29
Amerikan Rüyası Finalde Son Buldu
ABD Sürprizler Tarihi!
Bugün 29 Haziran 2009. Bundan tam 59 sene önce 29 Haziran 1950 yılında Belo Horizonte’de (Brezilya) 1950 Dünya Kupası 2. Grup maçı oynanıyor. Bir tarafta futbolun favori sporlar arasında olmadığı, hatta birçok insanın hayatında hiç futbol ile ilgilenmediği bir ülke olan Amerika Birleşik Devletleri; öteki tarafta ise futbolun beşiği olarak kabul edilen ve kibirlerini bir yana bırakıp ilk defa bir Dünya Kupası’nda mücadele etme lutfu gösteren İngiltere Milli Takımı var.
O yılların şartlarında bir Dünya Kupası maçı bile olsa İngilizlerin Amerika takımına kaç fark atacağı üzerine bahisler oynanıyor. Ancak maç sonunda İngilizler hayatları boyunca unutamayacakları bir ders alırken, Amerikalılar daha sonra kitabını yazıp bu kitabı da filme* uyarlayacakları bir galibiyet alıyorlar. Maçı 1-0 kazanan Amerika takımının golü aslında Amerikan vatandaşı bile olmayan ama Amerika’da Columbia Üniversitesi’nde okuyan ve Amerikan Üniversiteler Ligi’nde gol rekorları kıran bir Haitili Larry Gaetjens’in ayağından geliyor.
Amerika Birleşik Devletleri Tekrar Sahnede
Şimdi tarih sayfalarından günümüze geri dönelim. Dün akşam Dünya Kupası sürecinin resmen başlangıcı olarak kabul edilen Konfederasyon Kupası’nın finali oynandı. Bir tarafta adeta mucizelerle finale gelmiş ve ilk defa bir FIFA organizasyonunda final oynama başarısını gösteren Amerika Birleşik Devletleri takımı; öteki tarafta ise bu kupayı 2 defa, Dünya Kupası’nı ise 5 defa kazanmış ve dünyanın en popüler takımlarından biri olan Brezilya Milli Takımı var. Ancak 59 sene öncekinden farklı olarak kimse Brezilya’nın Amerika’ya kaç gol atacağından bahsetmiyor; çünkü Amerika buraya gelene kadar çok canlar yaktı.
Aslında Amerika takımının grup maçlarına pek de iyi başladığı söylenemez. 15 haziranda İtalya karşısında 33. dakikada 10 kişi kalmalarına rağmen 41. dakikada penaltı vuruşuyla öne geçen Amerikalılar 58 ve 72’de sırasıyla Rossi ve De Rossi’nin gollerine engel olamayınca sahadaki kontrolü deneyimli rakiplerine kaybettiler. Bir de son dakikada Rossi’nin bir golü daha eklenince sahadan 3-1 mağlup ayrıldılar. İkinci maç ise güçlü Brezilya karşısındaydı ve 7. dakikada Melo ve 20. dakikada Robinho’nun attığı erken goller ile zaten Amerika’nın hiç şansı kalmamış oldu. Ancak yine de iki maçta kalesinde 6 gol görüp yalnızca 1 gol atabilen Amerika’nın mücadele gücünü herkes takdir ediyor ve Bob Bradley’nin oyuncularının önümüzdeki sene yapılacak Dünya Kupası’nda büyük takımlara çelme takabilecek bir rakip olarak görüyorlardı. Mısır’ın İtalya’yı yenmesi sayesinde matematiksel olarak yarı finale kalma ihtimali olsa da kimse bunu ciddiye almadı; çünkü ilk iki maçta mağlup olup -5 averajla üçüncü maça çıkacak bir takımın üst tura çıkması görülmüş şey değildi. Ama her şeyin bir ilki olduğunu 21 Haziran gecesi hep birlikte gördük.
Mısır takımı grup maçlarında teknik ve hızlı oyunuyla Brezilya’yı zorlamış ve İtalya’yı yenmişti. Son maçta da Brezilya’nın İtalya’yı yenmesi durumunda Mısır berabere kalsa bile çıkıyordu. Hatta o kadar averaj farkı vardı ki Amerika’nın gruptan çıkması için Mısır’ın en az üç farkla yenilip İtalya’nın da Brezilya karşısında 2 farktan büyük bir mağlubiyet alması gerekiyordu. Ama bu olacak iş değildi, olursa ancak mucize olurdu.
İşte milyonlarca insanın futbolu dünyanın en popüler ve yaygın sporu olarak göstermesinin nedeni bu mucizelerde saklıdır. Brezilya takımı o gece İtalya’yı 3-0 yendi ve Amerika takımı da Mısır’ı 3-0 ile geçince tabiri caizce ‘ucu ucuna’ yarı finale kalmış oldular. Herkes bir futbol mucizesinin meydana geldiğini yazıp çiziyordu ancak kimsenin fark etmediği durum vardı ortada: Henüz mucizenin başındaydık…
Yarı final eşleşmelerinde Brezilya ev sahibi Güney Afrika ile oynarken son Avrupa Şampiyonu, 35 maçtır yenilmeyen ve Brezilya ile bu konuda dünya rekorunu paylaşan, ayrıca gruptaki Güney Afrika galibiyeti ile de peş peşe 15 maç kazanıp rekoru kıran ve daha nice özellikleriyle ön plana çıkan İspanya takımı ile turnuvanın mucize takımı Amerika Birleşik Devletleri oynayacaktı. Herkesin gözü 35 maçlık yenilmezlik serisini 36 yapıp tek başına rekorunu eline geçirecek olan ve maçı galibiyetle bitirirse de zaten elinde olan 15 maçlık galibiyet serisi rekorunu 16′ya çıkaracak olan İspanya’daydı.
Maça tam kadro çıkan iki takım da buz kesen bir havada mücadelelerini ortaya koydu ve Amerika takımı iki yarıda da birer gol atarak İspanya hegemonyasına son vererek ilk finalist oldu. İspanya, Brezilya finaline o kadar çok konsantre olmuştu ki sahadaki rakiplerinin farkında bile değildi. Her ne kadar her zamanki gibi topa daha fazla sahip olan taraf İspanya olsa da skorda üstünlüğe sahip olan taraf Amerika’ydı ve mucize devam ediyordu. Ertesi gün oynanan maçta ise Brezilya takımı soğuk terler döktüğü maçta maça son dakikalarda dahil olan ve frikikten golü bulan Dani Alves sayesinde finalin diğer adı oldu.
Son Avrupa Şampiyonu İspanya 3. Oldu
Üçüncülük dördüncülük maçında ev sahibi Güney Afrika taraftarlarının da desteğiyle zaten şokta olan İspanya takımına karşı bir sürpriz yapmak niyetindeydi ve neredeyse bunu gerçekleştiriyorlardı. 64. dakikada oyuna dahil olan Mphela’nın 73. dakikadaki golüyle 1-0 öne geçen Güney Afrika sıkı bir savunma mücadelesine başladı ve neredeyse başarılı da oluyordu. Ancak 57. dakikada oyuna giren süper yedek Guiza Fenerbahçe’de kötü geçen sezona nazire yaparcasına 88 ve 89’da iki gol atarak İspanya’yı öne geçirdi. İspanyol taraftarlar bir anda kabustan uyandılar ama maç 89 değil 90 dakikaydı ve artık uzatma dakikaları oynanırken gene Mphela sahneye çıktı ve müthiş bir frikik golüyle maçı uzatmalara götürdü. Uzatmalarda ise artık iki takımda yorulmuş ve tempoyu düşürmüşlerdi. Bu sefer de Xabi Alonso sahneye çıktı ve orta şut karışımı kullandığı frikik ağlarla buluşunca İspanya bu kez gerçekten kabustan uyandı ve 2009 Konfederasyon Kupası üçüncülüğünü kazandı.
Nefesleri kesen üçüncülük-dördüncülük maçından sonra ise mucizelerin takımı Amerika ile turnuva boyunca en iyi oyunları olmasa da etkili bir performans gösteren Brezilya karşı karşıya geldiler. Artık herkes Amerika’nın bir sürpriz de Brezilya’ya yapıp yapmayacağını soruyordu çünkü gruptan mucize eseri çıkmış olabilirlerdi ama İspanya’yı bileklerinin hakkıyla yenmişlerdi. Brezilya ise Güney Afrika karşısında pozisyon bile bulmakta zorlanarak son dakikalarda rakibini anca eleyebilmişti. Ama iki takımın kadrosu ve geçmişi karşılaştırılırsa Brezilya çok ağır basıyordu.
Çekirge Bir Sıçrar… İki Sıçrar…
Herkesi şaşırtan durum futbolun mucizelerinin final maçında da devam ediyor olmasıydı. Brezilya topun kontrolünü sağlamış ve özellikle Maicon’un olduğu kanattan ataklar yaparken Amerika ise hızlı çıkışlarla rakibi zorlamaya çalışıyordu. Herkes Brezilya golü beklerken sağ kanattan West Ham United’da oynayan Spector’un ortasına Fulham’da oynayan Dempsey dokundu ve Amerika 10. dakikada durumu 1-0 yaptı. Brezilya bu golün ardından baskısını iyice arttırdı ancak belki de dünyanın fiziksel anlamda en fit takımlarından biri olan Amerika takımının oyuncuları cansiperane bir şekilde kalelerini koruyorlardı. 27. dakikada da Donovan ve Davies’in adeta ders niteliğinde gerçekleştirdikleri bir kontra atak ile Amerika durumu 2-0 yaptı. İlk yarı bu sonuçla bittiğinde şimdiye kadar bir FIFA finalinde ilk takımın golü attığı maçta mağlup olduğu görülmediği için herkes “Acaba mucizelerin takımı Amerika son mucizesini de ilk defa oynadıkları finali kazanıp tarihe altın harflerle geçerek mi gerçekleştirecek?” diye tartışmaya başladı. Ancak bu sefer mucizeyi Brezilya takımı gerçekleştirdi.
İkinci yarıya hızlı başlayan Brezilya 46 da Luis Fabiano ile durumu 2-1 e getirdi. Bu golle moral de kazanan sambacılar baskılarını artırıp 74′te yine Fabiano ile eşitliği yakaladılar. Amerika takımı da arada sırada çıktıkları hızlı ataklarla hala Brezilya’ya rahat vermese de, usta ayaklar kendilerini gösterdiler ve 85’te kornerden gelen topu kaptan Lucio ağlara yollayarak 2009 Konfederasyon kupasının sahibini belirledi.
Şimdiye kadar olan Konfederasyon kupaları içerisinde belki de en heyecanlı ve sürprizlerin en bol olduğu kupayı hep birlikte izledik. Sonuçta favori takımlardan biri kupaya uzansa da favori olmayan takımların mücadelelerini takdirle takip ettik. Artık Dünya Kupası’nın geri sayımı başladı. Umarım Konfederasyon Kupası’nın bize yaşattığı heyecan Dünya Kupası’nda da devam eder ve Türkiye Milli takımını da bu heyecanın bir parçası olarak Güney Afrika’da izleyebiliriz.
* Filmin ve kitabın orijinal adı: The Day of Their Lives
Konuyla ilgili diğer yazılar:
Leave a comment
Son Tweetler
- turk basketbolu eskiden iyi uzun eksikligi cekerdi. su anda ise takimda hepsi dunya capinda 4 uzun var. bu takimla basa cikmak zor! 8 hours ago
- Selçuk Çebi 74kg'da 2010 Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonu Oldu | Spor Stüdyosu http://t.co/ZMZCS0t via @sporstudyosu 9 hours ago
- Sam Querrey'nin US Open kazanacagini sanan Amerikali= UFO goren masum koylu 1 day ago
- us open'da son 16'ya erkeklerde 6 ispanyol, kadinlarda 5 rus kaldi. erkeklerde ispanyollarin yari finali garanti. aciklamak isteyen? 1 day ago
- Dünyanın en kötü kitabı yazıldı! Venus Williams ve Ellen Degeneres'ten şok görüntüler! Hepsi Spor Studyosu'nda: http://bit.ly/crFRhu 2 days ago
Son Yazılar
- Selçuk Çebi Dünya Şampiyonu
- Venus Williams ve Ellen Degeneres Birlikte
- Amerika’da İşçi Bayramı
- Serra Sengel’in Başarısı
- Maria Sharapova’nın US Open 2010 Kıyafetleri
- Londra 2012 Ticari Ürünleri Satışta
- Avrupa’da 5′te 2
- Singapur 2010′da Bir İlk
- Singapur 2010′da “Sade” Bir Anne
- Şampiyonlar Ligi Yolcusu Kalmadı!
- Chris Thater Anısına
- Şampiyonlar Ligi’nde Dramatik Gece
- New York’ta Son Perde..
- Andy Murray Vogue Eylül Sayısında
- Air Jordan Retro 11 – “Cool Grey”
Son Yorumlar
- Resul Kalaycı Olimpiyat Şampiyonu için Turan
- Ersan Avrupa’yı Sallamaya Devam Ediyor için ersan ilyasova
- Beşiktaş’ın Oyun Sistemindeki Büyük Tehlike! için Can Aciksoz
- Vuelta’ya Doğru için serkan77
- Singapur 2010′da Bir İlk için Alper Ecevit







