Browsing articles by " Efe Başaran"
Tem
6

Wimbledon 2009′da Zafer Serena ve Federer’in

By Efe Başaran  //  Tenis  //  2 Comments

Bir uzun Grand Slam maratonu daha arkamızda kaldı ve tüm klasmanlarda kazananlar belli oldu. Roger Federer, Andy Roddick’i uzun bir mücadelenin ardından mağlup etmeyi başararak Wimbledon 2009 Tek Erkekler şampiyonu oldu ve 15 Grand Slam kazanarak tarihe geçti.

Wimbledon 2009 Tek Bayanlar Şampiyonu Serena Williams

Cumartesi günü oynanan ilk final müsabakasında Williams kardeşlerin amansız mücadelesinden bu sefer galip ayrılan Serena oldu. Bu finalde favori olan taraf geçtiğimiz 2 senenin galibi Venus Williams idi; ancak Serena biraz da baskının üstünde olmamasının yardımı ile maçta daha rahat olan taraftı. Her sayının ardından koşan genç kardeş, özellikle ilk setin tie-breakinde başlattığı agresif oyununu ikinci set ile taçlandırdı ve ablasını Wimbledon finalinde devirmeyi başardı. 11. Grand Slam şampiyonluğuna seri setler ardından ulaşan Serena, maçın ardından basın mensuplarının karşısına çıktı ve birçok soruyu yanıtladı. 3 Grand Slam kazanması ve halen sıralamada 2. olması hakkında da konuşan Serena; “Bence 3 Grand Slam kazandığınızda 1 numara olmalısınız; ama WTA turda değil” diyerek basın mensuplarını kahkahalara boğdu. Ardından gelen Safina’nın ardında 2 numarasınız başlığı altındaki soruya ise ironik bir şekilde “Safina iyi işler çıkardı, Madrid’i Romayı kazandı” derken kendi bile gülmesine engel olamadı. Bu hareketini her ne kadar biraz saygısızca bulsam da, haklılık payı olmadığını söylemek de ona haksızlık olur kanısındayım.

Wimbledon 2009 Çift Erkekler Şampiyonu: Bryan Kardeşler

Günün ikinci önemli finalinde Bryan kardeşler ile Daniel Nestor-Nenad Zimonjic ekibi Çift Erkekler şampiyonluğu için korta çıktılar. Erkekler 1 numarasında oturan Bryan kardeşler geçtiğimiz sene sezon sonu turnuvasında bu yeni oluşan ikiliye karşı mağlup olmuşlardı. O zamandan beri de daha formda ve iyi oynayan ekip açıkçası Nestor-Zimonjic idi. Yarı finalde zorlanan fakat mücadeleyi bırakmayan Kanada-Sırp birliği Amerikalı bir başka ekip Fish-Blake’i 0-2 geriden gelerek turnuva dışına itmişti. Bu finalde de daha etkin olan taraf onlardı ve 4 set sonunda şampiyonluğa ulaşarak geçen seneki başarılarını tekrar etmiş oldular.

Williams Kardeşler Yine Sahnede

Günün son finalinde ise Williams kardeşler yine korttaydı. Bu sefer zafere ulaşmak için birlikte çabalayan çift, Stosur-Stubbs ekibi karşısında alışkanlıklarını sürdürdü ve yeniden Wimbledon Çift Bayanlar şampiyonu oldu. Çok formda olan kardeşler böylece set dahi kaybetmeden bu zafere ulaşarak çok güç bir başarıya imza attılar.

rogerfederer-1

Roger Federer En Fazla Grand Slam Kazanan Erkek Tenisçi

Pazar günü erkeklerde beklenen final maçı, beklenmedik bir havada geçti. Maç öncesi yapılan yorumlarda Federer’i tek zorlayabilecek kişilerin Rafael Nadal veya Andy Murray olduğu konuşuluyordu. Nadal turnuvaya girmeyince ve Murray de yarı finalde kaybedince bu maç için Federer çok net alır şeklinde konuşuluyordu; fakat Andy Roddick bu konuşulanların aksine maça fırtına gibi giren isim oldu. Maçın ilk iki setinde yaklaşık %80 civarında ilk servisini oyuna sokan Roddick, ilk seti 7-5 kazandı. İkinci sette tie-breakte 6-2 öne geçen Roddick, seti aldığını düşünerek Federer’in servislerinde pasif kalıp bir de mini-break verdi ve ardından seti rakibine hediye etti. Bu moral bozukluğu ile en büyük silahı olan ilk servis performansı düşen Roddick servisine tutunmayı başarsa da 3. seti de tie-breakte rahat bir şekilde kaybetti. Yine bu maç burda bitti diye düşünceler kortun etrafını sarmışken Roddick 4. sette erken bir servis kırma avantajı yakaladı ve zor da olsa bunu koruyarak maçı karar setine taşıdı. Epik bir mücadeleye tanıklık eden 15000 seyirci muhteşem bir final seti seyretti. Setin başlarında oyun Roddick’i gösterse de, yorgunlukla beraber öne çıkan isim Federer oldu ve 2 saate yakın bir süre oynanan bu seti 16-14 kazanarak 15. Grand Slam şampiyonluğunu kaldırdı. Federer böylece Grand Slamler tarihinin en büyük oyuncusu ünvanını kazandı.

Maçın geneline bakıldığında Roddick beklenenin üstünde bir performansla mücadele ederken Federer ise beklenenden çok daha pasif bir oyun ortaya koydu. Kim kaybederse yazık olacağı hissini veren mücadeleden tecrübe galip ayrıldı diyebiliriz.

Böylece bir Grand Slam yazı serisini daha noktalıyoruz.

Bu yoğun iki haftada bizleri okuyan ve yorumlarıyla renk katan okuyucularımıza tekrardan teşekkür ederim.

Tem
4

Wimbledon’da Finalin Adı: Federer – Roddick

federer-1

Wimbledon 2009 Erkekler yarı final mücadelesinde Roger Federer Tommy Haas’ı, Andy Roddick ise Andy Murray’i mağlup ederek finale yükseldi.

Yarı Final Mücadelesi: Tommy Haas – Roger Federer

Hatırlayacağınız gibi daha 1 ay önce Roland Garros’ta Haas, Federer’i en çok zorlayan isim olarak dikkatleri çekmiş ve maçı kazanma konumuna bile gelmişti. Maçı kaybettikten sonra ise tecrübeli Alman her ne kadar mağlup olsa da; “Federer’in bu turnuvayı ne kadar çok istediğini biliyordum; o yüzden kaybettiğime çok üzülmüyorum” diyerek de centilmenliğini gözler önüne sermişti.

Birbiriyle oynamaktan çok hoşlanan iki tenisçinin maçında tenis adına güzel anlar yaşandı. Tommy Haas elinden gelen herşeyi yapmasına, oyunun genelinde hep doğru hamleler uygulamasına rağmen Federer’e mağlup olmaktan kurtulamadı. Maçın ilk setinde iki isim de servis kırma şansı elde edemedi ve set tie-break ile sonuçlandı. Tie break’te birkaç basit hatayı üst üste yapan Haas, kusursuz oynayan Federer karşısında 1-0 geriye düştü. İkinci sette ise Federer Haas’ın servis oyunlarında daha çok baskı kurdu, uzun süre servis kıramayan Federer, 12. oyunda servis kırarak seti bitirdi ve son set için servis atma avantajını da elinde bulundurmuş oldu. Maçın 3. ve son setinde de uzun süre iki isim servislerine rahatlıkla tutundu. Federer gerektiği yerde, 8. oyunda , baskı rakibinin üstündeyken biraz returnlerini arttırdı ve 6.servis kırma şansını değerlendirdi ve maçı da kendi servis oyunuyla bitirdi.

Set skorlarına baktığımızda maç yakın geçmiş diye düşünülebilir ancak Federer bu maçta yakaladığı istatistiklerle de rakibine karşı ne kadar üstün olduğunu kanıtladı. Maçın tamamında kontrolü ellerinde tutan Federer 49 winner ve 15 basit hata yaparken, Haas 28 winner ve 31 basit hata yaptı.Federer rakibinin servislerinde %39’lük bir yüzdeyle sayı çıkartırken, Haas ise sadece %14 de kaldı. 2 saate gelmeden maçı tamamlayan Federer böylece çeyrek final ve yarı finalde çok da yorulmadan finale yükselmiş oldu.

Yarı Final Mücadelesi: Andy Murray – Andy Roddick

İki adaşın yarı final mücadelesinde, erkekler tenisinin en istikrarlı servis atan oyuncusu ile en istikrarlı return yapan oyuncusu karşı karşıya geldi. Murray maça açık ara favori olarak çıktı ; fakat maç hiç de beklenildiği gibi başlamadı. Roddick servisinde çok rahat oyunları alırken, Murray oyuna bir türlü girememiş gibiydi. Bundaki en büyük faktör ise Roddick %80 üzerinde ilk servis bulurken, Murray’in %50’nin üstüne bile çıkamamasıydı. İlk setin 10. oyununda Roddick setin ilk servis kırma şansıyla beraber ilk set puanı şansını aldı. Tenis yelpazesinden birçok güzel vuruşun gösterildiği oyunda, güzel bir yaklaşma vuruşuyla rakibini hataya zorlayan, bir de güzel drop-shot ile sayı kazanan Roddick, özellikle rakibinin backhand’ine yüklendiği oyunda servis kırıp setide kazandı. İkinci sette toparlanan Murray ilk servisinde hiç puan kaybetmediği seti tek servis kırmalık avantajını koruyarak 6-4 kazandı. 3. sette Roddick başlı başına üstün bir oyun ortaya koydu. Erken servis kırarak avantajı eline geçiren Roddick, set için servis atma şansı yakaladı; fakat Murray 9. oyunda servis kırarak pes etmediğini gösterdi. 3. ve belki de maçın en önemli setinin galibini tie-break belirledi. Çok ilginçtir ki bu oyunda Murray servisleri ve bulduğu aceler ile oyuna tutunurken, Roddick ise birbirinden güzel returnler bularak sayıya gitti. İki isim de kendi servislerinde bir set sayısını çevirdiler ama sonunda seti kazanan Roddick oldu. Maçın son setinde de servis kırma yaşanmayınca Roddick seti istediği noktaya getirmiş oldu ve Murray’in final hayallerini suya yıktı. Böylece finalin adı Andy Roddick-Roger Federer olarak ortaya çıktı.

Finalin Adı: Andy Roddick – Roger Federer

Federer’in turnuva öncesi finale çıkmasına kesin gözüyle bakılıyordu; fakat Roddick tamamen sürpriz bir isim oldu diyebiliriz. Her ne kadar daha önce iki kere finalist olmuş ve Federer’e  karşı kaybetmiş olsa da, final için kendisine verilen şans oldukça düşüktü. Roddick kendisinden beklenenden çok daha iyi, olgun bir tenis ortaya koyuyor. Evlilik kısa sürede etkisini göstermiş gibi sanki. Fakat Federer’in Roddick’e karşı 18-2 lik bir üstünlüğü olduğunu unutmamak lazım. Federer bu kadar formda iken Roddick’e bu finalde şans tanımak biraz hayalperestlik olur diye düşünüyorum. Yalnız dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Bu turnuvada Roddick ilk servisini %75’ler oranında içeri sokuyor. Federer’i tek zorlayabilecek istatistik ve silah Roddick’in büyük servisi olabilir. Setleri tie-break’e götürmedikçe ben Roddick’e pek şans tanımıyorum ve maç son sete gitse bile servis kırmadan maç kazanılamadığından Federer’e şimdiden şampiyon gözüyle bakmak yalnış olmaz sanırım.

Dikkatleri çeken bir başka konu ise, bir oyuncunun bir diğeri üstündeki etkisi. Bunu zaman zaman çeşitli isimler arasında görüyoruz. Örneğin Roger Federer’in Rafael Nadal karşısında oyununun nasıl değiştiği, Nadal’ın Federer karşısında nasıl rahat oynadığı, hatta Federer’in Nadal’ın katılmadığı turnuvalarda performansının artması gibi. Böyle bir durum Roddick için de geçerli. Roddick her zaman Federer karşısında ürkek bir oyun ortaya koymuştur ve gerekli riskleri oyun içinde alamamıştır. Umarım bu turnuvada geçmişi bir yana koyup bizlere iyi ve çekişmeli bir final izlettir.

Tem
2

Wimbledon: Williams Kardeşler Finalde

Wimbledon Bayanlar yarı final müsabakaları bir Fed Cup finalini andırdı. Amerikanın en iyi iki ismi ile Rusların en iyi iki isminin mücadelelerinden Amerika galip ayrıldı.

Elena Dementieva – Serena Williams

Günün ilk karşılaşması, turnuvanın en güzel bayan karşılaşmasında Elena Dementieva elinden gelen herşeyi korta yansıttı, belki de çim kortta oynadığı en iyi maçı oynadı; fakat bu Serena’yı yenmeye yetmedi. Çok ortada geçen maçın ilk setini tie-break ile Dementieva kazandı. İkinci sette uzun süre önde olan Dementieva 11. oyunda servisini kırıdırınca maç son sete gitti. Son sette de burnunu hep biraz önde tutan Dementieva, 10. oyunda Serena’nın servis oyununda bir de maç puanı şansı yakaladı; fakat Serena oradan gelerek maçı kazanmasını bildi ve geçtiğimiz senenin final rövanşının ilk ayağını oluşturmuş oldu.

Venus Williams – Dinara Safina

Günün ikinci karşılaşması ise bir hazırlık maçı heyecanını bile vermedi. 50 dakikada sonuca giden Venus Williams, dünya 1 numarası Dinara Safina’yı söylemek ne kadar doğrudur bilmiyorum ama rezil etti. Her ne kadar çim kort ve Wimbledon Venus’un favori turnuvası olsa da, her ne kadar Safina çim kortta çok rahat olmasa da, bu skor ve oyun kesinlikle kabul edilebilir değil. 6-1 6-0 biten maçta Venus 54 , Safina ise 20 puan kazandı. Finale çok zinde çıkacak Venus kardeşine karşı burada hem çok daha zinde hem de geçmiş 2 senenin şampiyonu olarak büyük bir avantaja sahip; fakat Williams kardeşlerin maçlarından ne sonuç çıkar tahmin etmek hiç kolay değildir.

Tem
1

Wimbledon: Erkeklerde Yarı Finalistler Belli Oldu

Wimbledon 2009′da Erkekler yarı finalistleri de çarşamba günü oynanan çeyrek final karşılaşmaları ile belli oldular.

Tommy Haas – Novak Djokovic

Bu sene Halle finalinde karşılaşan Tommy Haas ve Novak Djokovic Wimbledon çeyrek finalinde yine karşı karşıya geldiler. Otoriteler her ne kadar Djokovic’i favori gösterselerde maç daha başlamadan Haas’ın tehlikeli olacağı, hem bu sene oynadıkları maçtan, hem de buradaki performansından ötürü belliydi.

İlk sette uzun süre servis kırılmadı. Servis oyunlarından daha etkili olan ve rakibine zor anlar yaşatan taraf Haas’tı. 11. Oyunda 40-15’ten gelerek 4 sayı üst üste kazanan Haas servisi kırdı ve rahat bir servis oyunu ile de ilk seti kendi hanesine yazdırmayı bildi. İlk servisinde 18/19 gibi bir sayı kazanma yüzdesiyle oynayan Haas maça iyi giren isim oldu.

İkinci sette Djokovic çok daha etkili bir oyun ortaya koyarak sete girdi. Hem servis hem return performansı olarak rakibine büyük üstünlük sağlayan Djokovic setin 11. oyununda bi anlığına agresifliğini kaybedince, ‘kan kokusu’ alan Haas rakibinin servisini kırmayı başardı. Ancak Djokovic bir önceki sette ki kadar kolay pes edecek gibi gözükmüyordu, söylene söylene gittiği koltuğundan bambaşka bir kimlikle döndü ve sıfıra karşı servis kırarak seti tie-break’e götürdü. Seti bitirme şansını değerlendiremeyen Haas tie-break’te inişli çıkışlı bir oyun ortaya koydu. Yaptığı basit hatalar sonunda 3-6 geri düşen Haas, 3 set sayısını çevirip, 5 sayı üst üste kazanıp setlerde durumu 2-0’a getirdi.

3. sette bir önceki setteki iyi oyununu sürdüren Djokovic kendi servisinden sadece 4 puan kaybettiği seti 6-4 kazanarak umutlarını tazeledi; fakat Haas 4. setin başında rakibine servis kırarak öneml bir mesaj verdi ve ‘bu maçın galibi benim’ dedi.

Ivo Karlovic, Maç Sonunda Roger Federer’i Tebrik Ediyor

Roger Federer – Ivo Karlovic

Bu turnuvada sadece 4 servis kırma puanı veren ve bunların hiçbirinde servis kırdırmayan Ivo Karlovic, Roger Federer ekselansları karşısında istediği gibi bir başlangıç yapamadı. İlk kort değişiminden sonra güneşten ilginç bir şekilde çok etkilenen , hem ilk servis bulmada hemde bulduğu servisleri yerleştirmede zorlanan Karlovic, Federer de bir kaç inanılmaz return’ü bir araya getirince servisini kırdırdı ve bu bir anlamda ilk setin sonucunu belirledi. İkinci sette de ilk sette ki tek taraflı oyun devam etti. Federer çok rahat oynadığı seti yine tek servis kırmalık avantaj ile kazanmasını bildi. Maçın 3. ve son setinde Karlovic servisine tutunmayı başardı ve seti tie-break’e götürdü fakat bu sonucu etkilemedi. Soğukkanlı oyunu ile Federer, belki de güneş olmasa terlemeyeceği karşılaşmayı 102 dakikada bitirdi.

Federer yarı finalde Roland Garros’ta karşısında zor anlar yaşadığı, 2-0 geriye düşüp maçı kazandığı Tommy Haas ile karşılaşacak. Haas belki de tecrübe ve oyun tarzı olarak Federer’in karşısında durabilecek birkaç oyuncudan biri; fakat maçlar uzadığı zaman bu avantajını kaybedebileceğinden Federer elbette bu maça açık ara favori olarak çıkacak. Haas bu sene çim kortlarda hiç maç kaybetmeyerek de özgüvenini tazelemiş gibi duruyor. Cuma günü oynanacak bu yarı final karşılaşması kesinlikle kaçırılmamalı. Servis voleyi çok iyi oynayan iki tecrübeli oyuncunun karşılaşması muhtemelen çok uzun sürebilir.

Djokovic galibiyetinden sonra Federer eşleşmesi için konuşan Haas  “Korta çıkıp onu elimden geldiğince rahatsız edeceğim, bakalım neler olacak” diyerek rakibinede ufak da olsa bir mesaj vermiş oldu.

Andy Murray – Juan Carlos Ferrero

Ev sahibi Andy Murray ve Juan Carlos Ferrero, Federer maçı kısa sürede tamamlayınca korta erken çıkmak durumunda kaldı. Beklenildiği gibi Murray maça daha etkin bir biçimde başladı. Özellikle bulduğu aceler ile kendi servis oyunlarını rahat kazanan Murray biraz geç servis kırmayı başarsa da ilk seti kendi hanesine yazdırmasını bildi.

İlk seti 21 winner ve 7 basit hata ile tamamlayan Murray, ikinci sete 4 basit hata ile başlıyınca servisini kırdırmaktan kaçamadı. Oyununu bozmayan ve istikrarını sürdüren Murray 1-3 geri düştüğü sette alışılagelmiş geri dönüşlerinden birini daha yaparak seti 6-3 kazanan Murray yarı finale çok yaklaşmış oldu. 3. sette de Murray gösterisi vardı. Rahat bir şekilde seti kazanan Murray seri setlerle kariyerinin ilk Wimbledon yarı finaline yükseldi. Murray taraftarları belkide maçın daha uzun sürmesini ve oyuncularını izlemek istiyorlardı; fakat onun buna hiç niyeti yoktu. Maçın ilk puanından son puanına kadar rakibinden bir kaç gömlek üstün olan Murray rahat bir çeyrek final mücadelesinden sonra yarı finaldeki rakibini beklemeye başladı.

Andy Roddick – Lleyton Hewitt

İki çim kort spesyalistinin karşılaşmasına hızlı giren isim Andy Roddick oldu. Bu sezon Queens’teki karşılaşmaları oldukça yakın geçmişti ve Roddick iki tie-break sonunda maçı kazanan isim olmuştu. Hewitt eline fırsatlar geçirmiş fakat bunları değerlendirememişti. Burada ise erken fırsatlar yakalayan taraf Roddick oldu. Hewitt’in maça girememesini iyi değerlendiren Roddick rakibinin ilk servis oyununda avantajı eline geçirdi ve geriye kendi servislerine tutunmak kaldı. Roddick için bu çok zor olmadı ve sonuçta Roddick 6-3 ile setlerde 1-0 öne geçti. Roddick 9 winner’ının yanında sadece 1 basit yaptığı seti çok zorlanmadan kazanmış oldu. İlk sete çok agresif bir başlangıç yapan Roddick ikinci sette biraz daha durulmuş gibiydi. Erken servis kırdıran Roddick çok geçmeden toparlandı ve oyunda eşitliği yakaladı. İki isimde bu set bol bol servis kırma şansları yakaladılar ancak setin galibini belirleyen tie-break oldu. Roddick tie-break’in ilk bölümünde üstün olan taraftı fakat geri düşen Hewitt’in seti bırakmaya niyeti yoktu. 11-9 biten tie-break’te 3 set sayısı çeviren Hewitt seti kazanarak setlerde durumu 1-1’e getirdi. Her iki rakette 3. setin ne kadar önemli olduğunu biliyorlardı. Konsantrasyonun inanılmaz derecede yüksek olduğu oyunda iki isimde hep oyunun içindelerdi. Zaman zaman ufak hatalar yapsalarda gerektiği yerlerde kuvvetli servislerle servis oyunlarına tutundular ve bu sette tie-break’e gitti. Roddick servis atarak başladığı oyunda ilk sayıyı kaybetti fakat ard arda mükemmel forehandler çıkaran Roddick 7 sayı üst üste kazanıp çok önemli olan bu seti kazandı. 3.setin tie-break’inde yaptığı hatalardan sonra moralman bir düşüşe giren Hewitt, 4.setin başında yaptığı hatalarla servis attığı oyunu kaybedip maçı kendi adına çıkmaz sokağa soktu. Buna rağmen tribün desteğini kaybetmeyen Hewitt dördüncü oyunda zor da olsa servis kırmayı başarıp oyunlarda eşitliği sağladı. Bu dakikadan sonra Roddick biraz daha yorgun bir kimlikle kortta hareket ederken Hewitt daha canlı olmasının hediyesini 10. oyunda servisi kırıp maçı karar setine taşıyarak aldı.

Bu epik karşılaşmanın son setide nefes kesti. Setin ilk oyunu 10 dakikanın üzerinde bir zaman aldı. Aceler ve çift hatalarla bir bakıma kendi servis oyununu kendi yönlendiren Hewitt, bir de servis kırma puanı çevirdiği oyunu zorda olsa kazanıp burnunu yarış içinde önde tutarak son sete girdi. Son setin ilk oyunlarında gergin olup birçok basit hata yapan taraf Hewitt 3. oyunda da 2 servis kırma puanı çevirip servisine tutundu fakat maç tamamen Roddick’in tarafına gidiyor gibi gözüküyordu. Heyecanın dorukta olduğu maçın son setinin 4. oyununda bu sefer Hewitt derin backhandleriyle Roddick’i hatalara zorladı fakat Roddick 3 servis kırma puanını servis winnerları ile çevirip servisine tutundu. Hewitt uzun rallyleri kendi lehine çevirmeyi başarırken, Roddick ise %86’lık ilk servis sokma oranı ile kendine avantaj sağlıyordu. 9. oyunda baskıyı iyice sırtında hisseden Hewitt 4 kez oyunu bitirme şansı yakaladı; fakat bunları değerlendiremeyen tecrübeli oyuncu yaptığı basit hataların sonucunda servisini kırdırdı. Öyle bir anda servis kıran Roddick yeni toplarla servis oyununu da kazanıp yarı finalde Andy Murray’in rakibi oldu.

Haz
30

Wimbledon: Bayanlarda Yarı Finalistler Belli Oldu

Bayanlarda çeyrek final mücadeleri salı günü oynanan maçlarla tamamlandı. Bu mücadeleler sonunda Serena Williams, Elena Dementieva ile eşleşirken Venus Williams’ın rakibi Dinara Safina oldu.

Steffi Graf’tan bu yana Wimbledon’da çeyrek final oynayan ilk Alman kadın olan Sabine Lisicki Korttan Ayrılırken (Lisicki, Dünya 1 Numarası Dinara Safina’yı mağlup edemedi)

Sabina Lisicki-Dinara Safina

Günün ilk karşılaşmasında turnuvanın sürpriz ismi Alman raket Sabina Lisicki Dünya 1 numarası Dinara Safina karşısında çıktı ve otoriteri şaşırtan bir başlangıç yaptı. 3. oyunda servis kıran Lisicki, erken servis kırma şansını 10. oyuna kadar koruyabildi. Safina, Lisicki’nin kapıyı kapatmasına izin vermedi ve servis kırarak sette durumu 5-5’e getirdi. Setin galibini tie-break belirledi. Tie-break’te biraz fazlaya kaçan, sayıları kendisi bitirmeye çalışan Safina belki de sayıları uzatsaydı tecrübesiz rakibinin hataları ile sayıları alabilirdi. Safina 2 set sayısını çevirmesine rağmen yaptığı çift hata ile seti rakibine hediye etti. İlk sette Lisicki 6 ace bulurken, Safina 7 çift hata yaptı. Setin özeti de bu istatistikte gizli diye düşünüyorum.

İkinci setin ilk 3 servis oyunu karşılıklı olarak kazanıldı. Safina rakibinin servisinden hiç puan çıkartamezken Lisicki daha etkili gözüken taraftı. 7. oyunda Safina servis kırmak için önemli fırsatlar yakaladı ve bu sefer çift hata ile servisini kırdıran isim Lisicki oldu. Safina’nın seti alması için bu yeterli oldu ve maç karar setine gitti. Safina son 2 sene içinde defalarca yaptığı gibi yine 1-0 geri düştüğü bir maçta geri dönmeyi başardı. Son sette ise tek taraflı bir oyun oynandı diyebiliriz. Safina 6-1’lik setin ardından yarı finalde Venus Williams’ın rakibi oldu.

Venus Williams-Agnieszka Radwanska

Geçtiğimiz 2 senenin şampiyonu Venus Williams beklenildiği gibi Agnieszka Radwanska karşısında ezici bir oyun ortaya koydu. İlk sette servis oyunlarında sadece 2 puan kaybeden Venus, bu seti 6-1 gibi rahat bir şekilde kazandı. Turnuva boyunca pasif bir oyunla turları geçtiğini söylediğim Radwanska sadece 3 winner üretebildi. İkinci sette de senaryo pek farkı değildi. Sonuç olarak maçı 67 dakikada sonlandıran ve bu sene burada set kaybetmeyen Venus, istikrarlı grafiğini bu maçta da devam ettirdi. Yarı finalde Dinara Safina ile karşılaşacak olan Venus, bu oyunu oynadığı sürece finale çıkmasına garanti gözüyle bakabiliriz.

Elena Dementieva- Francesca Schiavone

Elena Dementieva sessiz ve derinden yoluna devam ediyor. Daha set kaybetmeyen Dünya 4 numarası, Francesca Schiavone’yi de fire vermeden geçti. Venus Williams’ın 19 kaybından sonra 20 oyun kaybıyla turnuvanın en dominant ismi olan Dementieva geçen senenin ardından yine yarı finale yükseldi. Eğer bu turuda geçebilirse geçtiğimiz sene yarı finalde kaybettiği rakibi Venus ile bir rövanş şansı elde edebilir.

Serena Williams- Victoria Azarenka

Günün son maçında ise Serena Williams Miami finalinin rövanşını rakibini aynı şekilde seri setlerde rahat bir şekilde yenerek aldı. Maç boyunca sadece 7 basit hata üreten Serena 26 winner üretirken, Azarenka sadece 7 de kalabildi. Williams kardeşler baskın ve dominant oyunlarını devam ettiriyorlar. Williams finali çok keyifli olabilir diye düşünüyorum.

Serena, perşembe günü yarı finallerde Elena Dementieva ile karşılaşacak. Avustralya Açık yarı finalinde de aynı eşleşmeyi görmüştük ve Serena rahat bir şekilde finale yükselmişti. Dementieva için, bayanların en iyi karşılayıcı oyuncusu denilebilir. Serena elbette bu maçın tek favorisi; fakat Dementieva da formda iken küçümsenmemesi gereken bir oyuncu.

Önceki Wimbledon 2009 Yazıları

Haz
30

Wimbledon’da 4. Tur Tamamlandı

Rus Elena Dementieva, Vatandaşı Elena Vesnina’yı Teselli Ediyor

Wimbledon’da pazar günü tatilinden sonra 4. turun yoğun programı pazartesi günü oynanan maçlarla tamamlandı.

İlk korta çıkan oyunculardan Elena Dementieva, 4 numaralı seri başı olarak katılığı Wimbledon’da formda grafiğini vatandaşı Elena Vesnina karşısında da korudu. İkinci servisinde tekrardan problem yaşasa da rakibinin bunu iyi değerlendirememesi ve yeterince atak oynamaması Dementieva’nın işini kolaylaştırdı. Baseline’dan rakibine çok derin toplar yollayarak rakibinin dengesini devamlı bozan Dementieva, 69 dakika süren maçı çok zorlanmadan kazandı ve ismini çeyrek finale yazdırdı.

Bu turda açık ara favori gösterilen raketlerden Agnieszka Radwanska yine kortta çok etkili değildi. İnsiyatif alan, riskli vuruşlara giden taraf yine onun rakibi oldu. Turnuvanın sürpriz ismi Amerikalı Melanie Oudin iyi oyununu sürdürdü. İki sette de servis kırma avantajı yakalayan Oudin, tecrübe eksikliğini oldukça belli ettiği maçı 2-0 kaybetmekten kaçamadı.

Azarenka Favori Olarak Çıktığı Karşılaşmadan Galip Ayrılamadı

Belarus’un yıldızı Victoria Azarenka, tecrübeli Nadia Petrova karşısına favori olarak çıktı. Maça da hızlı giren Azarenka ilk set için servis atma şansını, ilk set sayısı şansını yakalasa da, yaptığı çift hatalar Petrova’yı sete ortak etti. Tie-break’e giden seti Azarenka kazanırken ikinci sette servis kırma avantajı yakalayan isim Petrovaydı. İlk sette de hakemlerin kararlarını devamlı sorgulayan Azarenka, ikinci sette de birkaç ortada ve yalnış kararın ardından oyunun içine giremedi. Çizgi hakeminin kararlarını maçın baş hakemiyle tartışan Azarenka, bu şekilde bir drama içinde geçen seti 6-2 kaybetti. Petrova bu sette aktif olan taraf olarak 18 winner ile rakibinden tam tamına 10 fazla winner üretti. Son set tam anlamıyla bir psikolojik savaş olarak başladı. İlk olarak servis kıran Petrova oldu; fakat karşılıklı servis kırmalar uzun süre sürdüler. Oyunda daha sağlam ve kuvvetli kalan Azarenka rakibinin servisini bu sette 3 kez kırarak seti 6-3 kazandı ve ilk Wimbledon çeyrek finaline yükseldi. Güzel ve hırslı oyunu her ne kadar büyük bir ilgi uyandırsa da, bayanlar tenisinde daha bu kadar acemi ve yeni yükselen bir yıldız olarak kort içinde saygısız tavırları onun seyirciler tarafından sevilen bir oyuncu olmasını engelleyebilir. Özellikle ikinci setin sonunda çizgi hakemine doğru tenis topunu raketi ile fırlatacak gibi yapıp bırakması büyük bir tepki alacak gibi gözüküyor.

Williams Kardeşlerden Birer Zafer Daha

Geçtiğimiz iki senenin şampiyonu Venus Williams, Ana Ivanovic karşısında maça fırtına gibi girdi. Art arda servis kıran Venus, tamamıyla üstün olduğu ilk seti 6-1 aldı. İkinci setin ilk oyunu esnasında Ivanovic bacağındaki rahatsızlıktan ötürü sağlık molası aldı. Ivanovic korta geri dönüp oyunu tamamladıktan sonra maçtan gözyaşları içinde çekildi.

Serena Williams da kardeşi gibi bu turda çok vakit kaybetmeyen oyuncular arasındaydı. Daniela Hantuchova karşısında 55 dakikada 6-3 6-1 ile zafere ulaşan Serena, finalin en büyük adayı olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Soderling Federer’e Yine Kaybetti

Roland Garros finalinin rövanşında Ekselansları bıraktığı yerden maça girdi ve ilk sette eline geçen şansları iyi değerlendirdi ve tek servis kırmalık üstünlükle seti 6-4 kazandı. Soderling ikinci sette servis performansını yukarıya çekti. Federer de servisine rahatlıkla tutununca set tie-break’e gitti. Bu set boyunca Soderling Federer’den daha fazla sayı kazanmasına rağmen tie-break’te yaptığı 3 basit hata seti kaybetmesine neden oldu. Soderling bu sette oyuna soktuğu 19 sayıdan da puan çıkartırken, Federer oyuna soktupu 23 servisin 22’sinden sayıyla döndü. Kusursuz oynadığı maçın 2. setinde Federer sadece ama sadece 3 basit hata yaptı. Bu istatistiklerden anlaşılabileceği gibi Federer’i çim kortta yenmek için bir çok alanda mükemmel oynamanız ve iyi bir karşılayıcı olmanız gerekiyor. 3. sette maç biraz sıkıcı bir hal aldı. Kısa süren servis oyunlarının ardından durum 4-4’e geldi. Federer’in servis oyununda tek kelimeyle 2 adet inanılmaz 100mil’in return winner üreten Soderling maçta ilk kez servis kırma şansı yakaladı. 2 kez elde ettiği şansları değerlendiremeyen Soderling maça dönmek için büyük bir fırsatı kaçırmış oldu. Bu sette tie-break’e gitti fakat bu sefer ilk olarak mini-break avantajını yakalayan taraf Soderling oldu. Tie-break’te eline geçen diğer fırsatlarıda değerlendiremeyen Soderling, böylece Wimbledon’a burada veda etti. Federer ise şampiyonluk yoluna emin adımlarla devam ediyor.

Tommy Haas – Marin Cilic

Marin Cilic karşısında 4 saati aşkın 2 gün süren maçın ardından 1 gün dinlenme şansı bulan Alman formda tenisçi Tommy Haas bu sene Halle’de aldığı zaferin ardından galibiyet serisini toprak kort oyuncusu sınıfına giren Igor Andreev karşısında da sürdürdü. Bu maçta beraber inanılmaz bir istatistikte yakalayan Haas, maç boyunca oyuna soktuğu 57 ilk servisinin 54’ünden sayı çıkarmayı başardı. Fileye geldiği 46 sayının 38’inde sayıyı kazanmayı başardı. Tam bir çim kort tenisi oynadığı maçı 7-6 6-4 6-4 kazandı.

Schiavone Sürpriz Olarak Çıktığı Karşılaşmayı Kazandı

Tecrübeli İtalyan Francesca Schiavone, bu sene güzel bir form grafiği ve çıkış yakalayan bir diğer tecrübeli Fransıza karşı maça sürpriz olarak çıktı. Ancak maç beklenildiği gibi başlamadı ve Schiavone ilk seti 6-2 kazandı. Bu sette servisinden sadece 3 puan kaybeden İtalyan arkasına büyük bir rüzgarıda almış oldu. İkinci set ilk setin aksine oldukça iki yönlüydü. Özellikle basit hatalarını çok sınırlı tutan Razzano seti tie-break’e taşıdı. Burada bir an için vitesi arttıran Schiavone üst üste aldığı mini-breakler ile sete ve böylece çeyrek finale uzanmış oldu.

Sabina Lisicki – Carolina Wozniacki

İki genç ismin karşılaşmasında, bir önceki tur Svetlana Kuznetsova’yı devirerek çok büyük bir süprize imza atan Sabina Lisicki, Carolina Wozniacki karşısında oldukça çekişmeli geçen ilk seti 6-4 kazandı. Sette belki de en önemli istatistik servis kırmadaki başarı yüzdeleriydi. Wozniacki eline geçirdiği 4 şansı da değerlendiremezken, Lisicki eline geçen iki şanstan birini değerlendirince geriye servisine tutunmak kaldı ve bunu da beklenmedik bir biçimde oldukça olgun bir şekilde başardı diyebilirim. Lisicki ikinci setede servis kırarak girdi. Kendi servisinde üst üste 3 servis kırma puanınıda çeviren Lisicki maçı kazanmak adına çok büyük bir adım atmış oldu. Bu avantajını rahatlıkla sürdüren Lisicki bir büyük sürprize daha imza attı. Wozniacki’nin performansı ise bu maç için büyük hayal kırıklığı yarattı.

Ivo Karlovic – Fernando Verdasco

Bu sene Wimbledon’da 4. tura çıkarak bir bakıma önemli bir süpriz yapan Ivo Karlovic, oldukça çekişmeli geçmesi beklenen karşılaşmada Fernando Verdasco’nun karşısındaydı. Maçın ilk seti beklenildiği gibi rahat servis oyunlarıyla geçildi ve setin galibini tie-break belirledi. Karlovic’e tek bir mini-break almak seti getirmeye yetti. İkinci setin galibi de tie-break’te belli oldu. Bu sefer erken mini break avantajını yakalayan Verdasco’ydu. Bu avantajını iyi değerlendiren Verdasco, setlerde durumu 1-1’e getirdi. Maçın 4. setinde maçtaki tek servis kırma yaşandı. Bunu yapan isim Karlovic’ti. Maçın 4. ve son seti de tie-break’e gitti. 3 set sayısı çevirdiği seti ve maçı kazanan Hırvat tenisçi Karlovic oldu.

Lleyton Hewitt – Radek Stepanek

Hewitt, Galibiyetinin Ardından Seyirciyi Selamlıyor

Avustralyalı eski şampiyon Lleyton Hewitt, oyun stili kendisininkine çok benzeyen rakibi Radek Stepanek karşısındaydı. Stepanek iki 5 setlik maçın ardından Pazar gününkü dinlenmeyi çok iyi değerlendirmiş gibi gözüküyordu ve ilk sette biraz daha aktif olan taraftı. Tenis kalitesinin üst düzeyde olduğu, servis-volelerin havada uçuştuğu ilk seti Stepanek 6-4 kazandı. Seti kazanmanın verdiği moralle Stepanek ikinci sete de hızlı girdi. Hewitt ise kort içinde yeterince hırslı gözükmüyordu. Stepanek art arda kırdığı servislerle 2. seti rahat bir şekilde bitirdi. Bu andan sonra oyunun gidişatı ciddi anlamda değişti. Basit hataları artan Stepanek oyundaki kontrolünü ve ritmini kaybetti. Bu da sonuç olarak 2-0’dan önemli bir maçı kaybetmesine neden oldu; fakat Hewitt’in de buradaki formunu ve maçtan kopmayışını alkışlamak gerekir diye düşünüyorum.

Dinara Safina – Amelie Mauresmo

Bayanlar dünya 1 numarası Dinara Safina eski şampiyonlardan Amelie Mauresmo ile karşılaştığı maça hızlı bir giriş yaptı ve 3-0’lık üstünlük yakaladı ancak Mauresmo hemen toparlandı, hatta toparlanmakla kalmadı ve üst üste 5 oyun kazanarak setin kapısını aralamış oldu ve sonuçta da seti 6-4 kazanan taraf oldu. Arkasına aldığı rüzgarla beraber ikinci sete iyi başlayan Mauresmo ilk servis oyununda servis kırmayı başardı. Ancak bu sefer geri dönüşü yapan isim Safina oldu. Geri dönüşleri ile ünlü bir hale gelen Safina hem setlerde hem de ikinci sette geri düşmesine rağmen ordan geri gelip çeyrek finale yükseldi.

Diğer Karşılaşmalar

Bu turun beklenen karşılaşması Tomas Berdych-Andy Roddick maçı hiçte beklenildiği gibi yakın geçmedi. Mükemmel bir servis performansının yanında %32’lik de return sayısı alan Roddick 108 dakikada turu geçmeyi başardı.

Öte yandan turun favori isimlerinde Juan Carlos Ferrero, Gilles Simon karşında seri setlerle çeyrek finale yükseldi.

Wimbledon’da Bir Gece Maçı: Andy Murray – Stanislas Wawrinka

Günün en son karşılaşmasında ise ev sahibi Andy Murray, Stanistas Wawrinka karşısına çıktı. İlk sete Wawrinka fırtına gibi girdi ve ard arda servis kırarak seti 6-2 kazandı. İkinci sette Murray oyuna girmeyi başardı ve sadece 1 basit hata yaptığı seti 6-3 kazandı. Maçın 3.seti çok önemliydi, setin 5.oyununda Wawrinka 2 servis kırma puanını değerlendiremeyince psikilojik olarak yıkıldı ve belkide maçı sonuna kadar götüremeyeceğini düşündü. Bu dakikadan sonra oyun bile kazanamayan Wawrinka seti 6-3 kaybetti. 4.sette bu sefer 7. oyunda Wawrinka sette ilk servis kırma şansını yakalayan taraftı fakat Murray yine servisine tutunmayı başardı. 8.oyunda servis kırmayı başaramayan isim bu sefer Murray oldu. Setin 9. oyununda Wawrinka yine servis kırma şansı yakaladı fakat bunuda değerlendiremedi. İstikrarlı bir şekilde returnlerini sürdüren Wawrinka ilk setten sonra ilk defa rakibinin servisini kırıp seti de kendi servisiyle kapadı. Karar setinde Murray kendine güvenini sayıları uzatarak gösterirken, yorgunluğun da etkisiyle Wawrinka sayıları kısa tutup winner üretmeye çalışırken basit hatalar yapıyordu. Murray son setin 2. oyununda 40-0 geriden gelerek servis kırdı ve skoru 3-0’a getirerek maç için çok büyük bir avantajı eline geçirdi. Ancak Wawrinka hiçte kolay pes edeceğe benzemiyordu. Servis kırıp, servis oyunlarında bulduğu kritik ace’ler ile sette durumu 3-3’e getirdi. Bu sefer vitesi arttırma sırası Murray’e geçmişti. Wawrinka’nın birkaç basit hatası Murray’e maçı bitirme şansı verdi. Murray bu hediyeyi geriye çevirmedi ve rakibinin servisini bu sette 2.k ez kırarak maç için servis atma şansı yakaladı.Yere düşen Wawrinka bu kez yerden kalkalmadı ve bir üst tura yükselen isim Murray oldu. Wawrinka her ne kadar maçı kaybetmiş olsa da bu ikili bu turnuvanın en güzel tenisinin oynandığı maça imza attılar. Özellikle forehand rally’leri bir boks maçını andırırcasına, karşılıklı yumruklar şeklinde geçen maçta daha az hata yapan taraf ve maçı da hakeden isim Murray maçı kazanıp ikinci sene üst üste Wimbledon çeyrek finaline ulaştı. Bu maç ayrıca Wimbledon’da oynanan ilk gece maçı olarakta tarihte yerine aldı. Yağmurdan ötürü çatısı kapatılan merkez kort ışıklandırdı ve maç geç saatlere kadar devam etti. Wimbledon tarihinin ilk gece maçını bir ev sahibi ismin kazanması da ayrıca oldukça dramatik bir son oldu.

Bayanlar Çeyrek Final Mücadeleleri Eşleşmeleri

Salı günü bayanlarda çeyrek final mücadeleri oynananacak. Bir gün dinlenecek erkekler ise çeyrek final maçlarını çarşamba günü oynayacaklar.

Bayanlarda bugünkü eşleşmelere kısa bir şekilde değinmek gerekirse:

Venus Williams Agnieszka Radwanska karşısına açık ara favori olarak çıkacaktır. Radwanska’nın çok pasif bir oyun ortaya koyduğunu düşünürsek, Venus basit hatalarını sınırlarsa bu maçı kısa bir şekilde 2 setle rahatlıkla tamamlayabilir.

Serena Williams ise Victoria Azarenka ile oynayacak. Serena bu sene Avustralya Açık’ta rakibine karşı ilk seti kaybetmişti; fakat rakibi ikinci sette oyundan çekilmişti. Miami finalinde ise Azarenka 6-3 6-1 kazanmıştı. Bu turnuva için konuşmak gerekirse Serena çok daha baskın gözüküyor fakat bu seneki geçmişlerini göz önüne alırsak Azarenka Serena karşısında iyi bir oyun ortaya koyuyor. Ufak stratejilerin maçın sonucunu belirleyeceğini düşünüyorum. Favori Serena olsa da, çok yakın geçmesini beklediğim bir karşılaşma.

Elena Dementieva bu turun bir başka favorisi. Francesca Schiavone ise sürprizler yaparak buraya geldi diyebiliriz. Bu maçın yolunu Dementieva’nın ikinci servisleri çizecektir. Schiavone ikinci servislerde yakaladığı fırsatları değerlendirebilirse Dementieva’yı çok rahatsız eder ve maça ortak olabilir.

Dünya 1 numarası Dinara Safina, bu turnuvanın sürpriz çıkış yakalayan ismi Sabina Lisicki ile karşılaşacak. Daha önce oynadıkları tek karşılaşma geçen sene Avustralya Açıktaydı. Bu karşılaşma esnasında Lisicki’nin Wta numarası 194 idi; fakat buna rağmen büyük bir sürprize imza atmayı bilmişti. Buradaki formunu da göze alırsak bu maç her sonuca açık diye düşünüyorum.

Haz
28

Wimbledon’da İlk 3 Tur Geride Kaldı

Roger Federer Wimbledon 2009 2. Tur Mücadelesi Öncesi Hazırlık Yapıyor

Türkiye’deki yayın haklarının verdiği zorluklar nedeniyle bu hafta boyunca internetten takip etmeye çalıştığım turnuva, beklentilerinde üzerine çıkarak izleyebilenlere zevkli anlar yaşatıyor. Hem erkekler hem bayanların eşleşmelerinde çok büyük sürprizler olmasa da, ufak tefek çıkışlara ve inişlere, favori oyuncuların form durumlarına ve ikinci haftada bizi bekleyen anlara değineceğim.

Erkeklerin başrolünü oynadığı dünya tenisinde ilk sözü onlara vermek gerekir diye düşünüyorum.

4. Turda Federer – Soderling’i İzleyeceğiz

Turnuvanın erkeklerdeki en büyük favorisi Roger Federer, haftaya Yen-Hsun Lu ve Guillermo Garcia-Lopez’i seri setlerle geçerek başladı ve en son turda Philipp Kohlschreiber’i 3-1 ile geçerek Roland Garros finalinin rövanşını sağlıyacak eşleşmenin ilk ayağını oluşturdu. Rakibi bu yıl Roland Garros ile birlikte büyük çıkış yakalayan Robin Soderling ise ilk turda Gilles Muller’i, ikinci turda Marcel Granollers’i 4 sette ve Nicholas Almagro’yu seri setlerle geçerek Federer’in rakibi oldu.

Bu ikilinin mücadelesi her ne kadar büyük bir heyecanla beklense de, Federer oynadığı tenis ve tecrübesi ile büyük bir adım boyu önde gözüküyor. Federer oynadığı 3 karşılaşmada da, puanları dikte eden, çoğunlukla rahat bir hava ile oynayan taraftı. Kendini çeşitli puanlarla ve oyunlarla finale doğru eğiten ve hazırlayan performansı ile ilk haftanın en başarılı ismiydi diyebilirim. Öte yandan Soderling servisi ile oyuna tutunmayı başarıyor ancak oyunda ki iniş ve çıkışları çok olduğundan ötürü, bunların telafisinin Federer karşısında kolay olmadığı bir Wimbledon’da bir üst tura çıkması çok zor.

Ivo Karlovic 4. Turda

İlk haftanın bir başka flash ismi Wimbledon öncesi sessizliği ile herkesi meraklandıran Ivo Karlovic oldu. Kariyeri boyunca Grand Slamlerde ikinci turu görmekte zorlanan Karlovic turnuvanın en istikrarlı servis performansını ortaya koyuyor. Servisinin kırılması imkansız gibi gözüken Hırvat raket ilk iki turu çok rahat geçti. 3. Turda Jo Wilfried-Tsonga karşısında sürpriz olarak gösterildi fakat buna nazaran rakibini 4 sette, tam tamına 46 ace atarak geride bırakan Karlovic bir üst turda İspanyol Fernando Verdasco ile karşılaşacak. Verdasco zayıf rakiplerinin karşısında bile zorlanan bir performans ortaya koyuyor. Bolca tie-break oynanmasını beklediğim karşılaşmada favori bu servis performansı ile Karlovic olacaktır. Karlovic eğer bu turu geçerse, karşısında oynamayı çok sevdiğini söylediği Roger Federer gelebilir.

Dünya 4 numarası Novak Djokovic ilk turda Julien Benneteau karşısında biraz zorlansa da, her geçen tur performansını bir üst seviyeye çıkarıyor. 4. turda turnuvanın sürpriz bir şekilde çıkış yapıp Rainer Schuettler ve Tommy Robredo gibi isimleri geride bırakan Dudi Sela ile karşılaşacak olan Djokovic bu turu her halükarda geçecektir ve olası olarak yarı finalde Roger Federer ile eşleşebilir.

Andreas Seppi ilk turda James Blake’i devirerek turnuvanın önemli sürprizlerinden birini gerçekleştirdi. İkinci turda Marc Gicquel karşısında 5 setle zafer ulaştı fakat bunun yorgunluğunu Igor Andreev karşısında oldukça fazla hissetmesi maçı kaybetmesinin en büyük nedenlerinden biriydi. Andreev 4. turda, belkide ilk haftanın en zevkli mücadelerinden birinin yaşandığı Tommy Haas-Marin Cilic karşılaşmasının galibi ile oynayacak. Haas ilk iki setini kazandığı maçta ritmini kaybedince, maçta ki avantajını da yitirdi. 4 saati aşkın süren maç 5.sette skor 6-6 iken karanlık sebebiyle bir sondaki güne ertelendi. Cumartesi korta çıkan ve daha canlı olan taraf Haas idi ve maçı da 10-8’lik son setle kazanmasını bildi. Haas eğer Andreev karşısında beklenildiği gibi bir üst tura yükselirse, Halle finalinin rövanşını Djokovic ile oynayabilir.

Hewitt Hızlı Başladı

2002 yılı Wimbledon şampiyonu Lleyton Hewitt turnuvaya çok hızlı başladı. İlk turda Robby Ginepri’ye göz açtırmayan Avustralyalı raket turnuvanın içinci turunda büyük bir sürprize imza attı. Dünya 5 numarası Juan Martin Del Potro karşısında sadece 14 basit hata yapan Hewitt, maçı da 3-0 kazanmasını bildi. Hewitt’in 4.turdaki rakibi önce Potito Starace’yi, ardından David Ferrer’i 5 setle geçen Radek Stenapek olucak.

4. Turdaki Diğer Karşılaşmalar

Ayrıca 4. turda iki büyük servisin mücadelesine tanıklık edeceğiz. Andy Roddick Queen’s teki sakatlığından kurtulmuş gibi gözüküyor. Kendi servisinde problem yaşamayan Roddick servis karşılamada zaman zaman sıkıntı çekse de 4. tura kadar rahat geldi. Rakibi Çek Tomas Berdych ise çok formda. Bu tura kadar hiç set kaybetmeyen Berdych bir önce ki turda daha önce 8 kere kaybettiği Nikolay Davydenko’yu çok rahat geçti ve morallendi. Bu mücadele bir sürprize gebe olabilir. Kesinlikle izlenmesi gereken maçlardan biri olan bu büyük servislerin mücadelesi Pazartesi günü oynanacak.

Ev sahibi isim, Dünya 3 numarası Andy Murray beklenildiği gibi turları rahat bir şekilde geçti. 4. turda kendisi gibi çok yorulmayan İsviçre 2 numarası Stanistas Wawrinka ile karşılaşacak ve muhtemelen kazanacağı maçın ardından çeyrek finale kadar yolu oldukça açık gözüküyor. İngilizlerin Murray’den beklentileri çok yüksek fakat turnuvada onun gibi formda olan çok isim var. Şu an için rahat gözüken İngiliz raketi çok daha çekişmeli mücadeler ilerleyen turlarda bekliyorlar.

8 numaralı seri başı Gilles Simon pek de rahat olmadığı zeminde eşleşmelerinde yardımı ile 4.tura kadar gelmeyi başardı. Bu turda Juan Carlos Ferrero ile karşılaşacak olan Simon’un işi hiç kolay olmayacak. Ferrero ilk turda Fabrice Santoro’yu sonrada çim kortlarda başarılı bir başka isim Mikhael Youzhny’i rahatlıkla geride bıraktı. 3.turda karşısında bu sezonun formda isimlerinde, Roland Garros yarı finalisti Fernando Gonzalez vardı. Maç geneline bakıldığında daha etkili ve baskın olan taraf Gonzalez olmasına karşın önemli anlarda, önemli puanları iyi oynayıp servis kırma avantajlarını iyi değerlendiren Ferrero maçı zorda olsa kazanmasını bildi.

Bayanlar

Bayanlarda turnuvanın en büyük favorileri Williams kardeşler fire vermeden yollarına devam ediyorlar. İki isimde set kaybetmediler ancak Serena şu an için daha iyi görünen taraf diyebiliriz. Olası finalde ise ne olacağını şimdiden kestirmek çok güç. Çim kortta Venus kardeşine karşı avantajlı olsa da, daha formda gözüken isim Serena… Serena Williams, bugünlerde tekrar kendisini bulan Daniela Hantuchova ile karşılacak, öte yandan Venus ise ilk turdan zar zor çıkan fakat sonradan açılan Ana Ivanovic ile oynayacak. Serena’nın turu rahat geçmesi beklenirken, Venus-Ivanovic eşleşmesi kesinlikle kaçırılmaması gereken bir mücadele olacak.

Bir diğer güzel eşleşme ise bu senenin formda isimlerinden Victoria Azarekna ile bu turnuvanın oyun başına en çok ace atan oyuncularında başı çeken Nadia Petrova arasında gerçekleşti. Pazar günü oynanacak karşılaşma büyük bir çekişmeye sahne olacaktır. Azarenka galibiyete daha yakın gözükse de, yakın geçmesi beklenen mücadele Pazar gününüzü daha keyifli bir hale sokabilir.


Elena Dementieva

4. turdaki potansiyel çekişmeli maçlardan biride iki Rus arasında oynanacak. Basit eşleşmelerin de yardımıyla buraya kadar gelen Elena Dementieva, Wickmayer Dushevina ve Cibulkova gibi isimleri eleyerek önemli sürprizlere imza atan Elena Vesnina ile karşılaşacak. Her türlü sonuca açık bu maçın galibi ise Virginie Razzano-Francesca Schiavone maçının kazananı ile bir üst turda eşleşecek.

Cumartesi günkü mücadelelerle beraber bayanlarda büyük sürprizler yaşandı. İlk turdan itibaren sürpriz ardından sürpriz yapan Amerikalı raket Melanie Oudin, önce Bammer’i, ardından Shevedova’yı yenerek 3. tura yükseldi. 3. turdaki rakibi eski Dünya 1 numarası Jelena Jankovic’ti. Jankovic bu tura kadar oldukça rahat yükselmişti fakat karşısında böyle bir mücadele beklemiyordu. İlk sette set puanları çevirip seti almasına rağmen fiziksel olarak yetersiz gözüken ve aldığı sağlık molaları ile de kendini toparlamaya çalışan Jankovic bu girişimlerinde başarılı olamayınca turuda kaybetmiş oldu. Oudin bir üst turda Agnieszka Radwanska ile karşılaşacak. Radwanska turları geçmesine rağmen hiç göze hoş gelen bir tenis oynamıyor. Baseline’da ordan oraya koşup topları çeviren Radwanska’nın bu tura gelmesinde ki en büyük nedenlerden biri rakiplerinin yaptığı basit hatalar oldu. Son turda Na Li karşısında sadece 6 winner üreterek maçı kazanmış olması da bu teorimi destekleyen en büyük istatistik olsa gerek.

Sabina Lisickiden Sürprizi

Bir diğer büyük sürpriz genç Alman raket Sabina Lisickiden geldi. Lisicki ilk turda Anna Chakvetadze’yi geçerek bunun sinyallerini vermişti. 3. turda Roland Garros şampiyonu Svetlana Kuznetsova karşısında olağanüstü bir mücadele sergileyen Lisicki her alanda üstün olduğu rakibini iki sette geçmesini bildi. Bir üst turda işi hiç kolay olmayan Lisicki, çim kort sezonunda çok formda olan Carolina Wozniacki ile karşılaşacak.

4. Turda Safina, Mauresmo ile Karşılaşıyor

Dünya 1 numarası Dinara Safina ise ilk önemli mücadelesini 4.turda Amelie Mauresmo karşısında verecek. Eski şampiyonlardan Mauresmo tecrübesinin de yardımıyla Safina’nın başına dert açabilecek bir oyun sergiliyor. Bu maçı da kaçırmamanızı tavsiye ediyorum.

Haz
21

Wimbledon 2009 Başlıyor

By Efe Başaran  //  Tenis  //  4 Comments

Kısa bir sürenin ardından yine bir başka Grand Slam ile dolu iki hafta geçireceğiz. Wimbledon bugün başlıyor. Turnuvanın başlamasına dakikalar kala bu turnuva hakkında genel kültürümüzü arttırmak için belli başlı bilgileri edinmekte fayda var.

Grand Slamler

Wimbledon’a giriş yapmadan önce genel olarak Grand Slam kavramı ve geçmişi hakkında merak edilenleri paylaşalım. Bildiğiniz üzere Grand Slamler, Avustralya Açık, Roland Garros, Wimbledon ve Amerika Açık’tan oluşuyorlar. 1938 yılında Don Budge bu 4 büyük turnuvayı aynı yıl içinde kazanınca, Amerikalı yazar Allison Danzig’in ‘Budge başarıların Grand Slam’ine ulaştı’ demesiyle birlikte bu turnuvaların her biri Grand Slam diye adlandırılmaya başlandı ve 1989’da bu 4 turnuva birleşerek Grand Slam komitesini oluşturdular.

Roger Federer ve Pete Sampras erkeklerde 14 galibiyetle en çok Grand Slam kazanan isimler olurken, bayanlarda Margaret Court tam 24 Grand Slam kazanarak kırılması güç bir rekora imza attı.

Wimbledon Nasıl Başladı?

Wimbledon’un başlangıcı 1868 yılında Worple Road’da kurulan, orijinal adıyla ‘The All England Croquet Club’ olan kulübün kuruluşuna dayanıyor. 1875 yılında Binbaşı Walter Clopton Wingfield’in çim tenisi, ya da original adıyla ‘Sphairistike’ kulübün aktiviteleri arasına alınır. 1877 yılında kulübün adı ‘The All England Croquet and Lawn Tennis Club’ olarak değiştirilir ve ilk turnuva oynanmaya başlanır. Kortun uzunlukları, netin yüksekliği gibi ayrıntıların dışında benzer kurallarla oynanan , finalinin 200 kişi tarafından izlendiği turnuvayı Spencer Gore kazanır. Bu mekandaki yerleşim ‘Merkez kort’ ortada olmak üzere, diğer kortların bunun etrafında konumlandırılmasından oluşur. Yıllar içinde yeni kortlar ve stadyumlar eklensede bu düzenek değiştirilmemiştir. Bu yüzdendir ki genelde bu tür turnuvalarda isimlendirilen ana kortlar Wimbledon’da Merkez Kort olarak kalmıştır.

1884 yılıyla beraber mücadelere dahil olan bayanların ilk şampiyonu ise Maud Watson olmuştur. Yeni yüzyıla girildikten sonra turnuva uluslararası bir yapı almıştır ve 1905’te Amerikalı May Sutton ilk yabancı bayan şampiyonu olurken, 1907’de Avustralyalı Norman Brookes ilk yabancı erkek şampiyonu olarak tarihe geçmiştir.

Birinci Dünya Savaşı zamanında tesisler halkın ihtiyaçlarına açılmış ve yeni bir alana taşınma planarı yapılmaya başlanmıştır. 1922 yılında Church Road’da şimdi oynanan turnuva merkezi inşa edilmiş ve merkez kortun o yılki kapasitesi biraz da tenisin popülaritesini arttırmak amacı ile 14000 kişi olarak belirlenmiştir.

İkinci Dünya Savaşı ile birlikte tesisler tekrardan halkın ihtiyaçlarına açılmıştır. Yangın ve ambulans merkezi olaran sivil savunma için kullanılan tesisler 1940 yılında bombalanmış ve merkez korta isabet eden birkaç bomba 1200 koltuğun yıkılmasına sebebiyet vermiştir. Verilen savaş arasının ardından 1946 yılında mücadeleler merkez kortta tekrar başladı. 1950’li yıllarda hava ulaşımının yaygınlaşmasıyla beraber turnuvanın tüm oyunculara açılması söz konusu olmuştur. Uzun süren çabalar ve müzakerelerin ardından ilk Wimbledon Açık şampiyonası 1968 yılında yapılmış ve erkeklerde Rod Laver, bayanlarda ise Billie Jean King’in zaferleri ile sonuçlanmıştır.

O yıllardan 21. yüzyıla kadar büyük bir gelenek haline gelen Wimbledon turnuvası 4 Grand Slam arasında en prestijli olan turnuva olarak kabul edilir. Bu özel turnuvanın özel stadyumu olan Merkez Kort 1922 yılında 14000 kişi için yapılmış fakat geçtiğimiz sene bu kapasite 15000 kişiye çıkartılmıştır. Ayrıca bu sene yapılan bir yenilemeyle merkez kortun üzerine 10 dakikada kapatılacak bir çatı sistemi yapılmıştır. Merkez kortun girişinin üstünde Rudyard Kiplings’in bir şiirinden alıntı olarak yazılan “If you can meet with triumph and disaster / And treat those two imposters just the same” sözü belki de bu stadyumu anlatmak için yeterli. Wimbledon’un ikinci büyük kortu ise yine basit bir şekilde 1 numaralı kort diye adlandırılmıştır. 1997 yılında açılan stadyumun kapasitesi ise 11429 kişidir.

Bu turnuvanın sayfalarına isimlerini altın harflerle yazdıran isimler başlıca; erkeklerde 7 turnuva galibiyetleri ile Pete Sampras ve W.C. Renshaw olurken, bayanlarda Martina Navratilova 8 turnuva zaferi ile bu dalda başı çekmektedir.

Bu yıl Wimbledon’da toplam £12,550,000 ödül dağıtılacak. Tekler şampiyonları £850,000 ve finalistleri £425,000 ile ödüllendirilirken, Çiftler’de ise şampiyon ekip kişi başı £230,000 kazanacak.

Nadalsız Bir Turnuva

Geçtiğimiz sene oynanan epik finalin ardından bu sene Wimbledon için büyük beklentiler yaşayan tenis severler Rafael Nadal’ın turnuvadan çekildiğini açıklaması ile büyük hayal kırıklığına uğradılar. Nadal yaptığı iki hazırlık karşılaşmasının ardından böyle büyük bir turnuvada oynamak için yeterli fizik gücünün olmadığını bu yüzden turnuvadan çekilme kararı aldığını söyledi. Avustralya Açık’tan sonra dizinde ki sakatlık her geçen gün kötüye giden Nadal, Roland Garros sonrasında büyük bir tedavi sürecine girmişti fakat anlaşılan bu onun için yeterli olmadı. Dünya 1 numarasını burada göremeyecek olmak çok üzücü. Eşleşmelerde onun yerini Juan Martin Del Potro alıcak.

Rafael Nadal’ın turnuvaya katılmaması büyük üzüntü yaratsa da mutlaka bazı sporcular arasında, bu büyük bir sevinç kaynağı olmuştur. İlk olarak turnuvanın son 6 senedir finalinda olan, bunların beşini kazanan Roger Federer, Rafael Nadal katılsa bile şampiyonluğun en büyük favorisi olacaktı; ancak eminiz ki karşısında görmek istediği en son kişi her zaman Rafael Nadal idi. Federer’in final yolunda kolay bir eşleşmesi olduğu düşünülüyor. Roland Garros finalisti Soderling ile çeyrek finalde ve Novak Djokovic ile yarı finalde karşılaşma ihtimali olsa da, çim kortta bu iki isim karşısında da çok zorluk çekeceğini düşünmüyorum.

Öte yandan eşleşmelerin Rafael Nadal tarafından olan ev sahibi isim Andy Murray, Nadal’ın çekilmesinin ardından finalin ikinci adayı oldu. Yarı finale kadar yolu çok rahat gözüken Murray, yarı finalde de Roddick veya Del Potro ikilisinden biriyle karşılaşabilir. Bu turnuvanın mutlak finali ise Andy Murray-Roger Federer olacak gibi gözüküyor.

Andy Murray mi Roger Federer mi?

Roger Federer bu maça da açık ara favori çıkacaktır ancak Murray karşısında son 4 karşılaşmasını sert kortlarda kaybetmesi büyük bir istatistik olarak karşımıza çıkıyor. Murray çim kortlara yeni yeni adapte oluyor olsa da, özellikle ev sahibi avantajını kendi lehine çevirebilirse , heyecan yerine ateşleyici güç yaratabilirse olası finalde büyük bir sürpriz yapıp İngilizlerin uzun süren bekleyişini sonlandırabilir.

Bayanlar’da Williams Kardeşler Favori

Bayanlarda ise son 9 senenin 7’sinde zafere ulaşan Williams kardeşler bu sene de yine en büyük favoriler olarak dikkati çekiyorlar. Özellikle Serena Williams için finalin yolunda Victoria Azarenka dışında onu zorlayacak dişli rakip zor çıkacak gibi gözüküyor. Her ne kadar Jie Zheng ve Elena Dementieva geçen sene burada iyi yerlere gemiş olsalarda, bir sürprize imza atabileceklerini düşünmüyorum. Venus Williams tarafında ise Stosur, Radwanska, Jankovic, Safina ve Kuznetsova gibi güçlü isimler bulunuyor. Venus bu yoldan finale kadar gelebilir mi bilmiyorum; fakat bu sene Venus’ü burada zafere ulaşırken görmüyorum.

Eski şampiyonlardan Maria Sharapova ve Amelie Mauresmo’nun performansları ise merakla beklenenler arasında yer alıyor.

Bu sene özellikle bayanlarda birçok beklenmedik sonuç beklediğim turnuvanın erkekler tarafında ise favorilerin daha başarılı olacağını ve daha keyifli maçlar izleyeceğimizi düşünüyorum.

Wimbledon’un ilk haftasında her turun ardından, turun özeti ve önemli maçları ile birlikte olacağız. Turnuvanın ikinci haftasında ise yine alıştığımız gibi her gün maç yorum ve sonuçlarıyla sizlerle birlikte olmaya çalışacağım.

Hepimize bol tenisli, keyifli iki Wimbledon haftası diliyorum.

Haz
20

Teniste Çim Kort Sezonu Açıldı

Roland Garros’un sonrasında, kısa bir aradan sonra tekrar sizlerle beraberiz. Bu sezonun ilk çim kort yazısında, geçtiğimiz iki haftanın kısa bir özetini ve bir sonraki yazımda Grand Slamlerden önce görmeye alıştığınız turnuva bilgi ve beklentilerini sizlerle paylaşacağım.

Bildiğiniz gibi sezonun sadece bir ayını meşgul eden çim kort sezonu 2 hafta önce açıldı. Genelde bu turnuvalar, çoğu sporcu için şampiyon olma amaçlı düzenlenen organizasyonlar olarak değil de toprak korttan çim korta geçiş için bir adaptasyon fırsatı ve Wimbledon’a hazırlık olarak değerlendiriliyor.

Halle’deki Turnuvayı Tommy Haas Kazandı

Bu hazırlık döneminin ilk haftasında klasikleşmiş iki turnuva oynandı. Almanya, Halle’de oynanan turnuva uzun yıllardır Roger Federer’in dominasyonuna maruz kalıyordu. Roland Garros galibiyetinin ardından Federer’in dinlenme ihtiyacı olduğunu söylemesi ve turnuvadan çekilmesinden sonra turnuvanın bu seneki favorisi Djokovic haline geldi. Çeyrek finalinde 5 Alman’ın oynadığı turnuvada, final geçen seneki maçın rövanşında Philipp Kohlschreiber’i yenen tecrübeli Alman Tommy Haas ile ikinci turda 5 maç puanı çevirerek finale kadar uzanan Novak Djokovic arasında oynandı. İlk setini Sırp oyuncunun kazandığı final mücadelesini, ilk servis performansını bütün maç boyunca koruyan ve %82 gibi bir sayı çıkarma yüzdesi yakalayan son haftaların formda ismi Tommy Haas kazandı.

Queen’s London Andy Murray’in Oldu

Bir diğer klasik turnuva olan Queen’s London turnuvasında Nadal’ın çekilmesiyle turnuvanın yeni favorisi haline gelen ev sahibi isim Andy Murray, İngilizlerin bu turnuvadaki 71 yıllık hasretini finalde James Blake’i yenerek giderdi. Turnuva boyunca çok dominant olan Murray’in bu turnuvada hiç set kaybetmemesi de Wimbledon öncesi İngilizlerin umutlarını arttırdı.

Nottingham Yerine Eastbourne

Hazırlıkların ikinci haftasında beklenildiği gibi erkeklerde Wimbledon’da yüksek seri başı olması beklenen isimler bu turnuvalara katılmamayı ve dinlenmeyi seçtiler. Bu sene alışılmışın dışında bir değişiklik yaşandı ve Nottingham turnuvası fikstürden çıkartıldı ve o turnuvanın yerine bayanlar ile erkekler turnuvaların birleştirilerek bu turnuva Eastbourne’e taşındı. 2 numaralı seri başı Dimitri Tursunov her zaman rahat olduğu çim kortlarda ilk zaferini finalde Kanadalı Frank Dancevic’i devirerek elde etti. S-Hertogenbosch’ta ise bir ilk gerçekleşti. Wild kartla turnuvaya katılan ev sahibi isim Ramon Sluiter, ATP turnuvaları tarihinde finale çıkan en düşük sıralamalı oyuncu oldu. ATP 866 numarası Ramon Sluiter finalde bu turnuvanın en formda ismi ile karşılaştı. Benjamin Becker, sırası ile Serra, Verdasco, Llodra ve Schuettler’i yenerek finale ulaştı. Finalde de özellikle ilk servisi ve bulduğu aceler ile sonuca giden Becker, zayıf rakibini 2 setle geçerek ilk kariyer şampiyonluğuna uzandı.

Bayanlar’da Seri Başı İsimler Turnuvaya Erken Veda Etti

Öte yandan bayanlarda yüksek seri başı isimlerin çoğu bu turnuvalarda boy gösterdi; fakat bir çoğu erken turlarda belki de bilerek elendi. Hollanda’da oynanan turnuvayı geçtiğimiz senenin galibi Tamarine Tanasugarn final yolunda, çeyrek finalde Flavia Pennetta’yı, yarı finalde de Dünya 1 numarası Dinara Safina’yı seri setlerle geride bıraktı. Finalde ise genç Belçikalı Yanina Wickmayer’i 2 sette yenen tecrübeli oyuncu kariyerinin ikinci turnuva zaferine yine aynı turnuvada ulaşmış oldu. Eastborne’da finalin ismi Carolina Wozniacki ve sürpriz bir şekilde Virginie Razzano’ydu. Razzano, finale kadar Dementieva, Radwanska ve Bartoli gibi isimleri geride bırakmasına rağmen başabaş geçen final mücadelesinde önemli anlarda önemli puanları kötü oynayınca mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Wozniacki kariyerinin 5. turnuva zaferini elde ederken, Wimbledon öncesi de büyük moral depoladı.

Bayanlarda toprak korttan sonra da aynı tip oyuncuların maçlarını galip tamamlaması bayanlar tenisinin gittiği yeri apaçık belli ediyor. ‘Hitter’ denilen, baseline’da kuvvete dayalı oyun ortaya koyan isimler turda gitgide artıyorlar. Maçların keyif zevki her geçen gün azalırken, özellikle bayan tenisinde aranan estetikten her geçen gün uzaklaşılıyor. Justine Henin, Martina Hingis gibi isimlerinde tenisi bırakmalarının ardından bu boşlukları dolduramayan bayanlar tenisi, bir kriz içine sürükleniyor gibi gözüküyor.

Haz
8

Roland Garros: Şampiyon Roger Federer

By Efe Başaran  //  Tenis  //  No Comments

Roland Garros 2009′un sürpriz finali, beklenmedik bir şekilde başladı.

Üstünde baskı olmayacağı düşünülen Robin Soderling, ilk servisini oyuna sokmakta güçlük çektiği ve sadece 3 winner ürettiği sette, karakter dışı bir oyun sergiledi. Seyirci desteğini de tamamıyla arkasına alan Federer, ilk servisinde hiç puan kaybetmedi ve 23 dakikada 3 kez servis kırarak seti 6-1 kazandı.

İkinci sette sayı olarak eşit bir görünüm oluşsa da oyun olarak Federer, Soderling’den 3 gömlek üstündü. Tie-break’e giden seti, tie breakte attığı 4 ace ile çok rahat bir şekilde alan Federer, ayrıca sette kazandığı 40 puanın 31’ini winnerla kazandı. Bu istatistik çok inanılmaz gözüküyor; fakat Soderling özellikle Federer’in servis oyunlarında ne bir servis karşılamaya çalıştı ne de topların peşinden koştu… Finale kadar dominant bir oyun sergileyip rakiplerini güçlü forehand’i ile baseline’da koşturan Soderling, bu ana kadar tam bir hayal kırıklığı yarattı. 2. setin üçüncü oyununda hiç istenmeyen bir olay yaşandı. Tribünden korta atlayan bir İspanyol taraftar, İspanya bayrağını salladıktan sonra bunu Federer’in sırtına geçirmeye çalıştı. Güvenliklerin bu olaya biraz geç müdahale etmesi ise ayrıca endişe vericiydi.

Maçın 3. setine de yaptığı basit hatalarla giren Soderling; “Finale yükselmek yeter, benden bu kadar” der gibiydi. Bu andan sonra ilk defa kendi gibi bir oyun koymaya çalışsa da ve Federer de buna düşen ilk servis yüzdesiyle yardım etse de, Soderling beklenilen direnci ve motivasyonu kesinlikle korta yansıtamadı.

Belki turnuva boyunca gösterdiği performans ile kusursuz bir görüntü çizmese de final karşılaşmasında rakibine karşı çok üstün olan Federer, hakettiği galibiyeti 115 dakikada rahat bir şekilde elde ederek, en büyük hedeflerinden biri olan kariyer Grand Slam’ine sonunda kavuştu.

Soderling maçtan sonra “Önemli anlarda yaptığı inanılmaz vuruşlarla maçı kendine çevirdi. Benden çok daha iyi oynadı” darken, Federer maçın bitmesi ile göz yaşlarına boğuldu ve bu galibiyeti eşi ve yakında doğacak çocuğuna armağan etti.