Benden selâm söyleyin bütün aşklarıma!

B.V.B. Borussia Dortmund Bundesliga’nın yeni şampiyonu oldu olmasına ama bu “B.V.B.” nedir, ne demektir bu Borussia? Bilenler, bilmeyenlere anlatsın…

Efendim, bizler bilhâssa iyi gün taraftarı olduğumuz için, bu aralar bünyemize bir Dortmund sevgisi hâkim olmuştur ki, sormayın gitsin! Sarı aşağı, siyah yukarı! Dortmund aşağı, Nûri yukarı!…

Hâlbuki, aynı Dortmund 1997 yılında Ottmar Hitzfeld’in mürşidliğinde finalde Juventus mağlup etttikten, Şampiyonlar Ligi kupasını bir kez kazandıktan ve dahi Dünya Kıtalararası Şampiyonu olarak âlemin de kıralı olduktan sonra, köprünün altından çok sular aktı. Dortmund en tepeden, zirveden öyle bir alaşağı oldu kî, neredeyse yer yarıldı içine girdi. Tabii bizler bilhâssa iyi gün taraftarı olduğumuz için, bu zor günlerinde Dortmund bizim umurumuzda bile değildi!

Borussia Dortmund ile sevgili Jürgen Klopp hakkında edeceğimiz kelâmı bir başka yazıda dile getirmek hakkını saklı tutarak, kısaca şu “borussia” tâbiri ile BVB kısaltmasına dâir bir iki çift lafımı paylaşmak istiyorum.

BVB, tam ismi, “ballspielverein borussia 09 e.v. dortmund” olan bir kuruma âit kısaltmadır, Ballspiel’in B’si, Verein’ın V’si ile Borussia’nın B’sinden ibârettir. Yâni Türkçesi; „Dortmund Borusya 09 top ile icrâ edilen sıporlar derneği“ gibi bir mânâya gelmektedir.

Şimdi müsâdenizle, bu kısaltma ve işbu kısaltma içinde geçen bir takım isim ve rakamlara dâir bildiklerimizi aktaralım. Efendim, bu kısaltmada en ilgi çekici kelime „Borussia“ tâbiridir. Borussia tâbiri, Prusya isminin geç dönem Latincesi’ndeki karşılığından başka bir şey değildir. Şöyle formüle edebiliriz: (Borusya=Purusya)

Purusya, Puruslar denilen bir halkın yaşadığı yörenin adıdır. Roma döneminde ve öncesinde, Baltık Denizi kıyısında, bugünkü Almanya’nın kuzey doğusu ile Polonya’nın kuzey batısında kalan Baltık Denizi kıyılarında yerleşmişler vaktiyle. Bu münâsebet ile Puruslar, İskandinav halkları olan Finler, Letler, yâni bugünkü isimleriyle Letonya, Estonya, Litvanya’da yaşayan halklar hep akraba oluyorlar efendim.

Ancak önemle belirtelim ki, kulübün ismindeki bu Borussia tâbiri, milliyetçi bir övünme, ecdâdı ile kibirlenmenin nişânesi olarak değil, gâyet sıradan, alelâde bir tercihin tezâhürüdür. Şöyle kî; Dortmundlu ulemâ, cühelâ ve ehl-i dubara ile erbâb-ı ayaktopu tarafından rivâyet edildiğine göre, kulübün kurulduğu Dortmund’un Borsigplatz’ı, yâni Borsig Meydanı’nda o zamanlar, 1900’lerin başında bir bira fabrikası varmış. Bu bira fabrikasının adı “Borussia Brauerei” imiş. 19 Aralık 1909’da, Almanların 4’üncü Adventssonntag dedikleri, Alman İsevîler’in mevlîd olarak kutladıkları dinî bir bayram günü kulübü kurmaya karar verdikleri vakit, kulübe ne isim vereceklerine dâir hiç bir fikirleri yok imiş! Hepsi işçi, hepsi ayaktopu seviyorlar ve her Pazar Borsigplatz çevresindeki yeşilliklerde top tepiyorlar ve tabii ki hepsi de bira müptelâsı… Ellerindeki şişelerden mi, yoksa bardaklardan dolayı mı bilinmez, Akıllara ilk önce “Borussia” demek gelmiş…

09, kısaca derneğin kuruluş yılı olan 1909’a ithâf edilmiştir. genellikle almanya’da bir gelenek hâline gelmiş bir uygulamadır bu, FC Schalke 04, TSG Hoffenheim 1899, Bayer 04 Leverkusen, Hannover 96, FC Mainz 05 ve sâir örneklerde de görülebildiği gibi…

Sevgili Borussia Dortmund, 2011 yılı Bundesliga şampiyonu olmuştur olmasına ama bu, pek öyle sıradan bir şampiyonluk değildir.

Sarı-siyahlı takım, Jürgen Klopp önderliğinde Bundesliga’nın gelmiş geçmiş en genç kadrosuna sâhip şampiyonudur. 2011 Meister’inin yaş ortalaması 24’tür.

Bu şampiyonluk, Borussia Dortmund tarihindeki 7’inci şampiyonluk oldu, böylece B.V.B., Alman Futbolu’nun 4’üncü Reich’ı Bayern Münich’ten sonra Bundesliga’da şampiyon olabilmeyi en çok başarabilmiş ikinci takım da olmaktadır.

Ve fakat Dortmund’un medâr-ı iftihârı, bir hususta Bavyera temsilcisine üstün gelmektedir ki, ortalama 78 bin seyirci sayısı ile Almanya’nın en çok seyircisi olan ayaktopu takımıdır da sarı-siyahlılar. Jürgen Klopp’un öğrencileri, tüm 2010/2011 mevsimi boyunca kelebek gibi uçtular, arı gibi gibi soktular. 34 haftanın 32’sini ve mevsimin tamamını Bundesliga puan sıralamasının zirvesinde, lider tamamladılar.

2010/2011 mevsiminde Borussia Dortmund, 34 maçta, 23 gâlibiyet, 6 beraberlik elde ederken 5 kez mağlup oldu. Rakip ağları 67 gol ile süslerken, kalesinde 22 gol gördü. 75 puan topladı. Koskoca mevsim boyunca sarı siyahlı takımın sırtı kendi sahasında sadece 2 kez yere geldi. Bundesliga tarihinin tüm zamanlar puan sıralamasında BVB, 1492 maçta 625 gâlibiyet, 394 beraberliğer karşılık 473 mağlubiyet ile 5’inci sırada bulunuyor. Toplam 2545 gol atmış, kalesinde 2194 gol görmüş ve toplam 2269 puan toplamış.

Şöyle bir istatistikleyecek olursak; 2010/2011 mevsiminde Bundesliga’nın resmî topu “Jabulani”, 894 kez ağlarla buluştu. Maç başına ortalama 2,94 gol kaydedildi.

Almanya’da şimdiye kadar hiç bu mevsimki kadar çok seyirci tiribünleri doldurmamıştı. Geride kalan 306 karşılaşmada rakam ile 13.057.899, yazı ile onüç milyon elliyedi bin sekizyüzdoksandokuz kişi, ücretini ödeyip biletini de satın alarak ayaktopu temaşâsını izledi. Maç başına ortalama 42.673 seyirci kaydedildi.

Almanlar ligin ilk yarısını lider tamamlayan takımı “Herbstmeister” ünvânı ile şereflendirirler. 48 Bundesliga mevsiminde ilk yarıyı lider tamamlayan 32 takım, şampiyon olmayı başarmış. Bu gelenek bu mevsimde de bozulmadı.

2010/2011 mevsiminde 57 kırmızı kart çıktı. Bu kartların 32 tanesi direk kırmızı, 25 tanesi de ikinci sarı kart ardından kırmızı. Bu yıl Bundesliga’da en çok kırmızı kart, bir başka Borussia, Mönchengladbach’a 8 kez gösterildi. 2010/2011 mevsiminde toplam 83 kez ceza atışı, yâni penaltı kararı verildi.

Bu mevsim, geçen mevsime kıyasla bir hayli “kanlı” geçti. 2009/2010 mevsiminde toplam 42 kırmızı kart çıkmış, 54 kez de ceza atışı kararı verilmişti.

Toplam 27 kez “kendi kalesine” bahtsızlığı yaşandı. Leverkusen ile Bremen en çok kendi kalesine gol atan takımlar oldular. Bremenli Per Mertesacker en çok kendi kalesine gol atan oyuncu oldu. 34 karşılaşmanın 30’unda forma giyen 27 yaşındaki oyuncu bu sezon iki gol atabildi, onlar da kendi kalesine…

 

 

 

Bu yazı Futbol, Haberler kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>