Özel bir ekip sizin için hazirliyor.
Özel bir ekip sizin için hazirliyor.
Fantezi Futbol
Özel bir ekip sizin için hazirliyor.

Çeyrek Finalde Kaldık

Oytun Özer | Cum, Eyl 18, 2009

Kategori: Basketbol

Bir Çuval İnciri Berbat Ettik!

Yunanistanla yarı final mücadelesine çıkan 12 Dev Adam, kötü oynadığı karşılaşmayı üst düzey çabasıyla uzatmaya götürmeyi başardı. Uzatmada yine oyuna ortak olma şansı yakalayan milli takım, son hücumu kullanan Ender Arslan’ın daha süre varken metrelerce uzaktan “salladığı” üçlükle mağlup oldu: 74-76.

İlk Yarıda Ribaund Mücadelesinde Yenildik

Yunanistanla kritik çeyrek final karşılaşmasına çıkan 12 Dev Adam, karşılaşmaya Kerem Tunçeri – Ömer Onan – Hidayet Türkoğlu – Ersan İlyasova – Ömer Aşık beşiyle başladı. İki takımın da kontrollü oynayarak başlamaya çalıştığı karşılaşmada milli takımımız ilk 3 dakikayı 7-2 önde geçti. Savunma konsantrasyomuzda sıkıntılar yaşamamız nedeniyle 2 dakika içinde farkı kapatan Yunanistan, skoru 7-7’ye getirdi. Dipten çıkardıkları topların ardından alan savunmasına dönen milli takımımız, Slovenya maçında olduğu gibi alan savunmasında koordine olamadı ve birebir eşleşmelerde sıkıntı yaşayan Yunanistan rahatça hücum etti. Ribaundlarda etkisiz kalan takımımız, Ömer Aşık’ın üst üste hataları nedeniyle savunmada büyük sıkıntı yaşadı ve birçok hücum ribaundu toplayan Yunanistan ilk çeyreği 14-17 önde tamamladı.

İkinci çeyreğe Semih Erden – Ömer Aşık değişikliğiyle başlayan milli takımımız, Sofoklis Schortsanitis’i savunan Semih Erden’in zorlanması nedeniyle savunmasında oldukça güçlük çekti. Bu oyuncunun sertliğine ve kalıbına gerekli cevabı veremeyen 12 Dev Adam, ilk üç dakikayı 16-24 geride geçti ve 3 faule ulaşan Semih Erden yerine oyuna Oğuz Savaş’ı aldı. Bu dakikalarda çok daha istekli ve konsantre olan Yunanistan, skor üstünlüğüyle bu durumunun karşılığını aldı. Milli takımımızda ise daha önce hiç forma giymeyen Barış Hersek’in geriye düştüğümüz bölümde oyuna girmesi, oldukça ilginç bir tercihti. İki uzunla oynamamıza rağmen Ioannis Bourousis’e hücum ribaundlarını kaptıran ve pota altında yeterli mücadeleyi sahaya koyamayan millilerimiz, Yunanistan’ın oyunun kontrolünü elinde tuttuğu bölümde farkın açılmasına izin vermedi ve son 3 dakikaya 24-27 Yunanistan üstünlüğüyle girildi. Hücumda organize olamayan ve sahada istediklerini yapamayan milli takımımız, belki de turnuvada oynadığı en kötü 20 dakikayı sadece 3 sayı geride bitirerek galibiyet şansını ikinci yarıya taşıdı: 26-29.

Milli takımımız, ilk yarıda hücumda hiçbir varlık gösteremezken savunma ribaundlarını da bir türlü alamadı. Gerekli direnci ve mücadeleyi sahaya koyamayan milli takımımız, ilk çeyrekte biraz kıpırdanan Ömer Onan ve ikinci çeyrekte birkaç önemli sayı bulan Ender Arslan dışında hiçbir önemli oyuncusundan beklediği katkıyı alamadı. Hidayet Türkoğlu, Ömer Aşık, Kerem Tunçeri, Semih Erden, Oğuz Savaş, Ersan İlyasova gibi çok şeyler beklediğimiz oyuncular, sahada varlık gösteremediler. Tüm bu olumsuzluklara ve Yunanistan’ın ribaundlardaki ezici üstünlüğüyle beraber her seferinde 2 veya 3 kez hücum etmesine rağmen düşük şut yüzdesi ve yaptığı top kayıpları sayesinde milli takımımız oyuna ortak olarak ilk yarıyı kapattı. İlk yarıda hakemlerin tüm takdir haklarını Yunanistan lehine kullanması ve oyuncularımıza yapılan bariz faulleri es geçmesi, maç öncesi korkularımızın yerinde olduğunu gösteriyordu.

Hatalar Oyunu

Maçın ikinci yarısına Kerem Tunçeri – Sinan Güler – Ömer Onan – Ersan İlyasova – Oğuz Savaş beşiyle başlayan 12 Dev Adam, pota altında Oğuz Savaş’tan ısrar ederek etkili oldu ve 2 dakikanın ardından 32-31 öne geçti. Ancak savunma konsantrasyonunda sorun yaşayan ve yine basit ribaundları veren milli takımımız, bir türlü rakibine üstünlük kuramadı. Oyuna Sofoklis Schortsanitis’i alarak yine pota altına oyunu yığmaya çalışan Yunanistan, bu bölümde oyunun kontrolünü elinde tutan takımdı. Ribaundları toplayan ve skor üstünlüğünü elinde tutan Yunanistan, ribaund zaafiyetimizden fazlasıyla yararlandı ve neredeyse her hücumu 2-3 kez kullandı. Tüm bu olumsuzluklara rağmen son 2 dakikayı 42-42 berabere geçen 12 Dev Adam, skorda geriye düşmesine rağmen Kerem Tunçeri’nin iki mucize atıştan isabet bulmasıyla son çeyreğe 1 sayı farkla 46-47 geride girdi.

Son çeyreğe Vasileios Spanoulis’in iki serbest atıştan bulduğu sayılarla başlayan Yunanistan, dönen hücumda Ömer Aşık’ın kendisine yapılan faulden doğan iki serbest atışı yine kaçırmasıyla 46-50 geriye düştü. Yine hücum ribaundlarında etkili olan Yunanistan, her hücumu birkaç kez kullanmaya devam etti ve ilk 3 dakikayı 48-52 önde tamamladı. İlk defa biraz kıpırdanan ve Kerem Tunçeri’nin skora katkısına ilk çeyrekte yaşadığı sakatlığından etkilenen Ersan İlyasova’nın oyunu forse ederek katılmasıyla etkili olan 12 Dev Adam, bitime 6 dakika kala yakaladığı seriyle 53-52 öne geçti ve Yunanistan’a mola aldırdı. Son dakikalarda iyice heyecanlanan oyunda nihayet Hidayet Türkoğlu ortaya çıktı ve milli takımımız bitime 4 dakika kala 58-55’lik skorla üstünlüğünü korudu.

Mola alan Yunanistan’a karşı hücum kullanan 12 Dev Adam, kendisine faul yapılan Ömer Aşık’ın iki serbest atışından birini sayıya çevirmesiyle skoru 59-55’e getirdi. Hücum organizasyonunu tamamiyle Vasileios Spanoulis’e yıkan Yunanistan, bu oyuncunun serbest atış çizgisinden bulduğu sayılarla etkili oldu ve son 3 dakikaya milli takımımız 60-57 önde girdi. Hidayet Türkoğlu’nun bulduğu üç sayılık atışın ardından yine Vasileios Spanoulisle faul çizgisine giden Yunanistan, skoru 63-58’e getirdi. Topu kullanan Hidayet Türkoğlu’nun hatalı yürümesinin ardından Nikos Zisisle üç sayılık isabet bulan Yunanistan, kullandığımız hücumda ilk defa hücum ribaundu alan Ömer Aşık’ın kendisine yapılan faullerden doğan serbest atışları kaçırmasıyla farkı 2’ye indirmiş oldu: 63-61. Yaptığımız iyi savunmanın ardından hızlı hücum kullanan milli takımımız, Ömer Onan’ın gereksiz erken kullandığı üç sayılık atışı kaçırmasının ardından hızlı gelen Yunanistan’ın Georgios Printezisle bulduğu üç sayılık isabetle 36 saniye kala 63-64 geriye düştü. Hücumu kullanan milli takımımız, Hidayet Türkoğlu’nun akıl almaz hatasıyla kaybettiği topun ardından 18 saniye kala taktik faul yaptığımız Nikos Zizis’in iki serbest atıştan birisini sayıya çevirmesiyle 63-65 geriye düştü. Alınan molanın ardından son hücumu kullanan millilerimiz, Ender Arslan’ın teke tek oynadığı oyunda bulduğu isabetli turnikeyle beraberliği sağladı ve maçı uzatmaya götürdü: 65-65.

Bu Kadar Hataya Ancak Bu Kadar!

Uzatmaya Ersan İlyasova’nın pota altından bulduğu sayıyla başlayan millilerimiz, dönen hücumda Hidayet Türkoğlu’nun yaptığı basit faulle Nikos Zisis’i serbest atış çizgisine gönderdi ve bu oyuncunun serbest atışları sayıya çevirmesiyle skora yine denge geldi: 67-67. Hücumu iyi kullanamayan millilerimiz, uzatmanın bundan sonraki bölümünde akıl almaz hatalar yaptı ve 2 dakika kala 67-72 geriye düştü. Bir top kaparak hızlı hücumda Kerem Tunçeriyle sayı bulan milli takımımız, bir sonraki pozisyonda iyi savunma yapmasına rağmen hakemlerin yarattığı pozisyonla 69-75 geriye düştü. 1 dakika kala Ersan İlyasova’nın üç sayılık atışıyla farkı tekrar 3 sayıya indiren milli takımımız, Yunanistan’ın yaptığı basit top kaybının ardından Hidayet Türkoğlu’nun sayısıyla 37 saniye kala skoru 74-75’e getirdi. Eline gelen şansı saçma sapan bir şut kullanan Hidayet Türkoğluyla adeta çöpe atan milli takımımız, taktik fauller yaptığı Nikos Zisis’in iki serbest atıştan birini sayıya çevirmesiyle iki sayı geriye düştü. 10 saniye kala hücumu kullanan milli takımımız, Ender Arslan’ın çok uzun mesafeden saçma sapan bir üç sayılık atış denemesiyle bir uzatma fırsatını daha çöpe attı ve rakibine çeyrek final biletini hediye etti.

Hiç Yakışmadı

Milli takımımız, maç boyunca akıl almaz sayıda fazla hata yaptı ve rakibine çeyrek final biletini kendi elleriyle verdi. Güvendiği yıldızlarından katkı almayan, ribaundlarda rakibine yenilen ve çok daha iyi bir kadroya sahip olmasına rağmen bir türlü sahaya ağırlığını koymayan milli takımımız, çok kötü bir takıma yenilerek bir avuç inciri berbat etti. Milli takımımızı bu turnuvada ilk defa bu kadar kötü gördüm.

Bunların hepsinin yanında bir soruyu da sormak istiyorum: “Sen ne yapmaya çalışıyorsun Ender Arslan?”. Son hücumda 2 sayı gerideyken ve süremiz varken metrelerce uzaktan saçma sapan bir üçlük atış kullanan Ender Arslan, tüm turnuva boyunca yaptığı olumlu işlerin hepsine sünger çekti. Ender Arslan’ın yaptığı bu düşüncesizce davranış, turnuvanın başından beri emek veren takım arkadaşlarına, tribünde destekleyen taraftarlara ve ekranlarda takımı takip eden milyonlarca izleyiciye karşı yapılan bir hakaretti. Bu kadarı artık fazla, maç içinde herşey olabilir, ama bu kadar bencilce bir davranış Türkiye’yi temsil eden bir milli takım oyuncusuna hiç yakışmıyor.

Milli takımımızın güvendiği dağlara karlar yağdı. 17’si hücum ribaundu olmak üzere toplam 47 ribaund alan Yunanistan’a karşı milli takımımız ancak 28 ribaundda kaldı. Normalde uyuşuk bir oyuncu olan Antonios Fotsis (11 sayı, 13 ribaund), ribaundlarda adeta canımızı okudu. Kısalarımız ise, tek görevleri olan Vasileios Spanoulis’i (41:29 dakika, 23 sayı, 4 ribaund, 7 asist, 7 top kaybı, 6/9 üç sayı isabeti) durdurmayı beceremediler ve özellikle maçın sonundaki kritik anlarda bu oyuncuyu unutarak sınıfta kaldılar. Her zamanki gibi yine %46 gibi düşük bir isabetle serbest atışları kullanan millilerimizin yaptığı en olumlu iş, rakibini 19 top kaybına zorlaması oldu.

Milli takımımızı maç boyunca ayakta tutan isimler, skor yükünü üstlenen Ömer Onan (38:11 dakika, 13 sayı) ve kritik anlarda ortaya çıkarak direncimizi korumamızı sağlayan Kerem Tunçeri (36:00 dakika, 9 sayı, 5 asist) oldu. Bu iki oyuncuya biraz olsun katılan isim, çok düşük bir şut yüzdesiyle oynamasına rağmen mücadele eden Ersan İlyasova’ydı (37:13 dakika, 9 sayı, 7 ribaund, 3 top çalma, 3 blok). Oyunda sınırlı süre kalan Sinan Güler (14:18 dakika, 3 sayı, 2 ribaund), sahada olduğu sürede önemli bir katkı yapmasına rağmen nedense koç Tanjevic tarafından kenara alındı ve unutuldu.

Milli takımımızın uzunları, bu karşılaşmada sınıfta kaldı. Turnuva boyunca gözükmeyen Oğuz Savaş (16:45 dakika, 8 sayı, 5 ribaund, 3 top kaybı), uzunlar arasında nispeten en iyisiydi. Kötü bir gününde olan Ömer Aşık (23:10 dakika, 9 sayı, 4 ribaund), en kritik anlarda yine 5 serbest atış kaçırdı ve ribaundlarda da rakip uzunlarına yenildi. Disiplin ve konsantrasyon sorunu yine öne çıkan Semih Erden ise (07:34 dakika, 2 sayı, 2 ribaund), hiçbir varlık gösteremedi. Kısa bir süre oyuna giren ve oyuna alınmasına kendisi de anlam veremeyen Barış Hersek (03:48 dakika, 0 sayı, 0 ribaund), acemice bir 4 dakika geçirdi ve yararından çok zararı oldu. Milli takımımızın büyük umutlarını bağladığı Hidayet Türkoğlu (29:15 dakika, 13 sayı, 5 ribaund, 3 top kaybı) ise, saman alevi gibi parladı ve oyunun genelinde yine sahada yoktu. Kritik anlarda akıl almaz hatalar yapan ve herkesi kahreden Hidayet Türkoğlu, maalesef turnuvanın genelinde kendinden beklentilerin çok altında kaldı. Hidayet Türkoğlu’nun son saniyelerde yaptığı üst üste hatalar ise, gerçekten herkesi şaşkınlığa uğrattı.

Son olarak Ender Arslan’a (18:46 dakika, 8 sayı) yine ayrı bir paragraf açıyorum. Maçın son bölümünde çıktığımız hızlı hücumda Ender Arslan müsait pozisyonda topu dışarı attı. Böyle hatalar genellikle eleştirilmez, ki ben de eleştirmiyorum. Ancak, maçın sonunda daha süre varken müsait pozisyon aramak yerine metrelerce uzaktan üç sayılık atış “sallayan” Ender Arslan’ sadece eleştirmiyorum, kendisine aşkolsun diyorum. Başta kendinin olmak üzere herkesin emeğine yazık ettin Ender Arslan, sana hiç yakışmadı…

Paylaşın:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • TwitThis

Konuyla ilgili diğer yazılar:

Konuyla İlgili Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Toplam 13 yorum yazılmış. Siz de yazmak ister misiniz?

  1. burak can :

    bakın insanların bir patlama noktası vardır ve bende o sınır çoktan taştı.. bu maçı şöyle özetliyorum…’Hidayet ve Bir Parmak Bal’
    son periyotta biraz oynayan sözde NBA yıldızımız maçın geri kalanında ve uzatmada yaptıklarıyla maçı resmen hediye etti. hem kenarda tanjeviç çıldırdı hem de ekranları başında milyonlar yıkıldı. bitime 2.11 kala 63-58 önde ve top bizdeyken her zamanki gereksiz zorlamalarından yapan hidayetin top kaybetmesi takımın tüm ivmesini bozdu.kazanmayı garantileyeceğiz dediğimiz zamanda geriye düştük..bu maçtan sonra çok net söylürum ki Hidayet benim için bitmiştir. turnuva boyunca sergilediği vurdumduymaz performasa kimse ses çıkarmamıştı ama bu sefer bardağı taşırdı.
    uzatmalarda ise tam bir hakem faciası yaşandı. açık seçik kural hatası yapıldı ve hakemler yunanlara bir üç sayılık basket hediye ettiler. o sırada tvlerde milyonlar yerinde duramazken bizim kenar yönetimden tek kişi bile gidipte hakkımızı savunma ihtiyacı hissetmedi. herşeye rağmen 69-75 geride olduğumuz anlarda şok preslerle tam 4 tane top çaldık ama oyuncularımız o kadar basit hatalat yaptı ki inanılacak gibi değil. ender ve hidayetin başını çektiği hatalar zinciri bize çok pahalıya patladı. 9.8 saniye kala enderin topu boş boş sektirmesi ve orta saha civarından sallaması ise rezaletin üstüne çekilen son perde oldu.
    gerçekten üzülmemek elde değil. sadece spanoulisin eline bakan, yaratıcılıktan yoksun yunan takımı önünde turnuvaya veda etmek insanın canını yakıyor.bizim en büyük hatamız rakibi 29 sayıda tuttuğumuz ilk yarıda öldürücü darbeyi vuramamak oldu.pota altında uzunlarımız uyurken, yunanların forvetleri ribaundları toplayarak kendilerine ekstra sayılar yarattılar.. son yılların belki de en kötü hücüm performansını sergilediğimiz bu ilk yarı maçın gidişini etkiledi. ikinci yarı açılan yunanlar 36 sayı buldular. spanoulisten yediğimiz sayılara karşı hiçbir çözüm üretemedik. 6/9 üçlük atan ve istediği zaman arkadaşlarına da üçlük pozisyonlar yaratan bu adamı tutacak adamlarımız maçın en kritik anlarında uyudular. onların forvetleri bizim oyunculara üçlük atış imkan vermezken biz her zamanki gibi show-up yapmaktan bile uzaktık. turnuva başından beri üçlük savunması yapamadığımızı söylüyorum.. son iki maçta bunun sıkıntılarını çektik ve ilk başlarda aldığımız 5 galibiyeti resmen çöpe attık. bundan sonra da hedefimiz kalmadığı için maçlarımızı yitireceğimiz kanatindeyim.. yendiğimiz ispanya ve sırbistanın yarı finalde olması ise turnuvanın cilcesi. yarın ispanyanın yunanistanı sahadan nasıl sildiğini görünce inanın bugünkü mağlubiyete daha çok içimiz acıyacak…. gerçekten çok yazık oldu…..

  2. Alper Ecevit :

    Oyuncu eleştirmekten kaçınmakla beraber, neredeyse maçın son 20 hücumunu birebir oynayan milli takımımızın koçu nasıl bir taktik kuruyor diye düşünmeden edemiyorum.

    Top çevirir üçlük atarsın anlarım, top çevirir içerideki adamı buluşturmaya gayret edersin anlarım, efendim pick and roll’u var, post ı var, kombinasyonları var, var var…Bizim tek yapabildiğimiz al topu Hedo, al topu Ender, al topu Ersan oyna birebir oldu, diğer oyuncular da ona perdeye geldiler.

    İnanılır gibi değil. Milli takım oyuncularımıza teşekkür ediyor, ancak ülke olarak bir karar eşiğinde olduğumuzu düşünüyorum. Bu takım Tanjevic’in disiplinli, iyi mücadele eden iyi niyetli takımı mı olacak, yoksa Türkiye’nin en iyi basketbolcularını mı oynatıyor olacağız?

    Ben birincisinden dünya şampiyonasında madalya veya Avrupa Şampiyonluğu beklemediğim gibi her turnuvada üst düzey bir mücadele bekliyorum. İkincisinden ise dünya şampiyonluğundan avrupa şampiyonasında 0 galibiyete kadar skor beklerim. Risk almamayı tercih ediyoruz, ama bunu almayan biz mi Tanjevic mi olacak, asıl soru burada.

    Bir rüyaydı, uyandık.

  3. dilek :

    hangi oyuncu ne yaptı ne yapmadı normal bir maçtan sonra tartışılır ancak bu maç gibi hakemlerin yunan takımıyla tek yürek olup karar verdiği bir maçta masaya gitmeyen ve tepkisini göstemeyen teknik ekip asıl sorumludur ve eleştirilmesi gereken kişiler onlardır.

  4. Oytun Özer :

    Maçın aklımda kalan en “düşündürücü” anları:

    1) Normal sürenin son 2 dakikasında Ömer Aşık’ın iki serbest atışın sadece birini çembere değdirmesi
    2) 40 saniye kala takımın en tecrübelisi Ömer Onan’ın biz 2 sayı öndeyken aşka gelip hücumun 10 saniyesi dolmadan üç sayılık atış kullanması ve dönen topta üçlük yiyip geriye düşmemiz
    3) 20 saniye kala Hidayet Türkoğlu’nun içeride hiç kimsenin olmadığı yere attığı pas
    4) Uzatmanın başında Hidayet Türkoğlu’nun Vasileios Spanoulis’e yaptığı üç adım uzaklıktakı savunma ve yediğimiz üç sayılık atış
    5) Ender Arslan’ın uzatmanın en kritik bölümünde çıktığımız hızlı hücumda topu Ömer Onan yerine pota arkasındaki seyircilere atması
    6) Hakemlerin saçma bir kararının ardından 4 saniyede hücum eden Yunanistan’ın en şutör ve sıcak oyuncusu Vasileios Spanoulis’i unutmamız
    7) Hidayet Türkoğlu’nun uzatmanın sonunda hücumda kullandığı saçma atış
    8) Ve büyük final: daha saniyeler varken metrelerce uzaktan topu potaya “sallayan” Ender Arslan’ın finali

    Bahsettiğim tüm bu akıl almaz hatalar, maçın genelinde değil sadece son 7 dakikasında yapıldı, maçın genelindeki hatalarımıza ve özellikle pota altında gösterdiğimiz ribaund “mücadele”sine değinsem yeni bir yazı yazmam gerekir, varın gerisini siz düşünün…

  5. burak can :

    gerçekten Alper abinin dediği gibi bir rüyaydı uyandık..ama bu rüyayı bir süre daha devam ettirmek bizim ellerimizdeydi.. işte insan buna yanıyor.. mesela bu takım 2006 Dünya Şampiyonası çeyrek finalinde Arjantin’den fark yerken kimse üzülmedi.rakibin gücü belliydi ve bizim oyuncularımız zaten beklentileri aşmışlardı..2009 çeyrek finalinde ise bizimle aynı ayarda olan hatta bence bizden daha kalitesiz bir takım olan Yunanistan’a yenilmek insanları bu kadar üzdü. şu anda hangi forumda dolaşsam büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor herkes.. bu takım turnuvanın ilk haftasında öyle harika maçlar çıkardı ki; tüm ülke bir hedefte birleşmişti fakat daha sonra bişeyler resmen değişti. gelen tebrikler üzerin oyuncularımız içlerindeki bencillik duygusunu yine ortaya çıkarmaya başladılar.. bence son maçı ve madalyanın ellerimizden gitme sebebi bencillik ve amatörlük.
    şu anda bu takım içinde 2001 EuroBasket finalini yaşamış 5 kişi var. kenarda Harun Erdenay ve Orhun Ene; sahada ise hidayet,kerem ve ömer onan..özellikle önde olduğumuz 38. dakikada bu insanların diğer oyunculara müdahale etmesi gerekirken tam tersi olarak maçın en büyük kırılma anlarında hatalar onlardan geldi.. hidayetin yaptıklarını yazmaya kalksam resmen roman olur ama Oytun Özer’in de dediği gibi maçın bitimine 40 saniye kala 63-61 öndeyiz ve top bizdeyken ömer onan’ın yaptığı atışa hiç gerek yoktu. evet belki bomboş durumdaydı ama o riski alabilecek durumda değildik. ersan gençliğinin de verdiği heyecanla o topu hızlı bir şekilde getirmiş olabilir ama ömer tecrübesindeki bir oyuncu yapılabilecek en kötü tercihi kullandı ve o top potamıza üçlük olarak geri döndü.
    maç bittikten sonra böyle pozisyon pozisyon analiz yapmaktan bende çok hoşlanmıyorum.. bunlar tanjeviçin maçtan önce yapması gereken işlerdi. bu maçta bir bakıma da eski bir hastalığın kurbanı olduk.. ‘bencillik’.. 2005 avrupa şampiyonasından sonra tv programlarına çıkarak birbirlerini rezil eden oyuncularımız hep bu hastalığın kurbanı olmuştu. kendini kahraman yapmak isteyen oyuncular yüzünden bu takım elindeki potansiyeli hiçbir zaman tam olarak kullanamadı.. o tür oyuncuların birçoğu artık bu takımda yoklar ama görülen o ki onların yerini yenileri çoktan almış bile…

  6. feray :

    size sonuna kadar destek olduk ve her maçınızı hiç kaçırmadan izledim ama biz şanssızlık ve yanlış oyun kurumu nedeniyle bu duruma geldik bn kesinlikle karşı takımı tuttuklarını düşünüyorum belkide hayırlısı buydu ama siz genede elinizden geleni sonuna kadar yapmaya çalıştınız ve şunu unutmamak lazım hakemlerde karşı tarafa farklı tutum uyguladı.sonuç ne olursa olsun bugüne kadar hep sizin arkanızdaydık ve yine öyle olacağız.

  7. şafak yücel :

    ben de yazmadan yapamayacagım. bence bu yorumların cogunda unutulan bi şey var: tanjevic. kimse onun kariyerini basketbol zekasını falan tartısmıyor elbette haklılar. ancak bazen sunu gormek lazım olmadı mı olmuyor. 2001 avrupa basketbol sampiyonasından sonra bir tek basarısı olmayan bu takımda bu ısrar neden? bence artık kredisini tuketti tanjevic. neden mi? acıklıyorum hemen: bakın herseyi gectim mac uzatmaya gidince hemen arkadaslarımı aradım dedim ki biz simdi uzatma boyunca semih-omer ikilisiyle oynacagız cunku yunan uzun borusis(yazılışını tam bilmiyorum) 5 faul almıs, rakibimiz muhtmelen fotsis ve sofoklis ile mucadele edicek. işte bu anlarda fotsis ile muhtemelen semih bir miss-macth olusturucak topu ısrarla iceriye indiricez ve macı bitiricez. savunmada ise cok ekstra bişiy yapmadan, mesela omer’i spanoluşs e vericez. ve mutlaka ve mutlaka hidaet oturucak. cunku kim ne derse desin kariyerinin en kotu maclarından birini cıkarıyor. bakın hidayet skor yaptı gibi gorunebilir ancak sunu unutmayalım bunnardan biri panyalı 3lugu bir digeri akıl almaz zorlama aptal bir sut. hidayette bu kadar ısrar neden? uzatmayı ender(omer onan)-kerem – ersan – semih – omer ile oynasak bu macı 5 defa kazanırdık. omerin serbest atıs kacırmasına kızmaya kimsenin hakkı yok. bu cocuk bu turnavdan once her attıgını sokuyodu da burda mı kacırmaya basladı? oyununun bu zayıf noktasını gidermek icin tanjevic ne yaptı? bu kadar riband sıkıntısı cekmemize hidayetin katkısı nedir? neden hisayette bu kadar ısrar ediyoruz? sinan guler 3. periyotta neyi yanlıs oynadı? bu takımın allah askına soylesin biri hidayetin ve ersanın bire birleri dısında bir hucum opsiyonu var mı? calısılmıs bir setimiz var mı? eyy tanjevic sen bu takıma bir tane son saniye hucumu cizmedin mi? ya illa mac sonu olması sart deil ki periyot sonu olur, hucum suresi doalrken olur, akıllı adam bunnarı gosterir takıma. tanjevicin takımı sadece savunma yapıyor hos onu da tanjevic takımı oldugu icin acayip gaz kısalarımız oldugu icin yapıyoruz. tanjevic bir ara alan savunması yaptı saka gibi yaa tek ozelligi 3 atmak olan yunan takımına o kadar fırsat verdik ki atamamalarına sok oldum valla. sozun ozu su bu iş tanjevicle bu kadar olur, iyi niyet bizi en fazla 5. yapar. nasıl savunma olmadan basketbol olmuyorsa, hucum olmadan da olmaz. ya tanjevic degisecek ki bu yastan sonra degismez ya da tanjevic degistirilecek.

  8. burak can :

    bugün 5 gazetede 5 tane köşe yazısı okudum ama inanın hiçbirinde de bu maçın neden kaybedildiğine dair ikna edici bir anlatım yoktu.. herkesin birleştiği ortak fikir ise yunanistanın kötü oynadığı fakat bizim onlardan daha kötü olduğumuzdu.. galibiyetlerden sonra sürekli şak şak politikası izleyen medyamızında bu yenilgi de payı var..eğer işler iyi giderken bazı şeyler dile getirilseydi dün akşamki olaylar yaşanmazdı. mesela hiç caydırıcı bir dış savunmamız olmadığını ben bu siteye her yazdığımda bahsettim. bizi yenen takımların içerden değil, dışardan şut sokarak bunu başardığını iki maçtır görüyoruz.birileri çıkıpta kendilerini bu takımın ‘kahramanı’ ilan edenleri zamanında uyarsaydı dün maçın bitimine 2 dakika kala galibiyeti garantilemiş olurduk. kısaca keşkelerle dolu bir geceyi geride bıraktık.. seneye kendi evimizde de bu duruma düşmemek için birilerinin artık harekete geçmesi lazım.. vakit geldi de geçiyor.. 5′te 5 yaptığımız ve hepimizin havalarda olduğu o dönemde sadece hıncal uluç karamsar bir yazı yazmıştı. demekki haklıymış..

  9. blanca :

    Şu meşhur 4 saniye olayında kimsenin dikkat etmediği Ersan topa dokunduğunda 4 saniye vardı hücumun bitmesine ama Ersan dokununca 24 saniyeden başladı saat. Yani 4 saniyeden direk 24 saniyeye geçtiler.Dolayısıyla geri dönüncede 4 saniyeden başlattılar.

  10. Erhan Arca :

    Ben bu Hidayet kadar gamsız bir adam görmedim. Böyle NBA yıldızı olmaz. Onu o gülümsemesiyle Turkcell reklamlarında görmek asabımı bozuyor artık.

  11. Ela :

    Ankaradaki Efes cup 8 de 5.lik maçında İngiltere’ye karşı gösterdikleri mücadele ve isabetli atışlar,rakibini şamar oğlanına çeviren bir milli takım vardı.Herkesi mest etmişlerdi o anları canlı seyreden Ben, şimdi neden İspanya’nın şampiyonluğunu izlemek zorunda bırakılıyorum ?
    Yabancıların başarılarına daha ne kadar ‘yalanarak’ bakacağız ?
    Fazla bişey değil ki istediğimiz mücadele onurlu bir yürüyüş hepsi buydu….
    Kim gider kim kalır bilmiyorum ama artık ciddi revizyon gerekiyor derim bu ‘cahil halimle’ 1sene var çok değil ama düzeltmek için yeterli olabilir …

    Sevgiler.

  12. burak can :

    bugün tanjeviç’in açıklamalarına bakınca resmen güldüm.. sizlere birkaç cümle aktarayım.. ‘Kerem Gönlüm olsaydı 8 de 8 yapar finale çıkardık.’ , ‘Hidayet’ten istediğim performansı aldım.’ ve ‘Milli takımda 3-4 oyuncu değiştirebilirim.’… cidden bu adam Türk halkı ile sanki dalga geçiyor.. son 2 yıl oynadığı basketbol ile herkesi kendine hayran eden hido’nun 10 sayı ortalaması olmadan tamamladığı bir turnuvada sadece Tanjeviç ondan memnun galiba. Litvanya’nın koçu nasıl istifa ettiyse, Tanjeviçin de görevi bırakması şart ama O hala milli takım seçmekten bahsediyor. Gerçekten son 3 avrupa şampiyonasına yazık ettik. 5 yıldır bir 2010 hedefi dillerde dolanıyor ama hala belirli bir kadromuz yok. Bence şu şampiyonada oynayan oyunculardan en fazla 4-5 tanesi seneye bu takımda olmayı haketti. Onlarında isimlerini verebilirim:
    Ersan İlyasova,Ömer aşık,Kerem Tunçeri,Ender Arslan… geriye kalanlar öncelikle kendi performanslarına bir baksınlar.. başta hidayet ve geleceğin uzunları olarak değerlendirilen oğuz&semih ikilisi olmak üzere…
    ciddi söylüyorum Tanjeviç istifa etmedikçe 2010 için hiç ümidim yok.. İspanya oyun kuruculuğunu 18 yaşında bir gence teslim ediyor ama bizim teknik ekip geleceğin yıldızı Enes Kanter’i kadroya bile almıyor.. acaba barış hersek çok şey oynadı da ben mi görmedim…

  13. Erman Eroglu :

    Memo bizimkinin oyun sistemine uygun değilmiş, basketbol tarihimizin en üst düzey kuşağı olan oyuncuları bir arada oynatacak sistem kuramayacaksan sen neden koçluk yapıyorsun ki?
    Her şeyiyle mangal partisi havasında bir turnuva, çok kaliteli bir takım olmayan Türkiye birazcık defans kurgusuyla finale kadar çıkabilirdi. İspanya sonlara doğru vitesi biraz yükselterek güle oynaya şampiyon oldu. Şimdi soruyorum formda bir Arjantin, bir Amerika veya Brezilya gibi takımlarla mücadele edebilecek güçte kaç tane Avrupa takımı vardı bu turnuvada?

Bu yazıya yorum yazmak ister misiniz?