Özel bir ekip sizin için hazirliyor.
Özel bir ekip sizin için hazirliyor.
Fantezi Futbol
Özel bir ekip sizin için hazirliyor.

Bir Koltukta Üç Karpuz

Editor | Pts, Şub 1, 2010

Kategori: Diğer Branşlar

fra-win

Şevket Furkan ERBAY

Türk medyasının yine uzaktan yakından ilgilenmediği Avrupa Hentbol Şampiyonası, Avusturya’da sona erdi. 16 takımın mücadelesinde ipi göğüsleyen Fransızlar, bir ilke imza attı. Tarihte ilk kez bir hentbol takımı üç büyük unvanı (Avrupa, Dünya, Olimpiyat) aynı anda eline geçirmiş oldu.

Claudia Onesta’nın elinde öyle bir ekip var ki, takımın şampiyon olmaması için kendi kendisini imha etmesi gerekiyor. Sanıyorum ki, rafa kalktığında, İsveç’in 1990-2000 arasındaki muhteşem takımı gibi anacağız bu ekibi. Olağanüstü bir kanat oyuncusu olan Luc Abalo, bence şimdiden tarihin en iyi kalecisi olan (kimse boşuna çenesini yormasın efenim, Lavrov’dan bile iyi) Thierry Omeyer, savunmanın sigortası Didier Dinart, takımın Zidane’ı Karabatic ve de herkesin gıptayla izlediği mükemmel görev adamları: Guigou, Gille Biraderler, Sorhaindo, Jerome Fernandez…

Pekin’deki İzlanda’ya karşı zorlanmadan olimpiyatta ilk kez altın kazanan Fransa, geçen yıl Hırvatistan’ı Zagreb’teki Dom Sportova’da çıldırmış seyircinin önünde yenip dünya şampiyonluğu unvanını ele geçirmişti. Horozlar, Viyana’da da Avrupa Şampiyonası’nı kazanıp, aynı anda üç büyük unvanı birden elinde tutan tarihteki ilk takım olarak kayıtlara geçti.

Grupta, kazanması gereken iki maçta İspanya ve Macaristan ile berabere kalan, zorlanması gereken karşılaşmada ise ikinci yarı sadece beş gol atmasına karşın Çekler’i 21-20 yenen Fransızlar, diğer gruptan gelen ekiplerle oluşan ana grupta açıldı. Son yıllarda sürekli yendikleri ezeli rakip Almanya’yı 24-22 ile geçen Fransa, güçlü Polonya’yı 29-24, Guigou’nun 10’da 10 isabetle coştuğu maçta da Slovenya’yı 37-28 ile devirip grup lideri oldu.

fra-win2

Yarı finaldeki İzlanda maçı kağıt üzerinde ‘olimpiyat rövanşı’ gibi dursa da, sahada kazın ayağının pek öyle olmayacağı belliydi. Nitekim Fransa, turnuvadaki en farklı ikinci galibiyetini alarak 36-28 ile finale yükseldi. Diğer yarı finalde ise Hırvatistan, kendisine sıkıntı yaratabilecek bir rakip Polonya’ya karşı, eski günlerinden işaretler veren Ivano Balic’in etkili oyunuyla 24-21 galip geldi.

Tarihteki dokuz şampiyonanın tamamına katılan ekipler arasında bulunan Hırvatistan ve Fransa arasında finalinde, gözler Hırvatlar’ın yıldızlarındaydı. Pekin ve Zagreb’de gelen yenilgilerin rövanşını almak isteyen Hırvatlar, yine boyun eğen taraftı. İlk yarıda karşılıklı gollerle giden maçta devreye 12-9 önde girmesi işten bile olmayan Balkan ekibi, bir buçuk dakikada üç gol yeyince, soyunma odasına çökük omuzlarla girdi.

Bu yıl Bundesliga’ya transfer olan Balic’in varisi Domagoj Duvnjak, ikinci yarıda ilk golü kaydetti, ama Fransızlar beş dakikada her şeyi değiştirdi. O ana kadar sessiz olan Abalo, gerçek bir yıldız gibi bir anda sahneye çıkıp üst üste iki gol attı (özellikle Omeyer’den aldığı topu sürüp savunmayı ortadan yırtarak attığı ikinci gol tek kelimeyle sansasyoneldi) ve maçın kaderini tayin etti. Alilovic’in kalesine gönderdiği dört golü ikinci yarım saatte kaydeden Abalo, maçın gizli kahramanı oldu. Bununla birlikte, alışık olduğumuz üzere Karabatic gollerini dizip, Omeyer de diğer kalede uçanı/kaçanı çıkarınca sonuç ortaya çıktı: 25-21.

Hırvatistan, son iki şampiyonada gümüşle yetindiği Avrupa Şampiyonası’nda ilk altınını kazanmak için 2012’de komşusu Sırbistan’daki mücadeleyi bekleyecek. Muhtemelen Belgrad’ı istila edecek olan hentbol delisi Hırvatlar, şimdiden o şampiyonanın havasına girecek gibiler!

İzlanda hak etti

Şampiyonanın üçüncülüğünü kazanan İzlanda’ya paragraf açmakta yarar var. Son dönemlerde hentbolseverlere çok iyi maçlar izleten Kuzeyliler, ilk kez Avrupa Şampiyonası’nda kürsü gördü. Büyük saygı uyandıran Olafur Stefansson’a sahip oldukları için bile madalyayı hak eden İzlanda’da, bu şampiyonada süper oynayan yeni yetenek Aron Palmarsson’a da şiddetle dikkat çekmek isterim. Henüz 19 yaşındaki Palmarsson, Kiel’de koçu Alfred Gislason’un elinde çok büyük bir yıldıza dönüşecek.

Son şampiyonalarda çok iyi performans ortaya koyan Bogdan Wenta’nın Polonya’sı, bu kez mücadelenin sonunu iyi getiremedi. Polonya, son üç maçını kaybederek Avusturya’dan madalyasız ayrıldı. 2008 Avrupa Şampiyonu Danimarka da, İspanya’yı geçip beşincilikle yetindi.

Euro 2010’un hayal kırıklığı yaratan ekip ise Almanya’ydı. Hentbolun gediklisi Panzerler, ana grupta tek maç dahi kazanamazken, tarihinde en kötü sonucu alarak Avrupa onunculuğunda kaldı. Aynı şekilde eski günleri çok arayan Rusya’nın ev sahibi Avusturya’ya yenilip 12. sırada kalması bir başka önemli sürprizdi.

Bir medya dokundurmasıyla açtık yazıyı, aynı başlık altında bir hatırlatmayla kapatalım. TRT, final maçını –iyi bir anlatımla olmasa da – yayınlayarak görevinin bilincinde olduğunu gösterdi. Şampiyonayı en azından es geçmedikleri için bir teşekkürü çok görmeyelim. Yine de bir spor kanalı hazırlığında oldukları için, devamını ve daha iyisini beklemek hakkımız.

karabatic-vori

EURO 2010, Avusturya

Final

Fransa-Hırvatistan: 25-21 (12-12)

(Karabatic 6/10 – Zrnic 7/10)

Üçüncülük maçı

İzlanda-Polonya: 29-26 (18-10)

(Sigurdsson 8/13 – Jurecki 4/5)

En iyi yedi

Kaleci - Slawomir Szmal, Polonya

Sol Kanat – Manuel Strlek, Hırvatistan

Sağ Kanat – Luc Abalo, Fransa

Pivot - Igor Vori, Hırvatistan

Sol Oyun Kurucu – Filip Jicha, Çek Cum.

Orta Oyun Kurucu – Nikola Karabatic, Fransa

Sağ Oyun Kurucu – Olafur Stefansson, İzlanda

Gol Kralı: Filip Jicha, 53 gol

En iyi savunmacı: Jacov Gojun, Hırvatistan

En Değerli Oyuncu: Filip Jicha, Çek Cum.

Paylaşın:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • TwitThis

Konuyla ilgili diğer yazılar:

Konuyla İlgili Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bu yazıya yorum yazmak ister misiniz?