta, Hamit Altıntop gibi isimler birinci duruma örnek olurken, Türkiye’de forma giydiği sürede futbolumuzun en agresif isimlerinden biri olan ve daha sonra yurtdışında başarıyla forma giydikten sonra sahaların en olgun isimlerinden biri haline gelen Tugay Kerimoğlu da ikinci durumun en güzel örneği olarak gözüküyor. Türkiye liglerinin bir diğer agresif ismi olan Tuncay Şanlı’nın İngiltere’ye gittikten sonra gösterdiği gözle görülür olumlu kişilik değişimi de, bu savımızı doğrular nitelikte.

Tüm bu gerçekler göz önünde bulundurulduğunda, futbolumuzu düzeltmenin ve geçtiğimiz hafta Galatasaray – Fenerbahçe derbisinde meydana gelen olayları engellemenin yolunun futbolun içindeki kişilerin kişisel ve akademik eğitiminden geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Ne zaman Amerika’daki NCAA sistemi gibi bir sistem oturturuz veya futbolcuların kişisel eğitimlerini ön planda tutan bir sisteme geçeriz, o zaman sahalarımızdan istemediğimiz olayları temizleriz ve dün oynanan Chelsea – Liverpool karşılaşması gibi sadece müthiş futbolla ön plana çıkan karşılaşmalar seyrederiz. Son olarak, geçen hafta derbide yaşanan tüm kötü görüntülere karşın maçın sonunda Fenerbahçe’nin soyunma odasına giderek olaylar nedeniyle üzüntüsünü bildiren ve özür dileyen Galatasaray’ın orta saha oyuncusu Harry Kewell’a da büyük bir alkış gönderiyorum. Biz sporseverler olarak sahada kazanmak için kurallar çerçevesinde elinden geleni yapan ve her koşulda centilmenlik ruhunu muhafaza eden Harry Kewell gibi sporcular görmek istiyoruz. Umarız mesajımız yerine gider…

This entry was posted in Futbol, Haberler and tagged , , , , , , , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

2 Responses to Editör’den: Milli Takıma Kısa Bir Bakış

  1. Oytun Özer says:

    Milli takımımızın yarısı böyle olaylarla gündeme geliyorsa, bizim şapkamızı önümüze alıp düşünmemiz gerekir. Futbolda başarı herşey demek değildir. Ülkemizi temsil eden sporcuların, hayatlarının her dakikasında bu sorumluluğunu göz önüne alarak davranışlarına dikkat etmeleri gerekiyor. Maalesef özellikle yurtdışında forma giymeyen oyuncularımızın birçoğunda bu duyarlılığı göremiyoruz. Sonra başarısızlığımıza türlü türlü nedenler arıyoruz. Ulu önderimizin söylediği “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” sözü bizim asıl felsefemiz olmalı. Ama biz ne söylesek boşuna…

  2. Alper Ecevit says:

    Gerçek futbolsever, futbola şiddeti getiren, zorbalıkla iş yapıldığını sanan futbol adamlarını ve taraftarlarını temizlemelidir. Aksi halde kaybeden futbol olacaktır. Zaten olmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>