Ara
24

Bir Tenis Sezonu Geride Kalırken

By Efe Başaran  //  Tenis  //  No Comments  // 

Bir tenis sezonunu geride bırakmışken ve yeni sezonun açılmasına haftalar kala, geçtiğimiz senenin kısa bir analizini, inişteki ve çıkıştaki isimlerini, süprizlerini, güzelliklerini, şanssızlıklarını kısa bir şekilde gözden geçirmek , bu sene bizleri nelerin beklediği konusunda biraz da olsa ipucu verir diye düşünüyorum.

Rafael Nadal

Erkeklerde Nadal, Shanghai Masters Cup’ta mücadele edememesine rağmen sezonu çok önceden 1 numara olarak tamamlayıp Federer’in erkekler tenisindeki hegemonyasına son verdi. Sezonu dönem dönem sakatlıklarına rağmen 82-11 gibi müthiş bir galibiyet oranıyla bitirdi. İspanyol tenisinin gururu Nadal, favorisi toprak kortta sadece sakatlığından ötürü bir maç kaybedip, 4 turnuva kazandı. Roland Garros’u en hızlı kazanan isimlerin başında gelen Nadal, bu turnuvada hiç set kaybetmeden 21 set kazanarak şampiyonluğa uzandı. Toplam 41 oyun kaybetti ve finalde Federer’i korttan silerek geleceğe dair sinyaller verdi. Federerin favori zemini olan çim kortta da formunu sürdüren Nadal, tarihin en heyecanlı Wimbledon finalinde 5. setteki 9-7′lik galibiyetiyle , hem ilk Wimbledon zaferine ulaştı hem de Federer’in en çok üst üste Wimbledon zaferi elde etme rekorunu kırmasına izin vermedi. Avusturalya ve Amerika açıkta yarı final oynayan Nadal, Olimpiyatlarda ülkesine altın madalyayı kazandırdıktan sonra sezonun geri kalanını daha rölanti bir şekilde geçirip , sakatlığı dolayısıyla da sezonu erken kapattı. 2008 yılının en başarılı ismi Nadal, 2009 yılının en büyük 1 numara favorisi olarak sezonu Abu Dhabi’de özel bir turnuvayla açacak ve ilk maçında Andy Roddick-Nikolay Davydenko maçının galibiyle karşılacak.

Roger Federer, Novak Djokovic , Andy Murray

Bu 3 ismi bir arada yazmak yanlış olmayacaktır kanısındayım. Federer alışık olmadığı bir şekilde sezonu sadece Amerika açık dahil olmak üzere, 4 turnuva kazanarak bitirdi ve sezon boyunca aldığı 15 mağlubiyet , birçok tenisçinin Federer fobisini yenmesini sağladı. Artık tenisçiler Federer’e karşı daha mücadeleci oyunlar ortaya koyuyorlar. Bu seneden sonra Federer’in işi çok daha zor olacak gibi gözüküyor.

Novak Djokoviç geçtiğimiz sezona fırtına gibi girip Federer’i yarı finalde ve Tsonga’yı finalde eleyerek Avusturalya Açık’ı kazandı. Federer gibi sezonu 4 şampiyonlukla tamamlayan Djokoviç , Shanghai Masters Cup’ta şampiyonluğa uzanarak sezonu Federer’in sadece 2 puan gerisinde tamamladı. Sezonu seri başı olarak Brisbane Avusturalya’da açacak olan Djokoviç gözünü 1 numaraya dikmiş olsa da bu sezon onu çok daha zorlu maçlar bekliyor.

İngiliz tenisinin genç umudu, bu senenin açık ara en büyük çıkış yapan oyuncusu Andy Murray, sezonu 5 şampiyonlukla tamamladı. Henüz bir Grand Slam kazanamamış olsa da, bu sene sert kortun en tehlikeli isimlerinden biri olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Andy Murray sezonu Federer’le beraber Abu Dhabi’de özel bir turnuvayla açacak ve ilk turda James Blake ile oynayacak, galip geldiği taktirde geçtiğimiz sezonda birçok kez gördüğümüz eşleşme tekrarlanacak ve Federer-Murray bir kez daha aynı kortu paylaşacaklar.

İlk 10

İlk 10′un geri kalan kısmında alıştığımız isimlerin dışında süpriz isimlerde bu sene karşımıza çıktılar. Rus tenisinin 1 numaralı ismi Nikolay Davydenko sezonu 3 turnuva şampiyonluğuyla tamamlayıp Shanghai Masters Cup’ta finale kadar yükseldi. Maç içerisindeki zaman zaman dengesiz oyunu, onun sıralamasını yükseltmesindeki en büyük engel. Nikolay Davydenko da sezonu Abu Dhabi’de açacak ve ilk turda Roddick ile karşılaşacak.

Geçtiğimiz sezonun en büyük çıkışlarına imza atan Fransız tenisçiler Jo-Wilfried Tsonga ve Gilles Simon, sezonu 6 ve 8. sıralarda bitirdiler. Tsonga sezon boyunca aldığı 2 şampiyonluk dışında Avusturalya Açık finaline çıkarak Fransızların Grand Slam ümitlerini yeşertti. Kort içindeki heyecanlı, aktif ve sempatik hareketleriyle tenis severlerin gönüllerindeki yerini alan Tsonga , gerekli motivasyonu sağladığı sürece kapasitesi çok yüksek olan bir oyuncu ve her türlü sürprizi gerçekleştirebilecek bir potansiyele sahip.

Sezonu 2 numaralı seri başı olarak Brisbane Avusturalyada açacak olan Tsonga’yı finalde muhtemel olarak Djokoviç karşısında izleyebiliriz. Gilles Simon geçtiğimiz sezon büyük süprizlere imza attı, 3 turnuva şampiyonluğunun dışında , oynadığı finaller ve yendiği oyuncular ile ismini kolayca ilk 10′ a yazdırdı fakat bu performasını bu sene sürdürmesini beklemek biraz fazla iyimser olmamızı gerektirir.

Amerikan tenisini 1 numarası Andy Roddick geçtiğimiz sezon 3 turnuva kazanmasına rağmen sıralamada her geçen sene biraz daha geriliyor. Servisinin yanına fiziksel gücünü koyamadığı için bu sene onu ilk 10 dışında bulursak bu bir süpriz olmaz. Andy Roddick sezonu Nikolay Davydenko karşısında Abu Dhabi’de özel bir turnuvayla açacak.

Arjantin tenisinin genç ismi Juan Martin Del Potro müthiş 23 maçlık galibiyet ve 4 turnuva şampiyonluğunun ardından ilk 10′da kendine yer buldu. Sert kortta çok etkili olan Del Potro diğer kortlarda da tecrübelendiği taktirde önümüzdeki yılı daha yüksek bir sıralamayla bitirmesi hiç şaşırtıcı olmaz.

James Blake sezonu hiç bir şampiyonluk tatmadan , az final oynayarak 10. sırada tamamladı, iyi tenisini turnuva boyunca istikrarlı bir şekilde sürdüremediğinden dolayı bir türlü istediği yere gelemeyen Blake’i bu sene son kez ilk 10′da görüyor olabiliriz.

İlk 10′da olmayan fakat orda olmayı en az herkes kadar hakettiğini düşündüğüm David Nalbandian, sezonu 11. sırada tamamladı. Sezonu 2 turnuva şampiyonluğu ile tamamlamasına rağmen , toprak ve kapalı kortlarındaki muhteşem tenisi ile her zamanki gibi bir çok izleyeni büyüledi. Bu sezon istikrarını koruyabildiği sürece ilk 5′in en büyük adaylarından olduğunu düşünüyorum.

Çıkıştakiler

Gael Monfils, yükselen Fransız tenisinin, yükselen genç yeteneklerinden. Örümcek adam lakabıyla tanıdığımız Monfils, Roland Garrostaki çıkışının yanı sıra her türlü kortta başarılı turnuvalar çıkarttı ve 42. sırada girdiği sezonu 16. sırada bitirdi.

Stanislas Wawrinka ise İsviçre tenisinin Federer’den sonra yetiştirdiği en yetenekli isim olarak gözümüze çarpıyor. Sıralamada 15 sıra yükselerek 13. sırada sezonu bitiren Wawrinka, çok yönlü oyunu ile bir çok önemli isme zorlu anlar yaşatıyor. Wawrinka’nın da takıma girmesiyle İsviçre Davis Cup’ta bu sene beklentileri yükseltmiş gibi gözüküyor.

Uzun sakatlığının ardından kortlara geri dönen Robin Soderling, çok başarılı bir sezonu geride bıraktı. 36 sıra birden atlayarak sezonu 17. sırada tamamlayan Soderling özellikle kapalı kortta çok tehlikeli bir isim olarak bu sene de güzel maçlar çıkartacaktır.

Çıkış yapan diğer isimlere kısaca değinmek gerekirse , Hırvat tenisine yeni bir heyecan veren Marin Cilic , uzun ve kuvvetli Hırvat ekolünü sürdürecek potansiyele sahip ve geçtiğimiz sene yaptığı karşılaşmalarla da bunu kanıtlamış durumda. İspanyol tenisinde düşüş yaşayan isimler dışında , çıkış yapanların başını Fernando Verdasco çekiyor , her tip korttaki dengeli oyunu ile dikkatleri üzerine çeken Verdasco, önümüzdeki sene de aynı formunu korur düşüncesindeyim.

İniştekiler

İnişteki isimlerlerin başında David Ferrer geliyor. İspanyol oyuncu bir önceki sezonu 5. sırada bitirip Shanghai Masters Cup finali oynadıktan sonra geçtiğimiz sezonu 2 turnuva galibiyetine rağmen 12. sırada tamamladı. Her zaman ilk 10 için iddaalı bir isim olan Ferrer’i bu sene çetin bir mücadele bekliyor.

Fernando Gonzalez 7. sıradan 14. sıraya kadar gerilemekle kalmayıp, 39-15′lik bir istatislikle sezonu kapadı. 2 toprak kort turnuvasında galibiyete ulaşarak sezona hızlı bir giriş yapan Gonzo , ardından çok vasat isimlere sezon boyunca yenilerek çok kötü bir grafik çizdi.

Fransızların büyük beklentilerle ortaya çıkardığı yetenek Richard Gasquet geçtiğimiz sezonu 8. sıradan 25. sıraya kadar geriledi ve beklentileri gerçekleştiremedi. Her zaman ilk 20 içerisinde olacak kalitede bir oyuncu olan Gasquet bu sene bu sıralamasını yükseltecektir.

Yaşlı isimleri yavaş yavaş kortlardan düşüşünü izlediğimiz 2008 yılında , Carlos Moya , Ivan Ljubucic, Fabrice Santoro, Guillhermo Canas sıralamada gerilere düşerek bu sezon için iyi sinyaller vermediler.

Sakatlıklardan geçen isimlere gelince Tommy Haas, Lleyton Hewitt , Juan Carlos Ferrero ve Marcos Baghdatis gibi ilk 10 ve çevresinde görmeye alıştığımız isimler , birer birer basamakları düştüler ve sakatlıklarından tamamen kurtulamadıklarından dolayı istikrarlı bir sezon geçirmeleri zor gözüküyor.

Muhtemel Çıkış Yapabilecekler

Letonya tenisinin uzun yıllardan beri yetiştirdiği en yetenekli isim genç Ernests Gulbis , uzun boyunun ve kuvvetli servisinin yarattığı avantaj dışında, kortta çok haraketli bir isim. Maç içinde oyundan kolay kolay kopmayan ve geçtiğimiz sezonda önemli isimler karşısında başarılı maçlar sergileyen Gulbis’in bu sene ilk 30 içine girmesi hiç şaşırtıcı olmaz.

Paul-Henri Mathieu , beklentilerin altında bir sezon geçirdikten sonra bu sezona çok daha iddialı girecektir. Antrenörü Mats Wilander ile 2. sezonununda ilk 20 içerisine girmemesi için hiçbir neden yok diye düşünüyorum.

İtalyan tenisinin yeni yıldız adaylarından Simone Bolelli, geçtiğimiz sezonu büyük bir yükseliş ile 42. sırada tamamladı, özellikle toprak kortta olmak üzere kapalı kortlarda çok başarılı maçlar çıkardı. Bu sene bu çıkışını sürdürüp ilk 30′a kadar ilerleyebilir.

Geçtiğimiz seneyi bir yana bırakırsak, bu sene bizi uzun süredir görmediğimiz derecede çekişmeli, başabaş ve süprizlerle dolu bir yıl bekliyor. Her tenis severin gönlünde bir aslan yatar fakat centilmenliğimi koruyup, hakeden kazansın diyorum.

Bu analiz için Efe Başaran’a Teşekkür Ediyoruz

Konuyla ilgili diğer yazılar:

Leave a comment