18
Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike!

Geçen yılın Beşiktaş’ı için ligin kalburüstü teknik direktörleri bir konuda hem fikirdi. Bir sonraki hafta oynayacağımız Beşiktaş’ı hiçbir şekilde çalışamıyoruz diyorlardı. Çünkü Büyük Mustafa hafta sonu oynattığı sistemi ve kadroyu hafta başında unutuyor, yeni haftaya yeni taktikler ve yeni oyuncu seçimleriyle başlıyordu. Bu teknik direktörlerden Hikmet Karaman, Galatasaray’ı 3-0 yendikten sonra “Her hafta Galatasaray ile oynasam sürekli kazanırım” beyanında bulunmuş ve Galatasaray’ın sisteminin çalışmaya ve oyuncularına ezberletmeye müsait olduğundan bahsetmişti. Oysaki aynı Karaman Beşiktaş’ı değişkenliği yüzünden çalışamadıklarından yakınmıştı.
Peki bu yıl?
Bütün Beşiktaşlılar sezon başından bu yana her yaşanan gelişmeden memnun. Quaresma ve Guti transferleri, Schuster gibi dünayaca ünlü bir teknik direktörün takımın başında olması onları çok heyecanlandırdı. Üstelik oynanan Avrupa Ligi maçlarındaki olumlu sonuçlarda bu heyecanı arttırarak memnuniyeti arttırdı.
Bütün güzelliklerin arkasında Beşiktaşlıların düşünmediği, aslında çoğunun farkına varıp güzel giden günleri bozmamak adına gündeme getirmediği bir içsel sıkıntı var. Beşiktaş artık çok şeffaf oynuyor. İşte önümüzdeki günlerde belki de sıkıntıya düşürecek durum bu. Tek düze oyun sistemi. Çok adamla hücum, savunmayı önde kuran bir sistem yani top rakibe geçtiğinde rakibi ofsayta düşürmeyi hedefleyen bir mantalite.

Özetle çalışması çok kolay bir sistem. Bu düzene yapılacak işlem belli. Ön tarafta yapacağınız pres ile Beşiktaş orta sahasında kapacağınız topları, savunma arkası koşu yapabilen hücumcularınızla buluşturmak. Bütün hafta çalışmanız gereken en önemli ders. Bugüne kadar neden zor durumlara düşmedi Beşiktaş o zaman diye sorabilirsiniz. Nedeni de belli. Çünkü ne bunu tespit edebilecek fırsatı olmadı rakiplerin, ne de bunu yapabilecek malzeme vardı ellerinde.
Bir Bursaspor karşında Volkan Şen ve Sercan, bir Trabzonspor karşısında Alanzinho ve Umut, bir Fenerbahçe karşısında Stoch ve Niang, bir Galatasaray karşısında Baros ve Pino, birçok Anadolu takımındaki İbrahim Akınlar, Kamananlar, Olcanlar, Sestaklar, Moritzler,Necatiler,Titalar…
Bu malzemenin sahipleri Beşiktaş’ı iyi çalışırsa sonuç elde etmeleri çok da zor olmaz. Sarı Melek Viktoria Plzen maçında maç 11’e 11 ken hafif sinyalini veren bu tehlikeyi görmezden gelirse tek değişen parametre rakiplerin kalitesi olur ve iyiye giden bu heyecan kabusa dönüşür. Umarım gerçekleşmez ama bizde geçmişte yazmıştık demek zorunda kalırız.
Sarı Meleğin futbol aklının her zaman ben kendi oyunuma bakarım rakip beni çalışsın diyecek kadar küçük olmadığını gördüğümüzde, yani yukarıda belirttiğim çabuk ve kaliteli adamları olan, onları tek topla kaleci ile karşı karşıya bırakabilecek ustaları olan takımlara karşı orta saha direncini biraz daha üst düzeyde tutan bir anlayışla oynadığına, ofsayt taktiğini rafa kaldırıp savunmayı biraz daha geride kurduğuna şahit olduğumuzda, bu endişemiz ortadan kalkacak ve güzel başlayan seneye güzel devam edeceğiz diye düşünüyorum.
31
Sarı Meleğin Büyük Hatası : Matteo Ferrari

Beşiktaş’a gelmeden önceki sezon oynadığı Genoa sadece 39 gol yedi…
Beşiktaş’a gittikten sonraki sezonda Genoa yediği 61 golle ligin en fazla gol yiyen 2. takımı oldu…
Beşiktaş’ta 6 lig maçında üst üste gol yemeyen savunmanın en önemli oyuncusuydu…
Bursaspor maçında 2-1 öndeyken sakatlandı ve maç 2-3 bitti…
Onunla birlikte Beşiktaş kalesinde gördüğü 25 golle ligin en az gol yiyen takımı oldu…
Manchester United zaferinin yaptığı müthiş savunma ile en önemli adamıydı…
Bursaspor maçında sakatlandıktan sonra tam olarak iyileşmemesine rağmen fedakarlık yaptı ve birçok maçta maske ile bazen de kendini riske alarak maskesiz mücadele etti!
2009-2010 sezonunda kamuoyu tarafından ligin Altın 11′i açıklandığında ilk önce onun ismi yazıldı…
Onun olmadığı ilk önemli maçta Beşiktaş savunması Vitoria Plzen karşısında çok zor durumlara düştü, bütün yan toplarda tehlike yaşayan Beşiktaş, kendisinden daha hızlı ololdukları savunulan Toraman ve Sivok’un her arkasına atılan topta tehlike yaşadı.
Schuster’in unutmaması gereken bir gerçek var. Futbolda sürat tek başına yeterli değildir. Futbolda zamanla yarışan savunma oyuncuları açıklarını süratın yanında çabukluk ve zeka ile kapatırlar. Diğerlerine göre daha süratli olmasa da Beşiktaş kadrosunun futbolu en iyi bilen, en zeki ve en çabuk reflekslere sahip oyuncusu Mateo Ferrari’dir.
Şimdi Quaresma ve Guti gibi dünya yıldızlarını Beşiktaş’a kazandıran yönetimin daha sonra başını duvarlara vurmamak için yapması gereken Schuster ile görüşerek Ferrari’yi takımda tutmak. Ferrari takımda kaldığında zaten sırası geldiğinde formayı alarak geçen yıl olduğu gii takımın en önemli oyuncularından biri olacaktır.
19
Avrupa Kupalarında Yol Haritamız
2009 – 2010 sezonunu geride bıraktık. Türkiye için dönüm noktası olan bu yıl Super Lig tarihine yeni bir şampiyon armağan etti. Bursaspor, tarihinin en büyük başarısını gerçekleştirdi.
Super lig ve Türkiye Kupası sonuçlarına göre Avrupa Kupalarında ülkemizi temsil edecek 5 takım belli oldu. Bursaspor ve Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi, Trabzonspor, Galatasaray ve Beşiktaş ise Avrupa Ligi ile önümüzdeki sezon ülkemizi temsil etmeye çalışacaklar.
Önümüzdeki yıl takımlarımızın Avrupa Kupaları rotalarını incelemeye başlamadan önce ülkelerin kaç takımla kupalara katılacağını belirleyen “Country Ranking” ve kulüp takımların katıldığı turlarda seri başı olup olmayacağını belirleyen “Team Ranking” tablolarına göz atalım.
2009 – 2010 Sezon Sonu UEFA Ülke Sıralaması

Sezon başında 11. Olarak başladığımız ülke sıralaması tablosunda yerimizde herhangi bir değişiklik olmadı. Eğer Portekiz ya da Hollanda’dan bir tanesini geride bırakabilseydik önümüzdeki yıl kupalara 5 değil 6 takımla katılacaktık.
2011-2012 Sezonunda Büyük İhtimalle 6 Takımla Sahne Alacağız
Burada dikkat edilmesi gereken durum şu. Önümüzdeki sezonun başında yani Temmuz ayı başında tabloya 2010-2011 sütunu eklendiğinde,2005-2006 sezonu tablodan silinecek. Bu durumda Türkiye otomatik olarak Hollanda ve Romanya’ya geride bırakacak. Dolayısı ile önümüzdeki sezon kulüp takımlarımızın alacağı sonuçlarla bu sırayı koruyabilirsek 2011-2012 sezonunda en az 6 takımımız Avrupa Kupalarında mücadele edecek.
2009 -2010 Sezon Sonu UEFA Takım Sıralaması

Tablodan da görebileceğimiz gibi şu anda kulüp olarak en iyi durumda takımımız Fenerbahçe. Sarı Lacivertliler son 5 yılda Avrupa Kupalarındaki topladığı puanlara göre hazırlanan bu listede 34. Sırada yer alıyor. Galatasaray 43, Beşiktaş ise 62. sırada. Diğer 2 temsilcimizden Trabzonspor 153.sırada olup, Bursaspor ilk 300 içerisinde yer almıyor.
Şimdi bu tabloya göre takımlarımızın önümüzdeki yıl kupalardaki geçeceği yollar ve zorluklarından bahsedelim.
Bursaspor’un Grup Kurası Dışında Bir Dezavantajı Yok
Bursaspor Turkcell Super Ligini Şampiyon olarak tamamladığı için direkt olarak Şampiyonlar Ligi gruplarında mücadele edecek. Kulüp sıralamasında tabloda yer alamadığı için grupların kura çekiminde 4.torbada yer alacak olan Yeşil-Beyazlılar 3 kalburüstü takım ile birlikte gruplarda mücadele edecek.
Fenerbahçe Statü Kurbanı
Ligi 2.sırada tamamlayan Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi gruplarına kalabilmek için 1 ön eleme, 1 play off oynayacak.
UEFA geçen yıl itibari ile yaptığı değişiklik sonrası Şampiyonlar Ligi elemelerini iki ayrı rota şeklinde oynatmaya başladı. Platini tarafından düzenlenen bu yapıda elemelerden gruplara gelecek 10 takımın 5 tanesi ülke puanı düşük ülkelerin şampiyonlarından gelecek. Diğer 5’i ise Fenerbahçe’nin de içinde olduğu ülke puanı yüksek ve şampiyon olamayan diğer takımlardan oluşacak. İşte bu noktada Fenerbahçe kendisi gibi yola çıkan 15 takımdan, ilk 5 içine girmeye çalışacak.
15 takımdan 5 tanesi direk play off turundan elemelere katılacak. Bu takımlar Tothennam,Sevilla,Sampdoria,Werder Bremen ve Auxerre. Fenerbahçe’nin de içinde bulunduğu ve 3. Ön eleme turunu oynayacak 10 takım ise Zenit, Dinamo Kiew, Ajax, Unirea, Braga, Fenerbahçe, PAOK, Celtic, Gent ve Young Boys.
Fenerbahçe 3. Ön eleme turunda kulüp sıralamasında bu 10 takım içerisinde Zenit ve Ajax’dan sonra 3. Sırada olduğu için seri başı olacak. Bu durumda 3. Ön elemede rakibi Celtic, Unirea,PAOK, Gent ve Young Boys’dan biri olacak.
Grubun bir öncesi olan play off turunda ise iş biraz karışık. Direkt play off’a katılacak 5 takım ve 3.ön elemeden gelecek 5 takım eşleşecek. Buradaki eşleşmede Fenerbahçe seri başı olamazsa Tothennam, Sevilla,Werder Bremen,Ajax ya da Zenit’den biri ile eşleşecek. Fenerbahçe’nin seri başı olabilmesi 3. Ön eleme turunda Zenit ya da Ajax’dan birinin elenmesi ile mümkün. Fenerbahçe seri başı olursa yukarıda belirttiğimiz ve 3.ön eleme turunu geçen diğer 5’li den biri ile eşleşecek. Bir başka seçenekte Fenerbahçe’nin 3.ön eleme turunda alacağı sonuçlardan sonra en azından kendisine çok yakın olan Ajax’ı geçebilmek.
Fenerbahçe 3.ön eleme turunda elenirse Avrupa Ligi gruplarının bir önceki turu olan play off, Şampiyonlar Ligi play off tutunda elenirse direkt olarak Avrupa Ligi gruplarında mücadele edecek.
Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi gruplarına kalırsa 2 ya da 3, Avrupa Ligi gruplarına kalırsa 1 ya da 2. torbadan kuralara katılacak.
Trabzonspor Seri Başı Değil Ancak Bir Tur Geçerse Gruplarda
Türkiye Kupası Şampiyonu Trabzonspor’un Avrupa Macerası Avrupa Ligi play off turundan başlayacak. Trabzonspor’u bu turda belli ölçüde zor takımlar bekliyor. Nedeni ise Trabzonspor’un takım sıralaması tablosunda 153. Sırada bulunması.
Trabzonspor play off’da ki rakibini geçerse Avrupa Ligi gruplarında mücadele etmeye hak kazanacak. Grup kuralarında Trabzonspor büyük ihtimalle 4.torbada yer alacak.
Galatasaray 2 Turda da Seri Başı
Sezonu 3. Olarak tamamlayan Galatasaray, Avrupa Liglerine kalabilmek için 1 ön eleme, 1 play off turu oynayacak. Takım sıralamasında 43. Sırada bulunan Sarı Kırmızılılar her iki tur kura çekimlerinde de seribaşı olacak.
Galatasaray Avrupa Ligi gruplarına kaldığı takdirde, grup kuralarında çok büyük ihtimalle 2.torbadan, küçük bir ihtimalle de 1.torbadan kuralara katılacak.
Beşiktaş Gruplara Kalmak İçin 3 Tur Geçmek Zorunda
Gelecek sezon Avrupa macerasındaki yol haritamızın en uzun mesafesini Beşiktaş alacak. Ligi 4. Sırada tamamlayan Siyah-Beyazlılar Avrupa Ligi gruplarına kalabilmek için 2 ön eleme, 1 play off turunda mücadele edecek.
Beşiktaş ön eleme turlarındaki kura çekimlerinde seri başı olacak. Kulüp sıralamasında 63. Sırada olan Kara Kartal play off turunda da çok büyük ihtimalle seri başı olarak kuraya katılacak.
Beşiktaş 3 tur geçip gruplara kalabilirse, grup kuralarında 2 ya da 3. Torbadan grup kuralarına katılacak.
Ağustosta Çok Sürpriz Bir Tablo Çıkabilir.
Avrupa Kupaları için yaz dönemi boyunca yapılacak ön eleme ve play off’ lar sonrası ülkemiz için çok ilginç bir grup katılımı görebiliriz.
Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi play off durumunda elenmesi durumun da Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor yani 4 büyük takımımız birden Avrupa Ligi gruplarında mücadele edebilir.
Bu takımlarımızın gruplarda yapacağı ilk 2, Bursaspor’un da Şampiyonlar Liginde alacağı bir 3. Lük, Avrupa Ligi son 32 arasına 5 takımla girebileceğimizi gösteriyor.
2010 – 2011 sezonunda ülke sıralamasında 9. olarak gireceğimiz Avrupa Maceramızda, umuyoruz ki Bursaspor ve Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi, Trabzonspor, Galatasaray ve Beşiktaş’ın da firesiz olarak Avrupa Ligi gruplarına kaldığı bir başlangıç yapmış oluruz. Bu durum oluşursa 2011-2012 sezonunda kupalara 6 takımla katılmayı garantilemiş olacağız.
4
0-0 Elde Var Bir !
Mustafa Denizli, Ankara’ya götürdüğü oyuncuların sadece 14′ünden faydalanabileceğini biliyordu. Önünde de 2 seçenek vardı. Ya tüm kozlarını ilk 11′de sahaya sürecek ya da onun her zamanki düşüncesi olan maç içinde değişik rotasyonlarda kullanacaktı. Nitekim, kendinden bekleneni yaparak Yusuf ve Serdar’ı maçın ikinci bölümüne sakladı.
Zorunlu Sistem Değişikliği
Gelelim oyun sistemindeki değişikliğe. Mustafa Hoca rakibin ne yaptığı değil benim neler yapabilidiğim önemli şeklindeki klişeye inanmayan ve rakibi çalışan bir yapıya sahip. Bu özelliği zaten çoğu maçı oyunun akışında çevirebilen özellikleri beraberinde getiriyor. Ankaragücü için yaptığı çalışmalar sonucunda çift forvet olarak Vassell ve Vittek’i kullanan rakibi karşısında bu 2 oyuncuyu tandem oyuncuları ile birebir bırakmamak adına 2 stoper ve 1 sarkık libero yani 3′lü savunma ile oyuna başladı. Bu tercihindeki bir başka sebepte Lemerre’in kanat bekleri Geremi ve Elyasa önünde sağ ve sol açık kullanmaması ve ön tarafta 4 orta iç oyuncusu tercih etmesiydi. Mehmet Çakır,Hürriyet, Sapara ve Rothen tipik orta alan oyuncuları olduğundan onları kalabalık bir orta alan ile karşılayarak, kanatlarda tek oyuncu kullanmayı tercih etti. Defansif ağırlıklı Uğur,Necip ve Fink göbekten gelecek dikine bindirmeleri engellemek ile görevlendirilmişlerdi.
Peki rakibin silahlarını durdurabilecek bu sistem ofansif olarak neler yapabilirdi. Büyük Mustafa’nın kafasındaki simülasyona göre rakibin yapacağı ataklar sonrasında geri dönme alışkanlığı olmayan Vittek,Vassel,Sapara,Mehmet Çakır ve Rothen’dan eksilen rakibi kanatlardaki Ekrem ve İbrahim Üzülmez’in de katılımı ile orta bölümden zor duruma düşürecek ve Bobo ve Holosko’nun sürati ile sonuca ulaşacaktı. Bu düşünce de özellikle orta 3′lünün hiçbir atağa katkıda bulunamaması yüzünden hayata geçirilememiş oldu.
Bu mantıkta maçın sonucunu bir duran top, bir penaltı ya da bir savunma dalgınlığı belirleyebilirdi. Bu fırsatlar 2 takıma gelse de, ilk yarıda köşe atışında Ekrem’in çizgiden çıkardığı top, çok ağır çekimlerde rakibe dokunmadığı gözükse de canlı çekimde 10 hakemden 9′unun çalacağı penaltı pozisyonu, maçın sonlarında savunmanın bir anlık zaafından faydalanan Bobo’nun direkten dönen topu skora yansımayınca maç başladığı gibi bitmiş oldu.
Skor Yazarlığı Yapmayalım
Maçtan çıkarılacak dersler ise şunlar oldu. Birincisi, Mustafa Denizli’yi taktik olarak eleştirmenin anlamı yok. Bence elindeki kadro yapısı ve rakip oyun sistemine göre en iyi tercihi yaptı. Maçı 1-0 kazansaydı nasıl ki bu üstün zekasından bahsedeceği kesin olan kamuoyu maç berabere bittiği için onu yermekten vazgeçmeli. İkincisi, sözleşmesi yenilenen Uğur İnceman temposu düşük, Beşiktaş gibi büyük hedefleri olan bir takımın oyuncusu değil. Bu maç bunu bir kez daha gösterdi. Üçüncüsü Modern futbolda Alex,Lincoln,Delgado gibi oyuncuların yeri yok deyimlerinin ne kadar yanlış olduğunu bir daha gördük. Onların belki yarısı kadar ayak bileği esnekliği olan Tello’nun yokluğunun bile bir takımı ne kadar tatsız hale getirdiği de görüldü.
Ankaragücü için bir paragraf açarsak daha önce Hoca seçimleri ve getirdiği yabancı oyuncuları “Ankaragücü Doğru Adımlarla Geliyor” yazımda detaylı değerlendirmiştim. Kollektif bir düzen içerisinde sürekli üzerine koyarak geliyorar. Önümüzdeki yıl bu mantık ile devam ederlerse ligin kalburüstü takımlarından biri olacaklar.
Bir Puanın Anlamı
Beşiktaş’ın aldığı bu puanın avantaj mı yoksa devantaj mı olduğunu diğer takımların oynayacağı maçlarda değil önümüzdeki haftaki Trabzonspor maçı belirleyecek. Trabzonspor maçı kazanılırsa geçen hafta Ankaragücü’nden önemli bir puan alındığı, Trabzonspor maçında puan kaybı olduğunda ise zaten geçen hafta Ankara’da havlu atıldığı konuşulacak.
28
Mustafa Denizli’den Pro Lisans Dersi 3-2

Düşünüyor insan. Turkcell Super Lig bir sinema perdesi olsa, her maç bir film gibi olsa ve eğer gerilim, aksiyon ve macera seven bir izleyici iseniz, hangi maçları tercih edersiniz?
Şampiyonluğa oynayan takımlara bakıyorsunuz. Bursaspor, şablonu belli, sahaya çıkacak 11 belli. Fenerbahçe, başrol oyuncusu belli, maçlarının gidişatı belli. Galatasaray, oyun karakteri belli, Barış çıkar Sarp girer, Elano çıkar Arda ortaya geçer Giovonni sola girer. Herkesin kuralları önceden belli.
Beşiktaş’ı Çalışmak Zor
Ya Beşiktaş. Seyircisi olmak zor, güçlü bir kalp gerektirir. Neden mi. Senaristi tam bir maceraperest. Mustafa Denizli. Bazı filmler vardır. Aynı kişi 3 rolde oynar ama hiç biri birbirini yansıtmaz. 90 dakikalık kısa metrajda öyle doğaçlama bir senaryo var ki, bu takımın taraftarı olan ne yapsın. Bırakın taraftarı karşı takımın hocası ne yapsın? Bursaspor ile oynuyorsan, Sercan’a önlem alırsın,Volkan ile Ozan İpek’i kilitlersin en azından buna çalışırsın bütün hafta. Fenerbahçe ile oynuyorsan, Alex’i çalış bütün hafta yeterli. Galatasaray ile oynuyorsan Keita’nın koridorunu savun, Arda’ya adam markajı ver. En azında ne yapacağın belli tutar,tutmaz.
Mustafa Denizli’den Taktik Dersi
Peki Beşiktaş için ne yapacaksın. İbrahim Toraman sağ bek başlıyor,20 dakika sonra ön libero oluyor, sonra stoper. Ekrem sol önde başlıyor,sağ bek tamamlıyor. Holosko giriyor,diyorsun ki Nihat’ın yerine sağ öne geçecek, bir bakıyorsun Sol öne geçiyor. Ortada ki Tello sola geçiyor. Holosko soldayken Beşiktaş gol atıyor. Böyle sistem oturdu diyorsun, son 20 dakika Holosko sağa geçiyor ve gol atıyor. Nasıl çalışırsın bu Beşiktaş’ı. Maça çıkacaklar belli değil,saha içinde olacaklar hiç belli değil. Ya Beşiktaş seyircisi? Mustafa Denizli’nin sahnelerini izlerken nabız sürekli yükseliyor. Maç gitti diyorlar, geri geliyor. Öne geçiyor takım, rahatlayalım istiyorlar olmuyor. Maç bittiğinde bir çok düşünce var kafada. Mutluluk, sanki sahada oynamışcasına yorgunluk ve umut.
Halis Özkahya Direnemedi!
İşte böyle bir akşam geçirdi futbolseverler. Eskişehir maça adeta 2-0 önde başladı. Sahada ben büyük takım tanımam,insiyatif vermem diyen bir hakem vardı. Birçok hakem hocasının Metin Tokat ve Serdar Tatlı olmak üzere ilk golde faul olduğunu belirtti. Penaltı pozisyonu da tam bir yanılgı. Yan hakemin açısından sanki Ernst, Alper’i biçmiş. Zaten orta hakemi o uyardı. Bu pozisyonda da eski hakemler penaltı değil diyor. İlk yarıda Ernst ve Bobo’ya yapılan ceza sahası içi müdahaleler var. Bunlar için penaltı ağır olur denmiş. Bobo’nun sayılmayan golü 5 cm ofsayt. Karar doğru. Sonuçta bu pozisyonların hepsi kritik. Ama kararların hepsinde ortak bir nokta var. Hepsinde düdükler Beşiktaş aleyhine. Nedeni de belli. Büyük takımın kölesi değilim imajı. Kaş yaparken göz çıkarmak yani.
Tabi ki unutmadım. Beşiktaş’ın son golü ofsayt. Ama tespiti zor. Top Fink’ten bir pas olarak mı geldi, yoksa Koray’dan mı geldi. Koray Fink’i bozdu mu? Sağ bek ofsaytı bozdu mu.? Yan hakem bütün bunların içinde Ofsayt kaldırsa helal olsun derdik herhalde. Zaten ofsaytı sezen tek kişi Fink ile mücadelede olan Koray. Çünkü o biliyor, topun ondan değil Fink’den gittiğini, Fink’e bir müdahalesi olmadığını. Bir tek o biliyor.
Maç biraz Rocky filminin Rus İvan Draga karşısında kabus gibi başlayan sonunda da seyirciyi de arkasına alarak Draga’yı devirdiği filme benzedi. Halis Özkahya bile abartısız 15 pozisyona giren Beşiktaş’ın bu maçı çevirmesi gerektiğini düşündü. Son gol ofsayt olsa bile hak yerine geldi diye düşündü sanırım.
Önce Tebrik Etmeli
Beşiktaş camiasının dışındakilerin bazı tepkileri var. Kimi 3.golün ofsayt olduğunu, kimi Rıza’nın takımı 2-0 dan sonra geri çektiğini dile getiriyor. Bence önce tebrik etmek sonra da düşünmek lazım. Aynı Rıza, Galatasay ve Fenerbahçe maçlarında 2-0 öne geçince de hücumcularını alıp takımı geri çekmişti. Neden o maçlar dönmedi. Beşiktaş faktörü hiç mi yok bu geri dönüşte. Hiç mi tebriği haketmiyor bu takım. Düşünmekte fayda var.
22
Şahin, Kartal’ı Kaş’ından Vurdu! 2-2
Yazının başlığı, tek başına maçı anlatmaya yetiyor belki de. Denizlispor maçı sonrasında Mustafa Denizli’nin sıkıntı yaşadığı orta saha için Ernst ve Necip çözümünü üreteceğini tahmin etmiştik. Defansın önünde bu ikili ile başlangıç yapan hocanın bu haftaki sürprizi Yusuf Şimşek oldu. Nitekim maçın başında bu tür takımların direncini düşürebilecek gol pasını da o atmıştı. Ancak Holosko maçı baştan koparacak şansı hem o pas, hem de Bobo’nun pasında değerlendiremedi.
Beşiktaş aslında rakip topa daha fazla sahip olsa da oyunu istediği şekilde götürüyordu. Holosko ile kaçan pozisyonlara rağmen yapılacak tek birşey kalmıştı. Rakip oyundan düşmeye başladığında Mustafa Hoca’nın yapacağı 2 hamle maçı Beşiktaş’a getirecekti.
Futbol bazen beklemediğinizi getirir size. Maçın en iyi oyuncusu Sivok’un ani rahatsızlığı ve yerine son günlerin en formsuz adamı İbrahim Kaş’ın girmesi bütün planları alt üst etti. ibrahim Kaş, oyuna girerken bile ne kadar hazırlıksız olduğunu dağınık görüntüsü ile ispatlıyordu. Gol de sayasinde gecikmedi. Kafasının üstünden geçen topa Rüştü’ye gelecek diye yükselmeyen Kaş yenilen ilk golün mimarı oldu.
Mustafa Denizli, berabere giden maçta yapmayı planladığı Nihat ve Tabata hamlesini yenikken yapmak zorunda kaldı. Önce Tabata’nın dikine oyun başarısı ile Tello, sonrasında Tello’nun hızlı oyun zekası ile Bobo’nun golleri Beşiktaş’a maçı tekrar getirme şansını hazırladı. Kasımpaşa için ise endişe edecek birşey yoktu buna rağmen. Çünkü İbrahim Kaş imdada yetişmek için o kadar hazır gözüküyordu ki oyuna sonradan dahil olan Şahin’in, Kartal’ı avlaması için elinden gelen son yardımı da esirgememişti.
Biz geçen hafta İbrahim Kaş’ın hayattan soğumuş görüntüsünü sezmişken, Büyük Mustafa’nın bunu görmezden gelmesi büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Onun gibi bir ustaya klişe bir değişikliğin yerine Ernst’i stopere çekerek orta sahaya Tabata zenginliğini sürmek yakışırdı. Bu tercihi yapabilseydi hoca, hücumdaki zenginlikle belki golü yemeden atabilecekti.
Kendi düşen ağlamaz Mustafa Hoca. Maç sonunda İbrahim Kaş’ı günah keçisi yapacak açıklamaları yapmamak senin elindeydi aslında…
19
Bir Alex Olsa da Hiç Koşmasa 1-0
Sezonun son derbisi bitti. Görsel ve yazılı medya 2 şeyi konuşacak . Birincisi hakem, ikincisi Mustafa Denizli.
Mustafa Denizli için kazanması gereken maça neden bu kadar defansif bir takımla çıktığının hesabı sorulacak. Kimi 7 yabancı birden sahada olacak şekilde kadrolar olmalıydı diyecek, kimi hafta içinde idman bile yapmamış Yusuf neredeydi diye yüklenecek.
Maç kaybedildi ya, Mustafa Hoca futboldan anlamıyor demek gerekecek. Oysa ki tamamen kişisel becerisi ile topu 40 metre sürüp iki vücut hareketi ile penaltı pozisyonunun mimarı olan İsmail, penaltı gol olup maç dönse Mustafa Hoca’yı bir deha yapacaktı değil mi?
İkincisi hakem.
Lugano’ nun kepçesi penaltı mı? Penaltı…
Bilica’nın uzak doğu dövüş sanatı penaltı mı? Penaltı…
Penaltı noktasını belediye çukuruna çevirmesi kırmızı kart mı? Kırmızı kart…
Emre’nin ikinci yarı baş edemediği Almanlardan Ernst’i oyundan attırmak için yaptığı dirsek yemiş rolü oyun mu? Oyun…
Mehmet Topuz’un yetişemeyeceği top için İbrahim’i kolundan çekerek, çekilmiş gibi yapması oyun mu? Oyun…
Topuz’un Bobo’nun ayağına basması kırmızı kart değil de Toraman’ın sarı kart bile gösterilmeyecek pozisyonu mu kırmızı kart!
Bunların aksini iddia eden var mı?
Olamaz.
Peki bunlar konuşur söylenir Beşiktaş ne kazanır. Hiç. Beşiktaşlı olmak için önce bazı şeyleri sindirmek gerekir. Şampiyon olmak, başarılara koşmak için sadece iyi oynamak yetmez bunu bilmek gerekir. En önemlisi de kazanmak için sadece rakibi yenmek yetmez, bunu bilmek gerekir.
Maçı, kadroları ve sistemleri ise fazla konuşmaya gerek yok. Maçtan çıkarılması gereken bir tek sonuç var.
Birileri sürekli temcit pilavı gibi tekrarlar. Alex gibi adamların devri bitti. Koşmayan adamlara futbolda yer yok der.
Bırakın koşmasın, bir penaltıyı gol yapsın, bir uzaktan şut atsın, ama bir Alex’in olsun inanın ki kaybeden değil, kazanan sen olursun.
17
Uymayan Taktiğin İmdadına Holosko Yetişti 0-1

Mustafa Denizli maç öncesinde taktik tahtasının başında birazdan olacakları anlatıyor öğrencilerine. Stoper özellikli İbrahim Kaş ile başlıyoruz sağ bekte diyerek yapıyor açılışı. Roberts, Angelov ve Youla üçlüsüne dikkat çekiyor ve İbrahim Toraman’ı da tandemin önüne koyuveriyor. Rakibin umarsızca baskı kuracağını belirterek hazırlıksız yakalamanın planlarını yapıyor. Kimlerle yapacağını bu baskınları diye akıllara gelen soruyu da Tello’nun ara topları ile Ekrem,Bobo ve Holosko’nun sürati ile diye yanıtlıyıveriyor. Geriye kalan tek yabancı hakkını da sakatlıktan yeni çıkmış Ernst değil de Fink’den yana kullanacağım diyor.
Oyuncularda taktiği dinlerken akıllarına yatıyor hocanın bu analizi. Peki sahaya çıkınca neler oluyor?. İbrahim Kaş geldiğinden beri en kötü gününde, sürekli Roberts’i arkasına kaçırıyor. Denizlispor 3 değil, Braga ve Berberovic ile 5′li organizasyonlarla geliyor. Ne Toraman ceza alanından çıkabiliyor, ne Fink takımını öne çıkarabiliyor, ne de tüm ribauntları Braga aldığı için Tello’ya takımını 3.bölgede atak organizasyonu yapacak fırsat kalıyor. Mustafa Hoca’da bir yanlışlık var bu işte diye endişeli gözlerle sahaya bakıyor.
Denizli,Kofi ve Çağlar’ın teknik kapasitesi yüksek ama defansif zaafları olduğunu elbetki biliyor. Ama rakibin üzerine gitmeninde arkada süratli 3 Denizlispor forveti karşısında ne sürprizler yaşatacağını unutmuyor. Bir yan top, Denizlispor’un bir anlık dalgınlığı, bu yüksek temposunda biraz düşüş, bunlar olacak biliyor Büyük Mustafa. Elbet ki biliyor yenik duruma düşeceğinde anlayışını tek bir hamle ile değiştirebileceğini ve hep ben saldırayım diyerek tüm ofansçıları sürmeyi sahaya. Biliyor ama o zaman sonucunda ne olacağını da çok iyi biliyor taktik uzmanı.
Soyunma odasına girerken kornerden gelen Holosko golü ile Denizlispor’un direnci kırılıyor. İkinci devrenin ilk bölümü Beşiktaş kontrolünde geçiliyor. Mustafa Hoca ilk yarıdaki orta saha zaafını ve yanlış seçimini Ernst ve Necip ile düzeltmek için oyunun tekrar Denizlispor’un kontrolüne geçmesini bekliyor.
Maç bittiğinde ise ağzından çıkan sözler onunda maç öncesinde kafasındakiler ile gerçekleşenlerin çok farklı olduğunu gösteriyor. Taktiklerinin tutmadığı ancak 3 puanı hanesine yazan Mustafa Hoca, Ümraniye’ye dönerkende sağlıklı bir Ernst’in bu takımın vazgeçilmezi olduğunu,Kasımpaşa maçında yanına Fink tercihini yaptığında yabancı sınırlamasına takılacağını, Toraman’ı koyarsa yine sağ bekte formsuz İbrahim Kaş tercihini yapmak zorunda kalacağını, ya da Necip’e artık Ernst’in gerçek partnedir gözüyle bakıp bakamayacağını düşünüyordu bile.
10
Beşiktaş Kendini Hatırlattı 2-0

Maç Kadrosu
Mustafa Denizli, Kayserispor maçında tüm kamuoyu daha fazla hücumcu ile oynayacağını beklerken, tam aksine orta sahadaki ön libero sayısını 3′e çıkararak radikal bir değişiklik yapmıştı. Alınan galibiyet sonrası merak edilen bu değişikliğin o maça özgü mü yoksa bundan sonraki genel anlayışımı olacağıydı. İ.B.B maçına çıkan takımı görünce artık Mustafa Hoca’nın İnönü’de kalburaltı takımlara karşı bile bu şablonu uygulayacağını düşündük. Yapılan tek değişiklik sakat Ernst yerine genç Necip olmuştu.
Kritik Sistem Değişikliği
Oyun başladığında aslında bu yapının en son uygulanacağı maçın İ.B.B maçı olduğu ortaya çıktı. Orta sahadaki 3 savunmacı Toraman,Fink ve Necip karşılarında kendi oyun yapılarına benzer Mahmut ve Nsumbu’yu bulmuştu. Her iki tarafta orta alanı dikine kullanamadığı için bu orta 3′lü çok lüks kalmıştı. İşte ilk yarının tam ortasında Mustafa Denizli Ekrem’i yanına çağırdı ve çok kritik bir hamle yaptı. Toraman’ı sağ beke, Ekrem’i sol öne, Tello’yu da orta sahaya alan bu değişiklik maçın dönüm noktası oldu. Zaten ilk 25 dakika Beşiktaş şablonuna önlemler alan İ.B.B. Ekrem sürprizine karşı önemli zaaflar vermeye başladı. Ekrem, değişimin ilk 5 dakikasında 2 kez golle burun buruna geldi. Bu değişiklik soyunma odasına girerken Beşiktaş’a 1-0′lık üstünlüğü getirdi.
Beşiktaş ikinnci devreye çıkarken hesaplarını rakibin üstüne geleceği ve ani dönüşlerle Holosko,Bobo ve Ekrem’in süratinden faydalanarak skoru arttırmaya yönelik yapmıştı. Bu zaten bu şablonda giden oyunda kaçınılmaz sondu. Holosko, Ferrari’nin ani karşıladığı top ile kaleci Hasagiç’i hazırlıksız yakalayarak skoru belirleyen golü attı.
Ferrari-Sivok Varsa Problem Yok
Ferrari’nin Bursaspor maçında sakatlığı bize bazı dersler vermişti. Evet, Toraman – Sivok’da iyi bir ikili ama Ferrari’nin standartları her ikisinden de çok yüksek. Bu ikili olduğu sürece Beşiktaş’ın gol yemeyi bırakın pozisyon vermesi bile çok güç. Abdullah Avcı elindeki çok çabuk adam eksilten Tevfik,İskender ve Ali Güzeldal’ı birlikte değerlendirmiş olsa bile Beşiktaş savunması bu yetenekli hücumculara nefes bile aldırmadı.
Necip’in Oyun Zekası
Necip’e bir paragraf açmak gerekli. En önemli özelliği hücum ribaundlarını çok akıllı hamlelerle toplaması. Topun bir sonraki saniyede nerede olacağını çok iyi tahmin ediyor. Bazı hamlelerinde zamanlama hatası yapsa da maç alışkanlığı ile hem Beşiktaş,hem de Milli Takımın süpürücüsü olmaya doğru gidiyor. Hücuma verdiği dikine katkı ise iki panzerden bile daha fazla. Necip, Beşiktaş ve Türk milli takımına hayırlı olsun.
Yayıncı Kuruluş
Yayıncı kuruluşun, marka değeri altında yaptığı yenilikler gerçekten izleyicileri çok yormaya başladı. Özellikle maç spikeri olarak bildiğimiz kişilerin maç içerisinde sürekli yorum yaparak birbirlerine attığı paslar, izleyenlerin maç izleme keyfini kaçırıyor. Eskişehir-Galatsaray maçında Koray’ın attığı golde defalarca “Bence kendine avantaj sağlıyor”, yine Galatsaray hücumunda Koray’ın elle oynadığı topta “Çok açık sarı kart” gibi tek taraflı yorumlar maçı Eskişehir tarafından izleyen üyeleri gerçekten zorlamıştı. Bu maçta da maçın başında artık birbirine bile ters düşen yorumlar, çok kısa süreye sığdırılmaya çalışılan istatistiki bilgiler bizleri maç konsantrasyonunun dışına çıkaracak kadar yoruyor. Bu konuda yayıncı kurucunun bir an önce bu hatasından vazgeçmesi gerekiyor.
Zirve Hesapları ve Bursaspor Gerçeği
Beşiktaş’ın aldığı bu galibiyet zirve hesaplarının yeniden yapılması gerektiğini ortaya çıkardı. Daha önce pek şans vermediğimiz Bursaspor şu anda en şanslı takım. Özellikle evinde Manisaspor,Denizlispor, İstanbul’da İ.B.B maçından sonra tekrar evine dönüp kazanırsa 2. ile arasında ciddi puan farkı oluşabilir.Benim şahsi fikrim Bursaspor’un 4 hafta sonra 64 puan ile ligin zirvesinde ve en yakın rakibine en az 4 puan farkla önde olacağı. O günden sonrasını ise yeniden değerlendirmek gerekecek.
14
G.Antep Evlatlarını Üzdü 2-0
Avantaj mı Dezavantaj mı?
Kaptanlar İbrahim Toraman ve İbrahim Üzülmez, sağ bek Ekrem Dağ, Orta Sahanın beyni Tabata, Forvetin solu İsmail Köybaşı. Beşiktaş zamanında yıldızı Gaziantep’te parlamış oyuncuları ile çıkmıştı sahaya. Atmosferi tanımaları, rakibin eksik yönlerini bilmeleri bir avantaj mı oluşturur diye düşünmüştük.
İsmail’in önüne stoper orjinli Cenk’i görevlendiren Jose Couceiro, Tabata’nın da top ayağına geldiğinde pek düşündürmeden baskı uygulatarak onunda etkinliğini ortadan kaldırmıştı. Zaten sol tarafındaki İvan ve Olcan ikilisi Ekrem’in defansif zaaflarını da maç boyunca sonuna kadar kullandı. Avantaj sanılan bu durum bir dezavantaja dönüştü.
Mateo Ferrari’nin Önemi
İki takımın yapısına baktığımızda maç başında ortaya çıkan bir gerçek vardı. Golü bulan takım moral kazanacak ve maçın gidişatına hakim olacaktı. Bunu başaran takım da Gaziantepspor oldu.Atılan ilk gol ilk 18′de yer alan Ferrari’nin en iyi yaptığı işi diğer stoperlerin yapamamasından kaynaklandı. Sola açılan topta Toraman ve Sivok aralarında 30 metre mesafe bırakınca araya girme görevi Fink’e kaldı ama artık çok geç olmuştu.
Kaçanlar, Gollerden Daha Net
Aslında atılan goller ve atılamayanlar açısından baktımızda ilginç sonuçlar çıktı maçtan. Normalde gol olması sürpriz olan 2 top ağlarla buluşurken hem Gaziantep hem de Beşiktaş’ın atamadıkları gollere nazaran çok daha net pozisyonlardı.
İdeal Tandem Ferrari-Sivok
Beşiktaş adına çıkarılacak önemli bir ders oldu maçtan. Mateo Ferrari sağlıklı ise bırakın maskeyi rahmetli Vedat Okyar’ın benzetmesinde ki gibi baston ile bile çıksa oynamalı.İbrahim Toraman bizleri şu anlamda yanıltıyor. Öyle müdahaleler yapıyor ki Türkiye’nin en iyi stoperi dersiniz. Ama bir Ferrari standartı yok onda. Bir pozisyonda yaptığı zamanlama hatası Cesar ile Rüştü’yü burun buruna getirdi. Mustafa Hoca Toraman’ı sağ beke çekerek Ferrari-Sivok ikilisi ile yoluna devam etmeli.
Kritik Derbi
Gaziantep deplasmanına her büyük takım hocası hesap yaparken 1 puan yazar. Onu da alamadı Beşiktaş. Peki bu büyük kayıp mı, hayır. Beşiktaş’ın önünde 6 puanlık bir maç var. Son 14 yılda Lig maçlarında kendi evinde sadece 1 kez Hasan Kabze’nin son dakika golü ile kaybettiği Galatasaray karşısında alınacak galibiyet sonraki haftalara umutla bakılmasını sağlayabilir..
Son Tweetler
- turk basketbolu eskiden iyi uzun eksikligi cekerdi. su anda ise takimda hepsi dunya capinda 4 uzun var. bu takimla basa cikmak zor! 8 hours ago
- Selçuk Çebi 74kg'da 2010 Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonu Oldu | Spor Stüdyosu http://t.co/ZMZCS0t via @sporstudyosu 9 hours ago
- Sam Querrey'nin US Open kazanacagini sanan Amerikali= UFO goren masum koylu 1 day ago
- us open'da son 16'ya erkeklerde 6 ispanyol, kadinlarda 5 rus kaldi. erkeklerde ispanyollarin yari finali garanti. aciklamak isteyen? 1 day ago
- Dünyanın en kötü kitabı yazıldı! Venus Williams ve Ellen Degeneres'ten şok görüntüler! Hepsi Spor Studyosu'nda: http://bit.ly/crFRhu 2 days ago
Son Yazılar
- Selçuk Çebi Dünya Şampiyonu
- Venus Williams ve Ellen Degeneres Birlikte
- Amerika’da İşçi Bayramı
- Serra Sengel’in Başarısı
- Maria Sharapova’nın US Open 2010 Kıyafetleri
- Londra 2012 Ticari Ürünleri Satışta
- Avrupa’da 5′te 2
- Singapur 2010′da Bir İlk
- Singapur 2010′da “Sade” Bir Anne
- Şampiyonlar Ligi Yolcusu Kalmadı!
- Chris Thater Anısına
- Şampiyonlar Ligi’nde Dramatik Gece
- New York’ta Son Perde..
- Andy Murray Vogue Eylül Sayısında
- Air Jordan Retro 11 – “Cool Grey”
Son Yorumlar
- Resul Kalaycı Olimpiyat Şampiyonu için Turan
- Ersan Avrupa’yı Sallamaya Devam Ediyor için ersan ilyasova
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike! için Can Aciksoz
- Vuelta’ya Doğru için serkan77
- Singapur 2010′da Bir İlk için Alper Ecevit



