Eurobasket 2009 Değerlendirmesi

FIBA Europe tarafından düzenlenen Erkekler Avrupa Basketbol Şampiyonası’nın 36. sı bu yıl Polonya’da düzenleniyor. Yarın başlayacak turnuva öncesi takımların son durumunu görmek için genel bir değerlendirme yazısı paylaşmak istedim.

Özellikle son 5 şampiyona dikkate alınacak olursa bu yıl düzenlenecek olan şampiyonanın biraz sönük geçeceği hissi uyanabilir. Takımların gerek NBA’da gerekse de Euroleague’de oynayan büyük yıldızlarından bazıları burada boy gösteremeyecek. Mesela Almanya’da Nowitzki, son şampiyon Rusya’da Krilenko, son dünya ikincisi Yunanistan’da Papaloukas ve Diamantidis ve en son olarak da Litvanya’da Jasikevicius ile Siskauskas takımlarında yer almayacaklarını açıkladılar. Bu oyuncuların birçoğu kulüplerinden izin alamadığı, bir kısmı da sakatlık problemi yaşadığı için takımlarını yalnız bırakacaklar. Hatta şu anda İspanya kadrosunda yer alan süperstar Pau Gasol’ün de oynayıp oynamayacağı netlik kazanmış değil.

Takımları tek tek ele almaya başlarsak önceliği son şampiyon Rusya’ya verelim.

Rusya: 2007’de İspanya’da düzenlenen şampiyonada kupayı alarak herkesi şaşırtan Rusya, eski günlerine dönüş sinyalleri vermişti. Final maçında İspanya’yı son saniye basket ile geçen Ruslar 2008 Olimpiyatları için vizeyi kapmış ve orada da madalya hedefiyle yola çıkmışlardı.

Fakat olimpiyatların ilk turunda 1 galibiyet 4 yenilgi alarak veda eden Rusya, kazandığı başarının tesadüf olduğu yorumlarının güçlenmesine engel olamadı. İşte David Blatt’in öğrencileri o yorumları terse çevirmek için bir kez daha parkelere çıkıyor ama büyük eksiklerle birlikte. NBA yıldızı Krilenko ve İspanya ile oynanan final maçının yıldızı Holden bu sefer takımlarını yalnız bırakıyor. Hazırlık maçında Yunanistan’a 71-63 yenilen Rusya, Litvanya ile 2 maç yaptı ve 78-61 ve 66-61 gibi skorlarla kaybetti. Koç Blatt yaptığı son açıklamada oynanan oyundan memnun olduğunu ve unvanlarını korumak için savaşacaklarını söylese de Rusların tekrar Avrupa şampiyonu olması mucize gibi gözüküyor. Hatta bu sefer yarı final görmeden eleneceklerine kesin gözüyle bakılıyor.

İspanya: Son dönemlerde sadece Avrupa’nın değil, dünyanın en iyi takımı olan İspanya bu turnuvaya kesin favori olarak geliyor. Tarihlerinde dünya şampiyonluğu ve olimpiyat ikinciliği bulunan bu takım ne yazık ki şu ana kadar Avrupa Şampiyonluğu unvanına erişemedi. Son yılların belki de en unutulmaz maçında Olimpiyat finalinde ABD’ye kafa tutan, iki takımında 100 sayı barajını geçtiği o müthiş maç ile basketbolseverlerin gönlünde taht kuran İspanya’da koçlar değişse bile oyun sistemi aynı. İstikrarlı sonuçlar aynı şekilde devam ediyor. Bu turnuva öncesi en büyük belirsizlik Gasol ve Garbajosa konusunda yaşanıyor. Hafifte olsa sakatlıkları bulunan bu ikili tam kapasite ile takım girdikleri anda İspanya’nın en az yarı finaldeki yeri bence garanti. Son hazırlık maçında Litvanya’dan fark yemeleri kimseyi aldatmasın çünkü Gasol, Rudy Ferandez gibi yıldızlar kenarda idi. Şu anda yeni yeni efsaneleşen Ricky Rubio’yu bu turnuvada daha fazla süre alırken göreceğimiz kesin. Kısaca şu anda en alternatifli kadrosu olan takım İspanya.

Türkiye: Bu turnuvanın belki de en büyük kapalı kutusu bizim takımımız olacak. Ne zaman ne yapacağı belli olmayan ekibimiz en az çeyrek final hedefiyle yola çıktı ama bu yolda işimiz her zamankinden daha zor. 2001’den beri çeyrek final göremeden elenen basketbolcularımız ilk turda bir klasiği oynayacaklar. Son turnuvalarda hep ilk maçlarımızı oynadığımız Litvanya yine bizi bekliyor olacak ve bu maçı kazanan önünü daha iyi görebilecek. Litvanya’nın bu turnuvada kısa oyuncu sıkıntısı çekeceği gün gibi ortada olsa da bizim oyun kurucularımız da belli bir istikrara sahip olmadığı için bu durumu bir avantaja çevirebilmemiz zor gözüküyor. Olası bir Litvanya yenilgisi belki hoşgörülebilir ama Polonya ya da Bulgaristan önünde alınacak bir yenilginin hesabını kimse veremez. İkinci tura mutlaka galibiyet taşımak zorunda olan takımımız çeyrek finale yükselmek istiyorsa muhtemel ikinci tur rakiplerinden İspanya, Sırbistan ve Slovenya’dan en az bir ya da ikisini mağlup etmek zorunda. Hidayet Türkoğlu önderliğinde mücadele edecek takımımızın en büyük problemlerinden birisi de kesinlikle koç Tanjeviç olacak gibi. Rotasyon kavramı altında iyi oynayan ayrımı yapmadan herkesi kenara alan ve takımın ritim bulmasını engelleyen bir yapıya sahip olan koçumuz dilerim daha önceki başarısızlıklarından ders almıştır. Skor yükümüzü Hidayet, Ersan ve Ömer Onan’ın çekeceği takımımızda her maçta oyun kurucularımızdan birisinin en az 10 sayı 5 asist gibi istatistiklere sahip olması şart. Hazırlık turnuvalarında düşük seviye rakiplerini yenen ama üst klas ekiplere karşı son periyotlarda teslim olan Türkiye, turnuva başlamadan sevenlerinin kalbini biraz kırdı ama dediğim gibi bizim ekibimiz sürprizlere açık bir yapıya sahip.

Litvanya: 2003’te oynadığı hızlı basketbolla herkesi kendine hayran bırakan ve Avrupa şampiyonluğuna ulaşan Litvanya, katıldığı her turnuvada en az çeyrek final oynuyor. Son olimpiyatlarda da yarı finale kadar gelen ekip, bronz madalya maçında Arjantin’e yenilip 4.lükte kalmıştı fakat şimdi işler değişti. Jasikevicius, Songaila, Siskauskas ve Maciauskas gibi Avrupa çapında büyük yıldızlarından yoksun olan Litvanya bu turnuvaya biraz kanadı kırık şekilde geliyor. Hazırlık maçlarında İspanya ve Rusya’yı yenen ama Sırbistan önünde mağlup olan Litvanya’da kısa oyuncu pozisyonuna çare aranıyor. Skor yükünü Lavrinoviç kardeşlerin çekeceği takımda eksikliği en çok hissedilecek oyuncu kuşkusuz Jasikevicius olacak. Asistleri ile tek başına takım olan Jasikevicius’un kariyeri son yıllarda düşüşte olsa bile varlığı ile arkadaşlarına güven veren bir yapıya sahipti. Avrupa üzerinde ikili oyunları en iyi oynayan ülke durumunda olan Litvanya’nın, bu oyun kurucu eksikliğinde bunları nasıl başaracağı merak konusu. Uzunları besleyecek paslar gelmezse Litvanya bu sefer evine erken dönebilir. İlk tur gruplarında çok fazla sorun yaşamayacaklardır ama ikinci turdaki mücadele için kadroları zayıf gözüküyor.

Hırvatistan: Efes Cup’ta rakiplerini süpüren Hırvatlar bu turnuva için ne kadar hazır olduklarını dosta düşmana gösterdiler. Katıldığı her turnuvada çeyrek finalde elenen Hırvatlar koç Repejsa önderliğinde bu sefer şeytanın bacağını kırabilir ve madalyaya yürüyebilirler. Planiniç gibi yıldız bir guarddan şimdilik tam verim alamayan takım buna rağmen istediği şekilde oynuyor. Hem pota altından hem de dışardan iyi skor yakalıyor ve iç-dış dengesini sağlıyorlar. 34 yaşında olan Prkaçin ve 33 lük Niceviç ile pota altında müthiş alternatiflere sahip olan Hırvatistan ilk tur gruplarından bence 3 galibiyet ile çıkacaktır. Eğer işleri sıkı tutarlarsa çeyrek finale de grup birincisi olarak çıkabilirler. Popoviç, Ukiç gibi penetre edebilen ve savunmaya problem çıkarabilen oyunculara sahip Hırvatlar, 2010 Dünya Şampiyonası için bilet alacak takımlardan birisi olacaktır.

Yunanistan: 2005 Avrupa Şampiyonu ve 2006 Dünya İkincisi olan Yunanlar o günden beri biraz düşüşte gibiler. 2007 Avrupa Şampiyonası’nda 4. olan ve 2008 olimpiyatlarına çeyrek finalde veda eden komşu, yakaladığı jenerasyonun görevini tamamlaması ile bir değişikliğe gitti fakat bu geçişi sağlayabilecek oyuncular olan Diamantidis ve Papaloukas’ın olmaması onlar için büyük sorun yaratabilir. Bu geçiş dönemi oldukça sert şekilde yaşanabilir. Yunanların en büyük kazancı ise kesinlikle koç Yannakis olacaktır. Hazırlık maçlarında Litvanya’yı yenen, Sırbistan ve Slovenya’ya mağlup olan Yunanlar ilk ve ikinci tur gruplarında kura avantajını da kullanarak çeyrek finale yükselirler ama orada elenmeleri sürpriz olmaz. Ben Yunanistan’nın hedefi 2010 Dünya Şampiyonasına katılabileceği bir yer almak olmalı.

Bu takımların dışında Fransa,Almanya ve Slovenya gibi ülkelerde bu turnuvaya madalya için geliyorlar. Fransa elemelerden geldiği için kendi ayarından düşük takımlarla oynadı. Onların son durumu bilinmiyor. Sadece eleme maçlarında İtalya’yı iki kere yendiklerini söyleyebiliriz. Hazırlık maçlarında iyi işler yapan Slovenya’nın en büyük rakibi ilk tur kurasındaki zorluğu olacaktır. Slovenler ikinci tura galibiyet getiremeyebilirler. Almanlar Efes Cup’ta bizi yenmiş olsa da birden denedikleri yapılanma ve tecrübesiz oyuncularla bu turnuvanın ağırlığını kaldırmazlar.

Burak Can hakkında

1990 İstanbul doğumlu,yani 19 yaşında.. 2008 yılında Kenan Evren Anadolu Lisesi’ni 7. likle bitirdikten sonra zorlu bir ÖSS maratonu ardından İstanbul Üniversitesi Matematik Bölümüne girmeye hak kazandı. Başarılı sayılabilecek bir yılın ardından da 2. sınıfa geçen yazar, tam bir spor fanatiği olarak tanımlanabilir. Özellikle 2000,2004 ve 2008 Olimpiyatlarının hala etkisinde olan yazar 2012 için gün saymakta ve o heyecanı yaşamayı dört gözle beklemektedir.
Bu yazı Basketbol, Haberler kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>